hideoki sorachi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hideoki sorachi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2013 Pazartesi

Gintama': Enchousen : Anime mi dediniz?



 Şu yazının yazıldığı anlar Gintama Enchousen adı verilen, Gintama' nın 13 bölümünü taze bitirdiğim dakikalardır. (ben bunu buraya yine çok sonra eklerim ya neyse)

Açıkçası bu 13 bölüme başlayıp, izlememek   için çok büyük bir irade ile kendimi tutuyordum. Her zaman daha geniş bir zaman aralığında  ve kafamın rahat olduğu bir dönemde izlemek için diye kendimi avutuyordum? Çok sıkkın olduğum ya da krizimin tuttuğu anlarda eski bölümleri açıp izleyerek taze bir nefes alıyordum. Neden mi kendime bu işkenceyi yapıyordum? Çünkü henüz izlememiş olduğum bu on üç bölümün varlığı bana güç veriyordu!!! (hahahahah)... Gintama bu, izlemeye başlayınca su gibi gidiyor ve bir anda bitiveriyor, bilenler bilir.



Lakin, artık nedeni nedir bilinmez, yine hayattan delicesine sıkıldığım, ıssız bir adaya sığınma  ya da uzun süreli kış uykusuna yatma düşüncesinin kafamda belirdiği sıkkın, sorunlu, zor ve yorgun günler döneminde elim bir anda bu animeye gitti ve ilk bölümle karşı karşıya kaldım. Artık geri dönmek için çok geçti!

Ve böyle bir dönemde yine Gintama ile  bir nevi deja vu yaşadım sanki. Gintama' yı yıllar önce izlediğim ilk gün geldi aklıma şu anda ya neyse...



Gintama için 13 bölüm nedir ki? Su gibi aktı gitti... Özellikle Shogun' un kalesine daldıkları bölümde nefesim kesildi ki bu bölümü bir kaç kez izlediğimi söylememe gerek yok. Çarpıldım! Kintoki' den çıktıktan sonra bu arcın gelmesi beni çarptı. ..

Yıllardır tanıdığı futbolcu penaltı noktasında vuruşuna hazırlanırken kalesinde sakince  bekleyen, karşısındakini  ve  tekniğini bilmenin getirdiği güvenle hangi köşeye topu göndereceğini bilmenin verdiği güvenle  ukalaca gülen, vuruş yapıldığı anda topun beklediği köşeye plase değil de bodoslama ve beklediğinden çok daha sert geldiğini görüpte havada  topa doğru  uzanmaya çalışırken   yetişmek için çok yavaş kaldığını idrak eden  bir kalecenin yaşadığı şaşkınlığı yaşadım. (peter handke, nelere kadirsin ahahahahah)

*gintama nın yan etkilerinden sakınınız!!





Ötesinde obi one ni-san bölümünde en azından beni tanıyanlar ne halde olduğumu az çok tahmin edebilirler. (obi one yahu haha!!)

Bu gereksiz girişten sonra, yazının gelişme ve sonuç bölümünü oluşturan tek cümleye geçmek istiyorum izninizle...

Gintama, sen ne güzel bir şeysin!




Açılış parçası olarak arz-ı endam eden Spyair' in "Sakura Mitsutsuki" si animeye çok yakışmış bence.



19 Eylül 2011 Pazartesi

GINTAMA: HASTASIYIM!!!




Huyum gereği ya da beceremediğim içindir hiç bir zaman en sevdiğim 10 anime, en sevdiğim 10 manga gibi listeler çıkaramam. İzlediğim her animenin, filmin, okuduğum her manganın ya da kitabın ayrı bir yeri vardır. Hepsinin iyi ya da kötü yanları bulunur benim için, yerleri ayrıdır. Tek istisnam film konusunda olabilir o da hala bu yaşımda en sevdiğim filmi sorsalar Star Wars diye yanıtlarım... Onun ilk sıradaki yeri asla sarsılmaz.

Hal böyle olunca kendi ufak anime geçmişime baktığımda çok sevdiğim bazı animeler vardır... Ghost in the Shell, Dragon Ball, Cowboy Bebop, Rose of Versailles, Legend of Galactic Heroes, Trigun gibi... Hangisi ilk sırada bilemem ya da her gün yer değiştirebilirler araya yenileri gelir vs... ancak son zamanlarda delicesine tutulduğun ya da son dönemdeki favorin nedir diye sorsalar bu eskilerin arasına girebilecek bir anime/manga var ki hiç tereddüt etmeden yanıtlarım: Gintama!!!







Çoook uzun zamandır hakkında adam gibi birşeyler yazarım diye bekliyorum ama olmayacak. Bu konuyla ilgili düzgün birşey çıkmayacak.Buna karar verdiğim için bodozlama dalmaya gerek gördüm zira artık Gintama' dan bahsetmezsem öleceğim hastalığına yakalandım.

ilk opening:merak edenler için parça Pray//Tommy Heavenly6




Oturup neden Gintama' yı sevdiğimi de akıl ve mantığa dayalı bir çerçevede yazmak gibi bir niyetim yok... yalnız mangakası Hideoki Sorachi' ye saygılarımı sunasım var.
İlk önce yıllar önce tamamen tesadüfen animesini izlemeye başladığı sonra ufaktan mangaya da sardık tabii... Öyle bir bağımlılık yaptı ki her gün belli bir doz almak zorunluluğunda hissetmeye başladım kendimi. - bu bağımlılıktaki önemli esaslardan biri de sanırım daha ilk bölümde elemanlardan birinin ışın kılıcını çıkarmasıydı -

Mr Raindrop - nostalji oluyor. İkinci kapanış. Mr Raindrop//amplified




Gintama genel yapısı itibariyle epizodik denilebilecek bir seri. Her bölüm çoğu zaman birbirinden bağımsız zaman zaman düz kontak saçmalıyorlar ancak bu saçmalama bile insanı baymak ya da sinirlendirmek yerine gülme krizlerine sokmaya yeterli. Klişeler ve belli kalıplarla sağlam kafa buluyor. Ayy bu bölümü beğenmedik diyen izleyici triplerini alıp yerin dibine sokmaktan tutun kendi ekibinin kendi gebeşlikleri, karakterleri ya da yeteneksizileriyle kafa bulmalarına varan noktalara kadar açılmakta. Epizodik olması konusu olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki ama bunu izledikçe daha iyi anlar insan o nedenle bu noktaya girmeyeyim. Ha bu arada zaman zaman araya öyle arclar sokuyorlar ki insan yerinde yamuluyor. Pek çok seriden daha sağlamdır bana kalırsa bunlar.





Gintama'da gönderme bol. Bleach, naruto, death note, dragon ball gibi pek çok animeye, rocky ve nice filme, b'z, exile gibi gruplara açık göndermeler mevcut ancak nasıl gönderildiklerini oturup izlemek lazım :) Bunlarla beraber tarihe, kültüre, anlayışa da ince dokundurmalardan geri kalmamakta.

bunu çok duyar insan :)



Bazı tarihi karakterleri ve kurumları da içinde barındırmakta Gintama. Katsuro Katoro ya da Shinsengumi gibi ama Gintama' dan tarihi gerçeklik beklemeyin. Edo döneminin sonunu farklı bir arka planla arkasına almış olsa da Gintama' nın anlattıkları farklı konular.

Filler kavramıyla da bana kalırsa inceden dalgasını bulmakta ama insan yerinde donup kaldığı için kızamıyor bile.. yani misal bir 93. bölüm vardır ki nasıl tanımlayayım bilemiyorum :)

Neyse yine sıkıcı bir gidişat izlemeye başladığımın farkındayım.

Gintama' yı Gintama yapan öğelerden biri de karakterleridir sanırım. Hepsi ayrı ayrı sevilesi, en sinir bozucusu bile özlenebilir. Yoruyaza üçlüsü - Gintoki, Kagura, Shinpachi kontenjandan Sadaharu - , Shinsengumi - Kondo, Okita, Hijikata - , Katsuro ve Elizabethi, Otae'si, Otase'si, Hasegawası daha bir sürü...Hangi birini saysın şu insan?

Anime aleminin en gaz parçalarından biri ilan ettim ben bunu ve en bomba açılışlarından... Does // Donten




Bu da parçanın tamamı hem de canlı canlı. Dayanamadım.





Gintama da yok yok, uzaylı, samuray, ninja, robot ne ararsan... geniş dünya, eğlenceli ve gülmekten öldürebilecek bir mizah - zaman zaman ince zaman zaman gayet açık - ... ancak Gintama' yı sadece bir komedi olarak ele almamak lazım...

Neyse işte Gintama bambaşka bir seri... Hastasıyım. Huyum değildir insanlara bir şeyi zorla sevdirmek ama Gintama' yı itinayla sevmek, bağra basmak lazım. En azından bir şans vermek.
Gintama bir hastalık... İnsan yakalanınca kolay kolay kurtulamıyor.

ore no Jump... Bir Jump manga uğruna neler oluyor???



Evet ben bir Gintama bağımlısıyım. Tüm bölümleri bitirmeme rağmen hala geri dönüp izliyorum...







Aslında ayrıca yazılmayı hak ediyor ama bu parça bambaşka... Yorozuya Blues...Benizakura arc ta kullanılmıştı ama filmde yok. Zaten süper arc bir de üzerine bu...Sanırım tüm ostlar içindeki favorim... sözleri de ayrı bir anlam katıyor.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...