15 Eylül 2012 Cumartesi

Tai Chi Master: Diğer Adıyla Twin Warriors





1993 yapımı yönetmeni  Yuen Woo Ping  olan ve Jet Li, Michelle Yeoh, Chin Siu Ho' yu birlikte izleme olanağı tanıyan bu film  bana göre en iyi Jet Li filmleri içinde ilk beşe oynar. İki tanesi hariç hepsini izlemiş biri olarak kendi listemde yeri budur. Gerçi benim listelerim ilginçtir biraz .Misal Kung Fu Cult Master ya da diğer adıyla The Evil Cult da benim için üst sıralardadır :)

Main theme...



Senaryosu basit ve gidişatın belli olması kötü yanı olarak görülse bile filmi izlettiren öğe bundan ziyade aksiyon sahneleri ve filmin görselliği. Yuen Woo Ping' in Hong Kong' un en iyi aksiyon koreograflarından biri olduğunu unutmamak lazım, damgası burada.



Filmden başka bir parça...



Kafa amuduna kalkarak uyumak ve muhabbet ederken bir yandan kafada tuğla kırmak gibi sahneleriyle zamanında zihnimi açan bu filmde dövüş sahneleri oldukça izlenesi. Diğer bir güzelliği de müzikleri. Daha henüz başlangıçta topluca tai chi yapan amcaları ve Jet Li' yi barındıran güzel bir sahne ve fonda güzel bir müzik ile giriş yapılan filmde kocamdır diye karısının kafasında sandalye kırabilecek kapasitede bir davarı arayan michelle yeoh ve diğerlerinin rastlaştığı sahne ve akabinde Michelle Yeoh ile çirkef kadının birbirlerine daldıkları sahnedeki müzikler film içinde yer alan parçalar arasındaki favori üçlümü oluşturmaktadır.

Filmin açılış sahnesi... Çin' de tai qi çalışırken izleyip gaza gelirdim :) Estetik ve uyum...





Bu da Michelle Yeoh ve çirkef kadın sahnesi... Parçanın adı Weeping Widow...




Shaolin tapınağındaki veletler sinir bozucu olmakla birlikte bu sahne de imrendiricidir. Senaryo basit vs dedik ama aslında dayandığı olay ve içinde barındırdığı bazı temel güdüler ve zıtlıklar, filmde oluşturulmuş olan ufak detaylar vs... nedeniyle izleyenlerin çıkarabileceği noktaların da olduğunu belirteyim ki sırf adamların bam güm birbirine daldığı bir film olarak düşünülmesin.

Aman da bir dövüş filmi izleyeyim, doyayım diyenlerin kaçırmaması gereken klasik filmlerden bir tanesi...

8 Eylül 2012 Cumartesi

QUICK: Hızlı Kore Filmi :P





Eğer insan, kafasını yormayacak, komik ve hızlı bir film arıyorsa bu filme göz atmasında fayda var...

2011 yapımı bu Kore filminin yönetmeni Jo Beom Gu. Lee Min Ki, Kim In Kwon, Kang Ye Won, Ko Chang Seok filmde boy göstermekteler.

Bir zaman öncesinin hızlı motorcularından şimdinin kuryelerinden olan Han Gi Su (Lee Min Ki), sıradan teslimatlarını yaptığı günlerden birinde   son teslim ettiği paketi bıraktıktan bir kaç dakika sonra sağlam bir patlama olunca ucuz sıyrılır. Gelen telefon üzerine bu sefer bir pop grup üyesini konsere götürmek üzere iş alır ve o kadının eski kız arkadaşı olduğunu görünce daha bu aydınlanmanın şokunu atlatamadan başının belada olduğunu anlar, öyle ki kıza verdiği kask içindeki bomba nedeniyle gizemli kişiden gelen talimatlar doğrultusunda paketleri verilen süre içinde teslim etmeleri gerektiğine dair bir uyarı alırlar.Teslimatlarda zaman sınırlaması olduğu yetmezmiş gibi ayrıca eğer  Chim Su (Kang Ye Won) kaskı çıkarırsa kafası patlayacaktır.



Böylece şehir içerisinde koşuşturma başlar. Eskinin çete üyesi şimdinin motorlu polisi olan Kim Myung-Sik ( In Kim Kwon) da polis tarafında yer alarak Chim Su' ya duyduğu karşılıksız aşk nedeniyle  gaza gelmiş olarak olaylara dalmaya çalışır.

Müthiş bir kurgusu yok filmin ama Koreliler en basit ve sıradan filmlerinde bile senaryoyu unutmuyorlar iyi ki yani olaylar bir yere bağlanıyor.

Bu filmi benzer konulu Hollywood filmlerinden  ayıran içindeki mizah bana kalırsa zaten film aksiyon filminden ziyade komedi filmi olarak tanımlanabilir ancak aksiyon sahnelerinin her ne kadar bir kısmı gerçeküstü olsa da hakkını vermek lazım.

Sürekli birbirine bağıran bir çift, sürekli kadının adını haykıran beceriksiz polis, her zaman olduğu gibi olayları anlamakta geciken polisler, bir sürü araba ve motorsiklet sahnesi, patlayan bombalar ve eğlenceli sahneler...Matrix' in şu meşhur sahnesiyle de oldukça kafayı bulmuşlar.

Karayolundaki motor sahneleri evet ancak binadan binaya motorsikletle geçiş sahnelerinde Chim Su' nun yerinde olmak istemezdim şahsen ve tüneldeki motorsiklet aksiyonundan sonra ben de aynen polis gibi tepki verdim ve olayı oldukça estetik buldum, ayrıca polis şefi olan, gayet insancıl ve silahlara hayır diyen amcaya da hakkını veriyorum şu yazıda...

Bunun dışında konser bölümü başlı başına ayrı bir olaydır bana kalırsa :) Ayrıca Kore gruplarının karizması bir başka oluyormuş öyleki otoyolda son sürat giderken size nişan almış birine merhaba deseniz bile sıyırıyorsunuz :P

(Film içinde seslendirilen Crazy Boy, eğlenceli parça, catchy sanki?)



Film aynı zamanda sürücülere otoyollarda motorsikletlere dikkat etmeleri ve motor kullanaların neden kask ve koruyucu takmalarının gerekli olduğu konusunda da ufaktan mesajlar göndermekte. Bu arada sahne arkası çekimlerini izlerken hafiften sinirlerim bozulmadı desem yalan olur...

İnsan film arşivini açtığında benzer konulu pek çok film bulabilir. Bazı konularla kafayı bulan, kovalamaca dolu, araba ve motorsiklet aksiyonlarıyla dolu, kafa yormayan ve en önemlisi eğlenceli bir film izlemek isteyenler bu filme göz atmalılar derim...

6 Eylül 2012 Perşembe

The Four: (The Four Great Constables) , Dizi ve Film Olarak




Wen Ruian' nın dört  detektifi ele aldığı wuxia romanı çok talep görüyor olmalı ki konuyu uyarlayan diziler ve ardından bir film yapıldı. Romanı okumadığım için yarı cahil bir şekilde dizi ve filmi ele alacağım burada ama şu romanı - kaç cilttir, necidir, ne değildir bilemiyorum ama bu elemanın 400 den fazla kitabı olduğu söylenmekte - bir gün okumayı dilerim çünkü bana kalırsa karakterler ve daha da önemlisi aralarındaki ilişkiler gayet hoş. Bu arada bu yazıda ele alacağım dizi ve 2012 tarihli film birbirinden bağımsız, ayrı ayrı uyarlamalar.

Tüm bunlara değindikten sonra birkaç yıl önce izlediğim Hong Kong yapımı dizi ile başlayayım öyleyse. Şimdi kadro 4x4...Raymond Lam, Ron Ng, Kenneth Ma, Sammul Chan...

İsimleri yazmayacağım... İmparator tarafından gönderilen amca yıllar önce evlat edindiği Heartless (Raymond Lam) ile birlikte kendi küçük soruşturma detektiflik bürosunu açar. Pek çok zorlukla karşılaşır bu arada ve altında 4 tane birbirinden yetenekli detektifi birleştirir. Bu amca doğru ve düzgün bir insan olduğu için bu 4 elemanda dışarıdan zırva görünse de aslında birer insanlık timsalidir.

Heartless: Küçükken ailesine saldırıldığı için - yanlış hatılamıyorsam - bu s saldırıda yaralanmıştır ve tekerlekli sandalyeye mahkumdur ancak normalden  fazla ve analitik zekası vardır. Zekası ve  şüpheci yaklaşımı ile birlikte takımın beynini oluşturmaktadır. Tekerlekli sandalye kullanmasına rağmen martial arts konusunda uzman ve özellikle küçük silahlar konusunda yeteneklidir. Kendisinin soğuk yapısının diğer üçü olaya dahil oldukça nasıl değiştiğini dizi boyunca görmek mümkündür.

Iron Fist: Gruba ikinci olarak dahil olan kişidir. İnsanlık örneğidir kendisi. Doğru, dürüst, sadık vss.... Kenneth Ma da karakteri oldukça sevimlileştirmekte... Başına gelen üzücü olaylara rağmen şuurunu her zaman korumayı başarabilmesi takdire değer...

Chaser: Grubun hoppidi zıppidisi... En hızlısı ve en konuşkanı.

Cold Blood: Şimdi karakter zaten cool ama Ron Ng de ayrı bir karizma katmış. Grubun en acaibi ama kalpten bunlara bağlanmış olanı... Kurtlar tarafından büyütülen çocuk ilk kez arkadaş yapar olayı...

Yanlış anlaşılmasın ki dizide sadece beş kişi var. Bir roman uyarlaması olarak çok fazla karakter barındırıyor. Hepsi birbiriyle ilişkili.. Olaylar gelişiyor, ekip soruşturuyor... aksiyon sahneleri göz doldurucu... Akılcı ve sıkmayan bir kurgu... Ben bu diziyi çok beğenmiştim ama öyle bir şekilde bitirmişler ki beklemeyin devamı gelmez demişler sanırım ve bu şekilde çok kalbimi kırmışlardı...

Bu diziyi herkese tavsiye ederim...

Tema parçası Raymond Lam, Ron Ng, Kennet Ma, Sammul Chan den Storm...



Bana  kalırsa roman o derece renkli ve bol malzemeli ki ( içinde her şey var; akıl oyunları, dostluk, onur,aşk vss temalar, aksiyon, , polisiye, dram...)  Gordon Chan da ele almadan duramamış..



2012 yılında The Four adıyla gösterime giren filminde Deng Chao,Crystal Liu Yifei,  Ronald Cheng, Collin Chou ve diğerleri yer alıyor. Dizide daha akılcı ve ele gelir olan elemanların yetenekleri filmde biraz daha afilli hale getirilmiş. Filmde Heartless' ı Crystal Liu (çok güzel kadın bu arada) canlandırıyor. Heartleass yine tekerlekli sandalyede ancak zihin okuyabilen, telekinezi yeteneğine sahip aynı zamanda martial art uzmanı bir hatun. Yine soğuk falan. ..

Cold Blood, zaman zaman kurt adama dönüşen bir eleman..

Filmde kötü adam bir çeşit necromancer.

Giriş, gelişme ve bir kısım sonuca sahip izlenesi bir film... (üçleme olacağı söyleniyor) aksiyon sahneleri zaman zaman  karanlık ama hoş..

Ben filmi beğendim ama karakterleri bilmeyen biri için zorlayıcı olabilir belki.

Filmin trailerı...



Yine de karşılaştırma yapmamama rağmen Gordon Chan yapımı Çin filmi mi yoksa Hong Kong yapımı dizimi romanı daha iyi yansıtıyor diye sorulsa bilemem derim ( heartless ın romanda erkek olduğu bir gerçek ama) ama yandan yandan bana kalırsa dizi çok daha izlenesi ve keyifli diye eklemeyi de unutmam.

2 Eylül 2012 Pazar

Emerald Castle ... JaeJoong... Footsteps



Bu parçayı ilk kez Jaejoong'un solosu olarak dinlemiştim yıllar önce daha bu beşi bir yerdeyken. Performansı beğenmiştim oldukça... Birden tekrar dinleyesim geldi durup duruken...

Önce aslı, emerald castle'dan gelsin... (aklıma hep Rhapsody of Fire' ın Emerald Sword' u ya da Thin Lizzy' nin Emerald' ı geliyor ya neyse... dinleyeyim birazdan adlarını anmışken :))



Bu da Jaejoong'un o yorumu...



Orijinali güzel, kıyaslamam ama Jae sanki ayrı bir tat katmış buna, hala da beğenirim. Nasıl bir ses varsa bu elemanda, takdir ediyorum çocuğu... etmemek elde değil zaten :) aile büyüklerimden birinin bir anısı var kendisiyle, hala güleriz büyüğün yorumuna :))

1 Eylül 2012 Cumartesi

Gen X Cops...





Kim ne derse desin, ne kadar geyik olursa olsun 1999 Hong Kong yapımı bu filmi seviyorum :)

Aslında "You Can' t Stop Me"' yi buraya eklemeyi uzun zamandır düşünüyordum da bir türlü ekleyememiştim. Sonra bugün aniden içimde tutuşan tekrar izleme arzusuyla yıllar yıllaaaarr sonra oturdum filmi tekrar izledim, yine eğlendim...

Yıllar yıllaaar önce tatildeyken ve ayrıca Uzakdoğu tiyatrosu üzerine bir çalışma hazırlıyorken (kabaca adını böyle anayım) televizyonda denk gelmiştim bu filme... Gayet motive edici oldu fazla söze gerek yok.

Benny Chan' ın elinden çıkma bu filmin kadrosu şöyle; Nicholas Tse, Stephen Fung, Sam Lee, Eric Tsang, Daniel Wu, Francis Ng, Grace Yip, Toru Nakamura ve daha bir sürü... Yapımcıları arasında Jackie Chan de mevcut ki film içinde kendisini görmek mümkün.



(stephen fung, nicholas tse, sam lee)

Geyik diyalogları, fırlama karakterleri, güzel aksiyon sahneleriyle eğlenen sadece ben miyim bilemiyorum ama güzel film...

Sonrasında bunun devam filmi olan Gen Y Cops' u da çektiler, o filmde Nicholas Tse yerine Edison Chen yer alıyordu ama Gen X Cops' un tadına ulaşamadı.

Şimdi geyik diyaloglar dedim de gerçekten böyle geyikler mevcut, bir de Japon amcanın hayaletler ve ölüm üzerine bir hikayesi var, o pek geyik değil ama...

Hareket, aksiyon ile birlikte karakterler ve performansları da film için oldukça uygun ama Francis Ng' nin hakkını yememek lazım.



İşte bu da Gen X Cops' un meşhur ve benim çok eğlendiğim parçası You Can' t Stop Me. Sonradan yönetmenlik kapılarını aralayan Stephen Fung' un bestesi.

Nicholas Tse, Sam Lee ve Stephen Fung birlikte icra etmekteler.




Yıl olmuş 2012, ne izlerim 99 filmini demeyin. İzleyin bence vakit geçirmek için...

Bu da ost' tan başka bir Stephen Fung parçası... Let me Bleed


30 Ağustos 2012 Perşembe

Takayoshi Ohmura: Power of Reality



2006 yılında yayınlanan bu Takayoshi Ohmura albümü içinde beş parça barındırıyor.

Pleasant Surprise
Dream Pillow
In a Rough State
Material Tone
The Cataclysm

Hepsi benim için eşdeğer belki Material Tone biraz daha az basar ama bu albümü tavsiye ederim.

material tone...



dream pillow /takayoshi ohmura



27 Ağustos 2012 Pazartesi

Wild 7: ワイルド7



Mikiya Mochizuki' nin 1969 dan itibaren on yıl süreyle yayınlanan bu mangası 2011 de film olarak ekranları süslemiş. Yönetmeni Eiichiro Hasumi olan filmde Eita, Ruhei Maruyama, Kyoko Fukada, Jun Kaname gibi isimler yer almakta.

Japon polis teşkilatı, artan şiddet olayları karşısında polisin bir işe yaramadığı ya da elinin kolunun bağlandığı durumlarda kullanmak üzere yedi suçludan oluşan gizli bir ekip kurmuştur. Polis bir işe yaramadığı ya da olayları eline yüzüne bulaştırdığında yetki sizde diyerek olayları bu gizli ekibe devretmektedir. Bu motorsikletli grup öyle pek insancıl bir grup olmadığından dolayı olaya dahil olduklarında konu kapatılmaktadır ki bir gazeteci de bu duruma takmıştır.

Günlerden bir gün Tokyo bir virüs nedeniyle tehdit edilince Tokyo' yu kurtarmak bu ekibe kalır ancak bu olay esnasında polis ve devletin içindeki derin oluşumun bam teline basınca bu ekibin ortadan kaldırılma emri verilir. Böylece ekip için olaylar karışıverir.

Zaman zaman Kara Şimşek' i hatırlatan görüntüleri ile birlikte yine zaman zaman pek akıcı olmasa da özü mangaya dayandığı için kendini izlettiren bir film. Çok dallı budaklı da değil. Hoş aksiyon sahnelerini içinde barındırmakta. Tüm bunlar nedeniyle izlenebilir.

Ayrıca kapanış parçasını duyduğumda çıldırmış bir an acaba mı diye kendime sormuştum ama yanılmamışım. Evet L'arc en Ciel' in "chase" i bu Japon filmine cuk oturmuş zannımca...

L' arc en Ciel - Chase



17 Ağustos 2012 Cuma

Andy Lau: 謝謝你的愛



Uzakdoğu' nun süperstarlarından, Çin ve Hong Kong' un en tanıdık simalarından şarkıcı, oyuncu, yapımcı ve daha bir sürü ... Andy Lau' nun "xie xie ni de ai" sı dün uzuuuun zaman sonra playlistimde bir anda ses verdi...

Severim bu parçayı... ama çok uzun zamandan sonra bir anda dinlemek biraz nostaljiye bağlı hüzün sendromu yarattı niyeyse...

(Andy Lau- xie xie ni de ai)



Benim gibi maziye dalarak ah o eski yıllar ne güzeldi diye hüzünlenenler olur mu bilmem (feci şekilde yaşlanıyorum sanırım, bu onun belirtisi ) ama olursa diye klibini de ekleyeyim dedim de bakıp eğlensin :))



Hoş şarkı ama değil mi? :))

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Queen Seon Deok : Muhteşem Kraliçe ve Muhteşem Mi Shil





Kore' de 2009 yılında final yapmış olan, müzikleri de kendi gibi güzel olan bu 62 bölümlük  dizi hakkında daha önce Bi Shounen Gurusu burada düşüncelerini paylaşmıştı.

Karakterleri ve kurgusuyla beğeniyle izlediğim Muhteşem Kraliçe' ye uzun uzun değinmeyeceğim ama izleyecek dizi arıyorum diyenlere öneririm. 62 bölüm göz korkutmasın.

(IU- Araro)



Şimdi, evet, bu dizinin karakterleri güzel ama bir tanesi var ki ışıldıyor, kendisine hayranım. O da tabii ki de Mi shil'dır.

Gerçek tarihi karakteri bir yana bırakıyorum. (Doğal olarak kurgu içerisinde karakter değiştiriliyor),  Queen Seon Duk    içinde Mi Shil  düzene kafa tutan, başkaldıran duruşu (detaylandırmama gerek yok sanırım ama değineyim ufaktan asillik ve soy kavramı, cinsiyeti, bir kraldan diğerine değişen düzen içerisinde bir gün mücevherken bir gün zehire dönüşüvermesi vs.. ), etrafındakilere pabuçlarını ters giydirecek, kitleleri kendine bir anda inandırabilecek  denli müthiş olan zekası, zaman zaman kadın olması nedeniyle hor görülmesine rağmen o naif gülümsemesi altında kendini hor görenleri çat çat tokatlaması, savaşçı yetenekleri  ve daha nice özelliğiyle muhteşem bir karakter değil mi? Dukman,  Duk Man  olduysa bunu kesinlikle bu kadına borçludur.



(bu parçanın çoook güzel bir sahnesi var, hatırlar mısınız?)

Bana kalırsa  bunların yanında Mi shil   tüm yeteneği, zekası ve gücü ile hak ettiği konumu ararken, gerçek bir hain gibi (sonuçta dizinin kötüsü sayılır) krallığı satmaya da asla ve asla kalkışmayarak ayrıca puan toplamıştır. Bununla birlikte, kendisi kuşatıldığında sınırdaki askerleri yerlerinden çekerek mücadeleye girişebileceği bir fırsat varken elinde, bu fırsatı hiç düşünmeden iterek o sınırlar tehlikelidir, o askerleri çekersek başarıya ulaşırım ama bu krallığa zarar verir deme cesaretini de gösterebilmiştir.



Öyle bir karakter Mi shıl... Ayrıca Ko Hyun Jung' un  performansının hakkını vermek gerekir bence.



(işte Mi Shil' ın parçası)

Neyse  Mı shil gibi düşmanım olsa derim ki ne yüce bir insanım da böyle bir düşmanım olmuş ve sonra  ölsem de gam yemem...

Bu da bonus olsun, "Come People of God"


4 Ağustos 2012 Cumartesi

Ao No Exorcist




Eğlenceli günler geçirmeme neden olan bu animeyi ilk bölümünde bögh bu ne diyerek bırakıyordum bir klasik olarak... Neyse ki devam etmişiz. Giriş kısmı biraz yavaş olmasına rağmen ilerledikçe esasen çiğ olmasına rağmen sarmadı ve eğlenmedim desem yalan olur. Mangasından bağımsız olarak sadece bu 24 bölüm için konuşmam gerekirse;

Her ne kadar shounen kalıbının içine sıkışmışlığın sıkıntılarını yaşasa da sonuç itibariyle karakterleri ve diyaloglarıyla sıkılmadan kendini izletiyor.

Rin herşeyden önce oldukça kazma ama bir o kadar  eğlenceli. Şahsen ben kendisiyle eğlendim. Yukio ise kalıp içerisinde üzerine düşen görevi başarıyla yerine getiriyor. Ciddi, içten düşünceli vs... tavırlarıyla.

Hani Astaroh' u öylesine harcanmış görmek insanı üzüyor tabii sonuçta şeytan alemindeki en baba elemanlardan birinden bahsediyoruz ama bilindiği gibi bu Astaroth' un da geçmişi bir bulanık. Şöyle ki Pagan inanışlarda yani Hristiyanlık öncesinde tanrıça adı olduğu  konusunda büyük bir çoğunluk birleşiyor. Babil, Sümer, Akad ve Asurlularda da adı farklı şekilde anılan tanrıça, Hristiyan literatüründe şeytan oluyor.

Onun dışında Satan' ın oğullarıyla diyalogları koparmadı değil hani ama Satan bildiğimiz satan dan öte psikolojik sorunları olan, egoist, ergenlerin dilini konuşmaya çalışan sorunlu bir ebeveyn gibi yansıdı animede Assiah olarak geçen insanların yaşadığı boyuta. Yine de seri içindeki görevini gördü sayılır.



Seride iki elemanım var. Bir tanesi Mephisto Pheles - ne yalan söyleyeyim Faust olayı oldukça klişeydi ama güldüm - ve kardeşi Amaimon ki bu da cehennemin prenslerinden biri olan Amaymon dan geliyor. Daha şeker, sevimli bir şey burada. Gerçi anıldığı gibi garip kişiliği hafiften yansımış animeye. (hehe her ikisi de seiyulardan kazanıyor ama haksızlık etmeyeyim karakterlerin bir çoğunun seiyusu sevdiğim isimler) Mephisto Pheles' in ise ikircikli aynı zamanda renkli ve eğlenceli kişiliği izleyeni keyiflendiriyor.

Rin' in sınıf arkadaşları içinde Suguro seiyu farkıyla kazanıyor doğal olarak bir de elemanın kafa çalışıyor.
Shiemi ise en azından taşıdığı misyon çerçevesinde diğer bazı serilerdeki karakterler kadar sinir bozucu değil.
Sonu hakkında yorum yapmayacağım. Bunun ötesinde Vatikan' ın üst yönetimi, eski kardinalin oyunları ve Satan' ın birbirlerinin ayakalarını kaydırma ancak ötesinde işbirliklerinin yaşandığı dünyada Rin' in ve bir derecede Yukio' nun insan gerçeğiyle birlikte yoğrulmalarının öyküsü.

Genel anlamda eğlenceli ve keyifli eğer büyük bir şeyler beklenmiyorsa.

UVERworld/ Core Pride, açılış parçalarından.



Diğer açılış Rookiez is Punk'd nin In My World'ü de sağlam.


Açılışlar her ne kadar iyiyse kapanışlar bir o kadar kötü!!

2PM Take Off, buyrun...



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...