death note etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
death note etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2016 Çarşamba

Rainy Day Rainy Mind: Müzik










Geçen hafta canım çok sıkkınken yaptım bu listeyi, öylesine... 


Liste anime müziklerinden oluşuyor. Ağırlıklı olarak enstrümantal parçalardan oluşuyor. 

Anime açılış ve kapanış parçaları bu listede yer almıyor, daha çok anime esnasında çalan parçalar, tema müzikleri gibiler yer alıyor.

Youtube üzerinden dinlenince arada sırada saçma şeyler karşınıza çıkabiliyor 8tracks' in politikası gereği ama bu konuda yapılabilecek bir şey yok ne yazık ki.

Belki dinlemek isteyen olur.



14 Haziran 2014 Cumartesi

GÜNLÜK HAYATTA ANİME: Sahip olunmak istenen aletler





Bildiğimiz gibi pek çok animede karakterlerin bir şekilde kendilerini ifade ettikleri, güç ve yetilerini dışa vurmalarına yardımcı olan, o animenin olmazsa olması bazı alet edavatlar var. Daha önce şurada anime karakterlerinin teknik ve güçlerinin günlük hayatta nasıl kullanılabileceğine ait bir çalışma yapmıştım. Bu sefer ise  çoğu zaman izlerken "keşke bende de olsa dediğimiz bu alet edevatlar" hakkında aklıma ilk gelenlerden bir liste yaptım ve günlük hayatta nasıl kullanılabilecekleri üzerine biraz kafa yordum. (boş işler müdürlüğü)




1 - İlk sırada tabii ki animeyi her izleyenin "yaaaa ben de istiyorum!!!!!" diye sızlandığı defter var. Anime Death Note.

Kira' nın kullandığı bu defteri istemeyen var mı? Üzerine çat çut isim yazacağız.

Bu maddeyi fazla uzatmak istemiyorum. Her ne kadar izleyicilerin en fazla istediği alet - edavat sıralamasında ilk sıralara oynasa da (kaynak: hislerim) bu defter bir o kadar  tehlikeli. Adalet ve genel doğruların göreceli olması ve kişiselliğe eğimi, insanın adil yargılama yetisinin zamanla yine insanın doğasında bulunan duygularla körleşmeye başlaması ve daha pek çok nedenden dolayı dünya üzerinde insan kalmamasına sebep verebilir! İşte bu noktada Kira'yı tekrar anıyorum.

Ve diyorum ki düşünün!! Şu defterin 13-14 yaşlarında, dünyadan nefret eden, aşk acısıyla ve ebeveyn düşmanlığıyla kıvranan, okulda itilip kakılan  bir ergenin eline geçtiğini. Şimdi size kolay gelsin diyor, diğer maddeye geçiyorum.



2 - Shingeki no Kyoujin' deki manevra aletleri. Günlük hayatta kullanılması gayet olumlu sonuçlar verecek, pratik bu aletlerden ben de istiyorum. 

Büyük şehirlerde trafik malum. Bir yerden bir yere gitmek için sinir krizine gireceğimize aletimizi kuşanıyor, kendimizi boşluğa bırakıyor, arada zevkten zik zaklar çizerek şekil yapıyoruz. Tabii ki her yolculuktan önce gazımızı kontrol ediyoruz ki akülü motorsikletlerin yollarda yaşadığı talihsizliklere benzer olaylar yaşamayalım..

Bir kaç kişi yola çıkarsak daha eğlenceli olur diye düşünüyorum. Nelere dikkat ediyoruz?

(I) Son sürat giderken kendimizin ve etrafımızdakilerin güvenliğini tehlikeye atmıyoruz, önümüze çıkabilecek elektrik tellerine büyük dikkat gösteriyoruz.

(II) Bu dünyada biz küçükken  "topunuzu keseceğim" diye topu bıçaklayan büyüklerin ardıllarının olduğunu unutmuyor, mümkünse kimselere duyurmadan  gezimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Pislik olsun diye balkona çıkıp ipinizi kesmeye çalışacak insanların olabileceğini asla  unutmuyoruz.

(III) Artık pek ağaç mağaç kalmadığından binalara odaklanmak zorunda olunduğunu aklımızda tutuyoruz.


Tabii  şehircilik ve estetik anlayışından uzak, herkesin şekil, ebat olarak kafasına göre takıldığı, ardı ardına, yan yana dizilmiş düzensiz binaların bulunduğu şehirlerde yolculuk yapacağımızı lütfen unutmayalım. Rehavete kapılmayalım ki bu estetik ve nizam yoksunu şehirlerdeki tehlikenin birini atlatıp ardından kendimizi şekilsiz bir binanın duvarından kazıtmayalım.

Bu aletler yaygınlaşınca kurnaz girişimcilerden gaz istasyonları ve yedek parça istasyonları bekliyorum.



3- Uruhara Bastonu

 Bleach' ten Uruhara' nın çoğunlukla yanında bulundurduğu bu baston biliyorsunuz ki çok işlevli. Burada sadece bir baston olarak ele alacağım ( gerçekçi olalım lütfen hahahah) bu alet günlük hayatımızı kolaylaştıracak eminim ki. Eh sonuçta bir baston, yanınızda bulundurun, dayanır, destek alırsınız, Yolda biri size bel altı laflar söyler ya da eylemde bulunmaya kalkışırsa bir savunma aleti olarak kullanırsınız. Bu bastonun altında bir şekil vardı yanılmıyorsam yoksa da damga gibi oyup şekillendirebiliriz, kendimizi savunurken adamın ya da kadının alnına mühür gibi yapıştırırız onu. (buradaki hayalgücü size kalmış artık).



4 - Magi'den Alaaddin' in flütü. 

İşte boynumuzda bir kolye halinde taşıyabileceğimiz, küçük ama pratik bir alet. Üstelik müzikten anlamaya, flüt çalmayı bilmeye gerek yok. Gerçi ülke insanlarının %90' ı okullarda aldığı zorunlu ders neticesinde flüt ile seviyeli bir ilişki yaşamış ve yaşıyordur, en azından üflemeyi biliyordur.

Yolda başımıza bir iş mi geldi? Sinirlendik mi? 10 kişi birlik olup tek başına bizi dövmeye mi çalışıyor? Hemen üflüyoruz ve dev geliyor.

Daha ironiği, müzik dersinde öğretmen gıcık bir parçayı çaldırmaya mı çalışıyor ısrarla. Not alamamakla mı tehdit ediliyoruz? Hemen üflüyoruz ve dev gelip öğretmene nazik bir dille açıklama yapıyor ve onun hayal gücünü genişletiyor.

Boyumuz rafa yetişmiyor mu? Üflüyoruz ve dev rafa bizim için uzanıp, gerekli eşyaları oradan alıyor.

Çok acil bir yere mi yetişmemiz gerekiyor?  Hemen üflüyoruz ve dev geliyor. Omuzuna atlıyor ve o dev adımlarla koşarken biz saçımızı tarayarak gideceğimiz yere varıyoruz.

Saymakla bitmez, çok kullanışlı. Tavsiye ediyorum.



5 - Gintama'dan Madao gözlüğü. 

Şimdi bu gözlük tek başına bir şey ifade etmeyebilir, içinden dev çıkmayabilir ya da baktığınız insana elektrik çarptırmayabilir ama bu gözlük sizi var eder.





6 - Bir adet Kon.

Bleach' te yer alan Kon' u hemen hemen herkes biliyordur. Biz de evimizde bir adet Kon besleyeceğiz ki, sinirlenince üzerine basacağız, onu alıp cama yapıştıracağız, sinirimizi stresimizi ondan çıkaracağız. Hafif röntgenci olsa da ara ara yaptığı geyiklerle canımız sıkkınken bizi neşelendirebilir.



7- Captain Harlock Kılıcı

Hem kılıç hem farklı dizaynlı bir lazer tabancası olarak kullanılabilen bu alet  oldukça işe yarama potansiyeline sahip fakat bunu kullanmak için öncelikle kılıç kullanmayı öğreniyoruz. Bir de normal hayatta bunu dışarıda taşımamız sorun yaratabileceğinden alternatif taşıma yolları araştırıyoruz. Bulamazsak evdeki duvara asıyoruz, eve hırsız girdiğinde kullanıyoruz.



8- Kagura şemsiyesi

 İşte tüm kadınların sahip olmak isteyebileceği bir ürün. Güneşli günlerde cildimizi koruyoruz. Gerektiğinde baston şeklinde adam dövüyoruz. Hiç olmadı ve çok kötü durumdayız bir silaha dönüşüyor. Daha ne olsun?



Bu liste daha böyle uzayıp gider. İlerleyen zaman da devamını da gelir. Şimdi önemli olan bu ilk 8 arasında bir değerlendirme  yapıp, ak sakallı dede "evladım, hangisini istiyorsun?" diye sorduğunda kalbimizde 1. sırada yatanı şak diye yapıştırmak.

19 Mayıs 2013 Pazar

Uta No Prince Sama Maji Love 1000%





Tavsiye üzerine başladığım bu seri iyi ki fazla uzun değildi. Özünde otome game  olan sonradan anime olarak uyarlanan seri fazla uzatmadan ilk sezonunu tamamlıyor.

İdol ve bestecilerin bir arada ders aldığı okula giren Haruka kızımız, yetenekli ama saf, sakar bir kızcağız. Okulda işte bir sürü şey oluyor ve kendisini bir sürü güzel erkek tarafından çevrelenmiş buluyor.

İnsanların tapabileceği kadar güzel ve yetenekleri olan bu idol adayları ise Haruka' ya saflığı, yeteneği ve kendilerine müzik aşkı verdiği için hasta oluyorlar (bak bak :P)

Birbirinden bencil ve farklı dünyada yaşayan, kendi sorunları olan bu oğlanlar bir şekilde Haruka' nın etrafında toplanıyorlar.

Müzik üzerine demiştim değil mi? Tamam kulağa hoş gelen parçalar var ama seri boyunca  kulak tırmalayan, sürekli ağlak bir sesle konuşan Haruka' da var. Karıştırmışlar; duygusal patlamalar ya da samimiyeti illaha ağlak sesle vurgulanmak zorunda değisiniz!! Gelin vazgeçin şu anlayıştan

Bu kadar saydırıyorsun madem niye izledin diye bir soru olabilir. Açıklıyorum bu seri ilk bölümde Hayato-Sama (esasında Miyano Mamoru) nun seslendirdiği "Nanairo no compass" adlı parça ile vurdu beni ey ahali. Vurmak ki ne vurmak! Duygusal olarak dengesiz yakalandım sanırım ki o bölümü yüz kere izleyip hızımı alamayışımı başka şekilde açıklayamıyorum.

Parçayı bulamadım bu hariç:


O ağlak Haruka ile aynı safa geçtim ya kendime diyecek söz bulamıyorum :)

Seriyi güzel kılan noktalardan bir tanesi seiyuular kesinlikle.

Haruka' yı geçiyorum.

Hijirikawa  Masato - Suzumura  Kenichi (misal Gintama - Okita Sougo, Ouran Koukou Host Club - Hitachiin Hikaru, Zombie Loan - Akatsuki, Chika)




Ichinose  Tokiya - Miyano Mamoru (misal Death Note - Yagami Light, Mobile Suit Gundam 00 - Seiei, Setsuna F, Ouran Koukou Host Club - Tamaki, Vampire Knight - Kiryuu, Zero)

Ittoki  Otoya - Terashima  Takuma ( Kokoro Connect - Aoki, Yoshifumi)

Jinguuji  Ren    - Suwabe, Junichi (Bleach - Jaegerjaquez, Grimmjow, Kuroshitsuji - Undertaker)



Kurusu, Shou - Shimono, Hiro (Baka to Test to Shoukanjuu-Yoshii, Akihisa, Nurarihyon no Mago - Kuromaru)




Shinomiya  Natsuki -Taniyama, Kishou  ( kendisi seslendirme sanatçılığının yanında aynı zamanda j-rock mensubu. )

Seiyuulara bu kadar değinmişken kendi ağızlarından seriye adını veren parçayı dinlemeden olmaz.



Son olarak Satsuki' nin müthiş parçasını anmazsam olmaz.

Orion de Shout out.



10 Haziran 2012 Pazar

CODE GEASS: Hangyaku No Lelouch



Sonunda bu çok bahsedilen animeyi izledim. Gerçi sadece ilk sezonunu bitirdim ve şu yazının yazıldığı anlarda henüz ikinci sezona başlamadım ancak yine de aklımdakileri kendime not  olsun diye dökmek istedim. Bu yazı 25 bölümlük ilk sezon ile sınırlıdır.

Doğruyu söylemek gerekirse Code Geass Hangyaku No Lelouch' u ne bahsedildiği kadar zekice, ne yeni söylemler getiren, ne heyecanlı  ne de harika buldum (oha cümleye bak bitmiyor). Bunda üzerinde çok konuşulması nedeniyle beklentimin çok yüksek olması da bir etken olabilir amaaa insanların neden bu kadar heyecanlandığını bir nebze anlamakta mümkün. Code Geass' te bulduğum şu; tarihsel gelişim süreci içerisinde  yer almış felsefi, mitolojik,ekonomik ve bilimsel bilgi ve kuramları alarak akıllıca bir kolajla insanın önüne seren senaryo ve kurgusuna ek olarak anime türünde geniş bir yelpazeye hitap edecek kadar türü de geniş tutarak  izleyene güzel bir paket içinde sunan bir seri. Ve Code Geass' in başarısı her iki alanda da bu kolajı başarıyla uygulayabilmiş olması, bu noktada hakkını vermek lazım, her ne kadar ilk bölümlerde ölümüne sıkılmış olsam da...

(Flow' un bu parçası bana göre ortalama)



Madem beğenmedin niye izleyip bir de zırvalıyorsun diyenlere (ilerleyen satırlarda gerçekten zırvalayıp saçmalayacağım  çünkü) cevabım; beğenmedim değil, beğendim ama içerik olarak ortaya süper bir iş koyan bir anime olduğunu  düşünmüyorum ancak içinde barındırdığı düşünsel alıntılarla yine de içerik bakımdan boş olmadığı ve harmanlamayı  nispeten başarıyla taşıdığı için hakkını vermek gerekir diye düşünüyorum. Sonuçta böyle  içeriği olmayan pek çok animeyi de izliyoruz hep beraber kimini severek ve eğlenerek kimini de yerin dibine sokarak ancak Code Geass insanın kulaklarına yerleşen Luluşuuu!! tonlaması ve Lelouch' un mor gözleri dışında ortaya karışık bir düşünceler yumağı bırakıyor dikkatli bakıldığında...

Animenin konusunda bahsetmeye gerek yok. Bu yazıyı okuyan olursa muhtemelen seriyi izlemiş olan biri olacaktır o nedenle ilerideki satırlar hafiften spoiler barındırabilir mümkün olduğu kadar bundan kaçacak olsamda...



Dediğim gibi ilk bölümleri biraz uyuklayarak ve zevkten uzak geçirmeme  rağmen ilk anda Britanya İmparatoru amcanın konuşması çarpıcı nitelikteydi...

Britanyanın üç güç odağına kıyasla kendine göre daha devingen ve düşünce şekli bakımından daha farklı olduğunu görürken bu konuşmayı nerelere kadar uzatmak mümkün düşüncesi eğlendiriciydi... Hafiften evrim teorisini andıran Britanya zihniyetini aynı zamanda içinde taşıdığı Hegel öğeleri ve - serinin içinde hafiften kendini gösteren  barındırdığı diyalektik materyalizmin - ana öğeleriyle çeşitli ekonomik düşünce ve kuramlara  uyarlayarak animede geçen Britanya İmparatorluğu hakkında fikirler üretilebilir. (aklı sosyalizm ve komünizme uzanacaklara durun diyorum o kadar uzanmayın konuşma metni aslında daha yakın bir gerçeğe çıkıyor ki amca da zaten diğer iki sisteme karşı bakışını dile getiriyor.)

Serinin mor gözlü Luluşusu ara sıra sinir bozucu olsa da durumları iyi idare eden bir oğlan.

Zero olayına gelirsek, içindeki nefret ve intikam duyguları bir yana bana göre tamamen değil ama belli bir ölçüde  Bakuninvari bir çizgi taşıyan bu karakter aynı zamanda bir liderdeki karizmanın önemini de çizmekte. Yeniden yaratmak için yıkmak gerektiğinin altını çizmekte,  tabii ki Bakuninvari dememin nedeni sadece bu söylemi değil ancak bazı noktalarda da  bu duruşuyla  çelişmekte. Haha ayrıca bana kalırsa Machiavelli' nin Prensi ve Sun Tzu nun Savaş Sanatı' nı da hatmetmiş bir arkadaş :)



Suzaku oğlan bana kalırsa animenin mal oğlanı. İdealist tavırlar, sistemi içten değiştireceğimler, geçmişin izini omuzlarımda taşıyorum demeler (tamam kendi dile getirmiyor ama gözümüze sokuluyor) hmm değiştirirsin demek istiyorum kendisine. Luluşu' nun  karşısında çok vasat kalmış, uyuzcan. Sahneye çıkan kendisi hariç her rakip daha etkileyicidr bana kalırsa, Euphumia bile.

Lloyd, bu adamın omedetou diyişine hastayım. Sırf bu elemanı dinlemek için izledim animeyi desem yalan olur evet ama ufağından da olsa bir gerçek. Ayrıca doğru söze ne nedir?


"İnsanlığın en büyük hatası, acınacak ölçüde vücudumuzun, kalplerimizin ve birbirimizle ilişkilerimizin kırılgan olmasıdır."



Cornelia ve Todou taktisyen olarak göz doldurucu.

Diethard: Bu eleman aslında geçmişten günümüze güzel bir gönderme bana kalırsa. Şahsi olarak kendisine gıcık olsam da şu lafını kim yadsıyabilir ki?

"objektif bilgi diye bir şey yoktur Zero. Sonuçta gazetecilik insan yaratımıdır."


Gelelim Lancelot, Gawain ve Arthur ve Avalon olayına. (zaten ana hikayenin kelt mitolojisine dayandığı gerçeğini başka bir yana koyarak geliyorum bu noktaya) Kral Arthur ve yuvarlak masa şövalyeleri ve Camelot' a dayanan bu kelimeler arasındaki bağlantıyı  bu ilk sezon  içinde anlamlandırmak mümkün değil sanırım. Arthur' u burada kedi olarak gördüm. Sürekli Suzaku' yu ısıran bu kedi son bölümlerde Suzaku' yu ölmekten kurtarıyor gibi.

Gerçek hikayede Gwain (gerçi pek çok farklı versiyonunu okudum ama) bilindiği üzere Lancelot' a karşı düelloyu kabul ederek ona yeniliyor. Böylece Guiniver' in  (muhtemelen yanlış yamışımdır zira yıllardır doğru yazamam şu kadının ismini) masumiyetini kanıtlamış oluyor. Yuvarlak masa şövalyelerinden  en sevdiğimdir.

Gerçi Avalon' u anlamlandırdım sayılır,seride bir nevi  tanımını karşılıyor fakat dördünün nasıl birbirine bağlanacağını bekliyorum, kısmet ikinci sezon.



Kısmet demişken serinin alıp kullandığı başka noktalarda var. En barizi varoluş ve kader kavramlarına yaptığı göndermeler. Bu konuyu çok uzatabilirim Sysphus tan girip, hristiyan varoluşçulara çoğu seri ile ilgili olmayacak şekilde o nedenle tehlikenin farkındayım ve ortada kuyu var yandan geç yapıyorum :)

Neyse  böyle işte...gece gece bir anime üzerine bu kadar saçmalayabilirdim.  Kısa kesmek lazım!!

Gördüğüm kadarıyla Code Geass Death Note ile karşılaştırılıyor. Her ne kadar bunu söylemek için erken olabilecek olsa da 25. bölümden sonra ne kadar lanet yağdırmış olsam da Death Note basar geçer derim elma ile armutu karşılaştırmak gerekirse :)) gerçi diğer 25 bölümü izledikten sonra Code Geass' e içimde bir sempatide uyanabilir...Napalım...

değişmeyen tek şey değişimin kendisidir :)





"C.C.:In their Hearts everyone has Faith in their own Existence and Ultimate Triumph, however when Time and Destiny unfold, this Faith turns out to be quite Fleeting and Pointless."*


Açılış ve kapanış parçalarını kendime göre değerlendirirsem (Hitomi' nin Innocent Days' ini bir yana koyarak) benim için Sunset Swish' in Mosaic Kakera' sı ilk sırada yer alır. İkinci sırayı ise Ali Project doldurur. En kötüsü Access'in Hitomi No Tsubasa'sı bana kalırsa...


"In this world, evil can arise from the best intentions. And there is good that can come from evil intentions."**


* & **:Wikiquote; http://en.wikiquote.org/wiki/Code_Geass





6 Aralık 2009 Pazar

KLİP YORUMU:Mikkirabu, Herbo ve Fanmin in MUCC ile İmtihanı...



İşte en korktuğum şeylerden biri gerçekleşiyordu. Bu üçlü haince hohohoho diye gülerek karşımda Mucc incelemesi yapacaklarını belirttiler. Önce endişelenmeme rağmen - Mucc un kalbimizdeki yeri ayrıdır- sonra Mucc un bu üçlüyü susturabileceğini düşündüm. Yanılmamışım.

Mucc 1997 yılında kurulmuş olan br J rock grubu, önceleri biraz daha visual kei imajına sahiplersede kısa süre içinde kendi tarzlarını yarattılar. Avrupa da da tanınan gruplardan bir tanesi. Her albümleri ile farklı denemlere yelken açan, kendini tekrarlamayan oldukça yaratıcı ve üretici bir grup olarak tüm albümleriyle takdirimi kazanmış gruplardan bir tanesidir. Wacken de bile arz-ı endam etmişlikleri vardır.

Grup kadrosu şu şekildedir.

Tatsurou :vokal
Miya:Gitar
YUKKE :Bass
Satochi :davul

Herkesin en azından denemek için dinlemesinde fayda var.

Malesef bu arkadaşlar işte Mucc a da el attılar ama hemen zevkle söyleyeyim nihahaha Mucc: 1 - bizim üçlü: 0

Yorumlar aşağıda;


**********************************************************************************

Gerbera; http://www.youtube.com/watch?v=eT8KpRl0JrA


Fanmin:Adamın sesi çok güzelmiş ama..Korku filmi gibi ya.Adam çok çirkin herhalde yüzünü göstermiyor.
Herbo:Bu parçayı çok sevmek ben.
Mikkirabu:Livelarda göreceksin. Tatsuro güzel insandır.
Fanmin: Anaa, salak kıracak mikrofon direğini.
Mikkirabu:Ses var ama değil mi?
Fanmin: Ses, vokal süper zaten bu Japonlardan bu güzel sesler nerden çıkıyor bilemiyorum.
Mikkirabu:Miya coşmuş.Nasıl gitar solosudur o öyle?
Herbo:Bu orman sahneleri komik görünüyor.
Fanmin:Adam Death Note daki shinagamiye benziyor aynı. (Tawannana meal: Tatsuro = Ryuk)
Mikkirabu:Ahha Tatsuro Ryuk benzerliği
Fanmin:Sonra tarlaya düşmüşler..... Klip bitti
Herbo:Tatsuro, beyaz eldiven ve hijyen üçgeni olmuş.
Fanmin:Adamlar buna bakıp mı çizdi acaba Ryuk'u? eyse puanlama; Parça 9, adamın sesi güzel ama çirkinlikten kaybediyor.Klip 5, orman, tarla ve shinigaminin aptal hareketleriyle çok boğulmuş.
Mikkirabu: İçinde karı kız olmadığı için klip 7,konsept biaz karışık olduğu için puan kırdım. Parça 8
Herbo:Parça 9, klip 7


Zetsubou;http://www.youtube.com/watch?v=ILg93pb2x1o&feature=PlayList&p=A25B7563474B561E&playnext=1&playnext_from=PL&index=1



Herbo:Oh yeah....
Fanmin:Korelileri aklımıza sokmayın lütfen Herbo. Konsantrasyon sorunu yaşıyoruz burada.
Mikkirabu:Tatsuro iyice korku filmi malzemesi olmuş.
Fanmin.Nasıl böğürdü ya, kulağımın zarı patlıyordu.
Herbo:Liveları çok iyi bunların. 80 li yaşlarımıza geldiğimizde ancak görürüz herhalde canlı canlı
Fanmin:Ryuuuuuk.Alın szin olsun,iştahımı keser bunlar benim kilo veririm. Bu ses bu adamdan nasıl çıkıyor ya?
Mikkirabu:yukke peruk saçına rağmen bası konuşturuyor. Miya gitarist ,çok cooldur, gereksiz konuşma yapmaz.
Fanmin:Aferin, birde peruk takmasa.
Mikkirabu:Davulcu da çok sevdiğimiz bir sima, Satochi.Peruklu Yukke, gerçekten peruk gibi görünüyor saçları. Oda bir nevi bu grubun Junsusu. Ezilen ve eşşek şakalarına maruz kalan insan.
Fanmin:Şunları aklıma getirmeyiiiiinnn....Adamın sesi güzel ama performans 6
Herbo:Parça 8, estetik açılım için performans 8
Mikkirabu:Parça 10 zetsubou favori parçalarımdan..Performansta 8

Fuzz; http://www.youtube.com/watch?v=Xa6jqM4-mjs&feature=related

(Mikkirabu özellikle bunu seçti, Fanmin bir de günlük güneşlik bir ortamda yüzlerini görsün diye)


Mikkirabu:Yukke nin çaldığı hadiseye bayılıyorum.
Herbo:Ayağına birşey battı.
Mikkirabu:Tatsuro yarıyor beni, ayakkabı düşmanı...
Herbo:Yürü be Miya. Tatsuro sevimli ama maymunluk yapıyor yine
Fanmin:Bu performans güzelmiş ama maymun olduğu kesin.
Mikkirabu:Yıkıcak orayı Tatsuro.Yukke bir düz dur t-shrtine bakacağım..
Herbo:Miya moonwalk yapıyor...
Mikkirabu:Miya aştı...
Fanmin:Şalvarlı güzel
Mikkirabu:Tatsucuğum...
Herbo:Sende hem Ryuk diyorsun hem güzel diyorsun. Hayırdır?
Fanmin:Şalvar giydiği için güzelleşmiş.
Mikkirabu:O genelde şalvarla çıkıyor Fanminciğim ve çıplak ayak.
Puanlarım;parça 8 performans 9
Fanmin: Parça 9 performans 9
Herbo:Parça 8 performans 8


************************************************************************************



Bu noktadan sonra bir sessizlik oldu. Ben de rahatlamıştım aynı zamanda mucc un bu üçlüyü bu derece sessizleştirmesine seviniyordum çünkü üçüde daha fazla üzerine gidemedi bu grubun. Oh en sonunda atlattık derken aniden Mikkirabu nun İshhi sevdası bir yanardağ edası ile patladı. Sesi aniden çirkefleşti. Sanırım Kagrra, yorumları aniden beyninde yıldırımlar çakarak patladı.

Mikkirabu: Mucc yüksek puanları topladı, Allahın anti Kagrra, cıları sizi...

Bu yorum ve tonlama üzerine her üçümüzde bir an durakladık. Mikkirabunun içine Oni girdiğini düşündük. Normalde Mucc ile Kagrra, yı karşılaştırmayacağını biliyorduk ama bu değişimin tek bir sebebi olabilirdi ve bizim iki seçeneğimiz vardı ancak Herbo bu iki seçenekten biri üzerinde hemen karar verip sessizliği bozdu.

Herbo: Hehe kıyaslanabilir mi? Nerede İsshinin karizması Tatsunun maymunluğu ....

Biz nefesimizi tutup beklerken ve Mikkirabunun içindeki Oni nin yabancı olmasından kaynaklanan dil yeteneğinin gelişmemesinden dolayı bu cümlenin altındaki ironiyi anlamamasını dilerken Fanmin de konuşmaya katıldı

Fanmin:Tabii , İsshi bunun yanında soprano.

Sessizliği kahkahalar bozunca Mikkirabu bloke oldu bir an. Sonra sağduyusu ile şiddete başvurmamayı tercih etti sanırsak başladı açıklamalar yapmaya. Yok şöylede böylede. Bu esnada Fanmin Chang Min e şiir yazıyor, Herbo izafiyet teoremi üzerine saçmalamalar yapıyor bense gözleri açık şekilde uyuma alıştırması yapıyordum. Mikkirabu kimsenin kendisini sallamadığını fark edince duelloya davet etti bizi ancako o esnada elektrikler kesildi. Sonra gecenin içinde cıuvv cıuvvv sesleri duyuldu. Görmüş geçirmiş bir görgü tanığı gece boyunca ışın kılıçları ve sesleri duyduğunu yetkililere bildirdi.

19 Mayıs 2009 Salı

Claymore: "Silver Eye Witches"


Eğer hala bu seriyi okumadıysanız yada izlemediyseniz hemen şimdi denemenizde fayda var. Kan gövdeyi götürüyor orası ayrı, sıradan da gözükebilir ancak Claymore bir şekilde kendisini sevdirebilen bir olay.

Öncelikle hemen açılış parçasından bahsedelim. Animenin açılış parçası Nightmare - "Raison D`etre". Nightmare daha önce death note da da olduğu gibi bu parçada da döktürmüş. İşin geyik kısmı bir yana yakışan ve uyumlu bir opening olmuş. Açılış dedik kapanışta aynı şekilde güzel :P -Riyu Kosaka / "Danzai no Hana~Guilty Sky"

Bu yazıda animeden bahsediyoruz ancak seriyi merak eden herkese mangayı da tavsiye ederiz zira anime bir noktada kalmakta ancak manga olanca süratiyle ilerlemekte. Gün olur mangayı da yazarız.

Anime aslında sıralama yapıldığında son sırada yer alan Clare ve ona sonradan dahil olan oğlan çocuğu Raki nin hikayesini anlatıyor. Konuya şöyle başlayalım. Claymore lar ( Grey witch olarakta adlandırılmaktalar) , Yomaların bulunduğu ve insanları yiyerek beslendiği bir dünyada, bir organizasyon tarafından içlerine Yoma kanı ve kemiklerinin katılımıyla yarattıkları yarı insan-yarı yomaların oluşturduğu kurum çalışanları :P olarak, yomaları öldürmektedirler. Hepsi bir zamanlar insan olan claymore lar, organizasyona katıldıktan sonra insani yönlerinden çoğunlukla arınmakta ve hayattaki tek hedefleri yomaları öldürmek olmaktadır çoğunlukla. Ne insandırlar ne de yoma. O yüzden insanlar arasında da sevilmezler ve korkulurlar ancak sorunu olan kasabalar yada köyler organizasyondan yardım isterler, organizasyonda çoğunlukla oraya bir tane claymore gönderir.


- Teresa Teyze , hastasıyım ... -

Claymore ların sorunlarından bir tanesi de yoma güçlerini ne kadar kullanırlarsa yomalığa o kadar yaklaşmalarıdır. Çoğunlukla limitlerine ulaştıklarında kendi arkadaşlarından kendilerini öldürmelerini isterler, bir insan olarak ölebilmek için (yani insanlığımı kaybetmeyeyim hesabı). Diğer bir noktada claymoreların hepsinin kadınlardan oluşmasıdır. Eski tarihlerde erkeklerde bu organizasyonda kullanılmış ancak savaş esnasında hemen gaza geldikleri için release olmuş ve yomaya dönüşmüşlerdir. Erkeklerdeki bu potansiyeli gören organizasyon erkekleri artık kullanmamaya karar vermiştir.

Seri Clare ve görevleri üzerinden ilerlerken, pek çok karakter olaya dahil olur. Aralarındaki ilişkiler, genel kurgu, insanlıkla yomalık arasındaki ince çizgideki gelgitleri vs... seriyi güzelleştiren noktalar olmakla birlikte, sevdiğiniz karakterleri bir saniye içerisinde biçilmiş olarak görmenizde olası bu seride.- onun için doya doya izleyin :p-

Özel Not:

Teresa of the Faint Smile : Teresa Teyze nin gelmiş geçmiş en güçlü claymore olduğu rivayet edilmekte. Bilimsel kanıtı var mı yok mu bilmemekle birlikte kendisi gönlümün Claymore dur.




*********************Spoiler***************************************************

-Adı P ile başlayan diğerleri hakkındaki düşüncelerimi daha sonra yazacağım...-

******************************************************************************

Serinin sonu açıkta kalmakta hafiften, en kötü yanı bu ancak izlenmesi gereken serilerden biri bence...

21 Aralık 2008 Pazar

DEATH NOTE:Domine Kira ~Raito Yagami,Mello ve Mikami üzerine...

***By ank-su-namun-

*Uyarı: Bu yazı spoiler içermektedir, seriyi okumadıysanız lütfen görmezden geliniz*






Bir manga canavarı olarak mangasını bir solukta okuduğum,Tsugumi Ohba-Takeshi Obata ikilisinin Death Note (Desu Nōto) serisi hakkında 2 kelam yazmamak ayıp olurdu tabi ki..Öncelikle bu yazıyı editor kişisinin saf kan bir L fan girl olmasından ötürü Raito (Light) Yagami'yi ezen tarzdaki yazısına olan isyanımdan ötürü kaleme aldığımı belirteyim.Evet L (Eru/Ryuzaki) candır, muhtemelen gelmiş geçmiş en karizmatik anime karakteri sıralamasında kafadan ilk üçe oynar. Oturuşuna, tüm o tatlıları lüp lüp mideye indirmesine, çay kaşıklarını estetik tutuşuna, siyah halkalı gözlerine ayrı ayrı hastayız orası tartışılmaz. Ancak en az L kadar sevdiğim bir tanecik Kira namı diğer Raito-kun' ı da kimselere ezdirtmem kardeşim. Öncelikle onun meşhum "tanrı olma tutkusu" olmasaydı zaten Ryuk' un muzipçe attığı o defteri gerçek olduğunu fark ettiği ilk anda yokederdi, biz de bu kadar eğlenemezdik. Kendisi analiz yeteneği, pratik zekası, yaratıcılığı ve hastalıklı kişiliği ile manganın bir noktasına kadar okuyucuya kendisine delicesine hayran bırakmaktadır.

Ve evet Raito-kun'ın egosu oldukça fazla. Herkes pohpohlamış bunu sen kralsın sen aslansın. Okul döneminde derslerde doğru cevap verince "Raito her zamanki gibi supersin" yorumları geliyo sensei'leirden. Ailenin göz bebeği, polis şefi olan babasının bıraktığı yerden devam etmesi beklenen altın çocuk...Bu kadar gazdan sonra çocuk "tanrı olucam lan" deyince şaşırmamak lazım. Raito'nun 25.bölüme kadar ki kişilik gelişimi ve yaptıkları gayet normaldir.
Buraya kadar biraz da şansın yardımıyla L tarafından köşeye sıkıştırıldıkça elinden kurtulmayı başarır. Dünyanın en nefret edilesi hatun karakteri Misa Misa salağına duyduğu sempati nedeniyle Remu' yu kafalayıp L'i öldürtmesi kanaatimce Raito için bir dönüm noktasıdır ve çöküşün başlangıcıdır. Zira onu Kira yapan herşey aslında L ile olan kapışmasından ileri gelmektedir ki gerçekte Kira ve L düşman olsalar da Raito ve Ryuzaki arkadaştırlar.Öyle ki L onun tek arkadaşı olduğuna inanır en başından Raito'nun Kira olduğuna inanmasına rağmen.
Raito ve L özünde birbirlerine çok benzeyen ancak çok da farklı olan karakterler. Her ikisi de olağanüstü zekaya sahipler (ki bence L daha zeki orası ayrı) Raito kendisine biçilen mükemmel (oğul,öğrenci vs) kimliğinden sıyrılmak isteyen problemli bir çocuk görüntüsü de çiziyor başlarda. Ancak Raito'nun Kira kişiliği zamanla ezici bir şekilde baskın hale geliyor. Kendini tanrı olduğuna inandırmış bir karakter olarak Misa, Mikami vs diğer karakterlerin hayatının onun için pek bir anlamı olmaması gayet normal ancak hesaplamadığı şey L'i denklemden çıkartınca hayatında oluşacak boşluktu. Çöküşünün başlangıcı da budur bence. Bu arada yeri gelmişken şu ünlü yağmur sahnesine değinmek istiyorum. Genel olarak shounen-ai dokundurmalardan hiç rahatsız olmayan beni bu sahne ilk etapta çok rahatsız etmişti. Ancak bu iki karakterin ilişkisi biraz da bir tür aşk/nefret gibi ne beraber de ayrı varolamamak cinsinden. Bu yaoi subtext de buradan geliyor olabilir. Laf aramızda Raito'nun Misa ya da sunucu teyze yerine gay olmasını tercih ederdim. L'i ise hiçkimselere yakıştıramıyorum. L fan-girl'lerden gelen negatif enerjileri hisedebiliyorum en iyisi bu konuyu kapatalım.

Anime serisinin 25.bölümü dönüm noktası olmasının yanı sıra inanılmaz estetik ve imgesel sahnelere sahip çok dokunaklı bir bölümdür. Animenin de manganın yorumu izleyene bırakma trendini takip etmesi harika.Ve L en büyük kumarını oynar...Mangayı okurken bu bölümden sonra manganın bitirilmiş olmasını dilerdim. Her ne kadar Mello ve Mikami'yi çok sevsem de L ve Kira'nın birbirini öldürdüğü bir sondan başkasının kabul edemiyorum çünkü Kira ancak ve ancak L tarafından yakalanabilir. Raito'nun içten içe bunu istediğine inanıyorum.Serideki en itici kararkter olan Near veledi tarafından yakalanmasını da L'in ölümünden sonra Raito'nun yaşadığı depresyona bağlıyorum hatta.
(bkz: anime karakterlerini yaşayan insanlar sanma ekolü)




Şimdi gelelim Teru Mikami mevzuğuna. Ne yalan söyleyeyim Mikami'yi kafayı sıyırmadan önce pek bir sevmiştim, serde bishonen karakterlere olan zaaf var tabi ki..Öncelikle sağlam bir adalet duygusuna sahip olan bu yakışıklı savcı bey kardeşimizin en büyük hatası belki de çakma bir Kira olması..Adalet duygusunun sapkınlaşması, Kira'ya tanrı gibi tapması ve özgün bir karakter olamaması (Kira'nın emirlerini yerine getirmekten öte bir işleve sahip olmaması gerektiği düşünülmüştü) onun kendine başına işler yapmaya çalışırken kontrolü kaybetmesine ve hem kendini hem de Raito'yu yakalatmasına sebebiyet veriyor. Mikami-kun kontrolü kaybettiği andan itibaren hastalıklı adalet duygusu tarafından yanlış yönlendirilen bir deliye dönüşüyor.Hoş deftere öleceklerin ismini yazarken "eliminate" diye sayıklamasını pek sevmiştim. Kira'nın uydusu olmaktansa en baştan kendi kişiliğini Kira'lığına yansıtabilseydi herşey çok daha farklı olurdu gibime geliyor.

Şu ünlü "kami" meselesine gelince (bilmeyenlere için hemen not düşelim kami japonca tanrı demek olup şintoizm ile ilgilidir) öncelikle tanrı rolüne soyunan karakterlere karşı Raistlin Majere'den bu yana önlenemez bir sempati duyduğumu belirtmem lazım.Şahsen o defter elime düşseydi hiç düşünmeden kullanırdım.(Hatta Türkiye'de insan kalmazdı muhtemelen ehehehe) Tanrı'yı oynamak da bir sakınca görmüyorum zira her egoist insan evladı gibi benim evrenim de kendi varlığımın etrafında şekillenmektedir.Bu sebeple sonuna kadar "Domine Kira.."Ve Mikami-kun seni de hiçkimselere ezdirmem.





Raito dedik..Mikami dedik..Near beyaz saçlı gıcık bir veletten başka bir şey değil o yüzden kendisinden bahsetmeye gerek duymuyorum.Ancak Mello'cuğum öyle mi ki..
İnanılmaz bir şekilde salakça harcanmış olmasına karşın çok "unique" bir karakterdir.O kocaman çikolataları kemirmesine, sabırsız-baskın-rekabetçi kişiliğine ve olayları şiddetle çözme güdüsüne bayılıyorum. Bishonen kankası Matt ile ölümü beni derinden yaralamıştı.Onun yerine Near ölse daha mutlu olurdum.

Hakkaten Mikami'dir Mello'dur Raito'dur L'dir herbiri tadından yenmeyen karakterler birbir ölürken niçin o gıcık Misa Misa ölmüyordur, sorarım size ey yazar ve çizer ikilisi..

Son olarak Death Note çok önemli bir seridir öyle ki otaku olmayan bünyeleri bile kendine hayran bırakabilmektedir.Yakın çevrem üzerinde bizzat test ettim,gördüm.
Yeni izleyecek/okuyacak arkadaşlar için biraz bilgi verelim.

Anime serisi 37 bölüm,manga serisi 108 bölümdür.Tavsiyemiz her ikisinin senkronize takip edilmesidir zira her otaku bilir ki aynı hikayeyi anlatsa da anime ve manga aynı şey değildir farklı tatlar barındırır biribinde olmayan ekstra şeyler olabilir herhangi birinden mahrum kalmak istemezsiniz inanın bana.

Bir de o kadar müziklerinden bahsedilmiş download sitelerinde arayıp helak olmayın diye tarafımdan ziplenip rapidshare'e upload edilmiş 3 albüme ait linkleri yazarak bitiriyorum,bu kıyağımı da unutmayın.

http://rapidshare.com/files/175320470/DEATH.NOTE.Original.Soundtrack._320.kbps_.rar.html


http://rapidshare.com/files/175469296/DEATH_NOTE_Original_Soundtrack_II.rar.html
http://rapidshare.com/files/175518385/DEATH_NOTE_Original_Soundtrack_III.rar.html


by ank-su-namun .....

11 Aralık 2008 Perşembe

DEATH NOTE



Üzerinden çoook uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, hala üzerinde oturup doğru düzgün bir şey yazamadığım 37 bölümlük şahsımı L ile tanıştırmış olan animedir kendisi.

Konuyu kısaca özetlemek gerekirse; shinigaminin bir tanesi defterini dünyaya düşürürür ve defter Yagami Light'ın - kendisi defter düştüğü zaman 17 lik bir lise öğrencisi olmaktadır - eline geçer. Bir iki denemenin ardından defterin gerçekliğinden şüphesi kalmayan Light, çürümüş olduğuna inandığı dünyaya kendi adaletini getirmek için çalışmalara başlar. Bir süre sonra olaya nam salmış polis L girer ve Light/Kira ve L arasındaki kapışma başlar.

Konu, olağanüstü güce sahip bir defter, onu kendi yeni dünyasını yaratmak için kullanmaya karar veren (tek kullanabilecek kişinin kendisi olduğuna inanan) zeki bir insan evladı ve karşısında onu yakalamayı kafaya koymuş zeki bir polis gibi klasik olsada kurgusu, atmosferi , müzikleri ve L ile Light ın birbirlerini yakalama arzusu ile gerçekleştirdikleri karşılıklı hamleleri ile izleyeni kazanan bir anime. Atmosferi her ne kadar konusundan kaynaklanacak şekilde karamsar olsa da insanı sürüklemekte zorluk çekmiyor.

Müzik demişken serinin müzikleri Hideki TANIUCHI& Yoshihisa HIRANO tarafından hazırlanmış ve enfes. Bölüm içinde kullanımları oldukça etkileyici. Ayrıca birinci açılış ve kapanış parçası Nightmare' den "The World" ve "Alumnia" , ikinci açılış ve kapanış parçası Maximum The Hormone adlı güzide gruptan "What's up, people?" ve "Zetsubou Billy" . Animeyi izlemeseniz bile müzikleri bir kere dinlemeye çalışın.


İlk bölümde hiç nazlanmadan direk konuya giren seride kanımca en bomba iki bölüm Light ve L in ilk kez birbirlerine meydan okudukları 2. bölüm ve hakkında yorum yapmak istemedim 25. bölümdür.(Confrontation - silence).

İki karakterin birbirlerine meydan okuması ile birlikte olaylar gelişir ve iki zekadan karşılıklı hamleleler gelmeye başlar. Çok aksiyon olmasada diyalogları ile birlikte oldukça sürekleyici devam etmekte. Konunun işlenişi açısında ak yada karadan ziyade gri tonları hakim bu nedenle insana üzerinde düşünebileceği pek çok durum ve fikir sunma potansiyeline sahip. Kim elinde bir güç olsa, adaletin işlemediği sistemiyle çürümüş olduğuna inandığı bir dünyayı değiştirmeyi ve yeni bir dünya yaratmayı istemez ki? İçinde bu cesarete sahip olduğunu düşünen zeki oğlanımız, kendisine sempati duyan insanlar tarafından Kira olarak adlandırılan Light Yagami süratle kendi ütopyasını yaratmak için çalışmalarına başlar. Başlarda azılı suçluları topluca cezalandıran Light bir süre sonra peşindeki polisleri, kendisi olmasada dolaylı olarak, yoluna çıkan kişileri de öldürmeye başlar yinede bunu minimum miktarda tuttuğu görülmekle beraber kendi kurallarının gelmesi beklenecektir.

Böylece olaya dahil olan adı bilinmeyen, kimsenin neye benzediğini bilmediği ancak dünyanın en ünlü polisi olarak tanınan L olaya dahil olur ve kanımca animelerin en sıradışı, en cool ve zeki karakteriyle karşılaşırız. L in o bitmek tükenmek bilmeyen tatlı yiyişi insanı kilo almaya sürüklerken kahve manyağı olmak işten bile değil. Tepkileri, duruşu, haraketleriyle bir tane...ehem neyse...















Light her ne kadar zaman zaman hayatında dayak yememiş tatminsiz velet görünümü oluşturuyor ve şişmiş egosuyla insanın sinirlerini zıplatıyorsa da düşüncesinde özellikle ilk başlarda tamamen haksız olduğunu söylemek pek mümkün olmuyor. Deftere sahip olan Light, defteri kullanarak suçluluları öldürmeye başladıktan sonra, benzer şekilde düşünen insanlar arasında sempati toplamaya başlayınca insanlar bu tanımadıkları bilmedikleri ama adalet dağıttığını düşündükleri kişiye Kira adını verirler. Durum Light'ın da gayet hoşuna gitmektedir. Evet tekrar söylüyorum- kendisine biraz gıcığım - Light her ne kadar dayak yememiş , egosu tavan yapmış bir kimse olarak gözüksede -malesef- yinede tamamen kendisinde nefret etmek mümkün değil. Kendi çapında kendi yeni dünyasını yaratmak ve bu dünyanın tanrısı olma peşinde koşmaktadır fakat bu yine de zaman zaman son derece sinir bozucu olabilme özelliğini değiştirmiyor.( Dayanamayacağım, aklıma geldi şimdi sinirlerim bozuldu yine kaçıncı bölüm olduğunu hatırlamıyorum, o sıralar iyi çocuktu hafızası pek yerinde değildi :P . L ve diğer polisler ile birlikte çalışırken "evet, güçlerimizi birleştirelim hep beraber çözelim bu olayı gibisinden son derece iğrenç ses tonu ve üzerinden iyilik akan bir duruş sergileyerek bir konuşma yapmıştı, gözlerim kararmıştı o sırada)


Bu esnada L' in de kendine has adalet anlayışı ile birlikte Kira' yı yakalama arzusu, durumlar karşısındaki tepkileri, kendi anlayışı çerçevesindeki uygulamaları olaya tat ve açılım getirmektedir.







Her ne kadar L' e hayran olsamda bence animenin en şen şakrak en matrak varlığı shinigami Ryuk udur. Zaten her şey onun sıkılması ve ölüm defterini dünyaya düşürmesi ile başlar. Onun elma krizleri ve muhteşem yorumları seriyi eğlenceli hale getirirken kendisinin giyim kuşamı ve tarzı yüksek not almıştır (kimden ? benden) .Ryuku nun doğru söylediği bir şey de zaman zaman durumlar ve olaylar karşısında belirttiği "İnsanlar ne kadar ilginç " sözüdür. (çözmüş olayı işte)




********Yazının devamı spoiler içermektedir, söylemedi demeyin.


Derken karşımıza Amane Misa çıkıyor serinin en sinir bozucu karakteri olarak. Bir patırdı bir gürültü, bir lightçılık kiracılık. Tamam güzel hoş kız ama biraz zeka!! Kendisinin Light' a olan aşkı L in de belirttiği gibi inanılmaz. Ne söylerse yapıyor. Ayrıca üzerinde nasıl bir büyü vardır ki kendisi nedeniyle iki shinigami ve onlarca insan harcanıyor? Takada' dan daha sinir bozucu olmakla birlikte Takada da ayrı bir konu. O kendini beğenmişlik, hemen Light ile işbirliği.... Böylece Light' ın kadınlar arasındaki popüleritesi de gözümüze sokulmuş oluyor. Neyse Misa en azından daha şanslıymış ki Takada gibi ölmeyip hayatta kaldı.

REM serinin dişi shinigamisi, her ne kadar kendisini karizmatik bulsam ve Misa ile arasındaki ilişki izleyiciye bırakılmış olsada Light' ın kıskacında kalarak L' in adını deftere yazmasından dolayı kendini affedemeyeceğim .

Böylece insanlar tarafından Kira olarak adlandırılan Light ve L in karşılıklı manevralarıyla beraber 25. bölüme kadar kurgu gayet hoş ilerliyor. Ancaak 25. bölümde L aramızdan ayrıldıktan sonra çizgi gayet düşmekte ama birkaç söz söylemeden geçmeyelim ve püskürelim; Ey L ile birlikte çalışan polisler, nasıl hemen kabullendiniz ölümünü de Light' ı L' in yerine geçirdiniz. O zamana kadar her sıkıştığınızda aman L kurtar bizi dedinizde hemen nasıl unuttunuz L i. Burada Aizawa ya parantez açalım, gruptan atılırken L' e bir sürü laf söyleyip yöntemlerini beğenmediğinden bahssetti falan sonra Light tan şüphelenip ilk evrim geçiren oldu aralarında. Ve Light , L ölürken güldün ya sana daha lafım yok.






L' in ölümüyle çizgi düştü derken gayet subjektif yaklaşıyor olabilirim zira 25. bölüm bittikten sonra bir süre seriye devam edemeyip yas tutmuş bir insanım niyeyse. L in ölümü içime dert olmadı değil. Light ile arasındaki ilişki , olaylara bakış açısı, 25 . bölümün akışı, bölüm içinde ki sessizlik ve daha pek çok şey beni etkilemiş olabilir.

L' in ölümünden sonra ortaya çıkan Mello ve Near oldukça vasat- zaten çizginin düşmesinin bence önemli nedenlerinden biri bu. L' in ölümüyle, en azından bir süre, Kira tek kalıyor-. Velhasıl Mello zaten ölüp gidiyor, sonuçta Kira' yı yakalayan Near olarak görünüyor ve bu durum içime sinmiyor. Neyse bir yerlerde Near dedi iyi ki " tek başı na ne ben ne Mello bir L eder ama beraber onun gibi olabiliriz, onu geçebiliriz" diye. Son iki kelimeyi söylemeseydi daha iyi olurdu.

Seri son bölümde Kira' nın yakayı ele vermesi ve Ryuk tarafından deftere adının yazılıp işinin bitmesiyle son buluyor. Fakkat eh be Light son anda o karizma o kadar çizdirilir mi? Bu zamana kadar bu kadar temkinli dikkatli davrandın da burada "ben kazandım" demek için biraz daha bekleyemedin mi? Etrafındakileri bu kadar hafife almasaydın ne olur ne olmaz. Bir kaçmalar çıldırmalar yakışmadı efendi gibi ölseydin. Gerçi bu bölümde Near ile Mello için "ikiniz bir L etmezsiniz" demen, ölürken L' i düşünmen gözümden kaçmadı sempati puanı topladı ama senin sonunda her insanın sonu gibi oldu. Ryuku başta dediği gibi adını deftere yazdı.

Bir lafımda Kira' yı Kami olarak adlandıran Mikami' ye . Arkadaşım nedir bu kamicilik falan. Adalet anlayışın güçlü dedik baştan da sonra kendi başına işler yaptın yakalattın kendini de Light' ı da . Sonra bundan sonra insanlar tembellikte cezalandırılacak falan. İnsanın eline güç geçmeye görsün işte...


Böylece , bir shinigaminin sıkılması nedeniyle dünyaya düşürülen defter, Ryuk un deyimiyle iyi vakit geçirip ilginç olaylar yaşadıktan sonra olaya karışan pek çok insanın ölümünün ardından son bulur.

- Bu kadar yüzeysel yaklaşılabilirdi , kendimi çok takdir ettim -

Sonuç: izleyin , görün, kendi fikirlerinizi oluşturun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...