Kang Dong-won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kang Dong-won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2017 Pazartesi

Master - Kore Filmi: Küçük Hedeflerle Yetinmeyenlerin Çarpışması





Master 2016 yapımı içinde  Lee Byung Hun, Kang Dong Won, Kim Woo Bin, Uhm Ji Won, Oh Dal Su  gibi isimleri barındıran bir film. Filmin yönetmeni Choi Ui Seok.



Uzun zaman sonra biraz Kang Dong Won dozu almak iyi geldi tabii. Keşke daha fazla görsek kendisini ve mümkünse bu haliyle kalsa.



Kim Jae-Myung ( Kang Dong Won) emniyette genç yaşına karşı bölüm şefi olmuş, zeki ve soğukkanlı bir eleman (yakışııırrr - çizgiden çıkma durumu :P - ). Bir süredir takip ettiği çeteyi sadece çökertmek ve yakalamaktan ziyade bu sistemde onların arkasını kollayan kim varsa - savcı, politikacı vss...- hepsini ele geçirmek üzere ekibiyle birlikte çalışmakta.





Öte yanda  Başkan Jin var. Kurduğu One Network adlı şirket ile ağırlıklı fakirlerin paralarını öyle böyle değil kucak kucak toplamakta ve ekibiyle birlikte dolandırıcılığın kalitesini ve seviyesini yükseltmekte.  Çok klas oldukları için bu adamların  yaptığı bir nevi sanat, miktarlar dudak uçuklatıcı.



Kim Hae Myung çok zeki olduğu için, Başkan Jin  ve ardındakilere çökmek için yine başkan Jin' in ekibinden grubun IT'si Park Jang Goon' a  (Kim Woo Bin) sarıyor.


Arada  Park Jang Goon, olaylar iki ekip, iki kişi arasında gelişiyor.


Kurgu  aradaki ufak pürüzlere rağmen güzel, kadro iyi toplanmış ve aralarındaki kimya hoş. Film kendini izlettiriyor.


Çok muhteşem, insanı soluksuz bırakan bir yapım olmasa bile izleyenin güzel zaman geçirmesini sağlıyor, her şey yerli yerinde. Göz atmakta fayda var.

4 Eylül 2016 Pazar

ÜÇ ELMA MİMİ: Gökten 3 Elma Düşmüş.... (Ben yaptım ^^)






Eylül ayının ilk günlerini yaşadığımız şu günlerde benim beyin devrelerim iyice yandı. O derece yandı ki artık eriyip damlamaya başladılar. Bu yetmezmiş gibi yapmam ve yetiştirmem gereken işler var ancak karakterimin bir özelliği olarak onları son ana kadar bekletmeli ve bu esnada boş kalacağım için başka şeylerle uğraşmalıyım. İşte bu mim böyle bir durumun ürünü.



Bilemiyorum mimler böyle mi hazırlanıyor ancak oturup tüm ilgi ve alakamı bu mimi hazırlamaya sonra kendime sorup cevaplamaya verdim :)) (Daha önce hazırlanmış, böyle bir mim var mıydı bilmiyorum.Umarım yoktur.)



Adından da anlaşılabileceği gibi gökten üç elma düşüyor. İlk iki elma belli, üçüncüyü biz buluyoruz.

 Kurallar şöyle;

I - Doğal olarak 3. elma için tek bir doğru bir cevap yok, cevap bize kalmış ancak yanıtlarken sorunun ya da cevapların içindeki kısıtlara dikkat ediyoruz.

Örneğin;

Dostoyesvki' den 3 elma düşmüş, 1. si Karamazov Kardeşler  2. si Beyaz Geceler  3. ise ..... imiş.

Cevaplarda bir kısıt yok, soru Dostoyevski olarak sınırlamış. Dostoyevski' nin eserleri bol, içinden istediğimiz, sevdiğimiz birini seçiyoruz.


Gökten üç spor dalı düşmüş, birincisi futbol, ikincisi voleybol üçüncüsü ise .... miş.

Burada, ilk iki elma takım sporu olduğu için 3.yü seçerken bunun da bir takım sporu olmasına dikkat ediyoruz.



II- "Çünkü" kısmını mutlaka doldurmak. Burası tamamen yanıtlayana kalmış. İsterseniz kısaca, isterseniz uzun uzun nedeninizi yazabilirsiniz. İsterseniz, çünkü gökte yürürken başı dönmüş pat diye aşağı düşmüş de diyebilirsiniz. Burası cevaplayanın. Önemli olan burayı boş bırakmamak.



III - Herkes alıp yapabilir. (Olur da hoşuna giden, yapmak isteyen olur diye yazıyorum bunu :P) Herkesin ilgi alanı farklı olduğu için kimse tüm soruları cevaplamak zorunda değil. İsteyen hepsini cevaplar, isteyen hoşuna giden soruları alıp cevaplar. Tek şart; en az 10 soruyu cevaplamak.



Neyse, insanlar kendi mimlerini cevaplıyor mu çoğunlukla, bilmiyorum ama ben cevaplayacağım :)) Şimdi kendi kendimle diyaloğa giriyorum izninizle...



1- Gökten üç Shakespeare trajedisi düşmüş. İlki Hamlet imiş, ikincisi Kral Lear, üçüncüsü ise .... imiş.

Çünkü....

Othello

 Çünkü, aslında ilk anda Macbeth diyecektim - çok severim - ama" Arabın İntikamı" hatırına Othello diyorum. :)



2 - Rusya'dan 3 elma düşmüş. 1. Dostoyevski imiş. 2. Turgenyev 3. ise ....

Çünkü...


Gogol

Çünkü, bu aralar Gogol' ün tüm eserlerini tekrar elime alasım var.


3 - Gökten 3 elma düşmüş. 1 Oğuz Atay imiş 2. Reşat Nuri Güntekin 3. ise ....

Çünkü...

İhsan Oktay Anar

Çünkü  çok iyi, mutlaka okuyun (bence) En son Amat' ı okuduktan sonra bir iki gün ne yapacağımı bilememiştim.


4 - Gökten 3 elma düşmüş. Birincisi Raistlin Majere imiş. İkincisi Meursault' muş. (A. Camus/ Yabancı) Üçüncüsü ise .....

Çünkü....

Sun Wukong (Batıya Yolculuk)

Çünkü, en büyük anti kahraman bizim anti kahraman :)) Geyik bir yana Sun Wukong' un anti kahramanlığı biraz tartışmalı bir konu olabilir. Her şeyden önce kitabın yazıldığı yıllarda son dönemlerde popülerliği yükselmiş bir anti kahraman tanımı yoktu. Buna rağmen bana kalırsa Sun Wukong, tanım içerisinde birden fazla öğeyi içinde barındırması nedeniyle anti kahraman sayılır (en azından ilk bölümde). Geçerli nedenlerim var, gerçekten, ama uzun uzun yazamayacağım şimdi.


5 -  Yüzük Kardeşliğinden 3 elma düşmüş. Birincisi Aragorn, ikincisi Frodo, üçüncü ise .... imiş.

Çünkü...

Legolas

Çünkü, ah Legolas elf gözlerim olsun isterdim.


6 - Gökten 3 elma düşmüş.

Birincisi; Molloy - Malone ölüyor - Adlandıralamayan (S. Beckett) imiş.

İkincisi; Yüzük Kardeşliği - İki Kule -Kralın Dönüşü ( Tolkien) imiş.

Üçüncüsü ise ....

Çünkü....

Efsaneler Üçlemesi  ( İkizlerin Sınavı - İkizlerin Savaşı - İkizlerin Zamanı)

Çünkü Raistlin Majere :)


7 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi müzik imiş, ikincisi bale, üçüncü ise ....

Çünkü ...

Tiyatro

Çünkü anlatılmaz yaşanır.


8 - Gökten üç elmanın içinde üç masal düşmüş. 1. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler  imiş 2. Hansel ile Gretel  imiş  3. ......   imiş.

Çünkü.....

Kurbağa Prens

Çünkü nice nesil öpülünce kurbağanın yakışıklı bir prense dönüşeceğini düşünerek perişan oldu.


9 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Yunan Mitolojisi imiş. 2. İskandinav Mitolojisi imiş 3...... imiş.

Çünkü....

Çin Mitolojisi

Çünkü, sınırlar ve çizgiler çok iç içe. Ayrıca isimleri aklımda hiç tutamıyorum. Yani kısacası içinden henüz çıkamadım.


10 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Ilyada imiş 2. Ramayana imiş  3. ...... imiş.

Çünkü....

Gılgamış (Gılgameş) Destanı

Çünkü, işin yok kayalara, tabletlere destan yazmışsın. Ondan da öte ölümsüzlük arayışı:)



11 - Gökte 3 elma asılı duruyormuş. 1. Dünya 2. Mars 3. ise  .... imiş.

Çünkü...

Satürn

Çünkü çok şık ve kendine münhasır. Halkalarına ayrıca bayılmakla birlikte tek sorunum (eğer bilgiler hala güncelse) bin yılda bir yağmur alması :(

Not: Pluton, kalbim seninle....



(Satürn: Şu endama şu karizmaya bakar mısınız? )


12- Gökten ak sakallı dede sarkıp fısıldamış; "Kardeş elimde üç elma var. Her biri ayrı bir zaman dilimini temsil ediyor. Hangi yy. a  gitmek istersin? Ama  ikisini sana hayatta vermem." Ak sakallı dedenin elindeki ilk elma   13. yy'mış. İkinci elma 24.yy. 3. elma ise...

Çünkü....

20. yy gibimsi.

Çünkü, eski maceraperest ben olsam MÖ 1 yy ya da 26. yy (insanlık yoksa da gidip bakacağız işte) falan derdim ama ben eski ben değilim artık. O nedenle 90' lar hatta 2000' lerin başı . (hahahaha şu anda kendimi çalımlayarak kendime gol attım yalnız!) Hadi 20.yy sonları diyeyim bari.



13- Gökten 3 elma düşmüş. 1. piyano imiş. 2. gitar 3. ise .... imiş.

Çünkü.....

Keman

Çünkü, çalabilmeyi en çok istediğim alet.


14 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi Joe Hisaishi imiş 2. Hans Zimmer 3. ise ....

Çünkü


Çünkü  John Williams demek Star Wars, Indiana Jones, E.T, Jaws, Minority Report, Jurassic Park, Saving Private Ryan ... falan demek.


15- Gökten 3 K-Pop grubu düşmüş. 1. DBSK imiş 2. Super Junior 3....imiş.

Çünkü....


Çünkü bir anda aklıma geliverdiler. (Bu arada yaşıyorlar mı, bilgim yok)


16- Göklerin kafasına esmiş, yönleri elma yapmış eğlenmek için jonklörlük yapıp bunları çeviriyormuş ki üç elmayı düşürmüş. 1. elma batı imiş 2. elma güney 3. ise... imiş.

Çünkü....

Kuzey

Çünkü karizmatik. Her dilde bu kelimenin bir karizması, bir ağırlığı var bence.



17- Gökten elma şeklinde üç adet film türü düşmüş. 1. si bilim kurgu imiş. 2. si komedi imiş.  si  3. sü ise ..... imiş.

Çünkü.....

Aksiyon. 

Çünkü derinliğe ya da detaylı alt metne gerek yok. Aksiyon- hareket olsun. Dünyayı kurtar kahraman ol, insanlığı kurtar kahraman ol, en zor durumlardan kurtul dünyadaki en cesur insan ol. Hepsinde kötü adamları döv, yen, kazan. Fazla kafa yorma.  Oh bir nevi katarsis, mis... Rahatlamak için ideal.



18 -  Gökten 3 elma düşmüş 1. Star Wars (Triology) 2. The Godfather 3. ..... imiş.

Çünkü....

Geleceğe Dönüş (Back to the Future)

Çünkü, Marty Mcfly ve Profesör.


19 - Gökten üç elma düşmüş. 1. Cha Seung Won imiş. 2. Dong won Kang imiş 3. ise .... imiş.

Çünkü........

Park Hae Jin

Çünkü en son Bad Guys' ı izledim ve hoşuma gitti. (Aslında 3. elma için de Dong won Kang diyebilirdim :P)



20 - Gökten 3 elma düşmüş. 1.Takuya Kimura imiş. 2.Shun Oguri imiş. 3. ....... imiş.

Çünkü.......


Çünkü eğlenceli.


21-Gökten 3 elma düşmüş. Yaşamak için 1. ve 2.de kontenjanlar doluymuş, 3. elmada kontenjan boşluğu varmış.  1. Beijing imiş 2. Londra  3. ...... miş.

Çünkü.....

Hmmm, şu aralar Seul.

Çünkü, biraz gözümüz gönlümüz açılsın, fena mı olur?


22- Gintama' dan üç elma düşmüş. Birincisi Sakata Gintoki, ikincisi Hijikata, üçüncüsü ise ...

Çünkü....

Iyyyy, bu zor olmuş biraz. Kagura

Çünkü ( zaten karar verirken çok zorlandım) yağmur yağıyor, şemsiye.




23- One Piece' den üç elma düşmüş. Birincisi Luffy, ikincisi Zoro, üçüncüsü ise ...

Çünkü....

Sanji

Çünkü Sanji, sevmemek mümkün değil!!



24- Gökten 3 elma düşmüş 1. Hateke Kakashi 2. Kisuke Uruhara 3....... imiş.

Çünkü.....

All Might

En son izlediğim  bu tanıma uyan bir karaktere sahip anime Boku no Hero Academia idi. Yine de Kakashi ve Uruhara, All Might' a nazaran daha şanslı çünkü ne Naruto ne de Ichigo, Midoriya kadar ağlak.


25 - Gökte üç elma süzülüyormuş. 1. Planör 2. Uçak 3. ise ..... imiş.

Çünkü ....

Zeplin

Çünkü hep merak etmişimdir içinde olmak nasıl bir duygu diye.




İşte böyle... Şimdi yapmak isterler belki diye bu mimi öncelikle  Paul Muad-Dib, Shuu, esra, Alice Lawliet  ve   görüpte yapmak isteyen herkese paslıyorum. (sevipte kavuşamayanlar gibi oldu ^^)


Umarım görürsünüz ve yapmak istersiniz.



See you soon!!!






9 Şubat 2015 Pazartesi

Kundo: Age of the Rampant (K-Movie)



2014 yılında gösterime giren Kore filmi Kundo: Age of The Rampant' ın yönetmeni Yoon Jong-bin. Filmde Kang Dong Won, Ha Jung-woo (Ha Jung-woo denilince aklıma gelen ilk film artık The Terror Live. Filmi izledikten sonra hakkında yazmak istemiştim ama toparlayamam diye vazgeçtim. İzlediğim iyi bağımsız filmlerden bir tanesi. Eğer izlemediyseniz bence bir göz atın ), Lee Geung-young, Lee Sung-min gibi isimler yer alıyor.

Joseon döneminde geçen filmde yozlaşmış sistem ve yöneticilerin durumları tasvir edilirken, bunların altında ezilen halkın durumu ilk önce anlatılıyor. Kundo adlı grup, yöneticilere karşı savaş açmış ve bir nevi Robin Hood görevi üstlenmiş durumda. Kasap  Dolmuchi ( Ha Jung-woo) de gelişen olaylar nedeniyle gruba katılarak, alanın en yoz yöneticilerinden birinin illegal oğlu Jo Yoon' a ( Kang Dong Won ) karşı intikam yemini ediyor.



Aslında ağır olaylar söz konusu ve çok kan dökülüyor ancak film bunu tatlı bir dil ile anlatıyor. Yumuşatmıyor ama anlatım tekniği de insanı rahatsız etmiyor. Müzikler, anlatıcı, oyunculuk hepsi bu anlatım tarzının bir öğesi olmuş durumda. Müzikleri beğendim ben, film genel olarak hafif bir western havası çağırıştırsa da müzikler bunu oldukça belirgin kılıyor. Çoğu insan neden bu tarz bir müzik seçimi yapıldığına takılmış. Açıkçası müzikler benim hoşuma gitti. Filmin havasına ve üslubuna katkısı olduğunu ve tamamladığını düşünüyorum. Aksiyon koreografileri doyurucu ve estetik.

Oyunculuklar iyi. Ha  Jung woo almış götürmüş. Abartı yok, cıvıtmak yok, dramatize etmek yok. Zaten  beğendiğim oyunculardan bir tanesidir. Burada da iyi bir iş çıkarmış.

Bilen bilir, Kang Dong Won' a ayrı bir sempatim, beğenim var  o nedenle bazen nesnel olmadığımı düşünürüm :) ama  artık kendini geliştiriyor falan da demeyeceğim. Kendisi iyi bir oyuncu. Kundo' da ki performansını da beğendim, kötü adam olarak iyi iş çıkarmış. Şimdi fan-girl moduna geçerek diyorum ki bu elemana uzun saç ve eline kılıç yakışıyor :P


Mükemmel ya da müthiş bir film değil ama bana kalırsa iyi film. Çekimleri, görüntüleri, estetiği, aksiyonu ve oyuncularıyla gözden kaçmaması gerekenlerden bir tanesi. Yoon-Jong bin' den güzel bir iş.

9 Aralık 2012 Pazar

OPPALAR KAPIŞIYOR: K-POP Takımı vs KORELİ AKTÖRLER Takımı... Bir Futbol Mücadelesi









Vidalarımın gevşediği ve moralimin çok bozuk olduğu bir günün sonunda - öyle ki sinir bozukluğundan gülme krizine bile girmiştim gün içinde etrafımdaki canlıların şaşkın bakışları arasında- yolda boş boş yürürken ayaklarımın beni 150 000 kişilik futbol stadına getirdiğini farketmemişim. İçerisi gelen seslerden anlaşılacağı üzere çok kalabalık olmalıydı. İşin ilginci etrafta giriş kapısını bulabilmek için koşturan insanların kadın ağırlıklı olmasıydı. O esnada köşeden " pştt pştt" diye seslenen karaborsacı amca;

"Az önce bana lotodan büyük ikramiye çıktı, bu karaborsacılık işine tövbe ediyorum. Elimde kalan son bileti al sana veriyorum"  dedi ve ninjavari bir şekilde dumanlar arasında yok oldu.

Bu işte bir gariplik var ama hadi neyse diye giriş kapısının yolunu tutarken bir yandan da bileti inceliyor, "ne maçı var ki acaba?" diye düşünüyordum.

Sonra gözlerim milyonlarca galaksinin içinde barınan milyarlarca yıldız ışıltısında parladı.

K-pop üyeleri, Koreli aktörlere karşıydı!!!! Bir nevi klasik tabirle oppalar kapışıyor futbol müsabakasında kendimi bulabileceğim aklımın ucuna gelmezdi !...

Yerimi aradım durdum, içerisi oldukça renkliydi bu arada. Bir baktım benim koltuk kale arkasının en üstünde... Karaborsaya tövbe eden karaborsacı adamın hediye edeceği bilet bu kadar olur zaten dedim kendi kendime. Gittim, koltuğun üzerinde cup noodle. "Bu ne ki ?" dedim. Önde oturan kızlar "Oppa oppa en büyük oppa bizim oppa" diye halay çekerken elime bir kağıt verdiler. Verilen notta şöyle yazıyordu;

" Kusura bakma, tezahurat ve koreografiyi bozamıyoruz. Noodle firmasının promosyonu. Afiyet olsun. Biz de yedik bizim koltuktakileri "


Bu gelişmenin iyi mi kötü mü olduğuna karar veremeden oturdum koltuğa..."Dürbün getirseydim bari" diye düşünürken yanımda "Oppa Oppa" adlı koreografiyi sergileyen hatunun olası  darbelerinden korunmak için biraz ilerisinde durmaya gayret gösteren hayatından bezmiş çocuk; "Biz kamera ve evden LCD televizyonu getirdik, kuracağız buraya. Sen de buradan izlersin" dedi. Bu arada kız gözünde şimşekler çakarak bana döndü; "Sakın oppama üç saniyeden fazla bakma ekranda" dedi.O an soramadım " 22 oppadan hangisi seninki kardeş?" diye o yüzden" Eywallah" dedim. Sonra kız "şaka yaptım" dedi. Hepimiz kardeşiz adlı parçasına geçti.

Tam oturup noodlemı açacakken eski dostum, ünlü spor spikeri 150 000 kişilik stadta karşılaşmayı sunacağı noktadan beni görüp el salladı. İki dakika sonra kağıttan bir uçak ayaklarımın önünde belirdi.

"Buraya gel, karşılaşmayı beraber sunalım. Hem sen kim kimdir seçebiliyorsun, yardımcı olursun. Ben de bu arada ikinci el arabalara bakarım" yazıyordu.

Bu fırsat kaçmazdı! Hemen oraya doğru yol aldım. Sahayı gayet yakın ve net görebilen bu noktaya ulaşmak için 15 farklı grupla halay çektim, 20 farklı grupla tezahürat yaptım.

Oraya ulaşınca öncelikle elime ilk 11 leri verdiler.

K-POP TAKIMI

Kaleci: Kadroyu kuran kaleye Chang Min'i (DBSK) almıştı.


Chang Min, geniş kulaklarıyla meşin yuvarlaktan gelen sesleri duyacak şekilde kendini geliştirmişti. Ayrıca hayvani  tiz bir  sesi olduğu için gelen atakları ve şutları sololarıyla savuşturabilecek yeteneğe sahipti. Ne yazık ki bizler takdir etmesek de  kendine 2 beden büyük gelen vatkalı ceketini giydiğinden kalesini dolduran bir rugby oyuncusuna benziyordu( rugby ve kaleci ilişkisi hahahahah) Genç, atletik ve yetenekliydi...







Defans üçlüsü: Bu üçlünün ortasında Yunho  yer alıyordu. Liderliğe alışkın yapısı, atikliğiyle iyi bir organizatör, tehlikeyi sezen bir oyuncuydu. Maç esnasında tribünlerden bir ayının attığı pet şişe kafasına isabet edince bir an baygınlık geçirdi. O anlarda stadda büyük bir sessizlik oldu. Bu esnada güvenlik güçleri suçluyu fan girllerin linç girişiminden güçlükle kurtardı.  Pet şişeyi atan kişinin bir Türk olduğu ortaya çıktı. İfadesinde "Ben bizim oradaki derbilerden biri sanmıştım, baktım tüm oyuncular çekik gözlü, hepsi aynı. Bizde adettir, sinirlendim, el alışkanlığıyla fırlattım şişeyi "dedi.

Fan girller yakasını bırakmadı. Bu arada Yunho maç sonrasında konuyla ilgili sorular üzerine yaptığı açıklamada olgun bir tavır sergileyerek;                                

 " Arkadaşı gördüm, genç bir arkadaş. Benden özür diledi. Hatalı bir hareket yaptı ama hatasını anlayacağını umuyorum, bir daha bu tarz bir girişimde bulunmayacağını düşünerek şikayetçi olmayacağım" dedi.

Yunho' nun solunda K-POP vs J-POP karşılaşmasında kadroya giremediği için ağlama krizine giren Kyuhkun'a (Super Junior) yer verilmişti. Röportajlarında çok çalışacağını belirtmiş. Defansın sağ tarafında ise Hyun Jun (SS501) yer alıyordu.


Orta Beşli: Orta beşlinin ortasında aynı zamanda takım kaptanı olan Bi Rain oynuyordu. Fazla söze gerek yok sanırım. Organizatörlüğü, dans olayında tanıklık ettiğimiz tekniği, kıvraklığı ve oyun zekasıyla takım için daha iyi bir kaptan düşünülemezdi. Aynı zamanda futbol otoriteleri Bi Rain'in şu klibinde sergilediği tekniklerden üçünü sahada üst üste uygulaması durumunda tribünlerdeki kaç yüz bin seyircinin aynı anda fenalık geçireceğine dair bahis oynuyordu.

Bi Rain' in solunda Yoochun (JYJ) sağ tarafında ise Young Saeong( SS501) yer alıyordu.

Sağ kanat ise Jae' ye teslim edilmişti. Yırtıcı, zaman zaman zarif tekniği ile kanatlardan bindirmeler yapmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Karşısında rakip takımdan JGS' nin olması tribündekileri çıldırtmaya yetmişti gerçi. İkisinin de gülümseme tekniği çok güçlüydü. Çok dişli bir karşılaşma olacaktı. Maç boyunca bu ikisinin karşılık düet yaptığı ama birlikte şarkı söylerken ikili mücadeleyi de bırakmadığı görüldü. Kapılarda bekletilen ambulanslar seyircilere yetmedi.


K-POP orta sahasının sol kanadı  Park Jungmin' e teslim edilmişti. (SS501)


Forvet: İleri ikilide Junsu (JYJ) ve T.O.P (Big bang)yer alıyordu.

İkisi de atletik yapılı, atak, çevik ve tekniktiler. K-Pop takımı ikisinden de çok şey bekliyordu. Ayrıca Junsu' nun suratını büzme tekniğinin karşı takım kalecisinin üzerinde etkili olup olmayacağı merak konusuydu. En büyük beklenti ve merak konusu ise bu ikisi gol attıktan sonra gol atanın önderliğinde sergilenecek gol sevinci koreografisiydi.


Bu arada soyunma odasından aldığım duyumlara göre Junsu ve TOP' a bir kısım taraftar not göndermiş ve maç günü ikisinin de saçının sarı olmaması rica etmiş. Junsu ve TOP aralarında yazı tura atarak kimin sarı saçlı kalacağına karar vermişler.

KORELİ AKTÖRLER TAKIMI:


Kaleci: Kalede Hang Jung Soo yer alıyordu. Muazzam yapısı, dizilerde sergilediği çevikliği ve deneyimiyle Koreli Aktörler Takımı, kaleyi emin ellere teslim ettiğini düşünüyordu.











Defans Üçlüsü: Defans üçlüsünün ortasında Gong Yoo yer alıyordu. Efendi, naif ama teknik. Defans ekibini başarıyla yönlendireceğine inanılıyordu. Solunda Uhm Tae Woong, sağında ise Kim Nam Gil yer alıyordu.









Soyunma odasından gelen dedikodulara göre ilk yarı boyunca Uhm Tae Woong ve Kim Nam Gil birbirlerine Yooşin ve Bidam diye seslenerek (Muhteşem Kraliçe' nin etkisinde kalmışlar) sen bana şunu yaptın, sen Dog Man'ı kaptın diye tartışmaya girmişler. Hatta Uhm Tae demiş ki;  " Mishıl' ın oğlu, tahtın varisi olabilirsin ama ben de azimle kayaları yardım!", Kim Nam Gil' de şöyle yanıt vermiş; "Yardın da ne oldu? Bire karşı 50 kişi kavgaya girilir mi, raconun bu mu oğlum?". Devre arasında Gong Yoo muhteşem gülümsemesini bozmadan ikisini barıştırmış.

Orta Beşli: Orta beşlinin ortasında takım kaptanı olacak şekilde Bae Yonh Jun yer alıyordu. Yaşının ileri olması dezavantaj olarak görülse de maç esnasında gayet formda olduğunu ispatladı. Gülümsemesi yüzünden hiç eksilmedi. Sağında Hyun Bin yer aldı. Yoochun ile karşılıklı gülüşüp ara ara gamze yarışına girdiler.

Solunda ise Lee Minho oynuyordu...


Orta sahanın sol kanadı JGS' ye emanet edilmişti. Gözlerine sürme çekip Jae' yi korkutma girişimine Jae de gözlerine sürme çekerek karşılık verdi. Maç bitiminde JGS dekolte formasını Jae' ye verirken, Jae' de ışıltılı kramponlarını JGS' ye verdi.

Sağ kanat ise Lee Jun Ki' ye emanet edilmişti. Hızı ve estetiği ile tribünleri kendine hayran bırakırken bir ara sıcak nedeniyle yelpazesini  çıkarıp yelpaze dansı yapmaktan da geri durmadı.








Forvet: İleri ikilide Kang Dong Won ve Jong Hyuk oynuyordu. Kang Dong Won o güzel bakışlarıyla her tribüne döndüğünde ambulans sirenlerinin seslerinde artış oldu. Gayet estetik, atik ve zekice oyun anlayışıyla başarılı bir performans ortaya koydu. Hava toplarına oldukça hakimdi.

Jang Hyuk ise kendinden beklendiği şekilde forvette oldukça hızlı ve yırtıcı idi. Chuno' nun etkisinde kalmış olacak ki ataklar esnasında " Ben Lee DaeGiiiiilliiiim" diye hönkürdüğü sıklıkla duyuldu.




K-pop takımı daha genç bir yaş ortalamasına sahip olduğundan ötürü daha enerjik ve deli doluydu. Aktörler takımı ise yaş ortalamasının daha yüksek olmasını deneyimleriyle avantaja çeviriyordu...

Maçtan kareleri ve maçın akışını sizlere daha sonra bildireceğim... Ama maç başlangıcında ben de düşünüyordum; kazanan kim olur acaba? Kim olur ki?

15 Ekim 2011 Cumartesi

SECRET REUNION: UI HYEONG JE...



Blood Brothers adıyla da bilinen 2010 yapımı bana kalırsa başarılı bir Jang Hun filmi. Güney Kore' de çok ilgi görmüş bu film. Bunun önemli nedenlerinden biri filmde Song Kang-Ho' nun yer alıyor olması. Yanında da bir adet Kang Don Wong.

Kısaca konuya değinmek gerekirse Kuzey Kore ajanı olan Ji Won Seoul' de üstüyle birlikte suikast düzenlerken öldürmesi gereken kişileri öldüremeyince başı derde girer. Bu esnada NIS ajanı olan Lee Han-gyu ile de yolları keşisir. Suikastın üçüncü adamı olan diğer K. Koreli ise kayıplara karışır. Kısacası herkesin kaybettiği bir olay yaşanır. 6 yıl sonra ülkesine geri dönemeyip Güney Kore' de kalmak ve gizli bir şekilde yaşamını sürdürmek zorunda kalan Ji Won ile bu olayda meslektaşlarının ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle işinden atılan bunun üzerine koreli erkeklerle vize almak için evlenip daha sonra evden kaçan ağırlıklı Vietnamlı kadınları müşterilerinin isteği üzerine bulup evlerine geri getiren ufak bir şirket kuran Lee Han- Gyu nun yolları tekrar kesişir. Her ikisi de çeşitli sebeplerden birbirini tanımıyor ayağı yaparak birlikte çalışmaya başlar.




Filmde aksiyon, dram komedi herşey yerli yerinde.Song Kang Ho için zaten söylenebilecek bir şey yok her rolün altından kalkabiliyor. Kang Dong Won da iyi performansla son derece uyumlu olarak eşlik etmiş kendisine. Hal böyle olunca film daha bir keyifli olmuş. Arada ortaya çıkan ve kırıp geçiren Koh Cheung Seok da tuzu biberi olmuş. Sonunda hafiften cıvır gibi olsa da bence kendi atmosferine pekte ters bir durum olmamış bu nedenle filmin güzelliğini etkilemiyor.

Şimdi işin içine Kuzey Kore de girdiği için insan bir an bekliyor politik bir yorumama mı gidilecek diye ama filmin ve yönetmenin böyle bir amacı yok. Filmi politikadan ziyade karakterleri üzerine yoğunlaştırmış. Pek çok konuya hafiften değiniyor ancak gidişatı dağıtmıyor ve ilgisini iki karakter ve onların durumlarından ayırmıyor ki bu denge bence filmi başarılı kılıyor.

Rough Cut' tan sonra Jang Hun bu filmde de başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim.

7 Eylül 2011 Çarşamba

PYSCHIC: Diğer adıyla HAUNTERS, CHONEUNG RYUKJA




Şu Pyschic kelimesini yazmayı hiç beceremem hatta buraya bile yanlış yazmış olabilirim ama kontrol etmeye üşeniyorum. Neyse...

Bilinen diğer adı Haunters olan bu film 2010 yapımı Kim Min Suk filmi. Olaylar genel anlamııyla iki eleman arasında dönüyor. Bunlardan biri Go Soo diğeri ise Kang Dong Won.

Günlerden bir gün bir pazar gecesi oturmuş bir yandan pazartesi sendromu öncesi sendromu yaşayıp bir yandan da uyumazsam belki yarın olmaz düşünceleri içinde kıvranırken denk geldim bu filme. Hadi bir göz atayım tavrı aslında istemem yan cebime koy tavrını gizliyordu çünkü Kang Dong Won' un adını görmüştüm. Tabi bu filmin bir ara çok konuşulan "amanda Türk oynuyor filmde" filmi olduğunu anlamam Ali' nin kendini "ben Türk' üm" diye tanıtmasına kadar sürdü.

Elemanımız Go Soo bir atölyede işçi olarak çalışan, biri Türk diğeri - yanlış hatırlamıyorsam - Ganalı olan iki kankasıyla takılıp kendi halinde yuvarlanıp giderken doğum günüde geçirdiği ufak! bir kazayla hayatı azıcık tepe taklak olur çünkü işten atılır.Azmedip iyileşip tekrardan ufak bir dükkanda iş bulur. Her şey düzeliyor derken özel gücü görebildiği insanları gözleriyle yönlendirebilmek olan Kang Dong Won ile bu dükkanda feleğin ikisine de bir sillesi olarak karşılaşır ve gelişen olaylar nedeniyle ikisi arasında kovalamaca başlar. Go Soo takıntılı bir şekilde takibinden vazgeçmez Kang Dong Won da "niye benim gücüm buna işlemiyor?" hezeyanları içinde kıvranırken aynı zamanda aleyhine işleyen süreci durdurmanın tek yolunun Go Soo' yu yok etmek olduğunun bilincinde olarak geri adım atmadan meydan okur. Film böyle devam ediyor sonuna kadar işte...

Bu arada bu gereksiz paragrafta belirtmek istediğim bir durum var ki "göz" denilince aklıma gelen ilk isim muhtemelen Duelist' in (Hyeongsa) etkisiyle her zaman Kang Dong Won oluyor. Yine göz odaklılık ve burada da kendisi Cho-in.

Filme geri dönersek özellikle ilk sahneleri ve dükkanda karşılaştıkları sahneleri başarılı buldum. Film için oldukça umut vericiydi. İyi bir gerilim atmosferi yaratmayı başarmış olduklarını düşünmeme rağmen içimden bir ses "acaba pazar gecesi geriliminin dışa vurumu olmasın?" diye soruyor bana şu anda ama o sese kafa göz daldım.

Neyse genel anlamda değinmek gerekirse konu ve malzeme güzel ancak işleniş ve kurgu basit ve yüzeysel kalmış görünüyor. Kötü değil ancak eldeki fikir ve kadroyla çok daha başarılı bir anlatım sonucu daha doyurucu bir çalışma ortaya çıkabilirmiş gibime geliyor.

Senaryonun içindeki öğelerin dengesi biraz bozuk olduğu için ortaya da pek istikrarlı bir şey çıkmamış. Özellikle insanı ohannes denilen bir sonla baş başa bırakıyor ancak Go Soo' nun oyunculuğu ve senaryonun içinde barındırdığı etkenlere bağlı olarak çokta can sıkmıyor. Bir de "Uzun ince bir yoldayım" olayı var.

Go Soo' nun oyunculuk tarzı zaten belli. Burada karakteri daha fazla ön plana çıkarılmış, iyi sürüklemiş. Kang Dong Won bana kalırsa iyi ve akıllı bir oyuncu. Performansı, senaryonun derin olmamasına, kurgunun tek düzeliğine ve genel anlamda filmin yüzeyselliğine rağmen başarılı hatta pek arka planı yansıtılmayan karakterine oyunculuk anlamında eklediği artılarla bu dengesiz denklemi olumlu yönde etkilemiş. Bir de işini oldukça ciddiye alıyor bu eleman.

Kötü film değil, çok iyi bir film de değil. Zaman zaman yok artık diyebilirsiniz ama filmin atmosferine verin, dert etmeyin. Kang Dong Won ve Go Soo' nun hatrına izlenir.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Hyeongsa: Duelist...






Eski bir film sayılabilir aslında yıl olmuş 2010, filmin tarihi ise 2005. Zaman akıp gidiyor. Geçenlerde "sad eyes theme" i videoliste eklerken tekrar aklıma geldi bu film. Tabii tüm filmleri yazmaya eklemeye kalksak altından kalkılmaz ama bunun için torpilli davranabilirim sanırım çünkü uzuuun zaman önce - muhtemelen yine buhranlı günlerden bir tanesinde- çok tesadüfi olarak elime geçen bu filmi ilk izlediğimde oldukça etkilendiğimi hatırlıyorum. Hikayesinden, görüntülerinden, müziklerinden, estetiğinden. Bir çok defa izlediğim filmlerdendir kendisi. (bazı seferleri yeni film bulmaya üşendiğim için de izlediğimi itiraf edebilirim). Diğer izleyişlerimde de, yanımdakilere zorla izletirken mesela, yine de etkileyiciliğinden pek bir şey yitirmedi. Kurbanlarımın da - her ne kadar öfleyip püfleselerde - etkilendiklerini biliyorum çünkü tersi olsaydı şu anda bunları yazamıyor olurdum.

Yönetmeni Lee Myung-se olan 2005 Güney Kore yapımı olan film Türkçe ye ne alakaysa Kanlı Hançer olarak çevrilmiş.Film genel havası itibariyle kimine göre bir masal, kimine göre kurgusal bir döngü. Nasıl düşünmek istendiğine kalmış ağırlıklı olarak belki de.Dedektif Ahn (Ahn Sung-ki) ve ortağı - aynı zamanda kızı gibi yetiştirdiği - erkek fatma Namsoon (Ha Ji-won), bir kalpazan çetesi ve arkasındakilerin peşinde iken olayların gelişmesi sonucu bir kılıç ustası olan Sad Eyes ya da duelist diyelim ( Kang Dong-won ) ile karşılaşırlar. Bu da onları Sad Eyes a oğlu gibi davranan bakan Song a kadar götürür. Sonuç olarak Namsoon ve Sad Eyes' ın aşk hikayesi başlamış olur

Karmaşık bir özet oldu gerçi ama zaten değinmek istediğim nokta ne filmin konusu ne de oyunculuklar. Çoğu kişi çok sıradan bulacaktır belki de konusunu... sabun köpüğü gibi tanımlamalar da yapılacaktır belki ama bu filmi etkileyici kılan konusu vs.. değil, kesinlikle filmin anlatım dili ve estetiği. o yüzden aslında kısaca değinmek istediğim nokta bu.

Güzel espriler barındıran filmde, komedi öğeleri daha çok karakterlere yüklenmiş olsa da ara ara kurgunun içine de güzelce serpiştirilmiş. Çok fazla diyalog yok buna rağmen öyküden de kaynaklanabilecek şekilde herşey açık, anlatım için sözlerden çok koreografiler, renkler, fonlar, duruşlar, zıtlıklar kullanılmış. Filmde göze çarpan en önemli özelliklik zıtlıklar. Karakterlerde, renklerde, kurgu da. Renk kullanımları hem anlatım hem çarpıcılık açısından dikkate değer.Filmin müzikleri de tüm bu öğeleri ayakta tutacak kadar güzel ve etkileyici.








Filmdeki estetiği arttıran koreografiler ise enfes. Namsoon ve Sad eyes (ya da duelist) arasındaki ilişki tamamen koreografilere yüklenmiş. Bu konuda çok fazla söze gerek yok.Kılıç dansı sahnesi ayrıca ilgiyi hak ediyor. Mükemmel ya da kusursuz değil ama insanı ekrana kilitleyecek kadar harika. Final sahnesi için söyleyebileceğim tek şey; bir aşk bir şekilde bu kadar güzel, ince ve dokunaklı olarak ifade edilebilirdi sanırım.






Sonuç olarak; ajitasyon yok, dramın dibine vurmak yok, kıvamında bırakılmış bir anlatım...Kısaca film türünün tek örneği değil belki ancak meraklıları için iyilerinden ve izlenmesi gerekenlerden bir tanesi. Eğer vakti olan varsa bu filme bir göz atsın derim.



Not:çok video koydum biliyorum ama dayanamadım...

http://www.youtube.com/watch?v=TS7P0Gg1pbM&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=PTnpoJ_nerI

http://www.youtube.com/watch?v=BLTpt2tJiAc

http://www.youtube.com/watch?v=G7xFybMrPCI&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=_1VvwqY6Htg&feature=related

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...