22 Nisan 2014 Salı

Random Play Mimi





2014 yılı benim için çok ama çok kötü geçiyor. Pek çok durum oldu, acılar, üzüntüler, sıkıntılar. Hele öyle bir tanesi var ki burada yazmayacağım hatta hiçbir  yerde bahsetmeyeceğim çünkü yazarsam sanki gerçek olduğuna inanacağım. Her ne kadar bu acı gerçek olsa ve ben görünüşte bunu kabullenmiş görünsem de içimde hala bir şeyler bunu reddediyor sanırım.

 Her neyse, kötü ve çok üzücü bir yıl. Üstesinden geldim mi, gelmiş gibi görünüyorum ama doğruyu söylemek gerekirse bilmiyorum ve bu kişisel girizgahı burada noktalıyorum.

  Paul Muad-Dib beni mimlemiş sağolsun. İyi gelebileceğini de düşünerek, şehirler arası taşınmamı noktaladıktan sonra bu gece yapmaya niyetlendim, biraz da kafa dağıtmak istedim. Üstelik uzun zamandır müzik dinlemiyorum.

 KURALLAR :

1.Müzik listenizi - her nerede olursa olsun- açın ve karışık çal moduna alın.
2. Her soru için play'e basarak bir sonraki şarkıya geçin
3. Her ne kadar komikli ya da uyumsuz olursa olsun, çıkan şarkı ismini sorunun cevabı olarak yazmanız gerekiyor!
4. Dilediğiniz kadar arkadaşınızı mimleyin
5. Mim'lenmiş isimler mutlaka yapsın
6. Tadını çıkarın!

Şimdi taşınırken bilgisayardaki pek çok parçayı yer açmak için sildim. Eldekilerle idare edeceğiz artık. O zaman başlıyorum


 Birisi “iyi misin” diye sorarsa cevabın…      Man with a mission - white world

 

 hehehe iyi ki bu kadar konuşmuyorum. kafadaki sorular, insanın içindeki düşünceler falan. parçanın sözleri için buraya bakabilirsiniz: http://lyricstranslate.com/en/white-world-white-world.html


 Kendini nasıl tanımlarsın?    Mari Hamada - Lights
 

 alakaya gel :))

 Bir erkekte/kadında hoşlandığın şey nedir?    animetal - dark side of the angel yok artık !! pek cool durdu ama ters köşe. ben ki obi wan kenobiiiiii diye ağlayan bir insanım :) animetal marathon vıı de yer alan bu enstrümental parçaya hastayım orası ayrı.


 Bugün nasıl hissediyorsun? stormriders (chinese)
 

 uhhh baby! inişli çıkışlı. storm riders ost'undan bir parça. storm riders da ekin cheng ve aaron kwok' un seslendirdiği wind meets cloud un enstrümental hali.

 Yaşam amacın nedir?    coldrain - time to go

 time to go dediğim çok zaman var...


 Motton nedir?        mozart - requiem vay arkadaş diyorum sadece!

 Arkadaşların senin hakkında ne düşünür?      kotoko - absurd
 


 buna çok güldüm :) öyle düşününen var mı ki?


 Ailen senin hakkında ne düşünüyor?   concerto moon - half way to the sun

hiç sanmam :)


 En çok düşündüğün şey nedir? anathema - eternal rise of the sun
 

 ahaha bilemedim, hem öyle hem böyle

 2+2 ?       show ya survivor yorumsuz :)


 En iyi arkadaşın hakkında ne düşünüyorsun? poisonblack -rush


Hayat hikayen nedir?     russian circles - death rides a horse

 hayat hikayem mi bilemem ama parça şahane.


 Büyüyünce ne olmak istiyorsun? kamagata eiichi - kabuki machi blues heyyyy.... eşek kadar oldum ama Gintama karakteri olmak istiyorum, evet!


 Hoşlandığın insanı görünce ne düşünürsün? manipulated slaves - escape
 

evet, ergen zamanlarımı hatırladım.


 Düğününde hangi şarkıyla dans edeceksin? double dealer - already feel sick düğün o noktada sonlanacak sanırım :)

 Cenazende ne çalacak? kingdom ost parça 13.

 http://www.divshare.com/download/25453296-d98 (çalacak şekilde yerleştiremedim)

 evet, evet. vasiyetim olsun bunu çalın mutlaka.

 Hobin/ilgi alanın nedir? takayoshi ohmura - cry for the faith

ilgi alanına bak...

 En büyük korkun nedir? sebastian bach - falling into you

 ahah gülmek ben.

 En büyük sırrın nedir? tvx - purple line çok büyük sırlarım var.


 Şu anda ne istiyorsun? Konno Yukari - tokimeki no doukasen ta daaammm



 Arkadaşların hakkında ne düşünüyorsun? racer x - Technical Difficulties arkadaşlarım hakkında böyle düşünmüyorum ama 10 numara parça olduğunu düşünüyorum


 Bunu ne olarak yayınlayacaksın? azrael - brocken dream

 şu anda gecenin üçü olmasının etkisi var sanırım.



Mimi hazırlayana ve bana paslayan  Paul Muad-Dib' e teşekkürler. Sayelerinde gerçekten bir kaç saat kafa dağıttım, uzun zamandan sonra müzik dinledim ve boyut değiştirdim.

Ben gecikmeli yaptığım için bu zamana kadar herkesler yapmıştır sanırım, yine de yapmamış olan varsa buyursun.


Not1: Eldekilerle yetineceğiz dedim ama stoklar fena değilmiş. playlistte 10066 parçadan oluştu.
Not2: youtube a giremeyenlerdenim ve kafayı yedim şurada parçaları bulacağım diye. Youtube konusunda emeği geçen herkese saygılarımı iletiyorum.
Not3: Şekil şemal, yerleşim, imla konusunda kimse kusura bakmasın lütfen.

8 Mart 2014 Cumartesi

CL -Mental Breakdown ve Tepkiler Üzerine...


Yine uykusuz gecelerden bir tanesinde CL' in solo çalışması Mental Breakdown konusuna takıldım. Açıkçası uzun zamandır K-Pop işlerinden uzaktım. Peki nedir bu konu?

Bazı fanlar konu şarkının arka planında bir ayetin  sample olarak kullanıldığını fark etmişler. Durum böyle olunca  internet ve sosyal medya denilen kavramlar sayesinde bir anda yayılmış. Twitterdaki başlık sayesinde benim de durumdan haberim oldu. Eh zaten uyku yok bana bu nedenle  ben de yazılanları okumaya başladım. Sonra da kafamdaki düşünceleri aktarayım dedim belki bu sayede sabah olur diye umut ettim...

İlk anda duruma verilen tepkinin nedeninin bir ayetin şarkı içerisinde kullanılması olarak düşünmüştüm ama olayın gerisi var.

Olayı sadece şu başlık üzerinden takip ettim; #CLUsingQuraanInHerSong

CL' i savunanlarla - tepki gösterenler arasındaki diyaloglar ya da karşılıklı öne sürülen savlar hakkında yazıyı yazarken  de yazdıktan sonra da herhangi bir bilgim olmadı.

Sadece twitterda bu hashtag üzerinden  takip ettiğim kadarıyla (evet evet atılan tüm tweetleri okumaya çalıştım - İngilizce ve Türkçe olanları - bu kadar boş vaktim var işte :) ) olaya verilen iki tepki var.;

1- Bir ayetin  şarkı içerisinde kullanılması.

2- Kullanılan ayetin içeriği ve şarkının sözleri.

Bu iki konu üzerinde fazla durmak istemiyorum çünkü benim esas ilgimi çeken konu ve yazmaya iten sebep verilen tepkilerdi.

(Aşağıda 1 ve 2 maddesi içinde yazacaklarım  twitterda konu ile yazan açıklamalara dayanıyor.)

1- Şarkıda arka planda ayetin kullanılması: Konuyu yanlış anlamış olanlar var o yüzden yazıyorum Şimdi bu başlıktaki sorun İslam aleminde müziğin yeri değil. Bunu eliyoruz.

Bir ayetin ya da bir bölümünün şarkının sözü olarak kullanılması da değil.

Yapılmış olan, iddia edildiği şekilde  melodik halde seslendirilmiş ayetin bu sanki bir şarkıymışçasına alınıp mental breakdown' un geri planına monte edilmesi. Bu gerçekten ilginç. Kuran ayetlerinin söz olarak kullanılmasına çeşitli tarzlarda denk geldim fakat bu şekilde sample olarak geri plana verilmesi oldukça ender rastlanacak durumlardan.

Ayrıca bunu fark eden kişileri de tebrik etmek lazım. Nasıl bir dikkat ve bilinçtir. Ben arkada çocuğun herhangi bir şey telaffuz ettiğini algılamadım misal.

2 - Kullanılan ayetin içeriği ve şarkının sözleri.

Bu madde bana ilk maddeden daha ilginç geldi açıkçası. Ben şarkı sözleri üzerine çok derin analizler yapabilecek biri değilim. Korece bilmediğim için de şarkının çevirisi üzerinden giderek tümünü inceledim. Bu noktaya daha sonra değineceğim ama;

Arka plan ve CL in sözleri üst üste konulduğunda bana kalırsa çokta bilinçsizce ya da bilmeden seçilmişe benzemiyor pek. Çünkü arkada sample olarak kullanılan bölüm ve şarkı sözleri hem müzikal hem de anlam olarak cuk oturuyor.

Parçanın sözlerini bir bütün olarak ele aldığımda  bütünsel olarak net bir mana çıkaramadım açıkçası ama derin bir isyan var bu gerçek. Fakat bu isyan "ölümden sonrasını bırak şu ana bak mı" yoksa "bu hayat geçici, kader gelecek esası sonrasında"  minvalinde bir şey mi ya da "sana vaad edilenler bir hikaye" gibisinden mi bence sonuca varmak mümkün  değil. Sözler ve sample bölümü her anlama, olumlu ya da olumsuz olarak çekilebilir. . Yani bana kalırsa bu kadar ucu açık söz yazmak ayrı bir  başarı ya neyse.

** yazıyı yazdıktan sonra parçanın canlı performansını izledim. Bu notu buraya düşmeyi uygun gördüm. Yukarıda şarkının tüm sözlerinin ne anlama çıktığını tam olarak anlamadığımdan bahsetmiştim. Ancak şarkının anlamı bir kenara  o sampleın arkada o şekilde kullanılması (bilinçli ya da bilinçsiz)  özellikle o koregrafi ve sahne şovu ile birlikte kullanılması  hiç şık olmamış. Oldukça yakışıksız ve uygunsuz olmuş bence.

Neden?

Bu yazı yazıldığı sırada henüz YG den bir açıklama gelmedi. Biraz kafa yordum neden diye? (vaktim bol nasılsa :) )

A- CL tepki toplayarak isyankar/sert  kadın modelini pekiştirirken aynı zaman da düşünen ve marjinal bir insanım imajı yaratmak istedi. Sıradan değilim, hayattaki belirli çizgileri bile gözümü kırpmadan yıkarım mesajını iletti.

İlginç tabii ama bu doğruysa  şimdi mensup olduğu endüstriyi de göz önüne aldığımızda şirketin stratejik olarak çok keskin bir karar verdiğini söyleyebiliriz bu noktada.

Daha öncede söylediğim gibi Kuran ayetlerinin söz olarak çok fazla olmasa da çeşitli müzik tarzlarında kullanıldığı olur. Fakat tam da bu nedenlerle yakın zamanda Singapur ve Malezya' da bazı grupların konserleri yasaklandı. (popçu değiller) Eh Korelilerin hele bir müzik şirketinin  yakın çevresindeki bu  hassasiyeti bilmemesi profesyonel müzik dünyası içerisinde düşünülemez. Bununla beraber Müslüman fan kitlesinin yoğunluğunu da biliyorlardır. Bu fan tabanını kaybedip, yoğun tepkilerden bir reklam unsuru yaratıp yeni ve farklı  bir piyasaya tepeden dalmaya  ya da  kendi endüstrileri içinde şu anda kaybetseler bile ileride kazandıracak bir rol modeli oluşturmaya karar verdiler.

B- Cici kızlardan sıkılmış fan kitlesine alın size en hasından çılgın, tabuları yıkan bir idol sunuyoruz diyerek belki daha az ama daha sağlam bir fan tabanı yaratmaya karar verdiler.

C- Gerçi bu biraz A kısmı ile benzer olacak ama tabanı şöyle kökten bir sarsalım, gündemde kalalım, K-Pop ve sanayisine yeni bir ivme sağlayalım dediler.

D- Ya da asi- kendi çapında başkaldıran insan modelini yaparken her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

  I - Melodiyi çok beğendiler, şarkının ritmine de uyuyordu çat diye arka plana yapıştırdılar. Ne yaptıklarının farkında değillerdi.

  II - Yine melodiyi çok beğendiler, şarkının o havasına da uyuyordu. Çocuk eğer sözleri telaffuz ediyorsa anlam açısından da uygundu. Gözleri parladı, aldılar kullandılar ama doğurabilecekleri tepkiyi ya da kırabilecekleri bir kitleyi tartamadılar yani iyi niyetlilerdi ama hata yaptılar.

(bu arada bahsettiğimiz sektör pop daha da özelleştirmek gerekirse K-pop. Yani başka bir tarz olsa - diyelim ki atıyorum  nihilizmden, başkaldırıdan ya da inançları yıkmaktan bahsedilse ama  başka bir tarzda olsa tamam derim de en mainstream alanda, para çarklarının döndüğü bir sektörde bu çıkış ve uygulama komik hatta ironik bence)

Daha bir sürü neden sayılabilir. YG nin açıklamasını, varsa nedenselliğini ve yapacağı hamleyi merak ediyorum. Sonuçta bu  ticari bir sektör.

Gelelim bu yazıyı yazma amacım olan verilen tepkilere;

Şimdi insanların beğenmedikleri ve eleştirdikleri bir konuda ya da değer verdikleri kavramlara hakaret oluşturan noktalarda tepki vermesi insanların en doğal hakkı. Bunu kabul etmemiz gerekir.

Din/inanç meselesi çok ince bir konu ve bu hassasiyet çok derin bir mevzu. Niyetim derin derin buna girmek asla değil. Çünkü bu hassasiyetin olumlu ve olumsuz çok fazla alt metni var.

Hashtagde okuduğum tepkilerden bazı grupçuklar yaptım. (Türkçe ve İngilizce olanları baz alıyorum. Öncelikle derdini makul bir şekilde anlatan kişileri tenzih ederim.

1- Küfürler- hakaretler -tehditler grubu

Şu grubu ben hiçbir zaman hiç bir konuda anlayamadım. Beğenmediği bir şey mi yapıyorsun, sana nedenini söylemeye zahmet etmeden basıyor küfürü, tehdidi. Ama güzel arkadaşım tepki böyle verilmez. Karşındakine bir şey böyle anlatılmaz. Sadece bu konuda değil başka konularda da bu şekilde davranırsan haklıyken haksız duruma düşersin, nefret toplarsın.

Şimdi millet tehditlerini yağdırırken araya troller de karıştı doğal olarak. "Barıştan bahseden dinin elemanlarına bakın, tehditler yağdırıyorlar. " -" siz ancak cihad için adam öldürürsünüz" falan... Çok büyük bir dalaşma olmadı iyi ki, bunları da ciddiye almaya gelmez 21. yy da.

Dert varsa derman da vardır. Boş hakaretlerden uzak durun, güzel güzel anlatın derdinizi. Bir sorun bakalım ne yaptıklarının farkındalar mıymış? Ya da niye yapmışlar? Sample ı nereden almışlar? ...

Bir de Türkçe hakaret yağdıranlar var. Şimdi arkadaşım sen 10 tane içeriği saçma sapan olan Türkçe  tvit atmışsın, onun ne değeri var? Madem derdini hem karşı tarafa hem de konuyu takip edenlere anlatmak istiyorsun o zaman içeriği düzgün, İngilizce tweetler gönder. İngilizce bilmiyorsan sağına soluna sor en olmadı google translate e başvur. rezalet olabiliyor ama yine de attığın Türkçe tvitlerden daha verimli olur.

Bu Türkçe tvitler kızgınlığın ve öfkenin anlık boşalımı olabilir hadi ona tamam ama birbirinizi iyice gaza getirip lince doğru gidiyorsunuz. Bu konuda firma ve şarkıcı tarafından yapılan doğrudur demiyorum, ayıp etmişler ama kendi aranızda gaza gelip linç kültürü yaratmanız sizi sonuca götürmez. Sadece öfkenizi kusmuş olursunuz, o da bir süre sonra unutulur gider, suçlu yine siz olursunuz. Tepki ile linci karıştırmamak lazım.

Yine sevmeyin, protesto edin, dinlemeyin, tepki gösterin, birini çok sevip takdir ederken gerekli gördüğünüzde sonuna kadar eleştirmekten de kaçınmayın, mesaj atın  ama duygusal davranmaktan öte akılcı ve sonuç alıcı hamleler ve davranışlarda bulunun.

2 - Neden hep Müslümanlar? kafası yaşayanlar

Uhhh bu bölüm çok derin, sayfalarca yazı yazılır. Yazarken sıkılırım. Onun için kapsamı müzik ile sınırlandırayım. Şimdi K-pop içinde daha önce de  Müslümanlara yönelik bir iki davranış oldu bildiğim kadarıyla. Fakat inanç ile ilgili provakasyonlara ters cevap veren gruplar da oldu.

Sorunun genel olarak müzik içinde cevabı; Hayır arkadaşım. Müzik tarihinde ve tarzlarında sadece Müslümanları rencide edilecek tavırlara girişilmiyor. İncil' den ayetler de pek çok tarzda müziğe çeşitli şekillerde konu ediliyor. Bu konuda içiniz rahat olsun. Ha bu demek değil ki ona yapılıyorsa buna da yapılsın. Kimseye, Müslümanına da, Hristiyanına da, Yahudisine de, Budistine de  saygısızlık yapılmasın. Böyle bir olay olduğunda en fazla tepki Müslümanlardan geliyor bu da başka bir gerçek. Müslüman toplum bu konularda daha katı.

Sanatın diğer kollarında da daha hoşgörüsüz ve tepkilerinde ne yazık ki aşırılıktan kaçınmayabiliyorlar.

Benim gözlemlediğim kadarıyla İslam, dünyada Müslüman olmayanların anlamakta en fazla  zorlandıkları din. Bunun çeşitli sebepleri var. Farklı ülkeler, farklı anlatım ve uygulamalar, farklı açıklamalar ve bazı konulara verilen çığırından çıkmış tepkiler insanların kafasını karıştırıyor.

Ayrıca dünyada insanlar kendilerine inançlarıyla kimlik biçmekten ziyade öncelikle bir birey olarak değer biçiyorlar.

3 - Saygı duyulmak zorunda yoksa gösteririz!!!

Aynen bu tonda atılan pek çok Türkçe ve İngilizce tweet vardı. Saygı beklemek normaldir ama aynı ölçüde sen de saygı göstermelisin.

Bu tonu ve tavrı oldukça kaba ve ikiyüzlü bulduğumu söylemem lazım.

- Herkesin herkesin inancına saygı duyduğu bir dünyada yaşamayı eminim hepimiz çok isteriz.

- Eğer saygı bekliyorsan aynı ölçüde sen de başkalarına karşı saygılı olmasın.

- Tek taraflı bir talep ve talebin ardına göz dağı yerleştirmek hoş değil.

- Bu şekilde davranırsan beklediğin ve istediğin saygıyı bulman zor.

Bu daha uzar gider de yeter bu kadarı.

4 -Susarsak bizi daha çok ezerler/dinden bahsediyoruz bu herşeyin üzerinde

Bir çağrı, bir feryat. Birbirini iteklemek  için bir söz.  Kalabalık olmak ses getirir tabii ki ama toplanacağız diye güruh halinde hareket etmekten birey olmayı unutmamak gerekir.

Bu olaya tepki gösteren arkadaşların günün birinde başka bir inanca saygısızlık yapmayacağına inanmak istiyor, benzer şekilde başka bir inanca ya da inançsızlığa  saygısızlık yapıldığında empati kurarak yine aynı tepkiyi vermelerini  umuyorum.

Ve beni genel anlamda rahatsız eden bir noktayı daha eklemek istiyorum. Yine lütfen herkes  üzerine alınmasın ama "Dinimiz", "Dinden bahsediyorlar", "Müslümanlık" kelimelerini kullanan arkadaşlardan ricam (altını tekrar çiziyorum, sadece bu konuya has değil) , bu kelimeleri bu kadar rahat ağzınıza alırken ve  tepkilere koşarken öte yandan biraz zaman ayırıp şiddetle savunduğunuz bu konular hakkında bilgi edinerek, kendinizi bu konularda bilgilendirin, geliştirin  ki derdinizi anlatırken kulaktan dolma bilgilerle basmakalıp açıklamalarda bulunup komik nedensellikler sunmayın.

"Illüminati", "Kore Şehitleri", "Müslümanın Müslümandan başka seveni yoktur" vs..   üzerinde durmaya gerek yok sanırım.

Ben burada tepkilere çıkıştım ama yine belirtiyorum yukarıda yazdıklarım hakkında   pek çok insanı tenzih ederim.

Tepkiler içerisinde benim gördüğüm üç talep vardı; parçanın o bölümünü sil, bu parçayı sil, özür dile. Herkes ayrı telden çalıyordu ama ortak bir sonuca varılmıştır şu anda belki, bilmiyorum.


Bu arada ticari bir sektör falan dedim ya. Günün çakalını aşağıdaki tweeti nedeniyle SM Entertainment ilan ediyorum :)




************
Buraya kadar okuyan varsa yukarıdaki yazıdan bağımsız olarak gerçekten merak ettiğim ve paylaşmak isteyen olursa yorumları ve düşünceleriduymak istediğim için sormak istiyorum.

Eğer CL bu parçaya ayet işini hiç karıştırmamış olsaydı fakat şarkının sözleri şöyle olsaydı;

"tüm dinler bir oyuncaktır
bizi uyandırmak için söylenen ninnidirler"

gibi mesela. Tepkiniz nasıl olurdu?

1 Mart 2014 Cumartesi

On His Majesty's Secret Service: Dai Noi Muk Taam



2009 yılından kalma  Hong Kong yapımı On His Majesty's Secret Service' in yönetmeni Wong Jing. Kendisi aynı zamanda yazarı olarakta yer almış filmde. Oyuncu listesi umut vaat edici.  Louis Koo, Barbie Hsu, Tong Dawei, Liu Yang gibi.

Yaklaşık bir buçuk saatlik bir komedi filmi olmakta kendisi ancak izlemek isteyenlere benim tavsiyem beklentilerini fazla yüksek tutmamaları zira beklentileri karşılayacak bir yapım olmaktan oldukça uzak.
Adından da anlaşılacağı gibi bir adet imparatorumuz ( karizmadan uzak ve salak) var. Kendisi ve sarayı korumakla görevli 12 tane muhafızı var. Bunların içinde yer alan İmparator köpeği kung fu yetenekleri yerine zekası ve buluşları ile oluşan tehditleri savuşturmakta. Nişanlısı Fait yani Barbie Hsu' da evlenmek için çocukcağıza bastırmakta. Sonra imparatoru öldürmek isteyen kötü adamcıklar var falan...

Ben filmde pek eğlendiğimi söyleyemem.



Louis Koo bu sefer bu tarz bir filmde yer alarak oyunculuğunun farklı bir yönünü ortaya koymak istemiş sanırım. Kendisini bu tarz bir filmde görmek pek alışıldık bir durum değil. Filmin kötülüğüne karşı yine de performansı iyi. Barbie Hsu, sanırım ben bu kadından hoşlanmıyorum, histerik ve şımarık Faith rolünü filmin basitliği ve kafa şişirmesi sayesinde başarıyor. Bir de bir iki sahnede pozları göz alıcı itiraf etmek gerekirse. Filmde bana göre en oturmuş karakter İmparator kaplanı, Tony Dawei göze pek batmıyor.

İmparatora salaklığı ve sevimliliği nedeniyle bir lafım yok. İlginçtir filmdeki en sevimli canlı olabilir kendisi. İmparatoriçe zaman zaman eğlenceli olabiliyor.

Çekimler yaratıcılık ve estetikten uzak. Kullanılan görsel efektler iç bayıcı ve bana kalırsa her şeyi daha da kötü yapıyor. Film bütününde bir estetikten sanırım bahsedemeyeceğim. Tüm bunlar komedi filmi olan bu yapımın zaman zaman komik olabilme potansiyeli olduğu gerçeğinin önüne geçmemeli ancak bir bütün olarak bana kalırsa zaman kaybı.

24 Şubat 2014 Pazartesi

PRICELESS: Bir J-Drama



2012 de yayınlanmış bu 10 bölümlük dizide Takuya Kimura, Kiichi Nakai, Karina, Naohito Fujiki gibi isimler yer alıyor. Hani zaten Takuya Kimura var fazla söze gerek var mı bilmiyorum. Şahsen oyuncu olarak çok beğendiğim bir isim olduğu için yer aldığı dizilere gözümü kırpmadan atlama potansiyeline sahibim.

Miracle Thermos adlı şirkette yıllardır çalışan Fumio Kindaichi' nin hayatı şirketin genel müdürünün ölümünün ardından aniden değişir. İşten atılır, evini kaybeder, cep telefonunu düşürür. Bir anda hiç bir şeye sahip olmayan bir fakir olarak ortada dımdızlak kalır.

İyimser, girişken ve etrafındaki insanlar tarafından sevilen bir insan olmasına rağmen zor günler kendisini bekler ya da biz öyle sanırız. Aynı iş yerinde çalışan bir iki kişinin de kendisine katılmasıyla hayatını yeni baştan yaratır bir nevi.

Öncelikle çok eğlenceli ve kesinlikle izlenmeye değer bir dizi olduğunu söylemeliyim.
Karamsar gözüken konusuna rağmen gayet aydınlık ve keyifli. İnsanı oradan oraya sürükleyecek potansiyeli var :) Affetmek, geçmişe takılı kalmamak, hayatı geleceği dönük yaşamak ve andan keyif almayı kim istemez ki.



Takuya Kimura ve Kindaichi karakteri hakkında yorum yapmayacağım, bence gerek yok.

Kiichi Nakai, Moai olarak çok başarılı bir iş çıkarmış kanımca. Adamın çok hakkını yiyorlar ama tam bir ara bulucu. Her ekibe bir tane lazım kendisinden.

Nikaido, iyi hoş ara ara sinir bozucu olabiliyor ama yine de kafa bir karakter sayılır.

İki velet ve ev sahibesi zaten dizinin olmazsa olmazlarından.

Dizide Zaizen karakteri bambaşka, anlatılmaz izlenir. Oyuncuyu gerçekten takdir ettim :))

Pek çok güzel&hoş sahne, günlük hayatta kaçırdığımız duyguları nazikçe ortaya atan bölümler var. Ama bir tanesi var ki bana kalırsa bir efsanedir. Bin beş yüz çalışanın sadece bir gün içinde örgütlenerek aynı anda istifayı basıp gittikleri sahne beni benden aldı. Tüm şirket sahiplerini alıp izleteceksin bunu ibretlik olarak :) Sanki anlamazlar ama neyse...

Çok keyifli dizi...

20 Şubat 2014 Perşembe

Terk Edilmiş ve Yalnız...



Bu tekneyi böyle gördüğümde çok üzülmüştüm.

Terk edilmiş ve gayet yalnız gözüküyor.

Sanki eski günlerini özlemle anarmış gibi...

26 Ocak 2014 Pazar

Saving General Yang üzerine...



Yönetmeni Ronny Yu olan bu 2013 yapımı filmi uzun süredir merakla bekliyordum. Film Çin tarihinde yer eden Yang ailesi üzerine kurulu. Tarih konusunda uzman değilim ancak bildiğim kadarıyla Yang ailesi Song İmparatorluğu döneminde sınırı gelen saldırılardan nesiller boyunca koruyorlar. Bedelleri ağır oluyor doğal olarak. Ailedeki erkek popülasyonu azalıyor. Bu ailenin göze çarpan bir diğer özelliği de kendilerine eş olarak çoğunlukla dövüş sanatları konusunda usta sayılabilecek kadınları seçmeleri.

Yine son zamanlarda Yang ailesini konu alan fakat sahada kadınları görebileceğiniz bir diğer film için Legendary Amazons' a buyrun.

Dönelim filme... General Yang (Adam Cheng) yine bir Khitan saldırısı nedeniyle imparator tarafından savaşa gönderilir. Ancak 7. oğlunun yaptığı bir hata nedeniyle tüm ordunun komutası kendisine verilmez, ön safların idaresi kendisine verilir. Savaş esnasında ana ordunun komutanı General Yang sıkıştırılmışken çekilir ve General Yang ve komutasındakileri Khitanlarla baş başa bırakır...

Haberlerin duyulması üzerine General Yang' ın yedi oğlu babalarını kurtarmak üzere savaşa gider. Gerisi filmde...

Yang' ın yedi oğlu için neredeyse bir Asya karması yaratılmış;

1. oğul: Ekin Cheng
2. oğul: Yu Bo
3. Oğul: Vic Chou
4. oğul: Li Chen
5. oğul: Raymond Lam
6. oğul Wu Chun
7. oğul: Fu Xinbo

Karmaya gel karmaya...



Gerçek sayılan bir hikayeye dayandırılan ve görkemli bir kadroya sahip olan ve merakla beklediğim film ne yazık ki benim beklentilerimi karşılamadı.

Bir seslendirici ya da anlatıcı kullanılsaymış tam olarak belgesele dönüşebilirmiş en azından. Düz kurgu, düz hikaye, olmayan bir alt metinle herşey olması gerektiği gibi başlayıp tarihte varsayılan şekliyle bitiyor.

Yelu Yuan (Shao Bing) en azından eksantrik bir karakter olarak görünüyor da filmin sonlarına doğru nasıl sorusunu sorduruyor izleyene (spoilara girmemek için açmıyorum bu konuyu)

Aksiyon sahneleri ve dövüş koreografileri izlenmeye değer, hele bir mancınık saldırısı var ki görsel olarak bana kalırsa oldukça tatmin edici.

bu tarz filmlerden hoşlananların vakit geçirmek için izleyebilecekleri bir film bu arada filmin müzikleri Kenji Kawai' ye ait.

Son olarak gözüm Raymond Lam deydi ama Vic Chou ne olmuş öyle yahu :) ?

19 Ocak 2014 Pazar

BUSOU RENKIN: Bir Anime Macerası Daha...



Bu artık benim klasik cümlelerimden bir tanesi oldu ama ciddi anlamda durumum bu, yapacak bir şey bu.

Günlerden bir gün yine ne izlesem ne izlesem diye dolaşıyordum ki bu 26 bölümlük animeyi izlemeye karar kıldım biraz tereddütle. Mangakası Nobuhiro Watsuki ( Rurouni Kenshin' in mangakası) olan serinin tanıtımlarının çoğunda serinin bir kısım Bleach' e bir kısım Full Metal Alchemist' e benzediği yazıyordu. Aslında hem çekici hem de endişelenecek bir durum ya bir de bu gözler izlesin diye başlayıverdim işte...

Sonda yazmam gerekeni başa alarak devam edeyim; izlediğime pişman olmadım aksine gayet hoşuma gitti bu seri.

İzleyen başlangıcının neden Bleach' e benzediğini hemen anlayacaktır zaten. FMA ya benzetilmesinin nedeni ise ana malzemenin simya olması, felsefe taşından, homunculuslara uzanan bir yelpazenin izleyeni beklemesinden kaynaklanıyor.

(Serinin açılış parçası Yoshiki Fukuyama' dan Makka Na Chikai. Şöyle bir videoyu buraya ekleyeyim.)




Karakterlere bakmak gerekirse;

Muto Kazuki: Serinin esas oğlanı. Kız kardeşi ve arkadaşları ile okulun yurdunda yaşamaktadır. Kardeşiyle özellikle espri anlayışı konusunda feci benzerlik gösterir. Etrafımdakileri korumalıyım motttosuna sahip bir insan olarak simya savaşçılarına kadersel olarak katılmış olur. Eğlencelidir, inatçıdır, sevilesi bir karakterdir bana kalırsa.

Tsumura Tokiko: Serinin diğer ana karakteri. Kazuki ile rastlantısal şekilde denk gelirler ama bir şekilde hayatları aynı rotaya girer. Soğuk bir insandır ve cıvık anime kızlarına benzemez. Geyiğine sinirlenince sevimli oluyor ama şimdi. Anladığım kadarıyla kendi kurumu içinde kendisine yanık pek çok oğlan var :p Ama Tokikocuğun bu taraklarda bezi yoktur.

Captain Bravo: Her şeyden önce çok eğlenceli bir amca bu genel anlamda. Bravo kelimesini söyleyişi pek hoş. Söz konusu iş olunca ise kendi bildiğinden şaşmayan biridir kendisi. Serideki en sevilesi karakterlerden biri olabilir.

Pappillion  diğer adıyla Pappi... yok böyle bir şey. serideki favorim olabilir kendisi. Serinin eğlence anlayışı içerisinde Pappi nin yeri ayrıdır. Hem ciddi hem geyiktir.O elbisesine sadakati ve ona sevgisi insanı öldürür. Pek çok karakterden daha derin görür esasında ama zaman zaman ortamın şebeği olmaktan kurtulamaz.  Pappi anlatılmaz yaşanır.

Aslında daha çok fazla karakter var. Yurttaki çocuklar, simya ordusunun bireyleri, Dr Butterfly ve adamları, ikizler vsss ama üşengeçlik yapıyorum şu anda.

Anlatımı ile birlikte dozunda eğlencesi ve neşesiyle ve ilginç karakterleriyle birlikte bana kalırsa izlenesi bir seri...

(Serinin ilk kapanış parçası Jyukai - Hoshi Akari)

12 Ocak 2014 Pazar

Lucky Seven: 10 bölümlük bir J-Drama



2012 de yayınlanan Lucky Seven 10 bölümlük bir Japon dizisi.

Jun Matsumoto, Eita, Nanko Matsushima, Yo Oizumi, Riisa Naka gibi isimleri barındıran, tadında kıvamında bir yapım olmuş.

Lucky Dedektiflik bürosu, kendi çapında bir  bürodur.

Çok büyük ya da ciddi işler yerine karısını kocasını takip ettirenler ya da polisin ilgilenmediği kayıp işleriyle uğraşırlar. Müşteri portföyü genelde bu şekilde. Shuntaro Tokita (Jun Matsumoto) izlenenken kaderin cilvesi sonucu bu ofisin bir çalışanı oluverir. Uzun zamandır işssiz olduğundan, Nitta (Eita Nagayama) ile atışmak hoş geldiğinden işini ciddiye alır.

Gelen davalara el birliğiyle bakarken aslında arka planda işleyen ve tüm ofisi ilgilendiren bir olay da bu esnada önlerine çıkıverir.



Şu Japon dizilerini bu yüzden seviyorum, ne abartılı dram ne cıvıklık ve net bir final. Bu da bu kategoriye giren dizilerden bence.

Genel anlamda eğlenceli ve komik, arka planlar zaman zaman duygusal, aksiyon sahneleri az ama öz.

Tüm kadro bütün olarak iyi iş çıkarmış. Jun Matsumoto olayı iyi götürmüş. -yiğidi öldür hakkını yeme - ancak bana kalırsa yıldız Eita' nın  Nitta karakteridir. Nitta çok eğlenceli bir karakter olmasının yanında 10 bölümde hep aynı kıyafetleri giyerek bir rekora imza attı kanımca :) Ayrıca saç baş ancak son bölümde düzeldi onu da az görebildik.



Ayrıca havayolunda çalışan kadınla hem dalga geçtim hem de kendisine imrendim. O nasıl bir iş ciddiyetidir, nasıl derin düşüncelerdir!!

Bunları diziye tam üç kere başlayan  ancak üçüncüsünde sonunu getirebilmiş biri söylüyor:)

Bir de special olarak film  çekmişler. Dizi kadar eğlenceli aynı zamanda geyik ama diziyi seyretmiş olanlar ve sevenler kaçırmasın.

Ben sevdim dizi ve filmi, hastayken ayrıca iyi geliyor...

5 Ocak 2014 Pazar

Changmin: More Than Words



90' ların en bilinen ve en hoş parçalarından bir tanesi muhtemelen Extreme' in "More Than Words" üdür.
Sözler, müzik, uyum, yarattığı hava nedeniyle akılda kalan klasiklerden bir tanesidir bana kalırsa...

Buyrunuz burada...



(klibi ilk izlediğimde beni vuran dergi okuyan, çakmak çakıp sallayanlar olmuştu :) )

Changmin' de elmış eline gitarını, atmış bacak bacak üzerine seslendirmiş bu parçayı.

Buyrunuz...



Yorum yapmıyorum... :)

2 Ocak 2014 Perşembe

Öylesine Bir 2013 Yazısı...


Heheh tabii ki 2013 ile ilgili ciddi bir yazı yazmam beklenemezdi ama esasında bu  kendi çapında blog içinde ne olmuş onu göstermesi bakımından ciddi sayılır :P

Hazır 2013 de fazla yazı yazmamışım o zaman 2013 ün en çok okunan 5 yazısını listeleyeyim dedim. Sonuçlara ben de biraz şaşırdım gerçi :)

2013 ün en fazla okunan ya da görüntülenen diyeyim yazısı aslında çekiliş yazısı olmuş o nedenle onu es geçiyorum.

Numara 5: A Battle Of Wits: Mo gong

Numara 4: Qin's Moon Sezon 2: Night End's-Daybreak

Buna ciddi anlamda çok şaşırdım. Kim okudu, kim etti? Bildiğim izleyen yok. İzleyen varsa beni bulsun muhabbet edelim.

Numara 3: Rolling In The Deep: SNSD

Tiffany' nin videosu gitmiş :( ama parçayı sevmemek elde değil :)

Numara 2: The Phantom Of The Opera: Çince (Mandarin), Japonca ve Korece

:)))

Numara 1: SS501 ve No Matter What

Açık ara birinci :))

Öyleyse birinciliklerinin şerefine SS501 den gelsin. Yine o parça!!  ama bayılıyorum elden birşey gelmiyor. (tamam, tamam çok sıkıcıyım biliyorum :) ))

SS501- Because I'm Stupid

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...