5 Nisan 2016 Salı

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım



Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.



Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU


Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Nisan 2016 Pazar

K Müzik: Favori 10 (İlk Üç Ay) I



Madem ilk 3 ay için Japonya'ya el attım o zaman bir Kore' ye de uğrayayım dedim. Bu liste, kendi dinlediklerim ve videosu olanlar içerisinden seçtiğim, ilk üç ay içinde en fazla dinlediğim parçaları kapsıyor.


10 - Chen and Punch - Everytime




Parça Descendants of the Sun' ın ost'undan. Diziyi izlemedim henüz o nedenle bir yorumda bulunamıyorum ama dizinin müzikleri çok hoş görünüyor.


9 - Jo Kwon - Crosswalk




Jo Kwon' un şubat tarihli bu parçası hoş bence.


8 -  Jang Jane - Don't You Know





Jang Jane' in bu parçası  Remember adlı dizinin ost' undan. Diziyi izlemedim ama güzel parça şimdi :)


7 -  Kim Jo Han - Like We' re Still in Love




Parça biraz 2015' e kayıyor olabilir bu nedenle bu parçayı biraz kayırmış olabilirim.


6-  Double S 301- Pain





Pain de bu sırayı aldı böylece.


Bu bölümün bonusu Benny Char' dan geliyor. Battle of Thunder Gods



Bu çok eğlenceli bir video bana kalırsa.




1 Nisan 2016 Cuma

JROCK Favori 15: İlk Üç Ay (I)




Neden böyle işlerle uğraşıyorum, anlamak benim için bile güç gerçekten ama (olur böyle şeyler diyerek kendimi teselli ediyorum)  ilk üç ay için JRock içerisinde yer alan en sevdiğim 15 parçayı listeledim. Doğal olarak kendi dinlediklerim ile sınırlı bu liste daha öncekilerde olduğu gibi, buraya eklenecek olması sebebi ile, videosu olan parçaları içeriyor.

O zaman sondan başlıyorum;


15 - THE ORAL CIGARETTES - Kyouran Hey Kids!!






Aynı zamanda Noragami Aragato' nun açılışı olan parça single olarak Kasım'da yayınlanmıştı. THE ORAL CIGARETTES' in Ocak tarihli albümünde de yer aldığı için bu listeye dahil oldu. Ve evet, Noragami Aragato'yu sevdim. (Her ne kadar ilk sezonun daha iyi olduğunu düşünsem de...)


14 - Pentagon - Shounen Waltz



Pentagon bir visual kei grubu. Shounen Waltz, grubun Ocak tarihli albümünde yer alıyor.


13 - BURNOUT SYNDROMES - Fly High!!





Burnout Syndromes, 2005 çıkışlı bir grup. Fly High!!, Haikyuu' nun 2. sezonunun açılış parçası. Güzel parça ve evet Haikyuu candır.


12 - R- Shitei - Hachijuuhachi Kasho Junrei





R- Shitei, 2007 çıkışlı bir visual kei grubu. Bu parça Mart ayında çıkan aynı isimli single'dan. Eğleniyorum.


11 - Matenrou Opera - Pandora




Grubun son albümü Chikyu' da yer alıyor Pandora. Matenrou Opera iyidir, güzeldir.




Bu bölümün bonus parçası Galneryus' dan gelecek. Raise My Sword




Galneryus  son albümü Under The Flag Of Courage' ı Aralık' ta yayınladı. Parça bu albümde yer alıyor. Albüm güzel bir albüm, uzun zamandır bir albümü dinlerken bu kadar heyecanlanmamıştım. Galneryus' un bir önceki albümü VETELGYUS, güzel bir albümdü. Bu albümde yer alan iki parçayı özellikle çok beğenmiştim. Bunlardan ilki enstrümental bir parça olan The Voyage idi, diğeri ise Attitude to Life. Attitude to Life aynı zamanda  Donten ni Warau' nun kapanış parçası olarak kullanıldı. Daha sonra aynı isimli single olarak yayınlandı.


Under The Flag Of Courage' ı bütün bir albüm olarak beğendim. Albümün girişi ayrıca heyecan verici. Bu öznel bir durum da olabilir zira albümü ilk dinlediğim seferlerde  nostaljilere sürüklendim. Ne bileyim, sabahları okula gitmek için otobüse koştururken Stratovarius'un High and Low' undan  motivasyon aldığım ve  mutlu olduğum günler, Shadow Gallery' nin Tyranny' si ile aşk yaşadığım dönemler, Queensryche' in Operation Mindcrime' nı her boşlukta kulağıma soktuğum zamanlar ve daha nicesi  aklıma geldi birdenbire... Öyle işte, türün meraklıları bu albüme bir göz atmak isteyebilir bence.

27 Mart 2016 Pazar

Monster Hunt (捉妖记) : Şirin Bir Çin Filmi






Monster Hunt 2015 yapımı bir Çin filmi. Filmin yönetmeni Raman Hui. Oyuncuları içerisinde Jing Boran, Bai Baihe, Eric Tsang, Wallace Chung , Jiang Wu gibi isimler yer alıyor.


Monster Hunt orijinal, yenilikler getiren bir film değil. Hikayesi bile klişe. İşte insanlar dünyası var bir de canavarlar dünyası var. Canavarlar, insanların dünyasına geçmiyor. Geçseler bile insan tarafında canavar avcıları var, işleri bu kaçak canavarları yakalayıp, öldürmek.




Günün birinde canavar aleminde, canavarlar kralı tahtından edilir ve tüm bakanları falan öldürülür. Yeni kral doğal olarak hamile olan eski kraliçenin ve doğmamış çocuğun da ölüsünü ister. Bu durum karşısında kraliçe karnında çocuğu insanların dünyasına kaçar ama peşinden kendini öldürmek için canavarlar gelmektedir. Sadık taraftarları da kraliçeyi korumak için ellerinden geleni yapmaktadır. Kraliçe en sonunda oğlunu, köyde gördüğü Song Tianyin' e emanet eder. İşte ufak bebek hem canavar avcılarından hem de canavarlardan korunmak zorunda kalır.

Monster Hunt için söyleyebileceğim tek şey çok sevimli olduğu.

Mesela bu eğlenceli bir sahne;





Film, Çin' de gişe rekorları kırmış. Gerçi daha sonra netizenler, bilet satışlarında hile yapıldığını ve yapımcı şirket tarafından şişirildiğini iddia etmişler ama bilemiyorum..




Film, eğlenceli vakit geçirmek için ideal.

25 Mart 2016 Cuma

KELİMELER YETMEZ: Zhang Jie





Beijing doğumlu yazar Zhang Jie' nin bu romanı Galata Yayıncılık tarafından okuyucular ile buluşturulmuş. Roman Çince'den değil,  çevirmen Nezaket Saraçoğlu tarafından İtalyancadan Türkçeye çevrilmiş.  Çevirmen notlarına göre Zhang Jie, kitabı İtalyancaya çevrilebilmesi için yeniden düzenlemiş.



"Yirminci yüzyıl Çin' inin trajik destanını anlatmak için yeteri kadar sözcük yok. Buna rağmen, güçlü bir toplumsal bilince sahip bir sanatçı olarak, kendimi, bunu denemeye mecbur hissettim"


Zhang Jie




Roman  arka plan olarak 49 Devrimi öncesindeki çatışma ve karışıklıkları ardından sonrasına ait oluşan beklentileri ve gerçekleşenleri kullanmış. Tüm bu tarihsel süreç içerisinde toplumda her zaman soru işareti oluşturmayı başarabilen yazar Wu Wei' in, parti üyesi olan Hu Binchen ile olan çalkantılı ilişkisi ve evliliği ve Wu Wei' in deliliğe uzanan hayatı konu ediliyor. Bununla birlikte aslında Wei ailesinin üç kuşak kadınlarının hikayeleri ve şartları ortaya konuyor.



" Her varoluş olayının kaçınılmaz seçimler sonucu olduğunu ve insan varoluşunun, kaderin adım adım oyunlarından öngörülebileceğini o zaman anladı"




Wu Wei' in annesi ile olan bağı, annesi ve anneannesinin sosyal şartlar ve olaylar altında ezilirken bile evliliklerinde takındıkları uysal tavır, Wei' in kişiliğine bağlı olarak toplumda bir türlü saygı görememesi, parti üyesi Bingchen' e duyduğu saygı ve aşk nedeniyle tüm tepkilere rağmen onunla evlenmesi, bu evliliğin getirdiği sonuçlar ve insanların hem bireysel hem toplumsal değişimleri  kronolojik bir sırayla sunulmamış kitapta. Özellikle ilk bölümler okurken birbirinden oldukça kopuk geliyor.



"Geçmişte olduğu gibi bugün de savaş bu. Büyük olasılıkla, gelecekte de böyle düzensiz ve rastgele savaşmaya devam edilecek. Bir güç tekelinin menfaatleri için öldürülen binlerce insan..."




Wu Wei' in hikayesi arkada gelişen tarihsel süreçten ve karmaşık toplum ilişkilerinden bağımsız olarak düşünülemez. Bu süreç Wei kadar binlerce insanı dolaylı ya da direkt olarak etkiliyor. Parçalanan aileler, kavgaya tutuşan dostlar, yıllarca tutku ile savunulan ideallerin sonucunda yaşanan hayal kırıklıkları, binlerce ölüm, sefalet çeken, oradan oraya sürüklenen insanlar ve hayatlar... Hangi cepheden olursa olsun yıllar süren mücadelenin sonunda kendi kendini aldattığını düşünen ya da hayatını boşa harcadığı sonucuna varan yüzlerce insan...



Kitabı uzun bir süreçte okudum. Gittiğim bir gezide kitabı orada unuttum sonra kitap bir şekilde bana geri geldi. Araya başka işler girdi derken açıkçası elimde biraz süründü o nedenle üzerinde çok yorum yapmam ya da akıcı bulmadım demem ne kadar doğru olur bilemiyorum. Kitap gerek tarihsel gerek sosyolojik gerekse bireysel katmanlarıyla dolu bir kitap ancak akıcılık konusunda bana kalırsa sıkıntılı. Zaman zaman bölümleri birleştirmekte ya da zaman atlamalarını takip etmekte insan zorlanıyor. İlk bölümlerde oldukça zorluyor. Bana kalırsa ancak sonlara doğru toparlıyor.



Bunun dışında Çin tarihini bilmem, karışık gelir o nedenle okuyamam gibi bir çekinceniz varsa kitabın başında 1911 İhtilali nedir,Kurtuluş Hareketi, Tarım reformu  gibi konularla ilgili kısa bir açıklama konulmuş.

21 Mart 2016 Pazartesi

OUROBOROS : J Drama




Kanzaki Yuuya' nın mangasından uyarlama olan 10 bölümlük Ouroboros' a başlarken,  Ikuta Toma ve Oguri Shun' un yer alması dışında dizi hakkında  fazla bir bilgim yoktu. Sonuç olarak dizi benzer bir konuya sahip Maou' dan sonra bu tarzda en  beğendiğim dizi oluverdi. Gerçi Maou, Kore yapımı Devil' in Japon adaptasyonuydu ancak Maou' yu The Devil' e göre daha derli toplu ve daha akıcı bulmuş, daha çok sevmiştim.


Oguri Shun ve Ikuta Toma' nın dışında dizide Juri Ueno, Yo Yoshida , Kenichi Takito, Kotaro Yoshida gibi isimler yer alıyor.


Danno (Oguri Shun) ve Ryuzaki ( Ikuto Toma) bir yetimhaneye yerleştirilmiş yetimlerdir. Ne yazık ki çok değer verdikleri öğretmenleri  bu yetimhanede bir gece bazı adamlar tarafından öldürülür ki buna bizzat şahitlik eden Ryuzaki' dir. Olayın üstü polis tarafından örtülür, Danno ve Ryuzaki gördükleri her şeyi unutmaları için uyarılır.


Yıllar içinde Ryuuzaki polis olur, Danno ise yakuza saflarında kendine yer edinir. İkisi de amaçları doğrultusunda kariyer basamaklarını hızla çıkmayı ve polisi bile yönlendiren, bu olayın arkasındaki kişileri ve özellikle öğretmenlerini  öldüren adamı bulmayı hedeflemektedirler. İntikam planları doğrultusunda ilerlerken kendi çaplarında ya da kendi açılarından adalet arayışlarını da sürdürürler.







Ikuta Toma aptal ayağına yatan, hafif sakar, sıcak kanlı görünen ancak zaman zaman müthiş bir karanlığa sahip olabilen Ryuzaki'yi götürmüş. Gerçi dizinin akışı iyi olduğu için çok kastırmasına da gerek kalmamış. Ortağı ile ilişkisi, müthiş şefleri ve diğer iş arkadaşlarının yaklaşımı nedeniyle içten içe yaşadığı çelişkiler konusu var gerçi. Bu durum diziye ayrı bir derinlik katıyor.







Oguri Shun, genç yaşında yakuza arasında kendine isim edinmiş zeki ve yetenekli bir mafya üyesi  Danno rolünde.  Kendi nedensellikleri, Ryuzaki ile olan ilişkisi, amacına olan bağlılığı gibi etkiler karakteri zenginleştirirken diziye derinlik sağlayan öğelerden. Danno' nun yoooosh deyişi ve her hafta farklı bir karakter özelliğine bürünmesi eğlenceli öğelerden ayrıca bunun sağ kolu Fukamachi her insana nasip olmaz, söyleyeyim.


Ha, bunun dışında ben bu ikisini birlikte izlemeyi seviyorum nedense...


Juri Ueno, Ryuzaki' nin ortağı, babası teşkilatın üst mevkilerinde bulunan, başarılı bir polis olan Hibiko rolünde iyi iş çıkarıyor.  Hibiko bir karakter olarak güçlü iradeye sahip, belli çizgileri olan, babasıyla sorunlu, zaman zaman sinir bozuculuk dozu yükselen  bir karakter. Çizgileri net olan birinin Ryuzaki ile ilişkisinin kırılma noktaları olacağı zaten tahmin edilebilir ancak dizi bunun ardındaki öğeleri hoş bir şekilde sunuyor.






Değinmeden geçemeyeceğim bir karakter var ki kendisi detektif Chono ( Kenichi Takito). Bu karakterin iç güdüleri inanılmaz güçlü hani görseniz kendisinden beklemezsiniz. Ve kendisinden beklenilmeyecek, kararlarını üzerine kurduğu bir algısı var.


Şef Mishima' nın elemanları üzerindeki tavrı ve teşkilata tepkileri, Tachiba' nın sürekli tetikte olması, teşkilatın içinde dönen çekişmeler, karanlıkta gelişen süreçler dizinin akıcılığını arttırırken  dizinin atmosferine katkı sağlıyor.


Dizi içindeki müzikler güzel, açılış ve kapanış parçası olan Arashi' nin Sakurası'na da lafım yok ancak son bölümde olmamış o parça...  Bir an yabancılaştırma öğesi hahahaha diye düşünüp saçmalamışlığım dahi var kendimi ekrandan çıkarabilmek adına.


Ouroboros, mitolojide kendini kuyruğunu ısıran bir yılan şeklinde tasvir edilen bir simge. Bu simge, sonsuzluğu, döngüselliği ve yeniden doğuşu temsil ediyor. Dizi ismini Ryuzaki ve Danno' nun çok sevdiği öğretmenlerinin boynunda taşıdığı- yanlış hatırlamıyorsam - kuyruğunu ısıran iki yılanın yer aldığı kolyeden alıyor. Bu simge nedeniyle çocuklar kendilerini çift ejderhalar olarak adlandırıyor. Bu simgenin diziye ya da dizinin ourobos' a olan çok yönlü bağlantısı oldukça hoş.


Ben diziyi beğendim hatta belki zamanım olursa ya da izleyecek başka bir şey bulamazsam tekrar izlemeyi düşünüyorum. Dizinin ilerleyişinde ve aslen arka planındaki dramatik öğeler yoğun olmasına rağmen bunun dozunu belli bir çizgide tutmayı başarmışlar ve olaylara olan bakış açısının farklı noktalardan gösterilmesini ve izleyenin bunu değerlendirebilmesini sağlayabilmişler. Bu açıdan başarılı. Herhangi bir spoilera mahal vermemek adına detaya girmeyeceğim. Her ne kadar mangadan uyarlanmış olsa dahi - ki ben mangayı okumadığım için mangayı değerlendiremiyorum- böyle bir konunun bizim senaristlerin eline geçmesi durumunda her bölümde göz yaşı ve ajitasyonun eksik olmadığı, izleyeni travmalara sürükleyen, her bölümde bir karakterin depresyona girdiği ve yarım saat bu depresyon ve etkilerinin gösterildiği, farklı bakış açılarının kaybolduğu, en dipteki adalet algısının klişeleştirildiği hatta yok edildiği bir 100 bölüme dönüşebileceğini dizi izleyemeyen şu halimle tahmin edebiliyorum.


Neyse, izleyecek bir dizi arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.


(Dizinin ost'undan, çook güzel)




8 Mart 2016 Salı

The Legend Of Qin (Qin's Moon): C Drama - İLK 10 BÖLÜM






 Bunun olması kaçınılmazdı. Qin' s Moon' un animesi özellikle Çin'de çok tutunca, dizinin de gelmesi bekleniyordu hatta biraz geç kaldılar. Nihayet 2015 yılında dizi yayınlanmaya başladı. Anime olarak Qin's Moon' u ben çok seviyorum. Şu anda animenin 5. sezonu yayınlanıyor ancak çeviriler bitsin diye henüz 5. sezona başlamadım. Oldukça meraklıyım çünkü özellikle 4. sezon hem çok heyecanlı hem de çok keyif vericiydi. Kurgu öyle bir açıldı ki nereden neyin geleceğini şaşırdım artık. Qin's Moon' u gözümde bu kadar iyi kılan kurgusunun ve olay örgüsünün çok iyi olması, çok fazla karakter barındırmasına rağmen bu karakterlerin neredeyse hemen hepsinin ilgi çekici, sevilesi olması. Karakterlerin bu kadar etkileyici olmasının sebebi ise arka planlarının iyi düşünülmüş ve detaylı olması ile birlikte bu karakterlerin gelişimi ve çizgiler arasında gidiş-gelişleri. Çünkü neden? Bu anime aslında Tayvanlı yazar Wen Shiren' in aynı isimli romanının bir uyarlaması.


Doğal olarak kitabı okumadım. Bu yazıyı yazdığım esnada ise dizinin 10. bölümünü devirmiş bulunuyorum. Bu arada sıkı durun, dizi tam 55 bölüm! Dile kolay biter mi  bitmez mi bilinmez ama başladık bir işe. Yazının ilerleyen kısımlarında romanı tam olarak bilmediğim için, anime ile diziyi kıyaslayacağım büyük ölçüde. Ha bu kimsenin umurunda olur mu? Muhtemelen olmaz çünkü artık bu seriyi izleyen tek kişi olduğuma inandım.


Animenin 5. sezonunu beklerken tükenmiştim, 5. sezon yayınlanmaya başladı bu sefer çeviri bekle derken artık sabır taşı çatladı. Bu esnada diziye temkinli yaklaşıyordum, açıkçası izlemeyi de pek düşünmüyordum hem 55 bölüm olması hem de uyarlamanın yaratabileceği hayal kırıklıkları nedeniyle  ancak dediğim gibi sabır taşı çatlayınca başladım izlemeye.


Söylenen ve anlatılanlara göre (aynı şekilde animeyi izleyince anlayabileceğiniz üzere) Qin's Moon çok detaylı bir hikaye. Pek çok fraksiyondan sayıca fazla karakter olay örgüsüne dahil oluyor. Bunların bir kısmının birbirleriyle çeşitli geçmişi var, bir kısmı birbirinden nefret ediyor, hepsinin amaçları hem farklı hem aynı, geçmişleri ve geldikleri yollar değişiklik gösteriyor vs... Animenin 7 sezon olması planlanıyordu bu nedenle detaylara daha rahat inebiliyor ancak dizinin hepsini olduğu gibi yansıtması beklenemezdi zaten buna kendimi hazırlamıştım. Dizi, hikayenin ana konusundan sapmadan, olay örgüsünde, karakterlerin bazılarında, karakterlerin ilişkilerinde ve en önemlisi geçmişlerinde bazı değişikliklere gitmiş. Kendi içinde tutarlı olsa bile bunların bazılarından ve bu oynamaların karakter yorumlarına etkisinden hoşlanmadığımı söyleyebilirim.


Kısaca özetleyeyim: Olaylar Ying Zheng' in kendini imparator ilan ettiği dönemde geçiyor. Çin' i birleştirmesi bazıları için iyiyken, çok fazla kan döküldüğü, çok fazla insan ve kültür bundan zarar gördüğü için bazı kesimlerce hoş karşılanmıyor. Bu kesimler geleceğin daha karanlık, kanlı ve acılı olacağını düşünüyorlar. Bunların içinde Mohistler de var.  Günün birinde Ying Zheng' e sarayında Jing Ke adında biri tarafından (bu adam en iyi kılıç ustalarından biri) suikast düzenleniyor ancak başarılı olunamıyor. Bunun ardından yıllar sonra, Ying Zheng' in, yani imparatorun, bir numaralı suikatçisi Ge Nie ( ülkenin en iyi kılıç üstadı olarak adlandırılıyor, tahmin edebileceğiniz üzere adam suikastçi üstelik İmparator adına çalışıyor, insanlık- her kesimden insan - bu adamdan nefret ediyor.) Tian Ming adlı bir çocuğu bulup, onu yanına alıyor. Suikastçilikten istifa ediyor, Tian Ming ile kaçmaya başlıyor. İstifa işleri öyle kolay değil tabi, İmparator buna ayar oluyor zaten çocuğun da peşinde, geyik bir yana tüm Qin Krallığı, Ge Nie ve Tian Ming' in peşine düşüyor. Bu çocuk için Ge Nie herkese meydan okumuş oluyor. Sonra olaylar gelişiyor ve gelişiyor...


Dizi olaylara dan diye giriş yaptı valla. Direkt bu suikast sahnesi ile başladılar. Aile bağlarını falan ortaya koydular. Topladıkları sürece sorun yok ama animede çoğunun bir süre saklandıktan sonra bulmacanın parçaları gibi yerine oturması daha hoş bir ele alış tarzıydı  ki çoğu da ortaya çıkamadı henüz. Neyse...

Diziye biraz saydırmak için karakterlere bakacağım biraz;


(Serideki Tian Ming)



(Canım benim)



(Dizi hali)


Tian Ming: Aslında serinin ana kahramanı, şapşiği bu arkadaş. Dizide Tian Ming' i Jiang Jin Fu canlandırıyor. Animeye göre daha yaşlılar doğal olarak. Babasının kim olduğunu animeye göre daha çabuk öğrendi.  Bana göre kesinlikle animedeki Tian Ming daha iyidir. -özellikle Tian Ming  ve Ge Nie ilişkisi - Bu yorum da dizinin kendi içeriğine göre fena değil. Animede Tian Ming'e zamanında Ying Yang Okulu tarafından bir lanet konulduğu gösteriliyor. Bunun etkileri nadiren görülüyor ve Okulun bunun ardındaki amacına değinilmiyor - en azından 4. sezonun sonuna kadar -.Dizide bu konuya direkt girmişler. Amaçları, Ying -Yang Okulunun ne olduğu açıklanmış. - ki doğru mu bilinmez - Tian Ming' in güçlerini kullanması da diziye eklenmiş.Yorumum yani işte....





(Gao Yue)



(Dizideki hali. Yalnız saç modelini denemek istiyorum)



Gao Yue (Yu Er): Karakter olarak işlenişi fena değil.



(Shao Yu' yu sevmemek mümkün değil zaten)


(Her zamanki gibi kardeşçe dalaşıyorlar))




(Dizinin Shao Yu' su)




Shao Yu: Animedeki Shao Yu, bir süre sonra Tian Ming' in en iyi arkadaşı oluyor. Her ne kadar birbirlerini rakip olarak görseler ve öyle görülseler de aralarında bir nevi kardeşlik bağı var. Shao Yu, omuzlarında ağır bir yük olmasına rağmen sıcak kanlı ve girişken karakter. Yaptığı her işte iyi, başarılı, akıllı, mantıklı bir çocuk olması onu kibirli ya da hırslı yapmıyor. Dizide Qin Jun Jie canlandırıyor bu karakteri. Dizi içerisinde en başarılı bulduğum iki karakter yorumundan bir tanesi bu.




(Ge Nie)




(Ge Nie)




Ge Nie: Animede Ge Nie, en iyi kılıçlar listesinde adı geçen ikinci kılıcın sahibi olan ülkenin en iyi kılıç ustalarından bir tanesi. En iyisi olarak biliniyor. Tian Ming' i neden yanına aldığı ve onu koruduğu bilinmiyor. (en azından 4. sezonun sonuna kadar) Jing Ke ile karşılaştığı ve O'na verdiği bir söz olduğunu bir kaç kez dile getiriyor o kadar. Jing Ke ile bir tanışıklığı vardır muhakkak ancak dizide gösterildiği şekilde kanka olduklarını pek düşünmüyorum o ayrı. Mohist Okulda bu adamı sevmiyor ancak Tian Ming' in ona olan bağlılığı ve Ge Nie aralarına geldiği andan itibaren Mohist Okul elemanlarını çoğu kez koruduğu ve kurtardığı için pek ses çıkarmıyorlar. Onlar için kapalı bir kutu Ge Nie. Karizmatik mi? Evet, Ge Nie serinin en karizmatik isimlerinden bir tanesi. Animeye göre Ghost Valley'de Gu ekolüyle eğitim almış iki kişiden bir tanesi. Geleneğe göre öğretmeleri hayatı boyunca sadece iki öğrenci alıp yetiştiriyor. Bunlardan biri Ge Nie diğeri Wei Zhuang. Bu iki öğrenci eğitimlerini tamamladıklarında ( her ikisi de dünyanın en iyi kılıç ustası oluyor) birbirleriyle bir final müsabakası yapmak zorunda, ölümüne. Kazanan üstat ünvanını, hakim gücü eline alıp hayatına devam edecek, ölen öldüğüyle kalacak. Animede her ikisini de yaşarken buluyoruz, anlaşıldığına göre Ge Nie bir nedenden dolayı bu düelloya girmekten vazgeçmiş ve niyeti de yok. Neden korkması da değil. Dizide ise Ge Nie' nin (ve bağlı olarak Wei Zhuang' ın) geçmişini farklı yorumlamışlar. Ge Nie' nin babasını paravanın ardına gizlenmiş, çok güçlü, ipleri elinde tutan bir organizasyonun lideri, Ge Nie' yi de onun varisi yapmışlar. Bu örgütün iki kolu var, Yaşayanlar kapısı; bunlar üst mevkilerde yaşayan, işleri yürüten, güçlü (her anlamda), ülkenin gücünü elinde tutanlar. Ölüler Kapısı; İşleri gölgeler ardında yürütenler, suikastçiler. Buna mensup olanlar Yaşayanlar Kapısında yer alanların kendileri sayesinde hüküm sürdüğünü iddia ediyorlar. Örgütün bu koluna mensup olanlar buraya adım attığı anda isimleri ve hayatları siliniyor sadece bir numaradan ibaret kalıyor. Ge Nie, buranın varisi olmakla birlikte Usta Gu Gui'den ders alıyor gençliğinde. Sonra bu örgüt Ying Zheng'in planları dahilinde bir gecede ortadan kaldırılıyor. Ustası, öğrencisinin kimliği ortaya çıkmasın diye Ge Nie' yi tek öğrencisi olarak yanına alıp iyice yetiştiriyor sonrasında Ge Nie Mohistlerle bağlantıya geçiyor. Jing Ke ile kanki oluyor. Saraya bir casus olarak yerleşiyor. Jing Ke' nın ölümünün 13 yıl sonrasında Tian Ming' i bulup kurtarıyor. Bu arka plan, karakterden bazı şeyleri almış götürmüş aslında. Yine de dizi içinde Lu Yi' nin canlandırdığı Ge Nie yorumu fena değil.






(Animenin en az gülen karakterlerinden biri yine de her ne kadar buz gibi görünse de sıcak bir kalbi var)


(Dizinin Duanmu Rong' u tavır olarak tam tersi. Bağıran, çağıran, sinirli ve çok konuşan bir karakter)





Duanmu Rong: Mohist Okul' un üyesi, en iyi doktor ünvanını taşıyan Duanmu Rong özünde sıcak bir insan olmakla birlikte animede buz gibi soğuk bir görüntü veriyor. Buna rağmen dizide dominant, bağırıp çağıran, baskın olmaya çalışan, Ge Nie' ye karşı beslediği nefret ve sonrasındaki romantik duygularını dışa vuran bir karakter yaratmışlar. Michelle Chen ara sıra baysa da bu Duanmu Rong idare eder. İlk 10 bölümde Ge Nie ile birbirlerine olan hisleri su yüzüne çıktı karşılıklı. Animede iki sezonu komada geçirmişti halbuki.




(Xue Nu)


(Dizideki hali. Bunu da beyaz saçlı falan yapmaya kalkmamışlar çok şükür)




Xue Nu: Normalde bu kadın Mohist okul üyelerinden. Muhteşem bir dansçı ve dövüş stili de dansına bağlı. Geçmişi hakkında pek fazla bir şey bilinmese de üzücü bir geçmişi olduğu ve bu nedenle kimse ile evlenmemeye yemin ettiği biliniyor. Bunun dışında, nazikçe laf sokmayı, tek bir lafıyla adam korkutmayı sevse de bunları sevdiklerine yapıyor. Gao Jian Li ile olan ilişkisi efsanevi. Dizi de ise Mohist Okula bağlı biri olarak görünen Xue Nu' yu da bu Ge Nie' nin olduğu örgüte bağlamışlar. Ölüler kapısında çalışan kimliksiz bir suikastçi iken örügütün yok olmasıyla şu anda ki kimliğini kazanmış. Gao Jian Li' yi çocukluğundan beri seviyor diye de bağlamışlar olayı ki Gao Jian Li zaten ayrı bir olay.



(Bu ikisi yan yana durunca güzel oluyorlar)


(Gao Jianli)



(Yazmama gerek var mı? Dizinin Gao Jianli'si)



Gao Jian Li: Bunu da bu Ge Nie' nin örgütüne bağlamışlar. (Ne örgütmüş arkadaş! Karakter bağlantılarını kısaltmak için neredeyse herkesi buranın bir üyesi yapmışlar)  Genç yaşında danışman olmuş  güya Ge Nie' nin babası bunu desteklemiş falan...  Ge Nie ile arkadaşlar. Buraya yürekten bağlı. Topluluğun yok olduğu andan itibaren tek amacı topluluğu Ge Nie' nin önderliğinde tekrar kurmak, Ge Nie' nin babasının intikamını almak. İnatçı ve geri zekalı bir karakter yaratmışlar dizide. Animede de pek sevmezdim ama dizideki şu haliyle iyice ezik olmuş. Bir de aksiyon sahnelerinde Xu Nue' nin korumasına muhtaç bırakmışlar. Durumuna üzüldüm yani koskoca Gao Jian Li .





Ying Zheng: Değinmeden geçemeyeceğim. Dizide ezik kalmış Ying Zheng. Tüm bu ayaklanmalar, kendisine kurulan tuzaklar, onun yönetimine ve halka olan acımasızlığına karşı ama dizideki Ying Zheng, arka planda sanki kararsız bir karakter. Ne bileyim animedeki karizmasından eser yok.








(Şu duruşa bak)


( Kimliğimi saklar, insanları da kurtarırım pozu bu)



(Zhang Liang'a doyamadım, bunu da ekledim)



( Bu nedir peki!!!?)




Zhang Liang: Değinmeden edemeyecektim, dizideki en büyük hayal kırıklığım!! Animede en sevdiğim karakterdir kendisi. Farklı pek çok insanın bağlantı noktası, zarif, mantıklı, insancıl, bilgili, kendisi istesin istemesin etrafından oldukça saygı gören bir karakter. Bu adam dizinin en zeki ve ön görülü insanıyken aynı zaman da en iyi kılıç ustalarından bir tanesi. (tarihte de hatırı sayılır bir karakter ama şimdi bunu bu seri içinde değerlendiriyorum)  Animede ilerleyen sezonlarda ortama girip, pek çok kişiye kol kanat geriyor, Tian Ming kendisini pek takdir eder ki nadir rastlanır buna. Efsanevi diyalog ve sahneleri var animede. Neyse, dizide ilk bölümün sonunda ortaya bir çıktı, yıkıldım! Gerçek anlamda kapatıp kaçmak istedim. Silik bir kere, karakterin o kendinden gelen havasının yerinde yeller esiyor. Bir de Konfüçyüs Okuluna bağlı olmasına rağmen dao diyagramları kullanarak bir iki büyü koydu etrafa, ne derece doğru bilemiyorum ama, benim beynim yandı. Öyle eline yelpaze alıp sallamakla olmuyor bu karakter işte. Neyse 2. bölümde çıktı gitti, iyi de oldu. Yoksa diziye devam etmeyecektim. İleride yeniden bir şekilde olaya sokarlar bunu ama böyle olacaksa sokmasınlar. Harcamışlar canım karakteri, karakter ve karakterin varlığı olarak  ezildi, silindi, kül oldu gitti,ühühühühü.







Dao Zhi: Mohist Okul üyelerinden, hırsızlar kralı. Çok hızlı, tüy kadar hafif. Animede bunun ve  Bai Fang' ın kapışmaları  muhteşemdir. Zamanında her iki bacağı da sakatlandığı için hala etkisini çekiyor biraz ama hiç çaktırmaz. Çalamayacağı bir şey olmadığı söylenir. Duanmu Rong' a tutkundur. Ge Nie' ye bu nedenle ayrıca gıcık olur, Onun dışında çok konuşur, neşelidir, her zaman güler. Animede çirkin sayılır aslında ama dizide eli yüzü düzgün yapmışlar, bunun dışında dizide en beğendiğim karakter yorumu bu oldu. Şimdilik karakter olarak en aslına sadık olanı.




(En karizmatiklerden bir tanesi. İnsan hep bir umut bir şeyler bekliyor Wei Zhuang'dan )



( Siyah kapşonlu pelerin, siyah kostüm kafadan bir ağırlık yaratıyor zaten. Bu yönden şanslı)



Wei Zhuang: Gelelim başka bir ufak çaplı yıkıma. Konu Ge Nie ya da Wei Zhuang olunca zaten bekliyordum hayal kırıklığı ama özellikle Wei Zhuang'ın yansıttıkları geçmişi ve bu nedenle emoya bağlaması üzdü yani. İşte Ge Nie' nin babası zamanında bunu evlatlık almış, Ge Nie ile kan kardeşler bu nedenle. Sonra bunu Ölüler Kapısına veriyorlar, kabul ediyor. Oradaki tiplerden biri bunu oyuna getiriyor ve Liderin yani Ge Nie' nin babasının ölümünde parmağı oluyor. Aynı gece basıldıklarında Ge Nie' nin hayatını kurtarıyor, bir sütunun altında kalıyor. Ge Nie'yi kurtarıyorlar ama bunu kurtaramıyorlar, vay efendim beni niye kurtarmadılar diye intikam yeminleri ediyor koca Wei Zhuang, saçları bir gecede beyazlıyor falan. Höh yani!! Bu nedenle Ge Nie'yi arıyormuşta, Ölüler Kapısının elemanlarını yanında tutmuş, kendi ekibiyle para karşılığı suikast işleri yapıyormuşta falan. ..  Yani tamam dizi içinde kendince tutarlılığı var ama animedeki Wei Zhuag' ın ağırlığı, dolaştığı çizgiler, yaptığı onca pis işe rağmen hala iyiye dönebilir beklentisi, geçmişinin o labirentleri falan püf olup gitmiş. Karakter derinliği sığlaşmış biraz.



Bunlar karakterlerin bazıları, daha henüz ortaya çıkmamış çok karakter var. Bir kısmının asla çıkmayacağını düşünüyorum.


Dediğim gibi olay örgüsünü ve gelişimini dizide oldukça değiştirmişler. Animeyi bilen biri olarak ben çok hoşlanmadım, derinlik ve odak kaybı olduğunu düşünüyorum ama sadece diziyi izleyen biri için kendi içerisinde tutarlı gözükür muhtemelen. Gelecekte olabileceklerden endişelenmiyor değilim hani ama başladık bir kere bakalım.


Ha, bir fark daha var. Animede herkes Ying Zheng' e karşı taraf tutup birleşirken pek bir öneri getirmiyorlardı ancak dizide oğlu Fu Su' nun bir alternatif olabileceği ilk bölümlerden ortaya konuyor. Ha tarihsel olarak Fu Su hiç bir zaman tahta çıkamıyor o ayrı konu. Ying Zheng gözde oğluna tahtı devretmeden önce (yani ölmeden önce) ölümsüzlük iksiri arayışlarına falan dahi giriyor. Animede daha net, yaptığı işlerde kararlı, insanlara acı ve korku saçan bir karakter yine de yaptıkları doğru mu değil mi sorguluyor insan. Dizide odağı Ying Zheng' den biraz kaydırarak farklı çıkar sahiplerine yöneltmişler, ileride nereye döndürürler şimdilik bilemeyeceğim. Şu mekanik şehri gösterecekler mi acaba, onu çok merak ediyorum esas. (sadede gel!!)



29 Şubat 2016 Pazartesi

HEAT: J- Drama




Bu Japon dizilerine bayılıyorum. 9 ya da 10 bölümde işi bağlıyor, öyle uzatıp süründürmeden işi bitiriyorlar. HEAT bu 9 bölümlük dizilerden, 2015 yapımı. Akira, Masana Bokuzo ,Kuriyama Chiaki , Inagaki Goro , Sato Ruyuta dizide yer alanlardan bazıları.

Ikegami Tatsuya ( Akira) bir emlak şirketinde çalışıyor. Şirket olarak işleri kentsel dönüşüm alanlarını belirleyip arsaları satın almak sonrasında  bina ( ya da planlanmış projeyi) dikmek ve satmak. Tatsuya, işini çok ciddiye alan, kariyeri için yaşayan, kendi çapında bir hayat standardı tutturmuş tiplerden. İş hayatında bu tipleri pek sevmem. Jilet gibi takım elbise, cilalı ayakkabılar, duruş falan derken üzerinden güven akan, iş içi her şeyi yaparım diyen bir karakter. Şimdi şirkette rekabet var, herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Tatsuya  da bundan nasibini alıp yeni projesini rakibi Hamada' ya kaptırıyor. Sonrasında ne yapsam derken şirketin eskiden el attığı ama yaşayanlarla anlaşamadığı bir bölge olan Sachion yeniden yapılandırma projesini kapıp koşuyor patronun yanına. Bunların patron enteresan bir tip. Güller, çay ve papyon üçlüsü içinde yaşıyor. Hayatını suratsız bir ifade ile devam ettirip ara sıra ortaya aforizmalar döküyor. Aslında korkutucu. Patron, patron olduğu için ikisine de yani hem Akira hem de Hamada kardeşe diyor ki; "hadi başlayın bakalım. Şu tarihe kadar hanginiz daha fazla toprak alırsanız vatandaşlardan projeyi ona vereceğim".



Tatsuya' nın Sachion' daki hikayesi böyle başlıyor. Artık oranın yerlisi olmuş ve birbiri ile kaynaşmış insanların içine girmek, yaşlıların yoğun olduğu bölgede onların direncini kırmak ya da bilgi toplamak zor olacağından Tatsuya kardeş işim için her şey mübahtır diyerek bir şekilde bölgenin gönüllü itfaiye birliğine katılıyor ve gönüllü itfaiyeci oluyor. Kendi ikametgahını buraya almayı ve sahte bir şirket açmayı falan da ihmal etmiyor kurt!  6-7 üyesi olan bu birlik ev hanımından, oto tamirciye, ayakkabı satıcısından üniversite öğrencisine kadar geniş bir meslek yelpazesini kendi bürosunda eritiyor. Bölge halkına yardım etmeyi, korumayı, afet hazırlıkları, yangın esnasında itfaiyeye yardımı benimsemişler. Tatsuya  bunun bir parçası olmak bir yandan da buradan aldığı bilgiler ve bağlantılarla kendi projesini tamamlamak zorunda kalıyor.

HEAT' in muhteşem bir kurgusu yok. Rastlantısallık üzerine dayalı bir gidişat var yani artık hiç bir çıkış yolu kalmamışken bir yangın çıkıyor işler düzeliyor gibi. Buna rağmen  kafasını fazla yormayacak, sıcak ve eğlenceli bir dizi izlemek izleyenler için uygun bir tercih olacaktır.


Tatsuya' dan bahsettim. Şimdi dizide bir de İtfaiye Şefi Goda var. Bunlar ilk bölümde karşılaşıyorlar. Zamanla Tatsuya değişirken Goda pek bir değişim göstermiyor. Bu ikisinin arasında gizli bir aşk var zaten... Şaka şaka, tatlı bir çekişme bir çeşit bromance diyelim. Goda, dizide olması gereken bir karakter evet ama Sato Ryuta' nın buradaki performansı çok kötü. Dur, replik söyle, bak tarzı.
Gönüllü birliğinin kaptanı olan Sakura iyi hoş ama çok sabit bir karakter. Kuruyama Chiaki' nin performansı da eh işte. Geriye kalan ekip işi daha iyi götürüyor. Bunun dışında bir Sasaki ya da Hamada da iyidir.

İşte Tatsuya' nın yeni bir yerde, gönüllü olarak çalışırken kolunu pelikan ısırmasından tutun, alzheimerlı kadının kendisini kocası sanmasından, yangında ölümden dönmesinden, üniversite öğrencisine tavsiye vermesine, yaltaklanmaya çalıştığı belediye başkanını kenara itmesinin ardından kendi patronuna kafa tutmasına kadar uzanan hikayesini 9 bölümde izliyorsunuz.

Gerisi spoiler olabilir ama eklemeden geçemeyeğim;


Yani Tatsuya kardeşimi ciddi takdir ettim. Bu Goda ile olan kapışmalarının etkisi ile de olsa proje yöneticiliğinden itfaiyeciliğe olan kariyer dönüşümünü takdir ettim.

Dizinin kapanış parçası; Be Brave / EXILE ATSUSHI + AI



8 Şubat 2016 Pazartesi

Saving Mr. Wu: Bir Film



İsmi gördüğünüz ilk anda sizin de aklınıza Saving Private Ryan  (Er Ryan' ı Kurtarmak) geliyor mu? Benim geliyor. Sonrasında Çin filmi oluşuna dayanarak Saving General Yang da geliyor aklıma fakat filmin bu ikisi ile ortak bir yanı yok.


2015 Çin yapımı olan filmin senarist ve yönetmeni Ding Sheng. Filmde Andy Lau, Liu Ye , Lam Suet gibi isimler yer alıyor. Polisiye bir tarzı olmak ile birlikte aslında 2004 yılında gerçekleşen gerçek bir olaya dayanıyor film bu nedenle hafif bir belgesel yönü
 var sayılır.

Beijing'de geçen film, ünlü bir aktörün bir çete tarafından kaçırılmasını, aktör ve kendisinden daha önce kaçırılmış olan elemanın çetenin manyağımsı lideri ile mücadelesini ve bu sırada polislerin olayı çözme çabasını anlatıyor. Film 2004 yılında kaçırılan Wu Rufou' nun hikayesini anlatıyor aslında. Filmin sonunda gerçek olayın görüntülerini de izleyebiliyorsunuz.


Hızlı akan bir film. Müthiş bir aksiyon yok hatta araya serpiştirilen hayali aksiyon sahneleri rahatsız edici bence. Neyse ki fazla uzatmamışlar bunu. Kurgu ya da olay örgüsünün ele alınışı iyi sayılır. Oyunculuklar fena değil. Andy Lau ön plana çıkarılmış yani en fazla onun karakterinin derinliğine inebiliyoruz. Lider Zhang karakteri dahi fazla ince işlenmemiş. Bunların dışındaki karakterlerin derinlemesine ele alınışını beklemeyin. Polis işini yapıyor işte.

Ortalama bir film ancak rahat izleniyor ve akıcı. Zaman geçirmek için ideal.

Filmin tema parçası;

1 Şubat 2016 Pazartesi

One Punch Man: Çok Güçlüyüm, Çok Dertliyim



2015' in en çok konuşulan animelerinden bir tanesi olabilir 12 bölümlük One Punch Man. Bu yazıda da amacım önce şöyle net üzerindeymiş sonra el atılmış şöyle olmuş sonra da animesi gelmiş gibi detaylar vermek değil. Zaten sağır sultan bile duymuştur One Punch Man ve Saitama' yı.

12 bölümü  biriktirdikten sonra başladım izlemeye. O zamana kadar zaten kendisine düzülen methiyeleri fark etmiştim. Öyle hönkürerek güldüğüm falan olmadı animeyi izlerken ama izlerken eğlendim, çizimler güzel olmuş, müzikler iyi. Kafayı falan yormuyor yani abartıldığı kadar olmasa da oldukça iyi bir yapım olmuş.


E bir de Saitama var tabii. Saitama' yı sevmemek mümkün değil o yapımın ve dünyanın içinde. Her ne kadar bu benden falan desem de bir noktada ayrı düştük kendisiyle. Hani şu kel kafalı bir çete ve liderleri var ya, hah orada. Şimdi bu eleman ( adı Hammerhead' di sanırım) iş hayatına veryansın edip, ortalığı dağıtmaya karar veriyordu. İş hayatından, ofis köleliğinden hatta paralı kölelikten ve kurulmuş o sinir bozucu düzenden  sonuna kadar nefret eden ben, bu Hammerhead' in çektiği nutuklar ve savurduğu cümleler karşısında etkilendim. Tam bir coşkunlukla gaza geliyordum ki Saitama üstat ne yaptı? Ölgün bakışları ve her zamanki ruhsuzluğuyla tehdidin başka bir yönünü görerek "bunlar  kel, ben de kelim. Benim imajıma zarar verecekler" diyerek bu adamlara daldı. Sonra ne oldu? Bu isyankar Hammerhead efendi, canti takımları çekip, iş görüşmelerine gitmeye, nefret ettiği o sistem ile barış çalışmaları yapmaya başladı. İşte bu olay üzerine Saitama Reis' e saygım bir kat daha arttı ve  kendisinin bilgelik seviyesine ulaşamadığımı fark ederek, "tamam ya aynı kafadayız "söylemimden vaz geçtim :P

Saitama dışındaki karakterler de eğlenceli ve ilgi çekici. Eh, JAM Project' in The Hero' sunu da es geçemiyorum doğal olarak.



Devamı gelse de izlesek...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...