kuroshitsuji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuroshitsuji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2015 Perşembe

Black Butler : J - Movie


Artık pek çok kişi Kuroshitsuji ve içinde yer alan Ciel ve Sebastian' ı tanıyor. Aslı Yana Toboso' nun mangası olan Kuroshitsuji daha çok animesi üzerinden biliniyor sanırım. ( ben de bu gruba dahilim)
Manganın animesi yapılmış, müzikali yapılmış sıra filme, live action' a gelmişti. Onu da 2013 yılında aradan çıkarmışlar. 2014' de gösterime girmiş. Yönetmenliğini Kentaro Otani ve Keiichi Sato' nun yaptığı filmde;

Mizushima Hiro - Sebastian Michaelis

Ayame Goriki - Genpo Shiori (yani aslında Ciel bir nevi)

Mizuki Yamammato - Lin

Louis Kurihara - Undertaker

ve diğerleri yer alıyor.

Her ne kadar manganın yani Kuroshitsuji' nin live action' ı olsa da bazı farklılar ve düzenlemelere gidilmiş. Öncelikle mekan 19. yy İngiltere değil, geleceğe yani yanlış hatırlamıyorsam 2020' lere ve Asya' ya taşınmış. Ciel, erkek değil, kadın. Ailesi öldürülünce ortadan yok oluyor sonra yanında Sebastian ile birlikte çıkıyor. Kont ünvanını alabilmek için erkek olması lazım o nedenle cinsiyetini saklıyor ve erkek gibi davranıyor. Ailesinin Kraliçe' nin köpeği rolünü devam ettiriyor...

Bana kalırsa animeden sonra bu film olmadı, film zaten olmamış.

Mizushima Hiro' yu severim ama Sebastian için ne kadar zorlasa da Sebastian' ı yakalayamıyor. Aynı konu Ayame Goriki için de geçerli. Ayrıca Ciel, tabii ki gel gitleri olmasına rağmen daha sakin ve soğukkanlı ve net. Ayame' de bu ayar zaman zaman kayıyor. O eğlenceli hizmetçi tayfasından bir tek Lin var. Bir de evin esas kahyası Tanaka mıydı, arada o gözüküyor. Teyzeye falan hiç girmeyeceğim ama değinmeden geçemeyeceğim biri var; Undertaker!!

Naptınız canım Undertaker' a? diye sormak istiyorum. Keşke hiç araya sıkıştırmasaydınız.



Hadi diyelim film olayı farklı bir mekana, zaman taşımış, ne animenin, ne manganın birebir kopyası. Farklı bir kurgu kullanıyor zaten, karakterleri ve aralarındaki ilişkiyi baştan ele alarak kendine göre kurmuş. Buraya kadar tamam ama bana kalırsa yine olmamış.

Diyaloglar arasında çok boşluk var. (Filmin genelinde bir donukluk, tutukluk var sanki ya neyse) Oyuncular da fazla yönlendirilmediler sanırım çünkü konuşuyor ve duruyor sonra tekrar konuşuyorlar. Sürekli bir kopukluk hissi oluşuyor. Aksiyon sahneleri Lin' inki hariç, ortalama altı. Kurgu kendi içinde hatalara sahip. Film akmıyor bir noktadan sonra.

İzlenmeyecek kadar kötü değil. Ayame çok güzel bir kere. Mizushima Hiro için de izlenebilir.  Hiro' nun saçlarına fön çekseymişsiniz keşke. Zaman çok bolsa izlenebilir. Ama Black Butler' ı çekmeseler de olurmuş.

Bu arada müzikler hoş.



22 Kasım 2014 Cumartesi

Brave 10: Bir Anime




2012 yapımı 12 bölümlük animenin aslı Kairi Shimotsuki ' nin mangasına dayanıyor. Hikaye, zamanında yani bu "savaşan eyaletler" döneminde Sanada Yukimura' ya hizmet eden ve "Sanada On"lusu olarak adlandırılan 10 efsanevi ismi baz alıyor ve kendine göre yorumluyor. "Sanada Ten Braves" olarak bilinen hikayenin orjinali Sanada Sandaiki' ye ait ve Edo döneminde yayınlanmış.

Yalnız bu dönemden, dönemin isimlerinden ne ekmek çıktı arkadaş? Yazarı, mangakası,  anime firmaları falan takdirle anıyordur sanırım. Ben de takdir ediyorum :)

Dönem Sekigahara Savaşından bir yıl önce. Iga Klanından ninja Saizo, "efendi mefendi kabul etmem, ben kendi kendimin efendisiyim" halinde etrafta dolaşırken, Izumo Tapınağı' nın rahibelerinden bir tanesi ile karşı karşıya geliyor. Bu Isanami kişisini, tapınağı yıkan, yakan, kendisi hariç diğer herkesi öldüren tipler kovalıyor. Saizo, istemeden de olsa kıza yardım ediyor ve yine istemeden birlikte Isanami' nin aradığı Sanada Yukimura' nın kalesine ulaşıyorlar ve ikisi yine istemeden Sanada' nın adamlarından oluveriyor...

Animesever pek çok kişinin bildiği isimler burada animenin kendi yorumuyla görünüyor. Sasuke Sarutobi, Masamune Date, Hattori Hanzo vs...

12 bölüm olduğu için sıkmıyor. Başlarda Isanami' nin sürekli "Saizo, Saizo" diye dolaşması, insanda Isanami' nin boğazını sıkma isteği oluştursa da ilk 2 bölümü atlatınca duruma alışıyorsunuz ya da Isanami daha tahammül edilebilir bir hale geliyor. Fazla karakter bulunduğu  (şimdi karakterlerin bazıları da güzel yalnız öhöm :) )  ve hepsi çoğunlukla eğlenceli olduğu için, Isanami' ye odaklanmak zorunda kalmıyor insan.  Bu arada seiyuular çok iyi, sürekli tanıdık sesler duymak iyi geliyor.




Saizo Kirigakune:

( seiyuusu Daisuke Ono bu arada... Misal;

Durarara - Heiwajima  Shizuo
Giant Killing - Luigi,
Kuroshitsuji  - Michaelis Sebastian
Shingeki no Kyojin - Erwin Smith
Shinrei Tantei Yakumo - Saitou Yakumo
Working!! - Jun Satou )  


Hiç öyle karakter analizi falan yapamayacağım. Sığ bir insan olarak başka yönlerle uğraşacağım :)

Iga ninjalarından, başına buyruk, ciddi ve tehlikeli bir suikastçiden şeker kıvamında arkadaşlık, dostluk bağımlısı bir insana dönüşmesine ve "biz hep beraber bir onluyuz, birimiz eksik olmamalı " vb... konuşmalarıyla klişenin doruklarına yükselmesine rağmen çok eğlenceli bir karakter haline gelebiliyor. Ayrıca inkar edilemez  bir çekiciliği var şimdi. Güzel çocuk!  Kendisini tebrik ediyor ve 10 üzerinden 8 vererek, hayattaki başarılarının devamını diliyorum.


Isanami: Vıyk Vıyk vıyk dolanıp, ağlayarak en sonunda çağırdığı gücü de kontrol edemeyerek, animede hiç bir şey yapmama kavramının en üst basamaklarına oturmasına rağmen, durmak bilmeyen boğazıyla takdirimi kazandı.




Anastasia: Yani güzel kadın şimdi de nasıl o sahte zımbırtıya kandın sonra nasıl gerçeği anladın bilemiyorum. Kendisini animenin en güzel kadını ilan ediyorum gerçi ben etmedim zaten anime içinde ilan edilmiş olduğu her bölümde alttan alta söyleniyor.


Benmaru: Çok sevimli kesinlikle.




Kakei Juuzo: Tipim olmasa ve biraz tutucu bir kafaya sahip olsa da sevdim kendisini. Sözüne sadık en azından. Yalnız ninja kadınların favorisi kendisi sanırım. İyi niyeti ve centilmenliğinden dolayı kendisine puanım 7.





Sarutobi  Sasuke: "Orman benim bölgem" diyen, Veronica ile arasından ayrı bir bağ bulunan, zavallı Amaharu için çırpınan, her ne kadar bir ninja olsa da sanki evin iyi niyetli, temiz kalpli ve saf yüzlü çocuğu kıvamında takılan bir karakter. Utangaçlığının ardına sığınırmış gözüküp pek konuşmayan ama yeri gelince lafı koyan bir kişi. Güzel çocuk şimdi! O saç tonu ve yeşil gözler çok iyi... hakkını yememek lazım. Saizo' ya da iyi geçirmişliği vardır hatta kafa attığı bölüm iyidir, güzeldir. Kendisinin ninja dünyasında bu haliyle ayakta kalmasını diliyor ve  kendisine puanım olan 7' i sunuyorum.

Seikai Nyuudou  Miyoshi: Tam bir odun kafa. Sığ bir insan olarak arka planda yaptığı çıkarımlara falan zaten hiç değinmeyeceğim de onların dışında da algılama sorunları var. Yaptığı kasların ve zaman zaman eğlenceli olmasının hatırına puanım 6.

Nezu Jinpachi: Ta-daaam!!!!!!.....  Bu adam animeye girdiğinde beynimde ilk yankılanan sesi oldu. "Ben denizlerde  özgürüm, denizler benim evim" sözleri ve kendine has tavırlarıyla beni kazandı. Tamam benim de denizlere karşı duygularım ve bir bağım var ama itiraf etmem gerekir ki son zamanlarda One Piece beni çok etkiledi.  Son bölümlerdeki şık tavırlarıyla da iyice sempatimi kazandı. Kendisini gönülden tebrik ediyor ve 9 puanı sunuyorum.

Bu 9 puanın nedenselliklerinden bir tanesi de seiyuusu başta da değindiğim şekilde. Kendi anime tarihimde en sevdiğim karakterlerin çoğunu seslendiren Nakai Kazuya benim için;

One Piece -  Zoro
Gintama - Hijikata Toshiro
Blade of the Immortal - Magatsu Taito
Samurai Champloo - Mugen
Sengoku Basara - Date Masamune
Yondemasu yo, Azazel-san - Salamander .... demek. Hepsini ayrı ayrı özenle seviyorum. Burada bir paradoks başlıyor ama o, bu sığ yazının bir parçası değil.

Yuri  Kamanosuke: Pembemsi saçlar, yeşil gözler, dövmeler falan. Güzel kombinasyon. Anime boyunca yaratılan kız mı erkek mi sorusuna ben cevap bulamadım. Kan ve adrenalin bağımlısı, esasında eğlenceli karakter. Sana puanım 7 Kamanosuke.





Unno Rokurou: Bu nedir ya biri bana izah edebilir mi? O duruş, o vücut, o saçlar, o göz, o ses  falan? İnsaf yani böyle karakter çizilip bu kadar geri plana atılır mı? Hemen 10 puanı yapıştıracaktım ama bir puanı, ( en pozitif düşünce tarzıyla bakıyorum ) Sanada Yukimura' yı  iyi niyetle ve bağlılıkla efendisi olarak kabul etmesi nedeniyle kendisine saçını süpürge etmesi, her dediğini onaylaması, "bu itaatsizliğimi affedin" klişeleri nedeniyle kırıyorum. Yoksa Rokuro, animenin en estetik, kendi çapında en karizmatik kişisidir.

Seiyuudan da kazandı kerata. Kamiya Hiroshi yani;

Ao no Exorcist - Mephistopheles
Durarara!! -  Izaya
Macross Frontier - Blanc Mikhail
Mobile Suit Gundam 00 -  Tieria
One Piece - Trafalgar Law
Shingeki no Kyojin - Levi
Working!! - Souma
vs....

Sanada Yukimura: Doğal karizmatik. Rahat görünen, eğlenceli, elinden düşürmediği yelpazesiyle yüzünden gülümsemesi eksik olmaksızın etrafta vakit öldüren, kadınlara düşkün, gerekince ciddileşenlerden. Kendisine puanım  8.

Hattori Hanzou: Yüzünü gözünü açsaydınız ilk zamanlarda da görseydik. Halbuki saç örgüsü yakışmıştı. Yüzünü açtınız, vücudu saçma şekilde kapalı kaldı, dar bir şey giydirmeye ne gerek vardı? Haa, tip olarak hoş değil. Karizması da yok. Goygoycu ama altı boş. Hırslı ama zeki değil. Bu kadar kötü sonlandıramazdı bir aksiyonu. Sadece seslendirmeden karizma kazanıyor o da Sakurai Takahiro'dan geliyor. İlk anda çıkaramadım da sonradan aklıma geldi;

Black Blood Brothers - Mochizuki Jirou'su
Bleach - Kira
Code Geass: Hangyaku no Lelouch - Suzaku
Peace Maker Kurogane - Yamazaki, Susumu
Psycho-Pass - Makishima, Shougo
Uragiri wa Boku no Namae wo Shitteiru - Luka Crosszeria
Zombie-Loan - Tachibana Shito
.
Sana puanım 5 Hattori Hanzo. (düşündüm şimdi kötü karakter olduğu için mi 5 puan verdim diye  ama kötü karakterleri severim normalde.  insan kötü karakteri az biraz karizmatik yapar arkadaş!)

Date Masamune: Bu seride en çok güldüğüm karakter Date oldu. Yani şimdi Sengoku Basara' dan gelen bir Date Masamune sevgim vardır. Henüz fangirl kıvamına tam olarak geldim mi bilemiyorum ama en azından Jugde End' i izleyince fangirllük mertebesine tam anlamıyla ulaşacağımı düşünüyorum. Bu Date güzellemesi bitmez o nedenle   Brave 10' deki Masamune' ye bakalım öhöm.. Yani hem iyi hem kötü. Sanada ve ekibi ön plana çıksın diye bir karakter bu kadar iteklenmez! Halbuki iyi başlamıştı. Beyaz saçlar, sayko tavırlar, adamlarının zapt edememesi. Kötü bir moda zevki olmasına rağmen kendine olan güveni... Beyaz saç, kırmızımsı göz kombosu üzerinden kendisine puanım 7. (hahahah torpil yaptım)



Şimdi anlıyorum ki  favori karakterlerim 9 puanla Jinpachi ve Rokuro olmuş. İzninizle ben Rokuro' yu 9' luklar arasında ön plana alacağım.

Neyse işte, kendi çapında eğlenceli anime bence. Başlıyor, bitiyor.  Müzikler falan da ortalama.

Beni gereksiz yere sabahın köründe uyandırıp uykumu alamama sebep olanlar utasın !!

8 Kasım 2014 Cumartesi

Tawannanna 7. Yaşına Girer...


Bugün itibariyle Tawannanna 7. yaşına giriyor. Şimdi üzerinde biraz düşününce şaka gibi! Ben öyle istikrarlı, sabırlı, azimli biri değilimdir normalde ama demek ki burayı sevmişim. Yoksa sevmediğim bir işi yapmam mümkün değildir. Şu anda ben bile şaşırdım ve gözlerimi ufuk çizgisine dikerek.... yok canım ne analizler yapıp, geçmişi düşüneceğim... ufuk çizgisine boş boş bakıyorum işte.

Öylesine geyik yaptığım bir yer burası, çoğu zaman bozuk cümleler, imla hataları bol. Tam da bu şekil olsun diye başlamıştım zamanında...

Neyse efendim uzatmaya gerek yok. Bu tarz yazılar yazmayı, konuşmalar yapmayı hem beceremem hem de sevmem zaten. Dedim ya burayı sevmiş ve eğlenmiş olmalıyım başka bir açıklaması olamaz. Bunda en büyük pay  Tawannana' yı takip edenlerin, zaman ayırıp bu yazıları okuyanların, yorum yapanların, uğrarken merhaba diyenlerin... Herkese tek tek teşekkürler.

Bugüne özel olarak müthiş bir istatistik çalışması yaptım. Çok zor ve çok komplike olduğu için yöntemini açıklamayacağım :))

8 Kasım 2013 ile 8 Kasım 2014 arasında yer almış yazılardan en fazla okunmuş olan ilk 5 ile en az okunmuş olan ilk 5' i çıkardım.

Ta-daaaammmmm.....

En fazla okunmuş 5 yazı:

1- Tawannanna 6. Yaşına Girer... 

Geçen senenin doğum günü yazısı en fazla okunan yazı olmuş...

2 - Öylesine Bir 2013 Yazısı...

Bu da bir istatistik çalışması sayılabilir. ( Şu anda istatistik bilimini yerlerde sürüklüyorum, farkındayım :) )

3 - On His Majesty' s Secret Service: Dai Noi Muk Taam

Buna çok derin bir anlam veremedim gerçi... Bu filmi Ankara' da izlemiştim, hatırlıyorum.

4 - CL - Mental Breakdown ve Tepkiler Üzerine...

5 - Antik Yunan Futbol Takımı: Bir Futbol Müsabakası



En az okunmuş 5 yazı:

1 - Police Story 2013: Jackie Chan ve yine bir "Police Story" 

Jackie Chan' lı bu film pek rağbet görmemiş :)

2 - Tiger & Bunny: Anime

Bu tarihler arasındaki son yazı olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.

3- Kuroshitsuji II - Bir Anime

Sebastiannnnnn....

4- Hataraku Maou-Sama! Part-time çalışmak iyidir...

5 -  Bu sırayı aynı puanla iki yazı paylaşıyor;

Kamisama Hajimemashita: Tomoe Sorunu

Mahoro  Ekimae Bangaichi: Bir J-Drama

Benzer bir çalışmayı yıl sonunda da yaparsam daha sağlıklı ve karşılaştırmalı bir sonuca ulaşabilirim sanırım...

Bu yılın doğum günü kapsamında  müzik bölümünde bu blog içerisinde anime, dizi ve filmler üzerinden adını sıkça andığım Joe Hisaishi' nin bir parçasına yer veriyorum.

Joe Hisaishi - Asian Dream Song



Herkese teşekkürler ^^

18 Ekim 2014 Cumartesi

Kuroshitsuji II - Bir Anime



Kuroshitsuji' nin devamı olan bu 12 bölümlük  anime izleyene Sebastian' lı günler vadediyor. Sebastian' ı tekrar görmek pek bir hoş.

İlk seriyi beğenip Kuroshitsuji II' yi izlemeyen kalmamıştır sanırım. Araya karışan Claude ve Alois' e arada cızırtı yapmayın, frekanstan çıkın demek istiyorum. ( ki öyle oldu zaten...)

(Açılış parçası The Gazette - "Shiver")






İkinci sezonda benim gözüme batan en büyük olay Sebastian' ın çok mutlu görünüp çok gülümsemesiydi. Fazla güldük başımıza bir iş gelecek sözünü hep birlikte sergilediler sağolsunlar. Gelecek sezona bağlayıverdiler böylece.


(Kapanış parçası Matsushita Yuya - "Bird")




*** Matsushita Yuya ile pek aram yoktur ama bu parçayı sevdim ben.



Bunun dışında, Sebastian' ı üzmeyin ey faniler! Adam hakkıyla işinin karşılığını veriyor, alın teri, emek döküyor. Üzmeyin, araya girmeyin, düzenini bozmayın çocukcağızın. Nazar etmeyin ne olur, çalışın sizin de olur.

Sebastian her eve lazım :))


(Kapanış parçası  Kalafina - Kagayaku Sora no Shima niwa)

19 Mayıs 2013 Pazar

Uta No Prince Sama Maji Love 1000%





Tavsiye üzerine başladığım bu seri iyi ki fazla uzun değildi. Özünde otome game  olan sonradan anime olarak uyarlanan seri fazla uzatmadan ilk sezonunu tamamlıyor.

İdol ve bestecilerin bir arada ders aldığı okula giren Haruka kızımız, yetenekli ama saf, sakar bir kızcağız. Okulda işte bir sürü şey oluyor ve kendisini bir sürü güzel erkek tarafından çevrelenmiş buluyor.

İnsanların tapabileceği kadar güzel ve yetenekleri olan bu idol adayları ise Haruka' ya saflığı, yeteneği ve kendilerine müzik aşkı verdiği için hasta oluyorlar (bak bak :P)

Birbirinden bencil ve farklı dünyada yaşayan, kendi sorunları olan bu oğlanlar bir şekilde Haruka' nın etrafında toplanıyorlar.

Müzik üzerine demiştim değil mi? Tamam kulağa hoş gelen parçalar var ama seri boyunca  kulak tırmalayan, sürekli ağlak bir sesle konuşan Haruka' da var. Karıştırmışlar; duygusal patlamalar ya da samimiyeti illaha ağlak sesle vurgulanmak zorunda değisiniz!! Gelin vazgeçin şu anlayıştan

Bu kadar saydırıyorsun madem niye izledin diye bir soru olabilir. Açıklıyorum bu seri ilk bölümde Hayato-Sama (esasında Miyano Mamoru) nun seslendirdiği "Nanairo no compass" adlı parça ile vurdu beni ey ahali. Vurmak ki ne vurmak! Duygusal olarak dengesiz yakalandım sanırım ki o bölümü yüz kere izleyip hızımı alamayışımı başka şekilde açıklayamıyorum.

Parçayı bulamadım bu hariç:


O ağlak Haruka ile aynı safa geçtim ya kendime diyecek söz bulamıyorum :)

Seriyi güzel kılan noktalardan bir tanesi seiyuular kesinlikle.

Haruka' yı geçiyorum.

Hijirikawa  Masato - Suzumura  Kenichi (misal Gintama - Okita Sougo, Ouran Koukou Host Club - Hitachiin Hikaru, Zombie Loan - Akatsuki, Chika)




Ichinose  Tokiya - Miyano Mamoru (misal Death Note - Yagami Light, Mobile Suit Gundam 00 - Seiei, Setsuna F, Ouran Koukou Host Club - Tamaki, Vampire Knight - Kiryuu, Zero)

Ittoki  Otoya - Terashima  Takuma ( Kokoro Connect - Aoki, Yoshifumi)

Jinguuji  Ren    - Suwabe, Junichi (Bleach - Jaegerjaquez, Grimmjow, Kuroshitsuji - Undertaker)



Kurusu, Shou - Shimono, Hiro (Baka to Test to Shoukanjuu-Yoshii, Akihisa, Nurarihyon no Mago - Kuromaru)




Shinomiya  Natsuki -Taniyama, Kishou  ( kendisi seslendirme sanatçılığının yanında aynı zamanda j-rock mensubu. )

Seiyuulara bu kadar değinmişken kendi ağızlarından seriye adını veren parçayı dinlemeden olmaz.



Son olarak Satsuki' nin müthiş parçasını anmazsam olmaz.

Orion de Shout out.



19 Şubat 2012 Pazar

KUROSHITSUJI: Sebastian Gerçeği...



Aslı Yana Toboso' nun mangası olan Kuroshitsuji hakkında aşağıda yazacaklarım 24 bölümlük ilk sezonunu içermekte. Henüz ikinci sezona başlamamış olmakla birlikte ileride bir gün ikinci sezonu da izleyeceğimi umuyorum.

24 bölümlük bu animeyi genel anlamda beğendiğimi söyleyebilirim. Soğuk ve karlı bir dönemde beni ziyadesiyle eğlendirdi. Eğlencelik kısmının yanında basit işleyişine rağmen ilgi çekiciydi tüm bunların yanında Sebastian' ın karizması olayın tuzu biberi oluyor ve 24 bölüm, bölüm içi hikayeleriyle birlikte derli toplu bir şekilde sona ulaşıyor.

Viktorya dönemi İngiltersinde Ciel Phantomhive' ın tek çocuk olduğu malikane yanıyor. Aile ölüyor, iki yıl sonra Ciel, 12 yaşında yanında uşağı Sebastian Michelis ile birlikte geri dönüyor ve ailesinin ölümünün ardındakiler ve kendini bu duruma düşürenlerden intikam başlıklı oyununu satranç tahtasına koyuyor.

Genel kurgunun yanında her bölümde, Phantomhive ailesinin esasında kraliçenin sadakatı yüksek hizmetkarları olmasından ve yeraltında nüfuzlarının büyük olmasından dolayı kraliçeden gelen talepler doğrultusunda Londra' da yaşanan olaylara el atarak bunları çözüyorlarlar zaman zaman bu olaylar gerçek hikayelerden esinlenerek oluşturulmuş en barizi Jack the Ripper olayıdır sanırım. Tabii ki gerçekçilik beklemesin izleyen hikayeler animenin ortamına ve gidişatına uydurulmuş. Bunun dışında bölüm için hikayeleri oldukça basit, çok karmaşık ya da kompleks olaylarla karşılaşılmıyor olsa bile atmosferin ve karakterlerin getirdiği çekicicilik ve dozunda eğlence izlemeyi keyifli kılıyor aynı zamanda bölümlerin içinde taşıdığı ironik çelişkiler de ilgiyi hak ediyor. Misal nehrin buz tuttuğu bölümde Nuh Peygamber ve tufan efsanesine değinilmesi, buzdan heykel yapalım yarışmasında Sebastian' ın gemiyi inşa etmesi ve insanların bir an Sebastian' ı Nuh' un yeniden yansıması olarak görmesi buna rağmen Sebastian' ın bu efsaneyi gayet karizmatik bir şekilde kendi içinde yorumlaması oldukça keyifli bir andı bana kalırsa. Ayrıca buz dansı çiftlerde Sebastian ve Ciel' i ilk sırada görmek ve izleyen insanları tepkisi bambaşka bir eğlencelik unsur oluverdi. Şu sanattan ve yemekten anlayan, estetik ve güzellik aşığı, kadınlara düşkün ama alttan alta insan ticareti yapmakta beis görmeyen kont ayrıca döneme dair hoş bir ayrıntıydı.






İnce ironiler bu kadarla kalmıyor genel anlamda bakıldığında Sebastian' ın özüne rağmen nezaketi, olayları çözmekteki kibarlığı, yapılan anlaşmaya sadakatı ve üstüne düşen görevi sonuna kadar mükemmel bir şekilde yerine getirişi ve genel anlamda bu hareketlerinin - kendi mantık ve çizgisinden ayrılmamasına rağmen - yarattığı sonuç bir konu. Bunun karşısında Melek' in kendi "idealist " düşüncesine saplantısı ve bu saplantı doğrultusunda giriştiği eylemler başka bir konu. Her ikisinin kendi eylemleri içerisindeki mantık, ilerleyiş çizgisi ve sonuçları karşılıklı ele alındığında ilgi çekici bir nokta ortaya çıkıyor bana kalırsa bir ayrıntı olarak.

Bölümler ilerledikçe Ciel ve Sebastian gibi efendi - uşak ilişkisi içinde Soma ve Agni ortaya çıkar. Böylece seriye Hint ezgileri de katılmış olur.Soma Hindistan' da bir prens - bencil, şımarık, yalnızlığı için etrafındakileri suçlayan, pek olgunlaşamamış bir genç -, Agni ise Brahman ailesinin tembelliği ve zevk düşkünlüğünü görmüş bundan nefret etmiş kendini "kötülüğe" vermiş ve bu nedenle ölüme mahkum edilmişken Soma tarafından ipten alınmış ve kendini Soma' ya adamış bir uşak. Hint nameleri girince seriye Hinduizm' e de ufaktan serinin işleyişi ve kurgusu içinde eritilecek şekilde değinilmiş. Kali ve Kali' nin hikayesi göz önüne serilmiş. Bu hikayeye ve Kali' ye yine kendi içinde tutarlı ve en şık yorumun Sebastian' dan gelmesine insan pek şaşırmıyor. Öyle ki bu efsaneden çıkarılacak ders ile inanıyorsun ama neye inandığını henüz algılamamışsın şeklinde bir alt metin ile Soma' ya ayarın hasını veriyor sevgili Sebastian.




Oldukça eğlenceli bir ikili olan Soma ve Agni ile ilgili dikkatimi çeken bir başka nokta ise aralarındaki ilişkiye dayanarak ikisine verilen "Soma" ve "Agni" isimleri oldu. Gerçi mangaka nın böyle bir amacı ya da niyeti var mıydı bilemiyorum ama bu tutarlılık ve hoş döngü kendi yorumuma göre beni oldukça tebessüm ettirdi. Şöyle ki; Soma Hinduizm' de Vedalarda adı geçen kabaca Tanrıların içkisi olarak tabir edebileceğim bir içecek, evet evet aynen Yunan mitolojisinde yer alan nektar gibi. Aynı zaman da bir tanrı olarak da tasvir edilir ancak bir içecek olarak içen tanrılara ölümsüzlük, güç ve aydınlanma sağlar ve bu içeceği en çok tüketen tanrılardan bir tanesi Agni' dir. Agni' de Vedik tanrılar arasında - kabaca - ateş tanrısı olarak bilinir. Tanrılar ile insanlar arasında bir elçi, Vedalarda oldukça sayılan ve yer alan, en yüce tanrılardan bir tanesidir. Aynı zamanda bilgeleğin, öğrenilmiş bilgi ve doğruluğa giden yolu açan ve bilgeliğe ulaşılmasını temsil eder. Animede kendisini ölümden kurtaran Soma' yı kendi tanrısı olarak görür Agni, onun sayesinde gerçekleri anladığını, ışığı gördüğünü ve kendisini buna adadığıve benzeri şeyleri söyler Sebastian' a. Aynı zamanda sağ elindeki ateş ya da ışığı kullanır zaman zaman. Vedalarda da Soma' yı içen Agni' nin güçlendiği söylenir ve Vedalarda isimleri yan yana geçer.

Bir başka ilgi çekici hikayede Lau ve Ranmao. Lau' ya ayrıca hasta olmak ile birlikte hikayeleri ve kelebeklerden dem vurması Çin' deki "The Butterfly Lovers" hikayesini anımsatmakta.

Neyse fazla dağıttık, bunlara benzer hikayeler de bulunabilir bu animenin içerisinde. Şimdi bir de karakterleri sevme konusunda seiyuların önemine değinmem lazım ama atlıyorum bu noktayı :)

Seriye damga vuran iki karakter daha var, adlarını anmazsam olmaz. Shinigamiler klasmanından Greil. Kırmızı ağırlıklı tarzı, bakış açısı ile birlikte başlarda sinir bozucu iken sonra bu olumsuz etkileri siliniveriyor. Sebastian' a olan tutkusu ise bambaşka. Ayrıca şu kilise bölümünde rahibe ile Sebastian ahırda iken tavır ve ifadeleriyle Sebastian' ın fan girllerinin duygularını yansıttığı kanısındayım.




Yine bir diğeri ise Undertaker dır. Ben bunu yorumlayamıyorum ama benim gözümde Sebastian ile birlikte serinin en cool karakteridir. Hiçte cool takılan bir tavrı olmamasına rağmen.



Animenin açılış parçası Sid " Monochrome Kiss' i severdim de bu animenin açılışı olduğunu bilmezdim. İlk bölümden sonra izlemeye devam etmemin en önemli nedeni olmuştur bu parça. Kapanışlar da oldukça iyi gerçi " I' m alive' ı başta sevmemiştim ama chibi Sebastian hatrına dinleye dinleye sevmeye başladım :)"Kalafina' nın Lacrimosa' sı için ise zaten diyecek bir şey yok.



Sebastian ve Ciel' e pek değinme gereği görmüyorum. Sebastian ortada zaten. Ciel ise geçmişin yükü, duyguları, olaylara bakışı ile yeteri kadar anlaşılabilir. Kendisinin beni en çok etkilediği bölüm Sebastian' ın gittiği bölüm oldu sanırım. Varoluşunu sorgulayarak aslında nefret ve intikam duygularının da bir insanı varedebileceğini keşfetmesi ile ilgi çekici oldu. Evet pek tasvip etmesekte bunlarda insanı şekillendiren dürtüler olabilir ve bu gerçek yadsınamaz. Aynı zamanda 12 yaşında bir veledin yanında biri olmadan ayakta kalamayacağını ya da emellerine ulaşamayacağını göstermesi açısından da hoş bir bölümdü.

Evin üçlüsü Meirin, Bard ve Finn + Tanaka ise bambaşka.



Yarattığı atmosfer, basitliği, karakterleri, eğlencesi ve şık ve fair play üzerine kurulu sonuyla kendi içinde tutarlı ve keyifli bir anime olduğunu söylebilirim.

Son olarak türü üzerinde kafa karışıklığı hakim doğal olarak; yaoi, shonen ai hatta shota bile denilebilir fakat bu durum karşısında Tanaka gibi elimde kupamla "ha ha ha" diye gülerek, türü bırak eğlenmeye bak diyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...