SS501 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SS501 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2014 Perşembe

Öylesine Bir 2013 Yazısı...


Heheh tabii ki 2013 ile ilgili ciddi bir yazı yazmam beklenemezdi ama esasında bu  kendi çapında blog içinde ne olmuş onu göstermesi bakımından ciddi sayılır :P

Hazır 2013 de fazla yazı yazmamışım o zaman 2013 ün en çok okunan 5 yazısını listeleyeyim dedim. Sonuçlara ben de biraz şaşırdım gerçi :)

2013 ün en fazla okunan ya da görüntülenen diyeyim yazısı aslında çekiliş yazısı olmuş o nedenle onu es geçiyorum.

Numara 5: A Battle Of Wits: Mo gong

Numara 4: Qin's Moon Sezon 2: Night End's-Daybreak

Buna ciddi anlamda çok şaşırdım. Kim okudu, kim etti? Bildiğim izleyen yok. İzleyen varsa beni bulsun muhabbet edelim.

Numara 3: Rolling In The Deep: SNSD

Tiffany' nin videosu gitmiş :( ama parçayı sevmemek elde değil :)

Numara 2: The Phantom Of The Opera: Çince (Mandarin), Japonca ve Korece

:)))

Numara 1: SS501 ve No Matter What

Açık ara birinci :))

Öyleyse birinciliklerinin şerefine SS501 den gelsin. Yine o parça!!  ama bayılıyorum elden birşey gelmiyor. (tamam, tamam çok sıkıcıyım biliyorum :) ))

SS501- Because I'm Stupid

6 Nisan 2013 Cumartesi

GREASE... Korece...



Bir zamanlar esen bir Grease fırtınası vardı, gençliğinde ya da çocukluğunda bu filmi izleyen nice gençler Greased Lightning eşliğinde tribe girdi, bir Sandy bulayım da Summer Nights seslendireyim dedi ya da gece ay ışığında Hopelessly Devoted To You' yu söylemeye çalıştı. Niceleri jöleyle diktikleri saçlar nedeniyle madara oldu...

Bir döneme Grease damgasını vurdu... Kim ne derse desin klasiklerden biri bana kalırsa...



Aslında 1971 yapımı bir müzikal olan Grease, film olarak 1978 de yayınlanınca büyük başarı kazanıyor ve devam eden 20 yıl boyunca televizyonlarda her yıl iki kere yayınlanmayı garantiliyor.

John Travolta ve Olivia Newton John film deniline ilk akla gelen isimler...

Konuyu uzatmıyor ana mevzuuya dönerek olaya bir de Korece yaklaşıyorum.

Efendim önce John Travolta' dan geliyor... Sandy



Bu da SS501' den Park Jung Min (arkadaki gül yaprakları değişik bir hava katmış :p)



Olivia Newton John' un seslendirdiği parça (yine filmden alayım) Hopelessly Devoted To You



Korece dinlemek istersek Yun Gong-ju seslendiriyor



Öyleyse yaza doğru emin adımlarla ilerdiğimiz şu günlerde bu yazı Summer Love ile sonlanır...



31 Mart 2013 Pazar

SS501 ve No Matter What



No matter What, Andrew Lloyd Webber tarafından yazılmış bir parça ve zamanında Boyzone' un seslendirmesiyle popülerlik kavramının tavanına vura vura bir hal oluyor.

Peki Boyzone ve No Matter What' ın bu blog ile ilişkisi ne?

Bu ilişkiyi kuran SS501 ve onlarında bu parçayı seslendirmeleri.

Uzun lafın kısasını da orta boyunu da bir rafa koyaraktan en güzeli dinleme moduna geçmek diyerek, kıyıya köşeye kaçıyorum.

Boyzone- No Matter What




SS501- No Matter What

24 Ocak 2013 Perşembe

ŞİMDİ ÇEKİLİŞ ZAMANI: Çok Heyecanlıyım İlk Çekilişim :P




Evet...   taşınmadır, bağlantı sorunudur, bir takım koşturmacalardır, bu,şu o, bizler, sizler,onlar derken bu ortam hafiften savsaklandı yine ama neyse hemen sürpriz bir hamleyle toparlıyorum :)

Bu süre içinde güzel olaylar da olmadı değil. Bunlardan birini burada paylaşmak istedim gerçi konuyla ilgili ağzımdan ilk kelimeler çıktığından beri bunu burada paylaşacağım kesindi :) -yine harika bir cümle kurdum, kimse anlamamıştır muhtemelen :) -

Arkadaşım kendini ticarete verdi dostlar, ilk dönemlerinde  kendisine ufakta olsa bu işler nasıl olur biter biraz yardımcı olduğumdan dile benden ne dilersen demişti. Ben de yüzsüzce kendime işime gelen ürünlerde promosyon istedim hahaha ama inanın  ki mp3 bunlar arasında yoktu.

Ben bir müzik manyağı olduğum için arkadaş sağolsun bunu da bana hediye etti. İster misin diye sorduğunda burayı düşünerek evet dedim çünkü etrafta benim gibi müzik delilerinin olduğunu tahmin ediyordum. Kendimin birden fazla cihazı olduğu için bunu da birileriyle paylaşmaya karar verdim...
Bu şeker gibi, minik ama kullanışlı aletin fotoğrafları aşağıdaki şekilde.










Özellikleri:

Yeni ürün... Ben de hiç kullanmadım, aldığım şekilde şanslı kişiye gitmesi için köşeye koydum, orada bekliyor.

8 gb mış. Rengi fotoğrafta görüldüğü gibi mavi

1 adet usb kablosu

1 adet kulaklık

Özel şekil bir kutusu yok ne yazık ki...

ama çok sevimli değil mi, şeker gibi, insanın sevesi geliyor :)

Ara sıra kendimi bunlarla dolu bir havuzda yüzerken görmedim değil, çok çekici renkleri var. Küçük olması da başka bir avantaj.

Neyse efendim, işte bu mp3 playerın sizin olmasını isterseniz buyrun çekilişime... Şaka maka ilk kez çekiliş yapacağım :))


O zaman kurallar diyerek olayı netleştirelim... ahaha kuralmış :)

1- Blog ilginizi çekmiyorsa takipçi olmak zorunda değilsiniz.

2- Twitter da izlemek zorunda değilsiniz. Ziraz biraz sıkıcı bir insan olabilirm :)

3- Facebook sayfamı beğenmek zorunda da değilsiniz.

4- Takipçi konusunda tek bir notum ve şartım var. Bugüne kadar yani 24.01.13 e kadar bu bloğun takipçisi olmuş olanlar çekilişe katılmak isterlerse ve soruları yanıtlarlarsa adlarını iki kere baloncuğa atacağım. Herkesin bilgisi olsun.

5- Etrafınızda bu tarz birşeye sahip olmak isteyen varsa onları da haberdar ederseniz sevinirim belki onlar da sevinir.

6- Arkadaşın linki bu

 bir tıklayıp ona biraz destek verirseniz çok mutlu olacaktır. Soru ve isteklerinizle onu bunaltabilirsiniz.

7- Çekilişe katılım için iki şartım var.

Birincisi;

Herkesin birazcık vakit ayırarak aşağıdaki soruları yanıtlaması... hem biraz paylaşım olsun :)) soruları eksiksiz olarak -opsiyoneller hariç - bu postun altındaki yorumlar kısmında yanıtlarsanız isminiz çekilişe eklenir. İşler bu noktada katılaşıyor :)

SORULAR:

- 2012 nin sizin için en iyi albümü hangisi? Neden? - en az üç cümle yazmak zorunlu -

- 2012 yılında okuduğunuz kitaplar içerisinde (basım/yayın yılı 2012 değil sadece sizin 2012 içerisinde okuduğunuz olmalı) sizi en çok etkileyeni hangisi? Neden? - en az beş cümle -

-uzakdoğu  ilginizi çekiyor mu? çekiyorsa neden, çekmiyorsa neden? - en az üç cümle-

-En sevdiğiniz renk?

- şimdiye kadar izlediğiniz animeler içinde en beğendiğiniz/sizi en çok etkileyen anime hangisi? Neden? - en az üç cümle - (bu soru opsiyonel, isteyen doldursun)

- En sevdiğiniz anime karakteri? (en zor sorulardan biri :)) ) -opsiyonel-

- uzakdoğu filmleri içerisinde en beğendiğiniz film hangisi? neden? -en az iki cümle- (sınırlı ülkeler: çin, hong kong, japonya, kore, tayvan)

- müzik alanında uzakdoğulu gruplar/şarkıcılar arasında favoriniz? neden - en az iki cümle - (sınırlı ülkeler çin, hong kong, japonya, kore, tayvan) (bu soru opsiyonel. dinlemiş /dinliyor olanlar doldursun)

-şimdiye kadar en beğendiğiniz uzakdoğu dizisi hangisi? (sınırlı ülkeler çin, hong kong, japonya, kore, tayvan) (bu soru opsiyonel. izlemiş/izliyor/ilgi duyuyor olanlar doldursun)

Bu opsiyonel sorularda kimsenin kolaya kaçmayacağına inanıyorum. amaç burada paylaşım. yazalım,paylaşalım...

İkincisi;

Adsız yorumları kabul etmeyeceğim. katılmak isteyen herkesin yanıtlarının altına twitter ya da varsa blog adresini eklemesi zorunlu. her gün isminiz eklenmiştir diyerek bilgi vereceğim, dilerseniz bundan sonra iletişim adresinizi silebilirsiniz.

Eveeeeettt, şartlarımız bu kadar... Son katılım tarihi 15 Şubat 2013.

Bu süre içinde içinizden gelirse etrafınızdakileri haberdar etmeyi unutmayın.

Arkadaşın linkine göz atın, sevindirin :)) Buyrun link

Herkese bol şans....


Madem mp3 müzik dinlemek için bunu hemen bir müzik seçkisiyle sonlandırayım.

Çeşitli kategorilerden keyiflenmek için gelsin.

Öncelikle Kore'ye yöneleyim ve k-pop' un en kalabalık iki grubuna el atayım.



İlk parça Super Junior' dan gelsin... benim için Suju klasiklerinden biri "sorry,sorry"







İkinci parça yine K-Poplardan SNSD den;




Hazır Kore semalarında dolaşıyorken kore dizilerine (k-drama) lara değinmemek, onlardan bir iki parçayı bu listeye dahil etmemek olmaz.




Öyleyse öncelikle Jumong dan gelsin. Jumong Ost' un da yer alan favorilerimde bir tanesi...sesangi  nareul ora Hane








İkinci bir kore dizisi parçasına yer verelim. O da Boys over Flowers dan gelsin. K-pop un en sevimli gruplarından bir tanesi SS501 Because I' m a stupid. (SS501' in bu canlı performans çok hoşuma gitti :) )



Rotayı Japonya' ya çeviyorum. Blogun ana içeriklerinden bir tanesi olan animelere değinmeden olmaz. 2012 yılında izlediğim bana göre en sağlam animelerden bir tanesi olan Mobile Suit Gundam 00' ın ilk sezon açılış parçası, artık J-rock dinliyorum diyen hemen hemen herkesin bildiği L'arc En Ciel den gelsin.


L'arc En Ciel/ Daybreak's Bell


Visual kei/Jrock sahnesinin en poüpler gruplarından bir tanesi olan The Gazette yi de anayım. 




Japon dizilerinden (dorama) söz etmemek ayıp olur. Öyleyse Majo Saiban da da kullanılan Fukuyama Masahuru' nun Kenshin i ile kulaklar şenlensin...




Uzakdoğu semalarında dolaşırken ve Hong Kong cephesine dönersek Çin/Hong Kong filmleri statüsünde 7 den 70 e herkesin sevgilisi Jackie Chan söylesin. Little big soldier isimli Çin filminden...





Not1: kargo ücreti bana ait
Not2: fotoğraflar her zamanki gibi kötü ama idare edin işte, kapasite bu kadar :))

9 Aralık 2012 Pazar

OPPALAR KAPIŞIYOR: K-POP Takımı vs KORELİ AKTÖRLER Takımı... Bir Futbol Mücadelesi









Vidalarımın gevşediği ve moralimin çok bozuk olduğu bir günün sonunda - öyle ki sinir bozukluğundan gülme krizine bile girmiştim gün içinde etrafımdaki canlıların şaşkın bakışları arasında- yolda boş boş yürürken ayaklarımın beni 150 000 kişilik futbol stadına getirdiğini farketmemişim. İçerisi gelen seslerden anlaşılacağı üzere çok kalabalık olmalıydı. İşin ilginci etrafta giriş kapısını bulabilmek için koşturan insanların kadın ağırlıklı olmasıydı. O esnada köşeden " pştt pştt" diye seslenen karaborsacı amca;

"Az önce bana lotodan büyük ikramiye çıktı, bu karaborsacılık işine tövbe ediyorum. Elimde kalan son bileti al sana veriyorum"  dedi ve ninjavari bir şekilde dumanlar arasında yok oldu.

Bu işte bir gariplik var ama hadi neyse diye giriş kapısının yolunu tutarken bir yandan da bileti inceliyor, "ne maçı var ki acaba?" diye düşünüyordum.

Sonra gözlerim milyonlarca galaksinin içinde barınan milyarlarca yıldız ışıltısında parladı.

K-pop üyeleri, Koreli aktörlere karşıydı!!!! Bir nevi klasik tabirle oppalar kapışıyor futbol müsabakasında kendimi bulabileceğim aklımın ucuna gelmezdi !...

Yerimi aradım durdum, içerisi oldukça renkliydi bu arada. Bir baktım benim koltuk kale arkasının en üstünde... Karaborsaya tövbe eden karaborsacı adamın hediye edeceği bilet bu kadar olur zaten dedim kendi kendime. Gittim, koltuğun üzerinde cup noodle. "Bu ne ki ?" dedim. Önde oturan kızlar "Oppa oppa en büyük oppa bizim oppa" diye halay çekerken elime bir kağıt verdiler. Verilen notta şöyle yazıyordu;

" Kusura bakma, tezahurat ve koreografiyi bozamıyoruz. Noodle firmasının promosyonu. Afiyet olsun. Biz de yedik bizim koltuktakileri "


Bu gelişmenin iyi mi kötü mü olduğuna karar veremeden oturdum koltuğa..."Dürbün getirseydim bari" diye düşünürken yanımda "Oppa Oppa" adlı koreografiyi sergileyen hatunun olası  darbelerinden korunmak için biraz ilerisinde durmaya gayret gösteren hayatından bezmiş çocuk; "Biz kamera ve evden LCD televizyonu getirdik, kuracağız buraya. Sen de buradan izlersin" dedi. Bu arada kız gözünde şimşekler çakarak bana döndü; "Sakın oppama üç saniyeden fazla bakma ekranda" dedi.O an soramadım " 22 oppadan hangisi seninki kardeş?" diye o yüzden" Eywallah" dedim. Sonra kız "şaka yaptım" dedi. Hepimiz kardeşiz adlı parçasına geçti.

Tam oturup noodlemı açacakken eski dostum, ünlü spor spikeri 150 000 kişilik stadta karşılaşmayı sunacağı noktadan beni görüp el salladı. İki dakika sonra kağıttan bir uçak ayaklarımın önünde belirdi.

"Buraya gel, karşılaşmayı beraber sunalım. Hem sen kim kimdir seçebiliyorsun, yardımcı olursun. Ben de bu arada ikinci el arabalara bakarım" yazıyordu.

Bu fırsat kaçmazdı! Hemen oraya doğru yol aldım. Sahayı gayet yakın ve net görebilen bu noktaya ulaşmak için 15 farklı grupla halay çektim, 20 farklı grupla tezahürat yaptım.

Oraya ulaşınca öncelikle elime ilk 11 leri verdiler.

K-POP TAKIMI

Kaleci: Kadroyu kuran kaleye Chang Min'i (DBSK) almıştı.


Chang Min, geniş kulaklarıyla meşin yuvarlaktan gelen sesleri duyacak şekilde kendini geliştirmişti. Ayrıca hayvani  tiz bir  sesi olduğu için gelen atakları ve şutları sololarıyla savuşturabilecek yeteneğe sahipti. Ne yazık ki bizler takdir etmesek de  kendine 2 beden büyük gelen vatkalı ceketini giydiğinden kalesini dolduran bir rugby oyuncusuna benziyordu( rugby ve kaleci ilişkisi hahahahah) Genç, atletik ve yetenekliydi...







Defans üçlüsü: Bu üçlünün ortasında Yunho  yer alıyordu. Liderliğe alışkın yapısı, atikliğiyle iyi bir organizatör, tehlikeyi sezen bir oyuncuydu. Maç esnasında tribünlerden bir ayının attığı pet şişe kafasına isabet edince bir an baygınlık geçirdi. O anlarda stadda büyük bir sessizlik oldu. Bu esnada güvenlik güçleri suçluyu fan girllerin linç girişiminden güçlükle kurtardı.  Pet şişeyi atan kişinin bir Türk olduğu ortaya çıktı. İfadesinde "Ben bizim oradaki derbilerden biri sanmıştım, baktım tüm oyuncular çekik gözlü, hepsi aynı. Bizde adettir, sinirlendim, el alışkanlığıyla fırlattım şişeyi "dedi.

Fan girller yakasını bırakmadı. Bu arada Yunho maç sonrasında konuyla ilgili sorular üzerine yaptığı açıklamada olgun bir tavır sergileyerek;                                

 " Arkadaşı gördüm, genç bir arkadaş. Benden özür diledi. Hatalı bir hareket yaptı ama hatasını anlayacağını umuyorum, bir daha bu tarz bir girişimde bulunmayacağını düşünerek şikayetçi olmayacağım" dedi.

Yunho' nun solunda K-POP vs J-POP karşılaşmasında kadroya giremediği için ağlama krizine giren Kyuhkun'a (Super Junior) yer verilmişti. Röportajlarında çok çalışacağını belirtmiş. Defansın sağ tarafında ise Hyun Jun (SS501) yer alıyordu.


Orta Beşli: Orta beşlinin ortasında aynı zamanda takım kaptanı olan Bi Rain oynuyordu. Fazla söze gerek yok sanırım. Organizatörlüğü, dans olayında tanıklık ettiğimiz tekniği, kıvraklığı ve oyun zekasıyla takım için daha iyi bir kaptan düşünülemezdi. Aynı zamanda futbol otoriteleri Bi Rain'in şu klibinde sergilediği tekniklerden üçünü sahada üst üste uygulaması durumunda tribünlerdeki kaç yüz bin seyircinin aynı anda fenalık geçireceğine dair bahis oynuyordu.

Bi Rain' in solunda Yoochun (JYJ) sağ tarafında ise Young Saeong( SS501) yer alıyordu.

Sağ kanat ise Jae' ye teslim edilmişti. Yırtıcı, zaman zaman zarif tekniği ile kanatlardan bindirmeler yapmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Karşısında rakip takımdan JGS' nin olması tribündekileri çıldırtmaya yetmişti gerçi. İkisinin de gülümseme tekniği çok güçlüydü. Çok dişli bir karşılaşma olacaktı. Maç boyunca bu ikisinin karşılık düet yaptığı ama birlikte şarkı söylerken ikili mücadeleyi de bırakmadığı görüldü. Kapılarda bekletilen ambulanslar seyircilere yetmedi.


K-POP orta sahasının sol kanadı  Park Jungmin' e teslim edilmişti. (SS501)


Forvet: İleri ikilide Junsu (JYJ) ve T.O.P (Big bang)yer alıyordu.

İkisi de atletik yapılı, atak, çevik ve tekniktiler. K-Pop takımı ikisinden de çok şey bekliyordu. Ayrıca Junsu' nun suratını büzme tekniğinin karşı takım kalecisinin üzerinde etkili olup olmayacağı merak konusuydu. En büyük beklenti ve merak konusu ise bu ikisi gol attıktan sonra gol atanın önderliğinde sergilenecek gol sevinci koreografisiydi.


Bu arada soyunma odasından aldığım duyumlara göre Junsu ve TOP' a bir kısım taraftar not göndermiş ve maç günü ikisinin de saçının sarı olmaması rica etmiş. Junsu ve TOP aralarında yazı tura atarak kimin sarı saçlı kalacağına karar vermişler.

KORELİ AKTÖRLER TAKIMI:


Kaleci: Kalede Hang Jung Soo yer alıyordu. Muazzam yapısı, dizilerde sergilediği çevikliği ve deneyimiyle Koreli Aktörler Takımı, kaleyi emin ellere teslim ettiğini düşünüyordu.











Defans Üçlüsü: Defans üçlüsünün ortasında Gong Yoo yer alıyordu. Efendi, naif ama teknik. Defans ekibini başarıyla yönlendireceğine inanılıyordu. Solunda Uhm Tae Woong, sağında ise Kim Nam Gil yer alıyordu.









Soyunma odasından gelen dedikodulara göre ilk yarı boyunca Uhm Tae Woong ve Kim Nam Gil birbirlerine Yooşin ve Bidam diye seslenerek (Muhteşem Kraliçe' nin etkisinde kalmışlar) sen bana şunu yaptın, sen Dog Man'ı kaptın diye tartışmaya girmişler. Hatta Uhm Tae demiş ki;  " Mishıl' ın oğlu, tahtın varisi olabilirsin ama ben de azimle kayaları yardım!", Kim Nam Gil' de şöyle yanıt vermiş; "Yardın da ne oldu? Bire karşı 50 kişi kavgaya girilir mi, raconun bu mu oğlum?". Devre arasında Gong Yoo muhteşem gülümsemesini bozmadan ikisini barıştırmış.

Orta Beşli: Orta beşlinin ortasında takım kaptanı olacak şekilde Bae Yonh Jun yer alıyordu. Yaşının ileri olması dezavantaj olarak görülse de maç esnasında gayet formda olduğunu ispatladı. Gülümsemesi yüzünden hiç eksilmedi. Sağında Hyun Bin yer aldı. Yoochun ile karşılıklı gülüşüp ara ara gamze yarışına girdiler.

Solunda ise Lee Minho oynuyordu...


Orta sahanın sol kanadı JGS' ye emanet edilmişti. Gözlerine sürme çekip Jae' yi korkutma girişimine Jae de gözlerine sürme çekerek karşılık verdi. Maç bitiminde JGS dekolte formasını Jae' ye verirken, Jae' de ışıltılı kramponlarını JGS' ye verdi.

Sağ kanat ise Lee Jun Ki' ye emanet edilmişti. Hızı ve estetiği ile tribünleri kendine hayran bırakırken bir ara sıcak nedeniyle yelpazesini  çıkarıp yelpaze dansı yapmaktan da geri durmadı.








Forvet: İleri ikilide Kang Dong Won ve Jong Hyuk oynuyordu. Kang Dong Won o güzel bakışlarıyla her tribüne döndüğünde ambulans sirenlerinin seslerinde artış oldu. Gayet estetik, atik ve zekice oyun anlayışıyla başarılı bir performans ortaya koydu. Hava toplarına oldukça hakimdi.

Jang Hyuk ise kendinden beklendiği şekilde forvette oldukça hızlı ve yırtıcı idi. Chuno' nun etkisinde kalmış olacak ki ataklar esnasında " Ben Lee DaeGiiiiilliiiim" diye hönkürdüğü sıklıkla duyuldu.




K-pop takımı daha genç bir yaş ortalamasına sahip olduğundan ötürü daha enerjik ve deli doluydu. Aktörler takımı ise yaş ortalamasının daha yüksek olmasını deneyimleriyle avantaja çeviriyordu...

Maçtan kareleri ve maçın akışını sizlere daha sonra bildireceğim... Ama maç başlangıcında ben de düşünüyordum; kazanan kim olur acaba? Kim olur ki?

28 Mayıs 2012 Pazartesi

How Deep is Your Love: K-Pop


Geçtiğimiz günlerde Bee Gees grubundan Robin Gibbs de hayatını kaybetti. Taaa eskilerin kökünden gelen bu gruba blogun konsepti içinde değineyim ve anayım dedim.

1977 yılında yarattıkları "How Deep Is Your Love" bilindiği gibi o zamanın listelerine tabiri caizse dalıp duman etmişti ardından pek çok grup tarafından da milyonlarca kez coverlanmıştır sanırım.

Bu noktada K-Pop çerçevesindeki yorumlara da göz atmakta fayda var zannımca (ya da yok aslında ama işte aklıma geldi)

Öncelikle parçanın Bee Gees hali...



SS501 çocuklarından iki tanesi (bilin bakalım kimler?) ve pek şirin pembe pembe yorumları



K-Pop olayının ağabeylerinden Kangta' nın yorumu



Im Taekyung ve How deep is your love yorumu.



Bu kadar pop,pop, pop, pop,pop demişken kötü bir gün geçirmiş olmanın verdiği iğrençlikle son manevramı da yapıyorum. Take That hali ahahahahahahahahahahahahah!!!!!!!!!!!!!!!( vidaların gevşemesi durumunu yaşıyorum:P). Son anda şuurumu topladım ve vazgeçtim :))

31 Mart 2012 Cumartesi

ÇAMAŞIR MAKİNESİ: Darth Makine' ye Veda...

Elektirkli ev aletleriyle başarılı(!) ilişkilerim devam ediyor... En son buzdolabı olayından sonra irili ufaklı çeşitlli olaylar atlatarak hayatıma devam ettim. Bu yazının sebebi ise çoooook sevdiğim çamaşır makinesinin yokoluşa attığı adımdır ancak aşağıdaki sebeplerden de anlaşılacağı üzerine hiç cıvımıyorum ve saygıyla yazıya devam ediyorum...

Öncelikle bu acı(!) olay için SS501' den Bye Bye geliyor...



Aslında hedefim sadece bu parçayı paylaşmakken gece rüyama girip "ayağını denk al" mesajını vermesi nedeniyle daha ağır ve oturaklı davranıp kendisine bir de J-Rock dünyasında uzun yıllardan beri varlığını devam ettiren ve benim de pek bir sevdiğim L' arc en Ciel armağan etmeye karar verdim.




Bu çamaşır makinesi ile ilişkimiz aslında oldukça normal başlamıştı. Mesafeli ve saygıya dayalıydı. Ben işim olmadıkça onu rahatsız etmezdim o da boş vakitlerinde kendince takılırdı ama bir süre sonra bir isyankar olmaya başladı. Çamaşır yıkarken orası burası oynamaya ve zamanla içindeki suyu kapağından doğru banyoya kusmaya başladı. İlk zamanlar hastadır dedim dokunmadım ama ben alttan aldıkça daha da ukalalaştı artık çamaşır yıkamak bir eziyete dönmüştü. taa ki o güne kadar... Yine banyoyu su basmış ve ben bir elimde süpürge suları ittirmeye çalışırken ve bir yandan da suçum neydi benim diye isyan ederken o sesi duydum;

" sen çok gebeşsin, bu kıyaklarımı unutma! formda kalman için sana egzersiz yaptırıyorum nihahaha".

Elim ayağım dolaşmıştı sadece bir anlığına ama önemsemedim, hayata devam ettim.

Zamanla ton daha da sertleşti...

" Kör müsün ? Bak şurada su kaldı, çalış köle!!!Al sana daha fazla suuuu!!" diyerek tam ben banyoyu kurulamanın verdiği rahatlığı yaşarken fıskiye misali daha fazla su fışkırtıyor, üzerime üzerime yürüyordu.

Psikolojim bozulmuştu. Artık dünyayı ele geçirmeyi amaçlayan ve bu esnada birbirlerine verdikleri gizli sinyallerle sahiplerini öldürmeye çalışan gizli bir çamaşır makinesi örgütünün üyesi olduğunu düşünmeye başlamıştım.

Bir gün canıma tak etmişti. Ortam yine havuza dönmüşken Karete Kid' in cilala parlat tekniğini uygulayıp;

" Artık yeter hurdacıya veriyorum seni düdük!!" diye tehditkar bir tonda gürledim.
Tüm gürültü bir anda yok oldu. Sonra sanırım kendimden geçtim ki böyle mavi, mor, kırmızı, turuncu bir koridordan geçerek kendimi bir platformda buldum. Önümde her iki yana dizilerek arada bir koridor oluşturmuş yüzlerce çamaşır makinesi sıralanmıştı. Bir kruvaziyer platforma yaklaştı. Noluyoruz derken kruvaziyerin kapısı açıldı ve kapının ardında parlayan mavi ışığın önünde merdivenlerin başında arkasında siyah pelerini ile birlikte benim düdük göründü. Tüm makineler kapaklarını yep yep yaparak sanırım onu selamlıyordu. Merdivenlerden indi - nasıl indiğini göremedim - ve bana doğru yavaşça ilerlemeye başladı. Bu sırada makineler yep yepe devam ediyordu. Önümde durunca bana arkadan birşey çarptı baktım küçük merdaneli bir makine imiş. O ani darbeyle dizlerimin üzerine düştüm. "Oha noluyoruz?aaa naber düdük?" dedim ve aramızdaki diyalog - daha doğrusu ağırlıklı olarak monolog -şöyle devam etti;

Düdük: Ağzını topla!! Ben tümale galaksisinin büyük generali ve çamak gezegeninin lorduyum! Sen dizlerinin üzerinde benim sadece bir kölemsin ve burada deplasmandasın, akıllı ol!

Ben: (neredeyim??)

Düdük: burada gördüklerinin ve daha fazlasının hepsi bana itaat eder. evet gizlice bir başkaldırı planladığımızı düşünmen doğruydu. Senin o minik galaksindeki gezegenleri patlatacak çamaşır yıldızını inşa ediyoruz nihohohoho! bu plan tamamlanana kadar benim kölemsin ve ben senin evinde kalacağım. hareketlerine dikkat et, kafan kırılmasın! - bunu derken gerçekten tek kaşının kalktığını gördüm sanki -

Nutkum tutuldu, ağzımı açamamıştım. Tam açıp yep yep demeye çalışıyordum ki teker teker pat pat pat sesleri çıkarmaya başladılar. Ses o kadar korkunçtu ki bayılmışım kendime geldiğimde yine banyodaydım.

Gerçekliğine kanaat getiremediğim bu durum nedeniyle düdüğü atmayı erteledim ancak hala banyoya girdiğimde kötü bakışlarını üzerimde hissediyor tırstığımdan saygıda kusur etmiyordum ancak her gün elektrikli süpürgeye sarılıyor ve alaaddin' in sihirli lambası gibi onu okşuyor ve içinden çıkacak "Tawannanna tek umudum sensin..." temalı mesajı bekliyordum.

Taaki bu haftaya kadar... Sonunda cesaretimi toplayıp ondan kurtuldum. Yeni gelene sesleniyorum Shinee ile. K-pop' un cıvıltısıyla...



Şu anda bu videoda dans eden çocuklar yerine dans eden çamaşırları görüyorum...

Gerçi bu geleninde bir suikastçi falan olup olmadığını bilemiyorum ama umudum var :)

O zaman J- Rock' ı da atlamayarak onun için seçtiğim Heidi.' nin "Hello" su da gelsin... Dinleyelim güzelleşelim...

2 Temmuz 2011 Cumartesi

BECAUSE I'M STUPID: Dikkatli Olmak Lazım....

SS501 pek dinlediğim bir grup değildir. En kayda değer bulduğum albümleri “All My Love” idi. Bunun içinden de "Let's break away"'i severdim.


Boys Over Flowers' ın parçalarından olan "Because I'm Stupid"'i de o zamanlar sevimli bulmuştum diziden sonra unutmuş gitmiştim.



Günlerden bir gün Kim Hyun Joong'un akustik versiyonunu dinleyene kadar. İşte azap dolu zamanlar başlamıştı. Bir anda sardım daha doğrusu anlamsızca esir alındım. Durum tehlikeliydi farketmiştim. İçimden bir ses gitarımı çıkarıp çalmayı denememi bile söylüyordu ama tembellik zaman zaman hayat kurtarıcı olabiliyor.



Bu proje gerçekleşmedi fakat bu esir alınma hastalığı bir süre daha devam etti. Hala her iki versiyonuna da temkinli yaklaşırım....

16 Nisan 2011 Cumartesi

KLİP YORUMU: SS501 ve Herbo, Mikkirabu ve Fanmin...


Herbo, Mikkirabu ve Fanmin toplanarak SS501' i incelemeye karar verdi.

Bilinen bir grup olması nedeniyle ayrıca inceleme gerek yok diye düşünüyorum ancak haklarında üzüldüğüm bir nokta var ki şu parça ve klibin bu üçü tarafından bilimsel çalışmaları için seçilmiş olması. Bilerek mi seçtiler yoksa tesadüfen mi bilemiyorum gerçi... Yorumlar aşağıda ;


************************************************************************************





Fanmin: Giriş güzel... Oha çocukların hepsi güzel. Bingo!

Herbo: Güzeller ama biraz gerizekalı tripleri içindeler. Şu beyazlı yardı beni

Fanmin: Salak o, sırıtıyor korkuluk gibi.

Mikkirabu: Klibin teması embesillik mi? Şortlara bak ölüyorum!

Herbo: Sanırım ergenlik ve sancıları

Fanmin: Iyyy

Herbo: Dansa bak ya, haribo dansı gibi...

Mikkirabu: Şarkı kötü ya

Fanmin: Kızı röntgenliyor öküz

Mikkirabu: Kız da oha ya , nerd ama frikik veriyor.

Fanmin: At kızım kendini yere

Herbo: Biri de ajan olmuş garibim ya...

Fanmin: Şimdi de james bondculuk oynuyorlar. Bir de rol yapabilse...

Herbo: Drama queen ama salak

Fanmin: Barmen güzel ama

Mikkirabu: Noluyor ya?

Fanmin: Oha kıçlarını da ellediler.

Mikkirabu: Evet şapkalı en güzeli şimdiye kadar gördüklerimin içinde

Fanmin: Tamamen fan service dolu. Yatağı kıracak ayı

Herbo: Alıp dövme isteği uyandı içimde. Aaa kızı kaldıramadı salak

Mikkirabu: Yatakta dövünme sahnesine oha

Fanmin: Kaldıramadı kızı salak

Herbo: Hayallerinde ajan...

Mikkirabu: 12 yaşında genç kız sanki

Herbo: Makarino dansına da benzemiş

Fanmin: Çok komik öldüm gülmekten embesil takımı

Mikkirabu: Komik video tadında şarkı klibi

Fanmin: Iyyy


Fanmin: Yurdumuzca tabir edilen aptal sarışınlara uyan fakat kategorisi sarışın değil de bişi olan bir takım çocuğu izledik. Şarkı iğrenç kendileri de bebeler gibi ilgi çekmeye çalışmışlar. Kliptede güzel olan şey kıçımız oraya akın diyede bol bol göstermişler. Tiksindim ya şarkı 3 çocuklardan bazıları güzel olsa da klip 2 ıyyyy


Herbo: Parça kötü. Dım tıt dım tıtıttt tadında... hadi 5 diyeyim. Bir tarafı kalkmış ergenlerin acı çığlıkları tadındaki klip traji komik. Grup üyelerinin istediklerinde ne kadar gerzek olabildiklerine tanıklık ettik ayrıca haribo ve makarina dansı karışımı koreografi sayesinde dehşete düştüm ama gençlerin performansı adına yine bir 6 veriyorum, uğraşmış didinmişler. Zaten sonları hüsranla bitti bir de ben vurmayayım.


Mikkirabu: Şimdi bu gençleri tanımam etmem çokta sert girişmek istemem ama şimdiye kadar denk geldiğim en itici klibi çekmişler diyebiliriz. Klibin teması embesillik ise temayı dopru yansıtıyor ancak başka bir şey ise kendilerine bööö diyorum. Şapkalı genç biraz sempatiden kazansa da kostümler o kadar iğrenç hareketler o kadar yapmacık ki midem kalktı şarkı çok sıkıcı ve klişe 5 klip 3. Yoruldum lan sshedenhödö yordun beni...

***********************************************************************************************


Sonra dünya dışında hayat var mı acaba diye düşünerek araştırmalarına başladılar...


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...