22 Ekim 2014 Çarşamba
Police Story 2013: Jackie Chan ve yine bir "police story"...
Jackie Chan' ın meşhur Police Story filmlerini bilirsiniz. Son yıllarda bu seriye, eskilerden bağımsız yeni filmler eklendi. Police Story 2013 ise bunun son halkası.
Yönetmenliğini Ding Shen' in yaptığı filmde Liu Ye, Jing Tian, Yu Rongguan gibi isimler de Jackie Chan ile birlikte yer alıyor.
Police Story 2013' ün diğerlerinden en önemli farkı, filmin tamamının ana kıta Çin' de geçmesi. Bu sefer adamımız Hong Kong' lu bir polis değil, Çinli bir polis. Bana kalırsa şimdiye kadar ki en karanlık tona ve atmosfere sahip film bu.
İşinden çıkan detektifimiz Zhong Wen (Jackie Chan), kızıyla buluşmak üzere Wu Bar' a doğru yola çıkar. Kızı ile arası pek iyi değildir. Wu Bar' da kızı onu erkek arkadaşı ve barın sahibi Wu Jiang ile tanıştırır. Zhong Wen bu durumdan pek memnun olmaz ama henüz daha yeterince sesini çıkaramamışken olaylar gelişir, gelişir...
Filmin ilk bölümü ortalama, artık karanlık tonu mu yoksa Çin' in getirdiği alışık olmama noktası mı pek çekici gelmiyor ( eğer daha önceki filmleri izlemiş ve onların tarzına bir şekilde alışmışsanız bu hissiyattan bir türlü kurtulamıyorsunuz) ve bu böyle devam edecek herhalde derken, bir noktadan sonra şaşırtıcı şekilde kurgu çekici hale geliyor. Flashbackler, araya sokulan hikayeler vs keyifli bir seyre döşüyor kanımca.
Police Story ya da Jackie Chan filmleri gibi eğlenceli bir anlatım tarzına sahip değil. Başlangıçta izleyeni yanıltan da belki budur. Eğer filmin adı bu olmasaymış, çok daha farklı bir keyif ortaya çıkabilirmiş.
Çok başarılı bir film olmasa bile göz atmakta fayda var.
Filmin sonunda duyabileceğiniz bu parçayı - "Zheng Jiu" - Jackie Chan seslendiriyor. Bunun bir de slow versiyonu var ama ben bunu daha çok seviyorum.
Etiketler:
chinese,
ding shen,
film,
jackie chan,
yu rong guang
18 Ekim 2014 Cumartesi
Kuroshitsuji II - Bir Anime
Kuroshitsuji' nin devamı olan bu 12 bölümlük anime izleyene Sebastian' lı günler vadediyor. Sebastian' ı tekrar görmek pek bir hoş.
İlk seriyi beğenip Kuroshitsuji II' yi izlemeyen kalmamıştır sanırım. Araya karışan Claude ve Alois' e arada cızırtı yapmayın, frekanstan çıkın demek istiyorum. ( ki öyle oldu zaten...)
(Açılış parçası The Gazette - "Shiver")
İkinci sezonda benim gözüme batan en büyük olay Sebastian' ın çok mutlu görünüp çok gülümsemesiydi. Fazla güldük başımıza bir iş gelecek sözünü hep birlikte sergilediler sağolsunlar. Gelecek sezona bağlayıverdiler böylece.
(Kapanış parçası Matsushita Yuya - "Bird")
*** Matsushita Yuya ile pek aram yoktur ama bu parçayı sevdim ben.
Bunun dışında, Sebastian' ı üzmeyin ey faniler! Adam hakkıyla işinin karşılığını veriyor, alın teri, emek döküyor. Üzmeyin, araya girmeyin, düzenini bozmayın çocukcağızın. Nazar etmeyin ne olur, çalışın sizin de olur.
Sebastian her eve lazım :))
(Kapanış parçası Kalafina - Kagayaku Sora no Shima niwa)
15 Ekim 2014 Çarşamba
Kamisama Hajimemashita: Tomoe Sorunu
Zararsız, sevimli ve eğlenceli gözüken bu 13 bölümlük animeye aldanmamak lazım çünkü sonunda insanın içindeki fangirlü uyandırarak "Tomoeeeee!!!" diye dolaşmasına neden olacak potansiyele sahip bir seri diyerek ufak bir uyarıyla başlamak isterim. Tomoe nedir, kimdir, necidir sorusuna daha ileride geleceğim.
Nanami adlı kızımız feleğin sillesini yer. Babası borca batağa saplanır, terk edip, borçları da kızının üzerine yıkıp kaçar gider. Sonuç olarak bir gece ansızın kendini evsiz, bir parkta otururken bulur Nanamcik. Parkta bir adamı köpekten kurtarır, adamla sohbet ederlerken adama durumunu anlatır, adamda der ki; "o zaman benim evimi kullanabilirsin. Al bu da adresi". Bunları dedikten sonra o da yok olur.
Nasılsa başka çarem yok diyen Nanami, kendini ufak bir tapınakta, tapınağın sahipleriyle karşı karşıya bulur. Kendininde artık bir "deity" olduğunu öğrenir. Bu sahipler tapınak ruhları ve shiki Tomoe' dir.
Tomoe kardeş esasen bir şeytan olup daha sonra tapınağın deity'si ile bir kontrat yaparak onun shikisi olmuş olan, aksi, başına buyruk, ukala gözüken bir shikidir.
Eski sahibini özlemekle birlikte başta Nanami' yi kabullenmez ama zaman zaman gayet sinir bozucu şekilde ısrarcı olma kapasitesine sahip olan Nanami ile bir uzlaşı bulurlar sonunda ve böyle devam eder karşıya çıkan çeşitli karakterler ile birlikte bu anime.
Eğlenceli ve keyifli mi? Evet. Özellikle ilk 8 bölüm gayet eğlendirici.
Neyse gelelim esas söylemek istediklerime; Aslında söylemek istediğim pek bir şey yok sadece Tomoe demek istiyorum. Bence her eve lazım, yemek yapsın, evi temizlesin, ben aptal saptal işlerle uğraşayım gelsin benim için düzeltsin falan, sürekli gıcıklaşalım, fena mı olur yani?
Kurama Shinjirou' nun hakkını yememek lazım. Düşmüş melek lakaplı pop starı da aslında gönülleri fetheden bir karakter. Mikage' de sevimli ve eğlenceli biri.
Bu arada açılış ve kapanış parçalarından hiç hoşlanmadım ama seri içi parçalar hoş.
Kısacası; kolay izlenen, eğlenceli bir seri bence. Bir de Tomoe :)
9 Ekim 2014 Perşembe
Mahoro Ekimae Bangaichi: Bir J-Drama
2012 de yayınlanan bu 12 bölümlük dizinin aslı Shion Miura' nın romanıymış.
Başrolde Eita ve Matsuda Ryuhei yer alıyor.
Mahoro adı verilen kurgusal bir şehirde geçiyor olaylar. Kurgusal desem de olaylar ve hikaye tamamen gerçekçi. Tada Benriken ve Gyoten ofislerinde, insanlardan gelen işleri kabul etmektedirler. Köpek gezdirmek, ev temizlemek gibi işler yaparak günlük masraflarını çıkararak hayatta kalmaya çalışırlar.
Her ne kadar türü komedi olarak geçse ve eğlenceli olsa da her bölüm aynı zamanda insanın içinde acı bir burukluk bırakmayı da başarıyor. Gayet gerçek hayattan insanlar ve olaylar. Buna rağmen karakterler ve atmosfer insanı kendine bağlıyor ve başlayan bırakamıyor.
Açılış ve kapanış parçaları da dizi ile o derece uyumlu.
Açılış parçası Flower Companyz' in "Beautiful Dreamer"' ı.
Kapanış parçası Sakamato Shintaro' dan "Don't Know What' s Normal"...
Her ikisinin de performansı gayet iyi ama Eita bana kalırsa geçekten iyi bir iş çıkarmış.
Anlatılmaz izlenir diyeceğim dizilerden.
Bir de öyle bir sigara içiyorlar ki insanın canı çekiyor...
10 Eylül 2014 Çarşamba
RUNWAY COP: Detective Cha (Cha Hyungsa)
2012 - G. Kore yapımı, yönetmeni Shin Tae-Ra olan bu filmde karşımıza Kang Ji-Hwan, Sung Yu-Ri, Kim, Young Kwan,Shin Jeong Keun gibi isimler çıkıyor.
Bir polis olan esas elemanımız dedektif Cha' ya insan demek pek mümkün değil. Yıkanmaktan pek hoşlanmayan, pis, dağınık bir mağara adamı kıvamında hayatına devam eden Cha kardeş, mesai arkadaşlarına bu haliyle hayatı dar etmektedir.
Model dünyasında bir uyuşturucu olayı nedeniyle bu arkadaş ve ekibi olaya dahil olmak durumunda kalırlar. Amirler tasarımcıyı kafalarlar ki aralarından biri fashion show ekibinde sivil olarak yerini alsın. Gelin görün ki ilk showunu sunacak olan bu modacı da bizim ayı kılıklı Cha' nın lisede yazdığı kız çıkar.
Olaylar gelişir, Cha model dünyasına adımını atar ve kovalamaca böylece başlar...
Kafa yormayan, zaman zaman oldukça eğlenceli olan bir film. Vasat altı bir kurgu ile vasat üstü bir iş çıkardığı söylenebilir ekibin. Bunda Cha kardeşin hali ve tavırlarının payı bulunuyor.
Öyle ki üzerinize gelen 100 kiloluk mağara insanı Cha gören bir suçlu iseniz kaçmak yerine bir şeylere sığınmak zorunda hissedersiniz mutlaka kendinizi.
Yalnız Jae- Young arkadaşım, buraya gelsen o muhteşem diyet yöntemin ve azimin ile paraya para demezsin. Çok başarılı 2 haftada 20 kilo!!
Filmde ayak kaydırmanın birebir yöntemlerini görmek mümkün bu yüzden içinde birlikte takıldığınız elemanlara ve sakarlık/ayılık ölçülerine dikkat edin gibi çok gizli bir mesaj da bulunmakta.
6 Eylül 2014 Cumartesi
Fractale: Bir anime...
11 bölümlük bu 2011 yapımı anime izleyeni ileri bir dünyaya
taşıyor. Bu gelecek yüzyılda insanoğlu "Fractale" adı verilen
radyo dalgaları ve sinyallerle desteklenen bir dünyada,
terminallere bağlanarak görsel gerçeklik içerisinde yaşamaya
alışmıştır. Terminale bağlan, dünyanın istediğin yerinde bir
avatar olarak yaşa. Hayat kolay ama bir o kadar da boş görünüyor.
Bununla
birlikte bu sistemi kontrol eden tapınak, büyük bir tehlike ile
karşı karşıyadır zira Fractale anahtar olmadan kendini upgrade
edememektedir ve dayanma gücü kalmamıştır.
Bu
dünyada birde görsel gerçeklik ya da fractale' e bağlı kalmadan,
doğada normal ve sıradan bir hayat sürmek isteyen insan grupları
var ki bunlar "Lost Millenium" olarak adlandırılıyor.
Her
şey bir adada yaşayan Clain' in günün birinde tapınaktan kaçan
Phryne ile karşılaşmasıyla başlıyor. Phryne, gece ayrılırken
Clain' e Nessa' yı bırakıyor.
Daha sonra Clain ve Nessa, Lost Millenium' un fraksiyonlarından birinin lideri olan Sunda ve Enri ile karşılaşıyorlar ve Fractale, tapınak ve Nessa ile Phryne' nin gerçeklerine ulaşıyorlar.
Animenin
sorunu, Fractale ile ilgili çok fazla bilginin ortaya çıkmaması
aslında, biraz havada kalıyor.
Nessa,
Nessa... Sanırım bu animede en sevdiğim karakterdir kendisi Sunda ile
birlikte. Eğlenceli, enerjik, sürekli gülen. Seslendirmesini de
pek beğendim.
11
bölüm boyunca karakterler biraz değişiyor. Aslında sadece 11 bölüm olması insana biraz havada kalmışlık, her şey çok çabuk olup
bitiyormuş hissi veriyor vermesine ama diğer yandan daha uzun
olsaymış da çekilmezmiş gibi geliyor.
İzlemekte
fayda var bence...
10 Ağustos 2014 Pazar
bazenoyleolur' da Kitap Çekilişi
Güzel kitapların yer aldığı bu çekilişi okumayı sevenler kaçırmak istemeyeceklerdir.
Çekiliş sonunda 10 kişi birer kitap kazanıyor.
bazenoyleolur’dan kitapzen.com sponsorluğundaki kitap çekilişine katılabilirsiniz. Katılım için; buraya
Çekilişte yer alan kitaplar şöyle;
9 Ağustos 2014 Cumartesi
Detective Dee and the Mystery Of The Phantom Flame
2010 yapımı Tsui Hark filmidir kendisi. Andy Lau, Carina Lau, Li Bingbing, Deng Chao, Tony Leung Ka Fai gibi isimleri içinde barındırır. Bu arada aksiyon koreografının Sammo Hung olduğunu belirteyim.
Tang Hanedanlığının adı geçen isimlerinden biri olan Di Renjie den esinlenilerek hayata geçmiş bu proje Çin-Hong Kong ortak yapımı.
Çin tarihinde bir kadın olarak ilk kez tahta geçecek Wu Zetian (Carina Lau), bunu damgalamak için sarayın hemen yanına dev bir Buda heykeli yaptırır. Heykelin yapımı esnasında denetçi durup dururken yanarak ölünce, olay soruşturulmaya başlar. Pei Donglai (Deng Chao) ve amiri heykelin içinde olayı soruştururken amir de mefta olur. Olay insanlar içinde bir korku yaratmaya başladığında Wu Zetian, 8 yıl önce hapsettiği Detektif Dee' yi çağırır ve olayın gizemini çözme işini ona verir. Böylece daha pek çok taş etekler altından dökülürken film devam eder.
Görüntüler başarılı. Aksiyon yerli yerinde. Detektif Dee neredeyse mükemmele yakın bir karakter, amca her alanda uzman. Albino Pei Donglai ve Li Bingbing de karakterlerinde bana kalırsa başarılı.
Amma velakin, yer altında Donkey Wang' ın bir çiyan yeme sahnesi var ki ben bir süre kendime gelemedim.
Filmi gelişen nedenler dolayısıyla tek solukta izleyemedim o nedenle çok iyi bir değerlendirme yapamayabilirim ama bana kalırsa başarılı bir yapım olmuş. Tsui Hark işte :))
Kaçırmamak lazım. Gözlerim devamında...
Etiketler:
andy lau,
chinese,
dizi,
film,
hong kong,
sammo hung,
tony leung kai fai,
tsui hark
4 Ağustos 2014 Pazartesi
Legend of Hyang Dan - K Drama
2007 yapımı bu Kore dizisi sadece iki bölüm ama bölüm sürelerini toparlarsanız bir filme denk.
Choi Si Won, Seo Ji Hye, Huh Jung Min, Bang Eun Hee, Lee Ji Soo gibi isimleri içinde barındıran dizi Chun Hyang Efsanesine yeni bir bakış getiriyormuş iddiasına göre. Buna göre Lee Mong Ryong (Choi Siwon) hikayede olduğu şekilde gönlünü Chun Hyang' a değil de Chun Hyang' ın hizmetçisi Hyang Dan' a kaptırıyor. Böyle olsaydı durumlar nasıl gelişirdinin dizileştirilmiş hali.
Açıklamalarında komediye yeni bir yaklaşım getiriyor falan deniyor ama ben pek bir yenilik göremedim. Belki konu hakkında kısır bilgi sahibi olmamdandır.
Bunun dışında ortalama bir dizi. Siwon pek sevimli, Seo Ji Hye de pek güzel.
2 Temmuz 2014 Çarşamba
2014 Incheon Asian Games ve JYJ Olayı
Eveet, yine JYJ ve yine olaylar,olaylar... Uzun süredir pek takip etmiyorum K-Pop camiasını ama bu konu ilgi çekici. JYJ' yi severim. Her üyesini ayrı ayrı... Konu burada JYJ' ye yapılan haksızlığın ötesine geçerek büyük bir organizasyonda oluşan çatlağa kadar varıyor.
Konu ile pek çok kaynaktan okuduklarım ve fanların ya da JYJ fanı olmasa da konuya kayıtsız kalamayan insanların yorumlarından sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. Yine de eksik veya hatalı bilgi görürseniz yorum ve bilgilerinizi iletmekten çekinmeyin.
Öncelikle K-Pop endüstrisine bakalım. Çoğunuzun bildiği gibi esasında K pop ve genelinde idoller, Kore Hükümeti tarafından fikir babalığı yapılmış ve desteklenen, ülkenin kültür ihracatı yapması için başlatılmış bir proje. Asya' nın pek çok ülkesinde konu ile ilgili kürsüler bulunuyor. Nasıl "Futbol yalnızca futbol değildir" deniliyorsa daha özel anlamda "K-pop yalnızca K-pop değildir" demekte doğru. Küçük bir proje başarıya döndüğünde , büyüdüğünde, kalabalıklaştığında getirisi de büyük oluyor, hamleler ve oyuncular büyüyor. Başlangıç sınırlarını aşarak şirketler bazında genel işleyiş kuralları oluşuyor ve tekelleşmeye doğru kayıyor. Kazancı büyük şirketler, güçlerini arkaya alarak, yapılaşmaları, şirket politikaları, ve ürünleriyle daha fazla kazanç için piyasayı domine etmek en azından yönlendirmek istiyor. Kısa ve basitçe ticari boyutu böyle özelleştirelim.
Incheon Asian Games ve JYJ'ye dönecek olursak konuyu kısaca özetleyeyim.
Geçen sene JYJ, Kore' de yapılacak Asya Oyunları için promosyon yüzü ve ülke içinde ve dışında oyunların tanıtım elçisi olarak seçiliyor. Tanıtım çalışmalarını aksatmadan yürütüyor ve tema şarkısı "Only One" ı seslendiriyor. Oyunların açılış ve kapanış seremonilerinde yer alacakları söyleniyor. Ancak Temmuz başında yapılan basın konferansında JYJ' nin katılımı görünmüyor ve organizasyon komitesi oyunlarda yer alacak isimler listesini pat diye açıklıyor. Bu liste içerisinde de JYJ' nin adı geçmiyor. Eh haliyle ortalık birbirine giriyor. Girsinde!!
Dediğim gibi JYJ' yi seven birisiyim. Konu eğer bu şekildeyse herkes gibi ben de yapılan haksızlığı kınıyorum. Ama şimdi duygusallığı bir kenara bırakıp konuya daha soğuk bir şekilde yaklaşayım.
JYJ' nin ajansı C-Jes Entertainment yaptığı açıklamada organizaSyon komitesi ile yazılı bir servis kontratlarının olduğunu söylüyor. (Daha doğrusu komitenin PR pazarlama ajansı ile) - kaynak ve detaylar için buraya - Bu kontratta yer alan maddelerden bir tanesi şöyle;
"When recruiting K-Pop stars and other Korean singers for the Incheon Asian Games opening and closing ceremonies and conferences for international press, JYJ should be considered first."
Yani kabaca "Asya Oyunları açılış ve kapanış seremonileri ve uluslarası basın konferansları için K-pop yıldızları ve diğer Koreli şarkıcıların kararlaştırılmasında, JYJ' ye öncelik verilmelidir."
Ancak anladığım kadarıyla EXO ve diğerleri seçilip açıklanırken, - PSY dışında - konferansa katılırken JYJ nin durumdan pek haberi olmamış. İşin ilginci konferanstan da haberleri yok gibi. Yani yoruma açık olsa da kontrat ile çelişen bir durum var ortada.
Yine C-Jes Entertainment şunu iddia ediyor; PR yöneticileri hatta organizasyon komitesi başkanı, JYJ' nin açılış ve kapanış seremonisinde yer alacağı konusunda söz verdiler.
Benim açıklamadan anladığım kontratta bununla ilgili yazılı bir madde yok. Ortada sözlü olarak verilmiş bir garanti var. İş dünyasında bir söz var. "söz uçar yazı kalır" diye. Yine de gelişen olaylar çerçevesinde bunun bir mazaret olamayacağı kanısındayım. İleride daha detaylı değineceğim.
Ayrıca sahne yönetmeninin yaptığı açıklamalar var. "Daha bir şey net değil. Junsu müzikalçilerle çıkarsa JYJ' nin performansı sıkıntıya girer, sıralamalara bakıyoruz, SM ile bir ilişkisi yok" falan filan... (kaynak ve detay için buraya ) Sanki biraz kafası karışık. Açılışa yaklaşık iki ay kalmasına rağmen kafasında henüz net bir plan, sahne koreografisi, akış çizelgesi yok gibi. Ben arada kaldım bana dokunmayın minvalli bir açıklama gibi göründü bana.
Bir de JYJ' nin açılışta değil ama ondan önce bir ön performans sergileyeceğinden bahsediliyor. ( kaynak için buraya ) Bu konu ciddi bir çakallık :)
Eğer uluslararası bir organizasyon komitesi, tanıtım yapmak için birilerini onursal elçi seçiyor ve akabinde açılış ve kapanış temalı organizasyonda plan aşamasında sorun yaşıyorsa, itibarını zedeliyordur. Daha baştan sorun var, organizasyonu nasıl yapacaklar gibi sorular oluşur insanın kafasında.
JYJ üzerinden tanıtım yapıp, sevenlerin ilgisini üzerine çekmiş ve hatta bakın biz eşitliğin yanındayız gibi kapalı bir alt metin vermiş ve hatta ve hatta JYJ performansı vaat ederek ülke dışında bilet satmışsa ve sonradan JYJ' ye engel koymuşsa, ticari ve etik bir ahlaksızlığa imza atmıştır. (Haa spor oyunlarına JYJ için bilet almak kavramı ayrıca tartışılır ama bu durumda komite tüketim kavramını sonuna kadar ve bilinçli kötü kullanmıştır)
Komite şu saatten sonra JYJ ile biz anlaşmadık, bizim ajans anlaşmış, suçumuz yok diyemez. Adama bir yıldır neredeydin diye sorarlar.
Daha önce dediğim gibi JYJ' ye açılışta değil açılış öncesinde yer vermek tam çakallık ve şark kurnazlığıdır. Hem tepkileri dindiririz, hem itibarı koruruz maksatlı bu manevra bir yıl emeği yedikten sonra oluşan baskılara paşa paşa boyun eğen bir kurumun bana kalırsa mide bulandırıcı ve insanları aptal yerine koyan bir eylemi olur.
Hem sponsorları, hem büyük patronları hoş tutalım hem fanları kendi tarafımıza çekelimin Kore versiyonu işte baştan sona.
Burada şüpheli SM ( bundan da emin olamıyoruz tabii) ve genel çarklar dışında iki kuruma özellikle değinmek lazım.
C-Jes Entertainment: Bu konuda çok yetkin değilim (hatam varsa düzeltin) ama bildiğim kadarıyla muadillerine göre daha küçük çaplı bir ajans. Temsil ettiklerinden bir tanesi sürekli baskı yiyen JYJ olunca fazla bir yaptırım gücü de yok gibi görünüyor. Ammaaaa... güzel kardeşim, ajanssın sen ve kontratın önemini biliyorsun. Başına gelecekleri bile bile, göre göre neden bazı maddeleri kontrata yazdırmazsın? İşi almak ya da gruba yol açmak için fazla bir pazarlık gücün olmayabilir ama açıklamanda bas bas bağırıyorsun bunun gelebileceğini görüyorduk diye. İşte o zaman o servis kontratını buna göre düzenlemek için ter dökecektin. JYJ benzerini daha öncede yaşadı diyorsun o zaman sözlere güvenmemen gerektiğini anlayacaktın. Bastıramıyorsan, koşulları değerlendirip vazgeçecektin.Yani C-Jes' in bu konudaki durumu beni şaşırtıyor açıkçası. Yine de kontrat ile ilgili bazı avantajlar hala elinde.
Asya Oyunları Komitesi: Bunların durumu ve olaylardaki pozisyonu C-jes' ten daha da ilginç bana kalırsa. Yani ne düşündüler ne planladılar bilmiyorum ama şu anda başları biraz dertte sanki. JYJ ' yi elçi seçerken eminin başlarına bunun geleceğini biliyorlardı. Suçlu SM dersek eğer, oyunların tüm sponsorları ile SM in ticari ilişkileri göz önünde tutulduğunda baştan hiç girmemeleri gerekti buna. Diyelim ki SM son anda manevra yaptı. Bunu da baştan görmeleri gerekirdi. Sonuçta SM kültür ihracının en önemli aracısı ve uluslararası bir organizasyonda tabii ki temsil edilecek. Baştan JYJ' i o zaman da alengirli hamlelerle işi yüzüne gözüne bulaştırmayacaktın. Nedeni ne olursa olsun ön bilgi vererek kontratı iptal edip yoluna devam edecektin. Hepsini geçtim organizasyona K-pop suz bir tören yapamayacağını biliyor olmalı ve buna göre adım atmalıydın. (yani bizde halk oyunları neyse oradada K-pop o oldu artık)
Şu andaki durumu ile JYJ olayı, organizasyonun içeriğinin ve sporun tamamen önüne geçti bir skandal olarak. Organizasyon komitesi için bana kalırsa büyük bir dezavantaj ve kocaman bir sıkıntı. Spor oyunları yerine K-pop idolleri konuşuluyor. Bana kalırsa komitenin düştüğü durum komik :) ( bu şekilde hissediyorlar mı acaba?) Ha, fanlar durmasın, konuşsun.
İşte anlamadığım nokta bir organizasyon komitesi nasıl bu kadar ön görüsüz ya da diyelim pervasız olup yaptığı organizasyona bu şekilde gölge düşürür? Büyük patronlardan baskı geliyor derseniz anlarım ama bu baskıya bir şekilde direnmek için de ellerinde kozlar var aslında. Eğer başka bir neden varsa o zaman yine kriz yönetiminde başarısız olduklarını gösteriyor şu içine düşülen durum. Eğer oyunlar için reklamın iyisi kötüsü olmaz diye düşünüyorlarsa o daha fena. Hem gruba hem oyun katılımcılarına feci haksızlık ediyorlar.
Açıkçası Asya Oyunları pek umurumda değil ama ben şu gelişen durumu ilginç buluyorum ve hala neden en başta JYJ ile anlaşma yapıldığını anlamakta güçlük çekiyorum. Desem ki bu olaylar JYJ nin ikinci albümüne denk getiriliyor, danışıklı dövüş - buna pek ihtimal vermiyorum aslında farklı nedenler yüzünden - ama o zaman C-Jes' in kötü niyeti uzun vadede geri döner. JYJ' de bunu göze almak istemez sanırım.
Ha bundan sonra ne olur? Çok uç bir gelişme yaşanmazsa, konu böyle kalır. Komite JYJ yi tamamen engellemeyi ya da sahneye çıkarmayı göze alamaz. Ön törende televizyonda yayınlanmayacak kısımda JYJ sahne alır. Böylece konu kapatılır. Komite esasında insanları aptal yerine koyar ama yoluna devam eder. Diğer grupların seyircilerini sevindirir. Küçük bir kısım sinirlenmeye devam eder ama k-pop tüketimi ve kullanımı devam eder, çoğu insanın cebi para dolar. Kazanan yine her açıdan kazanır.
İşte hayatta sistem ve çarklar böyle dönmeye devam eder. JYJ yi mağdur olarak ele alırsak; büyük balık küçük balığı bir şekilde yutar yoluna devam eder. Sonra tüm bu maddiyat ve sistem içinde biz insanlara altı boşaltılmış ve dibinde sponsorlara, modaya,trendlere ve paraya dayalı bazı kavramlar iki yüzlüce pompalanmaya devam eder. Olimpiyatlarda ya da dünya kupasında olduğu gibi...
JYJ' yi de değirmene karşı savaşan Don Kişot olarak görmek romantizm olur. Sonuçta içimizdeki pek çok kişi ve kurum gibi onların durumu. Torpili olmadığı için işe giremeyenler, sesi güzel ve yeteneği olduğu halde görünüşü nedeniyle sanat dünyasında tutunamayanlar, sırf gücü ya da popülerliği olmadığı için doğru sözleri dikkate alınmayanlar, kısacası sistemi kabullenmediği için dışlananlardan yalnızca bir tanesi diyelim. JYJ. En azından kendini ifade edip, geniş bir kitleye sesini duyurabiliyor çocuklar ve iyi kötü yapmak istedikleri işi yapıyorlar.
Aklı başında olanları geçtim ama ortada oppa oppa olarak dolanan, yaşları nedeniyle hayatın ne olduğunu pek anlamadan tüketimin doruk noktasında yaşayan ( istisnalar kendini tenzih edebilir), kendilerini idoller dünyasında fantazilere kaptırmış ve her şeyin toz pembe olduğunu düşünenlere hayatın hiçbir köşesinde, kademesinde işlerin öyle olmadığını göstermesi açısından JYJ dikkate değer. (Kafa dinlemek, hayattan biraz soyutlanıp eğlenmek isteyenlere de günlerini gösteriyorlar :)) Çoğumuz karşımızdaki sıradan bir insan olunca empati kurmayız ama JYJ söz konusu olunca empati ile yaklaşan sayısı artıyor. Bu da empatiden uzak insanların azıcıkta olsa hayatın ve sistemin acımasızlığını görmeleri ve anlayabilmeleri açısından önemli. Anlayana tabii...
(JYJ - Only One )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















