13 Eylül 2015 Pazar

Çiçekler Neden Bu Kadar Kırmızı? : 花儿为什么这样红?



Çiçeklerin neden kırmızı olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Ben de düşündüğümü hatırlamıyorum, olsa olsa çocukken düşünmüşümdür. Zaten konumuz çiçeklerin kırmızı olması değil, içiniz rahat olsun.

"Çiçekler Neden Bu Kadar Kırmızı?",  İngilizce haliyle "Why are flowers so Red?" ya da Çince (Mandarin) şekliyle "花儿为什么这样红?" aslen bir Tacik halk parçası. Bu yazıda bu parça ile olan serüvenimden ve bu parçadan bahsedeceğim ve muhtemelen ekleyeceğim videolarla bıkkınlık yaratacağım ama en azından bir iki versiyonunu dinleyin bence çünkü güzel bir parça.


Parça hakkında bazı kaynaklarda Uygurlara ait olduğu söylense ve karıştırılsa da  daha fazla kabul göreni Tacik kökenli olduğu. Öncelikle bir ülke olarak Tacikistan' a değineyim. 1991' de SSCB dağıldıktan sonra bağımsız olan Tacikistan diğer adıyla Tacikistan Cumhuriyeti, Orta Asya' da yer alan  Özbekistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Kırgızistan ve Afganistan ile komşu olan bir ülke.  Resmi dili Tacikçe. Tacikler daha çok Fars kökenliler benzer şekilde Tacikçe' de Farsi kökenli dillerden bir tanesi.

Tacikler, Tacikistan dışında ağırlıklı olarak Afganistan ve Rusya' da yaşıyorlar. Rusya' da sanırım daha çok çalışmak için bulunuyorlar. Bunun dışında Çin Halk Cumhuriyetinde yaşayan Tacikler de var.


Çin Halk Cumhuriyeti'nde yaşayan Taciklerin büyük çoğunluğu Xinjiang Özerk Bölgesinde Taşkurgan Özerk İlçesinde yaşıyor. Biz Xinjiang Özerk Bölgesine Türkçe'de Sincan Uygur Özerk Bölgesi diyoruz. Burada yaşayan Tacikler Tacikçe konuşmuyorlar, daha çok  Uygur dilinden ve Hint-Avrupa ailesinden gelen Wakhi adı verilen bir lehçeden etkilenmiş olan  Sarıkoli dilini konuşuyorlar. Ben Çin' de iki Tacik ile denk gelmiştim. Her ikisiyle de Uygur Restoranında karşılaşmıştık, az çok Türkçe biliyorlardı ama bunda Uygur Restoranında çalışmalarınında etkisi vardır muhakkak. Neyse zaten iki örnek ile genellemeye varamayacağım.


Bunların ardından gelelim "Çiçekler Neden Bu Kadar Kırmızı"' ya. Dediğim gibi parça aslen Tacik Halk Melodisi ancak 63 yapımı Visitors on The Icy Mountain adlı bir Çin casusluk filminin ana parçası haline gelince parça film ile birlikte tüm Çin' de oldukça popüler hale geliyor. O yıllarda araya romantizmin de eklendiği bir casusluk filminin ve filmde kullanılan harika parçaların popüler olmasına şaşırmamak lazım. Parçayı filmde kullanılan hale besteci Lei Zhenbang getiriyor. Muhtemelen orijinal halinin melodisinde, ritminde ve tonunda bir kısım değişikliğe gidiyor. Orijinalinin sözleri var mıdır bilemiyorum, varsa sözlerini Çince haline getirirken değiştirmiş mi bunu hiç bilemiyorum.


Öncelikle buyrunuz, parça ile tanışalım.




Bu video dört parçadan oluşuyor. İlk bölüm 1963 tarihli film Visitors On The Icy Mountain'den. İkinci kısım 2006 tarihli TV halinden. Üçüncü kısım ise opera versiyonu. Son bölümdeki parçanın adı Gulbita. Ya  Tacikçe ya da Sarıkoli dilinde seslendiriliyor bilemiyorum. İşte "Çiçekler Neden Bu kadar Kırmızı"' nın esasının bu olduğu söyleniyor. (ben pek benzetemedim ama)


Bu noktadan sonra parçanın orijinali derken Çince (Çince'den kastım Mandarin) sözlü, filmde kullanılan haline atıfta bulunacağım.

Öncelikle parçanın sözleri şu şekilde;


花儿为什么这样红
为什么这样红?
哎红得好像
红得好像燃烧的火
它象征着纯洁的友谊和爱情
花儿为什么这样鲜
为什么这样鲜
哎鲜得使人
鲜得使人不忍离去
它是用了青春的血液来浇灌



Bu da Türkçe hali. (Daha doğrusu Türkçeleştirmeye çalıştığım şekli.)


Çiçekler  neden bu kadar kırmızı?
Neden bu kadar kırmızı?
O kadar kırmızı ki
Yanan bir aleve benzeyecek kadar kırmızı.
Dostluğun ve aşkın saflığını sembolize ediyor.
Çiçekler   neden bu kadar taze?
Neden bu kadar taze
O kadar taze ki insan
o kadar taze ki insan ayrılmaya katlanamıyor.
Gençlik kanıyla sulanıyor.


Biraz kamyon arka yazısıvari olacak ama hatalıysam düzeltiniz zira çeviri işi hatta bunu insanlarla paylaşmak benim için sıkıntı verici işlerden bir tanesi.

1





İşte benim bu parça ile tanışmam bu vasıta ile  oldu. Parçayı seslendiren Çinli şarkıcı Zhang Ye (张也). Açıkçası bunu dinleyince parçadan hiç hoşlanmadım. Nedense bu versiyonunu pek sevmem. Ama ilgimi çeken bir nokta sayesinde bu parçaya gömüldüm. Şimdi sözleri öyle hemen anlamam mümkün değil, anlayacak olsam HSK 3 falan almış ve şimdiye kadar kanatlanmıştım ama ilk dize çok net. İşte, çiçekler neden bu kadar kırmızı diyor. E peki ben neyi merak ettim? Çiçek ve kırmızıdan bahsediliyor da klip neden mavi tonlu. İşte hep diyorum şu gereksiz noktaları merak etme huyum değişmiyor diye, oysa şu merakımı  doğru sorulara ve ciddi işlere yöneltmiş olsaydım şimdiye kadar çoktan atomu parçalamıştım :P.


Pek çok çocuk gibi benim de merak huyum küçük yaşlarda başladı. Hatırladığım kadarıyla ilk girişimimi dönemin pek çocuğu gibi radyonun içinde küçük insanlar var mı acaba, konuşan onlar mı, radyoyu parçalasam içinden Erol Evgin çıkar mı diye etrafa yönelttiğim sorulara tatmin edici cevaplar alamayınca radyoyu parçalayarak gerçekleştirdim. Bu konuda o kadar titiz davranmışım ki o zavallı radyoyu bir daha kimse eski haline getirmeyi başaramadı, annemin endişesi ise herhangi küçük bir parça yutup yutmadığımdı. O zaman frekanslardan,bilimden  falan bahsettiler bana muhtemelen ama benim yorumum bilimin tüm fantezi ve hayal gücünü bozan bir şey olduğuydu. Neyse bu düşüncem sonradan değişti. Okuma yazma öğrendikten sonra gökyüzü neden mavi, gök kuşağı nasıl oluşuyor gibi sorularıma ansiklopedilerden cevaplar alıp anne ve babam ile konuları derinlemesine inceleyerek öğreniyordum, işte mesela renk tayfı falan muhteşem şekilde büyüleyiciydi benim için. İşte bir noktadan sonra gereksiz şeyleri merak etmeye başladım sanırım. Bu da bunun örneklerinden bir tanesi. Böylece yolculuk başladı.



2






Parçanın bu enstrümantal hali oldukça hoş. Dansçının kim olduğunu bilmesem de oldukça başarılı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.



3





İşte parçanın müzikal anlamda en sevdiğim yorumu. Hastasıyım kısaca. Eğer aradaki bağlantıları atlamadıysam, okuduklarımı anladıysam ve kulaklarım beni yanıltmıyorsa bu yorum Erkin Abdulla' ya  ( Arken Abdulla) ait. Arken Abdulla, Kaşgar, Xinjiang, Çin doğumlu  bir müzisyen. Kendisinin başka parçalarını da dinlemiştim ancak bu yorumun onun olduğunu ilk anda anlayamadım. Genel tarzı Uygur etnik müziklerini değişik tarzlarla karıştırarak yorumlamak. Kendisiyle birlikte çalan Arken Music Group adı altında müzisyenler de varmış ayrıca. Bence harika bir yorum olmuş.


Koreografi ve dansa gelirsek - ki gelmek lazım - tek kelime ile harika. Özellikle koreografinin uygulanışı ve taşınışına hayran oluyorum her izlediğimde. Oldukça estetik. CCTV' nin her yıl düzenlediği dans yarışmaları ve gösterileri oluyor ve bunlara Çin' deki etnik gruplar katılıyor. Burada katılım Uygur Özerk Bölgesinden görünüyor ama grubu bilemiyorum. Neyse koreografi ve müzik  düzenlemesi çok güzel.







Bu yorum Çinli şarkıcı Tan Jing' e ait. Güzel söylemiş.


5




Bu ise parçanın orkestra destekli bir yorumu. Seslendiren Wu Buxia. Opera sanatçısı olan Wu Bixia, yerel ve etnik parçaları seslendiriyormuş daha çok.



Daha fazla uzatmadan burada bir son vereyim bu yazıya. Parçanın daha bir çok versiyonunu bulabilirsiniz. Sonuçta güzel parça. Bir şarkı için de bu kadar yazı yazdım ya, kendimi ayrıca tebrik ediyorum.



2 yorum:

Paul Muad-Dib dedi ki...

İyi ki de yazmışsın ama harika olmuş, gerçekten bayıldım, eline sağlık.
Öncelikle parça çok hoş, zaten folk müziğa karşı zaafım olduğundan bundan da pek etkilendim. Özellikle opera versiyonu, Arken Abdulla, Tan Jing, Wu Buxia yorumları favorilerim oldu. Dediğin gibi parça güzel zaten sanırım o yüzden hepsi de hoşuma gitti.
Zhang Ye'nin yorumu bana Sarah Brightman'ı hatırlattı biraz ama benim de merak ettiğim şey şu oldu, klibin neden mavilerle dolu olduğunu söylememişsin. :D

Tawannanna dedi ki...

sağolasın :) o konu üzerine çok araştırma yaptım ama tatmin edici bir bilgi bulamadım. en son boyut kırıp olayı fantastik bir zemine çekmek istediklerini düşündüm ama bu yorumum bana çok sıkıcı geldi. estetik bulmakla birlikte bu mavi ton fikri ile gelen kişi ya da ekibin kafasını yakalayamayarak yıldım ve üzüldüm ama sonunda beynimde bir ışık yandı: bence sazan avı yapmışlardı :))

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...