Super Junior etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Super Junior etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Haziran 2017 Pazartesi
Voice: Kore Dizisi
2017' de yayınlanan Kore dizilerinden bir tanesi olan Voice polisiye/gerilim tarzında 16 bölümlük bir dizi.
Bir adet dedektifimiz var, Moo Jin-Hyuk (Jang Hyuk). Kendisi gayet başarılı bir dedektif öyle ki ödüller falan alıyor ancak ne yazık ki bir gün karısı bir katilin ellerinde can veriyor. Moo Jin Hyuk' un eşi öldürülmeden önce acil durum çağrı merkezini arıyor yani dizide bu numara 112 ancak büyük bir hata nedeniyle katile avlanıveriyor. Sonucunda tüm suç bu çağrı merkezinin bir çalışanı olan Kang Kwoon-Joo' ya atılıyor (Lee Ha-na) her ne kadar kendisi durumun hiç de göründüğü gibi olmadığına ve çağrı merkezinin kayıtlarının silindiğini iddia etse bile.
Aradan zaman geçiyor, başarılı dedektif bir tür depresyon içerisinde rütbesi düşürülmüş bir şekilde yine polis organizasyonu içinde çalışmaya devam etmekte. İşitme yeteneği çok yüksek hatta özel olan Kang Kwon-Joo ise yurt dışına çıkıp konu ile ilgili eğitim aldıktan sonra Kore' ye geri dönmüş. Yaptığı ilk iş, Jin-Hyuk' un çalıştığı karakola gelip 112 merkezi açtırmak ve özel bir ekip kurdurmak. Tabii ki hem üstleri hem de Jin-Hyuk' u ikna etmek kolay değil. Her ne kadar her ikisi de geçmişteki bu olaydan etkilenmiş olsa da birbirlerine pek güvenleri yok.
Dizi, bu çağrı merkezine gelen ihbarlar ve polisin buna verdiği tepkileri bölümlerde işlerken arka tarafta hem Moo Jin-Hyuk hem de Kang Kwon Joo bu bir türlü ulaşılamayan, korunan seri katili arıyor.
Bu diziye bir türlü elim gitmiyordu açıkçası. İlk bölümden sonra da acaba bıraksam mı diye düşünmüştüm. Sorun diziden değil benden kaynaklıydı aslında ama devam ettiğim iyi olmuş.
Dizinin dinamosu kesinlikle Jang Hyuk, adam kendini ve diziyi izletiyor. Kurgu fena değil, oyunculuklar iyi. Takıldığım tek nokta Lee Ha Na. Oyunculuğu iyi hoş ama tüm dizi boyunca koruduğu ağlamaklı ses tonu bana battı. Belki sadece ben takılmışımdır buna. Dizide bonus olarak bir adet Yesung da bulabilirsiniz.
Dizide ayrıca görüyoruz ki acil durumlarda iletişim ve olaya anında müdahale önemli. Bu esnada geçen zaman kritik. Herkesin bunun farkında olması çok hoş olurdu zira bir olay için aradığınızda ekiplerin bir saat sonra varması pek hoş olmuyor.
Bana kalırsa Voice, 2017' nin kayda değer ve iyi dizilerinden bir tanesi. Göz atmakta ve izlemekte fayda var.
Bir anlaşma yapsak ve bu tarz dizilerin sayısı artsa daha hoş olmaz mı acaba?
4 Eylül 2016 Pazar
ÜÇ ELMA MİMİ: Gökten 3 Elma Düşmüş.... (Ben yaptım ^^)
Eylül ayının ilk günlerini yaşadığımız şu günlerde benim beyin devrelerim iyice yandı. O derece yandı ki artık eriyip damlamaya başladılar. Bu yetmezmiş gibi yapmam ve yetiştirmem gereken işler var ancak karakterimin bir özelliği olarak onları son ana kadar bekletmeli ve bu esnada boş kalacağım için başka şeylerle uğraşmalıyım. İşte bu mim böyle bir durumun ürünü.
Bilemiyorum mimler böyle mi hazırlanıyor ancak oturup tüm ilgi ve alakamı bu mimi hazırlamaya sonra kendime sorup cevaplamaya verdim :)) (Daha önce hazırlanmış, böyle bir mim var mıydı bilmiyorum.Umarım yoktur.)
Adından da anlaşılabileceği gibi gökten üç elma düşüyor. İlk iki elma belli, üçüncüyü biz buluyoruz.
Kurallar şöyle;
I - Doğal olarak 3. elma için tek bir doğru bir cevap yok, cevap bize kalmış ancak yanıtlarken sorunun ya da cevapların içindeki kısıtlara dikkat ediyoruz.
Örneğin;
Dostoyesvki' den 3 elma düşmüş, 1. si Karamazov Kardeşler 2. si Beyaz Geceler 3. ise ..... imiş.
Cevaplarda bir kısıt yok, soru Dostoyevski olarak sınırlamış. Dostoyevski' nin eserleri bol, içinden istediğimiz, sevdiğimiz birini seçiyoruz.
Gökten üç spor dalı düşmüş, birincisi futbol, ikincisi voleybol üçüncüsü ise .... miş.
Burada, ilk iki elma takım sporu olduğu için 3.yü seçerken bunun da bir takım sporu olmasına dikkat ediyoruz.
II- "Çünkü" kısmını mutlaka doldurmak. Burası tamamen yanıtlayana kalmış. İsterseniz kısaca, isterseniz uzun uzun nedeninizi yazabilirsiniz. İsterseniz, çünkü gökte yürürken başı dönmüş pat diye aşağı düşmüş de diyebilirsiniz. Burası cevaplayanın. Önemli olan burayı boş bırakmamak.
III - Herkes alıp yapabilir. (Olur da hoşuna giden, yapmak isteyen olur diye yazıyorum bunu :P) Herkesin ilgi alanı farklı olduğu için kimse tüm soruları cevaplamak zorunda değil. İsteyen hepsini cevaplar, isteyen hoşuna giden soruları alıp cevaplar. Tek şart; en az 10 soruyu cevaplamak.
Neyse, insanlar kendi mimlerini cevaplıyor mu çoğunlukla, bilmiyorum ama ben cevaplayacağım :)) Şimdi kendi kendimle diyaloğa giriyorum izninizle...
1- Gökten üç Shakespeare trajedisi düşmüş. İlki Hamlet imiş, ikincisi Kral Lear, üçüncüsü ise .... imiş.
Çünkü....
Othello
Çünkü, aslında ilk anda Macbeth diyecektim - çok severim - ama" Arabın İntikamı" hatırına Othello diyorum. :)
2 - Rusya'dan 3 elma düşmüş. 1. Dostoyevski imiş. 2. Turgenyev 3. ise ....
Çünkü...
Gogol
Çünkü, bu aralar Gogol' ün tüm eserlerini tekrar elime alasım var.
3 - Gökten 3 elma düşmüş. 1 Oğuz Atay imiş 2. Reşat Nuri Güntekin 3. ise ....
Çünkü...
İhsan Oktay Anar
Çünkü çok iyi, mutlaka okuyun (bence) En son Amat' ı okuduktan sonra bir iki gün ne yapacağımı bilememiştim.
4 - Gökten 3 elma düşmüş. Birincisi Raistlin Majere imiş. İkincisi Meursault' muş. (A. Camus/ Yabancı) Üçüncüsü ise .....
Çünkü....
Sun Wukong (Batıya Yolculuk)
Çünkü, en büyük anti kahraman bizim anti kahraman :)) Geyik bir yana Sun Wukong' un anti kahramanlığı biraz tartışmalı bir konu olabilir. Her şeyden önce kitabın yazıldığı yıllarda son dönemlerde popülerliği yükselmiş bir anti kahraman tanımı yoktu. Buna rağmen bana kalırsa Sun Wukong, tanım içerisinde birden fazla öğeyi içinde barındırması nedeniyle anti kahraman sayılır (en azından ilk bölümde). Geçerli nedenlerim var, gerçekten, ama uzun uzun yazamayacağım şimdi.
5 - Yüzük Kardeşliğinden 3 elma düşmüş. Birincisi Aragorn, ikincisi Frodo, üçüncü ise .... imiş.
Çünkü...
Legolas
Çünkü, ah Legolas elf gözlerim olsun isterdim.
6 - Gökten 3 elma düşmüş.
Birincisi; Molloy - Malone ölüyor - Adlandıralamayan (S. Beckett) imiş.
İkincisi; Yüzük Kardeşliği - İki Kule -Kralın Dönüşü ( Tolkien) imiş.
Üçüncüsü ise ....
Çünkü....
Efsaneler Üçlemesi ( İkizlerin Sınavı - İkizlerin Savaşı - İkizlerin Zamanı)
Çünkü Raistlin Majere :)
7 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi müzik imiş, ikincisi bale, üçüncü ise ....
Çünkü ...
Tiyatro
Çünkü anlatılmaz yaşanır.
8 - Gökten üç elmanın içinde üç masal düşmüş. 1. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler imiş 2. Hansel ile Gretel imiş 3. ...... imiş.
Çünkü.....
Kurbağa Prens
Çünkü nice nesil öpülünce kurbağanın yakışıklı bir prense dönüşeceğini düşünerek perişan oldu.
9 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Yunan Mitolojisi imiş. 2. İskandinav Mitolojisi imiş 3...... imiş.
Çünkü....
Çin Mitolojisi
Çünkü, sınırlar ve çizgiler çok iç içe. Ayrıca isimleri aklımda hiç tutamıyorum. Yani kısacası içinden henüz çıkamadım.
10 - Gökten 3 elma düşmüş. 1. Ilyada imiş 2. Ramayana imiş 3. ...... imiş.
Çünkü....
Gılgamış (Gılgameş) Destanı
Çünkü, işin yok kayalara, tabletlere destan yazmışsın. Ondan da öte ölümsüzlük arayışı:)
11 - Gökte 3 elma asılı duruyormuş. 1. Dünya 2. Mars 3. ise .... imiş.
Çünkü...
Satürn
Çünkü çok şık ve kendine münhasır. Halkalarına ayrıca bayılmakla birlikte tek sorunum (eğer bilgiler hala güncelse) bin yılda bir yağmur alması :(
Not: Pluton, kalbim seninle....
(Satürn: Şu endama şu karizmaya bakar mısınız? )
12- Gökten ak sakallı dede sarkıp fısıldamış; "Kardeş elimde üç elma var. Her biri ayrı bir zaman dilimini temsil ediyor. Hangi yy. a gitmek istersin? Ama ikisini sana hayatta vermem." Ak sakallı dedenin elindeki ilk elma 13. yy'mış. İkinci elma 24.yy. 3. elma ise...
Çünkü....
20. yy gibimsi.
Çünkü, eski maceraperest ben olsam MÖ 1 yy ya da 26. yy (insanlık yoksa da gidip bakacağız işte) falan derdim ama ben eski ben değilim artık. O nedenle 90' lar hatta 2000' lerin başı . (hahahaha şu anda kendimi çalımlayarak kendime gol attım yalnız!) Hadi 20.yy sonları diyeyim bari.
13- Gökten 3 elma düşmüş. 1. piyano imiş. 2. gitar 3. ise .... imiş.
Çünkü.....
Keman
Çünkü, çalabilmeyi en çok istediğim alet.
14 - Gökten üç elma düşmüş. Birincisi Joe Hisaishi imiş 2. Hans Zimmer 3. ise ....
Çünkü
Çünkü John Williams demek Star Wars, Indiana Jones, E.T, Jaws, Minority Report, Jurassic Park, Saving Private Ryan ... falan demek.
15- Gökten 3 K-Pop grubu düşmüş. 1. DBSK imiş 2. Super Junior 3....imiş.
Çünkü....
Çünkü bir anda aklıma geliverdiler. (Bu arada yaşıyorlar mı, bilgim yok)
16- Göklerin kafasına esmiş, yönleri elma yapmış eğlenmek için jonklörlük yapıp bunları çeviriyormuş ki üç elmayı düşürmüş. 1. elma batı imiş 2. elma güney 3. ise... imiş.
Çünkü....
Kuzey
Çünkü karizmatik. Her dilde bu kelimenin bir karizması, bir ağırlığı var bence.
17- Gökten elma şeklinde üç adet film türü düşmüş. 1. si bilim kurgu imiş. 2. si komedi imiş. si 3. sü ise ..... imiş.
Çünkü.....
Aksiyon.
Çünkü derinliğe ya da detaylı alt metne gerek yok. Aksiyon- hareket olsun. Dünyayı kurtar kahraman ol, insanlığı kurtar kahraman ol, en zor durumlardan kurtul dünyadaki en cesur insan ol. Hepsinde kötü adamları döv, yen, kazan. Fazla kafa yorma. Oh bir nevi katarsis, mis... Rahatlamak için ideal.
18 - Gökten 3 elma düşmüş 1. Star Wars (Triology) 2. The Godfather 3. ..... imiş.
Çünkü....
Geleceğe Dönüş (Back to the Future)
Çünkü, Marty Mcfly ve Profesör.
19 - Gökten üç elma düşmüş. 1. Cha Seung Won imiş. 2. Dong won Kang imiş 3. ise .... imiş.
Çünkü........
Park Hae Jin
Çünkü en son Bad Guys' ı izledim ve hoşuma gitti. (Aslında 3. elma için de Dong won Kang diyebilirdim :P)
20 - Gökten 3 elma düşmüş. 1.Takuya Kimura imiş. 2.Shun Oguri imiş. 3. ....... imiş.
Çünkü.......
Çünkü eğlenceli.
21-Gökten 3 elma düşmüş. Yaşamak için 1. ve 2.de kontenjanlar doluymuş, 3. elmada kontenjan boşluğu varmış. 1. Beijing imiş 2. Londra 3. ...... miş.
Çünkü.....
Hmmm, şu aralar Seul.
Çünkü, biraz gözümüz gönlümüz açılsın, fena mı olur?
22- Gintama' dan üç elma düşmüş. Birincisi Sakata Gintoki, ikincisi Hijikata, üçüncüsü ise ...
Çünkü....
Iyyyy, bu zor olmuş biraz. Kagura
Çünkü ( zaten karar verirken çok zorlandım) yağmur yağıyor, şemsiye.
23- One Piece' den üç elma düşmüş. Birincisi Luffy, ikincisi Zoro, üçüncüsü ise ...
Çünkü....
Sanji
Çünkü Sanji, sevmemek mümkün değil!!
24- Gökten 3 elma düşmüş 1. Hateke Kakashi 2. Kisuke Uruhara 3....... imiş.
Çünkü.....
All Might
En son izlediğim bu tanıma uyan bir karaktere sahip anime Boku no Hero Academia idi. Yine de Kakashi ve Uruhara, All Might' a nazaran daha şanslı çünkü ne Naruto ne de Ichigo, Midoriya kadar ağlak.
25 - Gökte üç elma süzülüyormuş. 1. Planör 2. Uçak 3. ise ..... imiş.
Çünkü ....
Zeplin
Çünkü hep merak etmişimdir içinde olmak nasıl bir duygu diye.
İşte böyle... Şimdi yapmak isterler belki diye bu mimi öncelikle Paul Muad-Dib, Shuu, esra, Alice Lawliet ve görüpte yapmak isteyen herkese paslıyorum. (sevipte kavuşamayanlar gibi oldu ^^)
Umarım görürsünüz ve yapmak istersiniz.
See you soon!!!
Etiketler:
anime,
bleach,
cha seung won,
DBSK,
dizi,
film,
FT Island,
gintama,
hiro mizushima,
joe hisaishi,
john williams,
k-pop,
Kang Dong-won,
kitap,
Kurosaki Ichigo,
mim,
naruto,
Star Wars,
Super Junior
30 Aralık 2015 Çarşamba
K Müzik 2015: En İyi 20 (4)
Üçüncü bölümün ardından sıra dördüncü ve son bölümde :) Buyrunuz;
5 - XIA Junsu - Yesterday
Junsu' nun son albümünden. Hoş...
4 - Jung Dong Ha - Goodbye Those Words
Ben bu parçayı seviyorum o yüzden biraz iltimas göstermiş olabilirim. The King's Face adlı 2014 yapımı Kore dizisinin ost' undan. Parça ilk olarak Aralık 2014' de yayınlanıyor ama sonra 2015 tarihli toplu albümde de yer alıyor. (yani 2015' den saydım ben bunu :P)
3 - Jang Jae In- Secret Paradise
Jang Jae In - Secret Paradise, The Scholar Who Walks The Night' ın ost'undan.
2 - FT Island - Pray
Pray, FT Island' ın albümü I Will' den.
Veeeeeeee son sıra......
1 - Super Junior - Devil
Super Junior - Devil... Eğlenceli işte...
Bu liste bu sene dinlediklerim içerisinde en çok hoşuma giden parçalardan oluştu.
Böylece K-Müzik listesi biter....
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Legend of Hyang Dan - K Drama
2007 yapımı bu Kore dizisi sadece iki bölüm ama bölüm sürelerini toparlarsanız bir filme denk.
Choi Si Won, Seo Ji Hye, Huh Jung Min, Bang Eun Hee, Lee Ji Soo gibi isimleri içinde barındıran dizi Chun Hyang Efsanesine yeni bir bakış getiriyormuş iddiasına göre. Buna göre Lee Mong Ryong (Choi Siwon) hikayede olduğu şekilde gönlünü Chun Hyang' a değil de Chun Hyang' ın hizmetçisi Hyang Dan' a kaptırıyor. Böyle olsaydı durumlar nasıl gelişirdinin dizileştirilmiş hali.
Açıklamalarında komediye yeni bir yaklaşım getiriyor falan deniyor ama ben pek bir yenilik göremedim. Belki konu hakkında kısır bilgi sahibi olmamdandır.
Bunun dışında ortalama bir dizi. Siwon pek sevimli, Seo Ji Hye de pek güzel.
9 Eylül 2013 Pazartesi
MusicBank Istanbul: 2013: Çoook Keyifli Bir Gece (II)

(İkinci Bölüm)
(Birinci Bölüm için buraya gidebilirsiniz)
Gelelim FT Island' a...

Çivilemişler dördünü sahnenin en dibine, yüzlerine zoom yapmak da yok (ara sıra :P) Hongki önde zıp zıp. Şaka şaka bu durum tanımlamasından kötü anlam çıkarmasın kimse :)) FT Island, çosturdu. Şu gözler gerçi bir Jonghun' u bir Seunghyun' u yakından görmek isterdi ama olsun. İletişim hoş, performans başarılı, elemanlar sevimli, daha ne diyeyim :) Zıp zıplayan HongKi, balon şişiren Hongki, seyirciye kelime öğreten benden sonra tekrarlayın diyen Hong Ki :)) FT Island' ı dinlemekten ötürü bizim keyfimiz oldukça yerindeydi zira salonun da keyfi son derece yerindeydi :)" I Hope" da özellikle kendimizden geçmiştik muhtemelen zira o arada da anıp çok güldük bu parça ilk çıktığında klibiyle ölümüne dalga geçtiğimizi. Salonda keza zıpzıp zıplıyordu.



FT Island' ı canlı dinlemek çok güzeldi cidden :)

Sırada Miss A vardı.
Sevimli, hoş ve (bana göre) sakin bir performanstı. Ben bu esnada biraz oturmayı tercih etmiştim, yorulmuş olmamdan da kaynaklanıyordu. Kebap muhabbeti çeviren bu arkadaşlar şöyle bir akım yarattı, sahnenin arkasından aniden öne koşmaya başlayarak tüm salonu ayaklandırıyorlardı :) Bir iki kez bunu yaptılar.


Sonra sahneye Beast çıktı...

Katıksız bir coşkunluk yaşandı salonda. Elemanlarda gayet sevimliydiler. Artık nasıl bir ruh haline büründüysem pek detay hatırlayamıyorum ama Beast' in parçaları canlı dinlenince çok daha iyi geliyor insana.


Ardından G.O ve Suzy' nin düetini dinledik.

Akabinde Ailee,Seungho,Hongki,Dujun performansı...

Ve en sonunda yedi kişi olarak ortaya çıkan Super Junior...Ortamın durumunu sizlerin hayal gücüne bırakıyorum bu dakikadan sonra.

Kyuhkun, Eunhyuk ve Sungmin bu akşamki performansın yıldızlarıdır bana kalırsa. Enerjik, sempatik, deli dolu ve eğlenceli. Salonun enerjisini yukarıda tutacağız diye ellerinden geleni yaptılar. Kangin' de onlara katıldı.

Türkçe pankart olayı, Türkçe konuşmalar oldukça hoştu.
Donghae, grup içinde en sevdiğim elemanlardan bir tanesidir. Başta çok odun gözüktü gözüme ama sonra seyirciden aldığı telefonla kendi fotosunu çekmesiyle üzerindeki durgunluğu attı sanki. Kendisine uzatılan bayrağı alması, öpmesi, üzerinde taşıması ile geceye damgasını vurdu.

Super Junior' u daha öncede tam kadro olarak canlı izlemiştim. O zaman ki performansları bundan çok çok daha iyiydi ama bu demek değil ki dün akşam Super Junior vasattı. Bana kalırsa Suju herşeyden önce gayet profesyonel bir ekip, her şartta ve koşulda performansın altından kalkıyorlar. Bununla birlike fan service, seyirciyle iletişim, etkileşim konusunda oldukça başarılılar, kimse onları boşuna izlemeye gitmiyor ya da sevmiyor.
Dün gecede aslında sadece orada bulunmakla bile insanları kazanmışlardı. Buna rağmen yetinmediler, ayrı ayrı ve grup olarak herkese güzel dakikalar yaşattılar.
Arada hazırlanan videoyu göstermeleri de güzeldi.
Tek sorun sanki ses sistemindeki bir sorundu ya da bana öyle geldi. Zaman zaman vokalleri duymakta zorlandım.



Sonunda herkes sahneye çıktı. Parça esnasında ya da sonrasında tam hatırlamıyorum Türkiye ve Güney Kore balonları aşağı indi.

Gelenlere teşekkür ettiler, el salladılar ki bu aralarda Mir' in dansı beni çok güldürdü. Uzun dakikalar boyunca dinleyicilerle karşılıklı el salladılar. Hoş anlardı...
Ve bu şekilde bir konser son buldu.Sonuç olarak keyifli bir akşamdı.

Benim değerlendirmeme gelirsek tüm gruplar teker teker başarılı ve iyiydiler ancak bana göre en iyi performans Ailee idi.(belki bunda kendisine karşı yaptığım haksızlığın vicdan tellerimi sızlatmasıda bir etkendir)
Şimdi kim diyebilir ki bir Beast, bir Suju, bir Mbla , bir FT Island kötü diye. Diyen çarpılır:P
Tüm k-pop severlerin bu duyguları tekrar yaşamasını, bu gece orada bulunamayanlarında tez zamanda canlı kanlı izleyebilmelerini dilerim. Konsere gidemeyenler üzülmesin, zaman değişti, mesafeler azaldı, sonuçta K-pop ihraç edilmek üzere tasarlanan bir ürün ve ses duyuldu. Bu gecenin bir kırılma noktası olması muhtemel bu nedenle önümüzde daha çok fırsat olacağını düşünüyorum.

Genel anlamda uzak doğuluların saygılı ve sempatik tavır ve yaklaşımları dışında bu konser tekrar bana K-pop u neden sevdiğimi hatırlattı. Kabul edelim bir dark side var ama bunun yanında işi ciddiye alma ve saygı var. Oraya gelenlerin boşuna gelmediğinin bilincindeler ve buna mümkün olduğu kadar karşılık verilmeye çalışılıyor. İzleyiciye/dinleyiciye yansıyan bir afra tafra yok. Sadece vokal değil - istisnalar ve tarzlar hariç- baştan savma değil, ciddi ve profesyonel koreografi ve dans var ve herşeyden öte sahne üzerinde bir estetik var.
Bu da bizim sözde idollere kapak olsun diyerek, bu geceyi ve konseri bağlar bu da böyle bir anımdı diyerek yazıyı bitiririm.
8 Eylül 2013 Pazar
MUSICBANK ISTANBUL 2013: Çoook Keyifli Bir Gece (I)
- Birinci Bölüm-
Yıllar önce Çin ve Kore'de konserlere giderken, konser anlarında delicesine eğlensem de hep yanımda aynı dilden konuştuğum beraberce saçmalayabileceğim insaların olmasını istemiş ve her seferinde şu grupları Türkiye' de hep beraber dinleyebilsek bir de demiştim. Sonuçta oldu :)) Bundan sonra umuyorum ki daha fazlası olur...

(Biz gittiğimizde salon buna benziyordu. Saat 18.45 civarı)
Rahat gittik, dışarıda beklemeden kapıdan girdik, yerlerimize yerleştik. Başlama saatine 10 dakika olmasına rağmen henüz salon dolmamıştı. Konserin yapıldığı Ataşehir Ülker Sports Arena bölgesi normal şartlarda bile trafiğin dolama olduğu yerlerden biridir. Durumu biraz da buna bağladık gerçi biz girerken henüz açılmamış kapılar vardı sanıyorum.


Salonda, klipler dönüyordu, coşkuya gel... Özellikle Sorry Sorry her döndüğünde ortam yıkıldı, keyifli görüntüler vardı.


Benim için konserin en kötü yanı zamanlamasının yorgun ve çok keyifsiz olduğum bir döneme denk gelmiş olmasıydı. İyi ki eğlenmeye ve ciğerlerini ortaya dökmeye and içmiş bir anck vardı yanımda ki daha klipler esnasında kendisi coşmuştu :)

Saat yedi gibi sahneye çıkanlar Korece ve Türkçe anons yaparak bizim girişlerin henüz tamamlanmadığını ve bu nedenle konserin 15 dakika geç başlayacağını anons etti. Anck ile ben biraz üzülmüştük salon boş diye. Biletler tükendi diye biliyorduk ama gerçekten 15 dakika içinde salona delicesine bir giriş oldu. Bu esnada sahnedeki iki kişi bir süre daha sempatik konuşmalarına devam etti. Diğer ülkelerden gelen hayranlar olduğunu duyduklarını söylediler. Sayıp cevap almak için beklediler. Hatırladıklarım; Bulgaristan, Yunanistan, İran - yanımda çığlık atan kızlardan o anda tırstım ama iyi ki sonradan pek sesleri çıkmadı- . Kendileri başka bir mevzuudur. Romanya, Mısır. (Irak dediler mi anımsamıyorum ama anck Irak ile ilgili bir pankart gördüğünü söyledi) -
Şimdi bana kalırsa bu güzel ve hoş bir konudur. Türkiyedeki fanlar ve severler için olumlu bir noktadır. Mesaj şu; Türkiye' ye gelin yakın ülkelerde buraya gelebiliyor burası merkez olsun :P :))

Sahne yine boşaldı, klipler dönmeye devam, salondan görüntüler devam... Coşku devam ... Bir ara üstlerde "will you marry me" tarzında bir pankart gördüm ve ona koptum. O an anck ile üzüldük, çok fantastik pankart fikirlerimiz vardı ama işte zamanlama denk gelmedi fakat salonda gördüğümüz bir kısım pankart keyfimizi yerine getirdi.
Işıklar kapandı, salon çığlık çığlığa... Önce bir video döndü... İpek Yolu' nun yeniden inşaası, Türkiye'de tekvando yapan insan sayısı, Korece konuşan insanlar, savaşta ülkeye destek veren kardeş ülke Türkiye... Hoş bir video olmuş...
Arkasından halk oyunları ekibi Karadeniz havası ile çıkınca ben bir dumur anı yaşadım. Hatta "her yere şu halk oyunlarını sokmasak olmaz mı üstadım" minvalinde bir diyalog geçti anck ile aramızda ama sonra boşver salla diyerek coşkuya ortak olmaya karar verdik. Onlarda Kore havalarıyla dans etmeye devam ettiler.

Şimdi devamını fazla ayrıntıya girmeden aktarmaya çalışayım...
Halk oyunu ekibi gittikten sonra, sırayla sahneye davet edildiler.
Önce MBLAQ geldi, selamlaştılar...

Sonra Ailee, seyirciyi selamladı...


sonra FT Island geldi, selamlaştı...

sonra Miss A..


Sonra Beast geldi, önlere doğru ilerleyip selamladı...


(bu arada arkadakiler takılıyor :)) )
sonra suju..

Akabinde hep birlikte öne gelerek seyirciyle selamlaştılar, kaynaştılar :))) Gerçi Tarkan' ın "Muck muck" ına bir anlam vermek istemiyorum, hadi jest ve sempatiklik yapma ihtiyacı diyerek geçiyorum.




Sunucu kısımlarını bir kenara koyuyorum, orada da ayrı geyikler döndü, nazar boncuğundan TRT spikeri ablaya "sence kim daha çok bir oyuncuya benziyor?" diye yöneltilen soru (kangin diye cevapladı yanlış hatılrmaıyorsam), "üçümüz içinde hangisini seçersin?" diye yöneltilen soruyu bana jest yapmanız lazım ona göre seçerim şeklinde cevaplamasına karşılık, kendisine sarılan, elini öpenler içinde elini öpen kangin i seçmesi gibi ve daha bir sürü...
Sahneye öncelikle MBLAQ çıktı...
Bir kaç yıl önce "Oh "Yeah ile tanıştığım bu grup hakkında anck, fanmin, herbo ve Mikkirabu ile çevirdiğimiz geyiklerden sonra MBLAQ i canlı görmek benim için çok manidardı. Sevimli ve enerjiktiler. Salonda kendilerine güzel tepki verdi.

Sizin için bir şey hazırladık umarım beğenirsinizden sonra "En güzel İstanbul, sizi çok seviyoruz" pankartı hoş bir jestti ama bunu önce ters açmaları çok güldürdü :)
MBLAQ ile aramda sevgi ve nefret ilişkisi vardır aynısı Joon ile de geçerli. Hem severim hem yerin dibine sokarım zaman zaman amma velakin dün akşam ki Joon son derece sempatik son derece enerjik çıktı. Keza leader da bir o kadar sempatikti. Anck, Mir hastası olduğu için önceleri Mir için endişelendi bu çocukta bir durgunluk var diye ama sonra Mir şebekliklerine devam ettikçe rahatladı.

Bizim için kayışlar özellikle Oh Yeah de koptu. Konser hakkındaki son durumları takip etmediğimizden söylerler mi söylemezler mi bilmiyorduk açıkçası ihtimalde vermiyorduk. Evden çıkmadan öncede dinleyip anılaaaarrr moduna girmişliğimiz var. Oh Yeah ye geçince arkadaşlar biz coştuk. Aslında salonda koptu. Mbla in performansının aslında performanstan öte seyirciyle etkileşiminin tavan yaptığı parça oh yeah dir bana kalırsa. Anck "aç, aç, aç ..." diye bağırdı mı yanımda hatırlamıyorum ama parça çalarsa Joon' a böyle bağıracağım diye yemin etmişti ki Joon zaten o hareketi yaptı. Göbek kaslarını göremedik gerçi ama bizim için yeterli oldu :))
Mbla den sonra Ailee geldi sahneye...

konserde yer alanlar arasında aramın en uzak olduğu bir Ailee bir de Miss A' dir ama dün anladım ki ben bu kıza çok büyük haksızlık yapmışım.

Performansına Üsküdar' a gider iken" ile başlangıç yapan Ailee zaten salonu o anda ele geçirmişti ve hem vokal hem de
Sahne koreografisi sade idi, dört kişilik sahne ekibiyle birlikte sahneyi iyi toparladılar. Bunun dışında bana öyle geliyor ki seyirciden aldığı etkiyle kendi enerjisi daha da yükseldi ve benim gözümde onun performasını daha da güzel kıldı. Mütevazi, sempatik tavırları da cabası.
İşte bu yüzden konserleri seviyorum.

(devamı için buraya lütfen)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








