oldcodex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oldcodex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2016 Perşembe

SERVAMP: Anime







2016 animelerinden Servamp,  12 bölüm. Kolay izlenen, bir oturuşta  biten animelerden.


Vampirlerle ilgili olan bu animede ana karakterimiz Mahiru (Terashima Takuma) 15 yaşında bir velet. İlginç bir hayat mottosuna sahip olan Mahiru kardeş, günün birinde okuldan eve dönerken yolda bulduğu minik, siyah bir kediye acıyarak onu evine götürüyor. Sonradan anlaşılıyor ki bu kedicik aslında bir vampir. Şehirde ağırlığını hissettirmekte olan başka bir vampir olan melankolik Tsubaki ile de yolları kesişiyor. Bu sayede olaylar gelişirken, farklı karakterler hikayeye dahil oluyor...








"Servamp" kelimesi, hizmet eden vampir'in kısaltması olarak kullanılıyor. Bu servamp'lar bir insan ile kontrat yaparak onun hizmetine giriyor ve sözünden çıkmıyor. Söylediklerine göre bunların sayısı sınırlı. Şöyle bir bilinen ya da dillendirilen olayları, durumları da düşünerek bence bir tahmin yürütün kaç tane servamp olabilir diye ? ^^ (Animede bunun için ipucu mevcut zaten, isimleri içinde. ) Servamp' ın kontrat yaptığı insana da Eve deniliyor.



Kuro (Kaji Yuki), Mahiru' nun servamp' ı olarak takdire şayan bir kişiliğe sahip. Tembelliğini, uyku severliğini, çoğu zaman genişliğini ve hatta uyuzluğunu takdir etmemek elde değil.


Mahiru, işte ana karakterden bekleyeceğiniz şekilde konuşan, sevgisiyle rakiplerini alt eden biri. (Seni sevgimle döverim hahaha...)




(İletişim içindeler. Licht&Hyde)



Her ne kadar animenin ana karakteri Mahiru olsa da Eve'ler içerisinde Licht (Nobunaga Shimazaki), tüm o melek geyiklerine rağmen parlayarak rol çalıyor. (en azından benim için) Eleman,  bir nevi serinin ana karakteri modunda takılıyor. En az kendisi kadar servamp' ı Hyde' a kendi halinde takılıyor. Sanatsever, özelinde tiyatro tutkunu özellikle Shakespeare' den alıntılarıyla animede boy gösteren Hyde' ın (Ryouhei Kimura)  Licht için yaptığı "cool, cool, cool" yorumlarına katılmamak elde değil.



(Hyde kardeş yine tek kişilik sunumunda)





12 bölüm içerisinde servampların hepsini göremiyoruz yani görüyoruz ama ana aksiyonda 4 ya da 5 tanesi yer alıyor. Bunun dışında elimizde bir de Tsubaki (Suzuki Tatsuhisa ) var.  Kendi ekibi ile birlikte aksiyonu yaratıyorlar.


Servamp' ın açılış parçası OLDCODEX' den "Deal With".




Servamp kolay izlenen, şirin, dert/tasa yaratmayan, izlemesi keyifli bir anime. Tüm bu nedenlerden dolayı bir oturuşta izlenebileceklerden.


12 Temmuz 2015 Pazar

Kuroko No Basket: Üçüncü Sezon




İlk iki sezonun ardından Kuroko no Basket üçüncü sezonun tamamlanmasıyla ben de kendi adıma seriyi tamamladım. Bu aralar kendine inanamıyorum zaten. Animeleri aynı yıl içinde seyrediyorum falan bir garip olaylar...


3.  sezon ikincisinin kaldığı yerden devam ediyor. Kalan takımlar şampiyonluk için birbiri ile kapışıyor. Mucize beşli içinde yer alan Aomine ve Murasakibara' nın takımları  elenmişti zaten.  Kise, Midorima ve şimdiye kadar pek görünmeyen Akashi ve takımı Rakuzan sıralarını bekliyor. Ağırlığın maçlarda olduğu bu sezonda tek tek maçlara girmeye niyetim yok zaten ama hepsi kendi içinde iyi ve hoş. Buna ek olarak geçmişe ışık tutma özelliğine sahip bu maçlar.


Maçlarda heyecan dorukta, aksiyon iyi, akış insanı sarıyor. Üçüncü sezon içinde her şey iyi hoş ama ilk iki sezon kadar komik değil sanki, bunda 25 bölüm boyunca şampiyonaya odaklanılması yatıyor sanırım. Hal böyle olunca karakterler arasındaki o geyikler pek dönmüyor ama üzülmeyin, bu sezonda yine en kritik anlarda ortaya çıkıp insanı güldürecek karakterler tabii ki mevcut. İlk anda aklıma gelen isim Seirin' den Koganei Shinji. Rakuzan maçında Mibuchi Reo' yu tutarken gösterdiği ciddiyet, samimiyet ve cevaplar Reo' yu dumura uğratırken şahsen beni pek eğlendirdi misal...


Neyse bu sezonda bu çocuklara Teiko' da nolmuş? Niye insanlıktan çıkmışlar, dağılmışlar? Neden egolar tavan yapmış gibi soruların cevaplarını almak ile birlikte çok beklenen Akashi ve takımı Rakuzan'ı da yakından görebiliyoruz.





Kise  Ryouta: Sezon Kaijo' nun ilk dörde kalabilmek için yaptığı maçla başlıyor ki Fukudo Sogo adlı bu takımda  mucize nesli ilgilendiren bir eleman olan Haizaki bulunmakta. Evlat olsa sevilmeyecek tiplerden bu Haizaki oğlan. Yani şimdi takım arkadaşının topunu çalan, keline şaplak atan bir topçudan ne beklenir. Son derece itici bir tip yaratmışlar işte ama bu arada eklemeden geçemeyeceğim  küçükken beyaz saçlı hali şimdikinden daha güzelmiş. Kiseciim ile de arasında sorunları olan Haizaki maçında Kise izleyen ve sevenlerini şaşırtıyor. Ardından gelen Seirin maçında coştukça coşuyor. ki bu maç en zevklilerinden bir tanesi bana kalırsa. Her iki taraf için de o ne saf duyguladır :)) Dediğim gibi Kise parladıkça parlıyor bu sezon da, övgüler yağıyor kendisine bir şekilde. Sakatlanmasaydı üçüncülük maçı  daha hoş olurdu ama kurguya ters düşerdi herhalde. Neyse işte Kise asil duyguların insanı olduğunu da gösteriyor. Kuroko no Basket' te en sevdiğim karakter olduğunu söylemiş miydim? Neyse iyice fan girle başlamadan atlayalım burayı....

Kasamatsu Yukio: Kaijo' nun kaptanı olan bu eleman süper bir eleman. Kise ile aralarındaki sevgi, dayak ve saygı üçgeni ayrı bir konu. Kendisi hafif dik kafalı ve çatık kaşlı da olsa da kritik anlarda takımı sırtlayan, Kise' yi tepip kendine getiren, geri çekilmeyen bir karakter olarak seriyi güzelleştirenlerden.

Midorima Shintaro: Bu eleman kendi içerisinde eğlenceli aslında. Beşi içerisinde çizgisini bozmadan devam ettiren tek karakter bu olsa gerek.




Aomine Daiki: Üçüncü sezonda maç yorumcusu olarak yer alsa ve bazı konuları açıklayarak özetleyen bir pozisyonu olsa dahi gönüllerin insanı olduğunu bir kaç kez ispatlamıştır sanırım.

Murasakibira Atsushi: Eleman tembel, uyuz, obur falan ama şeytan tüyü var hınzırın. Sevdiriyor kendini bir şekilde. Atsushi de yorumlarıyla olaylara açıklık getirenlerden.




Akashi Seijuuro: Sonunda kendisini gösterdi. Ardında bir imperial march çalmadıkları kalmış diyordum ki aynı işlevi gören harika bir fon müziği kendisini destekliyor zaten. İşte ailevi baskılar, mükemmellik arayışı çift karakter sendromuna yol açmış olan bu karakterimiz hayatının ilk duvarına toslayarak karakterlerinin arasındaki uzlaşma sonucu kendince bir düzlüğe çıkıyor ama o şokun etkisinden olacak; o ne çarpık bir gülümsemedir! Bu arada seiyuusunun Kamiya Hiroshi olduğunu atlamayayım.





Bütün Seirin elemanları bir kere çok sevimli. Bu sezonda ayrı ayrı kendilerini sevdiriyorlar. Ayrıca  Junpei asabiyeti ve  bozmadığı duruşu ile  oldukça keyifli. Bu arada çocuk bir ara bir atılım yapacaktı ancak bu sefer Riko sağolsun tüm sahneyi yok etti. Kendisi adına üzüldüm.

(Bu sezon bu parçaya ayrıca hasta oldum)





Sezonun parlayan yıldızı: Kise ( çok objektifim emin olun)




Sezonun özellikle dikkat çekenleri: Takao Kazunari ve İzumi. Kendilerine saygılar...

Serinin en zevk veren yorumcusu: Imayoshi Shoichi. İyi ki izleyicilerin arasına koymuşlar elemanı. Anladık çok zeki ama içindeki hafif psikopatlık oldukça keyifli.

Gönüllerin şampiyonu: Aomine Daiki

Sezonun zone karesi: Kagami. Eleman ilk zone u geçti, ikinci kapıya dayandı onu da açtı, Aomine' yi bile ağlattı ( pişmanlıktan) Daha ne olsun!!

Sezonun kazananı: Aslında tüm serinin kazanını Kuroko tabi

Kensho Ono' dan "Zero"




Bu arada final maçı için bir bölüm yapmışlar insan sanki gerçekten dünya kupası final maçını izleyecekmiş gibi hissediyor. Bir gaz bir gaz...

Sonucunda tüm karakterler kendi içlerindeki ve aralarındaki meseleleri gidererek huzura erişiyor artık önümüzdeki maçlara bakacağız diyerek vedalaşıyor, huzur basketbolda diyerek ayrılıyorlar... Üzücü de olsa sanırım Kuroko no Basket artık anime olarak burada sona eriyor ama ben bundan çok üniversite sınavına hazırlanmak için hayattan elini eteğini artık iyice çeken o üçüncü sınıflara üzülüyorum. Nasıl bir travmadır ki bu üzerinden yüz yıllar geçse bile insan etkisini hala hissediyor.






30 Mayıs 2015 Cumartesi

Bakumatsu Rock: Anime ve Müzik




Oyundan önce mangaya sonra animeye uyarlanan bir seri Bakumatsu Rock. Yüzeyselliğini neye borçlu olduğunu bu şekilde anlayabiliyoruz. 2014 yapımı 12 bölümlük müzik üzerine kurulmuş bir anime.


Olaylar Bakumatsu döneminde geçiyor. Kılıçlar yerine müziğin kullanıldığı bir dünya. Bir tarafta Shogun, diğer bir noktada shinsengumi öte yanda diğer karakterler ve değişimleri... Şöyle ki; Tokugawa Shogun' u "Heaven Song" denilen müzik düzenlemeleriyle ülke insanlarını çaktırmadan domine etmektedir ancak ortaya rockseverler ortaya çıkar ve olaylar devam eder...


Şimdi aslında Shogun' un eline kılıç ya da başka güç araçları yerine bir alet olarak müzik vermek ve dönemin temeline müzik çarpışmalarını oturtmak güzel fikir. Yani  Okita, Hijikata ve diğer Shinsengumi üyelerinin birer idol olduğunu ve hep beraber bir grupta şarkı söylediğini ve düzeni böyle getirdiğini düşünün. İlk gördüğümde çok güldüm açıkçası. Bunun yanında dönemin diğer bilinen elemanları da müzik ile uğraşarak başkaldırılarını müzik aracılığıyla yapmaktalar. Güç, etraftakileri uyuşturmak ve domine etmek için pop ve idol şablonunu kullanması mantıklı, başkaldırının rock aracılığıyla yapılması da mantıklı. Yani animede arkadaki kurgu açılırken olaylar pop vs rock şeklinde ilerlemekte. Buraya kadar fikir, düşünce iyi, hoş... ama gerisi her açıdan vasat :)


Klişeler batağı. Tamam biliyoruz şimdi pop ve endüstrisine girmeyelim de bir rokku tutturulmuş animede,  rokku yüreğin bir çığlığı, sesi, gümbürtüsü, hönkürtüsü, rokku tutku demek, ne kadar ateşli bir ruh lazım, rokkumuz ile her şeyi değiştireceğiz falan... Animeye uygun, özünde rock tarzına da uygun ama çooook klişe... Bir de vıcık vıcık her bölümde söylenince odamdaki eski plaklara bakarak onlarla bir süre sohbete daldım. Sanırım ben çok yaşlanmışım ve böyle ergen hezeyanlarına gelemiyorum.  Buraya kadar da tamam dedik ama keşke bütün o atıp tutmalara karşı kullanılan parçalar daha bir iyi olsaymış, müzik ile ilgili anime ama parçalar da vasat.

Kendime göre animenin en iyi beş parçasını aşağıdaki şekilde seçtim.

1- Ikıte Yukou /Suzuki Tatsuhisa



Animede Takasugi Shinsaku  bir rokker. Kendisi aynı zamanda Ultra Souls' un bas gitaristi. Parçayı seiyuusu Suzuki Tatsuhisa seslendiriyor. Kendisi aynı zamanda Oldcodex' in de vokali.


 2 - Feedback / Kensho Ono




Animede Okita Souji' nin seiyussu olan Kensho Ono seslendiriyor bu parçayı. Okita başlarda Shogun' un en büyük idollerinden biri iken sonradan Ultra Souls' un klavyeciliğine ve back vokaline geçiyor ve böylece  yüreğinin götürdüğü yere gidiyor.


3- Ride On The Wave




4 - Rolling Thunder




5- What' s This




Aynı zamanda kapanış parçası. Diğer parçaların çoğu gibi Kishou Taniyama  - Tatsuhisa Suzuki - Showtaro Morikubo  - Toshiyuki Morikawa   ve Kensho Ono seslendiriyor.


Animenin sonunda Amerikalı biri geliyor. İkinci sezon olur mu bilmem ama olursa rock vs metal falan olur sanırım. Ama düşünmedim değil bir Türk gelse de acıları pizza margaritanın yanına meze yaptım diyerek bir yandan rakısını yudumlarken diğer yandan arabesk ruhun özüdür diye felsefe yapsa bizim rokkerlarla birlikte takılsalar eğlenceli olabilir.

Böyle bir anime işte Bakumatsu Rock. Ha izledim mi izledim... Yine de müzik ruhun gıdasıdır.

18 Ocak 2015 Pazar

Kuroko no Basket: İlk iki Sezon



Benim bir animeye başlamam dert... Kuroko no Basket' e de yüz çevirerek başladım. Haikyuu!! ' nun heyecanını üzerimden almasıydı amacım. Aldı, çokta başarılı oldu. Kuroko no Basket' in ilk sezonu 2012 yapımı, 25 bölüm. İkinci sezon 2013 yapımı 25 bölüm. Toplamda yapıyor 50 bölüm ama kolay izlendiği için bölümlerin nasıl bittiğini seyrederken farketmedim. Üçüncü sezon da başladı. Güncel anime takip etmekten nefret eden biri olarak tamamlansın diye bakıyorum.

Spor animesi diye başladım ama Kuroko no Baket gerçekçi bir spor animesi bekleyenlere umduklarını vermeyecektir. Basketbol üzerine kurulu, konusuna alet ettiği  shonen öğelerini hikayeye yediren  bir anime diyeyim kısaca. Fizik kurallarının dışında görüntülerle karşılaşmak bu animenin doğasına uygun şekilde şaşırtıcı değil. Hani bir de the zone' a falan giriyorlar, şoka girmeyin.Bu demek değil ki basketbolu konu edinmiyor Dozaj bana kalırsa gayet iyi ve hoş, güzel bir karışım olmuş. Kuroko no Basket anlatılmaz izlenirlerden kısaca.

Teiko orta okulunun basketbol takımı her zaman güçlü ve iyi bir takım olmuş ancak öyle bir beşli geliyor ki oynadıkları dönem içerisinde mucize nesil olarak adlandırılıyor. Bu beşinin aynı anda denk gelmesi, yetenekleri insanları dehşete düşürüyor. Oyuna nasıl başladıkları bilinmez ama üç sene boyunca önlerine hangi başarı gelirse gelsin silip süpürüyorlar, karşılarında rakip kalmıyor hatta çoğu insan bu beşli karşısında aldığı hezimet nedeniyle basketboldan soğuyor. Muhtemeldir ki bu beşlinin de karakterleri ve basketbola bakışında bu süre içinde değişiklikler baş gösteriyor. Kaybetmekten hiç hazzetmeyen hatta bunun ne olduğunu bilmeyen bu beş çocuğun hepsinin basketbola bakış açısı farklı. Oyun algıları, temelleri mükemmel olmakla birlikte hepsinin kendine has, kendini sivrilten bir özelliği, bir yeteği var. Basketbol namına seçilmiş 5 kişi olarak düşünün. Bir de bu beş kişi dışında çok az sayıda kişinin farkına vardığı ve kabullendiği bir altıncı adam var. Aslında mucize nesil dedikleri beş kişi değil altı kişi.



Zaman geliyor, okul bitiyor, herkes farklı bir liseye gidiyor. Animenin etrafında döndüğü kişi  Kuroko Tetsuya, yani 6. adam. Kuroko, daha ikinci yılı olan, adı sanı pek bilinmeyen Seirin adlı liseye gitmeyi seçiyor. Okulun basketbol takımına yazılıyor. Burada Kagami Taiga ile tanışıyor.

 Kagami Taiga, tam bir basketbol aşığı, delisi. Daha da gelişeceğim diye kendini öldürecek tipte bir karakter. Amerika' dan  Japonya' ya lise için dönen Kagami büyük bir şevkle okul takımında çalışmalarına başlarken aynı zamanda namını duyduğu mucize neslin adını her işittiğinde  heyecanlanmakta, onları yenip bitireceği günün hayallerini kurmakta. Kuroko' nun da bu mucize nesil ile halletmek istediği sorunları olduğu için bu ikisi güç birliğine karar veriyorlar bir şekilde.


İlk sezon öncelikle Seirin Lisesinin takımını ve yaz elemelerine geçiyor. Seirin' in senpaileri yeniler geldi diye çok heyecanlılar. Başlarda çaktırmıyorlar ama bir önceki sene daha yeni bir takımken önemli sayılabilecek bir başarı elde etmiş bir takım. Hiç biri çaktırmıyor ama hepsinin son anda oyunu döndürebilecek, oyun sıkıştığında yardım getirebilecek yetenekleri var. Aslında takımın komple şirin bir hikayesi var.

İkinci sezon ise Kış kupası üzerine yoğunlaşıyor. Eskileriyle birlikte  yeni takımlar ve rakipler göz önüne geliyor.


Anime tüm hepsinin yanında öncelikle eğlenceli. İnsanı güldüren, eğlendiren cinsten. Tempoyu kaybetmiyor. Belirli bir ritmi var. En dramatik ya da can yakıcı anı öldüresiye dramatize etmekten ziyade, temponun içine yediriyor. Çizimler güzel başlıyor ama ikinci sezonun sonuna doğru tavan yapıyor. Detaylar hoş çizilmiş. Maç aktarımları güzel. Ancak bu animeyi güzelleştiren en önemli etkenlerden bir tanesi bana kalırsa karakterler ve onların arasındaki ilişkiler... Altta yatan dostluk, güven, kırılganlık gibi noktalar karakterlerin üzerinden gidiyor...


Seirin Lisesi' nin koçu Aida Riko. İkinci sınıf öğrencilerinden. Babasında gelen özelliklerle takımı yönlendiriyor, çalıştırıyor. Genellikle seksi bulunmuyor ve buna kahroluyor. Yemek yapma konusunda benden daha kötü ama onun o kararlılığı, gerektiğinde onca çocuğu toparlayacak korkunçluğu ve kavrayışı yeter.

Takım kaptanı Hyuuga Junpei tam bir kaptan. Kararlığı, çoğu zaman analizleri ve soğuk kanlılığı en önemlisi de üçlükleri Seirin için önemli. Bu garibimin şut çalışmalarında kırmak zorunda kaldığı Masamune ve diğer sengoku figürlerine benim daha çok canım acıdı.

Shin Izuki, takımın point guardı olarak, soğuk kanlı ve akıllı tercihleriyle göze çarpıyor.

Sesini hiç duymadığımız Rinnosuke Mitobe  de takımın çalışkan insanlarından bir tanesi.

Diğer senpailerde candır, gönül insanıdır. Takıma yeni girenler içerisinde sivrilen iki tanesi (zaten toplamda 5 kişi katılıyor) Kuroko ve Kagami...



Tetsuya Kuroko: Olaylar bu elemanın etrafında dönerek başlıyor. Eski arkadaşları olan beşliye ve onların oyun anlayışına, bencilliklerine duyduğu tepki nedeniyle adı sanı bilinmeyen bir okula giderek, takım oyunu anlayışına sığınarak bu beşlinin karşına geçmek istemesi herşeyin nedenlerinden - sadece - bir tanesi. Bir oyuncu olarak gerçekçi anlamda teknik açıdan oldukça zayıf. Şut atamaz, içeri yüklenemez, kısa boyludur, bloğa açıktır, ne sahada ne gerçek hayatta varlığı hissedilir amma velakin, bir şekilde diyeyim, çok iyi assist yapar. Oyuncuları besler. Çok sakindir, kızdığı ya da sinirlendiği  çok nadir anlar dışında anlaşılmaz, gülmesi az ama özdür. Az yemek yer. Bunun dışında gözlemcidir, analiz eder. Soğukkanlıdır. Şefkatlidir ve çok şirin bir elemandır. Yazınca olmuyor işte ama animenin adı bile Kuroko' nun oynadığı Basketbol işte... Takım oyunu arzu eder gönlü...




Taiga Kagami: Bu eleman yeri geldiğinde karizmanın tavanı yeri geldiğinde ise andavalın dibi olabilme potansiyeline sahip. Basketbol tutkusundan ölmek üzere. Amerika' dan gelmiş, buradaki mucize beşliyi alt etmeye ve bir numara olmaya karar vermiştir. Kuroko ile başlarda zorla anlaşırlar ama zaman geçtikçe birbirlerine oldukça alışırlar. Bu beşlinin karşısında direnecek hatta onlara eş olacak güce sahip olmasına rağmen, onlar gibi bencilliğin ve tek adamlığın eline düşme potansiyeli de var. Özellikle ilk sezon bu çizgi oldukça açık gerçi Kagami' nin kişiliği buna müsade etmez (etmediği anlaşılır) ama Seirin ve Kuroko ile oynaması da olumlu yönde buna bir etki bana kalırsa. Kocaman olmasına rağmen köpekten korkması ile insanı güldürür. Bir oturuşta onlarca hamburger yiyebilmesiyle insanı imrendirir. Cümlelerin sonuna sonradan eklediği "desu" ile gülümsetir. Azimlidir, inatçıdır, salak görünür ama basketbol söz konusu olunca kafası çalışır. Kagami eğlencelidir.





Aslında anlaşılacağı üzere Seirin elemanları tek tek yetenekli olmakla birlikte takım oyununu ön planda tutar. Kazanma amacındadırlar ve kaybetmek istemezler ama oynarken eğlenmeyi de ihmal etmezler. Bunların altında yatan nedenler izledikçe anlaşılır.

 Öyleyse Kuroko ve Kagami demişken bu parça gelsin. "Hikari to Kage"





Teppei Kiyoshi: Esasen ikinci sezonda ortaya çıkan Seirin oyuncusu. Seirin' in basketbol takımını bu eleman kurmuş.Basketbol oynamaktan keyif alan bir insan varsa bu kendisidir ve bunu etrafına da yayar. Salağa yatarmış gibi görünür ama aslında ne salaktır ne de rol yapıyordur. Mucize nesil bir arada oynamış olmasından dolayı da başarılı olmuştur. Teppei' de kendi jenerasyonunun en iyilerindendir ama o beşli gibi kendine denk beş kişi ile bir takımda bulunmamıştır. Birden fazla pozisyonda oynar, takımını ve arkadaşlarını sever, korur. Bu animedeki en koca yürekli kişi kimdir diye sorarsanız, bence bunun cevabı ne Kuroko ne Kagami ne de başka biridir. Benim cevabım Teppei Kiyoshi olur.



Ryouta Kise: Mucize beşlinin animede ilk gözüken elemanı Ryouta Kise. Beşli içinde basketbola en geç başlayanı ve en tecrübesiz olanı da kendisi.  Bana kalırsa ilk andan beri diğer dördünün yarı tanrı havalarının aksine en rahat ve en sallamaz olanı da kendisidir. Kazanma hırsı var ama sağa sola da pek atar yapmaz. Eğlencelidir, geyiktir, büyüklerine saygılıdır. Aynı zaman da modellik yapar. Kuroko' nun bahsettiği konuyu ilk kavrayan da kendisi oluyor zannımca. Kuroko no Basket' te ki en favori karakterimdir Kiseciğim. (şuraya bir kalp çizdim kendim için. Böyle çizmeseydiniz napayım!!) Geyik bir yana beni esasen Aomine vs Kise maçı etkilemiştir. Çok severim kendisini.........

Kise vs Aomine sahnelerini anmışken o zaman bunun yeridir: " Sessen "












Shintarou Midorima: Eğer sırayı karıştırmıyorsam, Kiseciğimden hemen sonra görülen mucize beşli elemanı. Diğerleri gibi altyapısının mükemmelliğine ek olarak inanılmaz bir şutördür kendisi. Ukala ve kendini beğenmiş görünür. Batıl inançlıdır, burçlara çok inanır. Değişik, zaman zaman gıcık ama esasında eğlencelidir. Aslında onu eğlenceli yapan lise takımındaki takım arkadaşı Takao'dur.
Bu arada bu gıcık gıcık konuşan ses Ono Daisuke' ye ait.





Aomine Daiki: Mucize nesil elemanı. Beni yenebilecek tek kişi yine benim felsefesine zamanla sahip olmuş, öyle bir dereceye gelmiş ki artık oyunu seviyor mu yoksa sıkılıyor mu belli değil. ( Nedenlerini saklıyorum bu noktada ) Öyle bir potansiyel var ki elemanda tarif etmem mümkün değil.  Başlarda çok sinir bozucu, sert gözüküyor ama özünde iyi insan. Basketbolu da seviyor. İzlemesi keyifli.  Bu arada seiiyusu Junichi Suwabe yani  misal 07- Ghost - Frau. Bu da bir artı :)







Murasakibara  Atsushi: Mucize nesilin bir elemanı olan kendisi bir dev olmak ile birlikte abur cubura olan düşkünlüğü ve inanılmaz miskinliği ile gönülleri kazanmakta.  Bu çocuğun durumu da zor şimdi.  Herkese yukarıdan bakmak zor olmalı :P Bu da başlarda korkunç ya da sinir bozucu idi ama özellikle maçta beklenmeyecek şekilde Himuro Tatsuya için yaptığı bir güzellik var o noktada kalpleri kazanıyor bence. Bu arada saçları topluyken daha karizmatik görünüyor.  Seiyuusu Kenichi Suzumura' nın da hakkını yememek lazım. (Gintama / Okita Sougo)

Imayoshi Shoichi: Bu elaman Aomine' nin oynadığı takımın kapTanı. İfadeleri, planlaması vss... ile karakteri çok sevmekle birlikte seeiyusu Nakai Kazuya olduğu için kendisine ayrıca değinmek istedim. (ao no exorcist /Suguro Ryuuji - gintama / Hijikata ve daha bir sürü) Aslında çok eğlenceli eleman.

Tüm bu karakterler, saha içinde birbirlerini oyun anlamında kırıp geçirebilir, dışarıda sinir bozucu ergenler olarak davranabilirler, birilerine hezimetler yaşatabilirler  ama esasında hepsi basketbol oynamaktadır ve bu çizgiyi aşmazlar. Bu istisnayı bozan, düzgün oynamayıp başka bir mantık kullanan tek bir kişi ve ne yazık ki onun takımı var; Makoto Hanamiya. Bu da Teppei gibi, dağınık olarak oynadıkları için, mucize beşli kadar isim yapamamış kişilerden ama bu eleman yüz karası. Serinin net olarak en itici karakteri. Bu itici, bunun dediklerini yapanlar, uygulayanlar daha itici.

Mucize beşlinin o meşhur Akashi' sini iki sezon boyunca iş başında görmüyoruz. İkinci sezonda bir ara çıkıyor onda da değişik makas oyunlarıyla noluyoruz dedirtiyor, o kadar. Üçüncü sezonda ortaya çıkar herhalde.

Daha çok karakter var... Özellikle şu anda diğer takımların kaptanlarına, oyuncularına, senpailerine haksızlık yaptığımı düşünüyorum, çünkü onların da seride özellikle bu beşlinin elemanlarının üzerinde etkileri var .

Animenin açılış ve kapanış parçaları da anime ile oldukça uyumlu.

İlk sezonun açılış parçalarından: GRANRODEO - "Can Do"





İlk sezonun açılış parçalarından: GRANRODEO - "RIMFIRE"




İkinci sezonun kapanış parçalarından OLDCODEX - "walk"



İkinci sezonun kapanış parçalarından "Fantastic Tune" ' u Tetsuya' nın seiyuusu Kensho Ono seslendiriyor.



Ben Kuroko no Basket' i izlerken çok eğlendim. Üçüncü sezon tamamlansın diye bakıyorum. Karakterleri, hikayesi, olayları, eğlencesi, müzikleri ile güzel anime.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...