shinigami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
shinigami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2011 Pazar

BLEACH: ichimaru Gin






*** Bu yazı zaman zaman spoiler içerme potansiyeline sahiptir, hele sonlara doğru çok pis içeriyor olabilir ***

Bleach serisinde en sevdiğim karakterlerden biri olan Ichimaru Gin' in durumundan Kubo Tite' yi sorumlu tutuyorum. Neyse bodozlama girmeden önce sakince başlayayım yazıya.


3. bölük temalı bleach kapanışı. Parça Younha// Houki Boshi


Bu da aynı parçanın tamamı




Soul Society' nin 13 kaptanından bir tanesi olan Ichimaru Gin bitmek tükenmek bilmeyen neşesi, sürekli gülen yüzü, kısık gözleri, konuşma tavrı, olaylara yaklaşımı ve hiçbir zaman belli olmayan yöneylemleriyle kaptanlar içinde en sevdiğim karakterlerden biriydi. Bunu daha sonra ss e ihanet ederek Aizen ile birlikte SS' den ayrılması ve Aizen' in sağ kolu olması da değiştiremedi ki ayrılışı esnasında yanlış hatırlamıyorsam Rangiku' dan özür dilemiş ve izleyenin kalbini yaralamıştır.


Bleach Beat Collection için Rangiku&Gin // Fuyu No Hanabi




Espritüel yapısı, görünmeyen gözleri, kılıcının pek görünmemesine rağmen SS ve civarında var olan en güçlü shinigamilerden olduğu da hissedilmektedir ki ilk bölümlerde Kenpachi' yi paket yapmışlığı vardır.


Neşeli ve serseri görünümüne rağmen aynı zamanda oldukça karizmatikte bir shinigamidir bana kalırsa kendisi.


Soul Society arc ta İchigo' nun ilk karşılaştığı kaptanlardan bir tanesidir ki İchigo ve tayfasına sadece ufak bir bye bye çekmiş elini diğerleri gibi kana bulamamıştır.


Daha sonradan öğreniriz ki kendisi akademiyi 1 senede bitiren bir dahidir ve ufaklığından itibaren Aizen ' in ki Aizen henüz o sıralar daha Shinji nin yardımcı kaptanıdır himayesi altındadır ancak daha sonra tekrar öğreniriz ki bunu amacı doğrultusunda kendi tercih etmiştir. Bu arkadaş kimseyi sallamaz hatta Aizen' i bile sallamaz öyle Aizen' in yanında Aizen' e laf sokmak falan kolay iş değildir, korkmaz tırsmaz.



İlerleyen bölümlerde gözlerini görür mutlu oluruz ki gözleri güzeldir. Rangiku nun çocukluk arkadaşıdır :))



Ne yazık ki bu muhteşem karakterin bankaisini vs... ömrünün sonuna yaklaştığında görürüz kendisi gibi hızlı ve atiktir. Kimsenin beceremediği şeyi bir anda Aizen' i keserek süper cool bir tavır ile halletmiştir ki en azından bir süre öyle sanırız. Ah ulan Kubo Tite alacağın olsun.


Ne yazık ki 308. bölümde sevenlerini üzer ve mangaka tarafından bu harika karakter bir güzel harcanır. Ölürken söylediği sözler ile insanı göz yaşlarına boğar. Rangiku' ya kıyamadığını bilirdik ama aslında hayatını bunun için harcadığını öğrenmek insanı daha da üzer... Böylesine de gönül insanıdır İchimaru Gin.


307-308-309 u izlemeyenler için ağırdır uzak durun.

Onun dışında şu sahnelerde hislenmeyen var mı?





Gin' e kalkan eller kırılsın. Ölümünden önceki tavırları, İchigo ile kapışması esnasında yiğenim hele bir soluklanıp manzarayı izleyelim davranışlarıyla daha da büyük sempati yaratmış, İchigo' ya zarar vermeden kendisini iyice gaza getirmiştir. Ah ulan İchimaru sen bile umutlarını İchigo ya yasladın ya....


Kendinden beklenmeyecek ya da beklenecek mi demeyelim çünkü söz konusu kişi önceden tahmin edilemeyen ve bu nedenle etrafındakiler üzerinde huzursuzluk yaratan İchimaru Gin, Rangiku' dan özür dilediği için mutlu olduğunu dile getirmiş ve izleyene bir üzüntü darbesi daha vurmuştur.


Ne yapacağı önceden kestirilemeyen bu zeki, dili sivri, umursamaz görünümlü fakat pek bir yetenekli Gin' i Aizen bile zaman zaman takdir etmektedir ki o son salınımı yapamasaydı Gin Aizen' i silmiş olacaktı. Ne yazık ki buna izin vermediler Matsumoto' nun ciğerini dağladılar, bizi üzdüler.

Tousen neyse de ah ulan Gin niye gittin? Daha karpuz kesecektik.... diye saçmalamadan önce konuyu değiştiriyorum.


Aynı zamanda animede bölüm sonlarında Arrancar tanıtımlarını da yapan Gin, esprileri ile ortamı koparmayı başarmaktaydı ki kendisine son derece yakışan bir programdı... Sayesinde pek çok gerekli bilgiyi öğrenmiş olduk.


Bleach Beat Collection için Ichimaru Gin' in de seeiyusu parça seslendirmiş ki Gin' i sevilir kılan özelliklerden bir taneside seslendirmesidir. Seeiyusu Kōji Yusa' dır.


Bleach Beat Collection için Koji Yusa' nın diğer parçası. Hyouri, bayılıyorum buna...


Ichimaru Gin geri dööönnnnn.....


************************************************************************************









Bleach' in 3. açılış parçası. HIGH and MIGHTY COLOR// ichirin no hana

Bana kalırsa efsanevi açılışlardan biridir bu seri içinde yer alan. Kullanıldığı bölümler, jeneriği ve tabii ki parçanın güzelliği nedeniyle





Canlı performansı;

23 Şubat 2011 Çarşamba

BLEACH: Ulquiorra Schiffer ....




Bir bleach vardır bilir misiniz? İnsanın ömrünü tüketecek cinsten bir manga ve anime serisidir. Özellikle animesi araya dahil edilen fillerlarla, bir önceki bölümün tekrarı ile tüm bölümün yarısının geçiştirildiği ömür tüketecek cinstendir. - Ancak her ne kadar saydırsam da manevi değeri nedeniyle laf ettirmem ve izlemeye devam ederim – Tüm bunlara rağmen insan bu seriyi izlemeye devam eder. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi de bu seride yer alan bağımlılık yaratıcı karakterlerdir. Bunlardan bir tanesi de Ulquiorra Schiffer' dır.


Bu animede shinigamiler kadar espadaların da yeri vardır (dı) ki bazı espadaları sevmemek ayıptır.

Seride var olan ve bir süre sonra hepsi Aizen tipsizinin etrafında birleşen toplamda 10 espada bulunmaktadır. Bu espadalar içinde Ulquirra Schiffer benim için bir tanedir (bir stark ya da halibel ya da grimmj' in yeri de ayrıdır tabii). Hafif emocan görünüşlü olan bu kardeşimiz aslında oldukça cool dur. 10 espada aslında varlık sebeplerini oluşturan belli fraksiyonları temsil eder. Bu kardeşimizde hiçlik ya da boşluğu başarı ile temsil etmekte ve varoluşunun her karesine itinayla yedirmektedir. Duygusuzluğu soyut kavramları anlama yetisini kısırlaştırmıştır ve gözü ile göremeyeceği hiçbirşeyin var olamayacağını düşünmektedir. Emo görünüşlü oluşuna aldanmamak lazımdır zira sıralamada 4. sırada yer almaktadır. Özellikle yaşamının son bölümünde ve ichigo ile son kapışmasında çenesi düşmüş ve ota topa neden diye sormaya başlamıştır ve bu nedenle fani hayatında robot asimov olduğunu düşündürtmüştür. Öyle de olsa bu arkadaşımızın varoluşu ağırlıklı olarak mantık üzerine kuruludur ve espadalar arasındaki en zekisidir – bana kalırsa – Tek kusuru Aizen'in altında çalışmasıdır ve Aizen' i patronu olarak görmesidir ki o kadar kusur kadı kızında da olur.



Oldukça güçlüdür bu arkadaş – demiştim değil mi? - bir iki kapışması hariç tek eli hep ceptedir. Kılıcını çıkarmaz. Gelen atakları elinin tersiyle savuşturur ve genellikle rakibine yıldırıcı sorular sorarak karşısındakini yıpratır.




Ulqi/Daisuke Namikawa - Our World , favorimdir :))


Ulquiorra' nın göründüğü sahnelerde kulaklara yansıyan tema müziği bu espada nın duruşuna duruş, karizmasına karizma katar... Zaten Bleach'i anime olarak güzelleştiren noktalardan biri de müzikleridir. Neyse efendim Ulquiorra' ya dönelim...


Bleach/139



Ahahahah bu episode da bu bölümün hastasıyım ahaha. sanırım ilk izlerken ağzım açık kalmıştı. Karizma değil de nedir herşeyden öte Orihime ye konuşma hakkı vermeyerek gözüme girmiştir.
Ayrıca fondaki müzik ile daha da çarpıcı olmuştur bu sahne. Parça:fiesta de guerra //Shiro Sagisu


Mantık ve akıl kavramlarının bu seride vücut formu bulmuş temsilcisi olan – bir iki tane daha istisna vardır – pek gülmez, tepki vermez. Ara sıra “ olamaz” dediği duyulur ve gözleri büyür o kadar.


Hueco Mundo' da İchigo' yu oymuşluğu vardır ama bilindiği üzere İchigo'lar ölmez. Bunun cerosu da şekildir. Ağırlıklı rengi yeşildir.





***İlerleyen satırlar seride yeni olanlar için oldukça gereksiz bilgiler taşıyabilir **


Espadalar içerisinde iki salınıma sahip olan ve kendini yenileyebilen tek espadadır, yakışır ki bu güzellikleri İchigo ile olan son kapışmasında izleyenlere sunmuştur. Karizmasına karizma eklemiştir.


Ne yazık ki hollowicationın tavanına vurup kontrolünü kaybeden hollow İchigo karşısında tepelenmiş ve bir kolu ve bacağı işlemez hale gelmiştir. Kendini kaybeden İchigo İshida ile Orihime' ye dalacakken son bir hamle ile İchigo' yu o halinde kendine getirmiştir ve beni üzmüştür. İshida candır ona zarar gelmesin ama Orihime' den kurtulacağı günü heyecanla bekleyen beni bu davranışı ile hayal kırıklığına uğratmıştır. Neyse efendim gerçi Aizen' in daha önce verdiği bir direktifte olabilecek bu hareketi yine bu çocuklara yaramış giderayak bunlara da kıyağını yapmıştır. İchigo ile son dövüşünde limitlerine ulaşmış ve buharlaşarak yok olmuş ve sevenlerini üzmüştür. En güzel ölüm sahnesini bu cool ölümü ve tavrı ile kazanmıştır. Eleman ne yapsa güzel zaten...


Bleach ep 269 // Buraya kadar gelmediyseniz izlemeyin!!!

Bunun dışında güzelliğe bak :))




Şimdi bu duruma üzüldüm, duygu seli oldum zaten ama beni daha da yaralayan nokta Ulqi' nin geçmişine yönelik bir bilgi edinememel oldu. Bleach' te gelenek sayılır flashbackler ama Ulqi cikte bir şey olmadı. Merak işte insanoğlunun en temel noktalarından biri. Neyse bununla da farkını koymuş oldu diyerek gereksiz şekilde bağlayayım...


Belach ep 270 // Ulqi yine şekil oluyor...


Şimdi çemkirme bölümüne geçiyorum;


Ulquiorra seni severim amma şu Orihime ile olan bağın beni öldürüyor. Bir kere son anda o eli uzatmalar, bir anlamaya çalışmalar, kafan kırılsın... Sana emo demek içimden gelmezdi ama emonun önde gideniymişsin emocan... Aizen' in emir kulu olmana bile ses çıkarmadım ama gittin Orihime' ye o eli uzattın ya en sonda – ki ben hala bunun daha farklı anlamları olduğunu düşünüyorum fakat olası bir Ulqihime yakınlaşmasının önünü kesmek için çemkiriryorum - sana da daha bir şey demem... Herkes olur ama Orihime ne bea.....????? Bir daha olmasın, hatasız kul olmaz diyip geçiyorum bak sakince akıllı ol. Zaten öldün gittin...


Bu bölümü de atlattıktan sonra Kubo Tite' ye dönüyoruz “ arkadaş Orihime ölmedi Ulqi öldü, diğerleri öldü, gıcık mısın nesin? “


Bunu da geçiyoruz...



********************************************************************************


Ulquiorra' yı animede karizmanın tavanına vurduran nedenlerden bir tanesi de seeiyudur dur kanımca...Kendisi Daisuke Namikawa' dır.



Bu da Ulqi' nin ( Daisuke Namikawa) Bleach Beat Collection için seslendirdiği diğer parça - Crush The World Down


Ulqi' nin küllerinden yeniden doğacağı günler olacağını ummaktayım...


20 Şubat 2011 Pazar

Yamamoto Genryuusai: Yaşlı Bunak...




Uzun süre ara verdikten sonra son sürat bleach izleyip animede 309 u görmüş ve akabinde fazla bleach izlemekten kafayı tırlatmış biri olarak bu yazıyı bleach aleminde hiç sevmediğim ve kendime göre oldukça gereksiz bulduğum yaşlı bunak yamamato genryuusai' ya ayırdım.


Şimdi zaten belach takipçileri bu amcayı tanırlar. 13 takımıdan 1 . sinin taichosu olan bu amca aynı zamanda diğer 13 takımında kaptanıdır bir nevi alemin en güçlüsü bir numarası. 1000 küsur yıldır bulunduğu poziyonda takılmaktadır, bu süre içerisinde kendisinden daha güçlü bir shinigami ne yazık ki var olmamıştır.


Şimdi bu tanımdan yola çıkarak normal insanoğlu ne düşünür? Bu amca hem yaşlı, hem güçlü, hem ss' in 13 takımının kaptanı, hem ak sakallı... Ne beklenir? Yaşlılığı ile bilgelikte kazanmış, iyi bir lider, kafası çalışan bir komutan olduğunu düşünür... Yanlış!! Yamamoto tamamen bunun tersidir. Bilgelikten hiç nasiplenmemiştir, olayları anlamaktan uzaktır, elemanlarıyla bir ilişkisi var mıdır yok mudur bilemiyorum, ezbercidir, bir sorun olması karşısında sadece var olan kuralları uygular.


Tüm bunlar neticesinde bleach içinde en gıcık olduğum karakterdir belki bir de yammy ayısı... hani aizen' e ya da szayel aporro' ya bile zaman zaman sempati duyarım zaman zaman takdir ederim ama bu elemanın bir tane bile sempati kıvılcımı uyandıracak hareketi yok bana göre ve bence soul society' nin bu kadar ezik olmasının ana nedenlerinden bir tanesidir bu 1000 küsur yıl yaşamış, ateş topuna dönmüş ama bilgelikten bir o kadar uzak kalmış olan bunak. gücüne bir şey demem ama zaten onun da bir faydası dokunmadı kimseye şu zamana kadar. bunun kafayla ortam yönetmek gayet kolay. gidişata göre hiçbir öngörüsü olmayan, ne hikmetse her olayı en son öğrenen, kimseyi dinlemeyen, aklı selim kişilerin sözlerini kesen, topladığı bilgilerle geneli görmeyi beceremeyen komutan. komutanlık ona kolay; biri hata mı yaptı? " tez kellesini vurun !", bir sorun mu var? "suçluları yakalayın gebertin! "' den öte işlevi olmayan bu taichoyu da iyi ki kimse pek sallamıyor esasen sonuçta herkes bildiğini okuyor bir şekilde. ichigo bile o ergen haliyle bunun yanında akıllı falan kalıyor ya daha ne diyeyim...



( Görüldüğü üzere suratında meymenet yok )


Tüm soul society gibi aizen' i çözemeyip gidişatı anlamayan, vaizardların durumu (ben kişisel olarak dolaylı yoldan sorumlu tutuyorum bunu) ve akabinde uruhara kisuke' nin sürgününü destekleyen ve daha bir çok fiyaskoya imza atan bir taichodur maalesef belki sürekli gözleri kapalı dolaşıyor bu nedenle.


En büyük atraksiyonunda aizen' e "seni de yakacam, kendimi de yakacam, herkesi de yakacam" diyerek alevli meyve tabağı kıvamı alıp alevlere verdi ortalığı fakat yine yaşlılıktan kaynaklanan ağır işitme sorunu nedeniyle neredeyse tüm ortamı uçuruyordu da son anda topladı zaten başlangıçtan beri başka da numarası yok.


Ne yazık ki Soul society' nin başına gelmiş en olumsuz şeylerden biridir bana göre. Gerçi işte bu olmasa ss biraz adam olur işler de bu kadar uzamazdı ama bunun da serideki misyonu dallamalık yapıp ortamı ss' den alakasız kişilerin temizlemesine neden olmak.


Kendisi sayesinde anlıyoruz ki her yaşlı ve ak sakallı akıllı ve bilge olmaz hatta öğretici hiç olmaz.





Not: Bu arada anladım ki asla bleach hakkında oturup detaylı bir yazı yazamayacağım bu nedenle gelecekte yazmayı düşündüğüm yazı için salladığım opening ve ending kısımlarını araya böyle parça parça serpiştirmeye karar verdim.


Bu nedenle törenle bleach' in ilk açılış parçasını şöyle ortalıyorum;

Orange Range /Asterisk




Oha ya duygu seli oldum... Yıllar yıllar önce zorlama ile başladığım bu serinin ilk açılışı olması çok duygulandırdı beni o zamanda şu açılış hafif heyecan yaratıyordu tabii pek çok şey gizemli falan 13. bölüme kadar nolacak acaba devam etsem mi düşünceleri ile ilerlemişken sonra geri dönüşüm olmadı zaten.


Bu parça ve açılış bana kalırsa bir klasiktir. Sanırım 80 yaşında bile hala bleach te nolacak diyor olacağım, Kubo Tite nin mantığıyla... - benden önce ölürse kurtarırız belki :P -


Bu da ilk kapanış parçası;


Rie Fu/ Life is like a boat




Serinin en iyi kapanış parçalarından bir tanesidir bana kalırsa ve Rie Fu' yi fazla takip etmememe rağmen maneviyattan da ötürü bu parçayı severim. Çok duygu seli oldum zangetsu gibi şiir okumaya başlamadan önce parçanın normal halini de ekleyerek yok oluyorum.





11 Aralık 2008 Perşembe

DEATH NOTE



Üzerinden çoook uzun zaman geçmiş olmasına rağmen, hala üzerinde oturup doğru düzgün bir şey yazamadığım 37 bölümlük şahsımı L ile tanıştırmış olan animedir kendisi.

Konuyu kısaca özetlemek gerekirse; shinigaminin bir tanesi defterini dünyaya düşürürür ve defter Yagami Light'ın - kendisi defter düştüğü zaman 17 lik bir lise öğrencisi olmaktadır - eline geçer. Bir iki denemenin ardından defterin gerçekliğinden şüphesi kalmayan Light, çürümüş olduğuna inandığı dünyaya kendi adaletini getirmek için çalışmalara başlar. Bir süre sonra olaya nam salmış polis L girer ve Light/Kira ve L arasındaki kapışma başlar.

Konu, olağanüstü güce sahip bir defter, onu kendi yeni dünyasını yaratmak için kullanmaya karar veren (tek kullanabilecek kişinin kendisi olduğuna inanan) zeki bir insan evladı ve karşısında onu yakalamayı kafaya koymuş zeki bir polis gibi klasik olsada kurgusu, atmosferi , müzikleri ve L ile Light ın birbirlerini yakalama arzusu ile gerçekleştirdikleri karşılıklı hamleleri ile izleyeni kazanan bir anime. Atmosferi her ne kadar konusundan kaynaklanacak şekilde karamsar olsa da insanı sürüklemekte zorluk çekmiyor.

Müzik demişken serinin müzikleri Hideki TANIUCHI& Yoshihisa HIRANO tarafından hazırlanmış ve enfes. Bölüm içinde kullanımları oldukça etkileyici. Ayrıca birinci açılış ve kapanış parçası Nightmare' den "The World" ve "Alumnia" , ikinci açılış ve kapanış parçası Maximum The Hormone adlı güzide gruptan "What's up, people?" ve "Zetsubou Billy" . Animeyi izlemeseniz bile müzikleri bir kere dinlemeye çalışın.


İlk bölümde hiç nazlanmadan direk konuya giren seride kanımca en bomba iki bölüm Light ve L in ilk kez birbirlerine meydan okudukları 2. bölüm ve hakkında yorum yapmak istemedim 25. bölümdür.(Confrontation - silence).

İki karakterin birbirlerine meydan okuması ile birlikte olaylar gelişir ve iki zekadan karşılıklı hamleleler gelmeye başlar. Çok aksiyon olmasada diyalogları ile birlikte oldukça sürekleyici devam etmekte. Konunun işlenişi açısında ak yada karadan ziyade gri tonları hakim bu nedenle insana üzerinde düşünebileceği pek çok durum ve fikir sunma potansiyeline sahip. Kim elinde bir güç olsa, adaletin işlemediği sistemiyle çürümüş olduğuna inandığı bir dünyayı değiştirmeyi ve yeni bir dünya yaratmayı istemez ki? İçinde bu cesarete sahip olduğunu düşünen zeki oğlanımız, kendisine sempati duyan insanlar tarafından Kira olarak adlandırılan Light Yagami süratle kendi ütopyasını yaratmak için çalışmalarına başlar. Başlarda azılı suçluları topluca cezalandıran Light bir süre sonra peşindeki polisleri, kendisi olmasada dolaylı olarak, yoluna çıkan kişileri de öldürmeye başlar yinede bunu minimum miktarda tuttuğu görülmekle beraber kendi kurallarının gelmesi beklenecektir.

Böylece olaya dahil olan adı bilinmeyen, kimsenin neye benzediğini bilmediği ancak dünyanın en ünlü polisi olarak tanınan L olaya dahil olur ve kanımca animelerin en sıradışı, en cool ve zeki karakteriyle karşılaşırız. L in o bitmek tükenmek bilmeyen tatlı yiyişi insanı kilo almaya sürüklerken kahve manyağı olmak işten bile değil. Tepkileri, duruşu, haraketleriyle bir tane...ehem neyse...















Light her ne kadar zaman zaman hayatında dayak yememiş tatminsiz velet görünümü oluşturuyor ve şişmiş egosuyla insanın sinirlerini zıplatıyorsa da düşüncesinde özellikle ilk başlarda tamamen haksız olduğunu söylemek pek mümkün olmuyor. Deftere sahip olan Light, defteri kullanarak suçluluları öldürmeye başladıktan sonra, benzer şekilde düşünen insanlar arasında sempati toplamaya başlayınca insanlar bu tanımadıkları bilmedikleri ama adalet dağıttığını düşündükleri kişiye Kira adını verirler. Durum Light'ın da gayet hoşuna gitmektedir. Evet tekrar söylüyorum- kendisine biraz gıcığım - Light her ne kadar dayak yememiş , egosu tavan yapmış bir kimse olarak gözüksede -malesef- yinede tamamen kendisinde nefret etmek mümkün değil. Kendi çapında kendi yeni dünyasını yaratmak ve bu dünyanın tanrısı olma peşinde koşmaktadır fakat bu yine de zaman zaman son derece sinir bozucu olabilme özelliğini değiştirmiyor.( Dayanamayacağım, aklıma geldi şimdi sinirlerim bozuldu yine kaçıncı bölüm olduğunu hatırlamıyorum, o sıralar iyi çocuktu hafızası pek yerinde değildi :P . L ve diğer polisler ile birlikte çalışırken "evet, güçlerimizi birleştirelim hep beraber çözelim bu olayı gibisinden son derece iğrenç ses tonu ve üzerinden iyilik akan bir duruş sergileyerek bir konuşma yapmıştı, gözlerim kararmıştı o sırada)


Bu esnada L' in de kendine has adalet anlayışı ile birlikte Kira' yı yakalama arzusu, durumlar karşısındaki tepkileri, kendi anlayışı çerçevesindeki uygulamaları olaya tat ve açılım getirmektedir.







Her ne kadar L' e hayran olsamda bence animenin en şen şakrak en matrak varlığı shinigami Ryuk udur. Zaten her şey onun sıkılması ve ölüm defterini dünyaya düşürmesi ile başlar. Onun elma krizleri ve muhteşem yorumları seriyi eğlenceli hale getirirken kendisinin giyim kuşamı ve tarzı yüksek not almıştır (kimden ? benden) .Ryuku nun doğru söylediği bir şey de zaman zaman durumlar ve olaylar karşısında belirttiği "İnsanlar ne kadar ilginç " sözüdür. (çözmüş olayı işte)




********Yazının devamı spoiler içermektedir, söylemedi demeyin.


Derken karşımıza Amane Misa çıkıyor serinin en sinir bozucu karakteri olarak. Bir patırdı bir gürültü, bir lightçılık kiracılık. Tamam güzel hoş kız ama biraz zeka!! Kendisinin Light' a olan aşkı L in de belirttiği gibi inanılmaz. Ne söylerse yapıyor. Ayrıca üzerinde nasıl bir büyü vardır ki kendisi nedeniyle iki shinigami ve onlarca insan harcanıyor? Takada' dan daha sinir bozucu olmakla birlikte Takada da ayrı bir konu. O kendini beğenmişlik, hemen Light ile işbirliği.... Böylece Light' ın kadınlar arasındaki popüleritesi de gözümüze sokulmuş oluyor. Neyse Misa en azından daha şanslıymış ki Takada gibi ölmeyip hayatta kaldı.

REM serinin dişi shinigamisi, her ne kadar kendisini karizmatik bulsam ve Misa ile arasındaki ilişki izleyiciye bırakılmış olsada Light' ın kıskacında kalarak L' in adını deftere yazmasından dolayı kendini affedemeyeceğim .

Böylece insanlar tarafından Kira olarak adlandırılan Light ve L in karşılıklı manevralarıyla beraber 25. bölüme kadar kurgu gayet hoş ilerliyor. Ancaak 25. bölümde L aramızdan ayrıldıktan sonra çizgi gayet düşmekte ama birkaç söz söylemeden geçmeyelim ve püskürelim; Ey L ile birlikte çalışan polisler, nasıl hemen kabullendiniz ölümünü de Light' ı L' in yerine geçirdiniz. O zamana kadar her sıkıştığınızda aman L kurtar bizi dedinizde hemen nasıl unuttunuz L i. Burada Aizawa ya parantez açalım, gruptan atılırken L' e bir sürü laf söyleyip yöntemlerini beğenmediğinden bahssetti falan sonra Light tan şüphelenip ilk evrim geçiren oldu aralarında. Ve Light , L ölürken güldün ya sana daha lafım yok.






L' in ölümüyle çizgi düştü derken gayet subjektif yaklaşıyor olabilirim zira 25. bölüm bittikten sonra bir süre seriye devam edemeyip yas tutmuş bir insanım niyeyse. L in ölümü içime dert olmadı değil. Light ile arasındaki ilişki , olaylara bakış açısı, 25 . bölümün akışı, bölüm içinde ki sessizlik ve daha pek çok şey beni etkilemiş olabilir.

L' in ölümünden sonra ortaya çıkan Mello ve Near oldukça vasat- zaten çizginin düşmesinin bence önemli nedenlerinden biri bu. L' in ölümüyle, en azından bir süre, Kira tek kalıyor-. Velhasıl Mello zaten ölüp gidiyor, sonuçta Kira' yı yakalayan Near olarak görünüyor ve bu durum içime sinmiyor. Neyse bir yerlerde Near dedi iyi ki " tek başı na ne ben ne Mello bir L eder ama beraber onun gibi olabiliriz, onu geçebiliriz" diye. Son iki kelimeyi söylemeseydi daha iyi olurdu.

Seri son bölümde Kira' nın yakayı ele vermesi ve Ryuk tarafından deftere adının yazılıp işinin bitmesiyle son buluyor. Fakkat eh be Light son anda o karizma o kadar çizdirilir mi? Bu zamana kadar bu kadar temkinli dikkatli davrandın da burada "ben kazandım" demek için biraz daha bekleyemedin mi? Etrafındakileri bu kadar hafife almasaydın ne olur ne olmaz. Bir kaçmalar çıldırmalar yakışmadı efendi gibi ölseydin. Gerçi bu bölümde Near ile Mello için "ikiniz bir L etmezsiniz" demen, ölürken L' i düşünmen gözümden kaçmadı sempati puanı topladı ama senin sonunda her insanın sonu gibi oldu. Ryuku başta dediği gibi adını deftere yazdı.

Bir lafımda Kira' yı Kami olarak adlandıran Mikami' ye . Arkadaşım nedir bu kamicilik falan. Adalet anlayışın güçlü dedik baştan da sonra kendi başına işler yaptın yakalattın kendini de Light' ı da . Sonra bundan sonra insanlar tembellikte cezalandırılacak falan. İnsanın eline güç geçmeye görsün işte...


Böylece , bir shinigaminin sıkılması nedeniyle dünyaya düşürülen defter, Ryuk un deyimiyle iyi vakit geçirip ilginç olaylar yaşadıktan sonra olaya karışan pek çok insanın ölümünün ardından son bulur.

- Bu kadar yüzeysel yaklaşılabilirdi , kendimi çok takdir ettim -

Sonuç: izleyin , görün, kendi fikirlerinizi oluşturun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...