24 Temmuz 2012 Salı

Scream (Glay&Exile) : Kim Dong Wan



J-rock dünyasında en sevdiğim gruplardan bir tanesi olan Glay' in Exile ile birlikte seslendirdiği Scream sevdiğim parçalardan bir tanesidir.

İlk çıktığı zamanlar bunun benzer canlı performanslarıyla çok eğlenmiştim.




Scream, Kore müzik dünyasında da kendine yer edinmiş. Bilinen K-pop gruplarından biri olan Shinhwa'nın üyelerinden Kim Dong Wan da 2007 yılında yayınladığı ilk solo albümünde bu parçayı coverlamış.

Buyurup buradan yakınız...


15 Temmuz 2012 Pazar

K-POP vs J-POP: Bir Futbol Müsabakası...






Takımları yaratmak zor oldu. Öncelikle şunu söyleyeyim K-pop sayısal olarak ezici üstünlükte. Tek bir gruptan bile takım çıkar ( bilin bakalım hangi grup?) . J POP gruplarından takım oluşturacağım diye göbeğim çatladı. Kanjani8' e yazık oldu gerçi ama önemsemeyeceklerdir diye düşünüyorum :P Neyse ilk aklıma gelen gruplardan oluşturduğum takımlar şöyle...

K-Pop Takımının ilk onbiri:

Kalede Shin Dong (Super Junior) yer alıyor. Mevkiini koruyacak ayrıca gelen şutlara hatasız çıkışlar yapacak zamanlamaya sahip. En önemli özelliği karşı takımın forvetlerine maymunluk yapıp konsantrasyonlarını bozabilmesi.

Defans üçlüsü: Defans üçlüsünün ortasında Seung Ho (Mblaq) yer alıyor. Defansın işleyişinin kontrolü orta beşliyle organizeyi idare edebileceğini düşündüğünden teknik direktör (kim ki acaba? ) bu mevkiiyi ona emanet etti. Solunda Kim Kyoung Jae ( U Kiss) yer alıyor. Sağında ise Lee Ki Seop ( U Kiss).





Orta Saha: Ortanın ortasında Si Won ( Super Junior) yer alıyor. Aynı zamanda takım kaptanı. Orta Sahanın ağırlıklı olarak Super Junior' dan kurulu olduğu düşünülürse kaptanın Suju dan olması kaçınılmazdı. Hee Chul' un maç boyunca saçını başını düzelteceğini düşünmemden ötürü oyuna konsantresinde sorun yaşanabilirdi ama Lee Teuk varken neden Si Won kaptan oldu bunu bilemiyoruz.



Si Won un sol yanında Lee Teuk var. Takılmazlar buna zaten. Sağ tarafında ise Donghae. Sol kanatta Hee Chul oynuyor. Karşısında Kamenashi' nin oynayacak olmasının kendisini gaza getireceğini düşünüyorum. Aynı zamanda maçı izlemeye diğer galaksilerden gelen fanların bir kısmının bu ikilinin mücadelesi esnasında  kalp krizi geçireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Sağ kanatta ise Mir ( Mblaq) atakları sürükleyecek.






İleri ikilide solda Joon ( Mblaq) ve sağda So Hyun ( U-Kiss) yer alıyor. İkilinin fırsatçı oldukları ve aldıkları pasları iyi değerlendirileceği biliniyor. Soyunma odasından gelen bir duyumda Joon' un gol attıktan sonra formasını çıkarmaması yönünde takım arkadaşları tarafından uyarıldığı.







J POP takımının ilk onbiri;




Kalede Shingo Murakami ( Kanjani8) yer alıyor. Refleksleri ve sezgilerinin güçlü olduğu biliniyor. ( nereden biliniyorsa ?) Takım arkadaşları Musekinin Hero diye sesleniyorlar ona.








Defans üçlüsü: Defans üçlüsünün ortasına Matsumoto Jun (Arashi) oynuyor. Zaman zaman teknik zaman zaman güce dayalı bir futbol sergileyeceği düşünülüyor.Aynı zamanda defans üçlüsünün toparlayıcısı olacak ve orta sahada Ohno Satoshi ile de uyumları takımı yönlendirecektir.

Solunda Tadayoshi Ohmura ( Kanjani8) sağında ise Ueda Tatsuya ( Kat-tun) yer alıyor.




Orta Saha: Orta beşlinin ortası Ohno Satoshi' ye emanet. Zaman zaman ruhsuz oynayacağı düşünülse de takımı organize edebileceği düşünülmekte. Solunda Maruyama (Kanjani8) ve sağında Nakamaru Yuichi ( Kat tun) ile uyum içinde atakları organize edecekleridir. Sol kanatta Kamenashi (Kat tun) yer alıyor. Sağ kanatta ise Sakurai Sho ( Arashi).






İleri ikilide sol tarafta Ryo ( Kanjani8) sağ tarafta ise Yamapi oynuyor. İkisi de atletik fırsatçı ayrıca rakip takımda kaleci olan Shin Dong' un sevimlilik ataklarına Ryo' nun bön bakışları ile karşılık vereceği düşünülürse futbol açısından keyifli dakikalar bizleri bekliyor ( ahahahaha futbola son darbeyi çaktım şu an)









Takımların analizlerine gelirsek;

Kaptan Super Junior'dan bu nedenle fon müziği Super Junior / Superman



K- Pop takımı; koreografilerinden yola çıkarak gayet esnek olduklarını görüyoruz ve dans konusunda başarılı olduklarını düşünürsek  esneklik ve tekniği birleştirecekleri için başarılı olacaklardır. Eğer buna hız ve iyi bir organizasyon eklerlerse hızlı ataklarla rakibi yıldıracaklardır. Burada hem kanatlara hem de forvetlere önemli iş düşecek. Defansın uzun boylu oyunculardan kurulu olması da onlar için bir avantaj.  Teknik anlamda daha ağır basan taraf K-pop takımı.

Kaptan Arashi'den bu nedenle fon müziği Arashi / Monster



J- Pop takımı; şimdi teknik yönden daha zayıf görünmelerine rağmen ataları Tsubasa, Wakabayashi olan bu takımın karşılaşma esnasında oturup armut toplayacağı otoriteler tarafından tabii ki  beklenmiyor. Ayrıca kartal vuruşu, ranger atağı, bön bakış tekniği gibi nice organize atak ve teknikleri maç esnasında kullanabilecekleri düşünülürse başa baş bir karşılaşma olacağı söylenebilir.

11 ler sahaya çıkarken maça bağlanıyoruz. Galibiyet kimin olacak merakla bekliyoruz...

12 Temmuz 2012 Perşembe

Detroit Metal City: Mad Monster


Bugün canım çok sıkkın...

Bu nedenle Detroit Metal City adlı animenin en güzel parçalarından Mad Monster ile kendimi avutuyorum :)



(Merak edenler üstünü tıklayabilir)

10 Temmuz 2012 Salı

LEGENDARY AMAZONS: Kadınlar Savaş Meydanında...






2011  Frankie Chan yapımı Hong Kong  filmi  genel anlamda keyifli eğer bu tarz fimleri seviyorsa insan... Türünün iyi örneklerinden olup olmadığı başka bir konudur tabii ki...

Cecilia Cheung, Richie Ren, Park Chi gibi isimleri barındıran, Yang Generallerinin öyküleri üzerine kurulmuş filmin senaryosu zayıf ve etkileyicilikten - kurgu bakımından - uzak olsa da  olaya kadınların girmesi, aksiyon sahneleri ve savaşların anlamsızca devam etmesinin etrafa verdiği hasar nedeniyle konuya uzak insanlar için ilgi çekici denilebilir.

Yang ailesi savaşçı bir aile bu nedenle ailenin tüm erkekleri öldüğü için ev kadınlar evine dönmüş, üçten fazla nesil bir arada yaşıyor. Evin baştan 3. nesil erkeği olan ZhongBao' nun öldüğü haberi, 4. nesil erkek olan oğlunun 18. yaş gününde eve haber olarak gelir. Zhong Bao öldüğüne göre Yang klanında sadece bir erkek geride kalmış oluyor o da oğlu olan bu çocuk. Daha kadınlar ZhongBao' nun yasını tutamadan , imparatordan - bu arada imparatorun ne yaptığını bilmiyoruz ama diğer uyuz generallerden anlaşıldığı kadarıyla kaypaklık, yozlaşmışlık had safhada- Yang ailesinin son oğlunun da savaş sınırına gitmesi emrediliyor. Doğal olarak evi bir telaş alıyor. Ailenin son oğlu da ölürse aile bitecek aynı zamanda Zhong Bao nun görevini tamamlayamadan ölmesi ailenin namına bir leke...

Kadınlar içten bir şekilde istemese de de evin direği, en yaşlısı yani birinci nesil Yang erkeğinin karısı, kadınların - elemanın annesi, babaannesi ve diğer teyze ve babaannelerin de ısrarıyla durumu kabul ediyor, bir şartla evin tüm kadınları da oğlanı korumak ve aynı zamanda ailenin şanını ayakta tutmak için savaşa birlikte gidecekler. Şimdi bu kadınları boş sanmayın, babaanneler sınıfı bile oldukça güzel ve naif görünürken hepsi aslında dövüş sanatları ustası, hepsi farklı silah ve tekniklerde usta. Ailenin erkekleri nasıl bir seçim yapıyorsa artık!




Böylece tüm kadınlar savaş sınırına iki amaçla ilerlerler. Birincisi ailenin son erkeğini korumak, ikincisi sınırı yabancı istilacılardan koruyarak ailenin saygınlığını zedelememek.



Şimdi yabancı istilacılar kimlerdir açıkçası bilemiyorum. - bu olay bu hikayelerde yer alıyor mu bilmiyorum açıkçası - Bu generallerin hikayelerini zamanında parça parça okumuş olsam da, kendi dilinden okumaya kasmak ve hepsinin birbirine girmesi, okuduklarımı anlamamam ve hanziden midemin bulanması ve  bu parçalı okuma yapısından dolayı bende hiç hatıra bırakmamıştı. O nedenle kimlerdir, necilerdir bilemiyorum, filmde de bununla ilgili pek bilgi verilmiyor ama hepsi karikatür gibi film içinde bu da bir gerçek. Yani iri yapılı, barbar ve acımasız tipler.

Kadınlar erkekleri aratmayarak sağlam bir strateji kuruyorlar gelin görün ki oğlan biraz salak olduğundan tüm savaş planının bozulmasına sebep oluyor ve istenmeyen kayıplar bu birbirinden güçlü kadınların bir kısmının ölümüne sebep oluyor ve savaş son sürat devam ediyor.

Yüzüncü kez söylüyorum ama savaş sahneleri ve aksiyon bölümlerinin pek çoğu estetik ve oldukça sürükleyici... Bir kısmında ise bu yeşil sahne olayı çok belli oluyor ne yazık ki...

Diğer bir noktada hangi kadın kimdi anlaması seçmesi zor. Kadınları pek tanımaya fırsat olmuyor. Bir iki tanesi dışında onları da çoğu zaman kullandıkları silahlardan ayırt edebiliyor insan ama babaannelerden biri midir, kuzen midir hatırlamak imkansız. Film derinlemesine bir karakter portresi sunmuyor.



Bu olumsuz yanlara rağmen film yine de eğlenceli ve sürükleyici... Öyle ki özellikle sonlara doğru içimdeki vahşi ortaya çıktı ne yalan söyleyeyim ve kadınlar bu ayı yapılı elemanları tepeledikçe ben mutlu oldum zevk aldım.

Bağlılık üzerine; kadınların kocalarına, aileye, ülkelerine. Savaş meydanına kadınlar indiğinde insan ister istemez duruma yabancılaşıp farklı noktaları görüyor. Özellikle yapılmak istenen bir şey olmasından ziyade izleyenin algısı ile ilgili bir durum.

Bu arada o orduları geciktiren generale ve kadınlara gülen o ayılara kafam girsin.



Müzikler  ve sözler oldukça hoş. Oyunculuk, senaryo beklenilmesin ama tüm negatif yanlarına rağmen eğlenceli ve estetik bir film olduğu kanaatindeyim. Çok daha epik, derin ve etkileyci bir iş ortaya çıkarmış aslında da bulduğumuzla yetinmek durumundayız bu filmde ne yazık ki!

Bu arada ZhongBao' nun annesi, küçük oğlanın babaannesi ayrıca bir takdiri hak ediyor. Güzelliği bir yana, her gelinin isteyip bulamayacağı bir portre, izlenince ne demek istediğim anlaşılır belki :)

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Beethooven Virus: Ciddi Anlamda Bulaşıcı...


Geç izlediğim diziler kervanına katılan bir k-drama daha... Bu kadar geç izlemiş olmanın üzüntüsünü yaşarken aynı zamanda bu dizinin yapımında emeği geçen yönetmeninden yapımcısına herkesi tebrik ediyorum. Özellikle müzik/parça seçimleri ve bunları senaryoya yedirmek konusunda oldukça başarılı buldum naçizane.



Hayallerinin peşinden koşmak, tutku, bunlar için fedakarlık yapmadan bir adım atamayacağının doğruluğu  ancak attığın her adımda iki adım geriye gideceğin gerçeğiyle yüzleşmen, yaratıcılık, bir üretimde bulunmanın yıpratıcılığı aynı zamanda sonunda yaşanan yarı tatmin ve daha pek çok temayı müzik daha da özelleştirirsek klasik müzik ve bir orkestra üzerinden estetik, gerçekçi, derin bir şekilde ortaya koymayı başarmış bir yapım genel hatlarıyla. Bu da benim için diziyi başarılı yapıyor. Klasik müzik olmazdı da başka bir öğe olurdu, spor vs... ama klasik müziğin o ahengini, rengini, derinliğini kimseyi sıkmayacak şekilde ağırlaştırmadan içinde gayet dengeli olarak taşıyabilmiş.

Zaten hemen hemen herkes izlemiştir o nedenle konu vesaireye pek dalmayacağım.



Hayaller gerçekten sadece hayalse gökteki yıldızlardan pek farkı kalmaz. Önemli olan onlara ulaşmak için adım atabilmek en azından denemektir belki de. Bu nedenle dizideki çatlakları sevmemek elde değil. Para almadan sadece sevdikleri şeyle uğraşmak aynı zamanda kendilerini önce Kötü Kang Gu Woo' ya ve sonra herkese kanıtlamak zorunda olmalarına rağmen bu seçimlerinin arkasında durmaları nedeniyle saygı duymamak elde değil. Her ne kadar Du Ru Mi' nin salaklığıyla bu tohumlar etrafa saçılmış olsa ve bu ekip zaman zaman salaklaşsa da takdir edilesi... İçlerinde en cesur olanı hiçte öyle görünmese de Park Hyun Kwok olsa gerek. Ofis işine noktayı koyarak özüne dönmesi - ailesine rağmen - çok şık bir hareket. Bu noktada karısını da ayrıca takdir etmek lazım.

Sanatın bir politika aracı olarak kullanılmasına da değinilmesi ayrı bir boyut katmış. Altını çiziyorum;  sanatın  politik bir  araç olarak kullanılması yoksa kastım sanatın politik duruşu değil. Sadece aslında el değiştiren yönetimde yok edilmek istenmesinden ziyade yaratılan bir ürünün direncini göstermesi ve hiç bir görüşe ya da kimseye bağlı kalmadan duruşunu korumaya çalışması da başka bir boyut olarak yerini almış burada. En şık direnişlerden ve cevaplardan bir tanesi Kang Mae' den John Cage'in 4'33'' yle geldi. Zaten aksi beklenmezdi ama bana kalırsa oldukça şıktı.


Yine Kang Mae' nin seçilen başkana verdiği diğer ayar da gözleri dolduracak cinsten. Çalan parçada geçen duyguları tarif et noktası. Müzikte insanların neler algıladığı, hissettiği görecelidir. Kimi için çok derindir kimi içinse iki kelime ile tanımlanacak bir ürün ama önemli olan bundan ilham alacaklar, bunu hissedecekler varken iki kelime ile tanımlayanların elinde  bunun önüne geçilmesidir. Doğru bir nokta.

Diziyi hoş kılan noktalardan bir tanesi karakterlerin gerçekçiliği. Misal Jung Hee Yoon, varolduğunu kanıtlamak için insanlara adını özellikle söyleyen, evde köle gibi çalışırken varlığı bir zorunlulukmuş gibi görülen ama varlığının kabulünü bırakın varlığı bile hissedilmeyen ... Manavda otlarla ilgili olarak kadına yaptığı çıkışı herkes yapmıştır belki... Var olduğunun, yaşayan bir kişi olduğunun bilinmesini istemek, hem diğer insanlar tarafından hem kendisi tarafından. .. Bu nedenle çellosuna sarılıp  müzikle uğraştığı günlere dönmek istemesi oldukça anlaşılır. Aynı zamanda ara sıra tepkileri, düşünceleriyle can sıkıcı bir insan haline gelebilmekte çünkü insan...

(Dizide oldukça hoş sahneler bulunmakta. Piazzola nı Libertangosu buraya çok yakışmış.)



Kim Gab Yong' un , anlayışına rağmen hastalığını kabul etmemekte direnmesi, Ha Yi Deun' un inişli çıkışlı duyguları, Bae Yong Gi' nin çoğu zaman sinir bozucu konuşmalarına rağmen Kang Mae hasta olduğunda burnunu temizlemesi... Daha da ilerisi bunların Kang Mae' ye karşı tatmin oldukları ilk anda, ilk gazla birlik olarak saldırmaları. Çünkü insanlar :)

Kang Mae' nin (yani kötü olanın) yaşadığı ufak geçişler ve değişim ayrı bir tat katıyor konuya. "Müzik tarzım bu velet yüzünden değişiyor mu?"  Daha gerçekçi bir şey olabilir mi? Daha olgun ve yaşlı olmasına rağmen kıskançlık geçirmesi ve iyinin dehasından ve insancıllığından hafiften tırsması...

Jung Myun Hwang' ın zirvede olabilmek ve Kang Mae' nin önüne geçmesini engellemek için verdiği mücadeleyi dile getirebilmesi... ( ki bu eleman çok matrak gerçekten) Kang Mae' nin tüm kıskançlığına rağmen benim öğrencime bunu nasıl yaparlar diyerek intikam planını ( :P ) konuşturması ya da küçük Gun Woo' yu içtenlikle teselli etmesi  (ki onu anlayabilmesi)  ki yeteneği dolayısıyla sadece kendi için değil kontrolsüz güç, güç değildir diyerek onun için endişelenip güvenli ellere teslim etmek istemesi...

Hep Kang Mae oldu burası ama derin ve çok yönlü bir karakter yaratmışlar özünde. Gıcık bir insan olmasına rağmen dizi boyunca iç dünyasını, düşüncelerini, devinimlerini izledikçe sevmemek elde değil.  Ki bana kalırsa Du Ru Mi' den ziyade Gun Woo ile daha ilgili. İkisi arasındaki ilişki çok daha etkileyici olmuş.



Cücük Gun Woo da ara sıra dellenmesine,  delikanlılığın verdiği coşkuyla dikleşmesine, toyluğuna rağmen efendi çocuk şimdi hakkını yemeyelim ama onun o pozitifliği zaman zaman insana batıyor ya da yavrum yaptığın işten zevk almak gülümseyerek orkestra yönetmek değil demek istiyor insan. Şimdi bu çocukta da zorlama ile başlayan bu müzik aşkının nasıl zirve yaptığını gördükçe insan çekici buluyor diziyi... ki Kang Mae sırf buna ders olsun diye Nella Fantasia aracılığıyla bunları hayal diyarına taşıdığında yüzündeki ifade bambaşka bir boyuta geliyor Jang Geun Suk' un yani ufak Gun Woo' nun.

İkisi arasındaki tarz ve yetkinliğin farkını ikisinin yönettiği konserlerdeki yüz ifadelerinin dışa vurumunda daha iyi görüyor izleyen sanki. Cücüğün doğal yetenek olması bir yana, Kang Mae' nin hakimiyeti, deneyimi, kendi müzik anlayışına samimiyeti ve güveni ile cücüğün daha naif duruşu ve yüzündeki anlamsız sırıtışı arasında ki fark henüz cücüğün yolu olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Du Ru Mi' nin neden zavallı  (:P ),  samimi, içten, paylaşımcı, çözüm bulmak için enerjisiyle kendini parçalayan Kang' dan ziyade aksi, ciddi, sivri dilli, bildiğini okuyan, düşündüğünü dile getirmeyen kötü Kang' ı seçtiğini anlamak mümkün.


The Legend ın Sujuni' si bu dizinin Du Ru Mi' si Lee Ji Ah,  dizinin  en gereksiz insanı olmakla birlikte kendisinin sanki büyüdüğünü görür gibi oldum. Rahatsızlığı ve Kang Gun Woo' ya olan hisleri, o anlamsız gülümsemesi ve enerjisini alarak daha farklı bir insan ortaya çıkardı sanki.  Çoğu zaman korku filmlerindeki burnunu her şeye sokan ve ölen kızlar kategorisini hatırlatsa da yine de arka planı göz önüne alındığında en silik karakterdi ne yazık ki.



Karakterlerin gerçekçiliği ile birlikte dizinin genel akışı da gerçekçi... Pembe hayaller dizisi değil çünkü sonunda herkes istediğini alamıyor belki ama birlikte zorlu ama aynı zamanda keyifli bir yolculuktan geçiyorlar. Bir insanın diğerinde iz bırakması da hayatta çoğu insanı yakalayamadığı bir başarıdır belki de...


Bu sahnede birden farklı nedenden ötürü gözlerim doldu ( klişe olsa da)



Oldukça zaman yayarak izlediğim bu k-dramanın biraz fazla uzamış olduğunu düşünsem de yine de izlemekten keyif aldım. Jang Geun Suk tatlıydı, karakteri de sevimliydi. (kıskanmadım değil ayrıca) ama dizinin oyunculuk anlamındaki yıldızı Kim Myung Min' dir bana kalırsa.

Bu da JGS' den gelsin...



Ayrıca kafamda yarattığı en önemli soru şudur; Nedir bu köpeklere Beethoven ismi koyma sendromu?

(Çok fazla video koyarak olayın suyunu çıkardım biliyorum ama elimde değildi...)

1 Temmuz 2012 Pazar

KLİP YORUMU: HERBO, FANMİN, MİKKİRABU ve JYJ; Get Out



Uzun zaman oldu dediler ve JYJ / Get Out' a daldılar...

****************************************************


Fanmin: Anaa Miki' ye bak...

Herbo: Teyze tam bir gerizekalı

Mikkirabu: Iyyy...

Fanmin: Ve ağlayan Jae..

Mikkirabu: Miki kırpılmış koyun gibi olmuş..

Herbo: Bayık bakışlı Junsu... Ya Junsu bir elini ayağını sallama yahu..

Fanmin: Bir kadını üç kişi paylaşamıyor... Ne kadınmış bee...

Mikkirabu: Teyze de ne oynak arkadaş ya...

Fanmin: Jae ve tel örgü fantazisi.

Herbo: Jae' nin şu sallamıyorum ama yine de dans ediyorum moduna hastayım.

Mikkirabu:Ciddi ciddi şarkı söylemeye kasan Junsu komik ya

Fanmin: Junsu yaladı yuttu kadını ha

Mikkirabu: Jae' nin göz makyajını abartmışlar, Edward Cullen tarzı birşey olmuş.

Herbo: Yakında vampir de çıkarırlar ondan.

Mikkirabu: Teyzeyi ısırmasından endişeleniyorum ama aksiyonda olur hani..

Herbo: Aldatıldıııım sokakta dans edeyim bari teması sanırım. Bu arada Jae yine disko t-shirt ü kapmış.

Mikkirabu: Bu gencoların asabi bakışı çok kopartıyor beni ya

Fanmin: Klibin konusu bir kadın ve bir arabayı 3 kişi nasıl paylaşır.

Mikkirabu: Jae' nin botlara bayıldım yalnız, tikican

Herbo: Bir matematik problemi

Fanmin: Belki de aynı takım elbiseyi giyiyorlar.

Herbo: Teyze böyle bakarsın işte, aç gözlü olmayacaksın.

Fanmin: Get out good bye. Ayarda veriririz dansta ederiz diyorlar.

Herbo: Herşeyi yaparız mesajı..

Mikkirabu: Yaa çok çabuk bitti ya.

Fanmin: Kötü yola düşmüş gibi arka sokaklarda bir takım elbise, bir araba ve bir kadın nasıl paylaşılırı gösterdiler. Kesin herbirine düşüyordu ama mızıkçılık yaptılar paylaşmaya kalktılar. Şarkı fena değil ama çocuklar yakında İffet dizisine benzer bir klip çekerler. Kısa saç hiçbirine yakışmamış. Junsu yine bayramlık beleyen yetimler gibi mölüm mölüm bakıyor. Kadını da yaladı bitirdi. Kadını kediler köpekler yalasa doyar. Neyse biraz fake bir ortam olduğu göze batıyor. Klibi daha iyi çeksinler bir daha. Şarkı 7, klip 5

Herbo. Ben bu JYJ den daha sağlam daha iyi işler bekliyorum da daha tam çıkamadı henüz. Yaşadıkları duruma bağlıyorum ki çok iyi niyetliyim. Parça catchy sayılabilir ama pek sarmadı ancak yine de bir 6 veriyorum. Yedi ölümcül günahtan aç gözlülüğe değinilirken aynı zamanda sınavlara girecek öğrencilere bir matematik problemi olarak sunulmuş bu klibi hafif işlevsel buluyorum. Ayrıca özellikle siyah kostümler fena olmamış. Postayı koyarım, sallamam üzerine bir de dans ederim olayı da eğlenceli olmuş. Koreografi idare eder. Sana puanım 7 klip.

Mikkirabu: Gencolar bayağı para harcamış bu klibe, değişken mekanlar, giysiler,son model arabalar bir de oynağından teyze bulunmuş. Şimdi hem teyzeyi paylaşamadılar hem de teyzeye defol git kızım senle işimiz yok tarzı bir mesaj olayı vardı biraz çelişki içermiş ama neyse danslar görünümler fena değildi.Şarkı şimdiye kadar yaptıkları uyutucu işlere göre biraz daha ritmik olmuş 6. klip daha seyirlikti 7

***************************************

Sonra hepsi eline kalem kağıt alıp üç arkadaş bir arabayı dört kişi bir kadını nasıl paylaşır konulu soruyu çözmeye kendilerini verdiler...

30 Haziran 2012 Cumartesi

Neon Genesis Evangelion: Zankoku na Tenshi No Teeze ( A Cruel Angel's Thesis ))



Neon Genesis Evangelion animeye merak sarmış animesever büyük çoğunluğun bildiği ve izlediği animelerden bir tanesidir. Amacım bu anime üzerine derinlemesine bir yazı yazmak değil tabii ki, şimdiye kadar binlerce yazı ve yorum yazılmıştır.

Birden fazla izlediğim animelerden bir tanesi olan Neon Genesis Evangelion' un üzerimdeki etkisi birden fazladır ki animenin özünde var sanırım bu. Beğeni bir yana zaman zaman EVA cd si dağıtarak insanları hayattan bezdirme geyiklerimize bile girmiştir bu anime.

Açılış parçası Zankoku Na Tenshi No Thesis kendi adıma efsanevi açılış parçalarından bir tanesidir animenin de etkisiyle. Aynı zamanda benim için bir çelişkidir bu parçanın bu animenin açılış parçası olması. Neyse... konuya dönersek bu parça da pek çok yoruma konu oldu şimdiye kadar buradaki amaç bunlara bir göz atmak.

Öncelikle Yoko Takahashi...



(insanın bilinçaltına kazınan türden bir parça...)



A(エース) yorumu...




A(エース)' ya ileride daha detaylı değinmeyi planlıyorum. Son zamanlarda Japon müzik piyasasından çıkan bana kalırsa en iyi gruplardan bir tanesi ve çalışmaları gayet başarılı, komik takma isimlerini bir yana bırakırsak...



Veee Glay yorumu... 



İlk dinlediğimde ben de orada bulunan dinleyiciler gibi çığlığı bastım ne yalan söyleyeyim. Orada bulunsam bu parça esnasında kalbim kaldırır mıydı bilmem? Bir gün Glay' i canlı dinlersem ağlayacağım zaten bu konuda sözüm var :P



Benim için Japon gruplar içinde efsane olan gruplardan bir tanesi; Animetal... 




Eizo Sakamato, Syu, Masaki' li kadroyla her türlü anime coverına imza atan bunu yaparken bilinen metal rifflerini de araya sıkıştırıveren bu grup daha fazla tanınmayı ve sevilmeyi hak etmiyor mu? Evet, uyuzluktan sıyrılıp Animetal hakkında bir yazı yazmak farz oldu artık...





Bir farklı yorum da Animetal USA' den...



Bu grubun ilk albümü başarılı bana kalırsa ama çok söylenen bir eleştiri var o da sözlerin İngilizce çevirisinin dangozluğu. Katılmamak elde değil biraz daha kafa yorsalarmış çeviri işine daha iyi olacakmış. Burada da duyulabilir sözler.. Bu arada müzikal anlamda sağlam işler oartaya koyuyor grup. Doğal olarak. ..Elemanları metal camiasına yakın olanlar için gayet tanıdık; Michael Vescera, Chris Impellitteri, Rudy Sarzo, Scott Travis/John Dette.

28 Haziran 2012 Perşembe

Amatsuki: Açılış & Kapanış



Amatsuki adlı animenin açılış ve kapanış parçalarından bahsetmişim daha önce ama eklememişim, ayıp etmişim.

Halbuki Yuuki Kanno' nun Casting Dice' ı ayrıca dinlenmeyi hak ediyor.



Aynı şekilde Kaori Hikita/ Namae No Nai Michi' de dinlenilesi...

23 Haziran 2012 Cumartesi

A Man Called Hero: Jung Wa ying Hong




Akıl insana ne oyunlar oynuyor? Hele insan biraz salaksa tadından yenmiyor.

1999 yapımı Andrew Lau elinden çıkma bu Hong Kong filminde öyle bir şok yaşadım ki akabinde duruma çok güldüm.

Filmin daha açılışında çalan parça için " Nasıl ya? Bu Ekin Cheng' in parçası zaten yıllardan beri yok mu? Tekrar bu film için mi kullanmışlar ?" diye sordum kendime.



Sonra Ekin Cheng gözükünce " Ne kadar genç görünüyor" diye düşündüm.

Nicholas Tse ortaya çıkınca " Vay bee. Ufalda cebime gir. Bir de Ekin Cheng' in oğlunu oynuyorsun" diye kafaya aldım filmi...

Filmin sonunda Nicholas Tse' nin yıllardan beri dinlediğim parçasını (First Glance)  duyduğumda "Bunlar da eskilere dair ne varsa toplamışlar" dedim utanmadan...



Neden? Çünkü ben bu filmin en azından 2005 sonrası olduğuna şartlamışım kendimi. Her şey 1999 yapımı olduğunu kapanışta görmemle başladı. Önce etrafım karardı sonra bir tünelden geçtim ve yıllaaaaar öncesine gittim. Can hıraş bu filmin alayabileceğim bir altyazısını bulmak için çırpınıyordum. Uzun uğraşlardan sonra filmi bir dondurucuya kapatarak gelecek yıllarda gerekli teknoloji geliştiğinde izlemek için saklamıştım. Salağım işte yapacak bir şey yok!

Neyse bu psikolojik etkileri dışında filme dönersek bu film de Fung Wan - StormRiders' lar gibi Ma Wing Sing' in imzasını taşıyan bir manhua klasiği. - Adam ne yazmış ya! - Gerçi bu seri hakkında bir bilgim yok.

Filmin içinde  Ekin Cheng, Yuen Biao, Nicholas Tse, Qi Shu yu görmek falan hoş. Bir yere göre de hoş ilerliyor ama ne zaman filmin içine görsel efektler giriyor o zaman olay kopuyor. Şu ninjalarla dövüş sahnesi nedir öyle, ne biçim efektir o? Halbuki Yuen Biao amca ne güzel koreografiler sergiliyordu. Hero ile filmin kötü adamı Yenilmez (Francis Ng) dövüşerek Özgürlük Heykelini bile yamulttular ve beni kahkaha krizine soktular.

Ayrıca Yenilmez şu repliğiyle seyircinin tüm desteğini kaybetti;

"Bu düello için gözlerimi kör ettim. ( hadi olabilir) Karımı ve çocuğumu öldürdüm. Artık hiç bir şey dikkatimi dağıtamaz." Bu noktada kendisine bravo dedim ve sen yanlış yere gelmişsin arkadaş yazılı notumu göndermek istedim.

Neyse doğal olarak Ma Wing Sing manhua sı olduğu için çok fazla karakter ve aynı anda ilerleyen pek çok olay var. Filmde hepsini anlatmak  mümkün olmadığı için kopukluklar mevcut. Mesela ben hala merak ediyorum kızı nerde lan bu adamın?

Bu arada Shadow çok korkutucu...

En eğlendirici olaylardan bir tanesi ekibin Pekin operası sergileyerek madene sızmasıydı sanırım. Amerikalı denyonun " kung fu mu? bu maymun dansına benziyor" yorumu da diğer bir noktaydı.

Sonuç olarak benim gibi Hong Kong filmlerinin en kötülerini bile izleme eğiliminde olanlar, Yuen Biao, Ekin Cheng, Nicholas Tse, Qi Su görmek isteyenler izleyebilir. Gerçi artık eski filmler kategorisinde yer alıyor ama yapacak bir şey yok.

Bu arada Qi Shu' nun dudakları yüzünün yarısını kaplıyor :)

17 Haziran 2012 Pazar

MOBILE SUIT GUNDAM 00: İKİNCİ SEZON



İlk bölümün  ( Mobile Suit Gundam 00: Birinci Sezon ) gazıyla devam ettiğim animenin ikinci sezonunu  da ilkini tamamlar nitelikte güzel buldum. Yine de bir kıyaslama yapmam gerekirse, ikinci sezon her ne kadar ilkinin devamı olsa da pek çok yönden,  ilk sezon gözümde daha ön plandadır.

Olaylar, durumlar özde aynı olmakla birlikte taraflar daha netleşir, karakterler gelişim gösterir falan.. Yine pek bir şey yazmayacağım.


(Ayumi Tsunematsu' nun "Tomorrow" adlı parçası animenin ikinci sezonunun kapanış parçalarından bir tanesi ancak anime içinde kullanılan bu versiyonunu  çok ve daha çok seviyorum)





Ancak çok özür dileyerek 17. bölüm esnasında beni manyakçasına güldüren bir sahneye değinmeden edemeyeceğim. Bölümü tekrar seyretmek zor geliyor ancak aklımda kalan kadarıyla...

Elemanlar büyük bir kapışmaya doğru yol alırlar. Hepsi olayların etkisiyle ve yol aldıkları savaşın etkisiyle birilerini düşünür.

Saji: "Louise"
Louise: "Saji"
Lockon: "Anew"
Alleluah: "Mary"
Mary: "Colonel"

Sonra kamera birden bu ikisine döner;
Tieria: "Veda"
Setsuna: "Gundam"

(Tamam kendi içinde bir anlamı var ama ilk anda insanı çok güldürüyor :) )

İlk kapanış parçası Chiaki Ishikawa ' nın Prototype' nın müptelası oldum. Bu kadının yaptığı her parça güzel olmak zorunda mı?



Öyle ki Uverworld' ü bile sildi gözümde... (Uverworld/Hakanaku mo Towa no Kanashi)




Üzgünüm ama diğer açılış ve kapanış parçalarından pek hoşlanmadım.


(Onlardan bir tanesi; "Namida no Mukou" /Stereopony)





Meccha falan sevmem demesin kimse , Mobile Suit Gundam' a göz atsın bence...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...