imperial march etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
imperial march etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2010 Salı

HANA YORI DANGO: Bir Çeşit Peri Masalı I. Sezon


Bu satırlar yazıldığı sırada - buraya eklenmesinden çok önce - 20 bölümlük Hana Yori Dango' ya son noktayı koymuş bulunuyorum sırada filmi kaldı. 20 bölümü 3 günde izlediğim için hafif bir beyin ambalesi geçiriyorum onun için oluşabilecek sorunları hoşgörün.

Evet, son zamanlarda pek çok kişinin "hana yori dango", " hana yori dango" diyerek beynimi yemesi akabinde anck su namun' un mangayı okuyup öle yazmasına istinaden artık el atmaktan kaçamayacağımı anlayarak beni bekleyen çileyi çekmeye karar vermiştim ayrıca bir an önce bu olay bitsin istiyordum. mangasını okumaya hayatta katlanamazdım muhtemelen ortalarına doğru kendimi jiletlemeye başlardım, animesinden de muhtemelen sıkılırdım geriye dizi seçenekleri kalmıştı. Japon versiyonunu seçtim izlemek için ama neden diye sorarsanız; Kore versiyonunu Bi Shounen Gurusu' nun izlemek isteyeceğini düşündüğümden ve Japon doramasının 20 bölüm olmasından kaynaklanan kesinlikle elle tutulamayacak sebepler yüzünden. Sonuç; Hahaha beğenmek ben. Dediğim gibi anime ve mangaya tahammül edemezdim ama diziye gerçekten sardım.

İlk beşi vereyim öncelikle hehe;

Inoue Mao : Makino Tsukushi
Matsumoto Jun : Domyouji Tsukasa
Oguri Shun :Hanazawa Rui
Matsuda Shota: Nishikado Sojiro
Abe Tsuyoshi : Mimasaka Akira

Bilindiği gibi dizi 9 bölüm 1. sezon, 11 bölüm 2. sezon olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Birinci Bölümde Eitoku Lisesi' nin genel özetini bize veren Makino, iyi bir dost bildiği Sakurako'yu ( Sato Megumi) koruyabilmek için F4' e bulaşmış olur ve akabinde kırmızı kartını alır ve hayatı cehenneme döner. Makino öyle kolay pes edecek biri olmamasına rağmen başına gelenler az buz değildir. Bu dönemde en büyük destek beklemediği ve kapalı bir şekilde kendisine Hanazawa Rui' (Oguri Shun) den gelir. Bu karizmatik, gizemli ve hafiften beyaz atlı prens havalarını taşıyan(ahaha bu arada gerçekten sürekli beyaz giyiyor) Rui, Makino' nun ilk aşkı olur. Makino' nun pes etmemesine tahammül edemeyen biri vardır ki o da Domyouji' dir. İnsan kılığında dolaşan fakat henüz evrimini tamamlayamamış bir yapıda olan bu arkadaş Makino' dan yurmruğu yediğinde hayatının dumurlarından birine uğrar. Bu andan itibaren diziye iki adet bomba hatun girer. Bir tanesi F4' ün çocukluk arkadaşı ve Rui' nin aşkı, prenses ama altındaki özgür insan modeliyle, Makino' nun da hayranı olduğu Shizuka' dır. O kadar yoğun spoiler alıyordum ki, gelişi adına verilen davette korkunç üçlü Makino' yu ıslattığında kontra atak olarak bahçe hortumuyla kızları sulamasına dağılıp bahsi geçen pek meşhur abla sanmıştım ama yanılmışım. Onee-chan yani Domyouji' nin süper ablası diziye girdiği ilk karede Domyouji' ye aparkatı çakarak 10 numara olduğunu göstermiştir. Efendim ilerleyen bölümlerde Domyouji Makino' dan daha da fazla hoşlanmaya başlar, Rui' nin Shizuka' nın peşinden Fransa' ya gitmesiyle sahne ona kalır. Ablasından aldığı destekle Makino' ya çıkma teklif eder.- ki yazmadan geçemeyeceğim buralarda bir Hemingway olayı vardır ki koparıcı - . Makino böyle bir şeyi beklemediği için anlamaz falan... İlk buluşmaları fiyasko, Yuki ve erkek arkadaşıyla birlikte çıktıkları ikinci çift buluşmaları da bir fiyasko ile son bulur. Bu arada Rui Fransa' dan dönünce Makino bir garip olur. Aynı zamanda Makino' nun arkadaşım dediği ve her şeyi anlattığı Sakurako' nun aslında Domyuouji saplantısına sahip olduğunu öğreniriz. Rui' nin Makino' ya asılmasıyla olaylar hafiften karışır ancak bunun bir oyun olduğunu ilan eder ve sayesinde Makino Domyouji' yi sevdiğini itiraf eder ancak Domyouji annesi ile yaptığı pazarlık sonucunda ve Makino' nun yarışmada ikinci olması nedeniyle New York' a gitmek zorunda kalır ancak birbirlerine duygularını itiraf etmiş olurlar.



(http://www.youtube.com/watch?v=xI7BwlB1FOk&feature=related)


Karakterleden bahsetmezsem olmaz.

Makino Tsukushi: İradesi sağlam bir kız. İlginç bir ailesi olduğunu belirtmem lazım ki genişlik ve rahatlıkları 2. sezonda tavan yapıyor ya neyse ancak annesinin Domyouji' nin dominant annesine ayar verdiği noktada umutlanmıştım fakat yanılmışım. Bunun dışında F4 üzerinde etkisi olan bir karakterdir.

Domyouji Tsukasa: İnsan görünümünde bir varlık olmakla birlikte insan mıdır değil midir sorusu tartışılabilir aslında ancak Makino ile birlikte insanlığa evrildiğini görürken aslında insan olduğunu fakat bunu unuttuğunu anlarız. Tüm bunların dışında hafif salaktır ve kendisi aptal olduğu halde karşısındakine aptal demesi en belirgin özelliğidir. Tüm bu geyiklerin dışında zamanla büyüdüğü ve içindeki bastırılmış insancıl yanın ortaya çıktığı görülür tabii bu noktada Makino' ya yüklenen misyon hafif ağırdır. Büyük adamım triplerinin içinde aslında çocuk olduğu ortaya çıkmaktadır. Japoncası hakkaten kötü dizide kırdığı potlar bambaşka. Hummingway olayına hala gülerim. Bir de öyle anneye sahip olduğu için az biraz haklı görüyorum.

Hanazawa Rui: F4 ün en soğuk ve dışarıdaki üyesi. Zamanla onun da değiştiği görülür. Shizuka Fransa' da başka biriyle evlenmeye karar verdiğinde geri dönüp Makino' ya asılmaya başlar ancak sonra bunun bir oyun olduğunu söyler yine de Makino' nun başı ne zaman sıkışsa ilk önce orada olan kendisidir. Bir de elma yiyiş stiliyle koparmıştır. Oguri Shun' a da yakışmış Ruilik.

Nishikado Sojiro: F4 ün playboylarından çay seramonicisi üyesi. Genellikle Domyouji' nin yaptığı dingillikleri toparlamak kendisine düşer. Alemlerdedir kendisi çoğunlukla. Yuki' ye yaptığı kıyak sonucunda Yuki' nin kalbini kazanmayı başarmıştır ancak kendisinin mottosuna aykırıdır tek eşlilik.

Matsuoka Yuki : Makino' nun çocukluk arkadaşı. Olayların içine o da bir şekilde dahil olurç. İyidir hoştur ama bazen fazla inatçı diye düşünmüyor değilim.

Okami: Dizinin yarıcı karakterelerinden bir tanesi. Eski sevgililerinden bahsederken aslında hayat dersleri ve senaryoya ait tüyoları paylaşmaktadır da bir yandan. Yoko Onno olabileceğini bile iddia etti ya ne diyelim ama Akira ile arası iyidir orası ayrı.

Mimasaka Akira : Ailesinin mafya olduğu söylenmekle birlikte mafya mirasını alacak kişinin F4 ün en birleştirici, en olgun ve arkadaşlarına en değer veren üyesi olması ilginçtir. Yaşlı ve olgun kadınlara ilgi duymaktadır ki yanlış hatırlamıyorsam bu travmasının nedenini 2. sezonda annesini görünce anlaıyoruz. Ömrü şu üçünü ayırmakla ve hepsini bir arada tutmakla geçmiştir.

Şu korkunç Üçlü: Adamın asabını bozma kapasiteleri çok yüksek ama insanın karşısına heryerde çıkabilecek cinsten. a aaah aaaaahhh.

Görüyoruz ki tek tip Japon kızları korkunç.Dizinin bazı sahneleri hakkaten çok eğlendirici ancak benim en çok koptuğum olay, Domyouji' nin Makino' ya özel konuşmaları için verdiği cep telefonunun zil tonunun Domyouji aradığında Imperial March olarak çalmasıdır ki her seferinde itinayla güldüm. Ayrıca şu elma muhabbeti de aptalca olmasına rağmen bu kadar önemli görülmesi ve Domyouji' nin Makino' ya bunu dünyanın en önemli sırlarından biriymişçesine anlatması insanı ne oluyor derken güldürmeye yetiyor. Rui ile Makino' nun bir de tuvalet macerası var ki ayrı bir olay. Domyouji salak malak ama çocuk Saturn saturn dedi herkes dalga geçti gariple halbuki bir bildiği varmış hepsi sonunda anladı.

Aslında klasik bir fakir kız zengin erkek masalımsısı ama hikayeyi güzel yapan karakterlerin geçirdikleri değişimler olmuş. Başta çok laf etmiştim ama bu seriyi ve bu sezonu beğendim. Özellikle Matsumoto Jun iyi bir iş çıkarmış diye düşünüyorum. Bunun dışında bu dizi gördüğüm en gerzek jeneriğe sahip dizi olarakta kayıtlara geçmiştir. Bir de bölüm içi parçası yanılmıyorsam Ai Otsuka /Planetarium' u oldukça beğendim. İlk sezonu daha çok sevmemde büyük etkendir.

Fazla vakti olanlara, peri masalı izlemek istenler ya da günün aptalca sıkıntılarından kurtulup rahatlamak isteyenlere ve tabiiiiii lise çağındaki gençlerin ergenlik sancılarıyla yoğurulan gerzekliklerine tahammül edebilecekler için tavsiye ederim, süpriz şekilde beğendim.


1 Mart 2010 Pazartesi

STAR WARS: Star Wars Episode V: The Empire Strikes Back....

Fazla söze gerek yok..Hem orjinal hem de ikinci üçlemenin kısacası 6 filmin en iyisi. Efsanenin içindeki efsanedir bu bölüm gözümde...






Yahu Han Solo, Vader a da silah çekiyorsun ya ne diyeyim ben sana ...





Şimdi izninizle AT-AT ıma binerek, önüme çıkan insanlara "Luke I 'm your father" demeye gidiyorum

Güç sizinle olsun...


http://www.youtube.com/watch?v=L2nd059UJcM&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=q3hn6fFTxeo&feature=related

7 Şubat 2010 Pazar

STAR WARS:Star Wars Episode II: Attack of the Clones; Across The Stars...



Phantom Menace' da izlediğimiz padawan Obi Wan Kenobi ve sevimli velet (ahaha ne dedim ben ya? ) Anakin Skywalker' ın, Jedi Master Obi Wan Kenobi ve genç, dinamik, ukala,atletik :p Anakin' e, Kraliçe Amidala' nın Senatör Amidala' ya dönüştüğü, ilk filmden 10 yıl sonrasını anlatan bu film için de zamanında dörtgözle beklemiştim. Gösterime girdiğinde bir sevinç, bir kıyamet.... Mutlu oldum mu? Sonuna kadar. Evet geçen hafta tekrar bu filmi 100 küsuruncu kez izlemiş ve film sonrası etkilerini atlatmış olarak, kısa bir iki not düştükten sonra henüz tanışmayanları John Williams/ Across The Stars ile tanıştırmak istiyorum.







Palpatine' in "Bu cumhuriyet' in ikiye bölünmesine asla müsaade etmeyeceğim" diyerek açtığı , "Bana verilen bu yetkiyi Cumhuriyet' i korumak için kabul ediyorum. Cumhuriyet' i çok seviyorum. Zamanı geldiğinde bu yetkiye derhal geri iade edeceğim" mealli sözler söyleyerek kapattığı filmde, bu şekilde Yüce başkan Palpatine, Count Dooku' nun başını çektiği ayrılıkçılara karşı kulllanabileceği ordu kurma/kullanma yetkisini zorlanmadan elde eder, zaten yıllar önce hazırlanmaya başlanmış Klon ordusu ile tanışırız bizde. Filmin başında Mace Windu biz barışın koruyucularıyız, asker değiliz derken, filmin sonunda topyekün klonlarla birlikte jedilar da bir şekilde savaşa sürüklenmiş olurlar. Anakin ile Padme arasındaki ilişki 10 yıl sonra başka bir boyut kazanır ve birbirlerine olan aşkları evlilikle son bulur. Gariban Obi Wan yine her yere koşturur.

Anakin'in annesine karşı duyduğu özlem, Padme' ye duyduğu aşk, içindeki öfke, kızgınlık, korkunun yavaş yavaş ortaya çıkması ile birlikte onun karanlık tarafa göz kırpması hafiften hissedilmeye başlar. Palpatine'in gizliden Anakin' e nasıl destek verdiği ortaya çıkar. Darth Sidious büyük bir sabır ile planlarını örerken yıllardır, Jedi konseyinin ve jedilerın yıllardır huzur içinde uyumuş olduğunu anlarız böylece ve hepsinin yavaş yavaş Darth Sidious' un oyununa sürüklenişini izleriz.

Jango Fett ve yavru Boba Fett ile karşılaşmak, Mace Windu'yu aksiyon halinde görmek, Usta Yoda' nın ışın kılıcını çekerek Dooku'ya dalması ve her zaman bahsedilen ışın kılıcıdındaki ustalığını görebilmek diğer artı ve heyecan verici öğeler.

Arenada Jedilar teker teker düşerken gözlerim doldu, Count Dooku' nun asaleti ve karizması karşısında durumu için hüzünlendim... Ve... Imperial March eşliğinde zamanın klon askerlerini, gemilerine büyük bir düzen içinde binerken görerek duygu seline kapıldım.

Güzel göndermeleri barındıran, güzel bir film... - orijinal üçlemeyi değerlendirme dışı bırakıyorum- . Jediların kumanda edeceği klon ordusunun, İmparatorluk askerleri olan Storm Trooperslara dönüşeceği yolda bağlantıları sağlayan bir ara film...

Tüm bunlar ile birlikte John Williams 'ın müzikleri olmadan Star Wars düşünülemez tabii ve Across the Stars yine tek başına filmin barındırdığı tüm duyguları anlatabilecek kadar harika...





Böylece tüm bu olaylar sonucunda, yıllar sürecek Klon Savaşları başlar ve biz de üçüncü filmi görebilmek için beklemeye başlarız.

Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken ben de an itibariyle duygu seli oldum. Yaşlılık zor, gidip biraz force kullanarak meyve soymaya çalışayım.

Güç sizinle olsun...



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...