kimura takuya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kimura takuya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2015 Perşembe

HERO 2 (2014) : J- Drama


2014 yapımı 11 bölümlük Hero 2, 2001 yapımı meşhuuuur Hero serisinin ve savcı Kuryu ve etrafına yeni katılanların maceralarının 2. sezonu. 2001' deki dizi reyting rekorları kırınca 2006' daki mini dizinin ardından Japonlar 2014' de 2. sezon olarak adlandırdıkları 11 bölümlük bir dizi patlatmışlar. İyi de yapmışlar bana kalırsa... Bu sezonda, ilk sezondaki Takuya Kimura, Takako Matsu, Hiroshi Abe üçlüsünden sadece Takuya Kimura mevcut.


Şahsına münasır savcı Kuryu, 7 yıl sonra Tokyo Ofise geri döner ve burada yeni yardımcısı Chika Asagi ile çalışmaya başlar.

Adalet sistemi, "kime göre adalet" durumu, etik gibi kavramların her bölümde öne çıktığı dizi dengesini iyi koruyor ve durumlardan ziyade karakterleri daha da ön plana çıkararak kendisini keyifle izletiyor.

Savcı Kuryu, savcıyım ben kibirinden uzak, çoğu zaman takım elbise vs giymediği için çaycı ya da güvenlik sanılan, saplantısız ve tarafsızca olayın detaylarına inen, insan ilişkilerinde başarılı ve diğer meslektaşlarının aksine olay yeri incelemeyi kendine vazife bilen bir kişilik. Etrafındaki insanları etkilemesine ve değiştirebilmesine şaşmamalı. Ofiste çalışan diğer savcılar ve yardımcıları da kendilerine has özelliklere sahip. Ama ofisin en klas insanı bunların şefleri Kenzoburo Kawajiri' dir   ( Yutaka Matsushige) kanımca. Kuryu' nun asistanı Chika Asagi (Keiko Kitagawa) zaman zaman sinir bozucu olsa dahi olaya enerji katıyor.

Tüm ekip bir arada oldukları zaman ciddi şekilde keyifli oluyorlar. Hele bunların  bir sabah tam ekip kılık değiştirmiş olarak ofise gelişleri vardı ki evlere şenlik.

Kimura Takuya için ne söylesem boş. Adam dedikleri gibi tam bir reyting canavarı. Hani sevilen bir şahsiyet olmasının yanında oyunculuğuyla da bulunduğu yapıma değer kazandırıyor. Diğer oyuncular da oldukça başarılı bir iş çıkarmış.

Dizinin gelişimi ve karakterler dışında dizide en sevdiğim nokta ofis oldu. Gerçekten ben de böyle bir ofis ve çalışma ortamı istiyorum. Bunu dizi içerisinde o kadar iyi koordine etmişler ki insan bakıp bakıp imreniyor, çalışası geliyor.

İlk serileri izlememiş olsanız bile rahatlıkla izlenebilecek, keyifli bir dizi.

3 Haziran 2015 Çarşamba

Space Battleship Yamato (2010) : J- Movie




70' li yılların gözdesi Space Battleship Yamato adlı animenin 2010 yılında gösterime giren filmi. Space Battleship  Yamato 2199' dan  sonra çok hevesle izlemeye oturdum hatta bir baktım Takuya Kimura oynuyor daha da şevke geldim. Velhasıl muhtemelen 26 bölümlük Space Battleship Yamato 2199' un üzerine izlediğimden ya da beklentimin müthiş yüksek olmasından film için çok iyi gibi bir yorum yapamadım. Ortalamanın üzeri diyebilirim sadece.


Bilindiği gibi Gamilanlılar dünyayı yok olma noktasına getirme başarısı göstermiş, dünyanın sonuna yaklaşık bir yıl kalmış durumda. Dünya üzerinde yaşam olmadığı için, sağ kalan insanlar yer altında yaşamaya çalışmaktalar. Gamilanlarla baş etme olanağı yok gibi görünüyor ki filmin açılış sahnesinde Kaptan Okita " bu uzay ırkıyla baş edebilecek dünya teknolojisi yok" diyor. Uzak bir galakside yer alan Iscandar adlı bir gezegenden gelen mesaj dünyanın son umudu oluyor. Bu gezegenin temsilcisi mesajında diyor ki; "bizim gezegene gelin, görüşelim" :P yanında da tatlı olarak bir kısım çizim gönderiyor.


Başka çare yok, umut fakirin ekmeğidir misali, insanlık bu çizimlerden bilmem kaç bin ışık yılı uzaklığa varabilecek bir gemi inşa ediyor. Bu mesaj nedir necidir, Iscandar neresidir, bizi niye çağırıyorlar bilmiyoruz ama bir kısım insanı toplayıp gidip bir bakalım, hem geride kalanlara da biraz umut olur diyor insanoğlu. Gönüllüler gemiye yazılıyor. Kaptan Okita geminin kaptanı oluyor. Böylece Yamato' nun bilinmeyene yolculuğu başlıyor.


Koca bir yolculuk tek filme sığdırıldığı için öncelikle bana her şey dan dun geldi. Film orijinal animeye daha sadık muhtemelen zira Kaptan Okita yolun başında hasta yatağına çekiliyor ve tüm odak noktası Susumu Kodai oluyor. Karakterler üzerinde çok durma gereği duymamış olabilirler çünkü izleyici kitlesi ağırlıklı olarak animeyi bilenlerden oluşacak ama buna rağmen sığ kalmış gibi geldi bana. İç mekan dizaynlarından hoşlanmadım ben ama beğenini çok. Takuya Kimura, Susumu Kodai olarak elinden geleni yapsa da özellikle son bölümlerde ben filmden çok koptum. Bunun dışında da karakter ilişkilerinde bir donukluk vardı sanki. Yuki Mori rolündeki Meisa Kuroki, çok hoş bir kadın olsa da bu filmdeki halinden pek hoşlanmadım. Bilemedim ben, bana göre boşlukta  kalan çok nokta var bu filmde.





İyi yanları şöyle; görsel efektleri çok iyi şimdi hakkını yememek lazım. Gamilanlar ve gemileri , düşündüğüm gibi olmasa da Gamilan gemileri filmin mantığına göre çok şık olmuş. Ortada bir estetik var. Yer altı sahneleri ve atmosferi insanı filmin içine çekiyor. Saymadığım daha nice keyifli yanı var filmin.


Eksik noktalara rağmen yine de izleyen kendisine göre gerekenleri alabiliyor filmden.
Ama filmin sonu beni deli etti. Vedalaşma bölümü gereksiz uzun, sırayla girip çıkmalar. En son tipler göründüğünde Obi Wan Kenobi' yi aradım etrafta. Ve son olarak o geri sayımdan sonra ichi den gelen Yuki (yani şöyle bir şey geri sayım yapıyorlar -  go - yon - san -ni -ichi - Yuki diye) beni filmden komple koparttı.


Filmin trailerı




Neyse işte muhtemelen animenin hemen üzerine izlediğim için ben yeterli keyfi alamadım, ortalama üstü buldum yine de izlenmeye değer.



Filmin Ostundan




Ve eklemeden yapamazdım. Animetal' ın Uchuu Senkan Yamato yorumu. Enfes!



24 Şubat 2014 Pazartesi

PRICELESS: Bir J-Drama



2012 de yayınlanmış bu 10 bölümlük dizide Takuya Kimura, Kiichi Nakai, Karina, Naohito Fujiki gibi isimler yer alıyor. Hani zaten Takuya Kimura var fazla söze gerek var mı bilmiyorum. Şahsen oyuncu olarak çok beğendiğim bir isim olduğu için yer aldığı dizilere gözümü kırpmadan atlama potansiyeline sahibim.

Miracle Thermos adlı şirkette yıllardır çalışan Fumio Kindaichi' nin hayatı şirketin genel müdürünün ölümünün ardından aniden değişir. İşten atılır, evini kaybeder, cep telefonunu düşürür. Bir anda hiç bir şeye sahip olmayan bir fakir olarak ortada dımdızlak kalır.

İyimser, girişken ve etrafındaki insanlar tarafından sevilen bir insan olmasına rağmen zor günler kendisini bekler ya da biz öyle sanırız. Aynı iş yerinde çalışan bir iki kişinin de kendisine katılmasıyla hayatını yeni baştan yaratır bir nevi.

Öncelikle çok eğlenceli ve kesinlikle izlenmeye değer bir dizi olduğunu söylemeliyim.
Karamsar gözüken konusuna rağmen gayet aydınlık ve keyifli. İnsanı oradan oraya sürükleyecek potansiyeli var :) Affetmek, geçmişe takılı kalmamak, hayatı geleceği dönük yaşamak ve andan keyif almayı kim istemez ki.



Takuya Kimura ve Kindaichi karakteri hakkında yorum yapmayacağım, bence gerek yok.

Kiichi Nakai, Moai olarak çok başarılı bir iş çıkarmış kanımca. Adamın çok hakkını yiyorlar ama tam bir ara bulucu. Her ekibe bir tane lazım kendisinden.

Nikaido, iyi hoş ara ara sinir bozucu olabiliyor ama yine de kafa bir karakter sayılır.

İki velet ve ev sahibesi zaten dizinin olmazsa olmazlarından.

Dizide Zaizen karakteri bambaşka, anlatılmaz izlenir. Oyuncuyu gerçekten takdir ettim :))

Pek çok güzel&hoş sahne, günlük hayatta kaçırdığımız duyguları nazikçe ortaya atan bölümler var. Ama bir tanesi var ki bana kalırsa bir efsanedir. Bin beş yüz çalışanın sadece bir gün içinde örgütlenerek aynı anda istifayı basıp gittikleri sahne beni benden aldı. Tüm şirket sahiplerini alıp izleteceksin bunu ibretlik olarak :) Sanki anlamazlar ama neyse...

Çok keyifli dizi...

22 Ocak 2012 Pazar

MR BRAIN: BEYİN VE MUZ İLİŞKİSİ ÜZERİNE...



Yine dangur dungur başlayıp ziyadesiyle mutlu olduğum serilerden bir tanesi. Gerçi pek dangur dungur demeyeyim. Kimura Takuya adı seriye başlamamda esastır.

İlk bölümde ilk intibaa CSI, şu, bu, o ve daha niceleri benzeri bir şey geleceğiydi  ki, aslında benzerlikler taşımakla birlikte, seride komedi unsurunun ağır basması ve Japon tarzı nedeniyle insan sonra bu benzerliğin farkına dahi varmıyor hatta ne saçmalamışım diyor. İlk sahneleri çarpıcı buldum gerçi. İlk anlarda çarpan bir diğer nokta ise açılış parçasının Van Halen / Jump olması ahahahaha. İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım bir an. Serinin sürprizleri bununla da bitmiyor.








(ahahahaha şu anda çok eğleniyorum :)))) )

2009 yapımı 8 bölümlük dizi kısaca şöyle; Ufak bir kaza geçiren elemanımız Tsukumo Ryusuke,  beş altı yıl sonra bir uzman olarak National Research Institute of Police Science' da çalışmaya başlar ancak bazı yanlış anlaşılmalar sonucu öncelikle Dedektif Tanbara ve yardımcısı Hayashida ile tanışır. Bu arada Hayashida karakterinde Mizushima Hiro' yu görmekteyiz. Bu laboratuvar kendi alanlarında uzman bilimadamlarının soruşturmalara destek nitelikli çalışmalar yaptığı - işte DNA analizi, ses analizi, davranış bilim vs... - genel anlamda sıkıcı ama bilimsel bir ortam. Tsukumo ve kendine atanan asistanı Yuri Kazune - ki kendisi Ayase Haruka olmakta - ikilisi ortama neşe getirmekte ve bu neşeyle birlikte kurumun profilini değiştirmekteler.




İhtisası beyin üzerine olan Tsukumo, soruşturmalar içine balıklama dalarak kendine has tavırları ile etrafındakileri de değiştirmekte. Çok zeki olan bu arkadaş,  beyni fazla yakıt tükettiğinden sürekli muz yemekte. Merak ettiğim bu kadar muz tüketimi, beyni için gereksinim olmakla birlikte, bünyesini nasıl etkilemekte? Anton Çehov ya da Samuel Beckett gibi yazarlar bile muz ve etkilerine oyunlarında değinmekte zira. Bu ufak noktayı atlarsak çok eğlenceli ve keyifli bir dizi olduğunu söyleyebilirim.

Serinin diğer sürprizlerine gelirsek; bir adet Gackt, bir adet Kamenashi Kazuya ve bir adet Matsuyama Koyuki (bu kadını Kimi va Petto dolayısıyla severim). Gackt' a psikopat olayı gitmiş. Kamenashi' nin bir odunu canlandırması için pek efor harcamasına gerek kalmamış.

Kimura Takuya için söylenebilecek pek bir şey yok. Adam burada da oynamış ve Tsukumo' yu daha da keyifli, daha da izlenir bir hale getirmiş. Yetenekli insan. Ayase Haruka  burada da güzel. Bu arada Nakama Yukie' yi nereden hatırlıyorum diyordum, cevabı buldum. Tabii ki Shinobi den.

Tanbara ile Hayashida süper bir ikili olmuşlar. Bu arada Takei Kohei yani Ichikawa Ebizo' nun da karizmasının hakkını yemeyeyim.

Keşke daha uzun olsaymış.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...