fan bing bing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fan bing bing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2015 Pazar
Sacrifice ( Zhao Shi Gu Er ): C-Movie
Yönetmenliğini Chen Kaige' nin yaptığı 2010 yapımı Sacrifice' ın afişini görüp "oooh aksiyon filmi" diye atlamamanızı öneririm öncelikle. Ben afişe bakıp aynen böyle balıklama atladım ama karşımda bulduğum film bambaşkaydı.
Ge You, Huang Xiaoming, Fan Bing-Bing, Wan Xueqi' nin yer aldığı Sacrife' ın aslı "Zhao Yetimi" olarak Türkçeleştirilebilecek eski bir oyuna dayanıyormuş.
Spoiler vermeden filmden ve konusundan bahsedebilmek çok zor ama izlemek isteyenlerin seyir zevkini kaçırmamak adına elimden geleni yapacağım.
Jin' de bir komutan olan Tu'an Gu ( Wong Xueqi ), Zhao soyundan gelen başbakan ve onun kahraman oğlu general Zhao Shuo' ya kin beslemekte. Zhao Shuo aynı zamanda İmparator' un ablasıyla evli. Fırsatını bulup buluşturup saraydaki bu Zhao hakimiyetine son veren Tu'an Gu, Zhaoların tüm fertlerini yok ediyor ve olaylar böyle başlayarak gelişiyor.
Filmin öncelikle ilk bölümü, kısa sahneleri, karakterlerin olaylara bakışı, çekimleri ve genelde yarattığı tansiyon oldukça başarılı.
Gelişme ve finalde bu tempo yavaşlıyor biraz. İzleyeni duygusal olarak biraz daha karmaşık bir atmosfere sürüklüyor.
Muhtemelen bir oyun olmasının da etkisiyle "kader" anlayışı hüküm sürse bile karakterlerin farklı boyutlarının yansıtılması bir derinlik kazandırıyor. Tu'an' ın durumu ve karakterinin çeşitli yönleri, Cheng Yi (Ge You)' nin bilge ve sakin duruşunun ardındaki nefreti ama onu soğukkanlılıkla kontrolü ve olayları kabullenişi gibi... Huang Xiaoming' in canlandırdığı karakter eski bir general olarak ne kadar arka planda kalırsa kalsın, belirgin soruları dile getirmesi açısından dikkate değer. Oyunculuklar bana kalırsa başarılı. Bunun yanında Ge You ayrı bir alkışı hak ediyor.
Doğrular-yanlışlar, iyi-kötü, insanın birden farklı yüzü, kahraman-hain, intikam, acı, nefret, bağlar gibi pek çok ikilem ve duygu filme sıkıştırılmış. Bu yönlerden zengin. Bir trajedi ya da melodram ama insanı baymayan cinsten.
Her ne kadar beklenti açısından beni ters köşe yatırmış olsa da filmi beğendim. Bu filme göz atmakta fayda var diye düşünüyorum.
İntikam soğuk yenen bir yemektir ama soğumasını beklerken aslında o yemek sizi çoktan yemiştir de kaşığı çatalı nasıl kullandığınızın farkına varamazsınız.
Etiketler:
chinese,
fan bing bing,
film,
huang xiaoming
12 Mayıs 2013 Pazar
A Battle Of Wits: Mo gong
Sıra gelmişti bu 2006 yapımı Jacob Cheung Chi-Leung' un yönetmenliğini yaptığı Hong Kong filmine.
Bu filmle ilgili duygu ve düşüncelerim karışık biraz bakalım nasıl toparlayacağım?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki ilk sahnede Choi Siwon' u gördüğümde dumur oldum ve yaklaşık bir beş dakika "ahaha ne alaka lan Liang Shi olarak Siwon görmek?" diyerek filmi takip edemedim.Ne yalan söyleyeyim ilerleyen dakikalarda da alışamadım çabucak.
Siwon dışında, Andy Lau, Fan Bing Bing ( bu ikisi kadrolu ikili oldu, bir alana ikincisi bedava gibi bir kampanya mı anlamadım! :) hangi filmi izlesem bu ikisi. ), Nicky Wu, Ahn Sung Ki (işte bir Koreli daha...) barındıran film ülkesel çeşitliliğe Çince konuşan bir siyah ekleyerek yelpazeyi daha da genişletmiş.
Gelelim filmin konusuna: Savaşan devletler döneminde Zhaou, Yan devletine saldıracaktır, yolu üzerinde yer alan küçük bir devlet olan Liang' ı da ortadan kaldırmak niyetindedir. Seferin başında Zhaou' nun adı sanı hatırla anılır komutanlarından Xiang Yanzhang bulunmaktadır. Liang küçük bir devlet olduğundan Zhaou' nun hayvani ordusuna karşı durabilecek durumu pek mümkün değildir bu nedenle Mozi'den (yani Mohist Okuldan) yardım istemişlerdir. Devletin keyif düşkünü hafif alkolik kralı Liang zaman zaman duruma dahil zaman zaman zevk-ü sefadadır.
Zhaou ordusu kapıya dayandığında Mozi' den 1 kişilik yardım gelir. Mohist Ge Li ( Andy Lau). Tek başına şehri savunacaktır. Bu noktada aksiyon beklemeyin. Önceliği halkı, kendisinde şüphe eden kraliyet ailesi ve yetkililerini teslim olmak yerine direnmeye ikna etmeye verir. Sonra da şehri savunma üzerine sistemlerini geliştirir.
Zhaou üzerinde başarı sağladıkça Ge Li' nin popüleritesi artmaya başlar. Adı Kral Liang' dan önce anılır olur işin dahası Liang Shi (Siwon) yani prenste Ge Li' yi takdir etmektedir. Zhaou ordusu da geri çekilince filmde ikinci bölüm başlar. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedik diyen Kral Ling, Ge Li ve destekçilerinin ortadan kaldırılmasını en birinci generali General Niu' ya emreder ve durup duruken yine ortada bir kan fırtınası oluşur. Şehrin savunmasında başarıyla savaşmış pek çok asker, konudan habersiz halk yine yalan olmaya başlar.
Bu esnada Zhao ordusu şehre tekrar saldırınca olanlar olur diyip geçiyorum ortamı spoilera bulamayayım.
Atlamadan geçmeyeyim, filmin esası Hideki Mori' nin mangasına dayanıyor. Mangayı okumadığım için film birebir manga yorumumu falan bilmiyorum ve burada sadece filmi ele alıyorum.
Atlanmaması gereken bir diğer konuda filmin müziklerinin Kenji Kawai' ye ait olması. Filmde kendilerini size hissetirecekler merak etmeyin :)
Karakterler ve karakterlerin dönüşümünde bir eğretilik var bence. Halktan sürekli konum değiştiren, kaçmaya çalışan sıradan insanlardan bahsetmiyorum ki tavırları doğal ama prensin "kafanı kıracağım Ge Li"' den nasıl Ge Li fanına döndüğü, Kral' ın gelişimi, Ge Li' nin dönüşümü biraz havada sanki ya neyse...
Bu arada filmdeki adamım Zi Yuan' dır. (Nicky Wu) Eleman orta dünyada olsa okçuluğu nedeniyle Legolas olurmuş o derece!! Ayrıca etik değerlere bağlı, saygıdeğer bir generaldir kendisi. Bu düşüncelerimde uzun uzun saçlarının hiç etkisi yok gerçekten :))
(Mohist öğretinin iki önemli kuralından bir tanesi "Evrensel Sevgi"' dir. Film müziklerinden Kenji Kawai' nin parçası; Universal Love)
Bunun dışında bir yere kadar film gidiyor ama Zhaou çekiliyoruz dediği anda sanki odak dağılıyor biraz. haaa bu arada dağılan odaklar yalan yanlış şeyler mi? hayır, değil!!
Yani kralın dışarıdan gelen birinin popülerliğinin artmasını kıskanması, kaprisleri nedeniyle nasıl olsa tehlike geçti diye değerli savaşçılarını ortadan kaldırması, halkı umursamadan gebertmesi, dışarıdan gelen adamı öldürtmeye çalışması, devleti barışçıl şekilde değil, kazanmak için herşey mübahtır diyerek elinde tutmaya yönelik adımlar atması olmayacak şeyler, bilinmedik durumlar değil.
Ya da Ge Li ve diğer insanların savaşta etik değerleri sorgulaması da sorun değil amma velakin bir sürü düşünce havada kalıyor sanki. Çok fazla odak aynı anda ele alınınca çoğu sonuna varmıyor ya da yeteri ilgiyi göremiyor gibi.
Bir parantez açarak değineyim Zhaou komutanı Xiang Yanzhang saygı duyulası bir komutandır, o şekilde resmedilmiş bana göre hele ki tipsiz ve karaktersiz Kral Liang ın yanında...
Diğer nokta Mohism olayı. Şimdi zaten film uçanlı kaçanlı bir film değil bunun yerine şehirin savunulmasına ve savaşın insanlar üzerindeki etkisine ve "savaş kötüdür" söylemine dayandırılmış.Filmin adıda Mohizm' in baz alındığını bildiriyor, Ge Li bir Mohist bu nedenle Mohist öğretiye de filmde sık sık değiniliyor, buraya kadar tamam...
Mohist öğretide denilir ki; bir kral ya da yönetici yeteneklere önem vermeli, sırf ailenin kanını taşıyor diye görevlere kan bağı olanları getirmemeli, memurlar yeteneksiz ve beceriksizse onlara torpil yapmamalı bunun yerine etrafına yetenekli insanları toplamalı ve onlara değer vermeli.
Bu noktada Ge Li nin prense " prens olduğunuz için en iyi okçu, en iyi atabinen, en iyi savaşçı sizsiniz" diyerek mesaj vermesi anlamlı... fakat ilerleyen noktalarda Ge Li bile Mohizm ile ilgili ikilemlerini yaşıyor. Ki aslında Mo - zi Liang' ın isteğine eleman ya da yardım göndermeyi reddetmiştir de Ge Li kendiliğinden gelmiştir anlattığına göre. Mohism pasifisttir, saldırıya karşıdır ama yönetim için ideal bir felsefese midir falan filan bunlar filmde değinilmesine rağmen kurguya yedirilip oturtulamayan ve havada kalan sorunlar. Sonuç olarak Mozi, Mohist öğreti şöyle der böyle der lafları sık sık geçiyor filmde ama yön eylemde pek yerini bulmuyor bana kalırsa.
(Film müziklerinden ve kapanış parçası. Kenji Kawai elinden çıkma;)
Hele ki siyah eleman ile Ge Li' nin bir diyaloğu var ki bir süre durdum filmi izlerken.
Siyah eleman diyor ki; "Siz Mohistler evrensel sevgiden bahsediyorsunuz cart curt ama sonuçta kimi seveceğinizi bilemiyorsunuz." ( Çincesini bir iki kere dinledim, ingilizce çevirisi doğru geldi)
Ge Li duruyor diyor ki;" dur o zaman ben sevdiğimi kurtarmaya gideyim!"
Ben burada ufak bir dumura uğradım ne yalan söyleyeyim...
Noktayı siyah elema koydu oldu ...
Tüm bunlara rağmen film "savaş kötüdür" söylemini dikte etmeden, sıkmadan, estetik şekilde resmen bağırıyor... Bu yönden başarılı.
Filmle ilgili olarak kafam hala karışık. Kötü olarak düşündüğümden değil, bana göre sorunun nerede olduğunu bulamamamdan... İzlenecek filmler arasına girmeli ilgilenenler için...
(Not: Bir gün umuyorum, zaman bulacağım ve tembellik yapmayacağım böylece şu bloga mohizm ve diğer düşünce okulları üzerine uzun ve derin yazılar ekleyeceğim)
27 Kasım 2011 Pazar
A CHINESE TALL STORY ( Ching Din Dai Sing) : Fantastik... Dombastik... Lombastik...

2005 yapımı bu film hayatımda şu ana kadar izlediğim en fantastik Hong Kong filmlerinden biri olmaya adaydır. Biraz geç izlemenin hüznü ve aynı zamanda heyecanı içinde filme daldım gittim... İlerleyen dakikalarda müziklerle duygulandım, yer yer kahkahalara boğuldum, zaman zaman gözlerim absürtlük nedeniyle fal taşı gibi açıldı, ara ara gaza geldim falan ama tüm seyredenlerin aynı tepkileri göstermeyeceğine eminim.

Neden izlemeye ilk fırsatım olduğunda heyecanlandırmıştı bu Jeffrey Lau filmi beni? Çünkü içinde oldukça tanınan popüler isimler var. Nicholas Tse, Charlene Choi, William Chen, Fan Bing Bing vs... Şimdi bu kadrodan çok ciddi, efsanevi bir film çıkmayacağı belli ama yine de insanı ekrana bağlayacak, sürüklerken eğlendirecek bir iş bekletiyor kişiye.

Diğer ve en önemli konu Journey to The West ve bağlı olarak Monkey King esintileri barındırıyor görünmesiydi. Journey to The West benim gibi mitoloji, efsane, destanlara bayılanlar için bir mücevherdir. Ne yazık ki bunun da orijinalini okumaya ömrüm yetmeyecek ama karakterleri ve temsil ettikleri, konusu, alt metni, renkleri ve mizahıyla bambaşka bir dünyadır. Konuştuğum bir kısım insan " Journey to the West"' ten hoşlanmadıklarını çünkü bunun bir amaca hizmet ettiğini söylemişti bir seferinde. Bu bambaşka bir yazının konusu ama böyle bile olsa bu metnin edebi değerini ve yaratıcılığını azaltmıyor. Bunun dışında özellikle Çin mitolojisi, masalları ve hikayelerinde gebeş tanrılara sonlarını bile bile baş kaldıran ölümlüler, insanlarla bir iyi bir kötü ilişklileri olan, yaptıklarına anlam verilemeyen zaman zaman muzip tanrılar, canları sıkıldığında ölümsüzler katına çıkabilen keşişler ve daha nicesiyle ilgili bir sürü zaman zaman komik, zaman zaman traji komik dramın dibine vurmaktan ziyade çift anlatımlı hikayeler mevcut. Bu tarz şeyleri sevenler bekliyor işte, naparsın kardeşim? Neyse bu kısmı çok uzattım sanırım, film için heyecan yaratan unsurlardan bir tanesi de buydu. Şimdi eldeki kadro ve yönetmen de göz önüne alındığında en azından denk olmasa da acaba Stephen Chow' un Chinese Odesseyleri kıvamında bir şey çıkar mı ortaya diye düşünmedim değil. Yani kısaca bir beklenti var...ve film başlayınca bilgisayar oyunu, anime, film geçişleriyle birlikte neler neler görmüyor ki şu gözler?
Film masalımsı bir hikaye üzerine kurulu o masalı daha da teknolojk hale getirmişler ki insan çeşitli tepkilerle kilitlenip kalıyor ekrana...
(O sihirli müziklerden...)
Filmin kurgusu monk (Nicholas Tse) üzerine ama esasen kendisinin hiçbir işlevi yok - bu arada ne yazık ki Sunwukong' un (William Chen) da işlevi yok - ama ilk başta spider man göndermesi yarıyor zaten iş ondan sonra başlıyor. Önce çocuk kıvamında gelen Sunwukong' un maymunları tebessüm ettirdikten sonra olaya giren uzaylılar ya da zaman yolculuğu ile dünyayı terk edip gitmiş insanların ataları olarak kendilerini tanımlayanlar piramitlere bile gönderme yapıyor ve akabinde ortam aniden bir animasyona dönüşüyor. Bu gözler daha ne görebilir diye düşünürken tanrının yanında bir de Buddha çıkıyor zaten o dakikaya gelmiş insan kopuyor. Üzerine savaş anında "çok sıkıldım. bugün izinliyim" diyen wukong' un sopası, cinler vs...ile tam bir fantezi kare.
Haa ben eğlendim mi? karşıma çıkan bu anlamsız - gerçekten mana içermeyen - ortaya karışık absürdlük karşısında müthiş eğlendim. Bunu derken aslında konunun hikayesi çirkin ifrit kızla rahibin saf, imkansız ve masalımsı aşkını ayrı tutuyorum. Bunun üzerine kurulmuş absürtlük ve anlatımdan bahsediyorum.
(Sacred Love' ın Nicholas Tse&Charlene Choi soslu versiyonu)
Bir başka konu filmin müzikleri enfes ki altında Joe Hisaishi' nin imzası var... Kendisi burada ben müziğimle her şeyi izlettiririm gibi bir ders veriyor olabilir ki sadece bunlar dinlenerek daha az fantezi soslu bir hayalgücü yaratılarak film kafada canlandırılabilir. Onca saçmalıktan sonra final sahnesini dokunaklı yapan kendisinin müziğidir. - biraz da monk' un yani nicholas tse' nin merdivenlere gömdüğü çenesidir. Bir adamın yaptığı her parça her çalışma mı sihirli olur? Kendisine bir kez daha saygılarımı iletiyorum.
Nicholas Tse ile Charlene Choi' nun seslendirdiği "sacred love" versiyonu ve" ai " da ayrıca dinlenilesi...
(Ai)
Gerçekten bir masal. Bir masaldan nasıl fantazi çıkarılabilirin ya da müzikler bir filmi nasıl izletiriririn dersi...
Ayrıca "Aliens vs Ninjas" konusuna "Aliens vs Cowboys" dan daha önce "Aliens vs Demons" düetini eklemiş bir filmdir kendisi.
9 Ekim 2011 Pazar
SHAOLIN: Vay Vay Vay kadroya gel...

Bu tarz filmleri izlediğimde her seferinde tüfek icat oldu mertlik bozuldu derim. Bu 2011 yapımı Benny Chan filmi de benim için istisna olmadı.
Zamanında afişini görmeme rağmen beni zorla sinemaya götürmek isteyenlere ayak diremişliğim vardır bu film için zira şimdi afişinde Andy Lau, Nicholas Tse, Jackie Chan görüp içim gitti ama filmi Çince izlemeyi hiç istememiştim zira anlayamayacaktım ingilizce altyazı olmadan ve bana göre dışarıdan güzelim gözüken bu filmin heba olmasını istemiyordum ki bir aya boyunca afişin önünde geçip hipnotize oldum ama direndim. Daha sonra işte yakın geçmişte sonunda oturdum Türkçe' ye İntikam Savaşçıları olarak çevrilmiş bu filmi yine Çince ama bu sefer İngilizce altyazılarıyla izledim.
Nasıl bir film konusuna girmeden önce cıvık moda geçerek vay vay vay kadroya gel diyerek başlamak isterim. Zira Andy Lau var, Nicholas Tse var üzerine Jackie Chan var. Daha bitmedi Wu Jing ve Xing Yu var üstüne üstlük bir adet Fan Bing Bing var...vuuuu..!! Oldukça iddialı.

Filme gelirsek; Çin tarihinde pek çok kez görülen kaos dönemlerinden bir tanesinde yine hakim güçler bir Shaolin Tapınağını gözlerine kestirirler.- Güçler genelde bir tapınağı, shaolin, budist, tao, wu tang, hangisi denk gelirse gözlerine kestirir.- Kaderin bir oyunu olarak egemen güçlerin başı kendini bu tapınakta bulmuştur ve oradaki insanlarla tanışır, yaşadıklarının etkisiyle buraya yakınlaşır ama kendisinin de eskiden dahil olduğu eski güçler bu adam için tapınağa dalmakta zeval görmezler. Burada kesiyorum. Klasik ve bilindik bir konu. Daha önce de sayısız filmde benzer tema işlenmiştir.
Geyik zamanına geri dönüyorum ve öncelikle Nicholas Tse' yi ele alıyorum. Nereden nereye demedim değil. Young& Dangerous, Gen X cops, Tiramisu, Time and Tide, Comic King, New Police Story, Dragon Tiger Gate ve diğerlerinden, Beast Stalker, Bodyguards and Assasins ve Shaolin' e. Kötü adam da olurmuşlara girdim gerçi kötü adam tarihinin öncesinde Storm Warriors var. Hey gidi mazi.. Neyse hakkını yememek lazım ilerleyen zamanla efendi bir adam ve kendini geliştiren bir insan oldu. Yani ben bu kanaatteyim en azından. Performansını da beğendim.
Andy Lau; adam dursa yetiyor. Çoğu zaman insan iyi bir oyuncu mu acaba düşünüyor ne bileyim en azından ben onu izlerken oyunculuğunu pek düşünmüyorum. Aynı anda bir kaç karpuz taşıyan uzakdoğunun süperstarı. Takdir... Ayrıca filmin bence film kadar hoş ve güzel tema parçası "wu" yu da bu amca seslendiriyor. Parça çok hoş gerçekten.
Jackie Chan: Hakkında konuşmak bana düşmez :) kötü bir şey söyleyeni döverler. Bu filmde de son zamanlardaki rol değişimini görüyoruz çokta yer almıyor ama yine bildiğimiz Jackie Chan. Yine esprili, doğrucu, yine süper. Bu filmle birlikte The Forbidden Kingdom faciasını kafamdan tamamiyle sildim artık. Her insan hata yapar diyorum ve kendisinin Hong Kong da kalmasını diliyorum. Yine bu filmde de kendisinden bir dövüş tekniği öğrenilebilir. Yine en eğlencelisi...
Fan Bing Bing: Yine çok güzel...
Doğal ve beklenecek şekilde Wu Jing ve Xing Yu nun filme katkısı büyük.
Tapınak içindeki toplu sahnelere ve veletlere değinmeyeceğim bile.
Bu geçit töreninden sonra filme geri dönersek, konu basit ve bilindik dedik. Duygu geçişleri ya da karakterler arası ilişki bana kalırsa yönetmenin yönlendiriciliğinden ziyade oyuncuların performansından kaynaklanıyor. Yine de istediğini veriyor mu? Çok bir şey vermek istediğini sanmıyorum en azından pek öyle bir derdi yok, bunu tamamen çok daha iyi olabileceğini düşünerek yazıyorum -ama yine de istediğini veriyor ve etkileyici bir film. Özellikle oyunculara alkış. Klasik bir Benny Chan performansı bana kalırsa, nacizane düşüncem. Neyse bu arada filme muazzam bir katkısı olan Wu Jing' i de gördüğüm ilk sahnede Leon Lai sandım kendisinden özür diliyorum ama bu tamamen benim dangalaklığım ve berbat yüz hafızamdan kaynaklanıyor. Klasik ve bilindik dedim ama bu filme kötü diyeni Shaolinler tekmeler, aslan kaplan pençesi atarlar. He sonunda ki o tipsiz yabancının gülüşü adamı gıcık edip kendisine dalma isteği yaratıyor mu? yaratıyor halbuki çok bilindik bir numara. İşte etkileyici olduğunun kanıtlarından biri.
Film konu ya da kurgudan ziyade daha çok aksiyonu ön plana çıkarmayı hedeflemiş bana kalırsa. Bunda da başarılı olmuş. Aksiyon koreograflarından birinin Corey Yuen olduğunu belirteyim ki beklentiler artsın. Koreografiler son derece akıcı, estetik, izlenebilir ve heyecan verici. En kötüsü olmasına rağmen Andy Lau vs N. Tse en beğendiğim oldu bunu da tamamen filmin gazına bağlıyorum başka bir nedeni yok. Bu arada tapınakta Andy Lau ile kung fu çalışan tombiş velete bittim.
Sonuç olarak öncelikle bütçesine demiş, başarılı bir 2011 yapımı. Hele insan Hong Kong filmlerini seviyorsa izlemesinde fayda var.
Ben bu filmi bitirdikten sonra hızımı alamayıp belirli nedenlerden ötürü oturup birde The Shaolin Temple' ı yıllar sonra tekrar izledim. Jet Li' nin ilk filmi... O derece etkilenmişim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




