Ahn Sung-ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahn Sung-ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Haziran 2015 Pazar
The Tower ( Ta-weo ) : K- Movie
Kim Ji Hoon' un yönetmenliğini yaptığı 2012 yapımı The Tower' da Sol Kyung-Gu, Son Ye-Jin, Kim Sang-Kyung, Kim In-Kwon, Do Ji-Han, Park Chul-Min, Lee Han-Wi, Ahn Sung-Ki gibi isimleri izlemek mümkün. Kim Ji Hoon, bu film için 1974 Hollywood yapımı The Towering Inferno' dan ilham aldığını belirtmiş.
Kendi türüne bir yenilik getirmiyor The Tower ama bu tür içinde başarılı filmlerden. Olaylar Tower Sky adı verilen arada bir köprü ile birbirine bağlanmış iki gökdelenden oluşan bir yapıda geçiyor. Oldukça lüks olan bu binalardan bir daire alabilmek benim gibilerin pek harcı değil. Zaten istemem zira o köprüyü kullanırken ortada kalp krizinden giderim muhtemelen.
Binada yaşayanlar çeşitli karakter özellikleri göstermek ile birlikte ortak özellikleri çok fazla paralarının olması. Binada yaşayanların dışında bu binayı çekip çevirmek, yemeğini tedarik etmek, güvenliğini sağlamak adına da neredeyse bir ordu çalışıyor. Filmin ilk bölümü binayı, binadaki yaşamı ve çalışanları tanımak ile geçiyor. Ana karakterimiz, binanın güvenlik birimi koordinatörü olarak kızını tek başına büyüten ve aynı zamanda restoran müdürü Lee Dae-ho' ye yazan Seadam rolünde . Yılbaşı akşamı verilecek parti için tüm hazırlıklar son sürat devam ederken binanın teknik aksamına ait görülen ufak tefek sorunlar ise güvenlik müdürü tarafından bir güzel kulak ardı edilmekte. Yılbaşı akşamı için hava tahminleri kar göstermememekte ama şiddetli rüzgar uyarısı vermeyi de ihmal etmemekte.
İşte herşey bu noktada başlıyor. Binanın sahibi olan kişi zaten şahane bir parti organizasyonu hazırlamış, bina çok şık, içinde yaşayanlar ve davetliler son şekil ama insanoğlunun gösteriş tutkusu bitmiyor işte. Adam madem yılbaşında kar yok o zaman karı ben yağdırırım diye inat ediyor ve helikopterlerle kar yağdıracağım diye inat ediyor. Olaylar devam ediyor...
Filmin görselliği ve sahneleri güzel. Bir noktadan sonra tempo düşmüyor. İnsanı zaman zaman geriyor. Oyunculuklar iyi.
Binada sıkışan insanların dışında itfaiyecilere de değinmeden geçmemiş film. Öyle aman kahramanız modunda da takılmıyorlar pek, işimiz bu diyerek işlerine sarılıyorlar.
Hayatta görülen sinir bozucu detaylar da eklenmiş filme. Sınıf farklılığı, kibir, acil durumlarda makam - mevki- para sahiplerinin kurtarılma önceliği, işini yapan insana bağırma çağırma vs...
Genel olarak bana kalırsa iyi film. Özellikle türü sevenler kaçırmasın.
Merak edenler için trailerı;
Etiketler:
Ahn Sung-ki,
film,
Kim In Kwon,
korean,
sol kyung gu
28 Aralık 2013 Cumartesi
The Divine Weapon: Singijeon
2008 yapımı G. Kore filmi olmakta kendisi ve yönetmeni Kim Yu-Jin. Kadroda yer alan bazı isimler şu şekilde;
Seol- Ju: Jung Jae-Young (örnek: going by the book)
Hong Ri: Han Eun Jung
King Sejong: Ahn Sung-Ki (örnek: battle of wits ya da duelist)
In-ha: In Gyo-Jin
Hani insanın hep izleyeceğim izleyeceğim diyerek ötelediği filmler vardır ya bu da onlardan bir tanesi benim için. Bu yazının yazıldığı günden haftalar önce izleyip bitirdim filmi.
Joseon' un, Ming egemenliği altında olduğu ama bir yandan da özgürlüğü için alttan alta çalıştığı dönemlerde eğlenceli bir tacir olan Seol-Ju' nun yanına Hon-Ri gelmek zorunda kalır.

Bir süre sonra kutsal silahı ki Ming' e karşı Joseon' un egemenliğini sağlamasına sebep olacaktır geliştirmeye başlarlar.
Tabii silah geliştirmek öyle kolay değil, yaralanması var, kazaya uğraması var... Üstelik gizli silah, Ming casuslarının eline geçmemeli çizimler.
Konudan da anlaşılabileceği üzere romantizm süslü, tarihi aksiyon filmi.

Güzel aksiyon sahneleri, özellikle Jung Jae Young' dan iyi performans, derli toplu güzel bir film.
Benzer dönemi ele alan bir kısım dizilere aşinaysanız ( misal; Jumong, Chuno vs..) daha da hoş gelecektir gözünüze.
****** spoiler sayılabilir ama sayılmayabilir de bilemedim****
ohahaha adamlar roket yaptılar yahu hohohoho diye gülüyordum bir ara sonra roketi geçtim uzun menzilli rokete döndüler yine güldüm. Ben güldükten sonra filmin sonunda not düşüyorlar; ilk roket 15. yy da Joseon Döneminde icat edilmiştir, Avrupa da ise yaklaşık 300 yıl sonra diye. Sustum :) Ne bunu ne de havai fişek konusunu araştırmadım.
*******spoiler sayılabilir ama sayılmayabilir de bilemedim***
Bu arada film pek çok ödül almış ulusal ve uluslararası arenada.
Bana kalırsa çok efsanevi değil ama kötü de değil. Güzel vakit geçirmek ve hem tarihi hem de aksiyon filmi izlemek isteyenlere tavsiyemdir.
12 Mayıs 2013 Pazar
A Battle Of Wits: Mo gong
Sıra gelmişti bu 2006 yapımı Jacob Cheung Chi-Leung' un yönetmenliğini yaptığı Hong Kong filmine.
Bu filmle ilgili duygu ve düşüncelerim karışık biraz bakalım nasıl toparlayacağım?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki ilk sahnede Choi Siwon' u gördüğümde dumur oldum ve yaklaşık bir beş dakika "ahaha ne alaka lan Liang Shi olarak Siwon görmek?" diyerek filmi takip edemedim.Ne yalan söyleyeyim ilerleyen dakikalarda da alışamadım çabucak.
Siwon dışında, Andy Lau, Fan Bing Bing ( bu ikisi kadrolu ikili oldu, bir alana ikincisi bedava gibi bir kampanya mı anlamadım! :) hangi filmi izlesem bu ikisi. ), Nicky Wu, Ahn Sung Ki (işte bir Koreli daha...) barındıran film ülkesel çeşitliliğe Çince konuşan bir siyah ekleyerek yelpazeyi daha da genişletmiş.
Gelelim filmin konusuna: Savaşan devletler döneminde Zhaou, Yan devletine saldıracaktır, yolu üzerinde yer alan küçük bir devlet olan Liang' ı da ortadan kaldırmak niyetindedir. Seferin başında Zhaou' nun adı sanı hatırla anılır komutanlarından Xiang Yanzhang bulunmaktadır. Liang küçük bir devlet olduğundan Zhaou' nun hayvani ordusuna karşı durabilecek durumu pek mümkün değildir bu nedenle Mozi'den (yani Mohist Okuldan) yardım istemişlerdir. Devletin keyif düşkünü hafif alkolik kralı Liang zaman zaman duruma dahil zaman zaman zevk-ü sefadadır.
Zhaou ordusu kapıya dayandığında Mozi' den 1 kişilik yardım gelir. Mohist Ge Li ( Andy Lau). Tek başına şehri savunacaktır. Bu noktada aksiyon beklemeyin. Önceliği halkı, kendisinde şüphe eden kraliyet ailesi ve yetkililerini teslim olmak yerine direnmeye ikna etmeye verir. Sonra da şehri savunma üzerine sistemlerini geliştirir.
Zhaou üzerinde başarı sağladıkça Ge Li' nin popüleritesi artmaya başlar. Adı Kral Liang' dan önce anılır olur işin dahası Liang Shi (Siwon) yani prenste Ge Li' yi takdir etmektedir. Zhaou ordusu da geri çekilince filmde ikinci bölüm başlar. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedik diyen Kral Ling, Ge Li ve destekçilerinin ortadan kaldırılmasını en birinci generali General Niu' ya emreder ve durup duruken yine ortada bir kan fırtınası oluşur. Şehrin savunmasında başarıyla savaşmış pek çok asker, konudan habersiz halk yine yalan olmaya başlar.
Bu esnada Zhao ordusu şehre tekrar saldırınca olanlar olur diyip geçiyorum ortamı spoilera bulamayayım.
Atlamadan geçmeyeyim, filmin esası Hideki Mori' nin mangasına dayanıyor. Mangayı okumadığım için film birebir manga yorumumu falan bilmiyorum ve burada sadece filmi ele alıyorum.
Atlanmaması gereken bir diğer konuda filmin müziklerinin Kenji Kawai' ye ait olması. Filmde kendilerini size hissetirecekler merak etmeyin :)
Karakterler ve karakterlerin dönüşümünde bir eğretilik var bence. Halktan sürekli konum değiştiren, kaçmaya çalışan sıradan insanlardan bahsetmiyorum ki tavırları doğal ama prensin "kafanı kıracağım Ge Li"' den nasıl Ge Li fanına döndüğü, Kral' ın gelişimi, Ge Li' nin dönüşümü biraz havada sanki ya neyse...
Bu arada filmdeki adamım Zi Yuan' dır. (Nicky Wu) Eleman orta dünyada olsa okçuluğu nedeniyle Legolas olurmuş o derece!! Ayrıca etik değerlere bağlı, saygıdeğer bir generaldir kendisi. Bu düşüncelerimde uzun uzun saçlarının hiç etkisi yok gerçekten :))
(Mohist öğretinin iki önemli kuralından bir tanesi "Evrensel Sevgi"' dir. Film müziklerinden Kenji Kawai' nin parçası; Universal Love)
Bunun dışında bir yere kadar film gidiyor ama Zhaou çekiliyoruz dediği anda sanki odak dağılıyor biraz. haaa bu arada dağılan odaklar yalan yanlış şeyler mi? hayır, değil!!
Yani kralın dışarıdan gelen birinin popülerliğinin artmasını kıskanması, kaprisleri nedeniyle nasıl olsa tehlike geçti diye değerli savaşçılarını ortadan kaldırması, halkı umursamadan gebertmesi, dışarıdan gelen adamı öldürtmeye çalışması, devleti barışçıl şekilde değil, kazanmak için herşey mübahtır diyerek elinde tutmaya yönelik adımlar atması olmayacak şeyler, bilinmedik durumlar değil.
Ya da Ge Li ve diğer insanların savaşta etik değerleri sorgulaması da sorun değil amma velakin bir sürü düşünce havada kalıyor sanki. Çok fazla odak aynı anda ele alınınca çoğu sonuna varmıyor ya da yeteri ilgiyi göremiyor gibi.
Bir parantez açarak değineyim Zhaou komutanı Xiang Yanzhang saygı duyulası bir komutandır, o şekilde resmedilmiş bana göre hele ki tipsiz ve karaktersiz Kral Liang ın yanında...
Diğer nokta Mohism olayı. Şimdi zaten film uçanlı kaçanlı bir film değil bunun yerine şehirin savunulmasına ve savaşın insanlar üzerindeki etkisine ve "savaş kötüdür" söylemine dayandırılmış.Filmin adıda Mohizm' in baz alındığını bildiriyor, Ge Li bir Mohist bu nedenle Mohist öğretiye de filmde sık sık değiniliyor, buraya kadar tamam...
Mohist öğretide denilir ki; bir kral ya da yönetici yeteneklere önem vermeli, sırf ailenin kanını taşıyor diye görevlere kan bağı olanları getirmemeli, memurlar yeteneksiz ve beceriksizse onlara torpil yapmamalı bunun yerine etrafına yetenekli insanları toplamalı ve onlara değer vermeli.
Bu noktada Ge Li nin prense " prens olduğunuz için en iyi okçu, en iyi atabinen, en iyi savaşçı sizsiniz" diyerek mesaj vermesi anlamlı... fakat ilerleyen noktalarda Ge Li bile Mohizm ile ilgili ikilemlerini yaşıyor. Ki aslında Mo - zi Liang' ın isteğine eleman ya da yardım göndermeyi reddetmiştir de Ge Li kendiliğinden gelmiştir anlattığına göre. Mohism pasifisttir, saldırıya karşıdır ama yönetim için ideal bir felsefese midir falan filan bunlar filmde değinilmesine rağmen kurguya yedirilip oturtulamayan ve havada kalan sorunlar. Sonuç olarak Mozi, Mohist öğreti şöyle der böyle der lafları sık sık geçiyor filmde ama yön eylemde pek yerini bulmuyor bana kalırsa.
(Film müziklerinden ve kapanış parçası. Kenji Kawai elinden çıkma;)
Hele ki siyah eleman ile Ge Li' nin bir diyaloğu var ki bir süre durdum filmi izlerken.
Siyah eleman diyor ki; "Siz Mohistler evrensel sevgiden bahsediyorsunuz cart curt ama sonuçta kimi seveceğinizi bilemiyorsunuz." ( Çincesini bir iki kere dinledim, ingilizce çevirisi doğru geldi)
Ge Li duruyor diyor ki;" dur o zaman ben sevdiğimi kurtarmaya gideyim!"
Ben burada ufak bir dumura uğradım ne yalan söyleyeyim...
Noktayı siyah elema koydu oldu ...
Tüm bunlara rağmen film "savaş kötüdür" söylemini dikte etmeden, sıkmadan, estetik şekilde resmen bağırıyor... Bu yönden başarılı.
Filmle ilgili olarak kafam hala karışık. Kötü olarak düşündüğümden değil, bana göre sorunun nerede olduğunu bulamamamdan... İzlenecek filmler arasına girmeli ilgilenenler için...
(Not: Bir gün umuyorum, zaman bulacağım ve tembellik yapmayacağım böylece şu bloga mohizm ve diğer düşünce okulları üzerine uzun ve derin yazılar ekleyeceğim)
16 Ocak 2010 Cumartesi
Hyeongsa: Duelist...
Eski bir film sayılabilir aslında yıl olmuş 2010, filmin tarihi ise 2005. Zaman akıp gidiyor. Geçenlerde "sad eyes theme" i videoliste eklerken tekrar aklıma geldi bu film. Tabii tüm filmleri yazmaya eklemeye kalksak altından kalkılmaz ama bunun için torpilli davranabilirim sanırım çünkü uzuuun zaman önce - muhtemelen yine buhranlı günlerden bir tanesinde- çok tesadüfi olarak elime geçen bu filmi ilk izlediğimde oldukça etkilendiğimi hatırlıyorum. Hikayesinden, görüntülerinden, müziklerinden, estetiğinden. Bir çok defa izlediğim filmlerdendir kendisi. (bazı seferleri yeni film bulmaya üşendiğim için de izlediğimi itiraf edebilirim). Diğer izleyişlerimde de, yanımdakilere zorla izletirken mesela, yine de etkileyiciliğinden pek bir şey yitirmedi. Kurbanlarımın da - her ne kadar öfleyip püfleselerde - etkilendiklerini biliyorum çünkü tersi olsaydı şu anda bunları yazamıyor olurdum.
Yönetmeni Lee Myung-se olan 2005 Güney Kore yapımı olan film Türkçe ye ne alakaysa Kanlı Hançer olarak çevrilmiş.Film genel havası itibariyle kimine göre bir masal, kimine göre kurgusal bir döngü. Nasıl düşünmek istendiğine kalmış ağırlıklı olarak belki de.Dedektif Ahn (Ahn Sung-ki) ve ortağı - aynı zamanda kızı gibi yetiştirdiği - erkek fatma Namsoon (Ha Ji-won), bir kalpazan çetesi ve arkasındakilerin peşinde iken olayların gelişmesi sonucu bir kılıç ustası olan Sad Eyes ya da duelist diyelim ( Kang Dong-won ) ile karşılaşırlar. Bu da onları Sad Eyes a oğlu gibi davranan bakan Song a kadar götürür. Sonuç olarak Namsoon ve Sad Eyes' ın aşk hikayesi başlamış olur
Karmaşık bir özet oldu gerçi ama zaten değinmek istediğim nokta ne filmin konusu ne de oyunculuklar. Çoğu kişi çok sıradan bulacaktır belki de konusunu... sabun köpüğü gibi tanımlamalar da yapılacaktır belki ama bu filmi etkileyici kılan konusu vs.. değil, kesinlikle filmin anlatım dili ve estetiği. o yüzden aslında kısaca değinmek istediğim nokta bu.
Güzel espriler barındıran filmde, komedi öğeleri daha çok karakterlere yüklenmiş olsa da ara ara kurgunun içine de güzelce serpiştirilmiş. Çok fazla diyalog yok buna rağmen öyküden de kaynaklanabilecek şekilde herşey açık, anlatım için sözlerden çok koreografiler, renkler, fonlar, duruşlar, zıtlıklar kullanılmış. Filmde göze çarpan en önemli özelliklik zıtlıklar. Karakterlerde, renklerde, kurgu da. Renk kullanımları hem anlatım hem çarpıcılık açısından dikkate değer.Filmin müzikleri de tüm bu öğeleri ayakta tutacak kadar güzel ve etkileyici.
Filmdeki estetiği arttıran koreografiler ise enfes. Namsoon ve Sad eyes (ya da duelist) arasındaki ilişki tamamen koreografilere yüklenmiş. Bu konuda çok fazla söze gerek yok.Kılıç dansı sahnesi ayrıca ilgiyi hak ediyor. Mükemmel ya da kusursuz değil ama insanı ekrana kilitleyecek kadar harika. Final sahnesi için söyleyebileceğim tek şey; bir aşk bir şekilde bu kadar güzel, ince ve dokunaklı olarak ifade edilebilirdi sanırım.
Sonuç olarak; ajitasyon yok, dramın dibine vurmak yok, kıvamında bırakılmış bir anlatım...Kısaca film türünün tek örneği değil belki ancak meraklıları için iyilerinden ve izlenmesi gerekenlerden bir tanesi. Eğer vakti olan varsa bu filme bir göz atsın derim.
Not:çok video koydum biliyorum ama dayanamadım...
http://www.youtube.com/watch?v=TS7P0Gg1pbM&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=PTnpoJ_nerI
http://www.youtube.com/watch?v=BLTpt2tJiAc
http://www.youtube.com/watch?v=G7xFybMrPCI&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=_1VvwqY6Htg&feature=related
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





