22 Eylül 2009 Salı

MEISTER: Futbol dolu Günler....



İşte beni Tsubasalı,Gol lü günlerime geri döndüren manga. Çok sevdim, çok eğlendim. Tek dezavantajı sadece 10 bölüm olması tam havaya girmişken, karakterlere ısınmışken çat diye kesilmesi.

Neyse konuyu baştan alalım;

Kimiya Kaji nin eseri olan manga sadece 10 bölüm. Çok basit, gerçekten tsubasa ve benzerleri kurgusuyla ilerliyor. Satomi Lisesi yeni kurulmuş bir lisedir, en büyük öğrencileri lise 2 lerdir. Lisenin bir futbol takımı vardır ki bir önceki yıl Chiba Prefecture da ilk 4 e kalmayı başarmışlar ama yarı finalde Kuromine Lisesine yenilmişlerdir. Yine de ilk 4 bu takım için inanılmaz bir sonuç olarak değerlendirilmiştir.



Takım elemanlarına bakarsak, topluluğun menejeri, lise öğrencisi hatun kişi ama futbol manyağı Kazu-chan olmaktadır. Takımın kaptanı evlere şenlik, inanılmaz bir insan olan Raiho dur. Manga boyunca shrimp olarak adlandırılan kişi süper bir kaptandır kanımca. Futbol olayını yemiş yutmuş gözüken Raihonun driblingleri ve sürati efsaneleşmiştir ayrıca tek bakışıyla tüm sorunları analiz edip çözüm üretebilen bir yapısı vardır. Seviyorum kendisini.Her eve lazım. Tek eksik noktası Kazu Chan ı anlayamamasıdır, Koori ve Kiiri gibi idiot diyoruz kendisine bu noktada ayrıca bilim kurguya düşkün bir arkadaş olup farklı boyutta yaşadığı için ilk gördüğünde Matsudoyu uzay canavarı olarak tanımlayabilmiştir. Eğlenerek kazanmak felsefesini tüm takıma işlemeyi başarabilmiş, her oyuncunun isteyeceği kaptandır kısaca kendisi.

Takımın diğer elemanları içerisinde bir tane yakuza , saçları dillere destan Kiichi , L bozması, asosyal bir otaku ama yüksek zekalı Koori, ve aslan gibi - hem fiziksel hem tavırsal- Kai bulunmakta ve kısaca takım manyaklardan oluşmaktadır.Tabiki tahmin edileceği üzere bu arkadaşların hepsinin mevkii Raiho tarafından keşfedilmiştir ve arkadaşlar oynadıkları mevkiye oldukça hakim neredeyse uzmandırlar ama bu onların komik bir takım olmalarını engellemez. Takıma daha sonra 1.90 kusurluk boyuyla forvetim ben diyen ama hava toplarında inanılmaz derecede başarısız olan Matsudo- mevki Raiho tarafından bulunyor daha sonra- yırtıcı forvetim diye geçinen ve geleceğin milli takımına bir ara aday gösterilmiş ancak daha sonra gençler takımına çağrılmamış Niishi - takım oyununu öğreniyor burada Raihodan aldığı dersle- katılınca takım hakkaten evlere şenlik oluyor.




Zaman ilerledikçe yine karşılaşmalar başlıyor ve Satominin ilk rakibi bir önceki sene yarı finallerde elendikleri Kuromine Lisesi oluyor. Kuromine kaptanları Sudou Kaoru nun -ah ah- eşliğinde gelenekçi ve katı defans anlayışı olan ani ataklarla skor atıp üzerine yatan bir anlayışa sahip, fiziksel gücü muhteşem olan bir takımdır. Hatta içlerindeki bir ayı elinin ağırlığının farkında olmayıp takım arkadaşlarına zarar verebilecek kapasitedir. Tabiki Sudou Kaoru muhteşemdir, muhteşem bir defans ve harika bir kaptandır.



İşte Satomi vs Kuromine maçı başlar ve biter. Zaten mangada aniden final maçına atlar ve final maçını anlatmadan biter. Ühühühühühühü ühühühühü neden ? Çok eğleniyorduk.

Çok basit ve sade bir manga ama bir o kadar eğlenceli ve okuması çooook keyifli. Aradaki espriler sağlam, karakterler sevimli. Çok orijinal değil belki ama insanı saran cinsten.

Futbolda sadece kaznmak değil eğlenmekte önemlidir olayının altını çizen ve benim de inandığım gibi çirkin futbol değil zekice oynanan , estetik ve güzel oyun anlayışını vurgulayan bir manga olmasıda ayrıca cabası. Ayrıca gazeteci arkadaşın sürekli ters köşe olmasına yarıldım her seferinde. Sanırım en sevdiğim karakterler Raiho, Koori ve Sudou oldu bu mangada. Herkeslere tavsiye... zaten çok vakit alan bir şey değil. Kısa kesilmesi yazık olmuş.



**Maça sevgilisi gelen Matsudoya No to Love Comedies pankartını açan Kiiri ye saygılarımı iletiyorum :))

bkz: http://www.onemanga.com/Meister/1/01/

20 Eylül 2009 Pazar

PHANTASMAGORIA : Mago Magolar....



Japon müzik dünyasının en iyi tanınan basçılarından ve adı anılan insanlarından biri olan kisaki' nin kisaki project' ten sonra oluşturduğu, kılık kıyafet açısından - grubun anlayışına da dayanarak- visual kei sayılabilecek ancak yaptıkları müziğin kalitesi tartışılmayan, ne yazık ki kisaki' nin genç yaşta müzik dünyasından emekli olmaya karar vermesi ile 2007 yılında dağılmış, 2008 de bir iki aktivite için tekrar bir araya gelmiş ancak 2008 de bu isim altında çalışmaya son vermiş olan ve gidişiyle kendini özleten gruptur.


Böyle çat diye bir giriş yaptıktan sonra daha yavaş alarak baştan başlayalım.2004 yılında Kisaki tarafından kurulmuş olan gruptur. Kısa sürede Visual Kei camiasında kendilerine rahatlıkla yer açmışlardır -ki hala anılırlar- örnek 1-a -. İlk çıkardıkları single Material Pain miş kayıtlara göre. -güzel parçadır, tavsiye ederim.-





Grup kadrosu şu şeklide olmaktadır;

Vokal:Riku
Bass:Kisaki
Guitar: Jun
Guitar:Iori
Davul:Shion ile başlamış ayrılmasından sonra yerine Matoi geçmiştir.

Arkadaşları yakından görmek için buyrunuz Suicide Gemini -canlı canlı -

http://www.youtube.com/watch?v=GFTJMmMXZBU&feature=related

-vokal ile davul seçilebiliyor sanırım. sarı saçlı gitarist iori, pembe saçlı olan da Jun. Arkadaki etekli kabarık saçlı basçıda müzik dünyasında pek çok insanın taptığı Kisaki olmakta. -

Başka bir klibe bakalım. En favori parçalarından biri olan ......Lost In Thought , buyrunuz;

http://www.youtube.com/watch?v=EHtM0uHd23M&feature=related


Tiplere bakıp yargılamayalım grubu pek çok kişinin yaptığı gibi. Doğal olarak Visual Kei olayına alışık olmayan pek çok insana oldukça itici, komik, iğreti, çirkin vs.. gelmektedirler ki phantasmagoria pek çok v. kei grubundan tarz olarak - görsel anlamda- daha uçtadır ve belkide daha farklı tarzlara denk görülebilir ama müzikal olarak v. kei e yakındırlar hatta parçaları için catchy bile denilebilir.

- Bu riku nun piercing manyaklığı ne olacak acaba? -

unknown zero distance

www.youtube.com/watch?v=s6CoNmRhXBg

-so catchy, öyle değil mi :) - Bu arada görüldüğü gibi Kisaki nin yaşına rağmen bacakları V.K camiasındaki pek çok elemanın olduğu gibi bizden daha güzel -

Hikari Ni Furu Ame

http://www.youtube.com/watch?v=u2OMwelslIQ&feature=related

-surely i şoreli diye telaffuz eden riku nun önünde saygıyla eğiliyorum.Yine de klipteki renkler hala hoşuma gidiyor.-

Mago Mago olayı, Vidoll un evil bassçısı Rame nin bunları Mago diye çağırmasıyla başlıyor. Bilindiği gibi Vidoll de bir Undercode ürünü (Undercode= Kisaki gibi bir şey) olarak başladığı için Kisaki etrafında dönmektedir. Mago olayını benimseyen fanlar etrafta mago mago diye dolaşmaya başlıyorlar.

Magolardan bir live daha gelsin;

live- hikari ni furu ame

http://www.youtube.com/watch?v=9FDHd9O1kZc&feature=related

-bu grupların seyirciler parçaya eşlik edince gösterdikleri şaşkınlığa ve tepkiye bayılıyorum. örnek 1-b- sevimliler ama değil mi :)

İvet her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu grupta 2007 de dağılıyor. 2008 de bir ara konserler için bir araya geliyorlar. Önce Iori ile Matoi ayrılıyor. Sonra Kisaki aktif müzisyen olmaktan vazgeçip V.K camiasından emekliliğini ilan ediyor. Kendi şirketinde çalışmaları devam ediyor tabiki ama sahnelerde görünmüyor.




2008 de Hide Memorial da performans sergiliyorlar. Buyrunuz

Eternal Silence


http://www.youtube.com/watch?v=ZvzPgTshON8&feature=related


Riku, Chariots ile yoluna devam etmekte. Jun, kendi solo projesi olan attic ile boy göstermekte. Iori solo çalışmalarına devam etmekte. En son Surely adlı single ını çıkardı. Başka gruplar yada sanatçılarla da takılıyor.Matoi Jill Christ te davul çalmayı sürdürmekte. Hepsi ayrı konular. Bir de Jun ve Iori beraber çalıp söyledikler bir single çıkardırlar.

Dayanamayıp bir örnek koyalım

Jun& Iori

http://www.youtube.com/watch?v=7-YQt1qCoCE&feature=related


-Iori konuşmaktan pek hazmetyene bir tipmiş. Yess.... heheh-


emekli olan kisaki' nin bir an önce sıkılarak geri dönüşünü bekliyoruz.

grubun şu ana kadar yayınladığı albümler şu şekildedir;

splendor of sanctuary
synthesis songs
sign of fragment
subjective or ideal
requiem -floral edition-
requiem -funeral edition-
no imagination
past new phase - phantasmagoria tribute album -

Phantasmagoria her ne kadar dağıldıysa da hala sağlam bir kitlesi mevcut ve dörtgözle birleşecekleri günü bekliyorlar,tabi gerçekleşmeyeceğini de biliyorlar- gerçi kisaki bu sağı solu belli olmaz tek telefonla grubu geri toplayabilir- her neyse Phantasmagoria da bu camianın sayılan gruplarından biri olmaktadır. Tavsiye ederiz.



Tabi gönül ister atalım playlist e bir iki parça herkes dinlesin, tanısın ama tahmin edildiği gibi playliste te yasaklamalar sözkonusu. Tam bunun üzerine LASTFM ve MYSPACE ınde engellendiğini öğrendik dün. Youtube la başlayan seri durdurak dinlemeden devam ediyor. Buradan bu kadar altyapısız, temelsiz, anlamadan dinlemeden bir açıklamaya bile gerek görmeden, hakları düşünmeden çotonk diye site engelleyen ve bu konuda emek sahibi herkese sevgilerimi ve saygılarımı iletiyor başarılarının devamını diliyorum. Biz birşey dinlemesek, öğrenmesek, okumasak ve izlemesekte olur tabi.

BONUS: Oha Kisaki mi bu? Tüm hanımkızlara gelsin

http://www.youtube.com/watch?v=PbyQyC7SZiE


23 Ağustos 2009 Pazar

DSKB: Yeni Takıntım :P

Eveeet şu iğrenç günlerde beni eğlendirdikleri için kendilerine teşekkürü borç bilirim bu çocuklara. Son bir haftadır pis sardım biraz ama çok eğlenceliler. Danslar güzel, sesler hoş, çocuklar allah için güzel birde...

Ayrıca sahne şovları ve koreografilerine bayılıyorum. Özellikle mirotic e taktım.

Aşağıdaki linkleri benim gibi eğlenip şenlenmek isteyenler için koyuyorum;

http://www.youtube.com/watch?v=XxBoZbX155A&feature=PlayList&p=339594485A147F8C&index=0&playnext=1

http://www.youtube.com/watch?v=MV0HCXvdnGc&feature=fvw

http://www.youtube.com/watch?v=7SrDkJ8XRnA&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=xNmETNIGCPs&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=RGxoYngxKYw&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=GzA0dFoNLxY&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=w3QA5V3Od8s

http://www.youtube.com/watch?v=4yH7BR6U49k&feature=related

9 Ağustos 2009 Pazar

OTHELLO: Wowww Shakespeare mi?


Tabiki hayır ! Ufak bir çağrışım sadece zaten şu ana kadar Othello için binlerce yorum ve makale yayınlanmıştır. Buraya benim de bununla ilgili yazı yazmama gerek yok. Her ne kadar Shakespeare in en sevdiğim eseri olmasada saygıyla adını geçirelim. - sıcağın beyin üzerindeki etkileri; ders # -




Bu Othello, Satomi IKEZAWA yapımı olan shoujo bir manga serisi. İçinde aşk, entrika, çift kişilik sendromu, cosplay, visual kei esintileri, rock, hatta ve hatta ucundan kıyısından led zeppelin bile barındıran bu seriyi eğlenmek için herkese tavsiye edeyim öncelikle. Galiba shoujo serileri seviyorum, kendime inanamıyorum ve bunu yaşlılığa bağlıyorum.

Hatırlıyorumda aylar önce hasta hasta okumuştum bu 28 bölümü. Her tarafım ağrıyordu sonra zaten iki gün yataktan çıkamamıştım ama manga okumak için çektiğim ağrıların karşılığını verip beni çok eğlendirmişti.

Konuya değinmek lazım tabi, hmmm bakalım nasıl özetleyebiliriz.



Efendim Yaya 16 yaşında, kimseye hayır diyemeyen, iyi niyeti salaklık boyutlarına varabilen, kendi dünyasında takılmaya çalışan- etrafındakilerden fırsat bulabilirse- küçük yaşta annesini kaybetmiş, babasıyla birlikte yaşayan, çekingen , utangaç, kendini dışarı vuramayan, en büyük hayali şarkı söylemek olan liseli bir kızcağızdır.16. yaşının yılbaşında, annesi hayatta iken 6 yaşında 16 yaşındaki Yaya ya gönderdiği kapsul mektubu alınca depresyona girer ve kendinden nefret ettiğini iyice anlar. Yaya, bir yıl önce dağılmış olan Juliet adlı visual kei grubunun ve özellikle vokali Shohei nin delicesine hayranıdır. ( ehehe ) . Duvarına astığı posterle dertleşir, konuşur, Shoehei öper falan. Böyle sessiz sakin takılır, genelde okuldan nefret eder çünkü en yakın arkadaşları olduğunu düşündüğü ancak içten içe taraflarından kullanıldığını bildiği Seri ve Moe nin şiddet boyu dalgalı olan espri, şaka, yada kısaca biz eziyet diyelim, eziyetlerine maruz kalmaktadır ancak arkadaşlığını da bir türlü bitirememektedir. Sei ve Moe de okulun hallice kızlarından sayılan, Yaya ile eğlenen, onu aralarına almakla büyük bir lütufta bulunduklarını düşünen hatun kişilerdir. Bunlardan bir tanesi- hangisi hatırlayamadım şimdi- Moriyama ya hastadır.

Moriyama da Yaya, Seri ve Moe nin sınıf arkadaşı olan sevimli ancak mangadaki kızlar tarafından çok beğenilen, Yaya nın çekindiği- çok direkt ve ukala ve parantez bacak olduğunu düşündüğü- , Black Dog adlı bir grupta gitar çalıp söyleyen Led Zeppelin sever bir arkadaştır. -zaten bu noktada + puanlar kendisine yağıyor-

Neyse günlerden bir gün Moriyama, Yaya nın Juliet dinlediğini farkeder, muhabbet açılır, Moriyama Juliet eğer makyaj yapmasaydı nutkuna girer, olay Led zeppelin e uzanır sonra Yaya ya bir cd vereceğini söyler. Kısaca Moriyama - kun kardeşimiz Yaya dan hafifçe hoşlanmaktadır. Seri ve Moe buna uyuz olur.

Yaya' nın en büyük hobisi hafta sonu cosplay ile uğraşmaktır. Kimin cosplayi? Tabi ki Juliet ve Shoehi nin. Bu aktivite Yaya ve buna katılan kişiler için oldukça rahatlatıcıdır. Hem eğlenirler, hem konuşurlar.Önemli olan kimse kimseyi tanımaz, adını bilmez, makyajı çıkardığında yolda görse kim olduğunu tanımaz.Gerçek kimliğin olmadığı, kimsenin kimsenin hayatını sorgulamadığı, tek ortak paydanın Juliet olduğu bu ortam Yaya için çöldeki vaha gibidir ancak Moe ve Seri nin olayı keşfetmesi uzun sürmez.

İşte böyle bir giriş yaptıktan sonra, Yaya nın üzerindeki baskılar arttıkça ve arttıkça ortaya Yaya nın diğer kişiliği ve tam zıttı olan Nana çıkar. Dediğimiz gibi Nana, Yaya' nın aksine cool, kendini her anlamda ifade edebilen, adalet anlayışı olan, karşısında ki uyuz, hain, kötü niyetli kişlere tahammül edemeyen ve gerektiğinde anladıkları dilden konuşabilen bir karakterdir.

Bundan sonraki bölümlerde Yaya ne zaman sıkışsa ortaya Nana çıkar ve tam anlamıyla ortamın dengesini sarsar. Nana ya hayran olmayan ve ilk başlarda ondan çekinen ve asılmalarından rahatsız olan tek kişi Moriyama dır. Ne de olsa Yaya dan hoşlanmaktadır. -şekerr şey :P-

Nana, Yaya yı tehdit eden her kişi ve durumdan Yaya yı kurtarır- tabi bunlardan ve en önemlisi Nana dan Yaya nın haberi yoktur, o sadece bilinç kaybı yaşadığını düşünmektedir.Seri ve Moe' ye nokta konulduktan ve Moriyama ile Yaya nın ilişkisi yakınlaştıktan sonra ortaya daha üst level olan diğer karakter Megumi çıkar. Megumi nin babası müzik piyasasındandır. Bu kurgu açısından önemli sayılabilecek bağlantılardan bir tanesidir.Megumi, Moriyama nın Yaya ile birlikte olmasına anlam vermez hırs yapar ve gülümseyen yüzünün altından Yaya ya işkenceye başlar. Nana bu konuya duyarsız kalamaz ve bir nevi Nana vs Megumi arcı başlar :P.Bu esnada Nana, Black Dog ile şarkı söylemeye başlar hatta ilk tanışmalarında onu öldürmeyi düşünen Akabe nin bile sempatisini kazanır. Moriyama ile bir bağı olan Shoehei nin de ilgisini çeker öyle ki Shoehei Nana nın peşine düşer ancak Nana bu Shoehei ye pabuç bırakmaz, cosplay konusunda kimliği deşifre olan Yaya, Nana nın sayesinde cosplay idolü olur vs....Tüm bunlardan haberi olmayan tek kişi maelesef Yaya dır. Bu sıralarda, önce Moriyama daha sonra Megumi Yaya nın çift kişilik sendromuna sahip oduğunun farkına varır. Moriyama, Yaya nın incinmesini engellemek için elinden geleni yaparken, Megumi planlarını ortaya serer ancak Nana onu da ezer geçer ve Moriyama ile aralarını düzelterek Yaya yı korumak için çalışırlar. En sonunda hem Nana nın hem Yaya nın hem de Moriyama nın en büyük arzusu olan Rock Festivali ne katılırlar. Shohei de müzikal anlamda Black Dog u desteklemektedir.

Biraz uzun bir özet olmuş. Velhasıl istenilebilecek herşey var seride o nedenle sabun köpüğü konusuna rağmen gayet eğlenceli. -Daha Moriyama nın eski kız arkadaşına değinmemiştim ahahaha-. Düşünün ki rüyanızda, sevgilinizi görüyorsunuz daha yeni tanıştığınız zamanlar falan bu arada arkadan sitemkar bir ses sesleniyor. HOOOP , şşşt , beni unuttun mu diyor. Bir bakıyorsunuz müzisyen yada oyuncu yada bilmem ne idolünüz. Yok valla unutur muyum falan derken rüya bitiyor. ahahaha bu bile var bu mangada.


Şahsi kanaatim olarak mangada favori karakterim Shohei nin timsahı Elisabeth tir. Gayet karakterli, alanını koruyan, şahsiyetli bir dişi timsah olmasının yanında Nana ile berabere kalabilmiş, Shohei yi Nana ile birlikte bitirebilmiş bir timsahtır kendisi.

Diğer bir karakter olarak Akabene ye değinmeden geçemeyeceğim. - adı bu olmayabilir de , bakmaya üşeniyorum, Black Dog taki basçı idi sanırım, siyah saçlı olan- Bu arkadaş Nana konserlerinde Moriyama yı öptüğünde ve herkes bundan çok hoşlanmışken, Nana ya sinirinden dalmaya çalışan, başka bir boyutta yaşayan ve bölümlerden birinde açtığı "grup içi ilişkiye hayır" pankartıyla beni benden almış karakterdir.



Gelelim Nana ya; herkesin bir Nana sı olsa, bilinçli değişsek falan ne güzel olurdu herşey. Gerektiğinde insanın içindeki Nana ortaya çıksa sokaktaki hırbo ve magandaların ağzını burnunu kırsa, yüzünüze gülümseyen ama arkadan kuyunuzu kazan dostumsulara, mecburen aynı ortamı paylaşmak zorunda kaldığınız insancıklara, elindeki gücü şahsi menfaatleri için harcayan güç budalalarına vs... heavenly punishment uygulasa ... o zaman herkes daha direkt ve olduğu gibi olurdu herhalde.

Sonuç olarak oldukça eğlenceli olan bu mangayı, v.kei, rock, shoujo, sabun köpüğü konu, cosplay gibi temaları vss... seven herkese tavsiye ederim. Hep birlikte evimizde Elisabeth gibi timsahlar besleyelim.......

2 Ağustos 2009 Pazar

Black Blood Brothers: Bir Vampir Serisi .....



12 bölümlük tadında kıvamında bırakılmış, aslı light novel olan anime serisi. Adından da bir nebze olsun çağrışım yapabileceği üzere vampirlerin konu kahramanı olduğu seri, seriden 10 yıl önce Hong Kong ta geçen insan vs vampir savaşından görüntülerle başlıyor. Burada savaşılan vampirler Kowloon Child denilen tür olmakla birlikte diğer vampir türlerinin çoğunun insanların tarafında yer aldığını görüyoruz.

Konuya balıklama dalmadan önce müziklere bakarsak;

Açılış parçası: "Ashita no Kioku" //Naozumi Takahashi

Kapanış parçası :"hingiru" //Loveholic

10 yıl sonra serinin üç ana kahramanından ikisi olan Jiro ve kardeşi Kotaro ile tanışıyoruz. Bu ikiliyi Special Zone denilen, vampirlerin yaşadığı ve şehrin geri kalanından bir şekilde ayrılmış bir bölgeye gitmeye çalışırken görüyoruz. Tabi oraya gitmek için nedenleri var arkadaşların. Her neyse... Bu civarda 3. karakter Mimiko kızımız ile karşılaşınca bu ikili doğal olarak biz de Mimiko ile tanışmış oluyoruz.

Jiro, 19. yy da vampire dönmüş olan, Silver Blade olarakta adlandırılan ve old blood olarak tabir edilen vampirlerden biridir. Alice adlı hanımefendiyi :P korumakla görevli olup zaman içinde bu görevini başaramayarak Alice ın Cassandra denilen başka bir old blood ve aynı zamanda arkadaşları olan başka bir vampir tarafından öldürülmesini engelleyememiştir. Tam adı jiro mochizuki olan arkadaşın soyadını söylemeyi kimse başaramamaktadır maelesef. Kardeşi Kotarao ise pek bir vampir özelliği bulunmayan, eğlenceli bir velettir. Mimiko ise, çalıştığı şirket tarafından büyütülmüş bir yetim olarak danışman gibi bir görev yapmakta olan, insanlarla vampirlerin birlikte yaşayabileceğine inanan bir görevlidir. İşte bu arkadaşlar special zone a girmeye çalışırken, bir yandan Kowloon Child denilen türün atakları ile diğer yandan special zone da yaşayan üç ailenin vermesi gereken onay ile uğraşmak zorunda kalırlar. Bunlarla birlikte yeni bir savaşı durdurmaya çalışmak zorunda kalırlar.



Eğlenceli ve esprili bir seri olmuş genel anlamda ama öyle Hellsing teki gibi vampirler falan beklememek lazım. Daha karakterize buradaki vampirler ama Zelman Clock vampir kardeşimizi bir kenara koyuyorum. Gerçekten karizmayı ortaya koyuyor 800 yıllık olmasına rağmen. Bunun dışında Kotaro nun seiyusuna hasta olduğumu (Omi Minami imiş) belirteyim.

Kurguda ilerleyen bölümlerde şaşırtıcı bağlantılar yer almakta. O nedenle konuyu havada geçiyoruz. gerçi sonu açık sayılır ama eğlenceli sayılabilecek, kafa dağıtmak için izlenebilecek bir seri. special zone gibi fantastik bir yer, kotaro gibi sevimli bir velet , jiro mochizuki gibi bir black blood vampir ve mimiko katsuragi gibi eğlenceli üçlüyü birleştirmiş

26 Temmuz 2009 Pazar

Merdivenlerden Düşmek: Kule İniş İzni İstiyorum....

Son bir aydır periyodik olarak başa gelen çeşitli kaza, olay ve yaralanmaların son serisi olarak dün merdivenlerden uçarak bu haftanın da boş geçmemesini sağlamış oldum.

Şimdiye kadar hiç merdivenlerden düşmemiş biri olarak acı, incinme ve ağrıları bir kenara koyarak- kırık yok iyi ki- olayı gerçekten ilginç bir deneyim olarak bulduğumu söylemeliyim. Olay anında yerden yükselirken ve havadayken "aha şimdi hangi köşeye ne tarafı geçireceğim, kaç basamak aşağı inerim ki, kafamı nasıl koruyabilirim, ağzını kırayım nasıl kaydım öyle" , inişe yakın - basamakla ilk temas - "aha kurtadık mı acaba, kaçıncı basamaktayım, nereyi çarpacam acaba, çok acıyacak mı, ulan tutunacak yerde yok", ilk temastan sonraki izleyen diğer temaslarda - burada basamaklardan yuvarlanıyoruz - "aha kaçıncı oldu bu, bu demirler nerede, ulan salak nasıl düştün öyle, niye dikkat etmezsin ki, kurtarır mıyız acaba, ahhh canım yanıyor" ve son final de son vuruşları yaptıktan sonra "ahaa belimi çok pis vurdum, dirseğimi de çarptım , belim kırılmış mıdır, aaa kafamı çarpmamışım, oha nasıl oldu acaba" diye merdivenlerin aşağısında sere serpe yatarkene bir de kafadan geçen bu düşüncelere bir taraftan yarılırken , bir taraftan kime ve niye olduğu bilinmeden saydırılan tüm küfürlerle bir yandan biri gelip beni kaldırır mı acaba diye düşünürken gerçekten farklı bir şey oluyor. Sonra en önemli hasar alanı tespit edilirken - misal ben belimi merdiven köşelerine pis geçirdiğim için direkt buna odaklandım diğer hasarlara pek takmadım kafayı önce-" ahaha kırılır mı acaba, yürüyebilecek miyim" gibi düşüncelerle panik denilen oluşum yavaşca kanda akmaya başlıyor ve sizi o sere serpe yattığınız alandan kalkmaya zorluyor. bilinç normale dönünce uçulan ve katedilen mesafeyi canlı gözlerle gördükten sonra olay korkunç boyut kazanıyor. Sonra napıyoruz eve çıkıyoruz "merdivenlerden düşttttüüüüm" diyip yatıyoruz ki belimiz ne kadar ağrıyor tespit edelim. sonra sakinleştikten sonra işe gidiyoruz. yolda kolumuzu hareket ettiremediğimiz ortaya çıkıyor falan.... Astranot arkadaşlarınız size beceriksizliğiniz için salak salak bakarken siz de insan olmanın doğal sonucu olan bu kazayı yaşamış olmaınızı dirayetle kabullenmek zorunda kalıyor mutasyon oldu da biz mi uğramadık duruşu sergiliyorsunuz.

Velhasıl, hafif sıyrıklarla atlatılmak şartıyla herkese tavsiye ediyoruz zira insanda ki tüm enerjiyi bununla birlikte sinir, stres, gerginliği alıyor ancak eğer gün içerisinde programınız varsa örneğin işten sonra konsere gitmek gibi falan bu günlere denk getirmeyin bu olayı çünkü tüm enerjiniz çekildikten sonra, halsizlik ağrılarla birleşince hiç konser havasında olmadığınızı fark edip tüm programları iptal etmek zorunda kalıyorsunuz. Onun için farklı günlere denk getirin olayı. İyi bir dövüşçü nasıl düşüleceğini iyi bilirmiş diyip şurada cıvıyarak pay çıkaralım :P. Ağrılar vücudu ele geçiriyor buda saçmalamalara vesile oluyor. Sıcakta yatmakta bir yere kadar insanın canı sıkılıyor böyle yazılar yazıp playlisti yeniliyor işte pazar pazar. En iyisi herkes asansör kullansın.

Neyse ki şimdilik belimde ve kolumda kırık olmadığını düşünüyorum, elimin şişliğinin inmesi biraz olsun sevindirdi. Nedenini ve nasılını bilmediğim şekilde incinmiş olan parmağım daha normale dönememişken sol kolun dirseğininde patlaması hoş olmadı tabi...

Evet bu haftanın aksiyonunu tamamlamış olmanın verdiği gurur ve sinir bozukluğuyla önümüzde ki hafta başımıza gelecek yeni aksiyonu dört gözle bekliyoruz.

12 Temmuz 2009 Pazar

SCRYED: Alter denilen şey nedir ki?



26. bölümlük anime serisi. Alt metni güzel olsa bile kurgu sanki fazla kasıyormuş gibi. Buna rağmen güzel bölümlere sahip.

Açılış parçası "reckless fire" ve kapanış parçası "Drastic My Soul" güzel parçalar. Bu arada serinin müzikleri oldukça güze. bir "mother earth", "magma" , "good speed" hoş parçalar. tüm bunlarla birlikte seri içinde kullanılan bir "all ı need is love" adlı parça var ki kullanım + kendisi nedeniyle vurucu oluyor.

Konuya bakarsak dünyada ilerleyen yıllarda bazı olaylar nedeniyle insanların bazıları bazı güçler kazanmıştır. Sayıca az olan bu kesimin sahip olduğa güce alter ve buna sahip olanlara alter kullanıcıları denir ve bunlarda kendi arasında ikiye ayrılır. Bu olayların yarattığı yıkım ve kaos nedeniyle merkez otorite zayflamış ve insanlar çoğu zaman kendi haline terk edilmiştir. Eh bu güç sahibi arkadaşların hepsi bu güçleri böyle bir ortamda çeşitli sebepler için kullanmaktadır. Bununla birlikte adada (lost ground larak adlandırılır) bir şehir yaratılmıştır. Surlarla kaplı bu şehirde yaşayanlar bir nebze daha şanslıdırlar çünkü oturmuş bir düzen, pek endişenlenmeye gerek olmayan bir ortam vardır ve yokluk yoktur. Belirli bir düzen ve sistem vardır bu iç kısımda. Surların dışında kalan insanlar ise kendi başlarının çaresine bakmak zorunda olup, ne kadar yaşayabilirlerse yaşarlar. Seride çoğu zaman iç ve dışta yaşamanın doğum ile ilgili olduğuna gönderme yapılır. İçeride doğrsan şanslısın, dışarıda doğrasan başının çaresine bakmak zorundasın.

İkiye ayrılan alterlere geri dönecek olursak "native alter" denilenler başıboş olan ve çoğu zamanda dış şehirde yaşayanlardır. Kendi kendilerini eğitirler, güçlerini istedikleri yönde kullanırlar. Bunlardan biri de Kazuma kişisidir.Kanami ile birlikte yaşayan Kazuma alterini bir süre sonra yaşayabilmek için kullanmaya başlamıştır. Yakın arkadaşı Kimishama nın getirdiği işleri yapar. Alter kullanıcısı oduğundan Kimishima dışında kimsenin haberi yoktur.

İç şehirde de alter kullanıcıları vardır ve Bunlar HOLY denilen kuruma mensup olup görevleri özellikle dış şehirde ki zararlı olduklarını düşündükleri native alterleri yakalamak , bir kısmını ıslah etmek bir kısmını da mainland e göndermektir. Kendilerine göre yaptıkları iş önemli ve etiktir çünkü dış şehirde başıboş dolaşan native alterlerin hepsi onlara göre masum insanları öldürmekte, tekel yaratabilme gücüne sahip, alterlerini tehdit için kullanan ve kaos çıkarmaya meyilli kişilerdir. Aynı zamanda kendileri de alter kullanıcısı olduklar için bu tarz kişiler alter kullanıcılarına canavar gözüyle bakılmasına sebep olmaktadırlar ve Holy mensuplarının istediği son şey budur. Holy üyelerinin içerisinde yer alan diğer esas elemanımız Rhouyu dur. İç şehirde nüfuzlu bir ailenin çocuğu olarak doğmuş bir alter kullanıcısıdır. Küçükken ortaya çıkan gizemli bir kullanıcı tarafından annesi öldürülmüştür gözlerinin önünde bu nedenle yaptığı işe önem verir. Ayı zamanda güç , kendi sahip olduğu güç ve sınırlarını sorgular çünkü küçükken gücüne ahip olmayı zor öğrenmiştir. ( kazuma ile ikisi en kuvvetli alterlere sahip en kuvvetli iki kullanıcıdır denilebilir).Mimori Kiryu nun babası mainland in nüfuzlu ailelerinden biri olup HOLY nin bütçesini destekleyen kişidir. Mimori ile Ryhou küçükken tanışmış ve arkadaş olmuşlardı ancak Mimori sonra mainland e geri dönmüştür. İşte yıllar sonra bilim insanı olarak kendini Holy e atattırır ki Ryouhou yu tekrar görsün. İlk başlardaki görünüşe göre Ryouhu onu tanımıyormuş gibi davranır. Bu arada Holy nin en has insanını atlamayalım, kendisi Straight Cougar dır. Durmak bilmeyen çenesi, isimleri hatırlamaması, insanı hasta eden araba kullanışı - aaah neden acaba? - ve felsefesi ile serinin en has karakterinden biridir.

Daha pek çok karakter seride yer almakta. Neyse olaylar gelişir Kazuma ile Ryouhou karşılaşır ve birbirlerinden nefret ederler. Sonra Holy Kazuma yı yakalar ama Kazuma kaçar. Sonra bu ikisi tekrar karşılaştığında, roller değişir olaylar akar, zaman akar.....Bunun dışında bu seride yer alan tüm dişi karakterler ya kazuma ya yada ryuhou e yanıktır - Asuka Tachibana manitayı kapmış o ayrı- halbuki orada bir straight cougar bir kunihiko kimishima var kimsenin umrunda değil. kazuma ile ryuhou da en az iki bölümde bir karşı karşıya geçerek birbirlerinin adını gırtlaklarını patlatarak anarlar.

Altmetin güzel olmasına rağmen ve güzel bölümler barındırmasına rağmen zaman zaman oldukça sıkıcılaşan bir seri. Ayrıca finalinin arabesk havasına daha bir başka hasta oldum. Yine de vakit ayrılıp izlenebilir...


29 Haziran 2009 Pazartesi

PSC 2009 HAKKINDA: Notlar....

Aslında daha adamakıllı ve detaylı bir yazıyı hak etmesine rağmen vakit yok. Hazır bazı bölümlerini tekrar izlemişken hemen notlarımızı düşelim.

Bu performansı izlemek için o kadar sabırsızlıkla beklemiştim ki uçarak gittim, çok heyecanlıydım, kelimelerle ifade edilemez :P. Hakkaten beklediğime değmiş, gerçi orada olmak daha bir ayrı olurdu herhalde ama umuyorum ölmeden o günleri de göreceğiz...

Öncelikle performans sıralamamıza gelelim. Şahsi kanaatime göre grupların performans sıralaması şu şekildedir; (sug ile screw i kaale almıyorum)

1- KRA - o ne giriş, artman' ı nasıl bir canlı youmlamak o öyle. Zaten artman ile ortalığı ve beni dağıttılar. Alkışlar Kra ya gidiyor.

2-Kagrra, - özellikle öyle bir süpriz yaprılar ki- ileride bu konuya değineceğim- yerimden düştüm. Nice job! :) ( Nao style !)

3-The Gazette- arkadaşların performansı yine sağlamdı. Zaten ortam adları duyulunca sarsıldı.

Mansiyon ödülü: Miyavi. Miyavi işte ne denilebilir ki!

Gelelim yorumlarımıza.Şimdi Sug sempatik gençler topluluğu olmakla birlikte heavy positive rock olayını anlayamasam da yine de eğlenceli bir ortam yarattılar. Giriş için fena değiller. Sevimliler en azından.

Screw- 2009 da kendilerini çakma The Gazette olarak adlandırıyorum. Kendi istekleriyle mi yoksa başkasının zoruyla mı bilemedim ama gerçekten çakma the gazette olmuşlar. Fazla yoruma gerek yok, itici bulmak ben onları.

Miyavi ve Keiyuh yine sunumları almışlar. Şeker şeyler...

Kagrra, : Giriş atraksiyonları için diyebileceğim tek şey güzel fikir ama amatör uygulama. Çok estetik ve etkileyici olabilirdi ama olmamış. Isshie nin estetik ve uygulamaları konusunda daha çok çalışması lazım (böyle ekrandan birden negatif elektrikler almaya başladım :P). Kagrra, elemanları gayet sevimli olmak, kıyafetlere şık diyoruz. Neyse efendim son günlerde ank-su nedeniyle - kendini yakmıştı beni de yaktı - delicesine sai 'ya takmış ve evde, sokakta, yolda sai dinleyip halay çekmeye kendimizi vermiş ve kesin halay arağı bu diye geyiğe vurmuşken elemanların birden havluları çıkarıp sallamaya başlayarak sai ya girmeleriyle dumurlardan dumur beğendik. Performans çok eğlenceliydi. onlarca kez izlememe rağmen hala çok eğleniyorum özellikle bu noktada. Ayrıca konserde Avrupalı yada Amerika lı olan ve elindeki kumaşı delicesine içten bir şekilde sallayan amcaya buradan saygılarımı iletiyorum. (hayat böyle işte sai'ın sözlerini yazan kişi ile o kompozisyon seviyesindeki hikayeleri yazan kişi aynı insan ehehehe) Utakata cd deki son parçaydı. Fazla söze gerek yok, güzel parça güzel yorum..

Kra: Çok sade ama çok estetik giriş. Keiyuh önce girerek seyirciyi selamlıyor, piyanoyu tıngırtatırken diğer elemanlar yerlerini alıyorlar. Sonra delicesine bir artman... Artman'ı çaldıklarını günler önce telefonda öğrenmiş ve error vermiştim. Gerçekten error verilecek bir durummuş, herkesin izlemesini tasiye ederim. 4 parçaları var. Chopin de olaya dahil(Amaoto wa Chopin no shirabe). Fazla yorum yazmaya gerek yok en sağlam performans kra ya aittir. Gelecek günlerde gerekli ilgi ve alakayı bulacaklarını düşünüyorum. Sessiz ama derinden ilerliyorlar. Keiyuh nun vokali, Mai nin soloları, Yasuno nun hala çözemediğim davul çalışı ve Yuura nın bass olayı dinlenmesi ve görülmesi gereken bir birleşim.

Alice Nine: - sıralamada yanlış ilerliyor olabilirim zira tekrar bakmak zor geldi- Tora olmayan diğer gitariste -hiroto imiş - pek anlam veremiyorum, o şovşaklığı gençliğine bağlıyorum. Basçıları da öyle -saga imiş -, bir de keşke anfiye çıktığında patlatsaydı yada tora'nın üzerine uçsaydı güzel bir sahne atraksiyonu olurdu. Bu arada Tora demişken Tora sanırım sağlam dayak yiyerek ağzı burnu kırmış yada gözü morarmış :P Zira kafayı hiç kaldırmadı. Halbuki severdik Tora yı bir yüzünü göreydik. Selama bile güneş gözlüğüyle çıktı. Shou yine dar pantolonuyla koştu durdu.

The Gazette: Kimonolar güzel olmuş. Ruki o kimonaya rağmen yine sıçradı zıpladı durdu ondan da bir düşüş bekledik ama olmadı. Güzel ve sağlam bir performanstı arkadaşlarınki de.

Miyavi: Sanki biraz durgundu - bu ayrılma meselelerinin olduğu zamana denk geliyor- ama bu kötü bir performans olduğu analamına gelmiyor. Seyirci ile iletişimi, sahne hakimiyeti, diğer elemanlarla paslaşması ile bilinen, klasik, samimi Miyavi performansı. Kötü performans olsa bile - ki Miyavi de olmaz- sever saygı duyarız kendisine.

Final ve selam her psc konserinde olduğu gibi yine güzel ve eğlenceli. Cd den izlerken bile insan bittiği için üzülmüyor değil. Bu arada Yasuno'nun Nao'yu korkutmasına şimdi olsa yine gülerim.

Unuttuğum grup olabilir. Haftalar önce izlediğim konserden aklımda kalanlar bunlar şimdilik. Sonra oturup tekrar izler, yazarız.

Böylece bu cd de satın alınacaklar listesine girmiştir. Zengin olmam lazım artık !!!!!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...