sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2010 Cumartesi

KARADENİZ: Ayancık ve Sıcaklar...



Çoooook sıcak!... Öylesine sıcak ki beyin hücrelerim ateşte eritilen kaşar peyniri gibi eriyerek cıvıklaşmakta ve sünerek uzamakta... Bu sıcakta hiçbirşeyin tadı yok :(

Oysaki henüz geçen hafta Karadeniz' in - gerçi mevsime göre pek normal olmayan şekilde - o serin ve muhteşem yağmurlu havasında üşüyordum. Anma töreni düzenleyeyim...

Şu anda bir günümü geçirdiğim Ayancık/Sinop' un adını hatırlamadığım bir köyündeki o verandalı evde olmayı ve yağmur yağarken etrafı seyretmeyi ve içecek stoklu bir dolap, bir sürü film cd/dvd si okunacak bir kaç kitap ve bu film ve ıvır zıvırı seyretmek için bilgisayar ile bir kaç gün geçirmek istiyorum tekrar.



Serinlemek için ekleyelim. Bu sıcaklarda denizin bile tadı yok gerçi. Yağmurlu ve oldukça serin bir günde Ayancık merkezindeki denizin hali.

2 Temmuz 2010 Cuma

KARADENİZ SAHİL YOLU: UFAK BİR GEZİNTİ



Bilindiği üzere Karadeniz Sahil Yolu' nun tamamlandığı ve bitirildiği resmi olarak açıklandı. Bu proje ile kısaca söyleyeceklerim bu projenin hatalı ya da yanlış bir proje olmadığıdır. Fikir açısından oldukça geç kalınmış ve kesinlikle yapılması gereken bir proje oluşudur. Hatalı ve yanlış olan kısmı kesinlikle ve kesinlikle uygulanış biçimi ve doğru bir fizibilite, bakış açısı ve altyapı olmadan - vizyonsuzu da ekleyelim - yalap şalap bitirilmiş bir yol olmasıdır. Evet sadece yol diyorum zira Karadeniz Sahil Yolu denilen şey sadece bir yol olarak bitirilmiştir. Neden böyle diyorum? Öncelikle bölge halkının kesinlikle ihtiyacı olan bir proje idi. Öncelikle güvenli yol açısından. Bilenler bilir Karadeniz bölgesinde ulaşım oldukça zordur. Toprak yapısı, keskin ve delicesine virajlar tehlikeli olmakla birlikte manzara ne kadar muhteşem olsa da o yollar gide gide bitmez. İşte bu proje buna kolaylık getirecekti. Diğer bir durum ticari açıdan bölge halkına getireceği katkı idi. Bilindiği üzere 90 lı yıllarda Karadeniz Sahil Yolu uluslararası transit yollar ile ilgili bir kaç projeye dahil olmuştur. Bu da özellikle transit ulaştırmada kullanılması ve hem Türkiye hem de Karadeniz için ekonomik anlamda çooook önemli getiri demektir. Konu ile ilgili çok detaylara girmeyeceğim burada. Uzun vadeli bir yatırım, geniş vizyonlu bir bakış açısı, iyi bir fizibilite ve çok bağlantılı bir proje olarak düşünülseydi şu andaki haline 10000 basarak çok önemli, doğru şekilde inşa edilmiş çok başarılı bir proje olarak önemli katkısı olacaktı.

Şu andaki hali ile sadece süreleri biraz kısaltmış bir sonuç çıktı ne yazık ki!! Ulaşım süresinin kısalması tabii ki önemlidir ancak yapılan bu kadar masraf ( projenin yaklaşık 3/4 ü yabancı finansörler tarafından karşılanmıştır ) mahvedilen doğa - bilindiği üzere katliam yapılmıştır - hukuki kararlara karşı verilen komik ve günlük kar temalı komik mücadeleler sonucu ne yazık ki tek bir olumlu yön kalmıştır. Misal 3 saat süren yolun 90 dakikaya düşmesi. Buda bizlerin uzun vadeli, iyi düşünülmüş, uzun soluklu getirisi olacak, çevreye dost teknoloji ve yatırımlara olan gıcıklığımızın bir sonucudur. Bu kafa ne yazık ki bu topraklarda yer edinmiştir.

Ayrıca Karadeniz Sahil yolu uygulanışı açısından bire bir kavramına en önemli örnektir. Gerçekten Karadenize sıfır yol yapılmıştır çoğu bölgede. Karadeniz hırçındır ve o dalgalara ve denize sıfır yol yapmak bir mühendislik ve anlayış başarısıdır. Tebrik etmek lazım. Ekolojik yönünü geçtim, bir mantalite ve matematik problemlerine konu olabilecek maliyet hesaplarıyla 21. yy da yaratılan bir başarıdır. İpek yolunun ipekle kaplı olduğunu düşünmek gibi bir şey bu.

Neyse uzatmayacağım dedim uzatıyorum yine.



Bu yolun bir kısmını tekrar görme şansım oldu. Çoğu zaman sıkıldığım için çok küçük bir bölümünde yoldan sıkılarak fotoğramsı bir şeyler çektim. Hafiften ondan bahsedeyim. Fotoğrafımsılar çok kötü ama elden bir şey gelmiyor.

SİNOP - BOYABAT ARASI

Sinop- Boyabat arası yolun yapımı iç taraftan geçmekte. Eskiden dağın etrafını dönen bol virajlı yolda yolculuk yaklaşık 3 saat kadar sürmekte idi. Özelikle bölgenin yabancısı olan şöförler için tehlikeli bir yol olmaktaydı. Yeni yolun yapımıda bildiğim kadarıyla çoooooook uzun yıllardır sürmekte. Ortaya çıkan yol kullanışlı bir yol olmuş ve Dranaz Tüneli ile Sinop - Boyabat arası yol bağlanmış süre yaklaşık 1,5 saate düşmüş. Keskin virajlardan uzak rahat bir yol olmuş. Keşke tüm sahil yolu projesi iç kesimden geçen ve tüneller ile birbirine bağlanan şekilde düşünülebilse idi. Aslında düşünüldü fakat uygulanmadı ya neyse...







( Yolun manzarası yaklaşık böyle )


BOYABAT- KASTAMONU

Boyabat- Kastamonu arasında bittiği söylenen yol çalışmaları devam ediyordu gördüğümüz kadarıyla. Kimi kısımda yeni bir şerit eklenmeye çalışılıyordu kimi kısımda ise varolan şerit henüz asfaltlanmamıştı. Yağmurlu günler nedeni ile de yol çamurlu halde bulunmakta idi. Şerit yönlendirmeleri nedeniyle yolun rahatlığını falan pek anlayamadık çünkü çok yavaş ve dikkatli seyir zorunluluğu vardı. Sanırım yol aslında pek bitmemiş ve yapım aşamasında. Kimi kısımda ise inşa edilen setlerle toprak kaymasının önüne geçilmeye çalışılıyor ve önlem alınmaya çalışılıyordu.





(yeni şeritlerle yol genişeltme çalışmaları)



(yol kenarlarına yapılan setler)



16 Mart 2009 Pazartesi

SİNOP: Tarih ve güzellik....2



Eveet, şu kalan fotoğrafları da buraya ekleyelim. Bunlar çoğunlukla yağmurlu ve sisli Mart günlerinde çekilmişlerdir... Zaten telefonla yalap şalap çekildikleri için bir önem arz etmezler ama bir fikir olsun....




(Akliman tarafının sadece bir bölümü....)









(sis içindeki sahil yolu ....)



(yelken klübü. sarımsı binada bahsettiğimiz kütüphane ...)



(sahil ve sis....)



(burası da liman ... görüldüğü üzere iki adet konteyner ve bekleyen üç adet kamyon ile oldukça yoğun ve işlek bir liman....)




(mendirek....)



(iskele ........)



(burasıda kocaman olan Sinop Havaalanı ve pistin bir kısmı. hava biraz kapalı....)

15 Mart 2009 Pazar

SİNOP: Tarih ve güzellik....

Anime ve manga yorumlarından biraz uzaklaşarak bu yazıyı Sinop' a ayırarak hoop diye en sevdiğimiz şekilde bir süreliğine konuyu değiştiriyoruz. Sinop üzerine yazılmış bu yüzeysel yazıda yer alan fotoğraflar Mart ayında çekilmiştir, çok ciddiye almanıza gerek yok zira gayet şap şap ve lap lap çekilmişlerdir. Hayalgücünüze güvenmeniz daha sağlıklı olacaktır. Fotoğrafların gerikalanlarını da başka bir yazıda ekleriz. (yaşasın tembellik!!!)






(uzuuuuun sahil boyuna bakış.......... )

Adı ile ilgili bir sürü rivayet olan, uzun uzun yıllar önce, başka medeniyetler zamanında denizcilerin ve korsanların üslerinden biri olmuş olan şehir.Rivayetlerden en bilineni eli ayağı rahat durmayan, gönül insanı (!!!!) Zeus' un kaçırdığı Sinope' yi, Hera' nın öfkesinden korumak için buraya getirdiği ve ilin adını Tanrıça Sinope' den aldığıdır. Bir diğeri yarım ada şeklinde uzamasından dolayı denizciler tarafından sin - optik gibi bir birleşimden adını aldığıdır. Hitit Tarihine dayanan isimle ilgili rivayetler de bulunmaktadır. Bir zamanlar denizci ve korsanların sevdiği mekanlardan olan, Diyojen' i çıkaran, mitolojik hikayelere karışmış bu kent , üzerinden nice tarihleri geçirip bu günlere kadar gelmiştir.


(Diyojen demişken, eski garajda kale surlarının ortasında yer alan Diyojen heykeli. Üzerinde ünlü sözleri yazar -bilin bakalım ne? )


(Başka bir açıdan bir zamalar komik tartışmalara neden olan heykel. )


Bu şehirde yaşayan insanlar çoğu zaman şehrin sıkıcı olduğunu yada kışın çekilmediğini söyleseler de - benim gibi aralıklarla giden insanlar için Sinop çok çekici bir ildir. Hak ettiğini hiç bir zaman bulamamış, yeterli ilgiyi görmemiş bu nedenle hüzün dolu ancak sıcaklığından ve güzelliğinden hiç bir şey kaybetmemiş bir yer...

Her zaman süprizlerle doludur. Artık ben burayı çözdüm, görebileceğim her yeri gördüm derseniz yanılırsınız, her seferinde daha önce farkında olmadığınız bir süprizle karşınıza çıkar. Yapılabilecek - bir yabancı için - çok fazla aktivite bulunabilir burada. Öncelikle tarihi anlamda pek çok eser, ev, güzellik barındırmaktadır. İnsanları bu konuda çoğu zaman umursamaz davranır ama biraz ısrarcı olursanız pek çok konuyu öğrenebilirsiniz yada tabana kuvvet dolaşın. Karşınıza neler çıkacak bakın... Balatlar kilisesi, Seyid Bilal Türbesi gibi gün ışığına çıkmış yerler dışında ara sokaklarda da pek çok tarihi binaya rastlayabilirsiniz. Müzeyi eğer açık bulabilirseniz- çoğu zaman tadilatta yada kapalı olur - mutlaka gezin. Kimsenin size rehberlik yapmasını beklemeyin zira bu hiç gerçekleşmeyebilir, gerekirse gezmek için ısrarcı olun çünkü kimsenin aman insanlar müzemizi gezsin gibi bir derdi yok. Pişman olmayacaksınız ve çok şaşırtıcı detaylar ve eserlerle karşılacaksınız. Kaleye mutlaka çıkın ama her gördüğünüz sura tırmanmaya kalkmayın, hayat güzel... hapishane ayrı bir konu tabi, görmekte fayda var.



(sahilde yer alan ana surlardan biri... buraya çıkabilirsiniz ve mutlaka buradan şehre bir bakın. - kale denilen yer burası, aklınızda olsun -bir aralar yukarıda cafemsi bir yer vardı hala var mı bilmiyorum ....)


(eski garajı çevreleyen surlardan biri. Buna çıkmayı denemeyin , onun yerine yanından ilerleyip arkadan Akliman' a bakmak uzun bir yaşam için faydalıdır. Bu karede görüldüğü üzere kırmızı minibüs ve tır dorsesi ile birlikte tarihi bir üçlü oluşturmaktadırlar)

Doğal güzellik olarak bu kenti tarif etmenin imkanı yok. Bahar aylarında inanılmaz bir sis yaşanıyor orası ayrı ama film falan çekmek isteyen varsa ideal...


(mendirek civarı...., burada çok güzel cafeler var....)


(şu ileride görülende eski buzhanenin yanındaki sur.... görüldüğü üzere her yer surlarla kaplı....)



Karadenizin Akdenizi olarak adlandırırlar genelde burayı. Dsi tarafı dalgalıysa Akliman tarafına gidersiniz yada tam tersi yada Karakum' a çıkın. Mekan sizin, deniz temiz istenilen yerde keyfiyete göre takılınabilir ancak Akliman tarafında denize girecekseniz ne kadar süper yüzücü olursanız olun dikkat edin, temkini elden bırakmayın, yanınızda biri olsun. Dalgalı zamanlarda itinayla uzak durun. Dsi tarafında sörf yapın, yüzün. Karakum' a gidecekseniz mutlaka bir kez yürüyün manzaranın, havanın tadını çıkarın (2 km kadar). Karakum' da bir de dalış merkezi var, deneyin. Tüple dalış yapacağım şahane şeyler göreceğim diye beklemeyin, Karadenizin dibi boş, sıkılabilirsiniz.

Hamseros' u (hamsilos) mutlaka ve mutlaka görün hatta mümkünse burada yüzün. İyi yüzücü değilseniz karşıya gidip gelecem demeyin, akıntıya yakalanabilirsiniz. Hamserosta oturup, kafa dinleyin... Sarıkum ve Aklimanı ziyaret edin... Akşamları dilediğiniz kadar bar var, hepsini teker teker deneyebilirsiniz.

Aşıklar caddesinde yürüyün, kütüphanesini görün, oradaki çaybahçesine oturun, yelken klübü öğrencilerini izleyin yada hiçbirşey yapmayın, gidin denize sıfır onlarca kafenin çay bahçesinin birinde oturun ve saatlerce oradan hiç kalkmayın...

(yağmur yağmur yağmur......)



Mendirekte gidip için mutlaka. bu arada Erfelek şelale turları hala varsa şansınız bir deneyin. (turla giderseniz sonuca ulaşmanız daha mümkün).

bir zamanlar İzmir-İstanbul- Sinop seferi yapan feribotlar vardı. Bunlarla ulaşım çok eğlenceliymiş, bu sebeple de pek çok turist gelirmiş. Sonra bu feribot seferleri, başka bir hatta çalıştırılmak üzere kaldırılmış. Yazık oldu, eğlenceli bir aktiviteydi.




Bu şehirde anlamadığım tek nokta neden insanların kendilerini evlerine 10 dakika uzaklıkta yazlıklar ( öyle böyle değil gotik mimariden tutun, panteon girişleriyle süslenmiş yapılara kadar) inşa etmek zorunda hissettikleridir. tamam evler güzel ama beton yığınına dönmekteler hızla halbuki o alanlar olduğu gibi kalsa daha faydalı olacak...

Bu güzel şehir ile ilgili biraz araştırma yaptığınızda tarihsel anlamda pek çok süprizi keşfedeceksiniz. Bunun dışında bu kentin doğal güzelliği hiçbir şey ile kıyaslanamaz.


(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Bilgi Merkezi .... yandan yandan fotoğrafı....)

Gelelim nükleer santral olayına. Nükleer enerji ve santral Türkiye için gereklidir, gereksizdir ayrı bir yazının konusu, farklı tezlerle tartışılır ancak Sinop' ta daha fol yok yumurta yokken aniden talan edilmeye başlanan alan, Türkiye' nin sayılı doğal yaşam alanlarından olmaktadır - bir bedeli yok(tu) . Ayrıca açıkçası buranın seçimi ile ilgili yada işleyiş ile ilgili tatmin edici açıklamalar gerçekleşmezken bir anda yüzyıllık ağaçların sökülmesi vs... herkesin içini acıttı... Bu konuya daha sonra daha detaylı değiniriz ancak şu bir gerçek ki en azından enerji vs alan kıyaslamasının uzun vadeli olarak tekrar gözden geçirilmesinde fayda var.



(Sinop Havalimanının açılması ile birlikte alana inen uçaklardan bir tanesi. Havaalanı Ayancık yolu üzerinde, ulaşım gayet kolay. İstanbul- Sinop seferleri, sanırım haftada üç gün...)

Daha fazla, detaylı ve ciddi bilgi için.....

http://www.sinop.gov.tr/index_1.asp

Fotoğraflar...

http://www.sinoprehberi.org/

http://www.sinopkulturturizm.gov.tr

http://www.sinopbizim.org/kampanya/index.asp

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...