13 Mayıs 2015 Çarşamba

Kitap Çekilişi



Hayata Dair Her Şey  kitap çekilişi düzenliyor.  Çekilişe katılmak ve katılım detaylarını görmek için buraya lütfen.

12 Mayıs 2015 Salı

"YazımcaKitap" Kitap Çekilişi !



YazımcaKitap  çekiliş düzenliyor. Kitap çekilişine katılmak ve katılım detaylarını görmek için buraya lütfen.

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Doğuş Otomotiv Trafik Hayattır!

Araç kullanırken telefonla konuşmayın, hayatı susturmayın!
Çünkü Trafik Hayattır!



Hayatımızın en önemli unsuru haline gelen trafik güvenliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen ve örnek uygulamalar geliştiren Trafik Hayattır platformu iletişim faaliyetlerine ara vermeden devam ediyor. Toplumsal sorumluluk alanı içerisinde trafik güvenliğine öncelikli olarak önem veren Doğuş Otomotiv, Trafik Hayattır ile trafikte saygı kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor.

Trafik güvenliği konusunda Türkiye’nin en istikrarlı kurumsal sorumluluk markası haline gelen Trafik Hayattır platformu 10 yılı aşkın süredir, çeşitli bilinçlendirme projelerini başarıyla yürütüyor.

Trafik güvenliğini ve yaya güvenliğini sağlamada en önemli unsurlardan cep telefonu kullanımına, farklı projeleriyle dikkat çeken Trafik Hayattır platformu, yeni bir animasyon yaparak ‘araba kullanırken cep telefonu ile konuşmanın’ dikkat dağınıklığına sebep olduğunu vurguluyor.

Cep telefonu kullanımı her geçen gün artıyor. Buna paralel olarak şehir içi kazalarında da artış söz konusu. Cep telefonu ile konuşmanın reaksiyonları %80 azalttığı gerçeğini göz önüne alırsak Trafik Hayattır bu konuya eğilerek doğru bir strateji uyguluyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Nisan 2015 Çarşamba

Inu x Boku SS: Anime





Nasıldır acaba  diyerek başladığım 2012 yapımı 12 bölümlük animeyi beğendim ben. Aslı Cocoa Fujiwaea' nın mangasına dayanıyor ve bu manga konusunda bir bilgim yok.

Shirakiin ailesinden Ririchiyo Shirakiin yalnız kalabilmek için Ayakashi Rezidansına taşınır. Burası Rririchiyo gibi, ülkenin belli ailelerine mensup, doğaüstü güçler taşıyan kişilerin güvenliklerinin sağlandığı bir yer. Burada yaşayanlara ayrıca bir de koruma veriliyor ki kızımız taşındığı ilk gün, kendisi herhangi bir kontrat imzalamadığı halde, kapısında korumanız benim diyen Miketsukami Soushi' yi buluyor. Böylece Ririchiyo' nun bu yapıda Miketsumi ve diğerleriyle olan yaşamı başlıyor.

Ririchiyo Shiirakiin: geçmişten gelen bazı travmaları nedeniyle her zaman düşündüğünün tersini söyleyen, yüzünde yarattığı bir maske ile dolaşan, yalnız, ukala ve sert görünen ama özünde hassas biri.





Miketsukami Soushi ise Ririchiyo' nun tam tersi gözüken, koruması olacağım diye kendini öldüren, kibar ve nazik görünen biri. Bu ikisinin ilerleyen ilişkileri ve arka planları animeyi etkileyeci kılıyor zaten.

Bu arada Miketsukami' nin seiyuusu Yuuichi Nakamura.

Rezidansın diğer elemanları da bir o kadar çatlak. Yemekten başka bir şey düşünmüyormuş gibi gözüken Karuta, genç kızlara düşkün Nobara, dünyanın en rahat insanı olabilme kapasitesine sahip Sorinozuka ve diğerleri. Animeye sonradan giren şu üçlüyü unutmamak lazım:

Watanuki Banri: Bu çocuğun geeçirdiği travmalar ve hayatı ayrı bir dram.





Natsume Zange: Watanuki' nin ortağı, tavşan kulaklı Natsume. Tavşanlarla hikaye anlatmaya bayılan, eğlenceli karakter. Seiyuusu Mamoru Miyano  bu arada. Bu da ayrı bir tat katıyor duruma.

Shoukiin Kagerou: Dizinin en çatlak, en fırlama belki de en gönül insanı. Ayrıca muhteşem sadist- mazoşist teoremi üzerinden oluşturduğu dünya görüşü nedeniyle bir düşünce insanı olduğunu da gösteriyor. Seeiyusnun Sugita Tomakazu ( gintama/ gintoki) olduğunu belirtmeden geçemem.

Hikaye, gidişat etkileyici değil ama Soushi- Ririchiyo ilişkisi ve ilerleyişini etkileyeci buldum ben. Bunun dışında eğlenceli zaman zaman komik. 12 bölüm zaten.

Açılış parçası ayrı bir güzellik. Mucc/ Nirvana.







Kapanış parçalarının dört tanesi karakterlere özel. seiyuular seslendiriyor, çok eğlencelileri.
Ünlü düşünür Kagerou' nun bölüm sonlarından birinde bulunan bir vecizesi ile bitirmek istiyorum. ( eğer yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık şöyle bir şeydi): "Bu anime kendini sonuna kadar izlettiği için sadist. Alttaki küçük yazıları okuyorsanız mazosiştsiniz"

2 Nisan 2015 Perşembe

Hamatora The Animation: Anime...


Yukino Kitajima' nın mangasına dayanan, 2014 yılında 12 bölümlük animeye uyarlanan Hamatora The Animation' un ikinci sezonu ise Re: Hamatora adını taşıyor ve yine 12 bölüm.


Süper güçler taşıyan bir kısım insan ile normal insanlar birlikte yaşamakta.  Doğal olarak bu süper güçler  medya ve toplumdan saklanmakta. "Minimum holders" olarak adlandırılan bu kişiler küçük yaşlarda toparlanarak özel bir fakültede yetiştirilmekte, güçlerini kontrol altında tutmayı öğrenmekte. Mezunlar, toplumda ileri derece kademelere kolaylıkla yükselebilmekte.


Hamatora adlı, kendi çapında takılan , küçük detektif grubunu da "minimum holders" lar oluşturuyor. İnsanlardan gelen veya polisin bakamadığı ya da yetişemediği dosyalarla ilgilenip sonuca ulaştırmaya çalışıyorlar.


İlk bir iki bölüm biraz sıkabilir ama gerisi güzel geliyor. Karakterler, aralarındaki ilişkiler biraz daha oturunca  bölümler hızlı akıyor. Zaten 12 bölüm. İlk sezon öyle bir yerde bitiyor ki izleyen kendini kaptırmışsa  hemen ikinci sezona geçmek isteyecektir.


Karakterler ve aralarındaki ilişkiler, 12 bölümde tam olarak yüzüstüne çıkmıyor ama gerekli noktaların altı güzelce çiziliyor sanki. Bir Nice olsun, Art olsun, Murasaki olsun birbirlerine bakış açıları veriliyor sayılır.

Honey ile Three, eğlenceli iki ortak ama en eğlenceli ikili muhtemelen Birthday ve Ratio.

Moral, çok itici ve antipatiksin.


Animenin müzikleri güzel.

Kapanış parçası "Hikari" bana kalırsa en güzeli.  Murasaki' nin seiyuusu Wataru Hatano tarafından seslendiriliyor.

O zaman bir kuple...



Aynı parçanın bir de unplugged versiyonu var. 7. bölümde çalan, oraya acı da olsa çok yakışan...





29 Mart 2015 Pazar

Gugure Kokkuri-san: Bir anime...




Aslı mangaya dayanan 2014 yapımı 12 bölümlük bir anime olan Gugure Kokkuri-san, eğlenceli ve keyifli bir anime izlemek isteyenler için ideal.


Yalnız yaşayan küçük bir kız olan Kohina, Kokkuri-san oyununu yalnız başına oynayınca Kokkuri san gelir. Kohina öyle bildiğiniz sıradan kızlardan değil ama. Kendisinin oyuncak bebek olduğunu ileri süren, duygusal tepkiler vermeyen, mantığa yoğunlaşmış, yapayalnız bir kızcağız işte. Normalde kızı ele geçirmesi gereken Kokkuri'nin yüreği  Kohina' nın durumuna dayanamaz ( olayın birazcık geçmişi de var) ve kızın bakıcısı olur aniden.


Eve davet edilmeden gelen bir iki ruhsal form daha girer bir şekilde ve dördünün eğlencelik hayatı başlar.

Süper  bir olay örgüsü ya da bir aksiyon yok ama karakterler eğlenceli.


Kohina zaten insanı darmadağın edebilecek bir çocuk. Gülme girişimlerinin nasıl sonlandığı buna bir örnek :) Duygudan yoksun konuşmaları, olaylara tepkileri, zaman zaman dördünün arasında en olgun davranan kişi olması ve cup-noodles ile arasındaki gönül bağıyla eğlencenin kaynaklarından bir tanesi.



Kokkuri, tepkileri ile zaten olayı bitiriyor. Ev işlerindeki hamaratlığını ve yemek yapmaya olan yatkınlığını şahsen takdir ediyorum.  Tanuki ve Inugamiye dayanıklılığı ile de seviye atlıyor. Animenin ana neşe kaynağı. Bu arada seiyuusu Daisuke Ono.


Shigaraki: Eve zorla kendini aldıranlardan olan bu kişi, hiç bir baltaya sap olmama konusunda bir profesyonel. Bu nedenle kendisini takdir ediyorum.  Gerçi zaman zaman karizmatik olunca da tam oluyor şimdi. Çocuklara kıyamıyor bir de.


Inugami: Başka bir zoraki misafir. Pis bakışları görmeye değer.


Ana dörtlünün yanında bir sürü şahsına münhasır karakter dolanmakta. Bunlar içinde beni en çok eğlendireni Yamamoto-kun. Bir kere her tanıştığıyla E.T yapması zaten ayrı bir konu. Bunun dışında, ona normal bir dünyalı muamelesi yapan çocuklar ayrı bir konu.

Kısacası Gugure Kokkuri-san, çerezlik, eğlenceli bir anime.

22 Mart 2015 Pazar

Space Battleship Yamato 2199 (Uchuu Senkan Yamato 2199) : Anime



Space Battleship Yamato 2199, 1974 tarihli Uchuu Senkan Yamato' nun remake' i. Bu 26 bölümlük anime 2013 yılında gösterime girmiş.

Orijinaline dair kafamda sadece bir iki sahne olduğundan (muhtemelen zamanında denk geldim) Space Battleship Yamato 2199' u orijinali ile kıyaslayamayacağım. Space Battleship Yamato 2199 için söyleyebileceğim oldukça başarılı bir yapım olduğu.

Dünya ilk kez uzaylılar ile temasa girer ama bu ilk temas her zaman hayal edildiği gibi "merhaba dünyalı, biz dostuz" şeklinde olmaz. Daha ilk karşılaşmada dünya ve uzaylılar - ki dünyalılar bu yabancı ırka "Gamilas" adını vermiştir - birbirine girer. Büyük mücadeleden sonra dünya ilk saldırıyı büyük kayıplar vererek def etmeyi başarır ama Gamilanlılar saldırıyı kesmezler. Büyük kapışmalar yaşanır ve ne yazık ki dünya teknolojisi bu uzay ırkıyla baş edebilecek kapasitede değildir. Çok kayıp verilir vs... Tüm bunlarla birlikte Gamilanlılar dünyaya düzenli olarak meteor bombaları göndermektedir ve bunların hem yıkıcı etkisi hem de  yaydığı radyasyon nedeniyle dünya büyük zarar görmektedir.

İlk temasın üzerinden geçen 8 yılın sonunda dünya üzerinde yaşam bitmiş, kalan insanlar yer altında yaşamaya başlamıştır ancak gezegenin dayanma gücü de sona ermiştir. Kısa bir süre sonra dünyanın içinde barındırdığı insanlarla birlikte yok olacağı hesaplanmıştır. Bu esnada uzak, çoook uzak bir galaksideki bir gezegenden yani Iscandar'dan dünyaya bir mesaj gelir.  Dost bir tür olarak gözüken Iscandar, dünyaya mesajıyla birlikte uzayı katedecek gemi şemasını da göndermiştir. Eğer insanlar Iscandar' a gelirse onlara gezegeni radyasyondan temizlemeye yarayacak aleti verebileceğini vadetmektedir. Mesajı gönderen Starsha, iki kız kardeşini dünyaya göndermiştir.


Olaylar böyle başlıyor. Dünya hapı yutmuş durumda. İnsan soyu tükenmek üzere. Dünya kuvvetleri Gamilanlılar ile boy ölçüşemiyor. Iscandar' dan gelen bu mesaj bir nevi son umut oluyor ve dünya bu son umut üzerine, neredeyse bu imkansız görev üzerine bir çeşit kumar oynuyor.



(Güzelim bir ending -KOKIA - Kioku no Hikari)





Iscandar' dan gelen şemalara göre Yamato inşa ediliyor. Hatta yola çıkmadan önce yolculuğa çıkacak esas mürettebatın büyük kısmı Gamilan saldırısında hayatını kaybediyor vs... ama Yamato bir şekilde yolculuğuna başlıyor. Hem de öyle bir kalkışla ki, bence o sahneler, herkesin elektrik gönderdiği, Yamato' nun toprak kamuflajından kurtulduğu, o saldırının sonunda heybetle aradan çıktığı yerler animenin en afilli sahnelerinden...


İşte böylece Kaptan Okita yönetiminde Yamato' nun yolculuğu başlıyor. Önünde başarması gereken, imkansız sayılabilecek bir görev ve üzerinde taşıdığı mürettebat ve tüm dünyanın umudu var. Bilmem kaç ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiye ve yerini bilmedikleri bir gezegene ulaşmak, Starsha' yı bulmak, aleti almak ve geri dönmek zorundalar ve bunu için 365 günleri var zira dünyanın 365 gün içerisinde sizlere ömür olması beklenmekte.


Haa, bir yıl içinde bunca yol nasıl olacak, bunlar döndüğünde dünya kalır mı, bu insanlar yolda nasıl ölmeyecekler gibi sorular doğal olarak kafada canlanacak, bu gibi çoğu soruya animede yeterince açıklama getiriliyor. Işık hızı yetmeyecek, bunun için çözümü "warp"'ta buluyorlar falan. Anime boyunca favori cümlelerimden biri "warp shimasu" hahaha...wave motion gun da karizmatik bir olay şimdi.


Şu "warp" olayı güzel olay aslında. Geniş bir ifade olmak ile birlikte şimdiye kadar bilim-kurgu kitapları ya da filmlerinde değinilmiş bir olay. Kaba bir ifade ile ışık hızına yaklaşmadan, etrafınızdaki uzayı bükerek, varılmak istenen noktaya varılması. Star Trek sevenler "warp" ve "warp drive" kavramlarını rahatlıkla hatırlayacaktır. Space Battleship Yamato 2199' da" warp", kısaca ışık hızından daha hızlı yol alabilmek için kullanılıyor. Bunu sağlamak için Iscandar' ın bilgilerini sağladığı  "Wave Motion Engine" ı kullanıyor gemi. Aynı olaya Gamilanlılar "sıçrama" adını veriyorlar. Star Trek öncesinde de adı anılmış olmasına rağmen, özellikle bu serilerin ardından NASA' nın konu üzerinde çalışma yaptığını belirtmekte de fayda var. Meksikalı fizikçi  Miquel Alcubierre, 1994 yılında konuyla ilgili makalesini tamamlamış. Basitçe olay şöyle; uzay-zaman kavramı içerisinde ışık hızını geçmek mümkün olmadığı için, uzayı katlayıp bükerek ( bunun için geminin bir baloncuk içinde olduğunu düşünün ) gemi ışıktan hızlı gitmediği halde evrende ışıktan hızlı yer değiştirecek gibi, gibi...


Doğal olarak bu yolculuk esnasında Yamato, Gamilanlılarla sayısız kez karşılaşıyor. Nice taktiksel savaşlar, mücadeleler veriliyor. Zaman zaman birbirlerine kafa kafaya dalıyorlar. Bununla birlikte Gamilanlıların da aslında insanlardan çok farklı olmadığı ortaya çıkıyor. Sadece her iki tarafın olaylara bakış açısı farklı.


Yamato tayfasının bu yolculuk esnasında kendi içlerinde yaşadığı hesaplaşmalar, Gamilianlara karşı olan duyguları, kayıpları için yaşadıkları öfke ve bitkinlik, çılgınca bir umudun peşinde olmalarına rağmen ona inanmaları, zaman zaman yaşadıkları tereddütler vsss ile birlikte hepsinin aynı amacın peşinde olmaları ancak bunun için farklı metotları savunmaları, uzlaşmaları, kapışmaları ve daha bir sürü kayda değer nokta  animenin içinde bulunuyor. Aynı zamanda Gamilanlılarla iletişimleri, onların ve kendilerinin ne yapmak istediklerini düşünmeleri ve diğer noktalar da insanı yapıştırıyor ekrana.


Orijinalinde karakterler bu kadar açılmış mıdır ve yayılmış mıdır bilemeyeceğim ama 2199' u güzelleştiren bu karakterler, geçmişleri ve iletişimleri.


Okita' ya saygı sonsuz zaten, ama favori karakterlerimden bir tanesi Sanada' dır. Onun getirdiği açıklamalar, bilimsel ve soğukkanlı yaklaşımları ayrı bir tat. Bu arada burası yeri değil ama Suç ve Ceza göndermesi hoştu. Bir diğeri Shima. Yani adını anmaya gücümün yetmeyeceği bir sürü karakter var şurada. Tabii ki çoğu karakterin birleştiği nokta Susumu Kodai oluyor, özellikle kadın karakterler adına ama o kadarı olur diyor ve geçiyorum.


( İzlerken zaman zaman çarpıyor. "Makka na Scarf (真赤なスカーフ)" /Isao Sasaki )




Yorumlardan gördüğüm kadarıyla bu versiyonda kadın karakterler çoğaltılmış. Yamamoto Akira' yı kadın yapmışlar. Battlestar Galactica' da Starbuck' u yaptıkları gibi. Bence gayet hoş olmuş. Battlestar Galactica dedim de aklıma geldi. Space Battleship Yamato 2199' u izlerken ve sonrasında yine delice BSG çemberine kapıldım. İnsanda gerçekten bu hissi uyandırıyor. Kendimi zor frenledim hala da Battlestar Galactica atakları geçmiş değil.  Yamamoto dışında mesela Niimi' yi eklemişler. Niimi de sevdiğim karakterlerden bir tanesi.
Kısaca Yamato tayfası çok çeşitli ve renkli. Çoğu karakter derinlikli. Tek tek adını anmayacağım.


Öte yandan ilk başlarda dünyayı patlatan ve bir sürü insanı öldüren yaratıklar olarak gördüğümüz Gamilanlılar da askeri disiplin ve teknoloji sahibi, karakter ve düşünüş olarak insanlara  benzeyen karakterler. (Bu arada imparatorluk, üniformalar, askeri disiplin, selamlar, bakanlıklar - misal propaganda danışmanı vss - Nazileri andırıyor.) Aberdt Desler karizmatik bir lider olmakla birlikte aslında amacı beni pek tatmin etmedi ama son ana kadar Yamato' nun kuyruğundan ayrılmaması, açıklamaları, tavırlarıyla takdir topladı. Bunun dışında Gamilanliların içinde bir Domel faktörü var şimdi. Neyse şurada fazla yazmayacağım tavırları ve sadakati hakkında. Bir Schultz yadsınamaz. Melda çok karakterli bir kadın, denizaltı gibi olan geminin kaptanı işinin ehli vss.. Öte yandan Goer, demek ki tüm galaksilerde bulunabilecek bir insan karakteri tezahürü.



 (Bir diğer ending "R.I.P~Tomo yo Shizuka ni Nemure~ (R.I.P~友よ静かに眠れ~)"  JAM Project )





Space  Battleship Yamato 2199, uzayda gerçekleşen bilinmeze yolculuk hikayesi. İnsani ve evrensel duygular, aynı amaçlar farklı yollar, aynı yollar farklı idealler, umut, umutsuzluk, yanlış anlaşılmalar, onur, kendini sorgulama vs...

Kurgu ve işleniş bana kalırsa gayet iyi. İzlediğim dönemde bana ilaç gibi geldi.

Savaş sahneleri iyi ve görsel olarak keyifli. (gemi patlayınca akıma kapılıp boşluğa uçan insanları izlemenin keyifli olduğundan bahsetmiyorum burada)  Gemi içinde gerçekleşen bazı olaylar da aksiyona aksiyon katıyor. Gerçekçi bir açı taşıyor. Yamato çok karizmatik. Müzikleri zaten çoğunluk biliyordur.
Bu arada Yamato, Birleşmiş Milletler logosu taşıyor ve onun operasyonu bu. Kaptanın Okita ve bu merkezdeki sorumlunun Hijikata olması bilinçli midir bilemeyeceğim ama bana eğlenceli geldi. Müzikler için yorum dahi yapmayacağım.

Neyse işte şu güzelim anime için bu kadar sığ bir yazı yazılabilirdi, bunu başarmanın huzuru içinde burayı terk ediyorum.

(Ve tabiki  açılış ...)





8 Mart 2015 Pazar

Haikyuu!! Voleybol ve Anime



Haruichi Furudate' nin aynı isimli mangasından uyarlama olan 25 bölümlük Haikyuu!!, benim 2014 içerisinde Giant Killing ile birlikte izlediğim en iyi spor animelerinden bir tanesi. Giant Killing futbol üzerine, Haikyuu!! ise voleybol üzerine. Üzücüdür ki daha eski bir anime olan Giant Killing' in devam sezonu gelmiyor. Umarım Haikyuu!!' nun ikinci sezonu bir an önce gelir.

Hinata Shoyou, tüm voleybol sevgisine karşı ortaokulda tek kişilik bir voleybol klübünün üyesi olmuş. Yılmadan tek başına çalışmaya devam etmiş, diğer klüplerdeki arkadaşları ara sıra onu kırmamak için ona yardımcı olmuş, sağda solda voleybol ile ilgilenen kimi bulursa onlarla takılıp kendini geliştirmeye çalışmış. Kısa boylu olmasına rağmen bu dezavantajını sıçrama konusundaki beceresiyle kapatmaya çalışmış.

Animenin ana takımı Karasuno Lisesinin voleybol takımı. Eskinin voleybol konusundaki güçlü liselerinden biri olan Karasuno Lisesi, son yıllarda düşüş içinde bulunmakta. Hinata, zamanında etkilendiği oyuncunun lisesini bilinçli olarak seçer. Burada birbirinden farklı hatta çatlak ama ortak bir voleybol sevgisini taşıyan karakterler böylece  buluşmuş olur.




Animenin anlatım dili güzel. Ne olayları dramatize ediyor, ne sıkıcı flashbacklerle insanı boğuyor, ne bir iki karakter üzerine yoğunlaşıyor, ne de ultra süper hareketlere odaklanıyor. (ara sıra fantaziye kaçtığı olmuş olabilir ama tadında hani)



(Animenin ilk açılış parçası Spyair' in "Imagination"' ı )





Sadece voleybol değil ama takım sporlarında yer almış pek çok insanın zamanında yaşadığı ya da hissettiği bazı duyguları güzel ortaya koyuyor. Mesela;

Takımda oynarken, ister mahalle maçı olsun, ister okul takımı, ister amatör klüp düzeyinde çoğu insan maç boyunca sürekli hata yaptıktan sonra moralini ve isteğini kaybeder, kendinden daha iyi biri yerine geçince bir süreliğine oyundan çıkmış olmanın ve o sorumluluktan kurtulmuş olmanın rahatlamasını yaşar. Tıpkı Sugawara gibi.

Sürekli bir engele takılınca bir süre sonra onu aşamayacağını düşünmeye başlar ve o daldan soğur, tıpkı Asahi gibi.

Dışarıdan oyuna girince atmosferin farkını hisseder ve keşke girmeseydim diye bile düşünebilir tıpkı Yamaguchi gibi...

Bunlara ek olarak kritik bir anda servis atmanın stresi, düşünceleri... vs... ve önemli nokta  takım sporlarında takım olabilmek önemlidir.

Haikyuu!! daki pek çok karakter bu tedirginliklerinin, yılgınlıklarının ve kendi başarısızlıklarının gerek kendileri gerek takım arkadaşlarının desteğiyle üstesinden  gelmesi veya buna çabalaması nedeniyle çoğunluktan ayrılıyor. Zaten bas bas bağırıyorlar, oynamak istiyoruz, bir maç daha, bir kere daha topa vurayım diye. Müthiş bir azim ve istek.


Turnuvada kaybeden takımları kısa bir süre içinde öyle bir resmetmişler ki, söze gerek yok. Çok mana içeriyor. Dramatize etmiyor ama sporla ilişiği olsun olmasın insanın kafasından bir sürü düşünce geçiyor.
Bunlar nedeniyle müthiş ciddi ve duygusal bir anime olduğunu düşünmesin kimse :)) Evet altta duygusal ama aynı zamanda çok eğlenceli ve komik. Çoğu bölümde bayağı güldürüyor. Karakterlerin tepkileri, birbirleri arasındaki ilişkiler, kendilerini geliştirmeye çalıştıkları bölümler vs...

Bir kere Karasuno' nun senpaileri can. Böyle tatlı, böyle olgun aynı zaman da bu kadar eğlenceli senpailer az bulunur. Hinata ve Kageyama ayrı bir hikaye zaten. Tsukki ve Yamaguchi bambaşka. Diğer takımlardaki bir kısım karakter de hem eğlenceli hem ilginç.

En merak ettiğim sorunlardan birinin simülasyonunu da yaptı anime. Servis atarken fileye takmak normal ama küçükken  çoğunlukla  takım arkadaşımın kafasına topu yapıştırma olasılığım nedir diye düşünmüşümdür. Ha fileye çok taktım da pasörün ya da o esnada file önünde kim varsa onun kafaya indirimedim topu. Amma  animede yaptılar bunu, hem de Hinata, Kageyama' nın kafasına yapıştırdı topu. Ki Kageyama yani :) Bir maçta insan ne kadar rezilleşebilir, düşebilir, hata yapabilirin cevabını da verdi Hinata aynı bölümde sağolsun.





Tüm karakterleri çok sevdim, çoğunun bir amacı, bir nedeni var. Çoğu takım olabilmenin önemini anlamış veya anlamaya çalışıyor. Ancak en etkileyici karakter olarak kendi adıma Oikawa' yı seçtim. Bunu ne laubali tavırlarına, ne ukalalığına ne de sevimliliğine borçlu. Karakter özellikle son bölümlerde o kısa flashback ve maç esnasında derinleşmiş bana kalırsa. Mücadelesi, hırsı, bunun için kendini nasıl geliştirmeye çalıştığı, takıma nasıl liderlik ettiği vs... ve sonu.

Haikyuu öyle ki maçlar esnasında insan takım tutmuyor. Tabii ki Karasuno' nun galibiyetini istiyoruz içten içe  ama karşı rakipler de güzel resmedildiği için insan en sonunda iyi olan kazansın diyor:)



( Animenin ikinci açılış parçası Sukima Switch' den "Ah Yeah!!") 





Çok saptım, derdimi de anlatamadım ama Haikyuu!! güzel bir anime. Voleyboldan anlamam demeyin gerekli açıklamalar bölüm içlerinde veriliyor zaten. Komik, eğlenceli ve oldukça keyifli bir anime. Tavsiye eden sağolsun.

Bu arada açılış ve kapanış parçaları dikkat çekici, en azından benim için...

İlk açılış parçası Spyair' in İmagination' ı ve Sukima Switch' in "Ah Yeah"' sı dışında kapanış parçalarından bir tanesi de NICO Touches The Walls' dan gelmiş.


(Birinci kapanış parçası "Tenchi Gaeshi (天地ガエシ) / NICO Touches the Walls, canlı versiyon olarak)






2 Mart 2015 Pazartesi

Amagi Brilliant Park: Bir anime...


2014 yapımı, 12 bölümlük bu animenin aslı Shoji Gatoh' un romanına dayanıyor. Ayrıca bir manga adaptasyonu da var.

Çabuk izlenecek, kafa yormayacak, eğlenceli bir anime arayanlar göz atabilirler.

Lise öğrencisi olan esas oğlan Seiya Kanie, narsist  kişiliğe sahip biri. Zeki, becerikli falan ama kendini beğenmişliği insanları ondan uzak tutmakta. Daha ilk bölümde Isuzu Sento tarafından ağzına silah dayanarak buluşmaya çağrıldığında hala daha narsistliğinden taviz vermeyen bir durumda. Isuzu, Sento ve Latife tarafından kendisine  Amagi Brilliant Park' ın müdürlüğü teklif edildiğinde  önce direniyor ancak daha sonra bunu kabul ediyor.

Amagi Brilliant Park, periler tarafından işletilen, çalışanlarının bir kısmı perilerden oluşan kocaman bir park ama iyi iş yapmıyor. Kapatılmaması için 500.000 ziyaretçiyi üç ay içinde tamamlaması lazım ancak hedefe çok uzak. Parkın sahibi - diyelim - Latife ve Isuzu son umutlarını kendisine güvendikleri Seiya bağlamış durumda.

Periler dedik ama Latife hariç öyle klişe bir peri kalıbı yok. Moffle, Macaron falan gayet ailevi sorunları ve dertleri ile uğraşan tipler. Özellikle Macaron ve Tirami istedikleri zaman gayet pislik olabilmekteler.

Varolan çalışanlar ve daha sonra yeni eklenenler, Seiya' nın direktifleri altında el ele vererek parkın kapanmasını önlemek için var güçleriyle çalışmaya başlarlar...

Zaman zaman eğlenceli. İyi ki daha fazla uzatmamışlar.

Açılış ve kapanış parçalarıyla işim olmaz ama içinde yer alan bu parça güzel.



9 Şubat 2015 Pazartesi

Kundo: Age of the Rampant (K-Movie)



2014 yılında gösterime giren Kore filmi Kundo: Age of The Rampant' ın yönetmeni Yoon Jong-bin. Filmde Kang Dong Won, Ha Jung-woo (Ha Jung-woo denilince aklıma gelen ilk film artık The Terror Live. Filmi izledikten sonra hakkında yazmak istemiştim ama toparlayamam diye vazgeçtim. İzlediğim iyi bağımsız filmlerden bir tanesi. Eğer izlemediyseniz bence bir göz atın ), Lee Geung-young, Lee Sung-min gibi isimler yer alıyor.

Joseon döneminde geçen filmde yozlaşmış sistem ve yöneticilerin durumları tasvir edilirken, bunların altında ezilen halkın durumu ilk önce anlatılıyor. Kundo adlı grup, yöneticilere karşı savaş açmış ve bir nevi Robin Hood görevi üstlenmiş durumda. Kasap  Dolmuchi ( Ha Jung-woo) de gelişen olaylar nedeniyle gruba katılarak, alanın en yoz yöneticilerinden birinin illegal oğlu Jo Yoon' a ( Kang Dong Won ) karşı intikam yemini ediyor.



Aslında ağır olaylar söz konusu ve çok kan dökülüyor ancak film bunu tatlı bir dil ile anlatıyor. Yumuşatmıyor ama anlatım tekniği de insanı rahatsız etmiyor. Müzikler, anlatıcı, oyunculuk hepsi bu anlatım tarzının bir öğesi olmuş durumda. Müzikleri beğendim ben, film genel olarak hafif bir western havası çağırıştırsa da müzikler bunu oldukça belirgin kılıyor. Çoğu insan neden bu tarz bir müzik seçimi yapıldığına takılmış. Açıkçası müzikler benim hoşuma gitti. Filmin havasına ve üslubuna katkısı olduğunu ve tamamladığını düşünüyorum. Aksiyon koreografileri doyurucu ve estetik.

Oyunculuklar iyi. Ha  Jung woo almış götürmüş. Abartı yok, cıvıtmak yok, dramatize etmek yok. Zaten  beğendiğim oyunculardan bir tanesidir. Burada da iyi bir iş çıkarmış.

Bilen bilir, Kang Dong Won' a ayrı bir sempatim, beğenim var  o nedenle bazen nesnel olmadığımı düşünürüm :) ama  artık kendini geliştiriyor falan da demeyeceğim. Kendisi iyi bir oyuncu. Kundo' da ki performansını da beğendim, kötü adam olarak iyi iş çıkarmış. Şimdi fan-girl moduna geçerek diyorum ki bu elemana uzun saç ve eline kılıç yakışıyor :P


Mükemmel ya da müthiş bir film değil ama bana kalırsa iyi film. Çekimleri, görüntüleri, estetiği, aksiyonu ve oyuncularıyla gözden kaçmaması gerekenlerden bir tanesi. Yoon-Jong bin' den güzel bir iş.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...