visual kei etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
visual kei etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2016 Pazar

JROCK Favori 15: İlk Üç Ay (III)




İkinci bölümün ardından, Ocak -Şubat - Mart aylarında yayınlanmış single ve albümlerde yer alan parçalar içerisinde en sevdiğim 15 parçayı sıraladığım listenin üçüncü ve son bölümüne hemen geçiyorum. Son ve final bölümü olması nedeniyle ilk beşim için 5. sıradan başlıyorum.



5 - Flumpool - Yoru wa Nemureru kai




2007 çıkışlı olan Flumpool oldukça popüler bir grup."Yoru wa nemureru kai" Şubat ayında single olarak yayınlandı. Parça grubun Mart tarihli albümü EGG' de de yer alıyor. 2016 animelerinden Ajin' in açılış parçası.



4  - Vistlip - Contrast





2007 çıkışlı Vistlip sevdiğim gruplardan bir tanesi. "Contrast" grubun Şubat tarihli aynı isimli single' ında yer alıyor. Bu single' ın ardından bir de mini albüm geldi, ilgilenenlere duyurulur.



3 - Far East Dizain - Inhale





Far East Dizain her ne kadar 2015 çıkışlı bir grup olsa da üyeleri aslında bir o kadar tanıdık. Her şeyden önce grupta Leda var. Galneryus ve DELUHI' nin gitaristi Leda' nın yeni grubu Far East Dizain. Grupta yine DELUHI' den tanıdığımız Sujik de yer alıyor. Bas, TweİT' ten Ryu, vokal ise CodeRebirth' den Keita. Far East Dizain' ın çalışmalarını merakla bekliyordum, hayal kırıklığına uğramadım. Mayıs ayında grubun yeni bir single' ı daha yayınlandı bu arada.



2 - WHITE ASH - Ledger





WHITE ASH, 2010 çıkışlı bir rock grubu. Bu grubu beğenerek takip ediyorum. Ledger aslen 2015 tarihli Insight/Ledger adlı single' da yer alıyor. Mart tarihli SPADE 3 adlı albümde de yer aldığı için atlamadan geçemedim çünkü bu parçayı seviyorum.


1 -  GLAY - Sora ga Aozara de Aru Tame Ni





İlk sırayı Glay' in alması benim için sürpriz değil. Parça Glay' in son single' ı G4 IV' de yer alıyor.

Gelelim bu yazının bonus parçasına.

LOCAL CONNECT - Gold




Böylece 15 parçalık liste tamamlanmış oldu. Bakalım ileride belki tekrar...




10 Nisan 2016 Pazar

JROCK Favori 15: İlk Üç Ay (II)





İlk bölümün ardından kendi favorilerimi sıralamaya devam ediyorum. Gerçi sanki ilk 3 ay çok iyi değildi  JRock açısından, en azından bana öyle geldi diyeyim. Neyse...


10 -  D=OUT - SM



D=OUT, 2007 çıkışlı bir visual kei grubu. İyidir, hoştur. SM, grubun Ocak'ta yayınlanan albümü Shingitai' da yer alıyor.



9 - DADAROMA - Lucid Dream





DADAROMA, yeni sayılabilecek bir visual kei grubu. Bu parça Ocak tarihli albümlerinde yer alıyor.

Dadaroma ile ilk karşılaştığımda, "hahaha dadaizm ile bir alakaları var mı acaba? " diye düşünmüş ama  üzerinde pek durmamıştım. Zira, 1. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan Dadaizmi bir sanat ve edebiyat akımı olarak eğlenceli bulurum. Bana çekici gelir. İçindeki başkaldırı, genişlik, ardına gizlediği pesimistlik ve yıkıcılık sanırım onu çekici yapan. Dadaist manifestoyu ilk okuduğumda yaşadığım duyguları az biraz hatırlıyorum. Neyse eğer merakınız varsa bu akımı gözden kaçırmayıp biraz inceleyin derim. Dadaroma'ya dönersek, yine inceleyip bakmadım ama bu parçanın yer aldığı albümün adı dadaism olduğuna göre sanki biraz ilişkileri, esinlenmişlikleri var.


8 - AKIHIDE - Matsuyuki Sou




BREAKERZ' den Akihide' nin son çalışmasından.


7 - Pulse Factory - Sekai ga Kimi wo Wasuretemo




Pulse Factory de yeni bir grup sayılır ama bir ışık görüyorum çocuklarda :P Şubat ayında yayınladıkları single'ları The Future' da yer alıyor parça.



6 - Anfiel - Lava 



Anfiel, 2014 çıkışlı bir visual kei grubu. Yeni olmalarına rağmen, diğerlerinden biraz sıyrılmayı başarabildiler bence. Çocuklarda bir umut görüyorum.


Bu listenin ikinci bölümünü burada tamamlarken, bonus parçasına kulaklarımı çeviriyorum. Bu yazı için seçtiğim bonus B'z ' in vokali Koshi Inaba' nın son single'ından Hane. Buyrunuz;

1 Nisan 2016 Cuma

JROCK Favori 15: İlk Üç Ay (I)




Neden böyle işlerle uğraşıyorum, anlamak benim için bile güç gerçekten ama (olur böyle şeyler diyerek kendimi teselli ediyorum)  ilk üç ay için JRock içerisinde yer alan en sevdiğim 15 parçayı listeledim. Doğal olarak kendi dinlediklerim ile sınırlı bu liste daha öncekilerde olduğu gibi, buraya eklenecek olması sebebi ile, videosu olan parçaları içeriyor.

O zaman sondan başlıyorum;


15 - THE ORAL CIGARETTES - Kyouran Hey Kids!!






Aynı zamanda Noragami Aragato' nun açılışı olan parça single olarak Kasım'da yayınlanmıştı. THE ORAL CIGARETTES' in Ocak tarihli albümünde de yer aldığı için bu listeye dahil oldu. Ve evet, Noragami Aragato'yu sevdim. (Her ne kadar ilk sezonun daha iyi olduğunu düşünsem de...)


14 - Pentagon - Shounen Waltz



Pentagon bir visual kei grubu. Shounen Waltz, grubun Ocak tarihli albümünde yer alıyor.


13 - BURNOUT SYNDROMES - Fly High!!





Burnout Syndromes, 2005 çıkışlı bir grup. Fly High!!, Haikyuu' nun 2. sezonunun açılış parçası. Güzel parça ve evet Haikyuu candır.


12 - R- Shitei - Hachijuuhachi Kasho Junrei





R- Shitei, 2007 çıkışlı bir visual kei grubu. Bu parça Mart ayında çıkan aynı isimli single'dan. Eğleniyorum.


11 - Matenrou Opera - Pandora




Grubun son albümü Chikyu' da yer alıyor Pandora. Matenrou Opera iyidir, güzeldir.




Bu bölümün bonus parçası Galneryus' dan gelecek. Raise My Sword




Galneryus  son albümü Under The Flag Of Courage' ı Aralık' ta yayınladı. Parça bu albümde yer alıyor. Albüm güzel bir albüm, uzun zamandır bir albümü dinlerken bu kadar heyecanlanmamıştım. Galneryus' un bir önceki albümü VETELGYUS, güzel bir albümdü. Bu albümde yer alan iki parçayı özellikle çok beğenmiştim. Bunlardan ilki enstrümental bir parça olan The Voyage idi, diğeri ise Attitude to Life. Attitude to Life aynı zamanda  Donten ni Warau' nun kapanış parçası olarak kullanıldı. Daha sonra aynı isimli single olarak yayınlandı.


Under The Flag Of Courage' ı bütün bir albüm olarak beğendim. Albümün girişi ayrıca heyecan verici. Bu öznel bir durum da olabilir zira albümü ilk dinlediğim seferlerde  nostaljilere sürüklendim. Ne bileyim, sabahları okula gitmek için otobüse koştururken Stratovarius'un High and Low' undan  motivasyon aldığım ve  mutlu olduğum günler, Shadow Gallery' nin Tyranny' si ile aşk yaşadığım dönemler, Queensryche' in Operation Mindcrime' nı her boşlukta kulağıma soktuğum zamanlar ve daha nicesi  aklıma geldi birdenbire... Öyle işte, türün meraklıları bu albüme bir göz atmak isteyebilir bence.

7 Ocak 2015 Çarşamba

Karlı Şarkılar... (Part I)






Madem son iki üç gündür kara odaklı yaşıyoruz o zaman bu akşamın yazı konusu olarak karlı parçaları seçiyorum ve sizleri aşağıdaki üç parça ( aslında dört ) ile baş başa bırakıyorum...

1- Öncelikle Güney Kore' ye uzanıyor ve sözü Seo Taiji' ye bırakıyorum.

Seo Taiji - 아침의 눈 (Morning Snow)




2 - Çin' e dönerek Jay Chou' ya bağlanıyorum.

Çin dedim ama biliyorsunuz Jay Chou Tayvan asıllı, Asya' da çok popüler bir isim.

Jay Chou -  发如雪 - Hair Like Snow




3- Japonya' ya dönerek sözü An Cafe' ye bıraktım...

An Cafe - Snow Scene



Bir yazıyı daha burada sonlandırırken, hepinize bol karlı günler dileyerek bu da bonus diyorum.

Yine Çin' den geliyor... Parçanın adı 雪诉离歌 ( snow telling the departure song) Parça Çin yapımı bir RPG oyunu için yapılmış. Orijinali kimin bilmiyorum. Pek çok versiyonu bulunuyor. Bunu Fairy2 yani Ling Zhixuan ve Meng Lan seslendiriyor.




10 Kasım 2013 Pazar

Tawannanna 6. Yaşına Girer...


İki gün önce yani ayın sekizinde bu blog 6. yaşına girdi.

Tabii içerik dolayısıyla uzakdoğu'da ki kutlamalar nedeniyle yazıyı biraz gecikmeli yazıyorum.

Anime, dizi, film, k-pop , j-rock, v.kei alemiyle bir kutlamalar bir kutlamalar sormayın. Yoğundu yani biraz...

Şaka maka 6 olmuş...İlginç.

Her neyse, şimdiye kadar varsa okuyan, takip edenlere teşekkürler.

Öyleyse önce Japonya' dan temsilci olarak B'z' ye yer vereyim.

B'z - Arigatou



Ardından Kore taraflarından Beast gelsin...

Junhyung & Yoseob - Thanks to



Ve son olarak SHE& Fahreneit - Xie Xie Ni De Wen Rou


24 Ocak 2013 Perşembe

ŞİMDİ ÇEKİLİŞ ZAMANI: Çok Heyecanlıyım İlk Çekilişim :P




Evet...   taşınmadır, bağlantı sorunudur, bir takım koşturmacalardır, bu,şu o, bizler, sizler,onlar derken bu ortam hafiften savsaklandı yine ama neyse hemen sürpriz bir hamleyle toparlıyorum :)

Bu süre içinde güzel olaylar da olmadı değil. Bunlardan birini burada paylaşmak istedim gerçi konuyla ilgili ağzımdan ilk kelimeler çıktığından beri bunu burada paylaşacağım kesindi :) -yine harika bir cümle kurdum, kimse anlamamıştır muhtemelen :) -

Arkadaşım kendini ticarete verdi dostlar, ilk dönemlerinde  kendisine ufakta olsa bu işler nasıl olur biter biraz yardımcı olduğumdan dile benden ne dilersen demişti. Ben de yüzsüzce kendime işime gelen ürünlerde promosyon istedim hahaha ama inanın  ki mp3 bunlar arasında yoktu.

Ben bir müzik manyağı olduğum için arkadaş sağolsun bunu da bana hediye etti. İster misin diye sorduğunda burayı düşünerek evet dedim çünkü etrafta benim gibi müzik delilerinin olduğunu tahmin ediyordum. Kendimin birden fazla cihazı olduğu için bunu da birileriyle paylaşmaya karar verdim...
Bu şeker gibi, minik ama kullanışlı aletin fotoğrafları aşağıdaki şekilde.










Özellikleri:

Yeni ürün... Ben de hiç kullanmadım, aldığım şekilde şanslı kişiye gitmesi için köşeye koydum, orada bekliyor.

8 gb mış. Rengi fotoğrafta görüldüğü gibi mavi

1 adet usb kablosu

1 adet kulaklık

Özel şekil bir kutusu yok ne yazık ki...

ama çok sevimli değil mi, şeker gibi, insanın sevesi geliyor :)

Ara sıra kendimi bunlarla dolu bir havuzda yüzerken görmedim değil, çok çekici renkleri var. Küçük olması da başka bir avantaj.

Neyse efendim, işte bu mp3 playerın sizin olmasını isterseniz buyrun çekilişime... Şaka maka ilk kez çekiliş yapacağım :))


O zaman kurallar diyerek olayı netleştirelim... ahaha kuralmış :)

1- Blog ilginizi çekmiyorsa takipçi olmak zorunda değilsiniz.

2- Twitter da izlemek zorunda değilsiniz. Ziraz biraz sıkıcı bir insan olabilirm :)

3- Facebook sayfamı beğenmek zorunda da değilsiniz.

4- Takipçi konusunda tek bir notum ve şartım var. Bugüne kadar yani 24.01.13 e kadar bu bloğun takipçisi olmuş olanlar çekilişe katılmak isterlerse ve soruları yanıtlarlarsa adlarını iki kere baloncuğa atacağım. Herkesin bilgisi olsun.

5- Etrafınızda bu tarz birşeye sahip olmak isteyen varsa onları da haberdar ederseniz sevinirim belki onlar da sevinir.

6- Arkadaşın linki bu

 bir tıklayıp ona biraz destek verirseniz çok mutlu olacaktır. Soru ve isteklerinizle onu bunaltabilirsiniz.

7- Çekilişe katılım için iki şartım var.

Birincisi;

Herkesin birazcık vakit ayırarak aşağıdaki soruları yanıtlaması... hem biraz paylaşım olsun :)) soruları eksiksiz olarak -opsiyoneller hariç - bu postun altındaki yorumlar kısmında yanıtlarsanız isminiz çekilişe eklenir. İşler bu noktada katılaşıyor :)

SORULAR:

- 2012 nin sizin için en iyi albümü hangisi? Neden? - en az üç cümle yazmak zorunlu -

- 2012 yılında okuduğunuz kitaplar içerisinde (basım/yayın yılı 2012 değil sadece sizin 2012 içerisinde okuduğunuz olmalı) sizi en çok etkileyeni hangisi? Neden? - en az beş cümle -

-uzakdoğu  ilginizi çekiyor mu? çekiyorsa neden, çekmiyorsa neden? - en az üç cümle-

-En sevdiğiniz renk?

- şimdiye kadar izlediğiniz animeler içinde en beğendiğiniz/sizi en çok etkileyen anime hangisi? Neden? - en az üç cümle - (bu soru opsiyonel, isteyen doldursun)

- En sevdiğiniz anime karakteri? (en zor sorulardan biri :)) ) -opsiyonel-

- uzakdoğu filmleri içerisinde en beğendiğiniz film hangisi? neden? -en az iki cümle- (sınırlı ülkeler: çin, hong kong, japonya, kore, tayvan)

- müzik alanında uzakdoğulu gruplar/şarkıcılar arasında favoriniz? neden - en az iki cümle - (sınırlı ülkeler çin, hong kong, japonya, kore, tayvan) (bu soru opsiyonel. dinlemiş /dinliyor olanlar doldursun)

-şimdiye kadar en beğendiğiniz uzakdoğu dizisi hangisi? (sınırlı ülkeler çin, hong kong, japonya, kore, tayvan) (bu soru opsiyonel. izlemiş/izliyor/ilgi duyuyor olanlar doldursun)

Bu opsiyonel sorularda kimsenin kolaya kaçmayacağına inanıyorum. amaç burada paylaşım. yazalım,paylaşalım...

İkincisi;

Adsız yorumları kabul etmeyeceğim. katılmak isteyen herkesin yanıtlarının altına twitter ya da varsa blog adresini eklemesi zorunlu. her gün isminiz eklenmiştir diyerek bilgi vereceğim, dilerseniz bundan sonra iletişim adresinizi silebilirsiniz.

Eveeeeettt, şartlarımız bu kadar... Son katılım tarihi 15 Şubat 2013.

Bu süre içinde içinizden gelirse etrafınızdakileri haberdar etmeyi unutmayın.

Arkadaşın linkine göz atın, sevindirin :)) Buyrun link

Herkese bol şans....


Madem mp3 müzik dinlemek için bunu hemen bir müzik seçkisiyle sonlandırayım.

Çeşitli kategorilerden keyiflenmek için gelsin.

Öncelikle Kore'ye yöneleyim ve k-pop' un en kalabalık iki grubuna el atayım.



İlk parça Super Junior' dan gelsin... benim için Suju klasiklerinden biri "sorry,sorry"







İkinci parça yine K-Poplardan SNSD den;




Hazır Kore semalarında dolaşıyorken kore dizilerine (k-drama) lara değinmemek, onlardan bir iki parçayı bu listeye dahil etmemek olmaz.




Öyleyse öncelikle Jumong dan gelsin. Jumong Ost' un da yer alan favorilerimde bir tanesi...sesangi  nareul ora Hane








İkinci bir kore dizisi parçasına yer verelim. O da Boys over Flowers dan gelsin. K-pop un en sevimli gruplarından bir tanesi SS501 Because I' m a stupid. (SS501' in bu canlı performans çok hoşuma gitti :) )



Rotayı Japonya' ya çeviyorum. Blogun ana içeriklerinden bir tanesi olan animelere değinmeden olmaz. 2012 yılında izlediğim bana göre en sağlam animelerden bir tanesi olan Mobile Suit Gundam 00' ın ilk sezon açılış parçası, artık J-rock dinliyorum diyen hemen hemen herkesin bildiği L'arc En Ciel den gelsin.


L'arc En Ciel/ Daybreak's Bell


Visual kei/Jrock sahnesinin en poüpler gruplarından bir tanesi olan The Gazette yi de anayım. 




Japon dizilerinden (dorama) söz etmemek ayıp olur. Öyleyse Majo Saiban da da kullanılan Fukuyama Masahuru' nun Kenshin i ile kulaklar şenlensin...




Uzakdoğu semalarında dolaşırken ve Hong Kong cephesine dönersek Çin/Hong Kong filmleri statüsünde 7 den 70 e herkesin sevgilisi Jackie Chan söylesin. Little big soldier isimli Çin filminden...





Not1: kargo ücreti bana ait
Not2: fotoğraflar her zamanki gibi kötü ama idare edin işte, kapasite bu kadar :))

1 Ekim 2012 Pazartesi

A (ACE) : (エース)



Son zamanlarda J Rock/ Visual Kei alanında çıkan yeni gruplardan en tuttuğum grup budur. 2010 yılında ortaya çıkan grup başarılı parçalara imza attılar en azından bana göre.

Daha önce bahsettiğim Zankoku na Tenshi No Teeze performanları burada..

Night of the Knights ; bu sene yayınlanan Tales for the Abyss albümünden



Black Butterfly (aynı isimli singledan)



Şu anda üç kişi resmi olarak grup içinde anılmakta;

Vokal: Nimo
Keman : Rookie Fiddler
Bass: Toshi

Şu anda gruba ara vermiş gözüken gitaristleri de Mucho Gracias (bu isme gülmekten alıkoyamıyorum kendimi)

Abyss(Piano version)



Yeni sayılabilecek bir grup olmasına rağmen Avrupa da boy göstermeye başladılar çoktan.

Yoake no Anthem... (Tales of the abyss den)




Topu topu iki albümleri var, birbirinden hoş parçalar barındırmakta ama benim için şu bir numaradır; Haiiro no tenshi (灰色の天使)


3 Haziran 2012 Pazar

HAMAMBÖCEĞİ: Bir Masal...



Sıcak havaların gelmesiyle birlikte insanoğlu arasında reytingleri artıyor bunların ne yazık ki. En son çıyan denilen lanet yaratıkla karşılaşmamdan sonra böcek alemine bakışım değişti, artık hamamböceğine bile sevgiyle ve olgunlukla yaklaşırım demiş olsam bile "Öyle kolay değil bu işler" diyen içimdeki kimliğini bilmediğim sese ufaktan hak vermekteyim. Henüz bu sene geleneksel Tawannanna vs hamamböceği açılış resepsiyonunu yapmamış olmamızdan mütevellit nasıl bir davranış tarzı göstereceğimden, zihinsel ve fiziksel irademin nasıl işleyeceğinden emin değilim ama bir yandan da boş zamanlarımda kendimi alıştırmak adına düşünüyorum çünkü bu sessiz tehlikenin beni de bulacağından eminim; aynı ekosistemde yaşıyorsak onların da bu doğa içinde bir işlevi, varlıklarının bir sebebi vardır diyorum kendimi alıştırmak için ve her seferinde konuya böyle felsefi yaklaşırken bu türün asil bir temsilcisiyle aramızda yaşanan savaş gözlerimin önünde canlanıyor.

(The Gazette // Cockroach)






Yok, bir gün derste kapalı camdan sınıfa adım adım sızışını saniye saniye izlediğim, hiç biri aynı dili konuşamayan öğrencilerin bir anda ortak bir evrensel  dili yakalamışçasına iletişime geçtiği ve saflarını terk ettiği,  akabinde içeri saldığı korkunun ve düşman sahasına başarılı şekilde sızmasının verdiği zafer sarhoşluğunu yaşayan bu canlının bu sevinci içerisinde gardını düşürüp ona acımasızca ayağından çıkardığı ayakkabısıyla dalan Çinli öğretmen tarafından alt edilişinin öyküsü değil, bu başka bir hikaye...


Bu asil hamamböceğiyle karşılaşmam  yıllar önce kendi evimde ve kendi odamda oldu. Odada yankılanan çıtır çıtır seslerini duymamla vücudumda adrenalin yükselmişti,  biliyordum ki bir mücadele kapıdaydı. Zaten şu sesi ne zaman duysam aklıma ortaokuldayken psikopat bir arkadaşımla okulu kırıp gittiğim o saçma film gelir. Kocaman hamamböcekleri insanları kaçırıyor, bir çocuk onların sesini taklit ediyor falan... Bilinçaltımdan silmeye çok uğraşmışım ancak bu kadarını hatırlıyorum, bir de hala niye para verdik ki o filme serzenişini. Neyse...



Ben alanınını koruyan bir kahraman edasıyla odanın ortasına geçmiş çevreyi araştırırken bu böcek tıkır tıkır diye korkusuzca karşıma kadar geldi, elim kadardı... Antenlerini oynatıyordu, o kadar yakınıma gelmişti ki tüm ayrıntılarını görebilmenin verdiği dehşetle psikolojik olarak zayıflamıştım. Birebir mücadelemiz başlamış oldu. Kendi adıma çok başarılı bir mücadeleydi, anlatamam. O tıkır tıkır diye üzerime korkusuzca yaklaştıkça ben odanın kapısına daha fazla yaklaşıyorum. Tabii bu zayıflığımı anlayan pislik beni rencide etmenin verdiği zevki sonuna kadar yaşıyor ara ara üzerime üzerime gelmektense yengeç gibi yanlara yanlara hareket ediyor, buna karşılık benim kapıya daha fazla yaklaşmam karşısında antenlerini eğip büküyor ve  zevk sarhoşu oluyordu. Onun alaycı kahkahalarla gülen sevimsiz yüzünü netlikle görebiliyordum. Sonunda odanın kapısını açmış oda sınırlarının dışına gerilemişken rakibi tarafından çemberin dışına iteklenmiş bir sumonun yaşadığı başarısızlık ve kaybetme duygularını yaşamış, odayı hakimiyeti altına almış arada bana gözlerini dikmekten çekinmeyen bu korkusuz yaratığı onur kırıklığı içinde izliyordum. Sonra insani onurum daha ağır bastı, içimden başka bir kimliksiz ses "Edriyııın" diye bağırdı, cesaretim bir anda geri geldi... Bir savaş böyle kolay kaybedilemez dedim ve böceğe gözüm üzerinde işareti yaptıktan sonra evde onurlu mücadelem için kullanabileceğim eşyalar aramaya başladım ve tabanları bir apartman kadar olan o garip ev terliklerine doğru ilerledim.



Odanın kapısına geri geldiğimde, düşmanı olan benim görebileceği sınırlardan uzaklaşmış olmasının verdiği rahatlıkla odanın ortasından biraz daha gerilere doğru çekilmişti. İki elimde terlik beni tekrar görünce antenleri titredi hafiften, anladım ki şaşırmıştı. Onun bu şaşkınlığı bende bir cesaret patlamasına yol açtı. Şimdi taktik lazımdı. Doğrudan üzerine saldıramazdım, benden hızlıydı ama bir hava saldırısına karşı duramazdı. Kafamda bu ampulün yanmasıyla önce odanın sol köşesine doğru sıçradım, sol ayağımdan aldığım destekle karşı yöne ve odanın ortasına doğru havalandım. Yıllarca boşuna dövüş, aksiyon, ninja filmi izlememiştim; bu hem onu şaşırtacak hem de bana daha fazla havada kalma imkanı sağlayacak ve bir başarısızlık durumunda ondan uzak bir noktaya düşmeme imkan verecek bir manevraydı. Yerden yükselişten aşağıya düşüşe kadar olan hareketi bir eğri olarak düşünürsek o eğrinin en üst noktasına çıkana kadar aklımdan geçenler ve yaşadıklarım inanılmaz tatmin edici duygu ve düşüncelerdi. Bu saniyelerde önce kendime "Oha lan zaman bükücü mü oldum?" diye sordum çünkü zamanın akışı yavaşlamıştı ve ben muhteşem bir aydınlanmaya ulaşmıştım, "oha uçuyorum" diyordum kendime aynı zamanda etrafımı tüm netliğiyle görüyor, yer çekiminden uzak olmanın tadını çıkarıyordum. Kafamda canlanan açı doğruysa aynı zamanda havada oldukça estetik olarak süzülüyordum. Aydınlanma ve bu coşkunun verdiği sevinçle "Kung fu filmlerinde havada çarpışan karakterlerden biri olma seviyesine yükselebilir miyim artık? " diye düşünüyordum. Tüm bu düşünce deryası içinde aynı zamanda gözlerimi rakibimden bir an olsun bile ayırmadım. Rakibim ise olduğu noktada hareketsiz bir şekilde gözlerini bana dikmiş bakıyordu. O anda kafamın üzerinde iki tane düşünce baloncuğu oluştu. Birinde hamamböceği "napıyor bu salak acaba?" diye düşünüyordu. Kafamı salladım, onu sildim. İkincisinde " Oha uçan insan!!" diye düşünüyordu. Bu daha çok hoşuma gitti. Bu düşünce ile birlikte tedirginliği ve bilmediği bir cisimle karşılaşmasından ötürü oluşan korkusu nedeniyle hareket edemiyor aynı zamanda bir lider olarak durumu tüm olasılıklarıyla değerlendirmeye çalışıyordu. İşte tepe noktasına ulaşmış bir elimdeki terliği tam ona nişanlamışken tehlikenin ciddiyetini anlayarak kaçmaya yeltenmişti ki harika bir şekilde terliği fırlattım,  cuk dedi üzerine oturdu ancak bir an sonra sersemlemiş olsa da kaçışı devam etti. Artık aydınlanma yaşamış olduğum için bu kısa süreleri oldukça uzun ve bilinçli yaşıyordum. Hala hareket edebilmesi beni sarsmış olsa da son bir refleks ve gayretle dönerek diğer terliği de fırlattım, bu da kafasına inmişti. Yüzümde bir Bruce Willis gülümseyişiyle yatağa çakıldım ama o da ne? Hala hareket ediyordu. Ben bir yandan havada yaşadığım o tarifsiz duygunun esiri olmuş ve biraz daha kassaydım örümcek adam filmlerinden birindeki o havadan gelen iki cisim arasından uçarak geçişi sahnesini canlandırabilirdim diye düşünürken bir yandan  bu yaratığın başarılı atışlarıma karşı yaşama azmi beni dehşete düşürmüştü.



O esnada beni kapıda izleyen destek kuvvetleri tam teçhizatlı olarak içeri daldılar. "İnine kaçtı" - gerçi ini neresi bilmiyordum ama - diyerek onları yönlendirdim. Tam da onlar o köşeye doğru ilerlerken bu mücadelececi yaratık arka fonda bir kahramanlık marşıyla tek başına ekiplerin karşısına çıktı.

(İşte onun bu cesur çıkışı esnasında arkada çalan fon müziği)





Bu cesaretini takdir ettim ama aynı zamanda biliyorum ki kendisine verdiğim hasarlar nedeniyle ayakta zor duruyor, son taarruzunu kahramanca yapmaya hazırlanıyordu. Onun bu duruşu karşısında başımla onu selamladım, o da antenlerini oynattı ve mücadele başladı. Çevikti ama dengesi eskisi kadar sağlam değildi, hayatı için savaş veriyordu. Ben ise yatağa galibiyetinden emin, muzaffer bir komutan edasıyla oturmuş ekibe talimatlar yağdırıyordum. Sonunda daha fazla direnemedi. Zafer benimdi. Kendisini ve cesaretini saygıyla andım. Destek ekip beni tebrik ederken bıyık altından gülüyordu. Önce anlam veremedim sonra ekibin en yaşlısı gelip omzuma vurdu. Anladım ki yatağa çakıldıktan sonra "böceeeeekkkkkk ühühühühühühü" diye bağırmamış olsaydım karizmayı çizdirmeyecektim... dersimi almıştım. Bundan sonra yardım istemek için daha farklı bir komut kullanacaktım.



Eyyy asil dostum!! Yıllar sonra seni ve cesaretini tekrar anıyorum. Sayende uçmanın tadını aldım.İnsanın çaresizlik içinde neler yapabileceğine dair tekrar derin düşüncelere daldım.




(Uzakdoğudan son yıllarda çıkan en muhteşem iş olan John Woo' nun Red Cliff' i içinde yer alan bu parça ile bu anı kapanır...)

8 Nisan 2012 Pazar

Girugamesh (ギルガメッシュ):Kowareteiku Sekai



Aslında başka yazılar eklemeyi planlamıştım ancak son günlerde hiç keyfim yok. O nedenle Girugamesh' in Kowareteiku Sekai' sinin durumu yansıtabileceğini düşündüm.

Girugamesh ya da ギルガメッシュ 2003 yılında visual kei sahnesinden adımını atan şu zamana kadar da kendi tarzını oturtan 4 kişilik j Rock gruplarından bir tanesi.
13's Reborn, girugamesh ve music ilk üç albümleri olmakla birlikte benim de favorilerim.

Bu parçaları da ayrıca güzel...



(http://www.youtube.com/watch?v=RiWPBkJ1VzU)

21 Mart 2012 Çarşamba

THE GAZETTE: 白き優鬱



Son zamanlarda bu parçaya yapıştım kaldım. Gerçi DIM albümünden, bunun üzerine yeni albüm de yaptılar fakat ara ara bende baş gösteren geriye sarma olayına yakalandım tekrar.

The Gazette, 2000 sonrası visual kei sahnesinin en popüler gruplarından biri oldular zamanla.. bana kalırsa gelişen, istikrarlı ve başarılı da bir grup, mazimiz uzun... neyse işte bu parçaya sarışım endişe vermeye başladı bugün itibariyle öyle ki yolda dinlerken sinsice yanıma yaklaşan ve beni ezmeye çalışan arabayı bile farketmemişim.

Shiroki Yuutsu/ The Gazette (canlısından olsun .. )




Zaman değişiyor, dünya değişiyor, her şey değişiyor bir tek şu Uruha' nın saçları havalansın diye alttan verilen rüzgar değişmiyor :P

5 Ocak 2012 Perşembe

LAREINE: Eski Günler...




Lareine de eskilerden, bugünlerde varolmayan gruplardan bir tanesi. 1994 yılında aktiviteye ilk başladıkları zamanlardan 2000 lere kadar yaptıkları işlerle oldukça fazla ilgi toplamışlardı. Bir süre ara verdikten sonra tekrar grup olarak faaliyet gösterip sonunda 2006 gibi Lareine' e noktayı koydular. Grubun visual kei olayına yabancı olmayanlar için en tanınan ismi Kamijo olacaktır ancak şu andaki Versaille ile Lareine birbirinden hem müzikal hem de isimler olarak oldukça farklı. Bilen zaten bilir de ben ayrıca belirteyim.

(Blue Romance - Aynı adı taşıyan ilk albümlerinden, benim de favorilerimdendir.)



Ne söylediklerini anlamadığım zamanlarda yine de beni içine çekmiş olan bir gruptu bu Lareine.


(Metamorphose - Grubun en sevdiğim parçalarındandır)



(Urei no hana ga tsuzuru ai)





(Billet; Bunu da severim. Diz üstü çizmenin popüleritesi çoook eskilere daynıyor görüldüğü üzere.)




Kamijo' yu sadece Versaille üzerinden tanıyanların bu örneklerde görebileceği gibi kendisinin prens sendromu eskilere dayanmakta.

(Aisareteita hibi ; bunu da çok severim)



Yukarıdaki parçalar bu kısa yazı içinde adını anmak istediğim grubun bana kalırsa iyi çalışmalarıdır. Yoksa burada adını anmadığım- ama şu anda bu vesile ile anıyor olduğum - saikai no hana, lillie charlotte, scarlet majesty, chou no hana, yuki koi uta, sakura gibi daha nice güzel parçaları bulunmaktadır.(bana göre tabii)

Peki ben neden bu yazıyı yazdım.

Bu yazı nereye bağlanacak?

ehehehehehe

28 Temmuz 2011 Perşembe

KAGRRA,: ISSHI????

Bu bloğun yakın zamanda göçüp gidenlerin ardından yazılan yazılarla dolmasından korkuyorum. Ne yazık ki Kagrra,’ nın vokali Isshi’ de hayatını kaybedip buralardan ayrılanlar kervanına katılmış oldu.

Haberden biraz gecikmeli olarak dün haberim oldu ve başka bir uzayda, başka dünyadan insanların yanında çok rastlantısal bağlantılar neticesinde ulaştım. Sözlükte “a” harfini ararken “z” çıkması gibi...Önce pek inanasım gelmedi – ki hala öyle – sonra çeşitli kaynaklardan durumu teyit ettikten sonra içim bir garip oldu. Birilerini arayıp haberi paylaşmak istedim ama kahrolasıca mekan bu ulaşıma izin vermedi.

Dediğim gibi hala şaka gibi gelmekle birlikte “garip” bir his. Öyle uzun uzadıya yazılar yazıp, methiyeler düzmek istemez canım sadece;

Kötü bir dönemde sen ve arkadaşlarının parçalarını dinledik dalga geçtik, geyik yaptık, takdir ettik, üzerinizden güldük eğlendik. Dünyanın belki aklının ucundan geçmeyecek bir köşesinde birbirinden alakasız birkaç insanın ortak konusu oldun, onları mutlu ettiniz, senin üzerinden espriler yaparken çukurlara düştüm, estetik açılımına karşı manifesto yazmayı düşündüm, mızmız dedim ama her zaman sesi güzel diye eklemeyi de ihmal etmedim, kanjiye gıcık olmama sebep oldun, aslan yelesi kod adıyla bilindin J

Kagrra, ve Isshi o dönem ve sayamadğım herşey için – her zaman yapmam ama - ありがとうございました...

19 Mayıs 2011 Perşembe

KAGRRA,: Bir Grup Daha Kaydı...



2010 senesi, hayatını kaybedenler, dağılan gruplar, beklenen albümlerin gecikmeli yayınlanması ve akabinde hayal kırıklığı yaşatması vs derken bana kalırsa visual kei camiası adına lanetli bir sene oldu. Ne yazık ki Kagrra, da bu rüzgardan nasibini alarak dağılan gruplar arasında yerini aldı. Zaten dağıla dağıla grup kalmadı ya neyse...Visual Kei bu mantar gibi grup bitiyor ama işte eskilerin yerini pek alamıyorlar. Neyse Kagrra, ' ya dönersek aslında grup resmi olarak 2011 de dağılmasına rağmen dağılacağını aslında 2010 yılında anons etmiş ve kalplerimizi yaralamıştı. Dağılma kararlarına gerekçe olarak grubun müzikal anlamda daha fazla çizgisine ekleyebileceği bir şey kalmamasını göstermişlerdi. (tabii onlar daha nazik ve şeker olarak açıkladılar da bu benim kabaca yaptığım özet) Yine de ben bu kararın arkasında binlerce komplo teorisi aradım hala da arıyorum ama sonuç değişmiyor tabii ki. Aslında bu yazı başka bir arkadaşa yakışırdı ama ben de zamanında ve hala beni eğlendiren ve keyifle dinlemiş olduğum bu grup için son görevimi yerine getireyim hem de ufak bir zaman yolculuğu yapayım...


Kagrra, ile tanışmam yıllar öncesine dayanır. Böyle sıkıntılı buhranlı günlerden biriydi hatırlıyorum. Sanırım ya hastaydım ya da benzer bir sebep vardı evde boş boş zaman öldürüyordum bir şey yapmaya halim yok ama yatmaktan sıkılmışım. Napayım derken ya benim bir şekilde temin ettiğim ya da arkadaşın tavsiye üzerine temin edip bana verdiği bir konser kaydını izlemeye başladım. PSC 2005 bunu unutmadım. PSC grupları içinde sahne alan ilk gruptu. Afilli bir giriş jeneriği akabinde sahne alan grup sade, akcı ama hoş performanslarıyla beni etkilemişti. Şimdi çok gülüyorum duruma ama o zaman henüz bir aydınlanma yaşayamamıştım fakat bu performans esnasında satsuki' yi de seslendirirlerken “allah allah ben bu şarkıyı biliyorum bunlar mı söylüyormuş bunu?” diye düşünmüştüm. O zamanlar her bilgiye bu kadar kolay ulaşılmıyor doğal olarak sonradan anladım ki dinleyipte sevdiğim satsuki' yi söyleyen kaggra, buymuş. Ne komik şarkıyı sevmişiz ama grubu hiç görmemişiz, tanımıyoruz...



( Satsuki: Grubun en sevdiğim ve ilk dinlediğim ve dinlediğim anda çarpıldığım parçası. Hey gidi heyyy... )


Dediğim gibi grubun enerjisi, genel anlamda sakinliği, Nao' nun muzipliği, Akiya'nın ilginç duruşu, araya karıştırdıkları akustik gitarlar (oha hala dün gibi aklımdaymış meğerse ), Isshi' nin fönlü saçları ve daha o zaman keşfetmiş olduğum gereksiz yelpaze dansı vs... ve satsuki ile ilgiye değer bulmuştum. Naptım? Hemen bunları bir arkadaşla ile paylaştım. Neyse arkadaş beğenmez falan diyordum ki zaten ilk olarak ilgiyle izledi ve pek bir yorum yapmadı. Kendisini birkaç gün sonra gördüğümde ise Isshi ile senkronize yelpaze dansı yapacak şekilde grubu sevmiş ve benimsemişti. Böylece bir hayat daha kaydırmış oldum ve Kagrra, maceramız başlamış oldu.




(Sai : Bayılıyorum bu parçaya. Enerjik, eğlenceli... Elimde mendil halaya tutuşmuşluğum, yolda dinlerken kıkır kıkır gülüp insanların bana uzaylı muamelesi yapmalarına neden olmuşluğum vardır. 2009 PSC konserinden bu video... Yine çok eğlenceli. Ayrıca Isshi' nin bu sözleri yazdığına hala inanamıyorum. Öyküleri gerçekten bir o kadar kötüyken ahahaha...)



Efendim ismi "Tanrıların müziği" anlamına gelen Kagrra' nın zamanla PSC nin en özgün grubu olduğuna karar kıldım. Şimdi The Gazette zaten aldı başını gitti, Alice Nine gereksiz popüler, Kra candır fakat Kagrra' nın da kendine özgü bir havası ve müziği vardı. En belirgin özelliklerinden biri ise sözlerde İngilizce kullanmamaları ve Isshi' nin herşeyi gereksiz şekilde kanji ile yazmaya kasmasıydı -tamam bu Isshi' ye laf sokmak için araya sıkıştırdığım gereksiz bir ayrıntı oldu - . Hani koto kullanımına falan değinmiyorum zaten insan dinledikçe Kagrra, ' nın çizgisini ve neden kendine özgü bir tarzı olduğunu rahatça anlıyor.


Isshi kardeşimiz müziğin yanı sıra kendini edebiyatçı varsayıp aynı zamanda öyküler yazıp bunları belirli günlerde hayranlarına okuyup paylaşacak şekilde kendini edebiyat insanı da sanmaktadır. Ben kendisine hayret ettiğim kadar bu günlerine koşarak giden kitleye daha çok hayret etmekteyim gerçi ama en güzel tepkiyi sanırım Nao zorunlu olarak katıldığı bu günlerde birasını içip saçma sapan geyik yaparak vermektedir :) Bunun dışında zaman zaman ilkokulda yazdığım kompozisyonları Japoncaya çevirip Isshi' ye” kanka öykülerimizi birlikte ilkokuldan gelen sesler başlığı altında bir kitapta yaınlayalım mı?” yazan bir not ile gönderme planları yapmışlığım da vardır. Evet, o öyküleri başıma dayanan silah zoruyla okumak zorunda kaldım ve geçici bir süre iletişime kapandım.


(Utakata: Bu parçaya bayılıyorum... Yine bir canlı performans olsun...)


Geçen bu zaman içerisinde yoğun, sıkıntılı, stresli günlerin arasında beni hem dinlendirmişliği hem de eğlendirmişliği çoktur bu grubun hem müzikleri hem de diğer yan çalışmalarıyla o nedenle – yaptıkları müziği severim o ayrı – her ne kadar yerin dibine soksam da severim Kagrra'yı yanlış anlaşılma olmasın.


Parçalarını dinledik bazılarına hayret ettik, performanslarını izledik, eğlendik, güldük, kagura no su ları izledik güldük sıkıntılarımızdan bir süre uzaklaştık.


(Meguru: Dinlemesi keyif veren parçalaından bir tanesi. Isshi ses bende diye şov yapıyor.)


Aslan yeleli, yandan yemiş bir estetik anlayışı olan, genel anlamda mızmız Isshi ile az dalga geçmedim bununla birlikte hastası olan arkadaşı üzülme ileride zengin olunca tedavi masraflarını üstleneceğim diye az teselli etmedim, genelde Nao hep fırlamalığıyla beni güldürdü, Shin gibi büzülmek kavramını literatüre kazandırdım, Akiya ile Tora diye geyiğin dibine vurduk, Dragon Ball leader diye Izumi' ye sempatimizi belirttiğimiz günlerimiz oldu...


(Omou: bu da sevilesi parçalarından ayrıca bu klibi seviyorum ben. öğeleriyle güzel...)


Ah şu Isshi yüzünden başıma neler gelmedi ki... Ben bununla dalga geçtikçe başıma benzer olaylar geldi. Gözlerimi arızalanmış "ahaha oh iyi olmuş" dedim baktım benim de gözler mikrop kapmış. Dişimi ağrıyormuş (tabii bu haberler bana bir şekilde ulaşıyor ne yazık ki ben de çenemi tutamıyorum)" oh olmuş" diyorum bir bakmışım gecenin bir yarısı diş ağrısıyla uyanmışım!! Süreğen bir şekilde devam eden bu olaylar neticesinde bir ara benzerlik gösteren paralel hayatlarımız olduğuna çevrem inanmıştı ancak yılmadım her seferinde dalgamı geçiyorudum taa ki o güne kadar. Bana yapılan aman uğraşma bak onunla, negatif enerjisi yine çarpacak ikazlarına rağmen dalgamı bulmaya devam ediyordum ve o gün bir yandan yolda yürüyüp bir yandan yine saydırırken en son çukura girerek olaya noktayı koydum. Etrafımdakiler sanırım yerlerde yuvarlanıyorlardı gülmekten. Sonrasında çok temkinli davrandım :))




(Urei: üç kişilik yer kaplayan kafasıyla Isshi, ağzı açık Nao, minimal alan kaplama ihtisası bulunan Shin, başka alemlerde takılan Akiya ve sinsice gülümseyen Izumi ile hoş bir Urei performansı... Bu arada bu güzelim parçada Nao' nun sessiz sakin back vokal yaptığına bakmayın kendisinin Isshi' nin ayağını kaydırabilecek potansiyeli var bana kalırsa ama Nao yapmaz öyle şeyler :)) Ayrıca bu örnekte de görüyoruz bir grup klasiği olarak parçanın bir yerinde tüm elemanların öne gelip tek bir çizgi yapıp salınarak gitarlarını çalmaları hareketi.)


(görüldüğü üzere Isshi nin estetiğe aykırı dansına gerekli cevabı nao veriyor.)



(Devil Christ 13 : Eğlenmek için oluşturdukları yan gruplardan biri. Ki Nao nun yarattığı bir karakter vardır charisma sensei diye bambaşkadır :)) )




(Sakebi)


(Irodori No Sanka)


Isshi' den fazla bahsettim başıma bir şey gelmesinden korkuyorum. Bunun dışında sözleri genelde bu eleman yazıyor. Besteleri ortak yapıyorlardı. Parçaların düzenlenmesi vs..de grubun sessiz ama r2d2 su olan shin' in payı var. Bu beşi arasında en makara eleman Nao idi ki bu eleman gerçekten çok komik. Bir gitarist için farklı bir duruşu olan Akiya ile kendi çaplarında yuvarlanıp gidiyorlardı işte.


(shiroi uso)

Tüm geyikler bir yana visual kei kökenli bir grup olmasına rağmen – gerçekten ilk dönemleri saf v. kei görünümündedir – zamanla kendi tarzlarını oturtarak kendilerine has bir çizgi geliştirerek bunu uzun süre korumalarından ötürü bana kalırsa başarılı bir gruptur. Şu var ki son zamanlarda kendilerini fazla tekrar etmeye başladıklarını düşünen beni bile aldıkları karar üzmüştür aslında. Bir şekilde bunu kırabileceklerini düşünüyordum ancak onlar kaggra, ' yı olduğu şekilde bırakmaya karar verdiler. Her ne kadar gıcık olsam da yine de belli bir noktada haklı buluyorum.


(yume izuru)

Bu zamana kadar olan herşey güzeldi artık bize geriye dönüp dönüp dinlemek kalıyor... Geriye de bayağı materyal bıraktılar. Albümleri içinde Rin, Gozen, Miyako, Shu özellikle ayrı ayrı güzeldir bana kalırsa...




(Gen Ei No Katachi)



Bu arada dağılmalarına zaten ayrı sinir oldum fakat Shanghai' ya gizlice habersiz gelip expo' da sahneye çıkıp kaçmalarına ayrı sinir oldum. İnsan bir haber verir :P Korktular tabii...


(Mateki : isshi nin korkunç hareketlerinden korkmayın, geçer...)


Yani özetle yelpazemizi alıp bir konsere gitmek o yelpaze öyle değil böyle sallanır demek çalan sai ile mendilleri çıkarıp halaya tutuşmak ve etraftaki fan girlleri halay çekerek ezmek şansımız olmadı ve olmayacak ama bu zamana kadar çok eğlendik :))


(yousai: bu da bir klasiktir.)



Bu parçalar için en sevdiklerim ya da favorilerim diyemiyorum. Hepsini ayrı ayrı severim adını anmadıklarımdan özür dilerim...

30 Nisan 2011 Cumartesi

KAGEROU: sabishisa to nemure


Grip denilen mikroba aniden teslim bayrağını çektiğim ve hastalıktan kırıldığım ve benim bu durumuma inat haftalar sonra güneşin yüzünü gösterdiği ve hissettiğim kadarıyla insanların kendini dışarıya attığı şu günde makus talihine küsmüş bir şekilde evde otururken uzun zamandır aklımda olan ancak bir türlü bir şekilde değinmeye fırsat bulamadığım bir gruba en sonunda aşağıda yer alan parçayı da dinlerken değinmeye karar verdim.


Bahsedeceğimiz grup Kagerou tabii ki ancak aslında bahsetmesi biraz hüzün verici... Japonya çıkışlı visual kei/ j rock grubu olan Kagerou pek çok başarılı parçaya imza atmıştı bana kalırsa. Grubun dinamosu Daisuke olmakla birlikte kadrosu şu şekildeydi; Daisuke, Yuana, Kazu ve Shizumi... Güzel parçalar iyi albümler derken grup 2006 yılında dağılmaya karar vermitir. Elamanlarının bir kısmı The Studs ve Boogieman gibi gruplarla yolunu devam ettiyorsa da insan Kagerou'yu arıyordu bir şekilde ve ben de sürpriz yaparak tekrar birleşecekleri günü dört gözle bekliyordum. Ben bu umut ve heyacan içinde iyi bir haber beklerken esas ve kötü olan haber geçen sene yani 2010 yılının yaz aylarında geldi. Kagerou nun vokali ve grubun beyni sayılan Daisuke ne yazık ki hayatını kaybetmişti...


İşte böylece yeni albümler çalışmalarla gelsinler diye beklerken bir grup daha tarihe karıştı ve iyi bir müzisyen daha buralardan ayrılmış oldu...


RIP....


Grubun en sevdiğim parçalarından biri sabishisa to nemure;




6 Nisan 2011 Çarşamba

KLİP YORUMU: Herbo, Mikkirabu, Fanmin ve The Gazette


Hepsi kendi hallerinde oturmuş takılıyorlardı. Sonra Fanmin televizyonda gördüğü geminin üzerindeki konteynerlardan esin alarak the gazette' yi hatırladı... Sonra bir bakmışız the gazette inceleyeceğiz diye tutturmuşlar. Konuyla ilgili iki tane klip seçtiler. Yorumları aşağıda....


***********************************************************************************************

the gazette/ cassis



Fanmin: Ve satanist tırnaklı biri.

Herbo: Aoi o

Fanmin: Allahım ben bunu mu beğenmişim?

Herbo: Güzel şimdi aksi inkar edilemez.

Fanmin: Ve keçi suratlı Ruki

Mikkirabu: İsshi' nin viviene yüzüğünden onda da varmış. Promosyon herhalde PSC den

Herbo: İsshi hala çok para verdim diye ayak bacak yapsın

Fanmin: Bu sarışın emo kim?

Herbo: Uruha

Fanmin: Burnunda kumaş olan?

Herbo: Haa pardon, Reita o

Mikkirabu: Bass. Aoi güzelmiş burada bu arada

Fanmin: Kız kulesinde mi çekmiş bunlar klibi?

Mikkirabu: Ruki' ye bak. Kafası dumanlı gözüküyor

Herbo: Zamanında benim dinlediğim ilk parçalarıydı bu

Fanmin: Bir an böğürme moduna geçtiği için irkildim.

Mikkirabu: Şarkı güzel canım

Herbo. Valla burada hepsi taşmış

Mikkirabu: Iyy....

Fanmin: Aoi çok açık giyinmiş, Ruki' nin de keçi gibi suratı var.

Mikkirabu: Uruha' nın yüzü botokslu gibi gözüküyor dudaklar falan

Herbo. Ahaha evet, zoomlamadıkları sürece sorun yok

Mikkirabu. Reita' nın iğrenç ruju da gözü bozuyor

Herbo: Ceketindeki çiçekte kafası kadarmış

Fanmin. Bunlar neden doğal güzellikleriyle çıkmazlar karşımıza?

Mikkirabu: Zoom yapmaları kötü olmuş halbuki çek uzaktan taş gözüksünler

Fanmin. Ruki' nin hiç güzelliği yok ki!

Mikkirabu: Kai yine çok şeker ya

Fanmin: Uzaktan da aynı yakından da aynı

Mikkirabu: De o devarla aşk mı yaşıyor nedir?

Fanmin: Anam gözlere bak yılan gibi

Mikkirabu: Ruki bibloya ilk kez görmüş gibi bakmış ahaha. Kai' ın zoom edilmiş hali bile güzel bu da diğerlerine kapak olsun

Fanmin: Güzelim neden bu kadar açık giyiniyorsun üşütcen

Herbo. Uruha ölü balık gibi bakıyor.

Mikkirabu: Hakkaten ha

Herbo: Aoi de güzel zoomlu, Reita' da fena değil

Mikkirabu. Aoi default güzel

Fanmin: Aoi güzel de burnu çok büyük onunda

Mikkirabu: Artık yorum yapmaya bile gerek duymuyorum göbek dekoltesi başarılı

Fanmin: Adamda tazı gibi burun var ama bunlara hafif topaçlık yakışıyor göze batmıyor

Herbo: Ahaha Reita şeker bekleyen çocuklar gibi bakmış

Mikkirabu: Oha İngilizce kısımlara bak daha önce ingilizce olduğunu fark etmemiştim

Herbo: Mümkünse Ruki İngilizce söylemesin zaten

Mikkirabu: Ruki' nin bu gitar kompleksine bir çare bulunsun artık

Herbo: Evet ya, biri iyice öğretsin şu çocuğa çalmayı da herkes rahatlasın


Fanmin: Burada birşeyleri yalamayıp benden yüksek puan alan Ruki ye şu mesajı yolluyorum. İsteyince oluyormuş değil mi? Klip biraz sıkıcıydı bana göre emo temalı elemanı görünce yarıldım klip5 şarkı 6


Herbo: Grubun dinlediğim ilk parçası olması nedeniyle parçanın yeri ayrıdır severim bu nedenle 8. Klibi düzgün takip edemedim, elemanlar taş zira ama renkler güzel klipte. Klip 7


Mikkirabu: İnanılmaz ama gerçek Ruki insana benziyor burada gayet sakin her ne kadar gitar kompleksini ve biblo aşkını gizleyemesede. Aoi yine güzelliğiyle insana saç baş yolduruyor. Reita ve Uruha' ya zoom yapılmasa daha iyi olurmuş. Kai yine yetenek kübü. Klip her zamanki gibi temasız ama gaze den temalı klip beklemiyorum zaten klip 6 şarkıyı zaten severiz 7


the gazette/ burial applicant



Mikkirabu: Ooo Burial Applicant. Gaze' nin en iyi klibidir gözümde

Herbo: Çocuklardan korkun, hepsi psikopata dönebilir sayenizde temasıyla...severim

Fanmin. Ahahah happy börsday... ooo bunlar iyice metala bağlamışlar burada. Haa Ruki' nin şapkası bitiriyor.

Herbo: Arkadaşlar derilerin içinde taş kare olmuşlar

Fanmin: Krupiyere dönmüşler. Kendilerinden geçtiler, ne klipmiş bea

Mikkirabu: Çocuğuna silah hediye eden ebeveyn!!

Fanmin: Hangisi bağırıyor böyle ciyak ciyak, boğazlanmış horoz gibi?

Mikkirabu: İmaj klibe uymuş

Herbo: Ebeveynler ile adım adım saykoya vurmaca

Fanmin: Ha çocuğuna tüfek vermişsin doğum gününde ha Ruki' ye mikrofon vermişsin. O mikrofon Ruki' nin boğazına ne zaman kaçacak merak içindeyim. Aha gömüyorlar

Mikkirabu: Ruki' nin ailesiyle arası açıktı uzun süre

Fanmin. Çocuğu öldürmüşler

Mikkirabu: Evden atmışlar mı neydi galiba oradan geliyor bence bu parçanın teması

Fanmin. O ciyak ciyak bağıran Ruki miydi?

Mikkirabu: Evet

Fanmin: Demek ki Ruki de anasını babasını vurmak istiyor

Herbo. Bu da çok birebir oldu yaw

Mikkirabu: Tema çift yönlü burada. Anne-baba çocujlarını çocuk anne babasını öldürmek istiyor



Fanmin: Sadistçe ve psikopatça hazırlanan bu klibin boğazlanan Ruki solosuyla birlikte hak ettiği puan 1 şarkı da güzel değildi 2. Ne biçim örnek oluyor bunlar gençlere?


Mikkirabu: Klip en iyi gazette klibi bence. Anlatmak istediğini güzel vermiş yaratıcı ve çift yönlü tema kişisel bağlar var ya da çok önemli değil açıkçası. Grup elemanlarının imajlarda çok göz yorucu değil klip atmosferiyle uyumlu 9 parçayı da çok severim 9


Herbo: Parça sevdiğim parçalardan biridir 8. Klip her ne kadar özgün olmasa da çok en azından bir içeriği ve anlatımı olmuş. Michael' in sevimli ve şeytani yüzleri de pek hoş. Klip 8

***********************************************************************************


Sonra Mikkirabu dedi ki “bu adamların liveları çok sağlamdır”. Sinsice gülümsediler ve bir anda yok oldular...



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...