11 Ocak 2015 Pazar

Saiunkoku Monogatari 2 : ( İkinci Sezon ) Bir Anime...



Uzun bir süreden sonra Saiunkoku Monogatari' nin 39 bölümlük ikinci sezonunu izledim. ( İlk sezon ile ilgili yazı ve animenin genel konusu için buraya bakabilirsiniz)


Shi Ryuuki:   Ülkenin İmparatoru. Nasıl imparator oldu, neler çekmiş vs... bunlara değinmeyeceğim zira daha genç.

Bu sezon Shi Ryuuki için söyleyebileceğim: adam çok sempatik yahu!  Azıcık aptal, çocuksu falan filan ama sevimlinin önde gideni.

Sonunda bu sezonda kendini anladı ve imparator olmak istediğine karar verdi. Shuurei' ye de sonunda biraz sert çıktı, iyi oldu. Etrafındaki insanları bu sıcakkanlılığına ve yufka yürekliliğine bağlı olarak topladığı söylenebilir fakat yolu daha uzun ve çetin. Neyse ki bu sezon, ilk sezonun aksine sağlam bir giriş yapan ve sağlam bir duruş sergileyen Tei Yuushin yükünü biraz hafifletiyor. Onun  sonu ne olacak acaba?





Ran Ryuuren: Tam bir oryantalist ve esasında bir gönül insanı olduğunu bu sezon tekrar kanıtladı. Eğlenceli insan, güvenilir bir dost. Tavus kuşu temalı şapkası 10 numara.



Ran Shuuei: Bu sezonun sonu biraz ona odaklı. Bir kere saçları dağınıkken daha güzel. Üçüz ağabeyleri sinir bozucu. Ne kadar mantığına dayanan biri olsa da Ryuuki ile aralarındaki bağ memnun edici. Shusui ile aralarındaki ilişkinin  de devamı gelsin, açıklığa kavuşsun. ( ama o iş biraz yaş sanki)

Kız kardeşi de güzel bir giriş yaptı. Acıklı bir öykü onun hikayesi...






Li Kouyuu: Yine yer yön özürlü yine bu yüzden sinirli. Ama bu elemanın sakin durup durup bir anda posta koyup atarlanmasına bayılıyorum. Güvenilir insan özünde komik.



Seiran: Bu sezon daha bir arka plandaydı ama içindeki şeytanı daha net ve eğlenceli olarak dışarı çıkarmışlar. Shuurei olmaz sana be Seiran, unut bence :)

Ensei: Her zamanki gibi...


Bu sezon Tan-tan diye bir eleman soktular animeye. Yetkililere teşekkür ederim :P Yani böyle bir karaktere ihtiyaç vardı. Shuurei' in etrafındaki tüm adamlara tek tek lafını koydu. Shuurei' ye de söyledi söylemesi gerektiğini, bir nevi benim tercümanım oldu. "Hayat, etrafındaki herkes seni desteklerken, kararlarını onaylarken, isteklerini gerçekleştirebilmen için var gücüyle çalışırlarken kolay tabii... Öyle olunca, sınırlarını aşıp her şeye burnunu sokabiliyorsun". Uzatmayacağım, Tan-tan lazımdı bir tane. Ayrıca Shuurei' ye yaptığı evlenme teklifi, bu kadar gönülsüz ve tembelce yapılan tekliflere çığır açabilecek nitelikte.


Yenilerden Seiga: (aklıma hep amiga geliyor) Kin kuyusu ama  bu da gerekliydi tabi. Seiga- Shuurei kapışması ileride iyice büyür. ( ileride ileride diyorum ama üçüncü sezon olacak mı bilmiyorum. Olacakmış gibi bıraktılar sanki.)



Shuurei: Ortaya açık bir tartışma konusu. En azında aşk peşinde değil, bir şeyler yapmak ve başarmak için koşuşturuyor. Bu sezon az erhu çaldı, çok mutlu oldum. İlk sezon neydi öyle? Sanki bu geçen sezon Sakujin' e aşık oldu? Bilemedim...





Artık herkes tamamen birbirinin ayağını kaydırmaya başlamış, saray entrikaları alevini almışken herhalde üçüncü bir sezon yaparlar.

Saiunkoku Monogatari 2. sezonu beğendim ben. Aksiyonu çok bol olmasa da, karakterleri, eğlencesi, sempatikliğiyle animeyi yerli yerinde buldum. Bir sürü yeni karakter, daha da açılan konu... İyi, güzel.

Gelelim enlerime:

En sempatik: Ryuuki Shi




En çok bağıran: Li Kouyuu

En sevimli çift: To Eigatsu - Kourin

En gizemli: Hyou ailesi

En karizmatik: Ran prensesi
                         Jin Shiba

En arabesk: Ran Shuei

En korkutucu: Seiran

Animenin en sevimlileri: Pandalar



Bu da Ost' tan gelsin....

7 Ocak 2015 Çarşamba

Karlı Şarkılar... (Part I)






Madem son iki üç gündür kara odaklı yaşıyoruz o zaman bu akşamın yazı konusu olarak karlı parçaları seçiyorum ve sizleri aşağıdaki üç parça ( aslında dört ) ile baş başa bırakıyorum...

1- Öncelikle Güney Kore' ye uzanıyor ve sözü Seo Taiji' ye bırakıyorum.

Seo Taiji - 아침의 눈 (Morning Snow)




2 - Çin' e dönerek Jay Chou' ya bağlanıyorum.

Çin dedim ama biliyorsunuz Jay Chou Tayvan asıllı, Asya' da çok popüler bir isim.

Jay Chou -  发如雪 - Hair Like Snow




3- Japonya' ya dönerek sözü An Cafe' ye bıraktım...

An Cafe - Snow Scene



Bir yazıyı daha burada sonlandırırken, hepinize bol karlı günler dileyerek bu da bonus diyorum.

Yine Çin' den geliyor... Parçanın adı 雪诉离歌 ( snow telling the departure song) Parça Çin yapımı bir RPG oyunu için yapılmış. Orijinali kimin bilmiyorum. Pek çok versiyonu bulunuyor. Bunu Fairy2 yani Ling Zhixuan ve Meng Lan seslendiriyor.




4 Ocak 2015 Pazar

EAST MEETS WEST (東成西就): Dung Sing Sai Tsau 2011


2011 yapımı bu Jeffrey Lau filmi  izlediğim dönemde en ilginç bulduğum  Hong Kong filmlerinden bir tanesiydi... İlginçliği şu ki insan iyi mi kötü mü bir anda karar veremiyor.

Ölümsüz olan sekiz ejderha bilmem kaç bininci kez yaşadığımız yüzyılda dünyada dolaşmaktadır, doğal olarak ne olduklarından habersiz. Bu sekizli dünyaya ilk indiklerinde amaçları insan doğasını kötülükten korumaktır ama içlerinden bir tanesi, Yaksha, diğer yedisinden ayrılır ve bu nedenle iki taraf kapışmaya başlar. Ölürler tekrar gelirler, ölürler tekrar gelirler. .. Bu hikayede dediğim gibi bu yüzyılda geçmektedir.

Kaderin bir cilvesi olarak ya da karma diyeyim de içeriğe uygun olsun birbirlerini bulurlar. Film bu hikaye üzerine kurulu ana hatlarıyla...

Filmdeki ilk çarpıcı nokta çılgın bir kadroya sahip oluşu; Karen Mok, Kenny Bee , Eason Chan, Ekin Cheng, Jaycee Chan, Huang Yi ve diğerleri... Jeffrey Lau sağlam ekip toplamış.

(Ekip ve yönetmenden gelsin. Filmin içinde de duyabileceğiniz bu parça çok eğlenceli)




Şimdi sekiz ejder dedik, ölümsüzler dedik öyle çok efsanevi ya da epik bir tarzı yok filmin, komedi filmi bu, her şeyi kafayı almış... basit bir kurgu ama arkada göndermeler ve diyaloglarla kendini gösteren komedi... göndermeler oldukça bol ki muhtemelen hepsini yakalayamamışımdır, Filmlere, günümüze... Jaycee Chan - Jackie Chan ailevi ilişkisine bile değinilmiş ki Stephen Chow ile oldukça güldürdü durup duruken. Bunca komedinin ardında bir aşk öyküsü/döngüsü...

İlk anlarda takip etmesi biraz sıkıntılı ama korkutmayın kendinizi ilerledikçe açılıyor olaylar...
Efektler gayet hoş... oyunculuklar çok sade ve içeriğe ters düşmüyor. Filmin en güzel yanlarından bir tanesi ise kesinlikle müzikleri.


Şu filmi Jeffrey Lau' dan başkası eline alsaydı madara olurdu muhtemelen ama sonuç olarak filmin eğlenceli olduğuna kanaat getiriyorum. Herkes sever mi bilmem ama aşina olanların beğeneceğini düşünüyorum. Filmi beğenmeseniz bile ince detaylar var ki insanı güldürüyor...


(Karen Mok ve Eason Chan söylüyor...)

2 Ocak 2015 Cuma

The Duel (2000) : Wuxia mı dediniz?



Bir akşam oturup, zamanım var nasılsa öyleyse bakayım şöyle eskilerden gözümden kaçmış, wuxia ve komediyi harmanlayan film var mı dedim, karşıma tesadüfen bu film çıktı. 2000 yapımı, yönetmeni Andrew Lau olan bu Hong Kong filmini karşımda bulunca bozuldum biraz, yani nasıl gözden kaçırmışım?


Filmde Andy Lau, Ekin Cheng, Nick Cheung , Zhao Wei, Kristy Yeung gibi isimler yer alıyor. Bana sorarsanız kadro özellikle dönemine göre gayet popüler isimlerden oluşmuş.

Film esasında Gu Long' un wuxia romanlarına ve özellikle karakteri Lu Xiofeng' e dayanıyormuş.      ( yaw, çok fazla sayıda  ve çok çekici wuxia romanı var. ciltler ve  ciltler... Biri el atsın da şunları artık bir çeviriversin. Çincem çeviri yapacak kadar olsa üşenmeyeceğim, iyilik olsun diye çevireceğim ama mümkünü yok. Bir güzellik yapın artık! )

İmparatorluk ajanlarından Dragon 9 (Nick Cheung)  bir görevinden daha başarı ile döner. Bu esnada saraya  Yeh Cool Son (Andy Lau) gelir - kendisi bir kılıç üstadı olduğu için saraya kapıdan girmez tabii ki -  ve Dragon 9' a yakın arkadaşı olan Snow Blower Simon' a (Ekin Cheng) mesajını iletmesini  söyler. Birkaç gün sonra Simon' u sarayın üzerinde yapacakları bir düelloya davet etmektedir kendisi. İmparator da bu işe olur verince kenti bir heyecan sarar. Bu esnada olaylar gelişir vs...

Öncelikle söyleyeyim, komedi ve dövüş sanatları karışımı bu film. Araya serpiştirilmiş absürd icatlar, karakterlerin anlamsız konuşmaları vs... yani öyle ciddi bir şey beklemesin kimse. Aksine aptallık ve saçmalık filmin içinde akıyor ama gayet eğlenceli... (bu bana göre, benim sevdiğim şekil) Oyunculuk  güzel, kimse sırıtmıyor bu kargaşa içinde hatta öyle ki Ekin Cheng filmi neredeyse hiç konuşmadan tamamladı denilebilir. Rekora doğru gidiyordu neredeyse, film meccha olsaydı kendi oyunculuğu çok başarılı olabilirdi. Vicky Zhao Wei, yine güzel yine sevimli. Nick Cheung' e lafım yok zaten. Andy Lau, hahaha iyi güzel diyeceğim ama şu filmin son sahnesini bir izleyin ya!! O son anlarda bunun bir dönüşü, saçını arkaya atışı, böyle garip ve komik  gözüken hareketleri var ki bilinçli mi bilinçsiz mi bilemiyorum beni oldukça güldürdü. (filmin başındaki ilk sahne de keza ama o esnada karşıma ne çıkacağını bilemediğimden şaşkınlık daha ağır basmıştı)

Neyse işte, herkese hitap etmeyecek, kendi içinde ve tarzında eğlenceli, dövüş koreografileri hoş olan, efektleri iyi, vakit geçirmek için seyirlik bir film...

24 Aralık 2014 Çarşamba

KIŞ PARÇALARI...





Malum kış geldi. Havalar soğudu. Gerçi hava son yıllarda biraz kararsız, ne kendisi ne biz ne yapacağını kestirebiliyoruz. Yine de kış geldi...

Öyleyse kış ile ilgili parçalara bakalım. (Aslında içinde "kış" geçen parçalara bakalım olacak :) )

Öncelikle Japonya semalarına uzanıyorum...



1 - İlk tercihim tabii ki Glay ve "Winter, Again" hahahahaha.

Buyrun orijinal klibi... (Teru' ya biraz fazla yüklenilmiş sanki )



Bilenler bilir ama bu parça ve klip bayağı eski. Tam tarihi hatırlayamayacağım şimdi ama 1999 civarı olması lazım. Eskimeyen parçalardan, en azından benim için.



Rotayı G.  Kore semalarına çeviriyorum.



2-  Kim Bum Soo & Lena Park - White Winter




3- Bu parçaya tesadüfen denk geldim, es geçmeye gönlüm el vermedi, güzel parça.

Urban Zakaba - When Winter Comes




Bu bölüm için son olarak Tayvan' a uzanıyorum.



4- Dave Wong - 大约在冬季  (Bunun Türkçe karşılığını çok düşündüm. Nasıl çevirsem diye kafa patlattım. "Kışın" ya da "kış zamanı"nı en uygunu göründü bana. Tam anlamı karşılamıyor ama idare edin artık. Bu çeviri işleri kesinlikle bana göre değil)


Dave Wong, Hong Kong doğumlu bir Tayvan' lı. Bu arada amca bir aralar taksi şöförlüğü de yapmış.
Şirin bir parça ama aslında ayrılıktan bahsediyor. Ben sevdim bu parçayı yine de...



kar yağsııınnnn...

21 Aralık 2014 Pazar

Makai Ouji: Devils and Realist - Bir Anime...


2013 yapımı 12 bölümlük Makai Ouji, bir çırpıda kolayca izlenebilen animelerden. Bir klasik olarak tesadüfen denk geldim bu animeye ve izlerken eğlendim.

Altta King Solomon yani bizim bildiğimiz haliyle Davud' un oğlu Süleyman, onun meşhur yüzüğü ve şeytan-melek hiyerarşisine uzanan hikaye. Bunu öyle bir şekilde ele almış ki izlerken keyifli dakikalar yaşatıyor.

Olaylar İngiltere' de geçiyor. Solomon ile kan bağı bulunan William, ülkenin en prestijli ailelerinden birinin varisi olup, okuduğu en prestijli okulun en iyi öğrencisi... Ne yazık ki William' ın  anne-babasının ölümünden sonra ailenin finans işlerini devralan amcası iflas edip çocuğun okul harcını bile ödemeden kayıplara karışıyor. Böylece William' ın hayattaki en büyük derdi okul harcını yatırıp üzerine burs bulabilmek oluyor.

Bu sırada cehennemin kralı Lucifer de uzun uykusuna yatıp kalkmadığı için hiyerarşinin önde gelen şeytanları arasında yeni kral kim olacak kapışmaları başlıyor. Lucifer' den sonra gelecek olanı seçme yetkisi tek kişiye bahşedilmiş. O da Solomon yani şu andaki haliyle William.

Ekmek parasının derdinde olan William' ın olan bitenden haberi yok doğal olarak. Tam harç-borç derdiyle kafayı bozmuşken önce zamanında Solomon'un hükmettiği şeytanlar içinde en has adamı olan Dandalion ardından diğer şeytanlar okulda boy gösteriyor. Eh işte cehennem kaynarken cennette boş durmuyor.

Sorun şu ki, yani bizim eğlence, William okült ya da ezoterik kuramlara nefretle bakan, pozitif bilimlere sonuna kadar inanan, çıkarcı ve pragmatist bir karakter. Eleman şeytanları atom, hayaletleri frekanslar arasındaki sapmadan kaynaklı beynin yanlış algısı, tanrıyı bir çeşit frekans ve boyut olarak açıklıyor.

Şeytan alemi bir yandan kendi adaylarını William' a seçtirmeye bir yandan onu daha önce Solomon' a itaat etmemiş şeytanlardan ve bir iki tanesi hariç kafayı yemiş meleklerden korumaya çalışırken ortaya farklı bir eğlence çıkıyor.

Astorat, Lamia, Beelzebub ve diğerlerini değişik formlarda anime içinde görmek mümkün. Serinin gönül insanı Dandalion. En gıcık karakteri Michael. Uriel' e öyle eziyet edilir mi hiç?

Başta da dediğim gibi Makai Ouji: Devils and Realist kolay izlenebilen, kafa yormayan, eğlenceli vakit geçirilebilecek bir anime.

Bu arada açılış ve kapanış parçalarını sevdim ben.

Açılış parçaşı: "Believe My Dice" / Devils and Realist ( Takuya Eguchi, Takuyama Terashima, Yoshitsugu Matsuaka, Tetsuya Kakihara)




Kapanış parçası: " A Shadow' s Love Song "/   Devils and Realist ( Takuya Eguchi, Takuyama Terashima, Yoshitsugu Matsuaka, Tetsuya Kakihara)



İkinci sezonu gelse izlerim.

14 Aralık 2014 Pazar

Kamisama no Memochou - Bir Anime...



Kamisama no Memochou, "Heaven's Memo Pad" adıyla da bilinen Hikaru Sugii' nin aynı isimli "light novel"ından uyarlanmış 12 bölümlük anime serisi. Tahmin  edebileceğiniz gibi animeye başlamak için özel bir nedenim olmadı. Şartlar gerektirdi, başladım.


Başladım ama ilk bölüm normalden biraz daha uzundu,  neler döndüğünü anlamadığım, karakterlere pek ısınamadığım için bölümü izlerken acaba devam mı etsem yoksa bıraksam mı diyerek papatyanın yapraklarını yolduğumu farkettim. Müthiş anime izleme bilincim ve bu konudaki iradem bölümün sonunda devreye girdi, "madem başladın o zaman bitireceksin" görev bilinciyle izlemeye devam ettim. Bu görev bilincinin olumlu sonuçlarını gördüğüm animelerden bir tanesi oldu sonuçta. Tabii bu durumda yondaimenin  yani Hinamura Sōichirō' nun etkisi yadsınamaz.




Olaylar Narumi Fujishima  adlı bir lise öğrencisinin etrafında gelişiyor. Narumi, babasının işi dolayısıyla oradan oraya bir yaprak misali savrulmakta ve gittiği hiçbir yerde kimse ile bir bağ kuramamaktadır zaten artık iletişim içinde olmayı pek tercih etmemektedir. Nitekim kaydolduğu son okulda Ayaka ile tanışır ve onun sayesinde Neet Detektiflik bürosu ile de tanışmaya vasıl olur ve kendini amatörce detektiflik yapan bu elemanların arasında bulur.

Kurumun beyni evden çıkmayan, başarılı bir hacker olan, tüm gününü monitörlere bakarak geçiren Alice. Zeki Alice ne yazık ki diğer işlerde, banyo, ev derleme toplama, çamaşır yıkama vs... başkalarının yardımına muhtaç durumda. Alice kardeşin değirmeninin suyunun nereden geldiğini bilemiyorum yalnız.



Tetsu ki liseyi bırakmış eski bir boksör, başkan ordu ve silahlı kuvvetler manyağı olan bir üniversite öğrencisi, Hiro kızlar arasında oldukça meşhur bir arkadaş ve yondaime olarak adlandırılan  Hinamura Sōichirō, bir neet örgütü olan  Hirasaka Grup' un başkanı.

Bu insanları çekip çeviren, kol kanat geren Huang Ming Li' de ramen dükkanı işletmekte ki gönül insanıdır kendisi.

12 bölüm içerisinde farklı olaylar ele alınıyor. Zaman zaman komik, zaman zaman etkileyici. İnsanın sıkılmadan izleyeceği serilerden.

Hinamura Sōichirō nun seiyusu Ono Daisuke bu arada, eklemek istedim aniden.

Animenin en bomba sürprizlerinden bir tanesi ilk bölümün kapanışının Mr. Big ve "Colorado Bulldog"olması. (bir bölümü ne yazık ki) Hönk diye kalırsınız.

Bu vesile ile parçayı analım hemen. Mr Big / Colorado Bulldog




Diğer kapanış parçası  Kenichi Suzumura' dan Asunaro ...



Açılış parçası ile pek aram yok...


7 Aralık 2014 Pazar

Hakkenden Touhou Hakken Ibun: İlk iki sezon




Yine tek seferde adını yazmayı başaramadığım animelerden birindeyiz. Buna rağmen Hakkenden Touhou Hakken Ibun' a bağlandım ben. Alışkanlığım dolayısıyla ilk bölümde burun kıvırdım tabii ki ama artık anladım ki bu iyi bir işaret. İlk bölümde mıymıylık yapmazsam o animenin ileriki bölümlerde patlama ihtimali yüksek.


Hakkenden Touhou Hakken Ibun' un ilk sezonu 13 bölüm. İkinci sezonu da 13 bölüm. Toplamda yapıyor 26...

Anime, Miyuki Abe' nin aynı isimli mangasından uyarlanmış. Miyuki Abe' de mangayı Kyokutei Bakin' in "Nanso Satomi Hakkenden" adlı romanlarından uyarlamış. Nanso Satomi Hakkenden 106 ciltten oluşuyormuş. İnanılmaz şekilde merakım kabardı bu tarz şeylere çok düşkün biri olarak. Bunu okuyacak kadar Japoncam olsa hiç düşünmeyeceğim. Bu şekilde Nanso Satomi Hakkenden' i de, Journey to the West (Xi You Ji) ile birlikte ömrüm tükenmeden kendi dilimde okuyamayacağım romanlar arasına ekliyorum. Gerçi Xi You Ji' nin daha önce elime geçmemiş tam metin güzel bir İngilizce basımını buldum ama bu hayale  nedensizce ve öylesine kalpten bağlıyım ki Türkçe okuyacağım günü umarsızca bekliyorum hala. Nanso Satomi Hakkenden' in ise İngilizce' ye çevrilmiş bir kaç bölümü varmış yalnızca :((

Bu arada animenin ost' u çok güzel. Araya serpiştireceğim bayağı...




(久遠の旅路 - bu bir güzellik...)


İlk sezon biraz daha karakterleri tanımaya yönelik. Yavaş yavaş ortaya çıkıyorlar ve hikaye şekillenmeye başlıyor. İlk sezonun sonunda hikaye, eski bir efsaneye dayandırılıyor. Karanlığa düşmüş bir kıtaya yanında 8 erkekle birlikte gelerek kıtayı kurtaran ve kötülüğün nedeni prensesi kendi içine mühürleyen bir prenses hikayesi.


İkinci sezonda buna dayanarak kurgu daha da açılıyor, daha da bir keyifli oluyor. İki sezonda da karakter bol. Arka planda güzel hikayeler ile birlikte eğlence de yerinde.



(Yukihime's Song)


Tahmin edilebileceği gibi, zamanında prensesin adamları olmuş olan, her biri bir taş taşıyan 8 kişi bir araya toplanırken aynı zamanda kilisenin himayesine aldığı, her biri ayrı bir güce sahip 4 ailenin çocuğu da hikayenin içinde. Bunlara yan karakterler de ekleniyor. Ayrıca "demon" ve "ayakashi" ler işin içine giriyor. Daha ne olsun...


Böyle bayıla bayıla anlatıyorum ama öyle çok ahım şahım, harika bir anime yok karşınızda. Eli yüzü düzgün, kolay izlenebilecek iki sezon sadece. Ben bu tarz hikayelere, arka planlara, öykülere bayıldığım için, karakterlerin de etkisiyle bağlandım izlerken sadece. Bu arada bunun da üçüncü sezonu gelmezse fena bozuşuruz!! (ki gelmeli zaten, bu hikaye burada bitmedi)



(Mitsumete İtai)


Karakterler dedim, hepsini yazmaya kalksam bu iş bitmez. Kısaca bazı noktalara değineyim aklıma geldiğince...

Shino ve Sousuke arasındaki bağ güzel. Ne shonen ai, ne broromance. Bu çizgiyi beğendim. Souseke' nin arka planı ayrı bir derinlik katmış olaya.




Serinin en kurnazı: Osaki Kaname ama bu elemanı sevmemek mümkün değil.




Serinin en efendisi: Sousuke




Serinin en çocuğu: Shino (18 hali tam taş yalnız :))




Serinin en güzeli: Keno Inuzaka ( ilk anda kadın olarak düşünülmesi gayet doğal)





Serinin en karizması: Satomi Riou (Satomi noktasında şurada kendime bir kalp açıyorum :) )

Serinin en benzeyeni: Nachi Hinozuka. Bleach kaptanlarından Shunsui Kyouraku' yu andırıyor

Serinin en odunu: Inukai Genpachi. Bu eleman sizi hayretler içerisinde bırakabileceği kadar gülmekten de öldürebilir. Kobungo ile birlikte en iyi kalpli şeytanlar olabilirler.


Açılış kapanış parçaları içerisinde en beğendiğim ikinci sezon kapanışı  "Souai Calendula" /Ceui.

Bunun dışında söylediğim gibi bölüm içi parçaları oldukça hoş bana göre.



Bu arada serinin en taş karakteri küçük tengu bence ahahaha....

Bu tarz olayları, aksiyonları, hikayeleri seviyorsanız göz atın bence.



(bu var ya, bağımlılık yaratıyor)

30 Kasım 2014 Pazar

07- Ghost Hakkında Üç Nokta...



07-Ghost, 2009 yapımı 25 bölümlük bir anime. Böyle kafa yormayan, eğlenceli, kendini bir şekilde izleten animelerden.

07-Ghost hakkında değineceğim ve kısaca anacağım benim için öne çıkan 3 nokta var;

1 - Mikage

2-  Frau

3- Kapanış parçası  "Hitomi no Kotae" / Noria



Bu üç nokta animeyi izlenir kılıyor.



Haa kafamda deli sorular yok mu? Var

- Neden Labrador diye isim var? Kendisi çok cici, sevdiğim bir karakter ama neden?

- Teito, kaç bölüm boyunca elleri ayakları kelepçeli gezdi?

falan filan.... gerisi boş.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Brave 10: Bir Anime




2012 yapımı 12 bölümlük animenin aslı Kairi Shimotsuki ' nin mangasına dayanıyor. Hikaye, zamanında yani bu "savaşan eyaletler" döneminde Sanada Yukimura' ya hizmet eden ve "Sanada On"lusu olarak adlandırılan 10 efsanevi ismi baz alıyor ve kendine göre yorumluyor. "Sanada Ten Braves" olarak bilinen hikayenin orjinali Sanada Sandaiki' ye ait ve Edo döneminde yayınlanmış.

Yalnız bu dönemden, dönemin isimlerinden ne ekmek çıktı arkadaş? Yazarı, mangakası,  anime firmaları falan takdirle anıyordur sanırım. Ben de takdir ediyorum :)

Dönem Sekigahara Savaşından bir yıl önce. Iga Klanından ninja Saizo, "efendi mefendi kabul etmem, ben kendi kendimin efendisiyim" halinde etrafta dolaşırken, Izumo Tapınağı' nın rahibelerinden bir tanesi ile karşı karşıya geliyor. Bu Isanami kişisini, tapınağı yıkan, yakan, kendisi hariç diğer herkesi öldüren tipler kovalıyor. Saizo, istemeden de olsa kıza yardım ediyor ve yine istemeden birlikte Isanami' nin aradığı Sanada Yukimura' nın kalesine ulaşıyorlar ve ikisi yine istemeden Sanada' nın adamlarından oluveriyor...

Animesever pek çok kişinin bildiği isimler burada animenin kendi yorumuyla görünüyor. Sasuke Sarutobi, Masamune Date, Hattori Hanzo vs...

12 bölüm olduğu için sıkmıyor. Başlarda Isanami' nin sürekli "Saizo, Saizo" diye dolaşması, insanda Isanami' nin boğazını sıkma isteği oluştursa da ilk 2 bölümü atlatınca duruma alışıyorsunuz ya da Isanami daha tahammül edilebilir bir hale geliyor. Fazla karakter bulunduğu  (şimdi karakterlerin bazıları da güzel yalnız öhöm :) )  ve hepsi çoğunlukla eğlenceli olduğu için, Isanami' ye odaklanmak zorunda kalmıyor insan.  Bu arada seiyuular çok iyi, sürekli tanıdık sesler duymak iyi geliyor.




Saizo Kirigakune:

( seiyuusu Daisuke Ono bu arada... Misal;

Durarara - Heiwajima  Shizuo
Giant Killing - Luigi,
Kuroshitsuji  - Michaelis Sebastian
Shingeki no Kyojin - Erwin Smith
Shinrei Tantei Yakumo - Saitou Yakumo
Working!! - Jun Satou )  


Hiç öyle karakter analizi falan yapamayacağım. Sığ bir insan olarak başka yönlerle uğraşacağım :)

Iga ninjalarından, başına buyruk, ciddi ve tehlikeli bir suikastçiden şeker kıvamında arkadaşlık, dostluk bağımlısı bir insana dönüşmesine ve "biz hep beraber bir onluyuz, birimiz eksik olmamalı " vb... konuşmalarıyla klişenin doruklarına yükselmesine rağmen çok eğlenceli bir karakter haline gelebiliyor. Ayrıca inkar edilemez  bir çekiciliği var şimdi. Güzel çocuk!  Kendisini tebrik ediyor ve 10 üzerinden 8 vererek, hayattaki başarılarının devamını diliyorum.


Isanami: Vıyk Vıyk vıyk dolanıp, ağlayarak en sonunda çağırdığı gücü de kontrol edemeyerek, animede hiç bir şey yapmama kavramının en üst basamaklarına oturmasına rağmen, durmak bilmeyen boğazıyla takdirimi kazandı.




Anastasia: Yani güzel kadın şimdi de nasıl o sahte zımbırtıya kandın sonra nasıl gerçeği anladın bilemiyorum. Kendisini animenin en güzel kadını ilan ediyorum gerçi ben etmedim zaten anime içinde ilan edilmiş olduğu her bölümde alttan alta söyleniyor.


Benmaru: Çok sevimli kesinlikle.




Kakei Juuzo: Tipim olmasa ve biraz tutucu bir kafaya sahip olsa da sevdim kendisini. Sözüne sadık en azından. Yalnız ninja kadınların favorisi kendisi sanırım. İyi niyeti ve centilmenliğinden dolayı kendisine puanım 7.





Sarutobi  Sasuke: "Orman benim bölgem" diyen, Veronica ile arasından ayrı bir bağ bulunan, zavallı Amaharu için çırpınan, her ne kadar bir ninja olsa da sanki evin iyi niyetli, temiz kalpli ve saf yüzlü çocuğu kıvamında takılan bir karakter. Utangaçlığının ardına sığınırmış gözüküp pek konuşmayan ama yeri gelince lafı koyan bir kişi. Güzel çocuk şimdi! O saç tonu ve yeşil gözler çok iyi... hakkını yememek lazım. Saizo' ya da iyi geçirmişliği vardır hatta kafa attığı bölüm iyidir, güzeldir. Kendisinin ninja dünyasında bu haliyle ayakta kalmasını diliyor ve  kendisine puanım olan 7' i sunuyorum.

Seikai Nyuudou  Miyoshi: Tam bir odun kafa. Sığ bir insan olarak arka planda yaptığı çıkarımlara falan zaten hiç değinmeyeceğim de onların dışında da algılama sorunları var. Yaptığı kasların ve zaman zaman eğlenceli olmasının hatırına puanım 6.

Nezu Jinpachi: Ta-daaam!!!!!!.....  Bu adam animeye girdiğinde beynimde ilk yankılanan sesi oldu. "Ben denizlerde  özgürüm, denizler benim evim" sözleri ve kendine has tavırlarıyla beni kazandı. Tamam benim de denizlere karşı duygularım ve bir bağım var ama itiraf etmem gerekir ki son zamanlarda One Piece beni çok etkiledi.  Son bölümlerdeki şık tavırlarıyla da iyice sempatimi kazandı. Kendisini gönülden tebrik ediyor ve 9 puanı sunuyorum.

Bu 9 puanın nedenselliklerinden bir tanesi de seiyuusu başta da değindiğim şekilde. Kendi anime tarihimde en sevdiğim karakterlerin çoğunu seslendiren Nakai Kazuya benim için;

One Piece -  Zoro
Gintama - Hijikata Toshiro
Blade of the Immortal - Magatsu Taito
Samurai Champloo - Mugen
Sengoku Basara - Date Masamune
Yondemasu yo, Azazel-san - Salamander .... demek. Hepsini ayrı ayrı özenle seviyorum. Burada bir paradoks başlıyor ama o, bu sığ yazının bir parçası değil.

Yuri  Kamanosuke: Pembemsi saçlar, yeşil gözler, dövmeler falan. Güzel kombinasyon. Anime boyunca yaratılan kız mı erkek mi sorusuna ben cevap bulamadım. Kan ve adrenalin bağımlısı, esasında eğlenceli karakter. Sana puanım 7 Kamanosuke.





Unno Rokurou: Bu nedir ya biri bana izah edebilir mi? O duruş, o vücut, o saçlar, o göz, o ses  falan? İnsaf yani böyle karakter çizilip bu kadar geri plana atılır mı? Hemen 10 puanı yapıştıracaktım ama bir puanı, ( en pozitif düşünce tarzıyla bakıyorum ) Sanada Yukimura' yı  iyi niyetle ve bağlılıkla efendisi olarak kabul etmesi nedeniyle kendisine saçını süpürge etmesi, her dediğini onaylaması, "bu itaatsizliğimi affedin" klişeleri nedeniyle kırıyorum. Yoksa Rokuro, animenin en estetik, kendi çapında en karizmatik kişisidir.

Seiyuudan da kazandı kerata. Kamiya Hiroshi yani;

Ao no Exorcist - Mephistopheles
Durarara!! -  Izaya
Macross Frontier - Blanc Mikhail
Mobile Suit Gundam 00 -  Tieria
One Piece - Trafalgar Law
Shingeki no Kyojin - Levi
Working!! - Souma
vs....

Sanada Yukimura: Doğal karizmatik. Rahat görünen, eğlenceli, elinden düşürmediği yelpazesiyle yüzünden gülümsemesi eksik olmaksızın etrafta vakit öldüren, kadınlara düşkün, gerekince ciddileşenlerden. Kendisine puanım  8.

Hattori Hanzou: Yüzünü gözünü açsaydınız ilk zamanlarda da görseydik. Halbuki saç örgüsü yakışmıştı. Yüzünü açtınız, vücudu saçma şekilde kapalı kaldı, dar bir şey giydirmeye ne gerek vardı? Haa, tip olarak hoş değil. Karizması da yok. Goygoycu ama altı boş. Hırslı ama zeki değil. Bu kadar kötü sonlandıramazdı bir aksiyonu. Sadece seslendirmeden karizma kazanıyor o da Sakurai Takahiro'dan geliyor. İlk anda çıkaramadım da sonradan aklıma geldi;

Black Blood Brothers - Mochizuki Jirou'su
Bleach - Kira
Code Geass: Hangyaku no Lelouch - Suzaku
Peace Maker Kurogane - Yamazaki, Susumu
Psycho-Pass - Makishima, Shougo
Uragiri wa Boku no Namae wo Shitteiru - Luka Crosszeria
Zombie-Loan - Tachibana Shito
.
Sana puanım 5 Hattori Hanzo. (düşündüm şimdi kötü karakter olduğu için mi 5 puan verdim diye  ama kötü karakterleri severim normalde.  insan kötü karakteri az biraz karizmatik yapar arkadaş!)

Date Masamune: Bu seride en çok güldüğüm karakter Date oldu. Yani şimdi Sengoku Basara' dan gelen bir Date Masamune sevgim vardır. Henüz fangirl kıvamına tam olarak geldim mi bilemiyorum ama en azından Jugde End' i izleyince fangirllük mertebesine tam anlamıyla ulaşacağımı düşünüyorum. Bu Date güzellemesi bitmez o nedenle   Brave 10' deki Masamune' ye bakalım öhöm.. Yani hem iyi hem kötü. Sanada ve ekibi ön plana çıksın diye bir karakter bu kadar iteklenmez! Halbuki iyi başlamıştı. Beyaz saçlar, sayko tavırlar, adamlarının zapt edememesi. Kötü bir moda zevki olmasına rağmen kendine olan güveni... Beyaz saç, kırmızımsı göz kombosu üzerinden kendisine puanım 7. (hahahah torpil yaptım)



Şimdi anlıyorum ki  favori karakterlerim 9 puanla Jinpachi ve Rokuro olmuş. İzninizle ben Rokuro' yu 9' luklar arasında ön plana alacağım.

Neyse işte, kendi çapında eğlenceli anime bence. Başlıyor, bitiyor.  Müzikler falan da ortalama.

Beni gereksiz yere sabahın köründe uyandırıp uykumu alamama sebep olanlar utasın !!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...