naruto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
naruto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2016 Pazar

ÜÇ ELMA MİMİ: Gökten 3 Elma Düşmüş.... (Ben yaptım ^^)






Eylül ayının ilk günlerini yaşadığımız şu günlerde benim beyin devrelerim iyice yandı. O derece yandı ki artık eriyip damlamaya başladılar. Bu yetmezmiş gibi yapmam ve yetiştirmem gereken işler var ancak karakterimin bir özelliği olarak onları son ana kadar bekletmeli ve bu esnada boş kalacağım için başka şeylerle uğraşmalıyım. İşte bu mim böyle bir durumun ürünü.



Bilemiyorum mimler böyle mi hazırlanıyor ancak oturup tüm ilgi ve alakamı bu mimi hazırlamaya sonra kendime sorup cevaplamaya verdim :)) (Daha önce hazırlanmış, böyle bir mim var mıydı bilmiyorum.Umarım yoktur.)



Adından da anlaşılabileceği gibi gökten üç elma düşüyor. İlk iki elma belli, üçüncüyü biz buluyoruz.

 Kurallar şöyle;

I - Doğal olarak 3. elma için tek bir doğru bir cevap yok, cevap bize kalmış ancak yanıtlarken sorunun ya da cevapların içindeki kısıtlara dikkat ediyoruz.

Örneğin;

Dostoyesvki' den 3 elma düşmüş, 1. si Karamazov Kardeşler  2. si Beyaz Geceler  3. ise ..... imiş.

Cevaplarda bir kısıt yok, soru Dostoyevski olarak sınırlamış. Dostoyevski' nin eserleri bol, içinden istediğimiz, sevdiğimiz birini seçiyoruz.


Gökten üç spor dalı düşmüş, birincisi futbol, ikincisi voleybol üçüncüsü ise .... miş.

Burada, ilk iki elma takım sporu olduğu için 3.yü seçerken bunun da bir takım sporu olmasına dikkat ediyoruz.



II- "Çünkü" kısmını mutlaka doldurmak. Burası tamamen yanıtlayana kalmış. İsterseniz kısaca, isterseniz uzun uzun nedeninizi yazabilirsiniz. İsterseniz, çünkü gökte yürürken başı dönmüş pat diye aşağı düşmüş de diyebilirsiniz. Burası cevaplayanın. Önemli olan burayı boş bırakmamak.



III - Herkes alıp yapabilir. (Olur da hoşuna giden, yapmak isteyen olur diye yazıyorum bunu :P) Herkesin ilgi alanı farklı olduğu için kimse tüm soruları cevaplamak zorunda değil. İsteyen hepsini cevaplar, isteyen hoşuna giden soruları alıp cevaplar. Tek şart; en az 10 soruyu cevaplamak.



Neyse, insanlar kendi mimlerini cevaplıyor mu çoğunlukla, bilmiyorum ama ben cevaplayacağım :)) Şimdi kendi kendimle diyaloğa giriyorum izninizle...



1- Gökten üç Shakespeare trajedisi düşmüş. İlki Hamlet imiş, ikincisi Kral Lear, üçüncüsü ise .... imiş.

Çünkü....

Othello

 Çünkü, aslında ilk anda Macbeth diyecektim - çok severim - ama" Arabın İntikamı" hatırına Othello diyorum. :)



2 - Rusya'dan 3 elma düşmüş. 1. Dostoyevski imiş. 2. Turgenyev 3. ise ....

Çünkü...


Gogol

Çünkü, bu aralar Gogol' ün tüm eserlerini tekrar elime alasım var.


3 - Gökten 3 elma düşmüş. 1 Oğuz Atay imiş 2. Reşat Nuri Güntekin 3. ise ....

Çünkü...

İhsan Oktay Anar

Çünkü  çok iyi, mutlaka okuyun (bence) En son Amat' ı okuduktan sonra bir iki gün ne yapacağımı bilememiştim.


4 - Gökten 3 elma düşmüş. Birincisi Raistlin Majere imiş. İkincisi Meursault' muş. (A. Camus/ Yabancı) Üçüncüsü ise .....

Çünkü....

Sun Wukong (Batıya Yolculuk)

Çünkü, en büyük anti kahraman bizim anti kahraman :)) Geyik bir yana Sun Wukong' un anti kahramanlığı biraz tartışmalı bir konu olabilir. Her şeyden önce kitabın yazıldığı yıllarda son dönemlerde popülerliği yükselmiş bir anti kahraman tanımı yoktu. Buna rağmen bana kalırsa Sun Wukong, tanım içerisinde birden fazla öğeyi içinde barındırması nedeniyle anti kahraman sayılır (en azından ilk bölümde). Geçerli nedenlerim var, gerçekten, ama uzun uzun yazamayacağım şimdi.


5 -  Yüzük Kardeşliğinden 3 elma düşmüş. Birincisi Aragorn, ikincisi Frodo, üçüncü ise .... imiş.

Çünkü...

Legolas

Çünkü, ah Legolas elf gözlerim olsun isterdim.


6 - Gökten 3 elma düşmüş.

Birincisi; Molloy - Malone ölüyor - Adlandıralamayan (S. Beckett) imiş.

İkincisi; Yüzük Kardeşliği - İki Kule -Kralın Dönüşü ( Tolkien) imiş.

Üçüncüsü ise ....

Çünkü....

Efsaneler Üçlemesi  ( İkizlerin Sınavı - İkizlerin Savaşı - İkizlerin Zamanı)

Çünkü Raistlin Majere :)


7 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi müzik imiş, ikincisi bale, üçüncü ise ....

Çünkü ...

Tiyatro

Çünkü anlatılmaz yaşanır.


8 - Gökten üç elmanın içinde üç masal düşmüş. 1. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler  imiş 2. Hansel ile Gretel  imiş  3. ......   imiş.

Çünkü.....

Kurbağa Prens

Çünkü nice nesil öpülünce kurbağanın yakışıklı bir prense dönüşeceğini düşünerek perişan oldu.


9 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Yunan Mitolojisi imiş. 2. İskandinav Mitolojisi imiş 3...... imiş.

Çünkü....

Çin Mitolojisi

Çünkü, sınırlar ve çizgiler çok iç içe. Ayrıca isimleri aklımda hiç tutamıyorum. Yani kısacası içinden henüz çıkamadım.


10 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Ilyada imiş 2. Ramayana imiş  3. ...... imiş.

Çünkü....

Gılgamış (Gılgameş) Destanı

Çünkü, işin yok kayalara, tabletlere destan yazmışsın. Ondan da öte ölümsüzlük arayışı:)



11 - Gökte 3 elma asılı duruyormuş. 1. Dünya 2. Mars 3. ise  .... imiş.

Çünkü...

Satürn

Çünkü çok şık ve kendine münhasır. Halkalarına ayrıca bayılmakla birlikte tek sorunum (eğer bilgiler hala güncelse) bin yılda bir yağmur alması :(

Not: Pluton, kalbim seninle....



(Satürn: Şu endama şu karizmaya bakar mısınız? )


12- Gökten ak sakallı dede sarkıp fısıldamış; "Kardeş elimde üç elma var. Her biri ayrı bir zaman dilimini temsil ediyor. Hangi yy. a  gitmek istersin? Ama  ikisini sana hayatta vermem." Ak sakallı dedenin elindeki ilk elma   13. yy'mış. İkinci elma 24.yy. 3. elma ise...

Çünkü....

20. yy gibimsi.

Çünkü, eski maceraperest ben olsam MÖ 1 yy ya da 26. yy (insanlık yoksa da gidip bakacağız işte) falan derdim ama ben eski ben değilim artık. O nedenle 90' lar hatta 2000' lerin başı . (hahahaha şu anda kendimi çalımlayarak kendime gol attım yalnız!) Hadi 20.yy sonları diyeyim bari.



13- Gökten 3 elma düşmüş. 1. piyano imiş. 2. gitar 3. ise .... imiş.

Çünkü.....

Keman

Çünkü, çalabilmeyi en çok istediğim alet.


14 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi Joe Hisaishi imiş 2. Hans Zimmer 3. ise ....

Çünkü


Çünkü  John Williams demek Star Wars, Indiana Jones, E.T, Jaws, Minority Report, Jurassic Park, Saving Private Ryan ... falan demek.


15- Gökten 3 K-Pop grubu düşmüş. 1. DBSK imiş 2. Super Junior 3....imiş.

Çünkü....


Çünkü bir anda aklıma geliverdiler. (Bu arada yaşıyorlar mı, bilgim yok)


16- Göklerin kafasına esmiş, yönleri elma yapmış eğlenmek için jonklörlük yapıp bunları çeviriyormuş ki üç elmayı düşürmüş. 1. elma batı imiş 2. elma güney 3. ise... imiş.

Çünkü....

Kuzey

Çünkü karizmatik. Her dilde bu kelimenin bir karizması, bir ağırlığı var bence.



17- Gökten elma şeklinde üç adet film türü düşmüş. 1. si bilim kurgu imiş. 2. si komedi imiş.  si  3. sü ise ..... imiş.

Çünkü.....

Aksiyon. 

Çünkü derinliğe ya da detaylı alt metne gerek yok. Aksiyon- hareket olsun. Dünyayı kurtar kahraman ol, insanlığı kurtar kahraman ol, en zor durumlardan kurtul dünyadaki en cesur insan ol. Hepsinde kötü adamları döv, yen, kazan. Fazla kafa yorma.  Oh bir nevi katarsis, mis... Rahatlamak için ideal.



18 -  Gökten 3 elma düşmüş 1. Star Wars (Triology) 2. The Godfather 3. ..... imiş.

Çünkü....

Geleceğe Dönüş (Back to the Future)

Çünkü, Marty Mcfly ve Profesör.


19 - Gökten üç elma düşmüş. 1. Cha Seung Won imiş. 2. Dong won Kang imiş 3. ise .... imiş.

Çünkü........

Park Hae Jin

Çünkü en son Bad Guys' ı izledim ve hoşuma gitti. (Aslında 3. elma için de Dong won Kang diyebilirdim :P)



20 - Gökten 3 elma düşmüş. 1.Takuya Kimura imiş. 2.Shun Oguri imiş. 3. ....... imiş.

Çünkü.......


Çünkü eğlenceli.


21-Gökten 3 elma düşmüş. Yaşamak için 1. ve 2.de kontenjanlar doluymuş, 3. elmada kontenjan boşluğu varmış.  1. Beijing imiş 2. Londra  3. ...... miş.

Çünkü.....

Hmmm, şu aralar Seul.

Çünkü, biraz gözümüz gönlümüz açılsın, fena mı olur?


22- Gintama' dan üç elma düşmüş. Birincisi Sakata Gintoki, ikincisi Hijikata, üçüncüsü ise ...

Çünkü....

Iyyyy, bu zor olmuş biraz. Kagura

Çünkü ( zaten karar verirken çok zorlandım) yağmur yağıyor, şemsiye.




23- One Piece' den üç elma düşmüş. Birincisi Luffy, ikincisi Zoro, üçüncüsü ise ...

Çünkü....

Sanji

Çünkü Sanji, sevmemek mümkün değil!!



24- Gökten 3 elma düşmüş 1. Hateke Kakashi 2. Kisuke Uruhara 3....... imiş.

Çünkü.....

All Might

En son izlediğim  bu tanıma uyan bir karaktere sahip anime Boku no Hero Academia idi. Yine de Kakashi ve Uruhara, All Might' a nazaran daha şanslı çünkü ne Naruto ne de Ichigo, Midoriya kadar ağlak.


25 - Gökte üç elma süzülüyormuş. 1. Planör 2. Uçak 3. ise ..... imiş.

Çünkü ....

Zeplin

Çünkü hep merak etmişimdir içinde olmak nasıl bir duygu diye.




İşte böyle... Şimdi yapmak isterler belki diye bu mimi öncelikle  Paul Muad-Dib, Shuu, esra, Alice Lawliet  ve   görüpte yapmak isteyen herkese paslıyorum. (sevipte kavuşamayanlar gibi oldu ^^)


Umarım görürsünüz ve yapmak istersiniz.



See you soon!!!






24 Mayıs 2015 Pazar

Kitap, Fuar, Manga, Ben ve Sorun




Kim derdi ki günün birinde sırf kitap fuarı için  sabahın köründe arabaya atlayarak zevkine  başka bir şehre gideceğimi? İşte, olmaz dememek lazım. Şimdiye kadar bulunduğum şehirlerdeki fuarları takip eden ben  geçen haftalarda bunu da yaptı. Sabahın köründe üç kişi arabaya atladık, kilometrelerce yol teperek kitap fuarına vardık. Gerçi fikir  gece yarısı çıktığında tamam demiştim ama gerçekleşeceğine pek ihtimal vermemiştim fakat daha gün yeni ağarırken arabadaydık. Şarkı, muhabbet, molalar  derken  yol akıyordu ama bitmek bilmiyordu. Bu esnada ben bir yandan kendimi telkin ediyorum. Gelirim ama kitap almayı düşünmüyorum demiştim. Amacım yolculuk yapmak, şehir değiştirmek, fuarı gözlemlemek, hangi yayınevleri gelmiş hangileri gelmemiş, çeşitleri nasıl, fiyatları nasıl uygulayacaklar, yeni çıkan kitaplar neler gibi konularda inceleme ve gözlem yapmaktı. Bu nedenle yol boyunca kitaplara dalmama konusundaki telkinlerime devam ettim. Daha on gün önce bir koli kitap siparişi vererek her ay olduğu gibi yine  maaşın neredeyse yarısını kitaplara yatırmıştım.
Şehre vardık, oradan fuar alanına geçtik.  Salona girerken üç silahşörlere benziyorduk sanırım :) Gerçi diğer iki kişi ile daha salonun girişinde birbirimizi kaybettik çünkü standlara saldıran ilkokul öğrencileri gibi herkes ilk gördüğü standa kendini atmıştı.


Hemen kendime çeki düzen verdim. Siyah pelerini rüzgarda dalgalanan ve etrafına müthiş bir irade duvarı örmüş şekilde salona girdiğimi düşlemeye başladım. İrade duvarım o kadar sağlamdı ki standlara fazla yaklaşmamaya özen gösteriyordum. Bir gözlemci havası takınmış salakça duruşumla  standlar etrafında geziyordum. İlk on dakika  bu duruma kendimi o kadar kaptırmışım ki  bir standa  gereğinden fazla yaklaştığımı ve beni ilgilendiren yayınlara doğru uzandığımı fark etmemişim. O arada muhtemelen ilgilendiğim nesnenin başka bir basımının daha iyi olduğunu düşünüyordum. Bu esnada bana kitap ayracı hediye eden çocuktan tırstım ve hediyeyi utanarak kabul edip hemen uzaklaştım oradan. Sağolsun bir sürü kitap ayracı verdi. Muhtemelen uykusuzluğun da etkisiyle bu irade işini çok ciddiye aldığımdan ve o an için kitap satın almaya karşı mücadelemi  uykuya dalmamak için kendime bir araç belirlediğimden duruşumu kaybetmemek adına hemen salonun dışına attım kendimi. Gittim biraz temiz hava ve nikotin alıp (insan doğası zıtlıklarla dolu işte ) salona tekrar Death Star' a giren Darth Vader edasıyla giriş yaptım. Standlar benim düşmanımdı :P Gözlemci havamı takınıp, etrafıma ördüğüm müthiş irade duvarım ile standlar arasında salınıyordum ki ....


İşte bunların hepsi bir anda onyüzbin baloncuk olup uçtu. Stanislaw Lem' in Aden' ini görmem ile irade duvarımda çatlaklar belirdi. Daha bu çatlakların  çatırtıları kulaklarımda yankılanırken Bertolt Brecht' in Beş Kuruşluk Romanı topu doksana çaktı ve benim o müthiş irade duvarım yerle bir oldu.  Eh sonrası tahmin edilebilir.... Battı balık yan gider düşüncesi ile normal halime döndüm. Gerçi her ne kadar kitaba verilen paraya acımam mottosuna sahip olsam da ara sıra kartımla aramızda hüzünlü bakışmalar yaşanıyor ve kafamın içinden bu ay parçalanan irade duvarımın taşlarını yerim artık diye geçiriyordum ki mangaları gördüm. Bu noktaya kadar gelmişken durmak olmazdı...


Normalde manga okuyan biri değilimdir. Okursam da İngilizce çevirileri okurum normalde ama pek çok kişi gibi ben de hem koleksiyon hem de destek amaçlı olarak Türkçe çevrilmiş mangaları satın alıyorum.


Elimdeki Türkçe' ye çevrilmiş ilk manga, Naruto' nun ilk cildi, bana hediye edilmişti. Çok sevinmiştim o zaman her ne kadar Naruto' da uçmuş olsam da bu cildi okumak, anıları yad etmek için özel ve güzel bir zaman bekliyordum. En sonunda 10 günlük bir tatile çıkarken onu da yanıma almıştım, deniz kenarında gölge bulup keyifle okuyacaktım. Tabii ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Şöyle ki bendeniz uçak kaçırma konusunda oldukça başarılı ve az bulunur bir yeteneğe sahibimdir. Öyle ki bir şehir efsanesi olmaya adayımdır ve bu başarılarım sadece yurt içinde değil yurtdışında da tasdiklidir. İşte bu 10 günlük tatil daha başlamadan ben İstanbul' da uçağımı bir güzel kaçırdım. Moral bozukluğuyla aslında daha çok kendime duyduğum öfke  ve aynı zaman da bu öfkenin getirdiği  gülme krizi ile yeni bilet aldım. Bunların üzerine yeni bilete verdiğim paranın içime oturmuşluğu ve üç saat bekleyecek olmanın verdiği tarifsiz duygularla kendime teselli olarak ancak  "daha önce 6 saat beklemişliğin vardı " diye seslenebilmiştim. Bu içe sesleniş gülme  krizimi daha da şiddetlendirdi. Gerçekten de rekorum Shanghai Havaalanındaki 6 saatlik bekleme süremdir, bunun üstüne henüz çıkamadım. Aslında moralimi daha çok öncelikle  yakın bir şehire giderek oradan karayoluyla yolculuğu tamamlayacak olmam ve ne yazık ki etrafa durumum hakkında bilgi vermek zorunda oluşum bozuyordu. İşte bu bekleme süresinde moralim düzelsin diye Naruto' yu alıp okumuşluğum var. Neye niyet neye kısmet... Uçağa binip, koltuğa yerleşip uykuya dalınca rüyamda uçağın 9 kanadının çıktığını ve benim ise küçük Naruto şeklinde uçağa bağırıp, onu boyadığımı ve "Hokage olacağım ben tamam mı, bir daha da uçak falan yok" diye bağırdığımı görmüşlüğüm var.


Neyse, standa yaklaştım. One Piece' e geç başlamış biriydim ama pek çok fani gibi aniden akıma kapılmıştım. En son biraz biriksin ve güncele yetişmeyeyim diye bir yerlerde bıraktım ama mangalarını da biriktireyim diye ufaktan toplamaya başladım. Bir tane aldım kendime ama elinde ilk iki cilt varken 6. cilde atlamak nedir? İşte o an anladım, kabul edelim insanın içinde tanımsız bir canavar var. Hadi suçu insanlığa atmayayım, en azından benim içimde varmış. Bu bölümü sevmemin ve böyle bir günle birleştirmek istemememin yansıması olan o canavar  o esnada çıkıp bana merhaba dedi.


Kendi kendim ile dalga geçerken liseli çocuklar yanaştı standa. Ben benim canavar ile sohbet etmeye vakit bulamadan çocuklarla  nasıl başladığını bilemediğim çizgi roman muhabbetine girdim. Bu arada mangaların renklerine, albenisine dayanamayan ilkokul veletleri başlarındaki öğretmenleri ile birlikte standı bastı. " Aaaah bunlar neymiş, çoook güzel" nidaları eşliğinde çocuklar neşe saçarken, öğretmen ile de bir sohbet içinde buldum kendimi. Ben birden nasıl bu kadar konuşkan olmuştum? Gerçi bana öncelikle hangi okuldan olduğumu sorması beni bozdu ama yaklaşık on dakikalık Türk Edebiyatı sohbetimizden sonra yaşımı çıkaramasa da  lise veya üniversite öğrencisi olmadığım kanısına vardığını düşünüyorum. Bunun dışında aslında bu yaşlı öğretmen bey ile ilgili bir parantez açmam lazım. Salonlarda daha önce de kendisi ve grubu ile denk gelmiştik. Fuara gelmiş ve çocukları belirli üç beş stand dışında gezdirmeyen bazı öğretmenlerin aksine tüm standları gezdirmesi, kitaplar ve hatta ayraçların üzerindekiler hakkında açıklamalarda bulunması,  ayrım gözetmeksizin fuar alanında bulunan tüm yazarlar ile çocukları tanıştırması ve sohbet etmelerine olanak sağlaması, çocukları çekiştirmeden gezdirmesi takdirimi topladı. Yani çocukları salonlara salıp, kendileri oturma salonlarında çay kahve içenlerin ya da çocuklara bağırıp çağıranların yanında, bu öğretmen ile birlikte fuarı gezen çocukların verimli bir gün geçirdiklerini düşünüyorum. Bu grup ayrıldıktan sonra alacağım diğer mangaya kıs kıs gülerek uzandım çünkü kafamda canlanan bir imge nedeniyle  buna çoktan karar vermiş olduğumu anlamıştım.


Snk' yı bir iki yıl önce izlemiştim. O zamanlar çok popüler olduğu için burun kıvırıyordum ama gelen olumlu yorum ve tavsiyelerle başlayıp iki günde bitirdim. Üzerine ikinciyi de izledim. Ovaları çıktıkça törenle izliyorum. Mangasına ise başlamamak için müthiş bir dirayet gösteriyorum. Zaten standda ilk üç cildi vardı. Birincisini aldım. Beni bu seriyi biriktirmeye iten neden... İzleyenler ya da takip edenler hatırlar. ( Animede )Shingeki no Kyoujin' in sonlarına doğru o büyük duvarların içinde bir titan gözüküyor...  Hani başta bahsettiğim irade duvarı varya...  İşte  Aden' i gördüğüm anda anladım ki benim o  duvarımın arasında da bir titan varmış. Titan gözünü açtı :P (böggggh, bu kötü oldu :) )  Neyse daha fazla saçmalamadan kısa keseyim, biriktiririm diye ilk cildi kaptım ama artık iyice kafayı bulmuş, kendim bir titana dönüşmüştüm. Hem de normal olanlarından değil, anormal dedikleri var ya onlardan. Sallanana sallana yön eylemsiz olarak standlara atacaktım kendimi ki gelen telefon ile kendime geldim. Fuara beraber geldiğimiz kişilerden biri arıyordu. "Ben alacaklarımı aldım, kafede oturuyorum" demesi benim için sakinleştirici ve normale döndürücü etki yaptı. Bir nevi uçarak kendimi elimde torbalarla salondan dışarı attım ve  beni kurtardığı için kendisini tebrik ettim.
Üçüncü de geldikten sonra, gözlemlerimizi birbirimize aktardık, aldıklarımıza baktık yani gerekli olan klişe hareketleri de sergiledikten sonra yine vurduk yollara. Arada yolda meşhur bir yerde pide yemek için verilen mücadele ve kaybolan yollar ile ilgili olaylar da var ama onlar bu yazının konusu değil. Geç vakitlerde evlerimize vardığımızda mutluyduk. Şahsen ben kitaplarıma sarılıp uyumayı planlıyordum ama güneş çarpmış olacak ki (ve önceki günlerin de uykusuzluğu nedeniyle)  daha yatağı bulamadan koltukta sızıp kalmışım.


Ama ........................................

Tam ben bunları buraya aktarıyordum ve yazıyı işte bu iki manga benim bu yolculuğumun bu blog kapsamı içerisindeki anısıdır, ganimetlerim bunlar diye yazıyı sonlandıracaktım ki şu durum  ile karşılaştım.

Merak edenler buraya bakabilir.

Bu mangalar ve daha önce aldıklarım içime oturdu açıkçası.


Üslup ilk nokta. Sonrasında üslup için özür dilenmiş gerçi  ama o özürün içindeki açıklamalar da oldukça düşündürücü. Yasal haklar denilebilir ama güncelden oldukça geride kalınmış olunması ve aranın nasıl kapatılacağına  dair bir yorum ve yol sunmadan yasal hakların aranmak istenmesi ayrı bir konu. Yani ticari açıdan  hiç bir analiz, durum ve kitle değerlendirmesi yapmadan böyle bir davranışta bulunmak hoş değil zaten mantıksız. Ben pek çok açıdan üzücü buldum. Fazla bir şey yazmayacağım bu konuda detayları merak edenler inceleyip kendi kişisel yorumlarına ulaşabilir.


İşte bu olay sonucunda  blogu ilgilendiren kısmı  mutlu son ile bitecek olan bu yazı da böylece  patlıcan oturtma olmuş oldu.

8 Mayıs 2014 Perşembe

KOUTETSU SANGOKUSHI: Bir Anime




Oldukça rastlantısal bir şekilde denk geldiğim 25 bölümlük bu animeye ruhsal durumum nedeniyle  bağlanmam çok zor olmadı. Kimine göre vasattır ama benim vakit geçirmeme yardımcı oldu.

Shonen ai olduğunu başlarken bilmiyordum tabii. Düşündüğüm gibi tarihsel bağlantıları olan güzel bir hikaye olmuş. Wiki' ye göre "Romance of Brotherhood"' dan etkilenerek oluşturulmuş bir adaptasyon. "brotherhood" noktası dışında pek bir bağlantı kuramadım gerçi ama Komei' ye Zhuge Liang demişler daha ne olsun :)

Rikuson (Lu Xun' muş) öğretmeni Komei ( Zhuge Liang) tarafından yetiştirilmekte ve birlikte dolaşmaktadırlar. Go Hanedanlığı büyülü güçleri olan İmparatorluk Mühürünü ele geçirmiştir. Rikuson' un mührü hayatları pahasına  koruyan Riku ailesinin bir üyesi olduğu ilk bölümde ortaya çıkar. Komei, Rikuson' u  Go' ya kendi yolunu seçmesi için gönderir. Böylece olaylar, kader başlar. Karakterler ortaya çıkar.
Serinin en güzel yanlarından bir tanesi  çatır çatır adam harcaması. Diğer noktası karakterler. Bir diğer yanı da ele alınan "brotherhood" olayı.

Seride hiç kadın karakter olmadığını ben biraz geç fark ettim. Zira 20. bölüme kadar Sonken' in kadın olduğundan emindim. Ryubi' yi daha erken keşfettim iyi ki.

Animede çok fazla karakter var ve karakterlerin dönüşümleri ve birbirleri ile olan iletişimlerini ben beğendim. ( bu tarz tarihsel animeleri sevdiğimden de kaynaklanmış olabilir.) . Karakter bolluğu nedeniyle top 5' ime değineceğim aşağıda. (bu arada seiyuulara dikkat!!)



Shuyu: Her imparatorluğun ihtiyaç duyduğu, her imparatorun adamı olsun isteyeceği, zeki, stratejist, sadık, dürüst, kendine hakim, muhteşem bir savaşçı ve yetenekli bir flütçü. Serideki en sağlam karakterdir bana kalırsa. Hayranıyım. Bir de kaşların çatık olmadan bir görebilseydik seni. Seiyuusu Miki  Shinichiro. Efendim Bleach' in Uruhara Kisuke'si, Fullmetal Alchemist: Brotherhood' un Roy Mustang' ı, Gintama' nın Sakamato'su, Hakuouki' nin Hijikata Toshizou' su vs...

Komei: Rikuson' un hocası, Sokatsukin' in kardeşi. Güzellikte ve bilgelikte aşmış. Şimdi düşünüyorum da bir Komei olmak insanı sıkabilir. İyi mi kötü mü bilinmez. Zeka konusuna değinmiyorum bile. Seiyuusu Koyasu Takehito; efendim Gintama' da Shinsuke Takasugi, Saiunkoku Monogatari' de  Sakujun vs...

Hele bir de Shuyu vs Komei sahneleri var ki oy oy... Derbi heyecanı!

Taijishi: Salak ama güçlü ve sadık kontenjanını dolduran Taijishi gürültücü bir can dostu.

Kannei: Bu ne sadakat, ne olgunluk, ne cool luk diyorum.

Ryomo: Eleman "art of war"' u hatmetmiş de meğer yemek yaparak bu yeteneğini gizliyormuş. Sevilesi ve sevimli. Elemanın Three Kingdoms' da kim olduğunu direkt çözersiniz zaten, oldukça net. Seiyuusu  Ishida Akira yani Gintama' nın Katsura' sı, Naruto' nun Gaara'sı, Psycho-Pass' ın Kagari' si vs...

Shokatsukin: Komei' in abisi. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. İlk görüşe aldırmamak lazım.
seiyususu  Yusa Kouji yani amatsuki' nin kon'u, Bleach' in Ichimaru Gin'i , Nurarihyon no Mago' nun Nurarihyon' u,



Gelelim serinin ana oğlanı Rikuson' a. Öncelikle belirtmeliyim ki;

Miyano Mamoru 'nun ağlak seslendirmesine çoğu zaman tahammül edemedim. Bunda Rikuson' un şamarla dövülesi karakter yapısının da etkisi var elbette ki. Evladım bir harekete geç, bir kılıcını kaldır da işe yara. Etrafındakiler helak oldu seni idare etmekten.

Bu arada Komei ile Rikuson arasındaki öğrenci öğretmen ilişkisi dokunaklıdır. Benzer şekilde Komei-Shokatsukin arasındaki kan bağı ile kurulmuş ağabey-kardeş ilişkisine dokunaklıdır. Sonsaku - Shuyu bağı da dokunaklıdır. Taishijin- Ryomo öğrenci öğretmen ilişkisi göz yaşartır.

Benim en zayıf bulduğum bağ Rikuson- Ryoto bağı oldu bu da Rikuson kaynaklı muhetemelen.

Gelelim özel bölüm olan 26. bölüme;  Ryoto büyümüş delikanlılığa adım atmış. Mal tip olarak babasına benzeyeceğine ağlak Rikuson' a benzemiş üzerine de babasının cübbesini giymiş. Eh be salak oğlanım, anladık serideki temalardan biri kardeşlikte, babanın o karizması varken o Rikuson saçları ne be?

Neyse Sonken ve Ryomo' yu da görüyoruz da Kannei ile Shokatsukin nerede? Onlar nerede ha?

Tüm bunlar bir yana animenin açılış parçası olan Camino' dan Nostalgia' yı pek beğendim. Kapanış parçası da Miyano Mamoru' nun seslendirdiği Kuon. Dinleyin bence.

(Camino - Nostalgia)



Velhasıl Romance of Three Kingdom karakterlerinden ve aralarındaki bağlardan esinlenerek tarza oturtulmuş ve kendi kurgusallığını yaratmış bu anime ara sıra power rangers' a bağlasa da insanı pek rahatsız etmiyor. Ben beğendim -duygusal bağım var-



7 Aralık 2013 Cumartesi

GÜNLÜK HAYATTA ANİME...





Bu yazı ile siz anime severlere  amme hizmeti olarak bir çeşit klavuz sunmaya karar verdim. Hepimiz anime seviyoruz zaman zaman hayatı anime tadında yaşamayı düşlüyoruz. İstediğimiz bir animenin içine giremeyeceğimiz ya da bir anime karakteri olamayacağımız şimdilik bir gerçek ama peki ya animelerde geçen bazı teknik ya da güçleri kullanabilseydik, hayat daha eğlenceli daha kolay olmaz mıydı?

İşte bunu düşünerek ola ki bir gün rüyamıza ak sakallı dede girer ve  " ey evladım? Sana bir dilek hakkı veriyorum. Söyle bana eğer bir teknik isteseydin, hangisini isterdin?" diye bize sorar diye bu kılavuzu hazırlamaya karar verdim. Amaç ak sakallı  dede sorduğu anda   şapşal şapşal dedenin suratına bakmayalım, bazıları üzerinde beyin fırtınası yapalım ve kendimizi bu konuda netleştirelim ve hemen cevabımızı yapıştıralım ki  ak sakallı dede  sorduğuna pişman olsun.

İlk bölümde teknikleri ele alıyorum;



Naruto: Şimdi Naruto oğlanı sevmemek mümkün değil. En başta ağzına vurup otutturulacak şımarık çocuk imajı çizse bile, Uzumaki Naruto gönül insanıdır, eğlencelidir, düşüncelidir, sevilesidir. Naruto' nun kage bushin no jutsu' su günlük hayatta pratik kullanıma oldukça uygundur. İstiyorum!

Klonlayacağım kendimi, saatlerce yapacağım bir işte zaman tasarrufu yapacağım. Zaman bana kalacak. Misal ev mi temizlenecek? Saatlerce sürecek iş kendimden oluşan 10 kişilik ordu ile yarım saatte bitecek.

(öyleyse Naruto' dan gelsin; The Raising Fightning Spirit)



Bu jutsuyu başka şekilde de kullanabilirsiniz. Şöyle ki; eve geç geldiniz, çok az zamanınız var zira hem yorgunsunuz hem de ertesi gün sabahın köründe yine kalkmak zorundasınız. Eeeeh ben ne zaman kitap okuyacağım, sakin kafayla müzik dinleyeceğim, manga okuyacağım, anime film izleyeceğim, yemek yapacağım, ütü yapacağım, onu yapacağım, bunu yapacağım diye düşünüyorsunuz değil mi? İşte bu noktada jutsumuzu devreye sokuyoruz. Klonluyoruz kendimizi, birimiz kitap okuyor, kimimiz ütü yapıyor, kimimiz anime izliyor. Oh mis!!!

İkinci kullanım durumunda konunun tehlikeli bir noktası var; klonların birbirine girme olasılığı! Şimdi yemek yapan klon doğal olarak film izleyene uyuz olur, yerleri silen klon da kitap okuyana. Bu nedenle iş bölümünün dağıtımı ve adaletin sağlanması kritik nokta. Hepimiz eşitiz,klonların da hakkı var,unutmayalım lütfen!!



Bleach: flash steps: İşte günlük hayatta en çok işimize yarayacak, hayatın temposuna gayet uygun ve pratik bu teknik Bleach' ten geliyor.

Ülkenin her yöne ve her moddaki ulaştırma konusundaki başarısızlığı malum. Hele bazı şehirler var ki insanı çileden çıkartır. Buna karşın hepimiz her gün bir yerlere ulaşma çabası içindeyiz, işimiz var, gücümüz var, okulumuz var, kursumuz var, sosyal hayatımız var.... amma velakin buralara ulaşana kadar tüm enerjimizi tüketiyor, araba, otobüs peşinde koşarken bir maratoncu, vapura atlarken üç adımcı oluyoruz. İşte çözüm bu teknik!

Vapur iskeleden mi uzaklaşıyor? Korkma, daya adımları!! Servis seni beklemeden önünden mi ilerliyor, korkma daya adımları! ve sakın durma atik ol ki servisin önüne geçip cool bir şekilde bakış atarken ezilmeyesin!

Trafik sıkıştı, yarım saattir aracın içinde olduğunuz yerde duruyorsunuz. Önemli bir sınavınız, yetişmeniz gereken bir toplantı ya da kendi nikahınız var! Durum çok vahim görünüyor. İşte bu noktada kurtarıcı bir çözüm olarak flash stepsi devreye sokuyoruz ve varacağımız yere çok geç kalmadan ulaşıyoruz.

Flash stepsin daha pek çok kullanım alanı mevcut. Sonuç olarak herkese gerekli bir teknik.



Full MetalAlchemist Botherhood: En sevdiğim karakter Roy Mustang'in kabaca  "parmaklarını şıklat ateşi kullan" gücü. (daha kuş bakışı haliyle yazılamazdı sanırım :)) Teee zamanında Prometheus insanlığa ateşi boşuna vermemiş tabii ki, siz de bunu kullanmaktan çekinmeyin ancak kullanıma dikkat ediyoruz amacımız çevreye ya da insanlara, yaşayanlara zarar vermek değil günlük hayatımızı kolaylaştırmak. (eldivenlerinizi yanınızdan ayırmayın))

Unutmayın, kontrolsüz güç güç değildir ve güç sorumluluk ister.

Pek biz bununla napabiliriz?

Mesela arkadaşlarınızla soğuk bir havada dağa kampa ya da pikniğe gittiniz. Şu işe bakın ki hiç bir zeki arkadaşınız yanına ateş yakacak bir alet almamış ve kimse ateş yakmayı bilmiyor. (olmaz demeyin, hayatta böyle insanlar var ve hayat böyle insanları yan yana topluyor) Bu durumda napıyoruz?  Hemen şık yapıyoruz ve kendimize ve arkadaşlarımıza bir ateş yakıyoruz. Hem ısınıyoruz, hem birbirimizi görüyoruz hem üzerinde patates közlüyoruz bonus olarakta hiçbir ağacı kesmiyoruz. Dönerken ateşi söndürüyoruz.

Evde akşam oturuyoruz ve şaaaaak! elektrikler gitti. Olmaz demeyin, 21. yy dayız demeyin, hepimizin başına gelebilir. Nerede yaşıyoruz sanıyorsunuz? Neyse, el yordamıyla mum bulduk ama çakmak ya da kibrite ulaşamıyoruz. Eh ne yapıyoruz? Evet bildiniz, hemen ateşi yakıyoruz.

Malum önümüz kar kış. Buzlanmış sokaklar, caddeler bizi bekler.Sabah uzun bir güne uyandınız ve evden çıkıyorsunuz. Aaaaa!!!  bir de baktınız önünüzde uzanan sokak bir buz pisti, üzerinde düz bir çizgide seyredebilen bir araç ya da insan yok. Ne yazık ki tuzlamayı unutmuşlar!!! İşte burada gücümüzü insanlık adına büyük miktarda kullanıyor ateşimizi yola salıyoruz. Gerçi sonucunda su, çamur bizi bekleyecek ama kafayı, gözü kırmaktan iyidir diyerek, varış noktamıza kadar bu şekilde ilerliyor hem de soğuk havayı kırarak,ısınıyoruz.

Bitmedi...  evdeyiz ve eve inatla kibrit ya da çakmak almıyoruz ve ocak yakacağız. Evden çıkıp markete gitmek zor geliyor ama ocağın yanması da hayati yoksa açlıktan öleceğiz. İşte çok elzem bir noktada gücümüzü devreye sokuyoruz.



Naruto: Kakashi' nin köpekleri çağırdğı Jutsu: -üşengeç insanım işte, şu jutsunun adını hatırlayamadım ama bakmakta zor geliyor. Klonum olsaydı baktırırdım -  Bu jutsuyu özellikle kendim gibi yer yön kavramını bir dönemden sonra yitirmişler için şiddetle öneriyorum. Ben de eskiden kaybolmaz, geçtiğim bir yeri unutmazdım. Ne olduysa üç dört yıl önce oldu. Artık yön duygum yok!

İşte bu jutsu benim gibiler için... Kaybolduk, evin yolunu bulacağız ama bu yetimizde hiç tık yok! Napıyoruz?  çağırıyoruz abileri hadi evin yolunu göster diyoruz. Sağ salim, vakit kaybetmeden evimizin yolunu buluyoruz.

Bu jutsuyu yine yol tarifi konusunda yeteneksizler için öneriyorum. Arkadaşlarınız evinize gelecek ama yolu tarif etmeyi beceremiyorsunuz ya da aslında siz ediyorsunuz da onlar anlamıyor. Durum fena. Napıyoruz? Köpeklerimizi çağırıyoruz hadi bakalım git şunları al getir diyoruz.

Bu liste daha yaz yaz bitmez, parça parça klavuzu genişleteceğim. Bu arada sizlerin de aklına gelen olursa eklemekten çekinmeyin. Burada yaptığımız bir nevi amme hizmeti olup, niyet  madem hayatı anime tadında yaşayamıyoruz en azında bir iki bir şey kapsak diye düşünürken  karşımıza çıkıp bize böyle bir teklifte bulunan ak sakallı dedeyi el birliğiyle ters köşe yapmak.

İsteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara demişler.

* devamı gelecek *

25 Haziran 2011 Cumartesi

NARUTO SHIPPUUDEN: Fillerların Olmadığı bir Naruto Dünülebilir mi?

Cevabım - anime bazında olmak kaydıyla doğal olarak - hayır! Düşünmesi bile insanın başka bir boyuta yelken açmasına sebep olabilir.


Naruto Shippuden maceramız bir yapışkanlığa dönüşmüş biçimde devam ederken tabii ki gereksiz fillerları atlamadım. Hepsini özenle izledim. Pain' in Konoha'yı tek başına harcayışının ardından doğal olarak hemen fillerları yapıştırdılar ki aksini beklemiyordum zaten. İşte burada bu fillerlara değineceğim ki şahsi yorumlarımı iletmek istemiyorum zira sinirden kendimi balkondan aşağı mı atsam yoksa hönkürerek gülsem mi karar veremedim. Bu fillerların hepsi eskiye dönük, velet halleri ve geçmişte yaşananlar. Herkes bir şekilde geçmişi hatırlıyor işte. Önce hoşgörüyle yaklaştığım bu bölümler işin suyunu çıkararak insanın sabrını zorlamakta gecikmiyorlar doğal olarak...


Bu arada bu fillerlar esnasında ya da bir önceki filler demetinde bir bölümde şu güzel parçaya tekrar yer verilerek mest edildiğimi ekleyeyim hakkını yemeyeyim ki bu parça Naruto OST içinde favorilerimdendir.



176-177-178 Iruka' yı görmek güzel. Naruto' nun öğretmeni olma yolunda verdiği acı dolu mücadelenin öyküsü. Arada çıkan Kakashi ve Naruto ve diğerlerinin velet halleri ile birlikte hoş bir nostalji. Naruto' nun tekrar ne kadar süzme saf olduğu gözümüze sokuluyor. 178 de Shikamaru Kakashi' ye verdiği” yabancılarla konuşmama izin yok” cevabı ile yine kopartıyor. Ayrıca Shikamaru' nun ne yüce gönüllü olduğunu da bu üç bölüm içerisinde tekrar anlıyoruz.


179- Danzo ve yaşlı embesiller boy gösteriyor. Shikaku' nun enfes hamlesi ve.... neyse... Kakashi' nin üçünün senseisi olması ve gizlice bu üçlüyü nasıl izlediği.. yine hoş bir nostalji dedik izledik.


180 – Naruto serisinin o güzelim 17-18-19. bölümlerinden kalma (bölümleri yanlış hatırlamıyorumdur umarım) hani şu Zabuzalı falan yadigar olan Inari ve dedesinin Konoha'ya yardıma gelişleri ve maziyi hatırlamaları. Bir de şu Yamato' ya bu kadar yüklenmeyin yahu...


181- Yine geçmişte 7. takımın başından geçen bir öykü. İntikam için yollarda sürünmek zorunda kalan bir adam ve rakibi ve bu adamcağıza ders vermeye çalışan Naruto. En iyi yardımcı oyuncu ödülü devekuşuna gidiyor.


182- Gaara için izlenir. Gaara' nın sıradan insan günlerinde 7. takım ile çıktığı görevin hikayesi... Acıların çocuğu Gaara... Şeker ye!! Bu arada Gaara' yı el altından öldürmeye çalışan derin Sand devletini kınıyorum


183- Aşk acısını dindirebilmek için kendini yemeğe veren Naruto' yu Tsunade emriyle kovalayan sağlık ekiplerinin verdiği mücadele.. Chakra virüsü taşıdığı düşünülen Naruto' yu karantinaya alabilmek Tsunadenin yegane amacı...


184- Neji, Ten Ten ve Naruto' nun küçükken çıktıkları bir görev öyküsü. Yine diğerleri gibi gereksiz bir filler ancak Ten Ten i iş başında görebilmek için izlenebilir.


185- Bu bölümde ağlasam mı gülsem mi bilemedim. İsyankar ruhlu devekuşu Conrad' ın geçmişe dönük hikayesi. Shinobi devekuşu, Shinobi kanguru ve shinobi antiloba karşı Naruto ve ekibi. Ağlamak istiyorum ancak devekuşunun özgürlük nutku bambaşka... Valla devekuşu Kage Bunshin bile yapıyor...


186- Naruto' nun Chuunin sınavlarında sakatlanan Lee' nin Gai Sensei tarafından hazırlanan son ilacını öküzce içtikten sonra yaşadığı pişmanlığa istinaden ilaç için gerekli görülen otları bulma azminin hikayesi...


187- 188 - Naruto ve Jiraiya' nın eğitim için çıktıkları yolculukta başlarından geçen bir öykü. Jiraiya için izlenebilir.


189- Narutooo sana geliyorum dediğim bölümlerden biri. Naruto, Sakura ve Sasuke' nin yer altı kedi dünyasının Big Boss' u koca kedinin pati baskısının peşine düşmelerinin hikayesi. Nyaa diye bitirilen konuşmalar, kedi kulakları vs... Bölümün sonunu da Itachi' ye bağladılar ya diyebilecek lafım kalmadı.


190- Direncim azalıyor... Eternal Genin ve Naruto' nun hikayesi...


191 – Bu bölüm hakkında yorum yapmayacağım. Bölümün İngilizce adı Kakashi Love Song. Yalnız diğerleriyle birlikte merakına yenilip Kakashi' yi takip eden Sasuke' ye yarıldım


192- Neji' nin Chuunin sınavından sonra Orochimaru istilası esnasında kaçırılan Hinata' yı kurtarma hikayesi.


193- Konoha nın derin devletine sızmaya çalışan genç ve başarılı bir shinobinin öldürmeye çalıştığı Anbu timindeki adam ve Naruto nun hikayesi.


194- Görev esnasında birer elleri birbirine yapışan Sauke ve Naruto' nun romantik dakikaları...


195- Kakashi ve Asuma nın ekiplerinin 40 Haramiler esintili soyguncuları dize getirişlerinin hikayesi...


196- Sinir bozucu bir kız çocuğu ve bunu korumak zorunda kalan Naruto ve Sakura nın hikayesi. Kız Sasuke fanatiği bu arada.


Bu arada Nico Touches The Wall' ın açılış parçası olarak kullanılan Diver'ını pek beğendim.



Kage Bunshin den sonra ikinci favorimin de Kuchiyose No Jutsu olduğuna karar verdim. Söylemesi çok eğlenceli. Hayat ne güzel olurdu Kuchiyose No Jutsu desek bir köpek çağırsak o bize terliklerimizi getirse sonra bir yılan çağırsak televizyonu kapatsa, başka bir şey çağırsak markete gidip alış veriş yapıp getirse, ahh ahhhh.


Hero's Come Back e nasıl yapışmışlığım varsa kapanış parçaları içinde Matchy With Question?' ın şu parçasına takılıp kalmışlığım vardır.


14 Haziran 2011 Salı

NARUTO SHIPPUUDEN: O Kage Bunshin Bizim Kage Bunshin mi? Bir saçmalama Öyküsü...

Naruto' ya tekrardan sardığım şu günler adına küçük ( mü acaba? ) bir not düşmek istedim. Şimdi Naruto' dur Naruto Shippuuden' dir animesine ara ara saydırırım çünkü zaman zaman fillerlarla bayar,iç sıkar ama her animeye davrandığım şekilde sapıkçasına atlamam bu fillerları ne hikmetse... sonra anlamsız bakışmalarla geçen bölümler olur tam aksiyon başlayacakken diğer bölüm başlar ve bir öncekinin özeti şeklinde o anlamsız bakışmalar yarısına kadar devam eder falan fakat yine de Naruto' nun yeri ayrıdır. İzlemeye başlayınca bırakamıyor insan öyle serilerden... gerçi benim zaten uzun serilere bir sevgim vardır ara sıra düşünüyorum manyak mıyım diye bu da ayrı bir konu ya neyse...


İşte çooook uzun bir aradan sonra Shippuuden' de kaldığım yerden ilerlemeye verdim bir süredir kendimi. Yalnız gerçekten çok iyi geldiğini belirtmeliyim, terapi gibi, arada geçen bu zamanda istenmeyen nedenlerden dolayı mangadan da koptuk tabii o nedenle çok özlemişim. Her ne kadar iç baysa da işte Naruto' nun o klasik havası insanı yine de bir şekilde mutlu ediyor. Benim gibi bünyelerin üzerinde etkileri acıklı olabiliyor ki ben Shippuuden' in ilk hikayesi diyeyim yani mission Gaara' da gecenin bir yarısı merak nedeniyle ızdıraplar çekerken dayanamayıp “Gaara öldü mü? Acı haberi ver çekinme “ diye arkadaşına mesaj gönderen bir de yüzsüzce durumdan etkilenerek arkadaşını arayan bir insanım.Ara ara manyaklık tutuyor yapacak bir şey yok. İşte en son uzuuuun uzun zaman önce bu noktada Shippuuden' e ara veren biri olarak yan etkileri son zamanlarda yine üzerimde görülmedi değil - ki bu yazı da pek hayra alemet değil -. Şu aralar en büyük fantazilerimden bir tanesi kalabalık bir toplu taşıma aracında "Kage bunshin No Jutsu!!!" diye avazım çıktığı kadar bağırmak. - Bu jutsu en sevdiğim olmasa bile Naruto' nun şunu söylemesine bayılıyorum nasıl bir insansam? - En son geçenlerde dolmuşta buna teşebbüs ettim ancak performansım istediğim kadar iyi olmadı, sesim yeteri kadar çıkmadı. Yanımdaki amca ve teyze “yabancı galiba inmek mi istiyor acaba?” diye aralarında fısıldaşınca tepki verecek halim kalmadı ama bu olayı gerçekleştireceğim, pusuya yattım fırsat kolluyorum.


Yine saçmalama devresine girdik. Velhasıl işte bir sürü olay oldu eski karakterleri tekrar gördük bazıları veda şarkılarını söyledi. Şu anda 6 biladerlerin Konoha' ya saldırısı aşamasındayım yani henüz buralardayım. Bu arada bunları rahat rahat yazıyorum ben o kadar spoiler aldım ki istemeden mangayı şu anda bulunduğu noktaya kadar okumuş gibiyim ama pek etkilemiyor beni ama etkilenebilir olanlar için devamını okumayın derim ama zaten öyle bir şey yok. Gerçi amacım Shippuuden ve Naruto üzerine derin ve uzun bir yazı yazmak değil. Tek ve küçük amacım saçmalamak şu anda.


Neyse serinin güzelim karakterlerinden bir geçit töreni yapmak geldi içimden...


Jiraiya: Edebiyat insanı, arkasında pek çok kitap bırakan, yazılarıyla pek çok genci etkilemiş olan sevdiğimiz ve çok saydığımız bir büyük olan Jiraiya'nın şu main themene bitiyorum. Kakashi' ye not: evladım üstadın kitaplarını sesli okuyamıyorsan ne diye elinden düşür müyorsun?


Itachi : Büyüksün... Ne denilebilir ki??? Tek kusurun bu kadar gerizekalı bir kardeşe sahip olman da işte onu da sen seçemiyorsun. Kardeş bu atsan atılmıyor...Bu kadar kusur herkeste olur. Yalnız bir ara saykoya vurup manyakça gülünce ekran ayarları bozuldu sanmadım değil. Duygulandım yine..



Orochimaru: Serinin kötülerinden tabii kime göre neye göre orası tartışılır... Severiz kendisini. Main theme i de karizmasına karizma katar...Bir de bunun Kabuto diyişine hastayımdır...


Bir de şu parçayı atlamadan geçemeyeceğim... Eskileeeerdeeeen bir şeyi hatırlatıyor değil mi ehehe


akatsuki.... karizmalarını kıyafetlerine mi borçlular acaba diye zaman zaman düşünmüyor değilim gerçi...



Shippuden' de şu ilk açılış parçasına yapışmışlığım vardır... Güzel ama şimdi...Hatırladım mutlu oldum :)

Nobody Knows – Hero's comeback


Ikimono-Gakari ' nin Blue Bird' i meşhurdur zaten (bu parçada Sora' ya gitsin :P)


Flow'un Sign' ı na hastayım zaten...


Bu arada hazır daldan dala atlamaca oynuyorken belirteyim Kakashi Gaaiden izleyince ayrı bir etki yaptı ben de...


Başka bir gereksiz not hiçbir işe yaramayan Sakura bir kere daha o tonlamasıyla Narutooo!! derse olacakları düşünemiyorum


Daha adı anılacak pek çok kimse var ama bir dahaki sefere...


Kapanışlarda başka bir zamana... Bir saçmalama seansının daha sonu...


KAGE BUNSHIN NO JUTSUUUUUUU!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

2 Şubat 2009 Pazartesi

NARUTO: Filler Ormanı ~ Bir dosta Tavsiyeler

Efendim uzuuuun zaman önce, Naruto izlerkene o sıralar animeyi geriden izleyen ank-su-namun' a ileride gireceği filler bataklığında yardımcı olması açısından bazı notlar göndermişim. Bir nevi fillerların özeti. Tabiki ben tüm o gerzek fillerları izlemişim.

"bu filler satırlarını düşmekteki amacım tarihe bir not bırakmak filler ı olurda izleyecek olursan buradan seçersin zira ben fillerları hatırlamak istemeyeceğim muhtemelen umarım 200 den sonra kakashi gaidenler vardır..."

ehehe kendimden özlü sözler... ama gerçekten bir zamanlar böyle yazmışım. Ayrıca şu anda bir tarafımla kendime gülüyorum. Bir süper zeka olarak bir umutla bu salak fillerların içerisinde kakashi gaidenlerin yer alabileceğini düşünmüşüm. ahahahaha. Saftirik cahil!

"Bitti... kendimde ki şu anime izleme disiplini şahsen başka konularda işliyor olsaydı bambaşka bir insan olurdum.gaidenler konusunda babayı aldım gerçi... yok .. yarın bari oturup okuyayayım."

İşte bu satırlar, artık pes etmiş ama büyük bir disiplinle tüm o bölümleri izlemiş bir insan olmanın verdiği ezik gururla yazılmış. Neyse sonra Kakashi Gaidenleri mangada okuduk.....

İşte okuyanlar, bugün kendimden beklemediğim bir şekilde pek bir hümanist olduğum ve çok zamanım olduğu için zamanında ank-su-namun' a gönderdiğim bu reviewlerı buldum ve olaki birileri yenice naruto' ya sarmıştır ama önlerinde ki berbat filler ormanına dehşetle bakmaktadır :P , ya da atlayacaktır ama neler var ki bunlarda diye merak etmektedir, işte onlar için geliyor.....





(aşağıdaki mesajlar genel hitabet ve arada yapılan geyiklerin çıkarılması dışında değiştirilmemiştir. niye bunu yazıyorsam ? )

***162-166 izlenebilir .162/163/164 ü konuyu anlamak için izleyin. 165 te kakashi giriyor olaya, paku show yapıyor tabi gamakichi brothers şovu da var.

***166 çift bölüm; sayko kakashi izlenebilir. yalnız sonundaki tavrı şahsen hiç hoşuma gitmedi :P

***169-170 anko ve geçmişi ile ilgili. ilgi çekebilir vakti olan izlesin; yardımcıları shino-ino ve naruto.

*** 168 iğrenç bir bölüm sakın izlemeyin tek eğlencesi narutonun ramen hamurundan kakashi yapıp sakuraya göstermesi.

***175 izlenebilir, kage bunshin ile tek kale maç yapan naruto ve ayrıcada bölüm içerisinde iruka görülebilir. 176 ya sarkacak. kiba-hinata-naruto team up. birde bölüm sonundaki parçaya dikkat.

***177 kadar gereksiz bölümler vardı ama bu bölüme kurye ninja görmek, jiraiya nın ne kadar pervert olduğunu anlamak ve tekne motoru olarak kullanılan rasengan görmek için göz atılabilir..

***178 ile başlayan fillerlar gereksiz . uzaydan düşen meteor ve chakra üzerindeki etkileri iredelenmiş, muhtemelen 183 de bitecek. ancaaaak işte bu yazının esas olayı buradan sonra başlıyor. 180. bölümün başında kadının söylediği bir ezgi yada parça diyelim var. 182. bölümün 17. dakikasından itibaren iki kıtasını birden aynı hatundan dinleyebilirsin(iz) . (buralarda o parçayı bulmalıyız, bulmalısın diye yalvarmışız. Hala bir gelişme yok, bilen duyan varsa haberdar etsin....)

***184 en azından izlenebilir durumda. akamaru saykoya bağlıyor -arada narutonun kıçını ısırıyor - birde ben kibayı seviyorum- izlenebilir.

***185 gereksiz bir bölüm ama izlenebilir saninlerin küçüklük hali ve jirayanın zeka olarak naruto ile eşdeğerde olduğu görülebilir . birde onbu sewimli bişey

***186 da shino gülüyor manyakça sırf onun için göz atılabilir.

***187-191 chouji-hinata- naruto prenses falan kurtarıyorlar yine çok vakti olan izlesin.

***192 ben hayatımda bu kadar gereksiz bölüm görmedim elvis kılıklı feudal lord görmek isteyen izlesin, başroller ino ve naruto

***193 de biri gai ın kılığına giriyor . gai sensei ve rock lee için izlenebilir.

***194 hayaletli şato başroller naruto hinata kiba... eh işte!!

***195-196 gai hoca ile rock lee arasındaki duygusal bağ falan ikisi için izlenebilir. birde kötü elemanlar güzel kanımca gözler falan :PP

***197 de yine konoha ya saldırıyorlar gizem falan oluyor fena değil . 201 deyim hala aynı konu bu arada shikamaru çok zeki !!

***202-208 arası kurenai ve bizim rookiler üzerine tavsiye ederim gai sensei ile rock lee nin varoluşu bile yeter. bölüm zaten sayko japon kız anlatımı içeriyor. gerçekten uzun saçlı küçük japon kızlarından korkulur. bu japonların bilinçaltında böyle bir korku var bunu hissediyorum ben... velhasıl genjutsu- kurenai ın takımı naruto falan bölümde yer almakta.207 de bitiyor konu.

***208 benim bile sabrımı zorladı izlemeyin. kiba-naruto bir de sevimsiz bir adam çok gereksiz yuh diyorum!

***209-210 ve 211 shinobi çetesi üzerine kurulu. rock lee -sakura ve naruto iş başında izlenebilir birde tokiro mu neydi bir eleman var. odun kafalı ama cool karakter. izlenebilir.

***212-214 arası yine bir şekilde soundlardan nasibini almış bir oğlan çocuğu ile ilgili .tavsiye ederim şahsen izlenebilir. birde duygu seli ....

***214 ile 220 special bölüm gibi. tüm rookiler + sand üçlüsü bulunmakta. hani bir nevi adamlar demişki 50 bölümdür ağzınıza ...... bu da kıyağımız olsun . gerçi bölümde yer alanların bir kısmı mangada da var galiba. gaara cığım başrollerde zaten aman da aman büyümüşte sensei olmuş... şeker verin gaaraya canım benim. gaara her zamanki gibi cool. temari ile shikamaru arasındaki diyaloglara özellikle dikkat çekerim. gaara duygu insanı olmuş görmeyeli bu kankuro ile konuşması falan var. efendim kimler kimleer yok ki?! kakashi, iruka, jiraiya hepsi arzı endam ediyorlar. gerçi bir yerde sapık kakashi portföyü çizmişler gıcık olmadım değil. sevdim... izlenebilir...


Not: Bir de 158 ile 161 i izle demişim, vardır bir numarası..




Bu hizmetimize burada son verir, herkese hayatta başarılar diler, saygılar sunarım....


3 Ocak 2009 Cumartesi

NARUTO MOVIE 3

Guardians of the Crescent Moon Kingdom

Dai Kōfun! Mikazuki-jima no Animaru Panikku Dattebayo!

2006 yapımı, Toshiyuki Tsuru tarafından yazılmış ve yönetilmiş üçüncü Naruto filmi. Dönem şu yüz küsurluk filler bölümlerine denk geliyor.

Öncelikle filmin başında, ortasında, sonunda Kakashi var onun için nesnel olmayacağız tabiki...

Efendim filmdeki ekip Kakashi, Naruto, Sakura ve Rock lee, Tsunade tarafından Ay Ülkesi Prensi Michiru ve oğlu Hikaru' yu korumak için görevlendirilirler. Yazlık suitlerini çeken ekibimiz yolda Michiru ve konvoyuyla karşılaşırlar. Doğal olarak Naruto velet Hikaru ile gıcıklaşır, aksiyona girerler, konvoya eşkiyalar saldırır (bu arada Kakashi yi izleriz...) sonra bir sirke denk gelirler. Hikaru kocaman gözlüklerine rağmen çok iyi ok kullanmaktadır. Sirkte Hikaru kaplanı çok beğenir, babası gider tüm sirki satın alır . (!!!!). Sirk ekibi ile birlikte Ay ülkesine yolculuklarına devam ederler. Denizi aşarlarken yakalandıkları fırtınada Hikaru yakınlaşmayı çok istediği ancak sürekli red edildiği kaplan ve kaplanın biricik dostu olan maymunu Naruto nun etkisiyle kurtarır. Sonra kaplan, Hikaru, Naruto, Sakura, Rock Lee dost olurlar, sevgi yumağına dönüşürler. Ay Ülkesine vardıklarında, Michiru' nun babasının yani kralın sağ kolu tarafından arkasında dönen dolaplar nedeniyle tahttan indirildiğini görürüz. Michiru ile oğluda kaçıp saklanmak durumunda kalır. Tabi kötü adam, mutlaka bir grup ninja kiralamıştır. Sonra bir şekilde Michiru' yu bu ninjalar kaçırır sonra Naruto ve filmedeki tüm iyi karakterler gidip Michiru' yu kurtarırlar, Michiru bu süre içerisinde bencil, açgözlü, bir işe yaramayan bir insandan, sorumluluk duygusunu anlamaya başlayan, herşey halkım için diye düşünmeye başlayan bir insana dönüşür. Hikaru üzerindeki çekingenliği, şımarıklığı atarak babasının destekleyicisi olgun oğul olur.

Filmde genel olarak aksiyon va, güzel. Kakashi var, yoruma bile gerek yok ama sanki o pembe saçlı ninjayı Kakashi dövseydi Naruto ve diğerleri yerine... Kakashi biraz daha sahneyi hak etmiyor mu? Cıvıtmayalım neyse, bu arada kendisine sirk aksesuarları gayet yakışıyor.

Bilinen çizgide ilerleyen bir Naruto filmi, Naruto yu sevenler için eğlenceli, sevmeyenler ne düşünür bilemem.

Rock Lee her zaman olduğu gibi can. Bitmek bilmeyen enerjisi ve hırsıyla düşmanına saldırıken yürü bea!!! dedirtiyor; belirtelim Sakura da aksiyona girip rakibini ezdi...

Naruto her zamanki Naruto...

Kakashi...her zaman ki gibi hayranıyız!! RESPECT

30 Kasım 2008 Pazar

NARUTO MOVIE 1

Daikatsugeki! Yukihime Ninpōchō dattebayo!!?

Great Action Scene! Snow Princess's Book of Ninja Arts

İkinci filmden bahsetmişken hazır birincisinede değinmeden geçmeyelim. Yönetmeni Tensai Okamura . Büyük bekleyişlerden sonra edindiğimiz bu film için sanırım beklentilerimiz çok yüksekti. Zira filmi bulduğumuzda çok büyük bir heyecan içimizi kaplamıştı, sırf filmi izleyebilmek için işi gücü bıraktık ekranın başına toplandık bir arkadaşla.

Adından da anlaşılabileceği gibi bir adet prensesi barındıran bu filmde team 7 a aslında bir prenses olan ancak bir aktris olarak hayatını sürdüren adını hatılamadığım bir kadını koruma görevi verilir. Filmlerinde prenses Fuu olarak nam salan, gerçek hayatında sorunları olan bu aktris kızımızın ekibiyle birlikte Karlar Ülkesinde film çekmesi gerekmektedir. Kızımızda aslen buralı olup yıllar önce babasının ölümü nedeniyle buradan kaçmıştır/kurtarılmıştır (ehehe kim kurtarmış acaba??)

Kötü adam (prensesin amcası ve ekibi), hanım kızmızın kolyesinin peşindedir, bu kolye babasının kızımıza bıraktığı büyük serveti açacak olan anahtardır.

Tüm bunlar neticesinde Kakashi, Naruto, Sasuke ve Sakura, film ekibiyle birlikte yola çıkar. Olaylar gelişir... Naruto, kızımızın dünyaya bakışını değiştirir. Finalinde kızımıza babasından kalan serveti görürüz vs... (açıkçası biz dumur olduk burada). Müzikler güzel, aksiyon sahneleri güzel, jutsular güzel

Yine de netice itibariyle bizi pek kesmedi. En güzel kısmı kanaatimizce ANBU Kakashi' yi görmek oldu hehehe. Bir de filmin sonunda hoş bir espri var, sabırla izleyin. Film bitti sessizlik oldu. Seride Sasuke ses ekibiyle kaçtıktan sonra peşinden gidenler ve onların kapışmalarının olduğu yerlerde kalmıştık. Açıp onları izledik.

Sonuç itibariyle, Naruto seviyorum diyenler izlesin...

23 Kasım 2008 Pazar

NARUTO MOVIE 2

Esas isimleriyle;

Daigekitotsu! Maboroshi no Chiteiiseki Dattebayo

Naruto the Movie: The Great Clash! The Phantom Ruins in the Depths of the Earth

Öncelikle nasıl izlediğimize biraz değinelim. Uzun süreden beri ilk kez ortaya çıkan iki gün ve üstü tatil süresi büyük heyecan yaratmakla birlikte, yorgun ve genelde tembel olan bünyenin amaan evde kalayım daha iyi, şimdi bir yerlere gidip daha fazla yorulacağım düşüncesi nedeniyle kendini eve kapatması sonucu ikinci günün sonunda sıkıntıdan buhran geçirip filmi bulması, oyalanacak bir şey bulmanın- burada ilgi duyulan oyalanılacak bir şey demek daha doğru zira insan istemediği milyonlarca iş bulabilir kendine- verdiği sevinç ile izlenmiştir.E tabi bir de Naruto sonuçta. Bakalım kimler va, konu nasıl vs ... diyerek film izlenir. Gerçi ilk filmden kalan dehşet hala taşınmaktadır ama merak işte...

Film, güzel bir açılış sahnesine sahip olan yine bilim kurgu etkileşimli bir diğer hayal kırıklığı yaratan Naruto filmi. O uçan araç nedir, o kötü karakterler ne biçimdir? Göçebe klan ve gizli geçmişlerine eyvallahta, ütopya yaratacağım her şey mekanik olacak diye bir nevi matrix benzeri insan dönüştürücülerin olduğu filme ninjalar girince komik oluyor.Tüm bunların üzerine bir de diyaloglardaki özensizlikle birlikte gereksiz bir film çıkmış ortaya.

Kanımca filmin tek güzel yanı bir kaç uyduruk dövüş sahnesinde Gaara ve Kankuro' yu görüyor olabilmek. Gaara ve Kankuro göreceğim diyenler izleyebilir ama beklentinin minimum düzeyde olması lazım. Naruto' nun kalbine işlediği, olayların akışı ile iyi bir insan olmaya karar veren çocuğun adı Temujin. Kendisi bir uzay süvarisi olarak çizilmiş. Naruto yine bildiğimiz Naruto...

Sonuç olarak tavsiye: Çok bol vaktiniz varsa yada sıkıntıdan ölüyorsanız ileyin yoksa uzak durun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...