9 Nisan 2017 Pazar

Chief Kim (Kore Dizisi) : Her Ofise Lazım...





 2017 yapımı Kore dizilerinden Chief Kim' in yılın en iyi dizilerinden bir tanesi olabileceğini düşünüyorum. Komedi ağırlıklı dizi  karakterleri, kurgusu, eğlencesi ile insanı alıp götürüyor. Son zamanlarda güzel diziler izliyordum zaten. Gelen tavsiyelerin de bunda  etkisi  büyük o yüzden çıtam iyice yükselmiş durumdaydı. Buna rağmen Chief Kim buna yeni bir seviye getirdi diyebilirim.



Namgung Min,  Nam Sang Mi, Lee Joon-Ho, Kim Won Hae   ve daha nicesinin yer aldığı dizide elimizde bir adet Kim Seong Ryong  (Namgung Min)  var. Kırsal bir yerleşim alanında mafyavari bir organizasyonun muhasebesini tutan, bu alanda doğal ve üstün bir yeteneğe sahip, kendi halinde takılan, hayattaki tek gayesi Danimarka' ya gidip yerleşmek ve vatandaşlık almak olan biri. Bu Danimarka konusunda kim haksız olduğunu söylebilir ki? Motivasyonunu süreğen kılabilmek için Danimarka bayrağını yanından hiç ayırmayan Kim Seong Ryong' un Danimarka seçiminin nedeni ise yolsuzluk oranının en az olduğu ülkelerden bir tanesi olması.  Kendisi muhasebe ve finans teknikleri ve özelikle sayılar konusunda bir dahi olduğu için mafya patronunun bilgisi dahilinde cukkalamakta, patronun da vergi kaçırmasına yardımcı olmakta ve polis tarafından yakalanamamakta.







Günün birinde ülkenin en büyük şirketlerinden sayılan TQ Grup çeşitli nedenlerden dolayı  bir departmanı için şef ilanı verir. Kim Seong Ryong da çeşitli nedenlerden dolayı işinden ayrılmak üzerededir. İlan o derece hoş verilmiştir ki ne mezun olunan okula ne de referanslara bakılmaktadır. Tam Kim Seong Ryong' a göre. Bir şekilde işe girer bu esnada iş mülakatlarında nasıl planlı hareket edilir ve nasıl yaratıcı olunurun  cevabını bu dizide nice cevap arayana sunar kendisi.




Aynı esnada genç yaşında büyük başarılar kazanmış, genç yaşta savcılık kariyerinde yükselmiş olan Seo Yool da savcılık kariyerine nokta koyarak TQ Grupta Finans Direktörü olarak çalışmaya başlar.




Dizi çok eğlenceli. Öncelikle iş hayatının, şirket yaşamının farkında olunmayan ya da çalışanların görmezden gelmek istediği saçmalıklarını güzelce ve eğlenceli şekilde biraz da abartarak ortaya seriyor.  Özellikle TQ Grup gibi yapılardaki departmanlar arasındaki sürtüşme ve dalaşmalar, sesin çıkmazsa, elin güçlü değilse üzerine binerler gibi örnekler mevcut.  Sanki x departmanında çalışmak kişinin karakterine 100 deneyim puanı kazandırıyormuş gibi takılan tipler, son derece gereksiz giyim tarzları gibi nice örnek dizi içinde bulunabilir.  Bunun  dışında her departmanda bulunan bir adet solitaire  oynayan müdür ile birlikte bölümdeki çıkıntı karakter de dizide bulunmakta. Dizinin gerçekçiliğine katkı sağlıyor bu durum ^^ Bu çıkıntının aynı zamanda diğer departmanlara göz kırpması da bonus. (İleride bu durum değişiyor tabii)



Tüm bu komedi içerisinde aslında iş hayatı ve daha şıkırtılı bir tabirle şirket kültürü içerisinde kendisini kaybeden karakterler güzelce ortaya seriliyor. Kimisi gerçekten kaybetmiş, kimisi gerçek kimliğini içine saklamış, bu kültür ve anlayış içerisinde kendisine biçtiği rolü oynuyor, kimisi emekliliğini bekliyor falan... Çok komik ama bazen insanın içine bir dert oluşturmuyor değil.



Tüm bu iş hayatı görünümünün arkasında bir de şirketin mali durumu olayı var. Çok kötü yönetildiği için mali anlamda iyi görünmüyor (görünürde) ancak anlaşılıyor ki defter ve kayıtlarla oynanıyor. Vergi kaçakçılığından, yanlış beyanlara kadar her türlü iş dönüyor. Doğal olarak her zaman olduğu gibi birilerinin paralara yasa dışı konması  neticesinde kabağın çalışanlara patladığı da dizide  bir şekilde karşımıza çıkıveriyor. Yani patronlar son model arabalarıyla gezerken işçiler üç kuruş alacakları ya da hakları için grevlere başlıyor ve yedikleri dayakla ya da işten atılmakla çözüme doğru varmaları isteniyor gibi, misal.



Şef Kim ( Namgung Min) ve Seo Yul (Lee Joon-Ho), her ikisi de finans ve muhasebe alanında zekaca yüksek seviyede bulunduklarından sık sık karşı karşıya geliyorlar. Dizideki tüm oyuncular çok doğal ve çok başarılı. Dizinin akışkanlığını bu performanslar sağlıyor ancak Namgung Min ve Lee Joon-ho diziyi alıp götürüyorlar. Ayrı ayrı performansları iyi olmak ile birlikte çok tatlı bir eşleşme olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.



Görünürde farklı taraflardaki iki rakip, alanlarında becerikli ve yetenekliler, kocaman adamlar ama aslında ikisi de oldukça  çocuk. Özellikle karşılıklı çocuklaştıkları sahneler tadından yenilmez oluyor.





Kim Sung Ryon - Chief Kim


Hakkını yemeyelim Namgung Min harika. Şimdi Kim Seong Ryun kağıt üzerinde eğlenceli bir karakter ancak Namgung Min' in performansı - bana kalırsa- muazzam ve karaktere çok değer katıyor.


Chief Kim yani Kim Sung Ryon, her şirkette her departmanda olması gereken, olması dilenen bir kişi. Bir kere çok eğlenceli. Öyle genel kuralları falan da fazla salladığı yok ancak bunu sinirlendirmek istemedikleri dışındakileri rahatsız etmeyecek şekilde uyguluyor. Kafa  ve çene çok çalışıyor, takdir etmek lazım. Garibim, işe başladıktan sonra epey bir olayla karşılaşıyor, bazılarına kendi aranıyor ama ne eğlencesi ne de keyfi düşüyor.


TQ' nün psikopatı ünvanını boşuna almadı adam. Bir gelişim göstererek gönülleri kazandı, savaşlarını destekçileriyle kazandı, Seo Yul ile kapıştı, eğlendi falan...


Fazla bir şey yazamayacağım çünkü anlatılmaz izlenir :P





Yoon Ha- Kyung

Departmanın olgun, tecrübeli ve anlayışlı kadını. Bundan da lazım her yere bir tane. Akıllı ve adalet anlayışı yüksek zaman zaman ara bulucu bir karakter.




Seo Yool (Lee Joon - Ho)

Bu da ayrı bir manyak. Savcılıktan şirketin finans direktörlüğüne geçiyor. Arayışını ve hareketini anlamak mümkün. Göstermese de en az Chief Kim kadar deli.


Seo Yul hakkında söylemek istendiğim bir şey var; Arkadaş ne yedi.... Öyle böyle yemedi, dünyaları yedi, iştahla yedi.  Daha ilk bölümde kızarmış tavukları götürürken iştahımın kabarması bir işaretti. Yemekler, tostlar, pizzalar, ramenler... yani çok iyi yedi^^



Dizide kendisini tanımlayacak bir sürü ifade geçiyor. En çok güldüklerimden biri" kapitalizmin yarattığı canavar"dı. Bunun üzerinde tek bir sıfat var o da Chief Kim' in kullandığı obur  psikopat sıfatı.


Normal şartlar altında dizinin kötüsü olması gerekiyor ancak dizi zaten normal değil bu nedenle bu karakterden nefret edemiyorsunuz. Hatta ben zaman zaman üzüldüm Seo Yul' a, bazen acıdım.  Yoon-Ha' dan etkilendiğinde ben de onun kadar etkilendim...



Namgung Min' in peformansı harika demiştim, Joon Ho' da altta kalmamış. Böyle olunca, ikisi bir de ortak bir ritim yakalayınca keyiften keyife koşmak izleyene kalmış.





Choo Nam-Ho (Kim Wo Hae)


Departmanın müdürü olan Choo dizinin en eğlenceli karakteri olabilir Chief Kim' den sonra. O pasif duruşu, işten kaytarmaya çalışması, ek gelir sağlama hevesi, beklenmedik anlarda verdiği zekice öğütlerin yanında aslında babacan bir karakter olması ve ekibindekileri düşünmesi ve elinden geldiğince onlara destek sağlaması O'nu daha da sevimli bir karakter yapıyor. Normalde bezgin ve salaş bir halde etrafta dolaşırken ara sıra beklenmedik aksiyonlara girmesi de cabası.






Hong Ga-Eun (Jung Hye-Seong)

Dizinin şapşiklerinden bir tanesi. Çok sevimli. Diziye ilk girdiğinde endişelenmiştim dizinin gidişatını bozar mı acaba diye ama çok tatlı bir çizgide tuttular böylece diziye tat verdi. Ayrıca Savcı Han ile olan ikili sahneleri de bir o kadar eğlenceli. Fighting!




Park Myung-Suk (Dong Ha)

İşte dizinin enteresan ve eğlenceli karakterlerinden bir tanesi daha. İzleyin göreceksiniz ^^




Na Hee-Yong (Kim Jae-Hwa)


Şirketin etik departmanı müdiresi Hee-Yong' u sadece izleyin. Demek istediklerimi anlarsınız sanırım ayrıca putlaştırma ya da aşırı fanlığın kişinin üzerinde nasıl durduğuna bir örnek olarak gösterebiliriz kendisini.







Oh Gwang-Sook (Lim Hwa-Young)

Dizinin en şeker şeyi olabilir. Ben de kıvırcık saçlı halini tercih ederim yalnız. Özelikle Chief Kim ile dertleşmeleri çok eğlencelidir.



Dizide bir de avukatlar var ki evlere şenlik. Gerçekten dizinin tuzu biberi olmuşlar. İzlerken çok eğlendim bu amcaları.


Dizide o kadar çok malzeme var ki; Chief Kim' in bekleme odasında verdiği mücadele aslında şirketteki yıldırma politikası çok eğlenceli bir süreç. Şirketler tazminatsız adam atmak için bu tarz yöntemlere başvurur zaman zaman ancak bu dizide yanlış adama çattılar. Patronların yanlış yönetim politikalarını ya da şahsi çıkarlarını istihdama katkı sağlıyoruz bize torpil geçin şeklinde savunmasının da bir örneği görülebilir.



Dizi komedi ama doğal ve akıcı bir komedi. Replikler, göndermeleri, oyunculuklar bana kalırsa iyi oturmuş. Bunun dışında iki ana karakterin tüm zeka ve kapasitelerine karşı aslında birbirinde çocuk olmaları, yan yana iyice zıvanadan çıkmaları, yalakalar, iş birlikçiler, adalet arayanlar, karakter değişimleri, özellikle karakterlerin birbirlerini doğal şekilde etkilemeleri insana keyif veriyor. Evet, sonuçta bir dizi bu nedenle rastlantılar, olayların bağlanmalarının bazen tesadüfi olması gibi durumlar var ama hiiiiiç göze batmıyor ^^



Fikrimi soracak olursanız bu diziyi kaçırmayın derim. İzlerken gerçekten çok keyif aldım ve eğlendim. Üzgünüm çünkü dizi bitti, eğlencem bitti :(





6 Nisan 2017 Perşembe

Udon no Kuni no Kiniro Kemari: Sıcak ve Tatlı Bir Anime





 Udon no Kuni no Kiniro Kemari 2016 animelerinden, 12 bölüm. 12 bölüm ama insanı böyle bir gevşetiyor, rahatlatıyor, eğlendiriyor zaman zaman hüzünlendiriyor biraz da olsa... Çok tatlı, çok sıcak bir anime.





Tokyo'da web dizaynı üzerine çalışan Souta Tawara (Nakamura Yuuichi) çeşitli nedenler üzerine kendi kasabasına bir süreliğine döndüğünde artık kimsenin yaşamadığı evlerinde bir çocuk bulur. Zamanla çocukla bağları gelişir ve Tawara bir süre sonra Poco adını verdiği çocuğa bağlanarak, işi gücü bırakıp onu yetiştirmeye karar verir. 12 bölüm bu ikisi ve kasabadaki diğerleri üzerinden günlük olaylara eğiliyor.






İnsanı eğlendirirken bir yandan da içine dokunan bir anime. Poco veledi sayesinde Tawara geçmişine dönüyor, yıllardır aklına gelmeyen anıları  hatırlıyor, neden buradan kaçtığı kafasında netleşiyor. Bazı konularla yüzleşme fırsatı buldukça aslında hayatında ne istediğinin farkına varıyor. Doğal olarak keşkeler ya da pişmanlıklar beliriyor geçmişe dair ancak  bunlar Tawara'yı ezip geçeceğine aksine Poco sayesinde geleceğe dair O'na güç veren öğelere dönüşüyor. Poco ve sevimliliğinden - çocuk ne de olsa, içtenliği, samimiyeti, masumiyeti etkileyici - nasibini alana tek kişi Tawara olmuyor. Ablası Rinko, kasabadaki diğerleri, en yakın arkadaşı Nakajima' da bu ilişkilerin içine giriyor.





Yani çok tatlı, insanın içini ısıtan bir anime.  Bunun yanında inanılmaz eğlenceli. Kim lise aşkıyla yıllar sonra anne dostu olmak ister ki? Çocuğun büyüdüğünü görünce duygulanan Tawara ayrıca bir tatlı. Nakajima (Sugita Tomozaku) dişleri yüzünden köpek balığına benzese ve bir nevi hödük olarak takılsa da aslında gönül insanı ve daha niceleri...








2016' nın en tatlı animelerinden. Özellikle Barakamon ya da Usagi Drop' u beğenmişseniz  Udon no Kuni tam size göre.


2 Nisan 2017 Pazar

Zadig (Bir Şark Masalı) - Voltaire: Kitap (2017 Klasik Kitap Okuma Maratonu -3 )



"Kötü insanlar daima bedbahttırlar. Onlar yeryüzünün şurasına burasına serpilmiş ve sayıları son derece sınırlı adil insanları denemeye yararlar. Dünyada iyilikten doğmayacak bir kötülük yoktur."



Voltaire denince akla 18. yüzyıl Aydınlanma Çağı (kendisi Fransız Aydınlanmasının öncülerinden biri) , dolaylı olarak J.J Roussou  (duysa kızardı muhtemelen) ve o dönemin ortaya konan felsefi düşünceleri geliyor. Tüm bunlar Voltaire' in sıkıcı ve ağır felsefi eserleri olduğunu düşündürebilir belki halbuki Voltaire' in özellikle bu tarz uzun hikayeleri olabildiğince yalın, akıcı ve nükteli bir dile sahip.



Zadig, Voltaire' in 1747 yılında yazdığı uzun hikayelerinden  bir tanesi. Zadig' i yazdığı yıllar yazarın inişli çıkışlı hayatında tekrardan yükselişe geçtiği ve Versailles Sarayında tarih yazmanlığı yaptığı yıllara denk geliyor.



Benim elimde biri Öteki Yayınlarından diğeri ise Kaknüs Yayınlarından olmak üzere iki farklı basımı vardı. Yıllarca oradan oraya, göçebe bir şekilde yaşadığım için bu kitabın  ana merkez üssümde bulunduğunu unutarak okumak üzere ikinci bir kez satın aldım muhtemelen. Öteki Yayınlarının basımı  Micromegas, Cosi- Sancta, Eflatun' un Düşü adlı hikayeleri de içeriyor ( Micromegas ve diğer hikayelerini de herkese tavsiye ederim). Ben Micromegas ve diğer hikayeleri daha önce Alfa Yayınlarının basımından okumuştum.  O nedenle bu sefer Kaknüs Yayınlarınınkini okudum.



Zadig, Babil Krallığında yaşayan genç, zeki, alim,adil, bonkör ve erdemli bir insan olan Zadig' in başına gelen olayları okuyana sunuyor.  Zadig doğruluktan ayrılmamayı, iyi kalpli ve doğru bir insan olmayı kendine ilke edinmişken başına gelen talihsiz olaylar nedeniyle Babil' den sürülüyor. Mutluluğu ararken sıkıntılı zamanlar geçiren, mutluluğu  tam da bulduğunu düşünürken feci olaylara uğrayan ve Babil' in dışında hayatına yine inişli çıkışlı şekilde devam eden Zadig, bir taraftan hayatın bu çizgisini sorgular , başına gelen bu talihsizliklerin nedenini anlayamadığı için üzüntü duyarken diğer yandan yine de erdemden  ayrılmayarak  aklını ve bilgisini kullanarak doğruluk inancı üzerinde hayatına devam eder. En sonunda tüm bu talihsizliklerin sonunda Babil' e  kendisini mutlu edecek bir şekilde döner. (Fazla detay vermemeye çalışıyorum ^^)


" Zadig, zamanının en son felsefesinin aksine, bir yılın üç yüz altmış beş gün altı saat ve güneşin de evrenin merkezi olduğunu biliyordu. Zamanının alimi geçinen bazıları onun yanına gelirler, yüksekten bakar bir vaziyetle kendisinin tehlikeli fikirler taşıdığını, güneşin kendi ekseni etrafında döndüğüne ve bir yılın on iki ay olduğuna inanmanın milli menfaatlere aykırı olduğunu söylerler; Zadig ise sükünetini muhafaza eder, asla hiddet eseri göstermezdi."



Bu hikaye, aslında kader denilen olgunun insanların anlayışından daha geniş bir süreç ve varoluş olduğunu, insanın karşısına çıkan olayların ardındaki geniş resmi göremeyebileceğini, başa gelen talihsiz bir olayın aslında insan algılamasa da iyi olabileceğini anlatırken erdemin ne olduğunu okuyana sorgulatmaktan geri kalmıyor.


Tüm bu hikayenin içerisinde Voltaire Zadig' in başına gelenleri anlatırken, insan aklının ve seçimlerinin önemine vurgu yaparken, dogmatik düşünce şeklini nükteli bir şekilde yermekten de geri kalmıyor. Sonra insan  kısa  ve oldukça yalın bir hikayenin içine bu kadar derin ve önemli manalar sıkıştırılmış olmasını, aralara serpiştirilmiş eleştirilerin masalı bozmadan akmasını takdir ediyor.


"Zadig, kanunların vatandaşları korumak olduğu kadar, onlara yardım etmek için de olduğu kanaatindeydi. Kendisinin en önde gelen mahareti, herkesin karıştırmaya çalıştığı hakikatı, tam aksine ortaya ve aydınlığa çıkarmasıydı"



Bana kalırsa Zadig elinize alıp kısa bir sürede bitirebileceğiniz, okurken eğleneceğiniz, akıcılığıyla ilerleyeceğiniz, kafanızı rahatlatacak ancak siz fark etmeseniz bile beyninizin arka planda düşüncelere dalacağı bir kitap.


Sizlerin de yorumlarını beklerim.


"Istıraplar içindeyken yalnız kalmanın insan için tahammül edilmez bir şey olduğunu biliriz. Fakat kendisi gibi bahtsız bir adamla karşılaşan biri, bundan kuvvet alır"



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...