27 Temmuz 2013 Cumartesi

Lee Jae Jin ve Creep



Daha önce Angela Aki' nin Radiohead/Creep yorumundan şurada bahsetmiştim.

Madem Creep ve yorumları konusunu açmışım o zaman FT Island' ın bas gitaristi Lee Jae Jin' in de Creep yorumuna bu blogta yer vermeliyim.

Buyrunuz;

21 Temmuz 2013 Pazar

BASKET CASE ve Asya civarı Yorumları


Öncelikle iki dakika duruyorum ve başlığa gel diyorum. Neyse başlığın saçmalığını pazar gecesi buhranına bağlıyorum.

Gelelim konuya. Green Day' i bilirsiniz, 80 li yılların sonunda kurulan 90 ların ortasından itibaren tamamen parlayan punk rock grubu. Hakkında uzun uzun yazamayacağım, zamanımın sevdiğim gruplarından biridir, merak eden olursa araştırır dinler. Green Day dedim de onlarla birlikte anılan gruplarda ve onların öncesi de geldi aklıma gülümsedim. - Bad Religion' un yeri her zaman ayrı - Bu son iki cümle konuyla alakasız. Neyse Green Day için söyleyeceğim son söz " adamlar da yaşlandı beeee" dir :)

Uzuun yıllardan beri Basket Case' in grubun en bilinen parçası olduğuna inanırım nedense :)

Basket Case' i Kore ve Japonya da da yorumlayan isimler var, şimdi onlara göz atacağız.

Öncelikle parçayı dinliyoruz :)



Kore' den ilk yorumcu Younha



ve bu da FT  Island yorumu



Japonya' ya dönersek ilk olarak hiç sevmediğim hatta nefret ettiğim grup Puffy yorumuna bakıyoruz.
Ben sevmiyorum diye atlamak istemedim.



Ve bu da Nana Kitade yorumu. Bu yorum hayatımda dinlediğim en kötü coverlar listesine girdi yalnız şimdiden uyarayım ki bu listem oldukça uzundur.



Sonuç olarak bu dördü içerisinde oyum Younha' ya.

14 Temmuz 2013 Pazar

QİN'S MOON SEZON 4: GREAT WALL





Bu sezona giriş kısa bir özetle yapılıyor Tian Ming' in gözünden... Yu er' ın kaçırıldığından, İmparatorun nedenini bilmediği ve kendisine göre komik bir şekilde peşlerine adam taktığından, gelişen olaylar sonucunda geldiği konumdan kısaca bahsediyor Tian Ming...

İlk bölüme harika bir giriş yapmışlar bana kalırsa... Yu er' ı görüyouz... Ying Yang Okulunun yanında, geçmişini unutmuş bir şekilde kendi deyimiyle bekliyor. İsmini alırken parmağında çok ufak bir yara oluşmuştu. " Bu yaradan akan şey hayatta benim için en değerli olan ve asla unutmayı istemediğim bir şey olmalı ama ne olduğunu hatırlamıyorum" diyor kendisi...

Ying Zheng, Çin Seddi' nin yapımıyla kafayı yemiş durumda. Zamanında bitecekte bitecek diye tutturmuş olduğu görülüyor.İmparatorun en büyük yatırımı olam Mirage' a insanların girişi görüyor...

Shao Yu' nun Shi Lan' a olan ilgisi ve beğenisini Tian Ming bile anlıyor ya ve bununla ilişkili  tavrıyla insanı yere seriyor...

Zifang' ın (Zhang Liang) da yardımıyla Iron Hammer ve Xiao Zhi, Qin ekiplerine bir baskın yaparak gizli mesajı çalmayı başarıyorlar.İmparoturun oğlu da Sanghai' a teşrif etmiştir artık.

Şimdi şunu belirteyim, başlangıç ve kapanışlar için öyle jenerikler yapmışlar ki hiçbirini atlamaya gönlüm elvermedi.Çok başarılı...

(4. sezonun trailerlarından)



İkinci bölümde Zifang  (Zhang Liang) ve Wei Zhuang karşı karşıya gelir...Üçüncü sezonun sonunda  böyle bırakmıştık. İşte bu andan sonraki yaklaşık üç dakikayı sanırım şu ana kadar en az 20 kere izledim, daha da izlerim.

Zifang vs Wei Zhuang arasına bir başka düello daha karıştırmışlar. Bu tanımadığımız ikiliden kazanan daha sonra bir yere bağlanacak... ( spoilera girmeden yazmaya çalışmak o kadar zor ki öleceğim şurada) ama bu üç dakikayı tarif edecek kelime bulamıyorum... Müzik, renkler, diyalog, geçişler enfes... Zaten Zifang hastası olarak coşmuşum, (fangirl geçişi :)) ) topluca bu estetik beni vurdu...

Diğer iki elemanın düellosunun sonunda kaybeden der ki;

" bu çağ sana da bana da seçenek vermedi"

kazanan : "anladım. Aramızda bir düşmanlık yok. Sadece bir kazanan ve kaybeden var. Kazanan yaşar, kaybeden ölür..."

arada geçen kelebek şahane bu arada... Hemen akabinde Zifang' ın sesinden şu sözleri dinleriz... (düzgün  çeviri yok ben de :). Nasıl gaza geldiysem üşenmedim)


savaş alanı rüzgar ve kuma gömüldü
savaş çığlıkları boşlukta dindi
eski kılıç acımasız rüzgarlarda bozuldu
Savaş için doğan ruhlar hayatta kalmak için kavgaya başladı
çığlıkların olmadığı bir çağda, hayatta kalmak en uzun tek yoldu...

Bu sezonda Net Trap Organization ile tanışırız. Çok ilginç tipler :)) İmparator ve Li Si' nın bu örgütü bildiğiniz bir ağ. Duymadıkları haber yok. Ölümcül.. Özellikle 6 elemanına dikkat. İmparatorluğun karanlıklarında yaşayan örümcekler gibiler...

Jugue' yi taşıyan eleman Ge Nie' nin peşindedir, en büyük arzusu kişisel intikam olarak onu ortadan kaldırmak. Eleman yedi devlette ölüm cezasına hapsedildiği için her yeri dövmelerle dolu ama hepsinden kaçmayı başarmış bir yarma. En son İmparator ve Li Si bunu salıveriyor ki Ge Nie' nin hakkından gelsin.


Bu elemanla Wei Zhuang' ın kapışması sezonun efsanevi kapışmalarından bir tanesidir. Diyalogları da öyle :))


(4. sezonun bir diğer trailerı)




Tian Ming yine kendi sorunlarını yaşamaktadır. Konfüçyüs Okulunda da Shao Yu yetenekleriyle parlarken, zavallı Tian Ming salaklığıyla dışlanmaktadır. Bu arada Gongshu Klanının dev mekanik adamıyla Tiang Ming arasındaki bağ göz yaşatıcı... Konfüçyüs Okulu öğrencilerini pek yetiştirememiş ayrıca...

Ge Nie bu sezonda Tian Ming' e yaklaşımı, duruşu, sakinliği, bilgisi ve yaptıklarıyla karizmasına karizma katıyor. Tek cümleyle özeti bu!! Meng Tian ile bir karşılaşması var ki oy oyyy!!!


Zifang yine kilit olarak yer alıyor. Şişko kadın (Gongsun Ling Long) zavallı Zifang' ın peşinde... Bu durum karşısında Zifang' nın yüzü görülmeli ama çoğu zaman iyi ki Tian Ming yetişiyor duruma. (Hayır, kadın ısrarcı falan ama aynı zamanda zeki) Hele bir yerde Shao Yu, Tian Ming ve Zifang' ın Gongshan' dan bir kaçışları var ki görülmeye değer :))

Usta Ban' dan dinlenilen Mohist mekanik tekniği ile Gongshun' un neden birbirlerine gıcık olduğuna dair hikaye de oldukça hoş:))


Shao Yu ile ortama enfes şekilde giren atlının mücadelesi de sezonun en harika kapışmalarından bir tanesiydi. Shao Yu bu sezonda en büyük sarsıntılarından biriyle karşılaşır. Kendi kendine galip gelmesi gerekir. Tian Ming bu konuda ona sonuna kadar destek verir, öyle ki Zifang dışındaki tüm öğretmenlerin derslerinden atıldığı için ayakta dikileceği en iyi noktayı ilk kez böyle bir durumla karşılaşan Shao Yu' ya önererek büyük bir centilmenliğe imza atar. Garibimin Zifang' a en iyisi sensin yakınması unutulmazlardandır.

Sezon içinde bir ara Han Xin ortaya çıkıyor.Sadece ufak fakat etkileyici bir sahnede kendini gösteriyor. Kimdir, necidir şu anda bilemiyoruz. Her zaman ki gibi Zifang yine muhteşem bir analiz sunuyor ortaya (fan gir modu etkisini arttırıyor)

Zifang, Tian Ming ve Shao Yu' yu Chu Nangong ile tanıştırıverir, estetik bir biçimde :) Tian Ming ara ara deliriyor çok eğlenceli aynı ben...  (delirme kısmı evet, eğlenceli olma kısmı hayır, ben değil) Tiang Ming' in köpek yavrusuyla girdiği mücadele de efsane olmaya adaydır, birbirine meydan okuyan iki rakip :))

Net Work Trap' in ne kadar esrarengiz ama bir o kadar tehlikeli ve sinsi olduğu bir kez daha gözümüze sokuluyor....

Crimson Snake bu sezon çok azap çekti :)) Gerçi girdiği tavırlar da biraz bunu yarattı. Devamında Jugue' nin taşıyıcısına karşı yaptığı salaklığı kendisi de biliyordu ama kendini alamadı. Gerçi kendisine tamamen hak vermemek mümkün değil.



Crimson Snake' in geçmişi ve Wei Zhuang ile ilgili hatıraları için  üzülmeli mi sevinmeli mi, insan bilemiyor ama "bu adamın gözlerinde kendimi hiç göremedim" diyor  Crimson Snake ve bu sözler  o geçmişten sonra gelince insana koyuyor be yahu ( burada tam arabeske bağlıyorum :)) ) Wei Zhuang da sanki boş değil ama :P...  Adam resmen köle yaratmış kendine.

Crimson Snake, Jugue ve WhitePhoneix arasında geçen olaylar bir çok kez izlenesi, pek çok sahnenin olduğu gibi.

White Phoneix (Bai Fang) zeki biraz da heyecan arayan bir oğlan ama asil duyguların insanı olduğunu gösterdi, İkinci bölümde kendisine karşı duyduğum ağzını burnunu kırma hissini 3 sezon da atlatmıştı. Her zaman derim serideki favori karakterlerimden ama 20 ile 22. bölüm arasında coştum biraz :))





Bu sezonda White Phoneix ve Dao Zhi' yı tekrar karşı karşıya görürüz ki Dao Zhi' nın Zifang ve Ge Nie' nin yardımıyla gerçekleştirdiği olay şık bir efsanedir. İkilinin karşılaşması ve birbirlerine attıkları salvolar, taktıkları çelmeler ve sonu harika diyebilirim :)) Dao Zhi yine yaptıkları, karşılaştıkları ve hiçbir zaman ödün vermediği espri anlayışıyla takdiri topluyor.

Crimson Snake' e ayrılan bölümler güzel olmuş. daha fazla bir şey yazamıyorum, anlatım ve estetik güzel.

Funian ve Zifang arasındaki Konfüçyüs öğretilerine dayanan felsefi tartışma kayda değer...

Yani şimdi bu yazıyı animeyi izlemeyen anlamaz biliyorum o nedenle özetle diyeceğim ki 4. sezon da çıtayı daha da yükseltmiş. Bu seri muhteşem  bir seri. Herkes izlemeli bence.

5. sezon ne zaman gelecek? Film ne zaman gelecek? En iyisi 4 . sezonu tekrar mı izlesem bilemedim.

(İzleyen olursa gelsin beni bulsun bakın :)) )

1. sezon bilgisi için buraya

2. sezon bilgisi için buraya

3. sezon bilgisi için buraya  tıklayıverin.

Olur da izleyeceğim derseniz İngilizce alt yazılı adres burası

13 Temmuz 2013 Cumartesi

The Sorcerer and The White Snake: It's Love



2011 yapımı Ching Siu-Tung filmi. Kadroda bir adet Jet Li, Eva Huang, Charlene Choi, We Zhang ve Raymond Lam görmek mümkün.

Hani hem etkileyici, hem hafif hem göze güzel gelen hem masalımsı bir film izleyeyim diyorsanız size göre. Hoş vakit geçirebilecek bir film.

Eski bir Çin masalından uyarlanan filmde  Fahai (Jet Li) öğrencisi ile birlikte şeytanları avlayan, katı bir disipline sahip, nötr dengeye çok sıkı bağlanmış bir Budist rahiptir.

White Snake (Eva Huang) ve karedeşi Green Snake (Charlene Choi) dünya alemini izlerken, şifa bilimine gönül sarmış Xu Xian (Raymond Lam) nehre düşer. White Snake onu kurtarır. Daha sonra Fener bayramında Xu Xian' i görmek için tekrar ölümlüler boyutuna inerler çünkü Xu Xian ve White Snake birbirlerine aşık olmuşlardır ancak ne yazık ki yolları rahip Fahai ile karşılaşacaktır.

Üzerinde çok yazı yazılacak çok çıkarımlar yapılacak bir film değil esasında. İzlerken güzel vakit geçirilecek, izleyen daha da hoş gelsin diye uğraşılmış bir masalımsı.

Raymond Lam çok tatlı ya bu arada :)

Bu da filmin sonunda yer alan kapanış parçası;

Eva Huang& Raymond Lam - Promise



(Öyle Jet Li var diye bu filmi izlemek için atlamayın, söyleyeyim)

8 Temmuz 2013 Pazartesi

PERFECT TWO (The New Perfect Two):新天生一對


2012 yapımı Kevin Chu filminde karşımıza Vic Chou, sevimli mi sevimli Xiao Xiaobin, Ella (S.H.E) ve Mini Yang çıkıyor.

Ah Bee ( Vic Chou) eskinin bir numaralı motorsiklet yarışçısı, bir yarışta düştükten sonra yarışları bırakmış şimdinin kendi kafasına göre takılan, kumara düşkün ve sabah akşam bira yuvarlayan kendi halinde takılan elemanıdır. 6 yıl önce karısı kendisini terk ettikten sonra kendince onu aramaktadır. Bu esnada kendisine en büyük destek Maniu (Ella) dan gelmektedir. Böyle boş beleş yaşamaya devam eder ki bir gün Jiawei ( eski karısı) 6 yaşındaki oğlunu getirir; senin aslında bir oğlun var, benim biraz işim var sen ona bakıver der ve gider. BinBin'in hayatına girmesi biraz değişikliğe yol açar, hikaye devam eder.

Film esasında hiçbir şey vaad etmiyor. Ne başında ne sonunda. İzleyince iyi vakit geçirebilirsiniz ( o da bir olasılık) o kadar. İyi olan ne var;

Vic Chou güzel adam.

Xiao Xiaobin, tombiş falan ama çok sevimli ve doğal. yanakları sıkılmalık. Ayrıca çocukları sinirlendirip yalnız bırakmayın mesajını veriyor. Siz evde yokken diş fırçanızla tuvalet temizlenebilir!

Mini Yang, ben güzelim diye bağırıyor.

Filmin en beğendiğim diyaloğu Bin Bin ile Maniu nun kızkardeşi arasında geçiyor;

Bin Bin: Bir akşam Ah Bee yi terasta gördüm, geceyarısı yine bira içiyordu ve kıçı açıktı

Kız: Ahahahah anlamıyorum, bira içmek için kıçını açmaya ne gerek var?

Vakit geçirmek için izlenebilir, benzeri milyonlarca yapım var.

30 Haziran 2013 Pazar

The Thieves



2012 yapımı Güney Kore filmi ama kadro çok uluslu. Filmin yönetmeni Choi Dong-hoon. Kadro çok uluslu dedim ya aynı zamanda birbirinden iyi. Kısaca bakmak gerekirse kimler var;

Kim Yoon-seok (The Chaser)
Lee Jung-jae
Kim Hye-soo
Jun Ji-hyun (My Sassy Girl, Windstruck)
Kim Soo-hyun (moon embracing The Sun)
Kim Hae-sook (Open City)
Oh Dal-su (Oldboy, The Host, Troubleshooter, Detective K: Secret of the Virtuous Widow, Head )
Simon Yam (Bullet in the Head, Full Contact, The Storm Warriors, Dragon Squad)
Angelica Lee (The Drummer)
ve daha bir sürü...

Bu yazının yazıldığı dönemlerde muhtemelen çok fazla vasat film izliyordum dolayısıyla bu film bu dönem içerisinde izlediğim en iyilerden bir tanesi diyebilirim.

Koreli bir hırsız ekibi son soygunlarından sonra biraz hava almak için Macao Park' ın ( Kim Yoon-seok ) tavsiyesiyle soygun için Hong Kong' a giderek Hong Konglu bir ekip ile birleşir. Amaç Macau' da bulunan bir mücevheri kumarhaneden yürütmek ve daha sonra tekrar esas sahibine satmaktır.
Hepsi kendi alanlarında usta olan insanların birbirleriyle anlaşmaları, çeşitli engelleri aşmaları gerekirken aslında hepsinin geçmişinde sakladığı ve şu anda ellerinde tuttukları gizli bir ajanda da bulunmaktadır doğal olarak.



Aksiyon, komedi, güzel hazırlanmış, detayları düşünülmüş sürükleyici bir senaryo ve iyi iş çıkaran oyuncular.

Film Ocean Elevens ile kıyaslanıyor, onu seven beğenen bunu da beğenir.

Bu tarzlardan  hoşlanan varsa kaçırmasın bir göz atsın.

Buyrunuz  trailer;




29 Mayıs 2013 Çarşamba

The Guillotines: 血滴子



2012 yapımı, yönetmeni  Andrew Lau Wai-Keung olan bu Hong Kong filmini izleyebilmek için çok uğraş verdim. Bir gün ne izlesem diye dolanırken aniden karşıma çıkan ve aklıma yerleşen bu filmi izleyebilmek için çok bekledim açıkçası. O zaman Shaw Brothers' ın 1975 yapımı aynı isimli filminin remake i olduğunu da farketmemiştim üstelik.

Neyse çeşitli girişimlerden sonra izlemeyi başardım ama sanırım o ilk anın heyecanı beklentilerimi tavan yapmıştı.

Kadroya bakalım öncelikle: Huang Xioming, Shawn Yue, Ethan Ruan, Jing Boran vs... çok ilgi çekici sanki :))

Atraksiyonel bir açılıştan sonra ufaktan karakterleri tanımaya başlıyoruz. Oin Hanedanlığı esnasında "The Guillotines" imparatora bağlı bir suikast takımıdır.Ellerinden kimse kurtulamaz.Korkunç görünümlerine rağmen ilerleyen bölümlerde onların da insan olduğunu anlıyoruz. Yetimlerden oluşturulmuş bu 7 kişilik ekibin lideri Leng ( Ethan Ruan) olmakta.



Wolf (Huang Xioming) Han kökenli, Oİn hanedanlığının başına bela olmuş bir isyankar.

Guillotines takımı bunu yakalar ama eleman kurnaz  bir hamleyle aralarından birini kaçırarak kaçar.




Bunlarda peşlerine düşer. İmparatorun görevlisi Haidu (Shawn Yue) da bunlara katılır. Olaylar devam eder...

Giriş ne kadar efektli falan olsa da aksiyon vaad ediyor görünüyor ama ilerleyen bölümlerde giriş kadar aksiyon görmek mümkün değil. Leng ve Haidu arasındaki ilişki bir konu iken, birbirlerine daha fazla yakışan Wolf ve Leng ilişkisi ayrı bir açılım.

Oyunculuklar fena değil aslında, kişisel olarak herkes iyi bir iş çıkarmış ama senaryoya bağlı olarak Haidu (Shawn Yue) sırıtmış fazlasıyla ama çok sinirliyseniz ve birine saydırmak istiyorsanız filmi açın ve bu elemana karşı dökün içinizi!



Ethan Ruan, bir insan kaç çeşit şekilde ağlayabilir konulu bir çalışma yapmış.

Aslında hikaye ya da olay örgüsü çok fazla tema barındırıyor; kardeşlik, ırk ayrımı, tarih, insan doğası ve daha nicesi... ama olaylar öylesine akıyor ki elemanlar kendilerini yırtsa da bazı duygular havada kalıyor.

Buna rağmen, göz atmakta fayda olan bir yapım. türün meraklıları izleyebilir.

Ben izledim, rahatladım.

23 Mayıs 2013 Perşembe

hanazakari no kimitachi e : ikenai taiyou




Geçenlerde salak ve iğrenç bir gün içinde Orange Range' in Ikenai Taiyou' su kulaklığımda ses verdi birden bire. O zaman anladım ki uzun zaman geçmiş dinlemeyeli ve "Hana Kimi" olarakta bilinen bu güzelim diziyi anmayalı.


Üç dört sene olmuştur bu Japon yapımı diziyi izleyeli. Orijinali manga olan bu dizi o dönemde hatta şimdiye dek izlediğim en eğlenceli dizidir. Oluşan abuk sabuk durumlar, gelişen olaylar, elemanların bunlara tepkileri, karakterlerin algılama seviyeleri, karakterler arası ilişkiler ayrı ayrı eğlendirici iken bunlara bir de pozlar, geçişler, renkler, duruşlar ve müzikler eklenince gerçekten izlemesi oldukça keyifli ve delicesine komik bir seri ortaya çıkmış.

bununla birlikte açılış parçası olan orange range' ın "ikenai taiyo" su ayrı bir bağımlılık yaratıyor öyle ki insan etrafta "abc tsuzukanai sonna n ja dame ja nai na na na na lay lay looom....... " diyerek dolaşmaya başlıyor ki bende şu son günlerde aynı etki yine baş gösterdi.


İşte o parça... Orange Range ikenai taiyou




Sonradan çekilen halini ya da Kore versiyonunu izlemedim ama şunları yazdığım anlarda diziyi tekrar baştan mı izlesem diye ciddi şekilde düşünüyorum.

tüm bunların üzerine shun oguri , ikuta toma, mizushima hiro ve diğerleri de bonus olmuş demek düşüyor ..

NOT: Böyle notlar pek yazmam ama bu diziye ayrıcalıklı davranıyorum, izlemeyen çok şey kaçırıyor bence! Ama cidden :))

19 Mayıs 2013 Pazar

Uta No Prince Sama Maji Love 1000%





Tavsiye üzerine başladığım bu seri iyi ki fazla uzun değildi. Özünde otome game  olan sonradan anime olarak uyarlanan seri fazla uzatmadan ilk sezonunu tamamlıyor.

İdol ve bestecilerin bir arada ders aldığı okula giren Haruka kızımız, yetenekli ama saf, sakar bir kızcağız. Okulda işte bir sürü şey oluyor ve kendisini bir sürü güzel erkek tarafından çevrelenmiş buluyor.

İnsanların tapabileceği kadar güzel ve yetenekleri olan bu idol adayları ise Haruka' ya saflığı, yeteneği ve kendilerine müzik aşkı verdiği için hasta oluyorlar (bak bak :P)

Birbirinden bencil ve farklı dünyada yaşayan, kendi sorunları olan bu oğlanlar bir şekilde Haruka' nın etrafında toplanıyorlar.

Müzik üzerine demiştim değil mi? Tamam kulağa hoş gelen parçalar var ama seri boyunca  kulak tırmalayan, sürekli ağlak bir sesle konuşan Haruka' da var. Karıştırmışlar; duygusal patlamalar ya da samimiyeti illaha ağlak sesle vurgulanmak zorunda değisiniz!! Gelin vazgeçin şu anlayıştan

Bu kadar saydırıyorsun madem niye izledin diye bir soru olabilir. Açıklıyorum bu seri ilk bölümde Hayato-Sama (esasında Miyano Mamoru) nun seslendirdiği "Nanairo no compass" adlı parça ile vurdu beni ey ahali. Vurmak ki ne vurmak! Duygusal olarak dengesiz yakalandım sanırım ki o bölümü yüz kere izleyip hızımı alamayışımı başka şekilde açıklayamıyorum.

Parçayı bulamadım bu hariç:


O ağlak Haruka ile aynı safa geçtim ya kendime diyecek söz bulamıyorum :)

Seriyi güzel kılan noktalardan bir tanesi seiyuular kesinlikle.

Haruka' yı geçiyorum.

Hijirikawa  Masato - Suzumura  Kenichi (misal Gintama - Okita Sougo, Ouran Koukou Host Club - Hitachiin Hikaru, Zombie Loan - Akatsuki, Chika)




Ichinose  Tokiya - Miyano Mamoru (misal Death Note - Yagami Light, Mobile Suit Gundam 00 - Seiei, Setsuna F, Ouran Koukou Host Club - Tamaki, Vampire Knight - Kiryuu, Zero)

Ittoki  Otoya - Terashima  Takuma ( Kokoro Connect - Aoki, Yoshifumi)

Jinguuji  Ren    - Suwabe, Junichi (Bleach - Jaegerjaquez, Grimmjow, Kuroshitsuji - Undertaker)



Kurusu, Shou - Shimono, Hiro (Baka to Test to Shoukanjuu-Yoshii, Akihisa, Nurarihyon no Mago - Kuromaru)




Shinomiya  Natsuki -Taniyama, Kishou  ( kendisi seslendirme sanatçılığının yanında aynı zamanda j-rock mensubu. )

Seiyuulara bu kadar değinmişken kendi ağızlarından seriye adını veren parçayı dinlemeden olmaz.



Son olarak Satsuki' nin müthiş parçasını anmazsam olmaz.

Orion de Shout out.



12 Mayıs 2013 Pazar

A Battle Of Wits: Mo gong




Sıra gelmişti bu 2006 yapımı Jacob Cheung Chi-Leung' un yönetmenliğini yaptığı Hong Kong filmine.
Bu filmle ilgili duygu ve düşüncelerim karışık biraz bakalım nasıl toparlayacağım?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki ilk sahnede Choi Siwon' u gördüğümde dumur oldum ve yaklaşık bir beş dakika "ahaha ne alaka lan Liang Shi olarak Siwon görmek?" diyerek filmi takip edemedim.Ne yalan söyleyeyim ilerleyen dakikalarda da alışamadım çabucak.

Siwon dışında, Andy Lau, Fan Bing Bing ( bu ikisi kadrolu ikili oldu, bir alana ikincisi bedava gibi bir  kampanya mı anlamadım! :)  hangi filmi izlesem bu ikisi. ), Nicky Wu, Ahn Sung Ki (işte bir Koreli daha...) barındıran film ülkesel çeşitliliğe  Çince konuşan bir siyah ekleyerek yelpazeyi daha da genişletmiş.

Gelelim filmin konusuna: Savaşan devletler döneminde Zhaou, Yan devletine saldıracaktır, yolu üzerinde yer alan küçük bir devlet olan Liang' ı da ortadan kaldırmak niyetindedir. Seferin başında Zhaou' nun adı sanı hatırla anılır komutanlarından Xiang Yanzhang bulunmaktadır. Liang küçük bir devlet olduğundan Zhaou' nun hayvani ordusuna karşı durabilecek durumu pek mümkün değildir bu nedenle Mozi'den (yani Mohist Okuldan) yardım istemişlerdir. Devletin keyif düşkünü hafif alkolik kralı Liang zaman zaman duruma dahil zaman zaman zevk-ü sefadadır.



Zhaou ordusu kapıya dayandığında Mozi' den 1 kişilik yardım gelir. Mohist Ge Li ( Andy Lau). Tek başına şehri savunacaktır. Bu noktada aksiyon beklemeyin. Önceliği halkı, kendisinde şüphe eden kraliyet ailesi  ve yetkililerini teslim olmak yerine direnmeye ikna etmeye verir. Sonra da şehri savunma üzerine sistemlerini geliştirir.


Zhaou üzerinde başarı sağladıkça Ge Li' nin popüleritesi artmaya başlar. Adı Kral Liang' dan önce anılır olur işin dahası Liang Shi (Siwon)  yani prenste Ge Li' yi takdir etmektedir. Zhaou ordusu da geri çekilince filmde  ikinci bölüm başlar. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı dedik diyen Kral Ling,  Ge Li ve destekçilerinin ortadan kaldırılmasını en birinci generali General Niu' ya emreder ve durup duruken yine ortada bir kan fırtınası oluşur. Şehrin savunmasında başarıyla savaşmış pek çok asker, konudan  habersiz halk yine yalan olmaya başlar.



Bu esnada Zhao ordusu şehre tekrar saldırınca olanlar olur diyip geçiyorum ortamı spoilera bulamayayım.


Atlamadan geçmeyeyim,  filmin esası Hideki Mori' nin mangasına dayanıyor. Mangayı okumadığım için film birebir manga yorumumu falan bilmiyorum ve burada sadece filmi ele alıyorum.

Atlanmaması gereken bir diğer konuda filmin müziklerinin Kenji Kawai' ye ait olması. Filmde kendilerini size hissetirecekler merak etmeyin :)

Karakterler ve karakterlerin dönüşümünde bir eğretilik var bence. Halktan sürekli konum değiştiren, kaçmaya çalışan sıradan insanlardan bahsetmiyorum ki tavırları doğal ama prensin "kafanı kıracağım Ge Li"'  den nasıl Ge Li fanına döndüğü, Kral' ın gelişimi, Ge Li' nin dönüşümü biraz havada sanki ya neyse...

Bu arada filmdeki adamım Zi Yuan' dır. (Nicky Wu) Eleman orta dünyada olsa okçuluğu nedeniyle Legolas olurmuş o derece!!  Ayrıca etik değerlere bağlı, saygıdeğer bir generaldir kendisi. Bu düşüncelerimde uzun uzun saçlarının hiç etkisi yok gerçekten :))

(Mohist öğretinin iki önemli kuralından bir tanesi "Evrensel Sevgi"' dir. Film müziklerinden Kenji Kawai' nin parçası; Universal Love)



Bunun dışında bir yere kadar film gidiyor ama Zhaou çekiliyoruz dediği anda sanki odak dağılıyor biraz. haaa bu arada dağılan odaklar yalan yanlış şeyler mi?  hayır, değil!!


Yani kralın dışarıdan gelen birinin popülerliğinin artmasını kıskanması, kaprisleri nedeniyle nasıl olsa tehlike geçti diye değerli savaşçılarını ortadan kaldırması, halkı umursamadan gebertmesi, dışarıdan gelen adamı öldürtmeye çalışması, devleti barışçıl şekilde değil, kazanmak için herşey mübahtır diyerek elinde tutmaya yönelik  adımlar atması olmayacak şeyler, bilinmedik durumlar değil. 

Ya da Ge Li ve diğer insanların savaşta etik değerleri sorgulaması da sorun değil amma velakin bir sürü düşünce havada kalıyor sanki. Çok fazla odak aynı anda ele alınınca çoğu sonuna varmıyor ya da yeteri ilgiyi göremiyor gibi.

Bir parantez açarak değineyim Zhaou komutanı Xiang Yanzhang saygı duyulası bir komutandır, o şekilde resmedilmiş bana göre hele ki tipsiz ve karaktersiz Kral Liang ın yanında...

Diğer nokta Mohism olayı. Şimdi zaten film uçanlı kaçanlı bir film değil bunun yerine şehirin savunulmasına ve savaşın insanlar üzerindeki etkisine ve "savaş kötüdür" söylemine dayandırılmış.Filmin adıda Mohizm' in baz alındığını bildiriyor,  Ge Li bir Mohist bu nedenle Mohist öğretiye de filmde sık sık değiniliyor, buraya kadar tamam...

Mohist öğretide denilir ki;  bir kral ya da yönetici yeteneklere önem vermeli, sırf ailenin kanını taşıyor diye görevlere kan bağı olanları getirmemeli, memurlar yeteneksiz ve beceriksizse onlara torpil yapmamalı bunun yerine etrafına yetenekli insanları toplamalı ve onlara değer vermeli. 

Bu noktada Ge Li nin prense " prens olduğunuz için en iyi okçu, en iyi atabinen, en iyi savaşçı sizsiniz" diyerek mesaj vermesi  anlamlı... fakat ilerleyen noktalarda Ge Li bile Mohizm ile ilgili ikilemlerini yaşıyor. Ki aslında Mo - zi Liang' ın isteğine eleman ya da yardım göndermeyi reddetmiştir de Ge Li kendiliğinden gelmiştir anlattığına göre. Mohism pasifisttir, saldırıya karşıdır ama yönetim için ideal bir felsefese midir falan filan bunlar filmde değinilmesine rağmen kurguya yedirilip oturtulamayan ve havada kalan sorunlar. Sonuç olarak Mozi, Mohist öğreti şöyle der böyle der lafları sık sık geçiyor filmde ama yön  eylemde pek yerini bulmuyor bana kalırsa.


(Film müziklerinden ve kapanış parçası. Kenji Kawai elinden çıkma;)


Hele ki siyah eleman ile Ge Li' nin bir diyaloğu var ki bir süre durdum filmi izlerken.

Siyah eleman diyor ki; "Siz Mohistler evrensel sevgiden bahsediyorsunuz cart curt ama sonuçta kimi seveceğinizi bilemiyorsunuz." ( Çincesini bir iki kere dinledim, ingilizce çevirisi doğru geldi)

Ge Li duruyor diyor ki;" dur o zaman ben sevdiğimi kurtarmaya gideyim!"

Ben burada ufak bir dumura uğradım ne yalan söyleyeyim...

Noktayı siyah elema koydu oldu ...

Tüm bunlara rağmen film "savaş kötüdür" söylemini dikte etmeden, sıkmadan, estetik şekilde resmen bağırıyor... Bu yönden başarılı.

Filmle ilgili olarak kafam hala karışık. Kötü olarak düşündüğümden değil, bana göre sorunun nerede olduğunu bulamamamdan... İzlenecek filmler arasına girmeli ilgilenenler için...

(Not: Bir gün umuyorum, zaman bulacağım ve tembellik yapmayacağım böylece şu bloga mohizm ve diğer düşünce okulları üzerine uzun ve derin yazılar ekleyeceğim)



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...