Sonunda filmini de izledim rahatladım. Öncelikle kısa ve net bir şekilde söylemem gereken tek şey; film animenin yanından bile geçemez. Yani eğer filmi beğendiyseniz ve eğlendiyseniz animede komaya gireceksiniz demektir. Çok kötü olmamasına rağmen film olmasından dolayı beklentiyi karşılamıyor. Ayrıca o güzelim parçalar nerde ???? Bir kere "Mad Monster" yok. "Grotesque"' i hatırlamıyorum. Satsugai en sonda o da tam değil. Ne anladım o zaman, söyleyin bana?
Filmin kurgusu doğal olarak animeden farklı ve bir giriş gelişme sonuç çizgisine sıkıca odaklamışlar. "No music no dream" mottosu alttan verilmiş. Yalan mı ? Değil tabii ki ve hoş bir motto. Bunun dışında aslında filmin metal müzik ve benzeri endüstrilere, fanlara, tiplere vss... yaptığı göndermeler oldukça yerinde. Ayrıca Krauser - sama' yı kanlı canlı görmek ayrı bir tat ama Negishi' yi görünce insanın içinden elemanı alıp şöyle evire çevire esaslıca dövmek geliyor. O bu değilde finalinde öldüğümü belirtmeliyim eğlenmekten değil salaklıktan. Bu arada artı bir nokta olarak filmde Jack ill Dark karakterini Gene Simmons oynuyor, o derece. Camus' nun saçlara bittim ama sachou çok üzdü beni. Kendisini canlandıran aktris elinden geleni yapıyor olmasına rağmen, animedeki sachounun yeri başkadır...
Animede insanı öldüren pek çok bölüm doğal olarak filmde yok. Tokyo Towers olayı gibi, Kiva ile rap kapışması çok basit geçmiş. Nina ile kapışmadılar bile.
Fanlara burada biraz daha farklı bir anlam yüklenmiş sonunda Krauser önde fanlar arkada hepsinin konser salonuna koşusu başka bir olaydı. Fanlarla ilgili beni yaran nokta şu kravatlı eleman oldu. Krauser sapıtıp Jack' i devirdikten sonra o koibitolu şarkısını söylediğinde fanların tepkilerini izlemek için bile izlenmeli bu film. " bu ne? Demon love son mu?" Kusacağım şimdi ama dinlemeliyiz yine de" mealli geyiklerle ve can çekişmeleriyle ortalığı süpürdüler.
(Buda o meşhur amai koibito)
Animeyi izlememiş olsaydım filmde daha çok eğlenirdim muhtemelen ama animeden sonra yavan kaldığı açık. Negishi' nin gel gitleri ve ikilemleri tek boyutlu olmuş - haliyle diğer faktörler de boyut düşmüş - ve konu ağırlıklı olarak "no music no dream" e bağlanmış. Detroit Metal City için herkese animeyi izleyin derim ama animeyi izleyemeyenler filmde de mutlaka çok eğleneceklerdir.
http://www.youtube.com/watch?v=WioKSZaLd2c
http://www.youtube.com/watch?v=SdLAr_6Lo6Y
DMC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DMC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Haziran 2010 Salı
13 Mayıs 2010 Perşembe
DMC: Detroit Metal City
12 bölümlük kopmuş gitmiş -özünde bir manga serisi olan - bir anime. Filmi (film için buyrun ) de çekilmiş - ona da bir ara değinirim - ancak burada animesi söz konusu olacak.Öncelikle bu seriyi herkes sever mi bilemeyeceğim ama beni oldukça ve oldukça eğlendirmiş bir seridir kendisi. İlk bölümlerde tercih edilen teknik ve çizimler nedeniyle oldukça itici gelmiş olmasına rağmen, konusu ve olaylara bakış açısı ile giderek sararken bir yandan da kahkahalar ile güldürmeyi başarmıştır kendisi. Bir süre sonra başta itici gelen çizim ve tekniğe alışırken aynı zamanda bunlardan dolayı konu, durum ve müziklere odaklanıyor zaten insan.
DMC deninlince akla gelen ilk parça....
Kısaca spoil yapmadan konuyu özetlemeye çalışayım öncelikle;
Soichi Negishi kardeşimiz tabiri caizse taşradan Tokyo' ya üniversite okumak için gelmiş bir kardeşimizdir. İyi bir evlat ve iyi bir insan olmak gayesini kalbinde taşıyan Negishi, huzurdan ve pop müzikten hoşlanmaktadır. En büyük amaçlarından bir tanesi pop müzik icra etmek ve müziği ile hayatını kazanmaktır ancak gelin görün ki kader kendisini Detroit Metal City adlı death metal grubunda vokalistliğe sürükler. Bu arada bir not düşelim Detroit Metal City ismi Kiss' in Detroit Rock City adlı parçasına dayanmakta. Böylece DMC nin bir parçası (?) olan Negishi gittikçe daha da ağırlaşan olaylara dahil olmak zorunda kalmaktadır. Serinin diğer karakterleri de bir o kadar eğlenceli ve çılgın . DMC' nin bateristi Camus ayrı bir mevzu iken, basçısı Jagi ve kanımca serinin en sayko ve bombastik karakteri olan Shachou ile birlikte DMC efsanesi yükselir ve bu olurken bizde yerlere yatarız. Tabii unuttum gerçi ama mazoşist olduğundan aldırmaz ama yine de Pig in adını anmadan geçmeyelim ki onsuz bir DMC düşünülemez. İşte bu seride indie ve genel anlamda müzik dünyasını görür ve DMC' nin bu sahne içinde efsaneleşmesini ve karakterlerin bir kısmının yaşadığı ufak dönüşümleri izler yerlere yatarız.
**************** hafif spoiler içeriyor olabilir *********************************
Negishi: Arkadaş gerçekten iyi niyetli ve altın gibi kalbi olan bir çocuk. Temiz hayalleri ve kıza karşı beslediği temiz duyguları var. Pop müzik çocuğun dünyası ama maalesef rüzgar onu ters köşelere savuruyor ve içinden bir Krauser doğuyor. İyi bir gitarist. Yaptığı işe mesafeli duruşu ayrıca bir komik. Negishi üzerinden alabileceğimiz derslerden bir tanesi alt benliğinizle ne kadar içli dışlı olursanız sizi o kadar ele geçiriyor :P Negishi ile Krauser' ın dönüşümleri gerçekten çok eğlenceli. İkisi birlikte olmazsa ne Krauser Krauser olur ne de Negishi Negishi belki de. - Krauser' ın kalbimdeki yeri ayrı tabii o başka - Beni öldüren bölümlerden bir tanesi Negishi' nin Krauser fanları ile girdiği on-line atışma ve Krauser' ın Tokyo Tower olayından sonra yaptığı "baba oldum" vb... yorumlarıdır. Death metal konserinden sonra evinde gider çayını yudumlar. Seri boyunca Negishi' nin de hafif bir değişim geçirdiği ve belki de geliştiği gözden kaçmıyor ve bu da belki de seriyi güzelleştiren öğelerden bir tanesi olarak duruyor.
Krauser: ahaha bambaşka bir şey Krauser-sama. Anlatılmaz yaşanır :P. Cehennemden gelen, çocukken annesini babasını öldürmüş olduğu ile ilgili efsaneleriyle fanların aklını almış olan Krauser ilerleyen bölümlerle gerek tesadüfi gerek Negishi' nin Krauser' ın karşısındaki duruşunun getirdiği sonuçlarla ününe ün katar. Sahne performansları, duruşu ve karizması ile ve finalde Jack ile yaptığı kapışmanın ödülü olarak ele geçirdiği ünvan ile yaşayan bir efsane olur. Satsugaiii diye böğürmesine ayrıca hastayım.
Jagi: DMC' nin bassçısı, ladykiller. O da biraz da olsa rastlantısal olarak bir parça olmuşsa da sachounun mutluluğu onun için herşeydir. Fazla sallamaz.
Camus: Ahaha bayılıyorum bu elemana. Dünydadan kopuk DMC davulcusu. Sadece çalar diyaloğa girmez. Girdiği diyaloglar da yarıcıdır.
Shachou: Serinin en bombastico ve fantastico karakteridir. Ağzından küfür, sigara, alkol üçlüsü eksik olmaz. Delidir çılgındır. Dilinde sigara söndürür etraf tırsar.Yarıcı bir karakterdir, bambaşkadır...
Pig: DMC livelarının vazgeçilmez öğesidir. Krauser tarafından tekmelenen mazoşisttir. Normalde orta yaşlı kendi yolunda bir adamdır.
Kız arkadaş: Ne çekti bu kız be.. Hem Negishi' den hem Krauser' dan.
Fanlar: Tek bir organizma olarak görmeyi tercih ettiğim bu güruh - sadece DMC fanları değil seriye konu olan tüm türlerin fanları - serinin ana yarıcı unsurlarından bir tanesidir. Durumlar karşısındaki tepkileri insanı kahkahalara boğmaktadır gerçekten. Yaptıkları yorumlar, kulaktan kulağa ekledikleri, karşılarındakini tanrısallaştıran hareketleri vs... ile seriyi seri yapan öğelerdir.
Seri birbirinden harika bölümlere sahip. Tokyo Tower' a tecavüz olayına ve yapılan yorumlara hala yarılıyorum. DMC' nin Kintama Girls ile sahnede yaptığı punk vs metal kapışması ve Krauser vs Nina tükürük savaşı da bambaşka bir olaydır gözümde.Ancak benim için öyle bir bölüm var ki içindeki bir sahneyi izlerken dağıldım. O da Krauser' ın fake Krauser' ı indirmek için sahneye çıktığı ve "Mad Monster"' ın introsuna girdikleri andır ki baktım delicesine gaza gelmişim ve o an titreyip kendime geldim akabinde bu bölümü kaç kere izlediğimi hatırlayamıyorum. Velhasıl Mad Monster' da bomba bir parçadır.
Serinin içinde yer alan müzikler gerçekten sağlam.Hani sözlere fazla takılmazsanız müzikal anlamda oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Zaten açılış jenereğindeki Satsugai bir süre sonra beyinde yer etmiyor değil.
Serinin diğer bir güzelliği de işin arka planını göz önüne sermesi. Ne Krauser, ne Nina ne de Kiva hatta Jack birbirinde çok farklı değil. Ama Krauser hepsini döver orası ayrı...
****************************************************************************
Çok uzatmadan söylenebilir ki, herkes sever mi bilemem ama öncelikle müzikleri, göndermeleri, şov bizinız olayını sermesi ve ortaya koydukları ile göz atılması gereken coşmuş kopmuş bir seri.
Ayrıca anlatılmaz yaşanır.......
http://www.youtube.com/watch?v=tviugTvORMY&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=IP4MWcabFsI&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=-vCT0P8vZhk&feature=related
Etiketler:
anime,
camus,
detroit metal city,
DMC,
grotesque,
jagi,
krauser,
mad monster,
manga,
satsugai
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)