Oguri Shun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oguri Shun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2017 Perşembe

Crisis Koan Kido Sosatai Tokusohan: Japon Dizisi




Crisis, 2017 yapımı 10 bölümlük bir Japon dizisi. Bu diziyi bitirmiş olmanın hüznünü yaşamaktayım zira oldukça sarmıştı.

Polisiye bir dizi olan Crisis içinde odak noktamız Tokyo Metropol Emniyetine bağlı kamu güvenliği bürosu içinde oluşturulmuş özel bir birim. Bu ekip direkt olarak büro sekreterinin altında görev yapıyor ve ekibin öncelikli amacı politik krizlerin yaşanmasına engel olmak. Şöyle ki misal şantaj yapan teröristleri ortadan kaldır, suikast girişimi varsa engelle gibi,  kısaca görev tanımı ülkeyi çıkabilecek bir politik krizden koru.




Ekip 5 kişiden oluşuyor ve bunların hepsi en üst müdürleri tarafından özel olarak seçilmiş ve bir süre birlikte eğitim almışlar. Her birinin ayrı bir uzmanlığı var. Biri hacker, biri bomba uzmanı gibi. Ortak iki adet özellikleri var; özel hayatları normalden kötü ve hepsi kariyerlerinin veya hayatlarının bir bölümünde patlamış.





Mitsunari Yoshinaga (Tetsushi Tanaka)  ekibin lideri. İş bağlantılarının yanında sahada da becerikli olduğu görülüyor. Bunun ötesinde kişilerin tepki ve reaksiyonlarını izleyerek veya buna zorlayarak bilgi alma ve sorgu teknikleri konusunda uzman.





Saburo Tamaru (Hidetoshi Nishijima) Ekibin ağır abisi. Inami ile beraber ekibin kolları yani vurdu kırdı, kavga dövüş, koşturmaca gibi aksiyon gerektiren konularında ileri gelen iki isim. Bu elemanın tam hikayesi ortaya çıkmadı ama diğerleri gibi ağır bir karanlık dönemi var. Uzun yıllar kamu güvenliğinin çeşitli bölümlerinde özellikle de dış işlerinde çalışmış. Tamaru 10 bölüm içine çok az güldü, dişlerini göstermedi bile ama ağır abilik görevini şefkatle yerine getirdi.





Akira Inami (Shun Oguri) Shun Oguri bu dizide biraz daha ağır abi ya da kasvetli polis rolünden sıyrılıp, insancıl ve fırlama sayılabilecek bir karaktere yönelmiş çünkü ekipteki ağır abilik rolü Tamaru' ya düşmüş. Bu arada Tamaru ile Inami' nin kimyası birbirine dizinin gerektirdiği durum itibari ile çok uymuş. Birinin geçtiği yollardan yeni geçen (her ikisi de tecrübeli çalışanlar olsa da) iki ekip arkadaşının arasındaki ilişki diyaloğa fazla dökülmeden karşıya güzel geçirilmiş. Inami için daha insancıl dedim ama O'nun geçmişi ortaya çıktı, biraz karanlık ve buhranlı bir dönem içeriyor. Fazla detaya girmeden bu ekibe katılmadan önce ordunun özel kuvvetlerinde bir asker iken şüphelere düşen ve yaptığı işi sorgulamaya başlayan en sonunda da dayanamayan bu elemanı içinde yüzdüğü boşluktan bu ekibi kuran kişi çıkarıyor sayılır.


Şimdiye kadar Shun Oguri' nin yer aldığı diziler beni haksız çıkarmayıp hep tatmin etmişti. Crisis için de durum böyle oldu. Fakat diziler diyorum sadece. Filmler konusunda yakın zamanda bir Terra Formars örneği var mesela. Tamam suçu  O'na yıkamam gerçi ama olsun ^^ Gintama' yı izlemeye korkuyorum mesela :)


Ekip ayrıca bir adet bomba uzmanı ve bir adet hackerı kapsıyor ki onların da ekip içindeki yeri önemli.

Dizi akıcı, kolay izlenebilen, yeri geldiğinde eğlenceli bir hava yakalayan ve güzel aksiyon koreografilerine sahip olan bir dizi olmakla birlikte aslında karanlık bir havaya sahip. Aksiyon eksik olmuyor ama esasında biraz daha bu çizgide görev yapanların psikolojik ve zihinsel durumlarına odaklanıyor denilebilir. Çünkü hem geçmişleri hem de karşılaştıkları olaylar karşısında sisteme karşı öfkeleri artan, adalet kavramını sorgulamaya başlayan, biz napıyoruz sorularına yönelen
bu ekip ve diğerleri gayet iyi biliyorlar ki kullan- at önemine sahipler. Diziyi karanlık yapan yön ise biraz sistem sorgusu ve  sistemin insanlar üzerindeki etkisine yönelmiş olması. Dediğim gibi bu ekip üzerinde bakılırsa bunlar ülke menfaati için politik krizleri önlemekten sorumlular ama bölümlerde işlenen olaylar bunlara biz ülkeyi mi koruyoruz yoksa bir kısım politikacının şahsi menfaatlerini mi sorusunu sorduruyor. Zaten dizinin ana noktası bu. Burada da yorum izleyene bırakılıyor. Yine dizinin biraz epizodik ilerliyor olması da dizideki kötü veya sistemin düşman olarak tanımladığı kişilerin o noktaya gelmesindeki nedenselliğini de vermek sanırım.


Kötüler denince (bu kelimeyi genel bir tanımlama amacıyla kullandım) dizinin en karizmatik kötüsünden  bahsetmeden geçemeyeceğim.





Nobuaki Kaneko' nun  Yuki' si diziye bir tat katmış ve karizmatik şimdi yani. Bu arada bildiğiniz gibi Nobuaki Kaneko aynı zamanda J Rock grubu RİZE' nin davulcusu.


Crisis' i izlerken ben büyük keyif aldım. Oldukça akıcı. Sonunu ucu açık bıraktılar sanki devamı gelecekmiş gibi. Gelir mi bilmem ama gelirse kesin izlerim. Tavsiye ederim.


Bu arada dizinin müzikleri çok güzel...

29 Ocak 2017 Pazar

TERRA FORMARS BUGS 2 - HEN: OVA ve LIVE ACTION MOVIE




BUGS 2 -HEN OVA (Anime)




Terra Formars' ın iki bölümlük OVA' sı Bugs 2-Hen,  adı üzerinde Bugs2 ekibinin Mars hikayesini anlatıyor. Bu Bugs 2 ekibi kim? Birinci  ve ikinci sezonda izlediğimiz kaptan Shoukichi Komachi (Hidenobu Kiuchi ) ve Japonya başkanı Hiruma Ichirou' nun  (Tomakazu Sugita) içinde yer aldığı ekip.



Terra Formars' ın mangasını takip etmiyorum ancak birinci sezonu ile beni kendine bağlamıştı. Ardından gelen ikinci sezon, ilk sezonun o sevdiğim atmosfer ve havasından uzak olması dolayısıyla hayal kırıklığı sayılırdı.



Bugs 2 ekibi, birinci sezonda Mars' a giden ekibin bir öncesi. Bugs 2' den önce ilk kez Mars' a gönderilen bir ekip daha var, hepsi bilim adamı fakat talihsizler çünkü böceklerin geldiği noktayı bilmiyorlar ve hepsi pert oluyor.


Bunun üzerine, proje sahipleri diyor ki parlak zekaları öldürtmeyelim, bunlar bize lazım, sokaktaki suçlulardan ekibi toplayalım. Bir de para karşılığı hayatta kalma riski az olan ameliyatlara sokalım ve DNA'larında böceksi değişimler yaparak kendilerine, eğer ameliyat nedeniyle ölmezlerse, savunma yeteneği kazandıralım.


Bu nedenle Bugs 2 ekibinin hepsi,  teröristinden katiline uzanan geniş bir yelpaze, toplumdan bir şekilde dışlanmış suçlulardan oluşuyor. Tabii ki, birinci ve ikinci sezonda da görülebileceği üzere  en büyük suç parasızlık! Bugs 2 ekibindeki diğer tanıdık bir sima ise ekibin komutanı. Bu ekibin komutanı Michelle' in babası Donatello K. Davis (Rikiya Koyama).


Ekip Mars' a iner, ameliyat falan olmuşlardır ama neyle karşılaşacaklarını kimse bunlara söylememiştir, o yüzden hafif bir şok yaşarlar. Olaylar gelişir... (Hadi, izlemeyenler için yazmayayım)






2 bölümlük OVA' yı beğendim ben.  Atmosfer ve gelişim olarak ilk sezona daha yakın. İşleyiş ve aksiyon iyi gidiyor.





Shoukichi' nin daha o zamanlarda bir gönül insanı olduğunu görüyor izleyen. Bunun dışında bu bölümde en üzücü, vurucu kısım Thien' e ait bana kalırsa. Bugs 2 -hen' i hem hikayenin geçmişine ait bilgileri oturtmak hem de Terra Formars Revenge' den sonra oluşan bir hayal kırıklığınız varsa, bunu gidermek için izleyin. (Gerçi benim izleme sıram bu şekildeydi, belki çoğu kişi çoktan izlemiştir.)








LIVE ACTION



Bu boş satırlara öncelikle şu şekilde seslenmek  istiyorum; Neden? Neden Terra Formars live action? Neden bu işler? Ben dahi bunu diyorsam, Terra Formars' ın anime ve mangası hakkında bilgisi veya fikri olmayanlar neler der acaba?



2016 yapımı Terra Formars' ın yönetmeni Takashi Miike. Film, Bugs 2- hen' i baz alıyor. Ova 'yı - bir kısım değişiklikle - film haline getirmişler. Benim için tesadüf oldu çünkü filmin ova' yı temel alacağını tahmin etmemiştim. Filmde nereden başlatıp nereye kadar uzattılar acaba diye işi gücü bırakmış düşünüyordum. Ova' yı da yeni izlemiş sayılırdım, bir akşam dayanamadım filmi açıp izlemeye başladım. Aslında ne ile karşılaşacağımı az çok tahmin ediyordum ( konudan bahsetmiyorum bu noktada) ama çaktırmıyordum. Hatta film bitene kadar kendime de çaktırmadım, çok başarılıydım.



Filmin kadrosunda Hideaki Ito, Emi Takei, Tomohisa Yamashita, Takayuki Yamada, Shun Oguri , Kenichi Takito  gibi isimler yer alıyor.



Şimdi tamam yönetmen Takashi Miike, tam O' na göre malzeme. Kendisinin tarzını, kullanmayı sevdiği öğeleri, filmi kafasında nasıl canlandırdığını ya da neler kullandığını, nasıl oyunculuk istediğini falan da bilip bunlara da tamam diyorum ama.... (ya aslında şu böcekler ellerine silah alıyorlar ya orası tam bana göre ^^)






Diyebilirim ki filmin en güzel yanı masada oturup hep birlikte bu dünyada ve zamanda parasız olmanın en büyük suç olduğu konusunda hem fikir olmalarıydı. Bu da rüzgar gibi geçti zaten. OVA' nın filme göre daha gerçekçi ve daha çarpıcı olduğunu belirtmeliyim ve filmde bazı şeyler fazla abartılmış. Tercih vs.. tamam ama bu yöneylem olayları kopup götürmüş.



Oyunculuk için ne desem ki? Tüm koşullara ve duruşuna karşı yine de bir gönül insanı olan Shokichi, filmde bir tepkisizlik ya da zoraki tepki abidesi olmuş.


Burada en sevdiğim karakterlerden biri olan Thien ( Jin yapmışlar bunu) ve arka planı  heba olup gitmiş.


Ko Honda,  tavır olarak Alexander Gustav Nevton' a kaymış. Oguri Shun bir şeyler yapmış, eh  hadi diyelim bir renk getirmeye çalışmış.


Mesela God Lee' nin bir şok etkisi yaratması lazım ama hiçbir şey birbirini tutmayınca, her şey havada kalmış.


Amaç, tercihler ve isteklere bağlı olarak  bağımsız bir ürün ortaya koymaksa o zaman neden Terra Formars? Hele bir final sahnesi var ki...  Nanao' nun geldiği işte o an kapatsam mı acaba diye düşündüm sonra tavana baktım bir süre, akabinde acıktığımı fark edip ne yesem diye düşündüm, elime telefonumu aldım biraz oynadım. Geçen sürede sahne bitmişti bir şekilde.





Efektlere gelirsek, böcekler fena değildi aslında, hareket etmedikleri sürece. Hatta sempatik bile buldum niyeyse. Ama hareketler olmamış. Efektler bazı aksiyon sahnelerinde  göze hoş gelmiyor ama beğeniye bağlı olarak göz ardı edilebilir.



Kötü diyemiyorum, bir şekilde tutarsızlık içinde tutarlılık var gibi ya da ben Terra Formars' ı sevdiğim için objektif bakmak istemiyorum. Buna rağmen diyebileceğim şu, neden yani Terra Formars?  Bu enerji, bu emek başka yere harcansaymış keşke.


Terra Formars ile ilgisi olmayanların filmi izlerken yaşayıp hissedeceklerini merak ediyorum aslında hahaha. Yine de ilginiz varsa animeyi izleyin. Mangayı okuyun diyeceğim ama ben kendim de okumuyorum ancak sanırım özellikle Terra Formars Revenge' den sonra mangaya başlamam gerekecek?



28 Ağustos 2016 Pazar

BORDER ( J DRAMA): Japon Dizisi




Border,  2014 yapımı 9 bölümlük bir Japon dizisi. Dizide Oguri Shun, Munetaka Aoki, Haru, Kenichi Takito, Kenichi Endo gibi isimler yer alıyor.



Dizi içindeki müzikler çok iyi diyordum ki Kenji Kawai'ye aitmiş.





Ango Ishikawa (Oguri Shun), işkolik sayılabilecek, başarılı bir dedektifken, bir gün olay yeri incelemesi esnasında başından vuruluyor. Mucizevi bir şekilde kurşun beyninde bir yere saplanıyor ancak Ishikawa hayatta kalıyor. Doktorların ve etrafındakilerin önerisi "kurşunu bir an önce ameliyatla çıkarılım, yan etkileri belli olmaz" iken Ishikawa ameliyata pek yanaşmıyor. Bu kurşun sayesinde ölüler ile iletişim yeteneğine sahip oluyor. Daha doğrusu cesedini gördüğü mağdur yakılana kadar onunla konuşarak katili öğrenme yeteneği diyelim.




Bu, bir polis için iyi bir yetenek olabilir ancak işin diğer yönleri de var. Bunlardan bir tanesi her katili ne yazık ki kanıtlar olmadan yakalayamıyorsunuz. Hatta bazılarını kanıtlarınız olsa bile yakalayıp adaleti sağlayamıyorsunuz. Bu da bir kişi için ağır bir acı.




Dokuz bölümün her birinde farklı bir olay inceleniyor. Ishikawa' nın çalkantılarını, giderek adaleti sağlama arzusunun artışını, kendisinden yardım isteyenlere el verme çabasının daha da yukarı çıkışını izliyoruz. Doğal olarak adalet isteği büyüdükçe, adaleti sağlama konusunda her yol mübahtır anlayışının kişinin içinde gelişmesi muhtemel ve adalet saplantısı ile kötülük arasında da ince bir çizgi var. Dizi ilerledikçe alttan alta buna odaklanıyor.


Final için söyleyebileceğim; çok sakin olduğu. O kadar sakin ve kendi halindeki, bir süre sessiz kalıp odaklanıyor insan. Yani basitliğine, aniliğine ve sadeliğine hatta insanın hafif bulabilme olasılığına rağmen etkileyici. Bu nedenle ben takdir ettim.



Karamsar havasına rağmen, içten içe insanı eğlendirme potansiyeline de sahip dizi. Şimdi bakınca sanki çok boğuk bir atmosferi varmış gibi anlatmışım. Kendine has bir havası var ama o kadar da ağır değil.



Oyunculukların iyi olduğu, uzatmayan, süründürmeyen , bana kalırsa başarılı bir yapım. İzleyecek dizi arayanlar bunu kaçırmasın derim. Bu arada dizinin açılış parçası Man With A Mission' dan "evils fall".




21 Mart 2016 Pazartesi

OUROBOROS : J Drama




Kanzaki Yuuya' nın mangasından uyarlama olan 10 bölümlük Ouroboros' a başlarken,  Ikuta Toma ve Oguri Shun' un yer alması dışında dizi hakkında  fazla bir bilgim yoktu. Sonuç olarak dizi benzer bir konuya sahip Maou' dan sonra bu tarzda en  beğendiğim dizi oluverdi. Gerçi Maou, Kore yapımı Devil' in Japon adaptasyonuydu ancak Maou' yu The Devil' e göre daha derli toplu ve daha akıcı bulmuş, daha çok sevmiştim.


Oguri Shun ve Ikuta Toma' nın dışında dizide Juri Ueno, Yo Yoshida , Kenichi Takito, Kotaro Yoshida gibi isimler yer alıyor.


Danno (Oguri Shun) ve Ryuzaki ( Ikuto Toma) bir yetimhaneye yerleştirilmiş yetimlerdir. Ne yazık ki çok değer verdikleri öğretmenleri  bu yetimhanede bir gece bazı adamlar tarafından öldürülür ki buna bizzat şahitlik eden Ryuzaki' dir. Olayın üstü polis tarafından örtülür, Danno ve Ryuzaki gördükleri her şeyi unutmaları için uyarılır.


Yıllar içinde Ryuuzaki polis olur, Danno ise yakuza saflarında kendine yer edinir. İkisi de amaçları doğrultusunda kariyer basamaklarını hızla çıkmayı ve polisi bile yönlendiren, bu olayın arkasındaki kişileri ve özellikle öğretmenlerini  öldüren adamı bulmayı hedeflemektedirler. İntikam planları doğrultusunda ilerlerken kendi çaplarında ya da kendi açılarından adalet arayışlarını da sürdürürler.







Ikuta Toma aptal ayağına yatan, hafif sakar, sıcak kanlı görünen ancak zaman zaman müthiş bir karanlığa sahip olabilen Ryuzaki'yi götürmüş. Gerçi dizinin akışı iyi olduğu için çok kastırmasına da gerek kalmamış. Ortağı ile ilişkisi, müthiş şefleri ve diğer iş arkadaşlarının yaklaşımı nedeniyle içten içe yaşadığı çelişkiler konusu var gerçi. Bu durum diziye ayrı bir derinlik katıyor.







Oguri Shun, genç yaşında yakuza arasında kendine isim edinmiş zeki ve yetenekli bir mafya üyesi  Danno rolünde.  Kendi nedensellikleri, Ryuzaki ile olan ilişkisi, amacına olan bağlılığı gibi etkiler karakteri zenginleştirirken diziye derinlik sağlayan öğelerden. Danno' nun yoooosh deyişi ve her hafta farklı bir karakter özelliğine bürünmesi eğlenceli öğelerden ayrıca bunun sağ kolu Fukamachi her insana nasip olmaz, söyleyeyim.


Ha, bunun dışında ben bu ikisini birlikte izlemeyi seviyorum nedense...


Juri Ueno, Ryuzaki' nin ortağı, babası teşkilatın üst mevkilerinde bulunan, başarılı bir polis olan Hibiko rolünde iyi iş çıkarıyor.  Hibiko bir karakter olarak güçlü iradeye sahip, belli çizgileri olan, babasıyla sorunlu, zaman zaman sinir bozuculuk dozu yükselen  bir karakter. Çizgileri net olan birinin Ryuzaki ile ilişkisinin kırılma noktaları olacağı zaten tahmin edilebilir ancak dizi bunun ardındaki öğeleri hoş bir şekilde sunuyor.






Değinmeden geçemeyeceğim bir karakter var ki kendisi detektif Chono ( Kenichi Takito). Bu karakterin iç güdüleri inanılmaz güçlü hani görseniz kendisinden beklemezsiniz. Ve kendisinden beklenilmeyecek, kararlarını üzerine kurduğu bir algısı var.


Şef Mishima' nın elemanları üzerindeki tavrı ve teşkilata tepkileri, Tachiba' nın sürekli tetikte olması, teşkilatın içinde dönen çekişmeler, karanlıkta gelişen süreçler dizinin akıcılığını arttırırken  dizinin atmosferine katkı sağlıyor.


Dizi içindeki müzikler güzel, açılış ve kapanış parçası olan Arashi' nin Sakurası'na da lafım yok ancak son bölümde olmamış o parça...  Bir an yabancılaştırma öğesi hahahaha diye düşünüp saçmalamışlığım dahi var kendimi ekrandan çıkarabilmek adına.


Ouroboros, mitolojide kendini kuyruğunu ısıran bir yılan şeklinde tasvir edilen bir simge. Bu simge, sonsuzluğu, döngüselliği ve yeniden doğuşu temsil ediyor. Dizi ismini Ryuzaki ve Danno' nun çok sevdiği öğretmenlerinin boynunda taşıdığı- yanlış hatırlamıyorsam - kuyruğunu ısıran iki yılanın yer aldığı kolyeden alıyor. Bu simge nedeniyle çocuklar kendilerini çift ejderhalar olarak adlandırıyor. Bu simgenin diziye ya da dizinin ourobos' a olan çok yönlü bağlantısı oldukça hoş.


Ben diziyi beğendim hatta belki zamanım olursa ya da izleyecek başka bir şey bulamazsam tekrar izlemeyi düşünüyorum. Dizinin ilerleyişinde ve aslen arka planındaki dramatik öğeler yoğun olmasına rağmen bunun dozunu belli bir çizgide tutmayı başarmışlar ve olaylara olan bakış açısının farklı noktalardan gösterilmesini ve izleyenin bunu değerlendirebilmesini sağlayabilmişler. Bu açıdan başarılı. Herhangi bir spoilera mahal vermemek adına detaya girmeyeceğim. Her ne kadar mangadan uyarlanmış olsa dahi - ki ben mangayı okumadığım için mangayı değerlendiremiyorum- böyle bir konunun bizim senaristlerin eline geçmesi durumunda her bölümde göz yaşı ve ajitasyonun eksik olmadığı, izleyeni travmalara sürükleyen, her bölümde bir karakterin depresyona girdiği ve yarım saat bu depresyon ve etkilerinin gösterildiği, farklı bakış açılarının kaybolduğu, en dipteki adalet algısının klişeleştirildiği hatta yok edildiği bir 100 bölüme dönüşebileceğini dizi izleyemeyen şu halimle tahmin edebiliyorum.


Neyse, izleyecek bir dizi arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.


(Dizinin ost'undan, çook güzel)




27 Mayıs 2014 Salı

Space Pirate Captain Harlock: 2013



Shinji Aramaki' nin yönettiği 2013 yapımı 3D anime, Leiji Matsumoto' nun mangası ve daha sonra 1978' de animeye uyarlanan Space Pirate Captain Harlock' a dayanıyor.

Anime serisine ya da mangaya hakim değilim o nedenle yazı tamamen 2013 yapımı filme odaklı.

İnternet kotasında sıkıntı yaşadığım için daha önce sömürürcesine bilgisayara depoladıklarım arasından seçip izlemeye başladım Captain Harlock' u. Gerçi beceriksiz olduğum için İngilizce dublajlı ve alt yazısız indirmişim ki animeleri İngilizce seslendirme ile izlemekten nefret ederim ama eldeki stoklar kısıtlı olunca insan ne kadar izlemeyi ertelese de yine de  mecbur kalıyor.



İnsanoğlu uzayda seyahat edebilme yetisine kavuştuktan sonra milyonlarca hatta milyarlarca insan galaksiye yayılıyor ve oradaki kolonilerde yaşamaya başlıyor. Bir süre sonra galaksideki kaynaklar azalmaya başlayınca insanlar "ev" olarak adlandırdıkları dünyaya dönmek istiyorlar. Dünya  tüm bu insanları kaldıramaz diye gelenler hoş karşılanmıyor hatta gezegene  indirilmiyorlar bile. Böylece "homecoming war" adı verilen savaş yaşanıyor. Daha sonra kendini Gaia Komitesi olarak adlandıran bir konsey kuruluyor. Konsey, dünyayı kutsal mabet olarak ilan edip  tüm insanlığa kapatıyor, dünyanın  sadece bir sembol olduğunu söylüyor ve savaş bir sürü ölümden sonra bu şekilde sonlanıyor.



Anime bu savaşın 100 yıl sonrasında geçiyor. Galaksideki milyonlarca insan hala bir gün evlerine dönmeyi umut ediyor ve orada ölmek istemi ile yanıp tutuşuyor. 100 yıldır gemisi Arcadia ile uzayda dolaşan Captain Harlock ise Gaia Komitesinin en çok korktuğu isim, direkt ölsün istiyorlar. Bu nedenle bir ajanı gemiye bindiriyorlar... İlerleyen zamanda Harlock' un nasıl 100 yıl yaşadığı, amacının ne olduğu, Arcadia' nın neden çok güçlü olduğu,  Gaia Komitesinin neci olduğu (gerçi bu daha ilk anda anlaşılabilir) gibi cevaplar ortaya çıkıyor.



Animasyon kalitesi, çizimler, müzik, arka plan ve özellikle aksiyon sahneleri bana kalırsa çok iyi olmuş. Üzerinde ciddi anlamda zaman ve para harcandığı göze çarpıyor. Her şeyi geçtim Harlock ve sahneleri çok iyi yahu. Logan/Yama' da güzel hehe. Şaka bir yana görsel anlamda çok iyi bir iş çıkmış.

Müzikler dedim, Takahashi, Tetsuya' nın parçaları animeye iyi gitmiş. Bu arada kapanış parçası "be the light", One Ok Rock'ın parçası.

(One Ok Rock / Be The Light)



Görsellik ve estetik açısından bu derece iyiyken ne yazık ki hikaye ve kurgu konusunda biraz eksik kalmış, demeden geçemeyeceğim. Karakterler de hafif havada ya neyse.



Bu arada İngilizce dublajlı izlediğimi söylemiştim, orijinal seslendirmede Captain Harlock' u Oguri Shun seslendiriyormuş, bilginiz olsun.


Eksikler bariz olsa da zaman kaybı değil. Bilemedim ama  ben eğlendim.

23 Mayıs 2013 Perşembe

hanazakari no kimitachi e : ikenai taiyou




Geçenlerde salak ve iğrenç bir gün içinde Orange Range' in Ikenai Taiyou' su kulaklığımda ses verdi birden bire. O zaman anladım ki uzun zaman geçmiş dinlemeyeli ve "Hana Kimi" olarakta bilinen bu güzelim diziyi anmayalı.


Üç dört sene olmuştur bu Japon yapımı diziyi izleyeli. Orijinali manga olan bu dizi o dönemde hatta şimdiye dek izlediğim en eğlenceli dizidir. Oluşan abuk sabuk durumlar, gelişen olaylar, elemanların bunlara tepkileri, karakterlerin algılama seviyeleri, karakterler arası ilişkiler ayrı ayrı eğlendirici iken bunlara bir de pozlar, geçişler, renkler, duruşlar ve müzikler eklenince gerçekten izlemesi oldukça keyifli ve delicesine komik bir seri ortaya çıkmış.

bununla birlikte açılış parçası olan orange range' ın "ikenai taiyo" su ayrı bir bağımlılık yaratıyor öyle ki insan etrafta "abc tsuzukanai sonna n ja dame ja nai na na na na lay lay looom....... " diyerek dolaşmaya başlıyor ki bende şu son günlerde aynı etki yine baş gösterdi.


İşte o parça... Orange Range ikenai taiyou




Sonradan çekilen halini ya da Kore versiyonunu izlemedim ama şunları yazdığım anlarda diziyi tekrar baştan mı izlesem diye ciddi şekilde düşünüyorum.

tüm bunların üzerine shun oguri , ikuta toma, mizushima hiro ve diğerleri de bonus olmuş demek düşüyor ..

NOT: Böyle notlar pek yazmam ama bu diziye ayrıcalıklı davranıyorum, izlemeyen çok şey kaçırıyor bence! Ama cidden :))

8 Kasım 2011 Salı

TOKYO DOGS: Eğlenceli Polis Ciddi Polis



Baş rollerde Shun Oguri ve Hiro Mizushima' nın yer aldığı 10 bölümlük polisiye Japon dizisi. Polisiye desem de özünde hafif, eğlenceli, esprili ama güzel bir kurguya sahip dizi.

Yine ana karakterler birbirleriyle zıt kişiliklere sahip olan iki polis, korumaya ve hafızasını geri getirmeye çalıştıkları bir adet kızcağız, - Matsunaga Yuki (Yoshitaka Yuriko) - evlere şenlik bir polis ekibi, Japon kökenli ancak Amerika ve Japon mafyasında efsane olmuş olan bir adet Yakuza arasında dönmekte olan dizi insanı ara ara kahkahalara boğma potansiyeline sahip.

Amerika' da görev yapan Takakura Sou (Shun Oguri) kardeşimiz operasyonda başarısız olup üstüne kişisel bir hesabının olduğu mafya lideri Jinno' yu yakalayabilmek için geldiği Japonya' da da başarısız olunca Amerikalılar tarafından "sen Japonya' da kal." diye gözden çıkarılır. Ekibin başı aynı zamanda Sou' nun babasının arkadaşı Otomo Kozo, Sou' yu kendi ekibine alır ve Kudo Maruo (Hiro Mizushima) ile ikisini ortak yapar.

Maruo ne kadar dışa dönük, eğlenceli ve ciddiyetsiz ise Sou bir o kadar soğuk, sıkıcı ve ciddi bir karakterdir. Giyim tarzları bile ayrı köşelerde olan bu ikilinin efsanevi söz düelloları mevcuttur. Sou' nun artı puan aldığı nokta operasyonun en sıcak anında ya da silahlı çatışmanın ortasında geyik için arayan annesine sabırla cevap vermesidir. Bir operasyonun ortasında annesi ile en efsanevi diyaloglarından bir tanesi aşağı yukarı şu şekilde idi;

Anne: kalp krizi geçiriyorum, hasta oldum !!!
Sou: Ne oldu? Neden?"
Anne: Koreli aktörlere aşık oldum!!





Maruo ve Sou Jinno' yu yakalayamadıkları operasyonda Yuki' yi bulurlar. Jinno ile bağlantısı olabileceğini düşündükler Yuki hafızasını kaybettiği için hafızasını kazanması için çalışırlarken bir yandan da onu koruma görevini üstlenirler. Bu üçlüye ekip de katılmakta ve ortamı şenlendirmektedir. Ekipteki favorilerim kesinlikle Maijima Misa ( özellikle patronun her dediğini tekrarlaması ve cool duruşu nedeniyle) ve Suzuki Mitsuo (sakin duruşu ve ikna yeteği nedeniyle) dur.




Hem kısa hem eğlenceli...

15 Haziran 2010 Salı

HANA YORI DANGO: Bir Çeşit Peri Masalı II. Sezon ve Film




Gelelim 2. sezona... Bu 11 bölümlük sezonda ilk bölüm kısa bir özet halindedir. Bilindiği üzere Domyouji New York' a gitmiştir. F4 mezun olmuş ve kendi alemlerinde takılmaktadır. Bir süre sonra Domyouji ile Makino' nun irtibatları da kesilir. Bu sürede Rui, Makino' nun en iyi arkadaşı kıvamındadır. Okulda F4 kalmayınca Makino' nun üzerindeki baskılarda artmıştır haliyle. Bu arada ortaya Jubei çıkar ki kendisini Ikuta Toma canlandırmaktadır ve Makino durup dururken bir kırmızı not alınca hayatı tekrar cehenneme döner. Nishida, Akira ve Rui' nin de gazıyla New York' a gider. Çocuklar da peşinden gelirler fakat Domyouji' nin değiştiğini anlamaları uzun sürmezzzzz ve Domyouji Makino'yu görmezden gelir neredeyse. Böylece hep birlikte geri dönerler.Kısa bir süre sonra Domyouji ailesi de Japonya' ya geri döner, Tsukasa' nın doğum gününü kutlamak ve önemli bir açıklama yapmak için. Domyouji' nin dominant ve kırmızı rujlu annesi - ara ara Mi Shıllık sezmedim değil bu kadında özellikle kendi kendine güldüğü sayko anlarında ama Mi Shıl olmak kolay değil tabii - oğlunun başka bir zengin ailenin kızı olan Okawahara Shigeru ile evliliğini ilan eder. Shigeru önce bir şey anlamasa da Domyouji' ye aşık olur. - ne karizma varmış arkadaş - Makino' dan ne kadar uzaklaşmaya çalışırsa çalışsın başarılı olamaz fakat N. York ta geçirdiği travma ve şirketin kötü durumu nedeniyle  Shigeru' ya resti çekemez. Bu arada Rui de Makino' dan hoşlanmaya başlayarak bir rakip olarak ortaya çıkar. İşler iyice karışır. Domyouji, Makino' nun kendisi için değerini tekrar kavrar hatta ailesi tarafından reddedilmeyi göze alır. Makino,  Domyouji ile Rui arasında kalır. Neyse bir süre sonra işler çeşitli olaylardan sonra çözülür.

Domyouji yine bu sezonda da çeşitli karakterlere bürünür. Hafızasını kaybetmesi herşeyin üzerine tuz biber eker ama inadından vazgeçmez. Rui, ince, hafif entel falandır da ara ara pislikte yapabilir imajının yanında ne sezgi gücüne sahiptir!! Takdir edilesi. Bu sezon, meşhur playboy Nishida' nın da acı dolu ilk aşk hikayesi gösterilir.

Bu sezonda da karşımıza eğlenceli karakterler çıkar bunlardan bir tanesi Shigeru' dur. Enerjik, olumlu bakış açısı ile birlikte karşısındakini pek dinlememesi ve Makino ile ilişkisi zaman zaman sinir bozucu olsa ve Domyouji için her şeyi yapsa da sonunda iyi kalpliliği kazanır. Özellikle ayrılırken peace işareti ile takdir kazanmıştır. Bir diğer gönüllerin karakteri Domyouji ailesinin 60 yıllık hizmetkarı döminant kare Tama' dır. Anne Domyouji' ye bile ayar verebilen bir kadın olmasıyla gücünü ispatlamış ve kalplerde yer edinmiştir. Jubei 'nin amacı Domyouji' den arkadaşına yaptığı yamuğun intikamını almaktır ancak başarılı olamaz. Anne Domyouji' nin etrafındaki herkes Nishida, Ken vs... yeter diyerek bu gençleri desteklemek için ellerinden geleni yaparlar. Makino' nun ailesi yine trajediden trajediye koşmaktadır. Çocuklarını bırakarak bir balıkçı kasabasına gitmek suretiyle ortadan kaybolurlar bir süre.

Dizinin en güzel bölümlerinden bir tanesi bence Domyouji' nin Makino' nun erkek kardeşine ilk aşkı konusunda yardım etmeye çalıştığı bölümlerdi. Cool saç stili olarak permayı önererek yarmadı değil orası ayrı. Rui ile son konuşmaları da eğlenceliydi. Rui bile o kadar şok oldu ki geri çekilmek durumunda kaldı. Sanırım bu serinin içten içe en mutsuz karakteri kendisidir. Yuki yine Nishida' nın peşinde koşmakya devam etti.

Sonlara doğru ortaya çıkan Umi-chan' a saydırmadım değil tam her şey sona erecekken çok gerek vardı ortaya çıkmana, neyse bu da sonuçta tatlıya bağlandı ve serinin kendisine has, eğlenceli, düğümlenen ama akabinde tatlı bir şekilde çözümlenen yapısı ile bu da atlatıldı ve bir peri masalına yakışacak bir sonla sona erdi . Böylece ben de rahatladım.

Yine de dediğim gibi dertsiz tasasız kafa yormayacak bir dizi izlemek isteyenlere tavsiyemdir.



Bir de filmine bakalım. Anladığım kadarıyla mangada arta kalan bölümlere ekleme yapmak suretiyle malzeme artmasın anlayışı ile bir de filmi çekilmiş. Evlilik öncesi endişeleri, sınavları üzerine kurulu filmin 3/4 ünü Domyouji ve Makino adada geçiriyorlar zaten. Çok aman aman bir film olmamakla birlikte bu dorama, manganın havasını sevenler izlerken keyifli vakit geçirebilirler. İki nokta var. Anne Domyouji'nin geçirdiği evrim ve finalde Rui rahip mi oldurdu dedirten kare...

25 Mayıs 2010 Salı

HANA YORI DANGO: Bir Çeşit Peri Masalı I. Sezon


Bu satırlar yazıldığı sırada - buraya eklenmesinden çok önce - 20 bölümlük Hana Yori Dango' ya son noktayı koymuş bulunuyorum sırada filmi kaldı. 20 bölümü 3 günde izlediğim için hafif bir beyin ambalesi geçiriyorum onun için oluşabilecek sorunları hoşgörün.

Evet, son zamanlarda pek çok kişinin "hana yori dango", " hana yori dango" diyerek beynimi yemesi akabinde anck su namun' un mangayı okuyup öle yazmasına istinaden artık el atmaktan kaçamayacağımı anlayarak beni bekleyen çileyi çekmeye karar vermiştim ayrıca bir an önce bu olay bitsin istiyordum. mangasını okumaya hayatta katlanamazdım muhtemelen ortalarına doğru kendimi jiletlemeye başlardım, animesinden de muhtemelen sıkılırdım geriye dizi seçenekleri kalmıştı. Japon versiyonunu seçtim izlemek için ama neden diye sorarsanız; Kore versiyonunu Bi Shounen Gurusu' nun izlemek isteyeceğini düşündüğümden ve Japon doramasının 20 bölüm olmasından kaynaklanan kesinlikle elle tutulamayacak sebepler yüzünden. Sonuç; Hahaha beğenmek ben. Dediğim gibi anime ve mangaya tahammül edemezdim ama diziye gerçekten sardım.

İlk beşi vereyim öncelikle hehe;

Inoue Mao : Makino Tsukushi
Matsumoto Jun : Domyouji Tsukasa
Oguri Shun :Hanazawa Rui
Matsuda Shota: Nishikado Sojiro
Abe Tsuyoshi : Mimasaka Akira

Bilindiği gibi dizi 9 bölüm 1. sezon, 11 bölüm 2. sezon olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Birinci Bölümde Eitoku Lisesi' nin genel özetini bize veren Makino, iyi bir dost bildiği Sakurako'yu ( Sato Megumi) koruyabilmek için F4' e bulaşmış olur ve akabinde kırmızı kartını alır ve hayatı cehenneme döner. Makino öyle kolay pes edecek biri olmamasına rağmen başına gelenler az buz değildir. Bu dönemde en büyük destek beklemediği ve kapalı bir şekilde kendisine Hanazawa Rui' (Oguri Shun) den gelir. Bu karizmatik, gizemli ve hafiften beyaz atlı prens havalarını taşıyan(ahaha bu arada gerçekten sürekli beyaz giyiyor) Rui, Makino' nun ilk aşkı olur. Makino' nun pes etmemesine tahammül edemeyen biri vardır ki o da Domyouji' dir. İnsan kılığında dolaşan fakat henüz evrimini tamamlayamamış bir yapıda olan bu arkadaş Makino' dan yurmruğu yediğinde hayatının dumurlarından birine uğrar. Bu andan itibaren diziye iki adet bomba hatun girer. Bir tanesi F4' ün çocukluk arkadaşı ve Rui' nin aşkı, prenses ama altındaki özgür insan modeliyle, Makino' nun da hayranı olduğu Shizuka' dır. O kadar yoğun spoiler alıyordum ki, gelişi adına verilen davette korkunç üçlü Makino' yu ıslattığında kontra atak olarak bahçe hortumuyla kızları sulamasına dağılıp bahsi geçen pek meşhur abla sanmıştım ama yanılmışım. Onee-chan yani Domyouji' nin süper ablası diziye girdiği ilk karede Domyouji' ye aparkatı çakarak 10 numara olduğunu göstermiştir. Efendim ilerleyen bölümlerde Domyouji Makino' dan daha da fazla hoşlanmaya başlar, Rui' nin Shizuka' nın peşinden Fransa' ya gitmesiyle sahne ona kalır. Ablasından aldığı destekle Makino' ya çıkma teklif eder.- ki yazmadan geçemeyeceğim buralarda bir Hemingway olayı vardır ki koparıcı - . Makino böyle bir şeyi beklemediği için anlamaz falan... İlk buluşmaları fiyasko, Yuki ve erkek arkadaşıyla birlikte çıktıkları ikinci çift buluşmaları da bir fiyasko ile son bulur. Bu arada Rui Fransa' dan dönünce Makino bir garip olur. Aynı zamanda Makino' nun arkadaşım dediği ve her şeyi anlattığı Sakurako' nun aslında Domyuouji saplantısına sahip olduğunu öğreniriz. Rui' nin Makino' ya asılmasıyla olaylar hafiften karışır ancak bunun bir oyun olduğunu ilan eder ve sayesinde Makino Domyouji' yi sevdiğini itiraf eder ancak Domyouji annesi ile yaptığı pazarlık sonucunda ve Makino' nun yarışmada ikinci olması nedeniyle New York' a gitmek zorunda kalır ancak birbirlerine duygularını itiraf etmiş olurlar.



(http://www.youtube.com/watch?v=xI7BwlB1FOk&feature=related)


Karakterleden bahsetmezsem olmaz.

Makino Tsukushi: İradesi sağlam bir kız. İlginç bir ailesi olduğunu belirtmem lazım ki genişlik ve rahatlıkları 2. sezonda tavan yapıyor ya neyse ancak annesinin Domyouji' nin dominant annesine ayar verdiği noktada umutlanmıştım fakat yanılmışım. Bunun dışında F4 üzerinde etkisi olan bir karakterdir.

Domyouji Tsukasa: İnsan görünümünde bir varlık olmakla birlikte insan mıdır değil midir sorusu tartışılabilir aslında ancak Makino ile birlikte insanlığa evrildiğini görürken aslında insan olduğunu fakat bunu unuttuğunu anlarız. Tüm bunların dışında hafif salaktır ve kendisi aptal olduğu halde karşısındakine aptal demesi en belirgin özelliğidir. Tüm bu geyiklerin dışında zamanla büyüdüğü ve içindeki bastırılmış insancıl yanın ortaya çıktığı görülür tabii bu noktada Makino' ya yüklenen misyon hafif ağırdır. Büyük adamım triplerinin içinde aslında çocuk olduğu ortaya çıkmaktadır. Japoncası hakkaten kötü dizide kırdığı potlar bambaşka. Hummingway olayına hala gülerim. Bir de öyle anneye sahip olduğu için az biraz haklı görüyorum.

Hanazawa Rui: F4 ün en soğuk ve dışarıdaki üyesi. Zamanla onun da değiştiği görülür. Shizuka Fransa' da başka biriyle evlenmeye karar verdiğinde geri dönüp Makino' ya asılmaya başlar ancak sonra bunun bir oyun olduğunu söyler yine de Makino' nun başı ne zaman sıkışsa ilk önce orada olan kendisidir. Bir de elma yiyiş stiliyle koparmıştır. Oguri Shun' a da yakışmış Ruilik.

Nishikado Sojiro: F4 ün playboylarından çay seramonicisi üyesi. Genellikle Domyouji' nin yaptığı dingillikleri toparlamak kendisine düşer. Alemlerdedir kendisi çoğunlukla. Yuki' ye yaptığı kıyak sonucunda Yuki' nin kalbini kazanmayı başarmıştır ancak kendisinin mottosuna aykırıdır tek eşlilik.

Matsuoka Yuki : Makino' nun çocukluk arkadaşı. Olayların içine o da bir şekilde dahil olurç. İyidir hoştur ama bazen fazla inatçı diye düşünmüyor değilim.

Okami: Dizinin yarıcı karakterelerinden bir tanesi. Eski sevgililerinden bahsederken aslında hayat dersleri ve senaryoya ait tüyoları paylaşmaktadır da bir yandan. Yoko Onno olabileceğini bile iddia etti ya ne diyelim ama Akira ile arası iyidir orası ayrı.

Mimasaka Akira : Ailesinin mafya olduğu söylenmekle birlikte mafya mirasını alacak kişinin F4 ün en birleştirici, en olgun ve arkadaşlarına en değer veren üyesi olması ilginçtir. Yaşlı ve olgun kadınlara ilgi duymaktadır ki yanlış hatırlamıyorsam bu travmasının nedenini 2. sezonda annesini görünce anlaıyoruz. Ömrü şu üçünü ayırmakla ve hepsini bir arada tutmakla geçmiştir.

Şu korkunç Üçlü: Adamın asabını bozma kapasiteleri çok yüksek ama insanın karşısına heryerde çıkabilecek cinsten. a aaah aaaaahhh.

Görüyoruz ki tek tip Japon kızları korkunç.Dizinin bazı sahneleri hakkaten çok eğlendirici ancak benim en çok koptuğum olay, Domyouji' nin Makino' ya özel konuşmaları için verdiği cep telefonunun zil tonunun Domyouji aradığında Imperial March olarak çalmasıdır ki her seferinde itinayla güldüm. Ayrıca şu elma muhabbeti de aptalca olmasına rağmen bu kadar önemli görülmesi ve Domyouji' nin Makino' ya bunu dünyanın en önemli sırlarından biriymişçesine anlatması insanı ne oluyor derken güldürmeye yetiyor. Rui ile Makino' nun bir de tuvalet macerası var ki ayrı bir olay. Domyouji salak malak ama çocuk Saturn saturn dedi herkes dalga geçti gariple halbuki bir bildiği varmış hepsi sonunda anladı.

Aslında klasik bir fakir kız zengin erkek masalımsısı ama hikayeyi güzel yapan karakterlerin geçirdikleri değişimler olmuş. Başta çok laf etmiştim ama bu seriyi ve bu sezonu beğendim. Özellikle Matsumoto Jun iyi bir iş çıkarmış diye düşünüyorum. Bunun dışında bu dizi gördüğüm en gerzek jeneriğe sahip dizi olarakta kayıtlara geçmiştir. Bir de bölüm içi parçası yanılmıyorsam Ai Otsuka /Planetarium' u oldukça beğendim. İlk sezonu daha çok sevmemde büyük etkendir.

Fazla vakti olanlara, peri masalı izlemek istenler ya da günün aptalca sıkıntılarından kurtulup rahatlamak isteyenlere ve tabiiiiii lise çağındaki gençlerin ergenlik sancılarıyla yoğurulan gerzekliklerine tahammül edebilecekler için tavsiye ederim, süpriz şekilde beğendim.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...