duelist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duelist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2013 Cumartesi

The Divine Weapon: Singijeon



2008 yapımı G. Kore filmi olmakta kendisi ve yönetmeni Kim Yu-Jin. Kadroda yer alan bazı isimler şu şekilde;

Seol- Ju: Jung Jae-Young (örnek: going by the book)

Hong Ri: Han Eun Jung

King Sejong: Ahn Sung-Ki  (örnek: battle of wits ya da duelist)

In-ha: In Gyo-Jin

Hani insanın hep izleyeceğim izleyeceğim diyerek ötelediği filmler vardır ya bu da onlardan bir tanesi benim için. Bu yazının yazıldığı günden haftalar önce izleyip bitirdim filmi.

Joseon' un, Ming egemenliği altında olduğu ama bir yandan da özgürlüğü için alttan alta çalıştığı dönemlerde eğlenceli bir tacir olan Seol-Ju' nun yanına Hon-Ri gelmek zorunda kalır.



Bir süre sonra kutsal silahı ki Ming' e karşı Joseon' un egemenliğini sağlamasına sebep olacaktır geliştirmeye başlarlar.

Tabii silah geliştirmek öyle kolay değil, yaralanması var, kazaya uğraması var...  Üstelik gizli silah, Ming casuslarının eline geçmemeli çizimler.

Konudan da anlaşılabileceği üzere romantizm süslü, tarihi aksiyon filmi.



Güzel aksiyon sahneleri, özellikle Jung Jae Young' dan iyi performans, derli toplu güzel bir film.

Benzer dönemi ele alan bir kısım dizilere aşinaysanız ( misal;  Jumong, Chuno vs..) daha da hoş gelecektir gözünüze.

****** spoiler sayılabilir ama sayılmayabilir de bilemedim****

ohahaha adamlar roket yaptılar yahu hohohoho diye gülüyordum bir ara sonra roketi geçtim uzun menzilli rokete döndüler yine güldüm. Ben güldükten sonra filmin sonunda not düşüyorlar;  ilk roket 15. yy da Joseon Döneminde icat edilmiştir, Avrupa da ise yaklaşık 300 yıl sonra diye. Sustum :) Ne bunu ne de havai fişek konusunu araştırmadım.

*******spoiler sayılabilir ama sayılmayabilir de bilemedim***

Bu arada film pek çok ödül almış ulusal ve uluslararası arenada.

Bana kalırsa çok efsanevi değil ama kötü de değil. Güzel vakit geçirmek ve hem tarihi hem de aksiyon filmi izlemek isteyenlere tavsiyemdir.

7 Eylül 2011 Çarşamba

PYSCHIC: Diğer adıyla HAUNTERS, CHONEUNG RYUKJA




Şu Pyschic kelimesini yazmayı hiç beceremem hatta buraya bile yanlış yazmış olabilirim ama kontrol etmeye üşeniyorum. Neyse...

Bilinen diğer adı Haunters olan bu film 2010 yapımı Kim Min Suk filmi. Olaylar genel anlamııyla iki eleman arasında dönüyor. Bunlardan biri Go Soo diğeri ise Kang Dong Won.

Günlerden bir gün bir pazar gecesi oturmuş bir yandan pazartesi sendromu öncesi sendromu yaşayıp bir yandan da uyumazsam belki yarın olmaz düşünceleri içinde kıvranırken denk geldim bu filme. Hadi bir göz atayım tavrı aslında istemem yan cebime koy tavrını gizliyordu çünkü Kang Dong Won' un adını görmüştüm. Tabi bu filmin bir ara çok konuşulan "amanda Türk oynuyor filmde" filmi olduğunu anlamam Ali' nin kendini "ben Türk' üm" diye tanıtmasına kadar sürdü.

Elemanımız Go Soo bir atölyede işçi olarak çalışan, biri Türk diğeri - yanlış hatırlamıyorsam - Ganalı olan iki kankasıyla takılıp kendi halinde yuvarlanıp giderken doğum günüde geçirdiği ufak! bir kazayla hayatı azıcık tepe taklak olur çünkü işten atılır.Azmedip iyileşip tekrardan ufak bir dükkanda iş bulur. Her şey düzeliyor derken özel gücü görebildiği insanları gözleriyle yönlendirebilmek olan Kang Dong Won ile bu dükkanda feleğin ikisine de bir sillesi olarak karşılaşır ve gelişen olaylar nedeniyle ikisi arasında kovalamaca başlar. Go Soo takıntılı bir şekilde takibinden vazgeçmez Kang Dong Won da "niye benim gücüm buna işlemiyor?" hezeyanları içinde kıvranırken aynı zamanda aleyhine işleyen süreci durdurmanın tek yolunun Go Soo' yu yok etmek olduğunun bilincinde olarak geri adım atmadan meydan okur. Film böyle devam ediyor sonuna kadar işte...

Bu arada bu gereksiz paragrafta belirtmek istediğim bir durum var ki "göz" denilince aklıma gelen ilk isim muhtemelen Duelist' in (Hyeongsa) etkisiyle her zaman Kang Dong Won oluyor. Yine göz odaklılık ve burada da kendisi Cho-in.

Filme geri dönersek özellikle ilk sahneleri ve dükkanda karşılaştıkları sahneleri başarılı buldum. Film için oldukça umut vericiydi. İyi bir gerilim atmosferi yaratmayı başarmış olduklarını düşünmeme rağmen içimden bir ses "acaba pazar gecesi geriliminin dışa vurumu olmasın?" diye soruyor bana şu anda ama o sese kafa göz daldım.

Neyse genel anlamda değinmek gerekirse konu ve malzeme güzel ancak işleniş ve kurgu basit ve yüzeysel kalmış görünüyor. Kötü değil ancak eldeki fikir ve kadroyla çok daha başarılı bir anlatım sonucu daha doyurucu bir çalışma ortaya çıkabilirmiş gibime geliyor.

Senaryonun içindeki öğelerin dengesi biraz bozuk olduğu için ortaya da pek istikrarlı bir şey çıkmamış. Özellikle insanı ohannes denilen bir sonla baş başa bırakıyor ancak Go Soo' nun oyunculuğu ve senaryonun içinde barındırdığı etkenlere bağlı olarak çokta can sıkmıyor. Bir de "Uzun ince bir yoldayım" olayı var.

Go Soo' nun oyunculuk tarzı zaten belli. Burada karakteri daha fazla ön plana çıkarılmış, iyi sürüklemiş. Kang Dong Won bana kalırsa iyi ve akıllı bir oyuncu. Performansı, senaryonun derin olmamasına, kurgunun tek düzeliğine ve genel anlamda filmin yüzeyselliğine rağmen başarılı hatta pek arka planı yansıtılmayan karakterine oyunculuk anlamında eklediği artılarla bu dengesiz denklemi olumlu yönde etkilemiş. Bir de işini oldukça ciddiye alıyor bu eleman.

Kötü film değil, çok iyi bir film de değil. Zaman zaman yok artık diyebilirsiniz ama filmin atmosferine verin, dert etmeyin. Kang Dong Won ve Go Soo' nun hatrına izlenir.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Hyeongsa: Duelist...






Eski bir film sayılabilir aslında yıl olmuş 2010, filmin tarihi ise 2005. Zaman akıp gidiyor. Geçenlerde "sad eyes theme" i videoliste eklerken tekrar aklıma geldi bu film. Tabii tüm filmleri yazmaya eklemeye kalksak altından kalkılmaz ama bunun için torpilli davranabilirim sanırım çünkü uzuuun zaman önce - muhtemelen yine buhranlı günlerden bir tanesinde- çok tesadüfi olarak elime geçen bu filmi ilk izlediğimde oldukça etkilendiğimi hatırlıyorum. Hikayesinden, görüntülerinden, müziklerinden, estetiğinden. Bir çok defa izlediğim filmlerdendir kendisi. (bazı seferleri yeni film bulmaya üşendiğim için de izlediğimi itiraf edebilirim). Diğer izleyişlerimde de, yanımdakilere zorla izletirken mesela, yine de etkileyiciliğinden pek bir şey yitirmedi. Kurbanlarımın da - her ne kadar öfleyip püfleselerde - etkilendiklerini biliyorum çünkü tersi olsaydı şu anda bunları yazamıyor olurdum.

Yönetmeni Lee Myung-se olan 2005 Güney Kore yapımı olan film Türkçe ye ne alakaysa Kanlı Hançer olarak çevrilmiş.Film genel havası itibariyle kimine göre bir masal, kimine göre kurgusal bir döngü. Nasıl düşünmek istendiğine kalmış ağırlıklı olarak belki de.Dedektif Ahn (Ahn Sung-ki) ve ortağı - aynı zamanda kızı gibi yetiştirdiği - erkek fatma Namsoon (Ha Ji-won), bir kalpazan çetesi ve arkasındakilerin peşinde iken olayların gelişmesi sonucu bir kılıç ustası olan Sad Eyes ya da duelist diyelim ( Kang Dong-won ) ile karşılaşırlar. Bu da onları Sad Eyes a oğlu gibi davranan bakan Song a kadar götürür. Sonuç olarak Namsoon ve Sad Eyes' ın aşk hikayesi başlamış olur

Karmaşık bir özet oldu gerçi ama zaten değinmek istediğim nokta ne filmin konusu ne de oyunculuklar. Çoğu kişi çok sıradan bulacaktır belki de konusunu... sabun köpüğü gibi tanımlamalar da yapılacaktır belki ama bu filmi etkileyici kılan konusu vs.. değil, kesinlikle filmin anlatım dili ve estetiği. o yüzden aslında kısaca değinmek istediğim nokta bu.

Güzel espriler barındıran filmde, komedi öğeleri daha çok karakterlere yüklenmiş olsa da ara ara kurgunun içine de güzelce serpiştirilmiş. Çok fazla diyalog yok buna rağmen öyküden de kaynaklanabilecek şekilde herşey açık, anlatım için sözlerden çok koreografiler, renkler, fonlar, duruşlar, zıtlıklar kullanılmış. Filmde göze çarpan en önemli özelliklik zıtlıklar. Karakterlerde, renklerde, kurgu da. Renk kullanımları hem anlatım hem çarpıcılık açısından dikkate değer.Filmin müzikleri de tüm bu öğeleri ayakta tutacak kadar güzel ve etkileyici.








Filmdeki estetiği arttıran koreografiler ise enfes. Namsoon ve Sad eyes (ya da duelist) arasındaki ilişki tamamen koreografilere yüklenmiş. Bu konuda çok fazla söze gerek yok.Kılıç dansı sahnesi ayrıca ilgiyi hak ediyor. Mükemmel ya da kusursuz değil ama insanı ekrana kilitleyecek kadar harika. Final sahnesi için söyleyebileceğim tek şey; bir aşk bir şekilde bu kadar güzel, ince ve dokunaklı olarak ifade edilebilirdi sanırım.






Sonuç olarak; ajitasyon yok, dramın dibine vurmak yok, kıvamında bırakılmış bir anlatım...Kısaca film türünün tek örneği değil belki ancak meraklıları için iyilerinden ve izlenmesi gerekenlerden bir tanesi. Eğer vakti olan varsa bu filme bir göz atsın derim.



Not:çok video koydum biliyorum ama dayanamadım...

http://www.youtube.com/watch?v=TS7P0Gg1pbM&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=PTnpoJ_nerI

http://www.youtube.com/watch?v=BLTpt2tJiAc

http://www.youtube.com/watch?v=G7xFybMrPCI&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=_1VvwqY6Htg&feature=related

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...